Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Çocuğun Cinsel İstismarı

Yazan : Furkan Yavuz [Yazarla İletişim]

İÇİNDEKİLER

ÖZET………………………………………………………………………………………..…3
GİRİŞ………………………………………………………………………………………….4
GENEL OLARAK ÇOCUK KAVRAMI………………………………………………......5
ÇOCUK İSTİSMARI KAVRAMI…………………………………………………………..6
ÇOCUK İSTİSMARI TÜRLERİ…………………………………………………...……….7

CİNSİYETE VE YAŞA GÖRE CİNSEL İSTİSMAR…………………………..………...9

AİLE İÇİ CİNSEL İSTİSMAR ‘ENSEST’……………………………………..…………10

ENSESTİN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ…………………………………...11
İNTERNETTE ÇOCUK İSTİSMARI……………………………………………………..12
CİNSEL İSTİSMAR İLE İLGİLİ DOĞRU VE YANLIŞLAR……………………...…...13
İSTİSMARCI KAVRAMI…………………………………………………………….……14
MEVZUATIMIZIDA CİNSEL İSTİSMAR ………………………………...…………….15
CİNSEL İSTİSMARIN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ……………….…………..17
a.Cinsellik Üzerine Etkileri…………………………………………………………..18
b.Depresif Duygu Durmu Üzerine Etkileri………………………………..………...19
c.Davranışsal Etkiler………………………….………………………..…………….19

d.Kişilik Gelişimi Üzerine Etkiler………………………………………...……….…19
İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUĞUN DAVRANIŞ BİÇİMİ………………..……..……21
TÜRKİYE VE DİĞER ÜLKELERDE ÇOCUK İSTİSMARINA KARŞI TUTUM…....22


SONUDž………………………………………………………………………………….…25

KAYNAKÇA……………………………………………………………………….………..28


ÖZET
Son yıllarda cinsel suçlar artmakta ve çocuk cinsel istismarı da ilk sıralarda yerini almaktadır. Çocukluk dönemi, cinsel gelişim ve bilgilenmenin henüz tamamlanmadığı bir süreçtir. Bu dönemde yaşanacak herhangi bir cinsel istismar eyleminin, özellikle aile içinden kaynaklanması çocukta meydana gelebilecek zararı daha da ağırlaştırmaktadır. Cinsel istismar çocuklarda uzun süreli duygusal ve davranışsal etkilere, korku, depresyon, kızgınlık, düşmanlık ve uygunsuz cinsel davranışlara yol açar. Bu nedenle çocukların, cinsel istismarı tanımlama veya gösterme yeteneğinde olduklarına inanılmalı ve profesyonel kişilerden destek alınmalıdır.



















1.GİRİŞ
Çocukta cinsel istismar yüzyıllardır bilinen bir konudur. Bununla beraber son yıllarda çocukluk cinsel istismarında bir artış söz konusudur. 1998'de Amerika Birleşik Devletleri’nde çocuk ve ergenlerin binde 1.6' sının cinsel istismara uğradığı bildirilmiştir. Başka ülkelerde yapılan epidemiyolojik çalışmalarda da benzer oranlardan söz edilmektedir. Ülkemizde ise Trakya Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada, aile içi cinsel istismarın %1.4 oranında olduğu bulunmuştur. Çocuk istismarı, karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psikososyal kapsamlı ciddi bir sorundur. Dünya Sağlık Örgütü 1999 yılında çocuk istismarı veya çocuğa karşı kötü muameleyi; “sorumluluk, güven ve yetenek ile ilgili genel durumunda çocuğun sağlığına, yaşamına, gelişimine ve değerine zarar verebilen, fiziksel ve/veya emosyonel kötü davranışı, ihmali, her türlü ticari çıkar için çocuğun kullanılmasını içeren davranışlar” olarak tanımlamıştır. Çocuğa yönelik kötü muamele ya da çocuk istismarı insanlık tarihi kadar eski, bir o kadar bilinen ancak ortaya çıkarılan sayısı kadar çıkarılmayanları da olan, sosyal ve tıbbi bir sorundur. Bir istismar olgusunun saptanması, tıbbi ve psikolojik tedavi sürecinin dışında yasal işlemleri de zorunlu kılar. Çocukluk çağı travmaları içinde çocuk istismarı yinelenebilirliği, çocuğa genellikle en yakınları tarafından yapılıyor olması, bu nedenle de tanımlanması ve tedavi edilmesi en zor olan travma şeklidir. Konuyla ilgili olarak yapılan araştırmalarda bir grup kadında görülen sinirsel - psikososyal eksikliğin nispeten çocukluk çağında cinsel istismara uğramaları ile ilişkili olduğu görülmüştür. Çocuk istismarı ve ihmali; anne, baba ya da bakıcı gibi bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini engelleyen ya da kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümüdür. Bu eylemlerin sonucu olarak; çocuğun fiziksel, ruhsal, cinsel ya da sosyal açıdan zarar görmesi, sağlık güvenliliğinin tehlikeye girmesi söz konusudur. İstismar ve ihmalin bu farklı şekilleri yalnız aileleri değil, toplumu, sosyal kuruluşları, yasal sistemleri, eğitim sistemini ve iş alanlarını da etkileyen bir halk sorunudur. 1

Genel olarak ‘Çocuk’ kavramı
“ÇOCUK” kavramı tarihte toplumun yapılarına, kültürlerine, inançlarına, ekonomilerine göre değişen bir kavramdır.2 Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre ise “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır”.
Çocuk doğduğu andan itibaren büyüme süreci içinde ailesiyle özellikle babası ile kurduğu etkileşimden çıkardığı sonuçları özümseyerek kişiliğinin ve ruhsal yapısının temellerini oluşturmaktadır. Toplumların geleceği olan çocuk ve gençlerin her yönden sağlıklı yetiştirilmeleri, kişilik gelişimleri için de çok önemlidir.3
Çocuk ana babaya yalnızca bakım ve beslenme açısından değil aynı zamanda ilgi ve sevgi bakımından da muhtaçtır. Çocuk sevgi dolu ve huzurlu bir aile ortamında kurduğu temellerle davranışlarını, sosyal ilişkilerini ve topluma uyumunu düzenler. Nesillerin iyi yetişmesi, ana ve babaların tutumlarına bağlıdır ve onların eseridir. Bu nedenle ana babaların çocuklarına karşı gösterdikleri tutum ve davranışlar, çocuğun yetiştiği ortam, çevresindeki diğer yetişkinlerin davranışları çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirmesi açısından önemlidir.
Ana babaların çocuklarına karşı gösterdikleri tutumlardan birisi hoşgörüdür. Çocuk merkezli bu tutumda, ailenin merkezi çocuk olmuştur. Çocuğun hiçbir sorumluluğu yoktur, ilgi içinde boğulmuştur. Çocuk herhangi bir neden yokken hediyeler verilerek ödüllendirilir. Bir diğeri ise ilgisiz tutumdur. Çocuklarına karşı çok az ilgi gösteren ailelerin tutumudur. Genelde çocukları tarafından rahatsız edilmek istemezler. Çocukların davranışlarında her hangi bir kısıtlama yoktur. Katı, baskıcı tutumda ise aile çocuğa aşırı baskı uygular, çocuk itiraz edince cezalandırılacağını bilir. Bu tip ana babalar çocukların çabuk büyüyüp olgunlaşmasını isterler. Diğer bir ana baba tutumu da reddeden ana baba tutumudur. Ana baba çocuğa karşı düşmanca bir tavır içindedir. Sık sık çocuğu cezalandırır. Çocuklarının uslanmaz bir yaramaz olduğunu düşünür. Koruyucu ana babalar ise çocuğu her konuda korumak isterler, çocuğun yapabileceği şeyleri bile kendileri yaparak fırsat vermezler. Destekleyici ana babalar ise çocuklarına karşı pozitif tutum sergilerler. Çocuklarını gerektiği zaman desteklerler, çocuklarına bağlı olmakla birlikte onun kölesi olmayan kişilerdir. 4
Ana babaların çocuklarına karşı tutumları, kendi kişilik özelliklerinden, içinde yetiştikleri sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik koşullardan, eğitim düzeyinden, çocuklarına ait özelliklerden ve içinde bulundukları toplumun geleneksel çocuk yetiştirme yöntemlerinden etkilenmektedir.
Çocuğun ihmal ve istismarı ise, çocuğun duygusal yaşantısını ve kişiliğini direkt olarak etkilemekte, çocuğun ilerideki yaşantısında sağlıksız bir kişilik geliştirmesine neden olabilmektedir.

Çocuk İstismarı Kavramı
Çocuk istismarı fiziksel ya da psikolojik olarak bir çocuğa bir yetişkin tarafından kötü davranılmasıdır. Ayrıca çocuklara kötü davranmak veya çocuk istismarı ve ihmali ile de çoğu zaman eş anlamı taşır.
Çocuk istismarı, çok geniş anlamda, belli bir zaman dilimi içerisinde bir yetişkin tarafından çocuğun o kültürde kabul edilmeyen bir davranışa maruz kalması şeklinde tanımlanabilir. Bu davranışlar ülke içinde veya ülkeler arasında farklı boyutlarda gözlenebilir.
WHO’nun (Dünya Sağlık Örgütü) 1985’de yapmış olduğu tanıma göre ise “çocuğun, sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplumu veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar çocuk istismarı” olarak kabul edilir. Tanım aynı zamanda çocuğun istismar veya şiddet olarak algılamadığı veya yetişkinlerin istismar olarak kabul etmediği davranışları da içine alır. Davranışın mutlak, çocuk tarafından algılanması veya yetişkin tarafından bilinçli olarak yapılması şart değildir. Çocuk istismarı çeşitleri ele alındığında fiziksel, cinsel ve duygusal istismar ile ihmal ayrı ayrı incelenmelidir.5
7 Türk Tabipleri Birliği'ne göre ise, "Çocuk ve erişkin arasındaki temas ve ilişki, o erişkinin veya başka birinin seksüel stimülasyonu (uyarımı) için kullanılmışsa, çocuğun cinsel istismara uğradığı kabul edilir. Cinsel istismar bir çocuğun bir başka çocuk üstüne belirgin bir gücü veya kontrolü söz konusuysa ya da bariz bir yaş farkı varsa da gerçekleştirilebilir. Bu tanımlama özellikle erişkinler tarafından çocuklar üzerinde oluşturulabilecek her türlü cinsel istismarı kapsamaktadır."
Çocuk İstismarı Türleri6
Fiziksel taciz, tecavüz, çocuk pornografisi, sözel olarak ya da mimiklerle cinsel imada bulunmak, cinsel ilişkiye tanıklık etmeye zorlamak, pornografik yayın göstermek, seks işçiliğine teşvik etmek, potansiyel çocuk istismarcılarıyla bağ kurmaya teşvik etmek cinsel istismar türlerinden bazılarıdır.7
Çocuk istismarının yaygın olarak görülen beş şekli vardır. Bunlar;
1- Fiziksel istismar: Çocukların bileklerini incitmek, fiziksel şiddet uygulamak, belirli cezalandırma tipleri
2- Cinsel istismar: çocukların bir yetişkin tarafından cinsel uyarı ve tatmin amacıyla kullanılması
3- Duygusal psikolojik istismar: Sevgi ve ilgi göstermemek
4- İhmal: : Yiyecek, barınma, sağlı bakım gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, terk edilmeleri
5- Şiddete tanık olma: Aile içindeki diğer şiddet türlerini izlemiş olmaları8
Biz burada konumuz olan çocuğun cinsel istismarından bahsedeceğiz. İlk olarak çocuğun cinsel istismarını tanımlamak gerekirse; çocuğun kendisinden en az 6 yaş büyük bir kişi tarafından cinsel haz amacıyla zorla ya da ikna edilerek cinsel etkileşime maruz bırakılması halinde çocuğun cinsel istismarından bahsedebiliriz. Ensest, tecavüz, çocuğu pornografi ve fuhuş malzemesi yapmaktan; teşhircilik, cinselliği kışkırtan konuşmalar, cinsel ilişki ya da pornografik film seyrettirme,cinsel organları okşama, oral sekse kadar değişen eylemler cinsel istismar spektrumu içindedir.9
Çocuğun bir yetişkin tarafından; cinsel uyarı ve doyum için kullanılması, fuhuşa zorlanması, pornografi gibi suçlarda cinsel obje olarak kullanılması cinsel istismardır. Genital bölgeye dokunma, teşhircilik, pornografi, ırza geçmeye kadar çok geniş yelpazedeki tüm davranışları kapsamaktadır. Cinsel istismarın mutlaka şiddet içermesi gerekmez, çocuğun rızasının olup olmadığına bakılmaz.

Cinsiyete ve yaşa göre cinsel istismar
Cinsel istismara uğrama, cinsiyetler arasında farklılıklar göstermekte ve kızlarda üç kat daha fazla görülmektedir. Bununla birlikte, erkek çocukların istismarının açığa vurulması kızlara oranla daha az olabilmektedir. Cinsel istismar %77 olasılıkla aile, %11 diğer akrabalar, %5 bakımla ilgisi olmayan kişiler, %2 ise çocuğun bakımı ile ilgilenen diğer kişiler tarafından uygulanmaktadır. Faillerin çoğu 20-40 yaşları arasında olup, hafif derecede kadın üstünlüğü vardır, ancak sadece cinsel istismar açısından bakıldığında erkekler daha ön planda yer almaktadır. Kurbanın cinsiyeti ne olursa olsun faillerin çoğu erkektir ve kurban tarafından kim oldukları bilinmektedir. İstismarcıların birçoğu da çocukluklarında, ya cinsel istismara uğramışlardır ya da ev içerisinde şiddet olgusu vardır. Cinsel istismarcı birey genelde düşük eğitim ve sosyoekonomik düzeye sahiptir. Aile genelde tek ebeveynden oluşmaktadır.10
Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları incelendiğinde; %30'unun 2-5, %40'ının 6-10, %30'unun 11 - 17 yaş grubunda olduğunu görüyoruz. Bir başka deyişle olguların %70'ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismara maruz kalan çocuklarda kız/erkek oranı 3'tür. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın bulunmuştur. İstismarcıların %96'sı erkek, %80'i de çocuğun tanıdığı birisidir.11



Aile İçi Cinsel İstismar “Ensest”
Ensest; evlenmeleri hukuksal, ahlaki ve dini açılardan yasaklanmış yakın akraba olan kadın ile erkeğin cinsel ilişkide bulunmaları anlamında kullanılmaktadır. Cinsel sapkınlık olan ensest “akraba aşkı” olarak da tanımlanmaktadır. Çocuklara cinsel istismarın en önemli nedenlerinden biri de yetişkinlerin cinsel tatminsizliğidir. Erişkinlerin cinsel anlamda kendilerini yeterince doyuramamış olmalarının ve bastırılmış cinselliğin çocuk istismarındaki rolü büyüktür. Burada özellikle vurgulanması gereken bir nokta da ensest ilişkilerde ailenin yapısıdır. Özelilikle kırsal bölgelerde kalabalık aileler aynı odada yatabiliyor. Yani anne, baba, amca, dayı gibi akrabalar çocuklarla aynı odada yatabiliyor. Bu da cinselliğin ulu orta yapılmasına neden oluyor ve bir mahremiyet boşluğu yaşanıyor.
Ensest konusunda düşünülen risk faktörleri (ensestin olabileceğini düşündüren belirtiler) ise;
* Alkolik baba
* Alışılmışın dışında şüpheci ya da bağnaz baba
* Otoriter baba
* Annenin olmayışı ya da ailede koruyucu güç olmayı beceremeyen anne
* Annenin ev işlerini yapan ve anne rolünü oynayan kız çocuğu
* Anne babanın bitmiş ya da sorunlu cinsel yaşantılarının olması
* Babanın kendi kontrolünü sınırlayan faktörler; madde bağımlılığı, psikopataloji, sınırlı zeka
* Küçük kızda aniden gelişen baştan çıkarıcı tavırların varlığı
* Çocuğun insanlara yakın ilişki kurmasına izin verilmemesi,
* Anne babanın yabancılara karşı düşmanca, paranoid tutum içine girmesi,
* Anne veya babanın ya da her ikisinin ailesinde daha önce ensest ilişkinin varlığı,
* Babanın puberte döneminde kızına karşı aşırı kıskançlık göstermesi.
Aile içi taciz % 60’lık bir oranla baba, dede, amca, dayı tarafından gerçekleştirilmiştir.12

Ensestin Çocuklar Üzerindeki Etkileri
Ensestin çocuk üzerindeki etkileri; çocuğun saldırganla olan ilişkisine, seksüel aktivitelerin şekline, çocuğun işbirliğine, şiddet kullanımına, fiziksel zararın varlığına, çocuğun yaşı ve gelişim basamağına ve travma öncesi psikolojik gelişimine bağlı olarak değişmektedir. Ailenin olaya tepkisi de konu üzerinde etkileyici rol oynar.
Cinsel istismara uğramış olan çocuklarda; parmak emme, tırnak yeme, enüresis, enkopresis gibi davranışlara sık rastlanmaktadır. Bunun yanı sıra fobiler ve uyku bozuklukları, kız çocuklarda erkek çocukların yanında güvensizlik ve anksiyete (kaygı) belirtileri, bulantı, kusma, karın ağrıları, baş ağrıları gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Daha büyük çocuklarda; suçluluk hissi ve depresyon görülebilir. Suçluluk hissi, olayın kendisinden değil aile fertleri ile daha sonra yaşanan olaylardan kaynaklanır.
Bunun yanı sıra cinsel istismarın, kendileri da cinsel istismara uğramış kişiler tarafından sıklıkla yapıldığı da araştırma sonuçlarında ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak cinsel istismar, bireyin ebeveyn ve cinsel olarak fonksiyonlarını etkilemektedir.13


İnternette Çocuk İstismarı
Günümüzde 25 milyondan fazla çocuk Internet'te saatlerce sörf yapmakta ve her dört çocuktan biri seks sitelerine girmektedir. Çocuklarla cinsel ilişkiye girmek isteyen erişkinler, çocukların sık kullandıkları sohbet odalarına girmekte ve bu sırada karşılaştıkları çocuklara erotik fotoğraflar göndererek gerçek ortamda da buluşma teklifleri yapabilmektedirler. Küçük çocuklardan cinsel ilgi duyma, haz alma ve cinsel ilişkiye girme olarak tanımlanan pedofili üzerine 7.650 adet sansürlenmiş site olduğu ve sanal pedofili piyasasının 5 milyar dolar civarında olduğu da bildirilmektedir.
İnternet'in bir pornografi yayın aracı olarak kullanımı da hızla yaygınlaşmaktadır. Çocuk pornografisi, bir çocuğun gerçek veya kurgulanmış herhangi bir cinsel aktivite içinde gösterilmesi ya da vücudunun belli yerlerinin cinsel amaçla gösterilmesi olarak tanımlanmaktadır. Kaydedilen görüntüler fotoğraf, CD ya da videokaset şeklinde olabilir ve erişkinlerin cinsel doyumunu sağlamak amacıyla kullanılır. Çocuk tacizcileri günümüzde bilgisayar teknolojisini çocuk pornografisi görüntülerini elde etmek ve dağıtmak amacıyla kullanmaya başlamışlardır. Ayrıca dijital grafik programları ile aslında pornografik olmayan fotoğrafların da pornografik hale dönüştürülmesi mümkün olmaktadır. Kanada'da 561 cinsel tacizci üzerinde yapılan bir çalışmada tacizcilerin % 17'sinin taciz sırasında pornografiyi kullandıkları, çocukları cinsel olarak taciz edenlerin, erişkinleri taciz edenlere göre pornografiye daha çok başvurdukları saptanmıştır. Cinsel istismar sırasında pornografinin kullanımı % 55 olguda çocuğa pornografik materyalin gösterilmesi, % 36'sında ise taciz ettikleri çocukların resminin çekilmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Çocuk pornografisine yönelik suçlar çoğunlukla suç örgütleri tarafından işlenmektedir. Internet'in sınırları aşma özelliği nedeniyle de bu tip istismarın önlenmesi oldukça zor olmaktadır.
Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Suç Araştırmaları Anabilim Dalında 2006 yılında yapılan bir araştırmada ABD sitelerindeki pornografik fotoğrafların tüm dünyadakilerin % 51'ini oluşturduğunu, ABD'yi sırasıyla Rusya, Japonya, İspanya ve Tayland'ın izlediği gözlenmiştir. Bu çalışmada verilen diğer rakamlar ise şöyledir: Dünyada pornografik web sitesi sayısı: 4,2 milyon; arama motorlarından pornografik site arama sıklığı: günde 68 milyon; son bir yılda üretilen pornografik film: 11 bin; yasa dışı çocuk pornografisi site sayısı: 106.417.
Ailelere çocuklarının İnternet'te güvenliğini sağlamaları konusunda verilebilecek öneriler ise şunlardır: Çocukları ile iyi bir iletişim halinde olmaları ve çocukları ile Internet'te neler yaptıklarını konuşmaları, çocuğun Internet'e girdiği bilgisayarın çocuğun odasında değil, evin ortak kullanım alanlarından birinde olması, Internet kullanımı konusunda kurallar konması, çocuğun Internet ortamında kişisel bilgileri gizli tutması, aile güvenliği yazılımlarının kullanılması gibi önerileri içermektedir.14

Cinsel İstismar İle İlgili Doğrular ve Yanlışlar
*Çocuklar cinsel istismarı hayal güçlerinin genişliği nedeniyle uydururlar.
*Çocuklar bu konuda genellikle yalan söylemezler. İlk kural çocuğa inanmak olmalıdır.
*Olayı provoke eden çocuklar, şirin ve cazip kız çocuklar, evden kaçan çocuklar, ihmal edilmiş çocuklar potansiyel kurbanlardır.
*Bir kez olan ya da tekrarlayan cinsel istismar çocuğun ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından ciddi derecede zarar vericidir. Kurbanlar her sosyo-ekonomik ve her sosyo-kültürel gruptan gelen kız ve erkek çocuklar olabilir.
*Parklar, genel tuvaletler, ıssız sokaklar, karanlık yerler, boş inşaat sahaları tehlikeli bölgelerdir.
*Olayın olduğu yer genellikle ev, okul, ev ile okul arasındaki yol gibi çocuğun içinde bulunduğu yakın çevresidir.
*İstismarcılar genellikle yaşlı ve yabancı erkeklerle sokaktaki hırpani serserilerdir.
*Olguların % 80-95’inde fail 20-40 yaşları arasında, kurban tarafından tanınan, evli ve çocuklu erkeklerdir.

İstismarcı Kavramı
Bu bilgilerden sonra çocuğu çeşitli yollardan istismar eden kişiden bahsetmemizin de faydalı olacağı kanaatindeyiz.
Çocuğa cinsel taciz; anne, baba, üvey anne-baba, kardeş, akraba, öğretmen, komşu veya herhangi bir yabancı kişi tarafından yapılabilir. Tacize uğradığında çocukta çoğu zaman rahatsız edici duygular, düşünceler veya davranışlar gelişebilir .İstismarcı; çocuğa yabancı biri olabileceği gibi genellikle çocuğun bildiği çevrede yaşayan kişi ya da toplumda saygın ve sevilen birisi de olabilir. Dış görünüşünün ardında çekingen, kendine güveni ve saygısı olmayan bir kişilik yatar. Erişkinlerle ilişki kurmakta zorlanır. Başkalarının üstünde güç gösterilerine ihtiyaç duyduğu için kurbanlarını çocuklardan seçer. Her zaman yaralamak ve zarar vermek amacını taşımasa da, çocuğu incittiğini ve zarar verdiğini kabul etmez.15
Mevzuatımızda Çocuğun Cinsel İstismarı İle İlgili Yer Alan Hükümler

A) 5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU
* Cinsel saldırı Madde 102 - (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, (verilen cezalar yarı oranında artırılır.)
* Çocukların cinsel istismarı Madde 103 - (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış.
* Reşit olmayanla cinsel ilişki MADDE 104 (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
* Cinsel taciz MADDE 105 (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikâyeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına hüküm olunur.
* TCK 225-226
Hayasızca hareketler MADDE 225 Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Müstehcenlik, MADDE 226
a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,
b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten,
c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,
d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,
e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,
f) Bu ürünlerin reklamını yapan, kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
* Fuhuş MADDE 227
(1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.
B) Çocukların Satılmaları, Çocuk Fuhşu ve Pornografisi Konusundaki İsteğe Bağlı Protokol
Genel Kurul’un 25 Mayıs 2000 tarih ve 54/263 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
* Madde 2 ÇOCUK PORNOGRAFİSİ c) hangi yoldan olursa olsun, belirleyici özelliği cinsel amaçlı bir betimleme olmak üzere, çocuğu gerçek fiille ya da benzeştirme yoluyla cinsel etkinlik içinde gösterme ya da çocuğun cinsel organlarını herhangi bir biçimde teşhir anlamına gelir.

1.Cinsel İstismarın Çocuk Üzerindeki Etkileri
Çocuklarda cinsel istismar önemli bir halk sağlığı sorunudur ve uzun dönem olumsuz sonuçlara yol açmaktadır. Bu sonuçlar için tek bir sendrom yoktur, ancak cinsel istismar risk etmeni olarak kabul edilmektedir. Özellikle kaygı bozuklukları cinsel istismara uğrayan çocukluklarda kısa süre içinde ortaya çıkabilmektedir. Yapılan bir araştırma, kadınlarda uyuşturucu bağımlılığının daha yüksek oranda çocukluğunda cinsel istismara uğrayan kişilerde ortaya çıktığını, daha sıklıkla frigide, çok eşlilik ve depresyon görüldüğünü ortaya koymuştur. Cinsel istismarda olası sonuçlar; cinsellik üzerine etkiler, emosyonel etkiler, depresif duygudurum üzerine etkiler, anksiyete şeklindeki etkiler, davranışsal etkiler ve kişilik gelişimine etkiler başlıklarıyla incelenebilir.16



a.Cinsellik Üzerine Etkileri
Cinsel istismara uğramış çocukta cinsel duygu ve tutumlar, normal gelişimlerinden sapabilir ve uygun olmayan biçimler alabilir.Yüksek riskli cinsel eylemler, cinsel istismara uğramış çocuklarda sık görülmektedir. Cinsel taciz öyküsü olan çocuklarda erken başlangıçlı cinsel yaşam, daha fazla oranda ergenlik çağında gebe kalma, birden fazla cinsel eş ve daha fazla cinsel saldırıda bulundukları da bildirilmektedir. Sık ve devamlı cinsel oyun, cinsel olarak baştan çıkarıcı davranışlar sergilemesi, yaşıyla uyumsuz cinsel aktivite göstermesi, kontrolsüz mastürbasyon ve resim çizimlerinde tacizi belirtme, uygunsuz cinsel davranışlar (herkesin ortasında mastürbasyon), cinsel ilişki taklidi, anüs veya vajinaya yabancı cisim sokmak, insanlara sürtünmek, sürekli genital organlarıyla oynamak gibi, cinsellik veya seks konularına anormal ilgi gösterme veya tamamen ilgisiz kalma sık görülen davranışlardır. Cinsel tacize uğrayan bazı çocukların yeni ilişkilerini cinsellik üzerine kurdukları görülmektedir. Bu tarz çocuklar genellikle, yetişkin olduklarında ya çocuklara cinsel taciz uygulamakta ya da para kazanmak için cinselliklerini kullanmaktadır17
Cinsel istismara uğrayan çocukta;
* İhanet duygusu: İstismarcı çocuğun ona duyduğu güvenin sarsılmasına ve çocukta ihanete uğrama duygularının yerleşmesine neden olur.
* Acizlik: Çocuk istek ve iradesi dışında cinsel amaçlı kullanıldığında ve bunu engelleyemediğinde kendini çaresiz ve aciz hissedebilir.
* Damgalanma: Cinsel istismar olayına eşlik eden kötülük, utanç, suçluluk gibi kavramlar zamanla çocuğun benlik algısına karışır ve kendini böyle algılamaya başlar.


b.Depresif Duygu Durumu Üzerine Etkileri
Cinsel istismara uğrayanlarda, depresyon veya aile fertlerinden/ arkadaşlarından uzaklaşma, tekrarlayan atipik ağrı, kendine zarar verici davranışlar, aşağılık duygusu gelişme riski artmaktadır. Bu gibi çocukların gelecek hakkında olumsuz düşüncelere ve düşük benlik saygısına sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca hiç bir işe yaramama duygusu, seks konusunda tuhaf düşüncelerin oluşması, içine kapanık ve yetişkin insanlara fazla güvenmemek gibi olumsuz duygular da yaşanabilir. Hatta bazı çocuklarda intihara teşebbüs bile olabilir. Yapılan bir çalışmada erişkin yaşta başlayan majör depresyonun, çocuklukta cinsel istismarla ilişkili olabileceği belirtilmiştir.

c.Davranışsal Etkiler
Cinsel tacize uğrayan çocuk mutsuzdur, davranışları uçarıdır, ya çok titiz ya da dağınıktır. Yabancılara karşı alışılmadık biçimde davranır, ya çok yakın ya da çok utangaç ve korkaktır, ya çok uslu ya da provoke edicidir. Cinsel kötüye kullanıma uğramış erkek çocuklarda en sık görülen davranış tepkisi, saldırgan davranışların gelişimidir. Ayrıca dışa vurucu davranışlar, uyku bozuklukları ve uzaklaşma davranışlarını da gösterebilirler. Kızlarda gözlenen en sık davranış tepkisi ise, aşağılık duygusu ve kendine zarar verme davranışlarıdır. Kendine zarar verici davranışlar genellikle vücudunda sigara söndürme ve bileğini kesme şeklindedir.

d.Kişilik Gelişimi Üzerine Etkiler
Borderline kişilik bozukluğu saptanan kişilerin %70-80’inde, çoğul kişilik bozukluğu saptananların %85-90’inde çocukluk çağı cinsel istismar öyküsü pozitif bulunmuştur. Yine cinsel istismarda bulunan kişilerin %60-95’inde öykü pozitiftir. Çok küçük çocuklar bile yaşadıkları önemli olayları, aradan uzun süre geçmesine karşın doğru hatırlayabilmektedir. Kişiler arası ilişki kurma ve sosyal ilişkileri sürdürebilme becerisi, cinsel istismardan olumsuz olarak etkilenmektedir. Sonuç olarak; kanıtların eksikliği, yanlış bilgiler, kültürel ve geleneksel değerler istismarın göz ardı edilmesine yol açabilmektedir. Travma ancak çok ciddi boyutlarda olduğunda çocuk istismarı düşünülmektedir. İstismar göstergesi olan hafif bulgular atlandığında veya bildirimi yapılmadığında, yaşamsal önem taşıyan olumsuz sonuçlarla karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle, çocuk istismarının tanı ve tedavisinde etik, ahlaki ve kanuni yükümlülükleri olan sağlık ekibi üyelerinin, çocuk istismarının bulgu ve semptomlarını bilmeleri gerekir. Çocuk istismarında multidisipliner yaklaşım esastır ve bu yaklaşımın bir parçası olarak çocuk ve ailenin psikiyatrik değerlendirmesinin yapılması öncelik taşır. Sağlık çalışanları bakım ve tedavi görevlerinin yanı sıra, eylemi yasal birimlere bildirme yükümlülüklerinin de olduğunu unutmamalıdırlar.18 Ayrıca cinsel tacize uğramış çocuklarda aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:
* Cinsellik veya seks konularına anormal ilgi gösterme veya tamamen ilgisiz kalma.
* Uyku sorunları veya kabus görme.
* Depresyon veya aile fertlerinden/arkadaşlarından uzaklaşma.
* Vücutlarının kirli olduğu veya cinsel organları bölgesinde bir sorun olduğu gibi düşüncelere sahip olma.
* Okula gitmeyi istememe.
* Normalin dışında yaramazlık yapma / söz dinlememe.
* Yaptığı çizimlerde, oynadığı oyunlarda cinsel tacizi andıran resimler/oyunlar.
* Anormal bir şekilde agresif olma.19
Cinsel istismar sonrası tanı koyma işlemi
çocuğun yaş ve gelişimine uygun (kognitif özellikler, zihinsel gelişim, sözcük haznesi) sözcükler kullanılmalı, çocuğa soruları yanıtlamak için yeterince zaman tanınmalı, çocuğun duygusal tepkileri dikkatle izlenmeli ve uygun tepkilerle çocuk desteklenmelidir.
Çok küçük çocuklar bile yaşadıkları önemli olayları, aradan uzun süre geçmesine karşın doğru hatırlayabilirler. Olayın anımsanması, olayın karmaşıklığına, çocuğun katılımına, duygusal etkisine, çocuğun sözcük, bilgi düzeyine göre değişir. Kişiler ve yerden çok aktiviteleri hatırlarlar. Özellikle küçük çocuklarda zaman kavramı gelişmemiştir.
Özellikle okul öncesi çocuklar farklı görüşmelerde farklı (tutarsız) ancak %90 oranında doğru bilgi verirler (parçalı hafıza). Görüşme öncesinde yapılan görüşme ve yönlendirmeler nedeniyle özel sorulara yanlış yanıtlar verebilirler. Açık uçlu sorulara erişkinler kadar (%94) doğru yanıt verirler.20

İstismara Uğrayan Çocuğun Davranışları
Çocuklar şu sebeplerden dolayı istismara uğradıklarından bahsetmezler:
* Kendilerinden inanılmayacağını düşünürler.
* Başlarının belaya gireceğinden korkarlar.
* İstismarcının tehdidinden korkarlar.
* İstismarcıyı korumak isteyebilirler, istismarcıyı sevebilir ama yaptıklarını sevmezler.
* Nasıl anlatılacağını bilmeyebilirler.
* Cinsel davranışların yanlış olduğunu bilmeyebilirler.
* Arkadaşları tarafından dışlanacağından korkabilirler.
* Homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkabilirler.
* Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.
* Gammaz olarak adlandırılmak istemezler.
* İyi çocukların cinsellikle ilgili sözcükleri kullanmamaları gerektiği söylenmiş olabilir 21
İstismara uğrayan çocuk şu hallerde istismara uğradığını söyler; İstismarın derecesi, sıklığı artar ve çocuğu korkutursa, Cinsel istismardan korunmayla ilgili bilgi alırsa ve kendisine yapılanın doğru olmadığını fark ederse ve söylenmesi gerektiğini öğrenirse, Çocuklar sırlarını en yakın arkadaşları ile paylaşmak isteyebilirler.
Kardeşleri kendisinin ilk istismar edildiği yaşa gelmişse onları korumak maksadıyla, Ergenliğe gelmişse hamilelikten korkar ya da istismarcının baskısından kurtulmak için, Çocuk güvenebileceği ve kendisi ile yakından ilgilenen bir yetişkinle karşılaştığı zaman, Fiziksel bir yakınması (üriner enfeksiyon vb.) sonrası doktora gittiğinde.22

Türkiye ve Diğer Ülkelerde Çocuk İstismarına Karşı Tutum
Türkiye'de çocuk istismarına ceza söz konusu olmasına rağmen; ihmali bir suç teşkil etmez. Bu vesile ile bir çok medeni toplumda olduğu gibi suç işleyen küçük çocuğun ailesi veyahut ebeveynleri suçlu sayılmazlar. Bunun yanı sıra; aileleri ve eğitim hayatları süresince kendilerine karşı işlenen istismarlar karşılıksız kalır. Aşırı istismara uğrayan çocuklar için aile bireyleri; istismarı işleyen aile reisi hakkında vasi tayini davası açabilir; veyahutta yerel emniyet kontrolünde çocuk yeni bir aileye teslim edilinceye dek korunulur. Dünya'da çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken; ülkemizde bu rakam %10 ila %53 arasındadır.
Ancak; yasalarımız Dünya standartlarının oldukça altındadır. Türk Ceza Kanunu'nun 414. maddesine göre, 15 yaşından küçük bir çocuğa zor kullanarak, tehditle tecavüz edilmesi 10 seneden az hapis cezası verilemeyeceğini iletir; fakat bunları yapmadan tecavüz edilirse beş seneden az hapis cezası verilemeyeceğini bildirmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde; Federal yönetim çocuk istismarı ve ihmalini bir tutar;2005 kanunlarına göre de detaylı bir açıklaması bulunur. Bunun yanı sıra herhangi bir fiziksel istismar; yasalara göre suçtur.
Amerika gibi; Avustralya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de çocuklar için yardım kurumları bulunmaktadır ve bu kurumlara ulaşım olanağı öğrencilik hayatları başlamasıyla çocuklara öğretilir. Bu kurumlar çocukların bildirmeleri veyahut herhangi bir kişiden aldıkları ihbar doğrultusunda çocukları koruma altına alırlar; çocuk da reşit yaşına gelinceye dek eski ailesinden maddi hali uygun ise tazminat alır. Çek cumhuriyetinde ise her ilde çocuk ve kadınların şiddet gördüğü zaman sığınabileceği bir sivil toplum kuruluşu var. Fakat bu sivil faaliyetlere devlet hazırlanan projelere göre kaynak aktarmaktadır.Yani proje sivil toplumdan para devlettendir.
Türkiye'deki 15-19 yaşları arası kızların yüzde 44.3'ü, erkeklerin ise yüzde 22.6'sı çalışmıyor ve eğitim almıyor.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun (TİSK), OECD verilerini kullanarak yaptığı araştırmada, bazı ülkelerdeki gençlerin eğitim ve istihdamdaki oranları karşılaştırıldı.
Araştırmaya göre, Türkiye'deki 15-19 yaşları arası kızların yüzde 44.3'ü, erkeklerin ise yüzde 22.6'sı ne çalışıyor ne de okula gidiyor.Türkiye, bu oranlarla OECD ülkeleri içinde ''açık ara birinci'' durumda bulunuyor.
Bu oran, Meksika'da kız ve erkekler için sırasıyla yüzde 27.8-yüzde 8.1, Yunanistan'da yüzde 10.1-yüzde 8.6, Çek Cumhuriyeti'nde ise yüzde 6.2-yüzde 5.4 düzeyinde bulunuyor. OECD ortalaması da yüzde 8.2-yüzde 8.1 düzeyinde.
Araştırmada, Türkiye'deki oranların, özellikle okula göndermede kız-erkek ayrımının bütün şiddetiyle devam ettiğini gösterdiği belirtilerek, mevcut oranların, ''biran önce harekete geçilmesi gerektiğini'' ortaya koyduğu kaydedildi. 23














2.SONUÇ
Çocuk istismarı toplumun yakından ilgilendiği sosyal, ahlaki ve hukuki bir sorun olduğundan dolayı toplumun her kesimi bu konuyla yakından ilgilenmekte ve bu sorunu çözmek için çaba göstermektedir. Bu yüzden makalemizin sonuç kısmında çocuk istismarı ile ilgili olarak konuyla irtibatlı kişlerce ortaya atılan çözüm önerilerine ve kurumlarca yayınlanan raporlardan kesitlere yer vermenin faydalı olacağı kanaatindeyiz.
Öncelikle milletvekilleri Aşkın Asan ve Alev Dedegil’in ülkemizde çocuğun cinsel istismarı vakalarının artması dolayısıyla aylarca yaptıkları çalışmalar sonrası hazırladıkları rapordan bahsedeceğiz.Bu raporda özellikle verilen cezaların yetersizliği ve toplumsal eğitimin önemi vurgulanmaktadır.
Raporda önerilen kimyasal kastrasyon ismi verilen ilaçla testesteron düzeyinin depo ilaçlarla düşürülerek cinsel isteğin azaltılması teklifi medyada çok yer buldu. Pedofili suçlularına gelişmiş ülkelerde uygulanan bu cezanın son dönemde çok artan bu tip suçlardan sonra uygulanması gerekliliği raporda özellikle vurgulanmaktadır.
Raporda, “1 haftada onlarca çocuk tacizi vakasının yaşandığı, 12 yaşındaki bir çocuğa 60 kişi tarafından tecavüz edildiği, 13 yaşındaki kızların yüzlerce kişiye pazarlandığı, daha kundaktaki bebeğe bile cinsel tacizde bulunulduğu ülkemizde bu yasanın uygulanması gerekir” denildi.Ayrıca çocuğa yönelik cinsel istismar suçu nedeniyle 5 yıldan fazla hapis cezasına hükmedilen kişinin kariyerinin sıfırlanması da önerildi: “İlköğretim diploması hariç olmak üzere, diploma, akademik, mesleki ünvan, ruhsat ve sürücü belgesi iptal edilsin, suç tarihindeki mal varlığının yüzde 20’sine el konulsun.” önerisi de çok tartışıldı.
Raporda cinsel istismar konusunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenleniş biçiminden de yakınılmakta ve mevcut düzenlemeyle cinsel istismarın engellenemeyeceğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca ‘ensest’ ilişkinin kanunumuzda halen ayrı bir suç olarak yer almamasının yarattığı olumsuzluktan da bahsedilmektedir;‘Ceza Kanununun belki de teknik açıdan en kötü yazılmış olan maddesi cinsel suçlara verilen cezalarda gözlenmektedir. Türk Ceza Kanununa göre mağdurun “beden ve ruh sağlığının” bozulup bozulmadığı kriterine göre değerlendirme yapılmakta ve bozulma halinde 15 yıl, bozulmama halinde 5 yıl ceza verilmektedir. Hatta pratikte bu ceza 2 yıla kadar düşmektedir.’
Gelişmiş tüm ülkelerce ayrı ceza maddesi olarak düzenlenen ensestin TCK’da bağımsız bir suç olarak yer almaması da bir başka boyut olarak dikkati çekmektedir. TCK’nın 104. maddesinde, 15 yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişiye, şikâyet üzerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis öngörüldüğü belirtilen raporda, çocuğun rızasının sorgulanması da bir başka teknik problem olarak karşımıza çıkmaktadır.’
Şu andaki uygulamada 18 yaşından küçük biriyle ondan en az 5 yaş büyük birisinin cinsellik yaşamasını cinsel saldırı sayan TCK’nin 104. maddesinin 2. fıkrasının Şubat 2009’da Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinden sonra pratikte gelişen durumun yürürlükte olan TCK 104. madde 16-18 yaş arası bir çocuğun ensest ilişkisini şikâyet olmadığı durumlarda yasal hale geldiği görülmektedir
Rakamlara baktığımızda da acil önlemler alınmasının bir mecburiyet olduğu gözükmektedir. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2008 yılında Türkiye’de 14 bin 337 cinsel suç işlenmiş ve 20 bin 282 kişi bu saldırılardan mağdur olmuştur.
Rapora göre alınması gereken temel 4 önlem şudur:
1)Anaokulundan başlayarak cinsel saldırı eğitimi,
2)Cezaların caydırıcı hale getirilmesi,
3)Bu konudaki mağdurlara, Çocuk Koruma Merkezlerinin kurulması,
4)Etkin mücadele için Çocuk Koruma Fonu oluşturulması.24
Konuyla ilgili olarak Emniyet Amirliğince düzenlenen panel sonrası hazırlanan makalede çocuk istismarının önlenmesinde üç yöntem belirlenmistir. Bunlar:
1. İlk yöntem, topluma kadar geniş bir yaptırıma geçmektir. Bu aktiviteler gelecekte çocuklarına istismar ve ihmal de bulunacak aileleri değiştirme amacında yapılmalıdır. Bu seviyede; halk eğitim aktiviteleri, toplumda aile eğitim sınıfları, ve aile destek programları altında toplanabilir. İlk seviyedeki yöntemin etkisini ölçmek zordur.
2. İkinci yöntem; daha önceden çocuklarına karşı istismar ve ihmalde bulunmuş ailelere, genç ailelere, çocuklarına ilgi gereken ailelere, çocuk sahibi olan şahıslara (annesiz ya da babasız), ve düşük gelirli ailelere eğitim programı uygulamaktır. İkinci yöntem aile ve çocuk eğitimine kadar yüksek riskteki aileleri eğitmeyi öngörür, ve çocuklarının özürlü veyahutta üvey evlat olmalarını gözardı eder.
3. Üçüncü yöntem ise resmi olarak ve devamlı bir şekilde çocuklarına karşı şiddet ve ihmal uygulayan ailelere.yaptırım ve tedbir uygulamaktır. Bu ailelerin daha önceden engellenmeleri yasalar ve mahkemeler doğrultusunda engellenmeleri öngörülmüştür.
Makalede bahsedilen diğer çalişmalara da değinmemizin faydalı olacağı kanaatindeyiz:
‘Çocuk İhmal ve İstismarının Önlenmesi için gerekli olan koruyucu ve önleyici çalışmaların planlanması, organize edilmesi ve uygulanması; özellikle cinsel, fiziksel veya ağır ihmal sonucu travmaya maruz kalan çocuklar ile bu çocukların ailelerine yönelik;1. derecede çocuğun ve 2. derecede ailenin örselenmesini önleyecek tedbirlerin alınmasının sağlanması; çocuktaki ve ailedeki olası travma ve örselenmeyi tedavi ve rehabilite etmek amaçlı çalışmaların yürütülebileceği, yataklı ve ayakta rehabilitasyon hizmeti verebilecek, çocuk, aile ve topluma yönelik çalışmaların uygulamaya konacağı tam donanımlı ve gerektiğinde uzun süreli rehabilitasyon çalışmalarının yapılabileceği ve ÇOCUK İHMAL ve İSTİSMARI ACİL MÜDAHALE ve REHABİLİTASYON MERKEZİ” olarak tanımlayabileceğimiz bir “ÇOCUK KORUMA MERKEZİ ’ nin kurulmasını bir zorunluluk ortaya çıkarmış ve Aydın’da Türkiye’deki ilk ve tek “Çocuk Koruma Merkezi” SHÇEK Bünyesinde açılarak olarak hizmete girmiştir.
SHÇEK dışında Milli Eğitim, Sağlık, Emniyet Müdürlükleri ile Adnan Menderes Üniversitesi, Aydın Barosu, Jandarma Bölge Komutanlığı tarafından desteklenen bu merkezde destek veren kurumların temsilcileri valilik onayı ile görev yapmaktadır.’ 25
KAYNAKÇA
1- Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, Cilt:2, Sayı:4 (2007)
2- Emniyet Asayiş Daire Başkanlığı
3-“Aile İçinde ve Toplumsal Alanda Şiddet” T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Yayınları. Bilim Serisi 113, Ankara – 1998
4- BAYHAN, Pınar. “Sosyal Hizmet Dergisi” Sayı 8, Ankara – 1998
5-POLAT, Oğuz. “Tıbbi Açıdan Çocuk Hakları ve Çocuk İstismarı” Cumhuriyet ve Çocuk, 2. Ulusal Çocuk Kültürü Kongresi, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara – 1999

1 Fırat Sağlık Hizmetleri Dergisi, Cilt:2, Sayı:4 (2007)
2 Prof. Dr. NAİM, Ali İnan; 1968:3
3 BAYHAN, Pınar; Sosyal Hizmet Dergisi, Sayı 8, 1998:24

4 BAYHAN, Pınar; Sosyal Hizmet Dergisi, Sayı 8, 1998:24
5 ALTINBAŞ,Alper –Emniyet Amiri / KOCATÜRK,Ahmet-Polis Koleji Öğretmeni.Ankara-2001
6 KURTAY,Derya.İstanbul-2001
7 Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Bülteni

8 Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Bülteni
9 Prof.Dr.HANCI,Hamit.Ankara Üniv.Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı
10 Yard.Doç.Dr.OVAYOLU,Nimet.Gaziantep Üniv. Sağlık Yüksekokulu
11 Prof.Dr.HANCI,Hamit.Ankara Üniv.Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı
12 ALTINBAŞ,Alper –Emniyet Amiri / KOCATÜRK,Ahmet-Polis Koleji Öğretmeni.Ankara-2001

13 Prof.Dr.POLAT,Oğuz.İstanbul-2010
14 ALTINBAŞ,Alper –Emniyet Amiri / KOCATÜRK,Ahmet-Polis Koleji Öğretmeni.Ankara-2001

15 Yard.Doç.Dr.OVAYOLU,Nimet.Gaziantep Üniv. Sağlık Yüksekokulu

16 Yard.Doç.Dr.OVAYOLU,Nimet.Gaziantep Üniv. Sağlık Yüksekokulu

17 Yard.Doç.Dr.OVAYOLU,Nimet.Gaziantep Üniv. Sağlık Yüksekokulu

18 Yard.Doç.Dr.OVAYOLU,Nimet.Gaziantep Üniv. Sağlık Yüksekokulu

19 Prof.Dr.POLAT,Oğuz.İstanbul-2010

20 Prof.Dr.HANCI,Hamit.Ankara Üniv.Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı
21 ALTINBAŞ,Alper –Emniyet Amiri / KOCATÜRK,Ahmet-Polis Koleji Öğretmeni.Ankara-2001

22 Prof.Dr.HANCI,Hamit.Ankara Üniv.Tıp Fak. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı

23 ALTINBAŞ,Alper –Emniyet Amiri / KOCATÜRK,Ahmet-Polis Koleji Öğretmeni.Ankara-2001

24 Prof.Dr.POLAT,Oğuz.İstanbul-2010

25 ALTINBAŞ,Alper –Emniyet Amiri / KOCATÜRK,Ahmet-Polis Koleji Öğretmeni.Ankara-2001
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Çocuğun Cinsel İstismarı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Furkan Yavuz'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
10-06-2011 - 21:20
(1291 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 3 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
19485
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 53 dakika 28 saniye önce.
* Ortalama Günde 15,09 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 42386, Kelime Sayısı : 5544, Boyut : 41,39 Kb.
* 8 kez yazdırıldı.
* 8 kez indirildi.
* 4 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1352
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Birinci Sınıflara Seçmeli Ders Tavsiyesi
ozgesibil - 25-08-2014 - 17:11
Denklik - Hukuk Fakültesi Lisans Tamamlama Programi
Gelecegin Hukukcusu - 01-08-2014 - 01:45
Sınav Sonucuna İtiraz Yolları
ist.huk.mea - 07-06-2013 - 17:52
Hukuk Fakültesi Taban Puan Analizi
burcutur - 05-03-2013 - 14:45
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,10294700 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.