Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Tutukluluk Süresine İlişkin Shulenkov V. Rusya Kararının Tercümesi

Yazan : Dr. Güneş Okuyucu-Ergün
Ankara Üniversitesi Ceza ve Ceza Usulü Anabilim Dalı Öğretim Elemanı

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ’NİN TUTUKLULUK SÜRESİNE İLİŞKİN SHULENKOV v. RUSYA KARARININ TERCÜMESİ
Çeviren: Güneş OKUYUCU-ERGÜN*

SHULENKOV v. RUSYA DAVASI
(Başvuru no. 38031/04)
Strazburg, 17 Haziran 2010
Bu karar, Sözleşme’nin 44 § 2 maddesindeki koşullara tabi olarak nihai hale gelecektir. Editoryal düzeltmelere tabi olabilir.
Shulenkov v. Rusya davasında,
Aşağıdaki üyelerden oluşan bir Heyet halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Birinci Daire):
Christos Rozakis, Başkan,
Nina Vajić,
Anatoly Kovler,
Khanlar Hajiyev,
Dean Spielmann,
Sverre Erik Jebens,
Giorgio Malinverni, Hakimler,
ve Søren Nielsen, Daire Katibi,
Gizli oturumla 27 Mayıs 2010 tarihinde toplanarak,
Aynı tarihte aşağıdaki kararı almıştır:
USUL
1. Dava, Mahkeme nezdinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. Maddesine istinaden bir Rus vatandaşı olan Sn. Aleksandr Nikolayevich Shulenkov (“Başvuran”) tarafından sunulan 38031/04 sayılı başvuru üzerine 15 Temmuz 2004 tarihinde açılmıştır.
2. Kendisine adli yardım sağlanan Başvuran, Moskova merkezli bir insan hakları sivil toplum kuruluşu olan Uluslararası Koruma Merkezi’nden Sn. O. V. Preobrazhenskaya ve Tula’da kayıtlı bir avukat olan Sn. S. Obolentsev tarafından temsil edilmiştir. Rus Hükümeti (“Hükümet”), Rusya Federasyonunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki eski bir temsilcisi olan Sn. V. Milinchuk ve daha sonra Sn. G. Matyushkin tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, özellikle, tutukluluk süresinin kanuna uygun olmadığı ve tutukluluğuna dair kararlara karşı yaptığı itirazların uygun biçimde incelenmediğini iddia etmektedir.
4. 25 Temmuz 2007 tarihinde, Birinci Daire’nin Başkanı, başvuranın başvurusunu Hükümete ihbar etme yönünde karar almıştır. Aynı zamanda, başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve davanın esastan görüşülmesine de karar verilmiştir (Sözleşme madde 29 § 3).
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran, 1974 yılında doğmuştur ve halen Tula Bölgesinde bir hapishanede hapis cezasını çekmektedir.
6. 10 Nisan 2003 tarihinde polis, kısa bir süre önce soyulmuş olan bir psikiyatri hastanesinin yakınında bulunan başvuranı ve diğer iki kişiyi gözaltına almıştır. Başvuran ateşli bir silah taşımaktaydı ve kendisini gözaltına alan polis memurlarına karşı mukavemette bulunmuştur.
7. Başvuran, polis memurlarının kendisine kötü muamelede bulunduğunu ve itirafta bulunmaya zorladıklarını ileri sürmüştür. 23 Ekim 2003 tarihinde, Tula Bölgesinin Leninskiy Şehri savcı vekili, başvuranın kötü muameleye ilişki iddiasının dayanaktan yoksun olduğuna ve ceza davası açmamaya karar vermiştir. Bu karar aleyhine yapılan itirazı genel yetkili mahkeme incelemiş, fakat başvuran bu süreçte başarıya ulaşamamıştır.
8. 12 Nisan 2003 tarihinde, Tula Bölgesinin Leninskiy Şehri Mahkemesi, başvuranın iki aylık bir süreyle tutukluluğuna karar vermiştir.
9. 16 Nisan 2003 tarihinde, başvurana hastaneyi silahla soyma suçu isnat edilmiştir. 8 Mayıs ve 7 Haziran 2003 tarihlerinde ise ayrıca 2002 ve 2003 yıllarında işlenmiş olan beş ayrı hırsızlık suçu isnat edilmiştir.
10. 5 Haziran, 5 Ağustos ve 14 Ekim 2003 tarihlerinde, Uzlovaya İlçe Mahkemesi başvuranın tutukluluk süresini 31 Aralık 2003 tarihine kadar uzatmıştır.
11. 15 Eylül 2003 tarihinde, başvuran Devlet Adli Psikiyatrik İncelemeler Bilimsel Merkezinde psikiyatrik muayeneye tabi tutulması için Moskova’ya sevk edilmiştir. 26 Aralık 2003 tarihinde, muayene tamamlanmış ve başvuran Moskova’daki IZ-77/2 sayılı tutukevine gönderilmiştir. 15 Ocak 2004 tarihinde, IZ-77/2 tutukevini terk etmiş ve ertesi gün Tula’daki tutukevi dönmüştür.
12. Aynı zamanda, 30 Aralık 2003 tarihinde, Uzloyava İlçe Mahkemesi, başvuranın tutukluluk süresinin uzatılması amacıyla savcının yaptığı başvuruyu incelemiştir. Bir önceki gün ise, adli yardım kapsamında başvuranın avukatlığını yapan Sn. S. başka bir davadaki görevi dolayısıyla katılamayacağını İlçe Mahkemesine bildirmiştir. Bunun üzerine, kemdisinin yerine Sn. L. başvuranın avukatı olarak atanmıştır.
13. Başvuranın avukatı, tutuklukuk süresinin uzatılmasını gerektirecek hukuki bir dayanak olmadığını ileri sürerek başvuranın serbest bırakılmasını talep etmiştir. Savcı, alınmış olan önleyici tedbirden dönmek için herhangi bir sebep olmadığını savunmuştur.
14. İlçe Mahkemesi, süre uzatım talebini aşağıdaki gerekçeyle kabul etmiştir:
“...Tasarlanmış ve mala karşı ciddi bir suç olan söz konusu suçun ağırlığı, sanığın kişiliği hakkındaki bilgiler, Sn. Shulenkov’un daha ağır suçlar işleyebileceği ve soruşturmadan ve adaletten kaçarak gerçeğin ortaya çıkmasını engelleyebileceği yönündeki savcının mütalaası ve pek çok soruşturma işleminin bölgenin çeşitli yerlerinde yapılması gerektiği için yargılama öncesi soruşturmanın geriye kalan süre içerisinde tamamlanmasının imkânsızlığı dikkate alındığında, Mahkeme, tutuklama şeklinde uygulanmakta olan önleyici tedbirin geri alınması veya değiştirilmesi için herhangi bir neden olmadığı, aksine sanığın tutukluluk halinin devamı için geçerli nedenler olduğu görüşündedir…”
15. 30 Ocak 2004 tarihinde, davacı süre uzatım kararına itiraz etmiştir. 26 Aralık 2003 tarihinde adli incelemenin tamamlanmış olduğunu ve 30 Aralık tarihli duruşmada hazır bulunmasının kolaylıkla sağlanabileceğini ileri sürmüştür. Başvuran, savcının kendisinin kaçma ve başka suçlar işleme riskinin olduğu yönündeki görüşünün herhangi bir vakıaya dayanmadığını belirtmiştir. Ayrıca, mahkeme, başvuranın ebeveynlerine ve küçük yaştaki kız kardeşine de bakması gerektiği olgusunu göz önünde bulundurmamıştır. 19 Mart 2004 tarihinde, Tula Bölge Mahkemesi itirazı reddetmiştir. Tula Bölge Mahkemesi, İlçe Mahkemesinin doğru bir biçimde başvurana isnat edilen suçların ciddiliğini dikkate alarak tutukluluk süresini uzattığını belirtmiştir. Ayrıca, davacının tutukluluk süresinin uzatılması incelemesinin başvuranın yokluğunda yapılmış olmasının da, o sırada başvuran Moskova’da “adli psikiyatrik muayenesiyle ilgili olarak” bir tutukevinde olduğundan ve avukatı Sn. L. Tarafından da temsil edildiğinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 109 § 13’e uygun olduğuna karar vermiştir.
16. 13 Şubat 2004 tarihinde, Uzloyava İlçe Mahkemesi başvuranın tututkluluk süresini 10 Nisan 2004 tarihine kadar uzatmıştır. Başvuran, duruşmada avukatı Sn. L. tarafından temsil edilmiştir.
17. 9 Nisan 2004 tarihinde, başvurana ve diğer iki başvurana ilişkin dava yargılama yapılması için Uzloyava İlçe Mahkemesine gönderilmiştir.
18. 22 Nisan 2004 tarihinde, başvuran, tutukevi yöneticisine ve Tula bölge savcı yardımcısına itiraz başvurusunda bulunarak, 10 Nisan 2004 tarihinde sona eren son tutukluluk süresinin yeniden uzatılmasının hukuki bir dayanağı olmadığını belirtmiştir. Ancak herhangi bir cevap almamıştır.
19. 23 Nisan 2004 tarihinde, Uzloyava İlçe Mahkemesi ön duruşmanın tarihini tespit etmiştir. Bu kararda başvuranın tutukluluk haline ilişkin bir hüküm yer almamıştır.
20. İlçe Mahkemesi, 13 Mayıs 2004 tarihinde yapılan ön duruşmada, iddianamenin başvuranın kişisel bilgileri ile ilgili yanlış bilgiler içermesi dolayısıyla hatalı olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, dosyayı hataları beş gün içinde düzeltmesi için savcıya iade etmiştir. Ayrıca, tutukluluğun önleyici bir tedbir olarak hukuka uygun biçimde ihdas edildiği ve bu tedbiri değiştirmek için herhangi bir sebep olmadığı gerekçesiyle, başvuranın ve diğer sanıkların serbest bırakılma taleplerini reddetmiştir.
21. Başvuran, bu karara itiraz etmiş, fakat itirazı 9 Haziran 2004 tarihinde Tula Bölge Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Kararda, sanıkları tutuklu tutmak için sebeplerin hala geçerli olduğu ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda dosya savcıya iade edildiğinde mahkemenin uygulaması gereken bir tutukluluk üst sınırından bahsedilmediği belirtilmiştir.
22. 17 Mayıs 2004 tarihinde, savcı tekrar dosyayı yargılama için göndermiştir.
23. 31 Mayıs 2004 tarihinde, Uzloyava İlçe Mahkemesi yargılamanın yeniden başlama tarihini tespit etmiş ve herhangi bir gerekçe ya da süre bakımından sınır belirtmeksizin her üç sanığın da tutuklu kalmalarına karar vermiştir. 7 Haziran 2004 tarihinde, davacı bu karara da itiraz etmiştir. 23 Ağustos ve 20 Ekim 2004 tarihlerinde, Uzloyava İlçe Mahkemesi Başkanına, itirazının incelenip incelenmediğini sormuştur. Bu sorusuna herhangi bir cevap almamıştır. Hükümete göre, başvuranın itiraz dilekçesi İlçe Mahkemesi tarafından 11 Haziran 2004 tarihinde alınmış, fakat bilinmeyen bir sebepten ötürü Tula Bölge Mahkemesi’nin incelemesine sunulmamıştır.
24. 4 Kasım 2004 tarihinde, Uzloyava İlçe Mahkemesi, başvuranın tutukluluk halinin devamı için savcı tarafından yapılan bir başvuruyu incelemiştir. Başvuran ve diğer sanıklar, yargılama boyunca 6 aylık ilk tutukluluk sürelerinin 9 Ekim 2004 tarihinde sona ermesi gerektiğini savunarak serbest bırakılmalarını talep etmişlerdir.
25. İlçe Mahkemesi, altı aylık tutukluluk süresinin davanın yeniden yargılanmak üzere gönderildiği tarih olan 17 Mayıs 2004’ten itibaren hesaplanmasına karar vermiştir. Tüm sanıkların tutukluluk süresini üç ay uzatmıştır. Bu kararın gerekçesi olarak ise, davanın karmaşık yapısını ve henüz dinlenmemiş olan mağdur ile tanık sayısının fazlalığını göstermiştir. Başvuran, bu karara itiraz etmiştir. 17 Aralık 2004 tarihinde, Tula Bölge Mahkemesi, İlçe Mahkemesinin gerekçesini kullanarak özet bir biçimde itirazı reddetmiştir.
26. 10 Şubat 2005 tarihinde, Uzloyava İlçe Mahkemesi sanıkların tutukluluk süresini 17 Mayıs 2005 tarihine kadar uzatmıştır. 15 Nisan 2005 tarihinde, başvuranın itirazı üzerine yaptığı incelemede Tula Bölge Mahkemesi bu kararı onamıştır.
27. 19 Temmuz 2005 tarihinde, İlçe Mahkemesi dört hırsızlık suçunun sanıkları olan kişileri suçlu bulmuş ve davacıyı üst düzey güvenlikli bir hapishanede dokuz yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir.
28. Başvuran itiraz dilekçesinde, özellikle bazı üst düzey polis görevlilerine atfen yerel gazetelerde yer alan yayınlarla masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Başvuran, 2004 yılında yerel basında yayınlanan üç makalenin kopyalarını sunmuştur. Makaleler, hastane soygununu ve başvuran ile diğer iki sanığa isnat edilen diğer iki soygunu anlatmaktaydı. Bu suçları işledikleri iddia edilen kişiler, “Petelino çakalları”, “soyguncular” ve “çete” olarak adlandırılıyordu. Her üç makalede de aynı fotoğraf vardı ve söz konusu fotoğrafta yüzü ve vücudunun üst kısmı ceketle kapatılmış bir kişi görünüyordu.
30. 25 Ocak 2006 tarihinde, Tula Bölge Mahkemesi itirazı reddetmiştir. Gazete yayınına ilişkin olarak ise şu kararı vermişti: “Medyada bölgesel psikiyatri hastanesi soygununa ilişkin olarak yer almış olan haberler, hükümlü Shulenkov’un haklarının ihlali niteliğinde değildir.”
II. İLGİLİ ULUSAL HUKUK
31. Rusya Anayasası uyarınca, bir davalının tutuklanabilmesi veya tutukluluğunun uzatılabilmesi için mahkeme kararı gereklidir (Madde 22).
32. Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) uyarınca, “yargılama boyunca” (yani davanın açılmasından sonra) tutukluluk süresi, mahkemenin dosyayı aldığı tarihten kararını verdiği tarihe kadar hesaplanır. “Yargılama boyunca” tutukluluk süresi normal koşullarda altı ayı aşamaz. Ancak, dava önemli veya özellikle önemli suçlara ilişkin ise, mahkeme her biri üç ayı geçmeyen bir veya daha fazla süre uzatımını onaylayabilir (CMK Madde 255 §§ 2 ve 3).
33. Bir sanığıntutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin bir başvuru, söz konusu sanığın yokluğunda mahkeme tarafından karara bağlanamaz. Bunun istisnası, sanığın yatılı olarak adli psikiyatrik bir muayeneye kabul edilmiş olması veya sanığın hazır bulunmasını imkânsız kılan başka bir durumun uygun belgelerle ortaya konmuş olmasıdır. Sanık avıkatının hazır bulunması mecburidir (CMK Madde 109 § 13, 92-FZ sayılı Kanun tarafından 4 Temmuz 2003 tarihinde değiştirilmiştir). Şayet bir sanığın duruşmada hazır bulunması mümkün değilse, mahkeme bu imkânsızlık sebeplerini içeren ayrı bir karar vermelidir (Madde 109 § 14).
MEVZUAT
I. SÖZLEŞMENİN 5 § 1 MADDESİNİN İHLALİ İDDİASI
34. Başvuran, tutuklanmasının ulusal mevzuata ve Sözleşme madde 5 § 1’e aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Söz konusu maddenin ilgili kısmı şu şekildedir:
“1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
...
(c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması…”
A. Kabul Edilebilirlik
35. Mahkeme, 12 Nisan 2003 tarihinden başlayarak başvuranın tutuklanması ve düzenli aralıklarla tutukluluk süresinin Tula Bölgesi Leninskiy Şehri Mahkemesi ve Uzloyava İlçe Mahkemesi tarafından uzatılmasının hukuka uygun olduğunu gözlemlemiştir. İlçe Mahkemesi tarafından çıkarılan son tutuklama kararı da 10 Nisan 2004 tarihinde sona ermiştir. Bu dönem boyunca, ulusal mevzuattan ayrılan ve Sözleşme’nin hükümlerine aykırı olan bir durum saptanmamıştır. Dolayısıyla, şikâyetin bu ksımı açıkça yanlış temellere dayalıdır ve Sözleşme Madde 35 §§ 3 ve 4 uyarınca reddedilmelidir.
36. Tutuklama kararının 10 Nisan 2004 tarihinde sona ermesinin ardından, 4 Kasım 2004 tarihine kadar, başvuranın tutukluluk hali belirli bir süre sınırı öngören yeni bir kararla uzatılmamıştır. Başvuranın bu süreçteki durumunun Sözleşme hükümlerine aykırılığı tartışılabilir. Dolayısıyla, Mahkeme, şikâyetin bu kısmının Sözleşme Madde 35 § 3 anlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu kanaatinde değildir. Ayrıca, başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilmemesi gerektiğini de düşünmemektedir. Dolayısıyla, şikâyet dinlenebilir niteliktedir.
37. Nihayet, Mahkeme, 4 Kasım 2004 tarihinden başvuranın hüküm giydiği 19 Temmuz 2005 tarihine kadar, ardı ardına verdiği kararlarla başvuranın tutukluluk halinin devamını sağlamıştır. Mahkeme, bu kararları verirken yetkisi dâhilinde hareket etmiştir ve bu kararların iç hukuk uyarınca geçersiz veya hukuka aykırı olduğu veya Sözleşme’nin gereklerini ihlal ettiği yöününde herhangi bir veri bulunmamaktadır. Dolayısıyla, şikâyetin bu kısmı, açıkça dayanaktan yoksun olup, reddedilmelidir.
B. Esasa İlişkin Değerlendirme
38. Başvuran, 10 Nisan ila 13 Mayıs 2004 tarihleri arasında herhangi bir yasal dayanak olmaksızın tutuklu kaldığını ileri sürmektedir. 13 Mayıs 2004 tarihinde, mahkeme ceza dosyasını savcıya iade etmiş, fakat tutukluluk halinin devamının gerekçesi olarak veya süre ile sınırlandırılması bakımından herhangi bir ifadeye yer vermemiştir. Bu durum, hem keyfidir hem de Sözleşme gereklerine aykırıdır. (başvuran bu konuda Nakhmanovich v. Rusya, no. 55669/00, §§ 70-71, 2 Mart 2006, kararına atıfta bulunmuştur). 17 Mayıs 2004 tarihinden 31 Mayıs 2004 tarihine kadar başvuran yine herhangi bir hukuki dayanak olmaksızın tutuklu kalmıştır. Son olarak, başvuran, 9 Ekim 2004 tarihinde kendisinin “yargılama esnasındaki” ilk altı aylık tutukluluk süresinin sona erdiğini ve bu tarihten sonraki tutukluluğunun hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
39. Hükümet, başvuranın davasının görüldüğü sırada ulusal mahkemelerin, Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 255’i bir mahkemenin sanığı, dava dosyasını teslim aldığı tarihten itibaren altı aya kadar bir süre için herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın tutuklamasına izin veren bir hüküm olarak yorumlamakta olduklarını belirtmiştir. Her ne kadar 2005 yılında Anayasa Mahkemesi bu uygulamanın keyfi olduğu ve dolayısıyla Anayasaya aykırı olduğu yönünde karar vermiş ise de, başvuranın yargılanması sırasında madde 255’in bu yorumu geçerli ve Yüksek Mahkeme dâhil tüm Rusya mahkemeleri tarafından uygulanmakta idi. Bu nedenle, dosyanın mahkemeye gönderildiği tarih olan 9 Nisan 2004 sonrasında başvuranın tutuklanması iç hukuka uygundur. 13 Mayıs 2004 tarihli karar, hukuki güvenlik ve keyfiliğe karşı koruma ilkelerini ihlal etmemektedir, zira savcının dosyayı beş gün içinde iade etmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosyanın mahkemeye iade edildiği 17 Mayıs 2004 tarihinden sonra başvuranın tutukluluk hali yine Ceza Muhakemesi Kanununun 255. Maddesinin yukarıda belirtilen yorumuna tabi olmuştur. Son olarak Hükümet, dosyanın savcıya iade edilmesinin altı aylık süreyi kestiğini savunmuştur.
40. Mahkeme, Madde 5 § 1’de yer alan “hukuka uygun” ve “yasada belirlenen yollar” ifadelerinin esas olarak iç hukuka gönderme yaptığını ve iç hukukun usul ve esasa ilişkin kurallarına uyulmasını emrettiğini hatırlatmaktadır. Buna karşın, tutuklamanın iç hukuka göre “hukuka uygunluğu” karar verirken her zaman kesin bir unsur değildir. Mahkeme, buna ilave olarak, tutukluluk süresinin, Sözleşme’nin hiçbir kişinin keyfi bir biçimde özgürlüğünden alıkonulamayacağını öngören Madde 5 § 1 hükmünün amaçlarıyla da uyumlu olup olmadığını değerlendirmelidir. (bkz., başka pek çok içtihada ilave olarak, Khudoyorov v. Rusya, no. 6847/02, § 124, AİHM 2005-X).
41. Vakıalara ilişkin olarak, Mahkeme, 10 Nisan 2004 tarihinde, yani mahkemenin savcıdan dosyayı almasından bir gün sonra, başvuranın 13 Şubat 2004 tarihli kararla belirlenen tutukluluk süresinin sona erdiğini gözlemlemektedir. Ancak, tutukluluğuna ilişkin başka herhangi bir karar alınmamıştır.
42. Mahkeme, daha önce Rusya aleyhine verdiği pek çok kararında, sanığın sadece dosyanın mahkemeye intikal ettirilmiş olmasına dayanılarak tutukluluk halinin devam ettirilmesini Sözleşme Madde 5 § 1’e aykırı bulmuştur. Mahkemeye göre, sanığın herhangi bir hukuki yetki veya açık kural olmaksızın tutuklanması, Sözleşme’nin tamamında yer bulan ve hukuk devletinin de gereği olan hukuki güvenlik ve keyfiliğe karşı korunma ilkelerine aykırıdır. (bkz. Isayev v. Rusya, no. 20756/04, §§ 131-133, 22 Ekim 2009; Yudayev v. Rusya, no. 40258/03, §§ 59-61, 15 Ocak 2009; Belov v. Rusya, no. 22053/02, §§ 90-91, 3 Temmuz 2008; Lebedev v. Rusya, no. 4493/04, §§ 55-58, 25 Ekim 2007; Shukhardin v. Rusya, no. 65734/01, §§ 84-85, 28 Haziran 2007; Belevitskiy v. Rusya, no. 72967/01, §§ 88-90, 1 Mart 2007; Korchuganova v. Rusya, no. 75039/01, § 57, 8 Haziran 2006; yukarıda zikredilen Nakhmanovich; ve yine yukarıda zikredilen Khudoyorov, §§ 147-151).
43. Mahkeme’nin yukarıdaki davalarda verdiği kararlar, işbu dava için de geçerlidir ve Hükümet, bu yerleşik içtihattan ayrılmayı gerektiren herhangi bir savunma yapmamıştır. Tutuklama kararının 10 Nisan 2004 tarihinde sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak verilen tutukluluk kararlarının, herhangi geçerli bir hukuki dayanağı yoktur. İlçe Mahkemesi’nin 23 Nisan 2004 tarihli kararı, başvuranın tutukluluğundan söz etmemektedir ve 13 Mayıs 2004 tarihli kararı (9 Haziran 2004 tarihinde Tula Bölge Mahkemesi tarafından onanmıştır), iç hukuk uyarınca resmi bir tutuklama kararı şeklinde olması gerekirken, serbest bırakılma talebini reddetmekle yetinmiştir. Mahkemenin daha önce benzer bir davada da belirttiği gibi, tutuklu bir sanık tarafından yapılan serbest bırakılma taleplerinin incelenmesi, yerel makamların tutukluluk kararı verirken resmi bir tutuklama kararını Madde 5 § 1’de belirtildiği üzere “yasada belirlenen yollara” uygun olarak alması gereğinden muaf değildir. Aksi bir uygulama, ilgili makamların sanığın tutukluluk halinin devam etmesi için geçerli bir yasal dayanak bulma yükünü ortadan kaldırarak bunun aksini ispat etme yükünü sanığa yüklemek anlamına gelecektir. (bkz. Melnikova v. Rusya, no. 24552/02, § 61, 21 Haziran 2007).
44. 31 Mayıs 2004 tarihinde İlçe Mahkemesi, davanın başlangıç tarihini tespit etmiş ve sanıkların “tutukluluk hallerinin devamına” karar vermiştir. Buna karşın, tutukluluk halinin devamına ilişkin herhangi bir gerekçe belirtmediği gibi, uzatılan tutukluk süresi için üst bir sınır da öngörmemiştir. Bu durum, Rusya aleyhine görülen pek çok davada gündeme gelmiş ve Mahkeme yargı mercileri tarafından tutukluluk süresini uzatan kararlarda gerekçe gösterilmemesini Sözleşme Madde 5 § 1’de öngörülen keyfiliğe karşı koruma prensibine aykırı bulmuştur. Bir tutuklunun, somut verilere dayalı ve belirli bir süre sınırı öngören bir yargı kararı olmaksızın tutukluluk halinin devam etmesi, tutuklamayı özgürlük hakkından istisnai bir sapma olarak ve sadece belirli sayıdaki açıkça tanımlanmış durumlarda kullanılabilecek olan bir tedbir olarak düzenleyen Sözleşmenin 5. Maddesini ihlal edecektir. (bkz. Avdeyev ve Veryayev v. Rusya, no. 2737/04, §§ 45-47, 9 Temmuz 2009; Bakhmutskiy v. Rusya, no. 36932/02, §§ 112-114, 25 Haziran 2009; Gubkin v. Rusya, no. 36941/02, §§ 112-114, 23 Nisan 2009; yukarıda zikredilen Shukhardin, §§ 65-70; Ignatov v. Rusya, no. 27193/02, §§ 79-81, 24 Mayıs 2007; Solovyev v. Rusya, no. 2708/02, §§ 97-98, 24 Mayıs 2007; yukarıda zikredilen Nakhmanovich, §§ 70-71; ve yukarıda zikredilen Khudoyorov, §§ 134 ve 142). Mahkeme, somut olayda farklı bir karar vermek için herhangi bir neden görmemektedir. Mahkemeye göre 31 Mayıs 2004 tarihli karar, açıklık, öngörülebilirlik ve keyfilikten koruma ilkeleri ile uyumlu olmayıp, başvuranın tutukluluk süresi Madde 5 § 1 anlamında “hukuka aykırıdır”. Bu sonuç karşısında 9 Ekim 2004 tarihli kararın, “yargılama esnasındaki” altı aylık tutukluluk süresini aşıp aşmadığının incelenmesine gerek yoktur.
45. Yukarıdaki tespitler ışığında, Mahkeme, başvuranın 10 Nisan ile 4 Kasım 2004 tarihleri arasındaki tutukluluğu dolayısıyla Sözleşme Madde 5 § 1’in ihlal edildiğini tespit etmiştir.
II. DAVACININ 30 ARALIK 2003 TARİHİNDEKİ DURUŞMADA HAZIR BULUNMAMASI NEDENİYLE SÖZLEŞME MADDE 5 § 4’ÜN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
46. Başvuran, Sözleşme Madde 5 § 3 ve Madde 6 § 3 (c)’ye aykırı olarak, tutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin 30 Aralık 2003 tarihindeki duruşmaya getirilmediğini ve Sn. L. tarafından da temsil edilmediğini ve hatta kendisini daha önce hiç görmediğini belirtmiştir. Mahkemenin yerleşik içtihadı uyarınca (bkz. yukarıda zikredilen Lebedev, §§ 69-73; Włoch v. Polonya, no. 27785/95, §§ 125 ve devamı, AİHM 2000-XI; ve Graužinis v. Litvanya, no. 37975/97, § 33, 10 Ekim 2000), bu şikayet Sözleşmenin aşağıdaki hükme yer veren 5 § 4 maddesi kapsamında incelenmelidir:
“Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve, eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.”
A. Kabul Edilebilirlik
47. Mahkeme, şikâyetin Sözleşme Madde 35 § 3 anlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu kanaatinde değildir. Ayrıca, başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilmemesi gerektiğini de düşünmemektedir. Dolayısıyla, şikâyet dinlenebilir niteliktedir.
B. Esasa İlişkin Değerlendirme
48. Başvuran, yatılı muayenesinin tamamlanmasını takiben 26 Aralık 2003 tarihinde, yani Tula İlçe Mahkemesindeki duruşmadan dört gün önce, Moskova’daki bir tutukevine döndüğünü tespit etmiştir. Sanığın Moskova’daki bir tutukevinden Tula’daki bir tutukevine naklinin bazı zorlukları beraberinde getirdiği kabul edilebilir. Ancak, Moskova ile Tula arasındaki 500 kilometrelik mesafe dikkate alındığında, dört günlük bir sürede bu tür bir nakil kolaylıkla gerçekleştirilebilir. Başvuranın önceki avukatı olan Sn. S., duruşmanın ileri bir tarihe ertelenmesini talep etmiş, fakat İlçe Mahkemesi bunun yerine farklı bir avukatın, başvuranın kendisini daha önce hiç görmediği Sn. L.’nin tayin edilmesini onaylamıştır. Başvuran, Sn. L. ile duruşmadan önce konuşma ve ona talimatlarını verme imkânına sahip olmamıştır. İlçe Mahkemesi, başvuranın duruşmaya etkin bir biçimde katılımını sağlamak için, video konferans gibi herhangi bir tesisatın kurulmasını da sağlamamıştır.
49. Hükümet, İlçe Mahkemesi’nin tutukluluğun devamına ilişkin talebi başvuranın yokluğunda incelemesinin nedeninin, başvuranın o tarihte yatılı bir psikiyatrik muayeneye tabi olması ve 16 Ocak 2004 tarihine kadar tutukevine dönmemesi olduğunu savunmuştur. Buna karşın, avukatı duruşmada hazır bulunmuştur.
50. Mahkeme, gözaltına alınmış veya tutuklu kişilerin Sözleşme Madde 5 § 4 uyarınca özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarının “hukuka uygunluğunun” incelenmesinin daima çelişmeli bir biçimde ve taraflar arasında silahların eşitliği sağlanarak yapılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bir tutuklunun bizzat kendisinin veya temsilcisi vasıtasıyla dinlenmesi, özgürlüklerden mahrum bırakılmasına ilişkin meselelerde uygulanan usule ilişkin temel garantiler arasında yer almaktadır. (bkz. Mamedova v. Rusya, no. 7064/05, § 89, 1 Haziran 2006; Reinprecht v. Avusturya, no. 67175/01, § 31, AİHM 2005-XII; ve Kampanis v. Yunanistan, 13 Temmuz 1995, § 47, Seri A no. 318-B).
51. Vakıalarla ilgili olarak Mahkeme, 30 Aralık 2003 tarihinde savcının başvuranın tutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin talebinin incelendiğini gözlemlemektedir. Duruşmaya savcı ve başvuranın yeni atanmış avukatı olan Sn. L.’nin katılmış olmasına karşın, başvuran o sırada Moskova’da bir tutukevinde kalmıştır.
52. Genel kural olarak, bir tutuklunun kendi tutukluluğunun görüşüldüğü bir duruşmaya katılma hakkı vardır (bkz. yukarıda zikredilen Lebedev, § 113). Ayrıca, somut olayda başvuranın kendi tutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin duruşmada bulunmaması, ulusal hukukun gereklerine, özellikle uzatmaya ilişkin duruşmalarda sanığın bizzat bulunmasını zorunlu kılan Ceza Muhakemesi Kanunu madde 109 § 13’e (bkz. paragraf 33 yukarı), de aykırıdır. Bu maddede öngörülen ve Temyiz Mahkemesi ile Hükümet Mahkemesi tarafından da dayanılan istisna, yani başvuranın yatılı muayeneye kabul edilmiş olması, somut olayda uygulanma kabiliyetini haiz değildir, zira muayene 26 Aralık 2003 tarihinde, yani duruşmadan dört gün önce tamamlanmıştır. Dolayısıyla yerel mahkemeler, Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 109 § 13’e aykırı olarak, başvuranın duruşma zamanında nerede olduğu ve duruşmaya getirilmesi için uygun tedbirlerin alınması konusunda gerekli özeni göstermemiştir. Her ne kadar başvuranın nakli bazı lojistik düzenlemeleri zorunlu kılmakta idiyse de, Moskova ve Tula arasındaki kısa mesafe ve iki hafta sonra gerçekleştirilen naklin sadece 1 gün (15-16 Ocak 2004 arasında) sürdüğü dikkate alındığında, bunların özellikle karmaşık bir yapıda olması mümkün değildir.
53. Ayrıca Mahkeme, başvuranın adli yardım avukatı olan Sn. L.’nin duruşmaya katılmasının tutukluluk işlemlerini adil hale getirmek için yeterli olduğu konusunda ikna olmamıştır. Başvuranın önceki avukatı olan Sn. S.’nin duruşma günü müsait olmayıp onun yerine Sn. L. atanmıştır. Bu son dakika değişikliği neticesinde Sn. L. başvurandan talimatlar almak ve konuyu onunla istişare etmek için Moskova’ya gitme imkânına sahip olamamıştır. Buna karşın, İlçe Mahkemesi, duruşmanın, başvuranı ve davasını tanıyan Sn. S.’nin katılımına veya Sn. L.’nin başvuran ile istişare etme ve dosyayı çalışma zaman ve imkânına sahip olmasına olanak tanıyacak şekilde ertelenmesini değerlendirmemiştir.
54. Son olarak, Mahkeme, Bölge Mahkemesinin, İlçe Mahkemesi nezdinde gerçekleştirilen bu işlemlerdeki hataları temyiz incelemesi sırasında düzeltmek için hiçbir şey yapmadığını da gözlemlemektedir. Bölge Mahkemesi başvuranın duruşmada hazır olmaması ile ilgili itirazını reddetmiş ve İlçe Mahkemesi tarafından verilen tutukluluk süresinin uzatılmasına ilişkin kararı onamıştır.
55. Özet olarak, Mahkeme, başvuranın tutukluluk halinin hukuka uygunluğunun etkili bir biçimde denetlenmesi hakkından mahrum bırakıldığını tespit etmektedir. Dolayısıyla, Sözleşme Madde 5 § 4 ihlal edilmiştir.
III. DAVACININ 7 HAZİRAN 2004 TARİHLİ TEMYİZ DİLEKÇESİNİN UYGUN BİÇİMDE İNCELENMEMESİ NEDENİYLE SÖZLEŞME MADDE 5 § 4’ÜN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
56. Başvuran, 31 Mayıs 2004 tarihli tutuklama kararına karşı yaptığı itirazın incelenmemesinin Madde 5 § 4 hükmüne aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
57. Hükümet, itiraz dilekçesinin İlçe Mahkemesi tarafından alındığını, fakat incelenmesi için Bölge Mahkemesi’ne gönderilmediğini belirtmiştir.
A. Kabul Edilebilirlik
58. Mahkeme, şikâyetin Sözleşme Madde 35 § 3 anlamında açıkça dayanaktan yoksun olduğu kanaatinde değildir. Ayrıca, başka herhangi bir gerekçeyle de kabul edilmemesi gerektiğini de düşünmemektedir. Dolayısıyla, şikâyet dinlenebilir niteliktedir.
B. Esasa İlişkin Değerlendirme
59. Başvuran, yargılama başladıktan sonra tutuklu olarak statüsünün değiştiğini; ulusal hukuk altındaki sınıflandırma uyarınca “soruşturma sırasında tutuklu” statüsünden “yargılama sırasında tutuklu” statüsüne geçtiğini belirtmiştir. 31 Mayıs 2004 tarihinde İlçe Mahkemesi, tutukluluk halinin devamı için gerekli koşulların mevcut olup olmadığını incelemeksizin, tutukluluk süresinin uzatılmasına karar vermiştir. Bu koşullar altında, başvuranın yaptığı itirazın Bölge Mahkemesi tarafından incelenmesi özel bir önem arz etmiştir. Buna karşın, yapmış olduğu itiraz asla incelenmemiştir.
60. Hükümet, başvuranın itirazının incelenmesi için Bölge Mahkemesine gönderilmemiş olmasının Sözleşme Madde 5 § 4’ün bir ihlali mahiyetinde olduğunu kabul etmiştir.
61. Mahkeme, Hükümetin bu kabul beyanını dikkate almıştır. Mahkemeye göre, tutukluluk süresinin uzatılması kararına karşı usulüne uygun olarak yapılmış olan bir itirazın incelenmesinin sağlanmamış olması, Sözleşme Madde 5 § 4 ile getirilen garantilerin önemli bir ihlali niteliğindedir (bkz. yukarıda zikredilen Khudoyorov, §§ 200-202). Bu nedenle, söz konusu hüküm ihlal edilmiştir.
IV. DİĞER SÖZLEŞME İHLALİ İDDİALARI
62. Son olarak, başvuran, Sözleşme Madde 3’e aykırı olarak, tutuklandıktan sonra kendisine kötü muamelede bulunulduğunu ve ebeveynlerinin hayatının kendi desteği olmayınca daha zorlaştığını ileri sürmüştür. Ayrıca, Madde 6 § 2’ye aykırı olarak kendisinin yerel medyada bir suçlu olarak gösterildiğini belirtmiştir.
63. Mahkeme, başvuranın kötü muamele gördüğü yönündeki şikâyetine ilişkin olarak savcının aldığı kararın tarihinin, 23 Ekim 2003 olduğunu ve bunun mahkemeye yapılan başvurudan altı aydan daha önceki bir tarih olduğunu gözlemlemektedir. Dolayısıyla bu şikâyet zamanaşımına uğramıştır ve Sözleşme Madde 35 §§ 1 ve 4 uyarınca reddedilmesi gerekmektedir. Başvuranın ebeveynlerinin yaşam kalitesinin azalmış olduğu yönündeki şikayet ise, ratione personae kabul edilemez niteliktedir, zira başvuran Madde 3’ün iddia edilen ihlalinin mağduru değildir.
64. Mahkeme, son olarak, gazete yayınlarında başvuranın adının veya resminin yer almadığını ve herhangi bir kamu görevlisi tarafından suçluluğuna ilişkin bir ifadenin bulunmadığını gözlemlemektedir. (bkz. Butkevičius v. Litvanya, no. 48297/99, § 49, AİHM 2002-II). Bu nedenle, açıkça yanlış temellere dayalı olan bu şikâyetin Sözleşme Madde 35 §§ 3 ve 4 uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
V. SÖZLEŞME’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
65. Sözleşme’nin 41. Maddesi şu hükme yer vermektedir:
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.”
A. Zarar
66. Başvuran, hukuka aykırı olarak tutuklanmış olması dolayısıyla 140.050 Avro manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
67. Hükümet, talep edilen miktarın aşırı olduğunu savunmuştur.
68. Mahkeme de aynı şekilde başvuranın manevi tazminat talebini aşırı bulmaktadır. Hakkaniyet temelinde yapılan bir değerlendirme neticesinde, Mahkeme başvurana bu başlık altında 9.000 Avro ve uygulanabilecek her türlü vergi miktarında manevi tazminata hükmetmiştir.
B. Masraflar ve Giderler
69. Başvuran, dava sürecinde harcadığı masraf ve giderler için, saatlik ücreti 60 Avro olan avukatının 28 saatlik çalışmasının karşılığı olarak 1.680 Avro talep etmiştir.
70. Hükümet, avukatlık hizmetinin ücretsiz ve yardım maksatlı olarak verildiğini ve dolayısıyla ilave bir ücret talebine konu olmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
71. Mahkeme’nin yerleşik içtihadı uyarınca, bir başvuran, yaptığı masraf ve giderlerin kendisine ödenmesine ancak bunları gerçekten yapmış olmak kaydıyla ve miktarının da davanın müddeabihine orantılı olması koşuluyla hak kazanır. Somut olayda, 850 Avro başvurana zaten adli yardım yoluyla ödenmiştir. Bu koşullar altında, Mahkeme bu başlık altında başka herhangi bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir.
C. Gecikme Faizi
72. Mahkeme, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi verme oranı artı %3 faiz oranıyla gecikme faizinin uygulanmasının uygun olacağına karar vermiştir.
BU NEDENLERLE, MAHKEME OY BİRLİĞİYLE
1. Davacının 10 Nisan ve 4 Kasım 2004 tarihleri arasında tutuklu kalmasının, 30 Aralık 2003 tarihli duruşmada hazır olmamasının ve 7 Haziran 2004 tarihli itiraz dilekçesinin incelenmemesinin hukuka aykırı olduğu yönündeki iddiaları kabul etmiştir ve diğer iddiaları reddetmiştir;
2. Davacının 10 Nisan ve 4 Kasım 2004 tarihleri arasında tutuklu kalması nedeniyle Sözleşme Madde 5 § 1’in ihlal edildiğine karar vermiştir;
3. Davacının 30 Aralık 2003 tarihli duruşmada hazır olmamasının Sözleşme Madde 5 § 4’ün ihlali niteliğinde olduğuna karar vermiştir;
4. Davacının 31 Mayıs 2004 tarihli tutuklama kararına karşı yaptığı itirazın incelenmemiş olmasının Sözleşme Madde 5 § 4’ün ihlali niteliğinde olduğuna karar vermiştir; ve
5. Şu kararları almıştır:
(a) davalı Devlet başvurana kararın Sözleşme Madde 44 § 2 uyarınca kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde, 9.000 (dokuz bin) Avro ve bu meblağa uygulanabilecek her türlü vergi miktarını, ödeme günündeki uygulanacak kur üzerinden Rus rublesine çevirerek, manevi tazminat olarak ödeyecektir;
(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin hitamından ödeme tarihine kadar bu rakama Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi verme oranı artı %3 faiz oranıyla basit faiz uygulanacaktır.
6. Davacının geriye kalan iddialarını reddetmiştir.
İngilizce olarak gerçekleştirilmiş olan bu yargılama, Mahkeme Kuralları Madde 77 §§ 2 ve 3 uyarınca 17 Haziran 2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Søren Nielsen Christos Rozakis
Katip Başkan
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Tutukluluk Süresine İlişkin Shulenkov V. Rusya Kararının Tercümesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr. Güneş Okuyucu-Ergün'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
07-07-2010 - 17:13
(3419 gün önce)
Makaleyi Düzeltin
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 2 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (50%) makaleyi yararlı bulurken, 1 okuyucu (50%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
4268
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 gün 2 saat 53 saniye önce.
* Ortalama Günde 1,25 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 34077, Kelime Sayısı : 4455, Boyut : 33,28 Kb.
* 11 kez yazdırıldı.
* 8 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1224
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03851104 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.