Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Evlilik Öncesi Muayene Ve Testlerin Hukuksal Niteliği

Yazan : Özge Yücel [Yazarla İletişim]
Araştırma Görevlisi

Yazarın Notu
Adli Bilimler Dergisi Cilt 8 Sayı 4 Aralık 2009 sayısında 37-47. sayfalar arasında yayımlanmıştır. Atıfların söz konusu dergiye yapılması yeğlenir.

EVLİLİK ÖNCESİ MUAYENE VE TESTLERİN HUKUKSAL NİTELİĞİ



“The Legal Nature of Examinations and Tests Before Marriage”


Arş. Gör. Özge YÜCEL*

*Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı


ÖZET

Türkiye’de evlenmek isteyen kişiler, evlenebilmek için zorunlu olarak bazı test ve muayenelere tabi tutulmaktadır. Bu testler genellikle cinsel veya kalıtsal yolla geçen bir hastalık olup olmadığını belirlemeye ilişkindir. Ancak muayene ve testler arasında sadece akıl hastalığı muayenesinin bugün için geçerli bir yasal dayanağı vardır, diğerleri ise yönetsel işlemlere dayandırılarak yapılmaktadır. Diğer yandan bu testlerin ve muayenelerin yasal dayanağı ister olsun ister olmasın evlenmek için zorunlu tutulması ve hastalığı belirlenen kişilerin evlenmelerine izin verilmemesi, evlenme hakkını özüne dokunur biçimde ölçüsüzce sınırlamaktadır. Ayrıca hastanın bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılmamasına yönelik gizlilik ilkesi, hastalığın varlığına veya yokluğuna ilişkin düzenlenen sağlık raporlarıyla ihlal edilmektedir. Kanımızca eş adayları, zorunlu test ve muayeneye tabi tutularak, haklarında sağlık raporu düzenlenmek yerine, evlenme işlemlerinin yürümesi için hekime cinsel ve kalıtsal yolla geçen hastalıklar konusunda danışma yükümlülüğü getirilmesi ve yetkili makama eş adaylarının aydınlatıldığına dair yazı verilmesi yeterli olmalıdır.
Anahtar Sözcükler: Test, evlenme, hastalık, zorunluluk, kişisel veriler

ABSTRACT

People who want to get married in Turkey are obliged to be tested and examined for some illnesses. These tests are generally about to determine if there is an illness which spreads from someone in sexual or genetic way. However only the examination for brain illness has a valid legal basis today, the others are applied basing administrative actions. On the other hand the obligation of being tested and examined in order to be able to get married and not giving permission for getting married to people who have some illnesses limit the right to get married in a non-proportional way. Also the principal of privacy about saving personal data of ill person from third people, is violated with the health reports including information about existing illness. In our opinion, partners should not be obliged to be tested or examined, but they should be obliged to consult doctor about illnesses which spread in sexual or genetic way and a letter given to authorized office which shows that partners are illuminated should be sufficient.
Keywords: Test, marriage, illness, obligation, personal data
GİRİŞ
Türkiye’de evlenmek isteyen çiftler, evlenme başvurusu yaptıklarında, kendilerine bazı hastalıkların kendilerinde olmadığına veya evlenmek için tıbbi sakınca oluşturmadığına ilişkin sağlık raporu alma külfeti yüklenmektedir. Bu raporu almadıkları takdirde evlenme başvuruları kabul edilmemekte veya evlendirme memuru tarafından evlendirme işlemi yapılmamaktadır. Eş adaylarından yapılması istenen testlerin çoğu herhangi bir yasal dayanaktan yoksundur. Yasal dayanağı olmayan bu testler Sağlık Bakanlığı’nın yazılarına veya Umumi Hıfzıssıhha İl Kurullarının verdiği kararlara dayanarak yapılmaktadır. Çalışmamızda hukuksal düzenlemelerde öngörülen testler ile uygulamada istenen testler hukuksal açıdan incelenmiş, bunların evlenme hakkına getirdiği kısıtlamalar ile kişisel verilerin korunması bakımından tartışma konusu yapılmıştır.
I-HUKUKSAL DÜZENLEMELERDE ÖNGÖRÜLEN EVLİLİK ÖNCESİ MUAYENE VE TESTLER
A-TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK)
TMK’de evliliğe engel olduğu kabul edilen tek hastalık akıl hastalığıdır. Ancak hiçbir akıl hastasının evlenemeyeceği kabul edilemez, yasa bu engelin sınırını belirlemiştir. Yasanın 133. maddesine göre akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemez. Dolayısıyla yasaya göre akıl hastaları kural olarak evlenemez; ancak evlenmeleri kendileri için tıbbi sakınca oluşturmuyorsa evlenebilir. Sözü edilen “tıbbi sakınca”dan ne anlaşılması gerektiği yasada açık değildir. Öğretide evlilik birliğine zarar verecek ve kalıtım yoluyla geçecek nitelikteki akıl hastalıklarının bu hükme göre evlenme engeli oluşturduğu belirtilmektedir (1, 2). Evlilik, akıl hastası eş adayının veya diğer eş adayının beden veya ruh sağlığına zarar verecek nitelikte ise veya akıl hastalığı kalıtım yoluyla doğacak çocuklara geçecek nitelikte ise tıbbi bir sakıncanın olduğu kabul edilir. Evlenmek isteyen her kişi psikiyatrik bir muayeneye tabi tutulmaz; ancak akıl hastalığı bilinen veya akıl hastası olduğundan kuşkulanılan eş adayları hakkında 133. maddeye göre resmi sağlık kurulu raporu istenebilir (2).
B-UMUMİ HIFZISSIHHA KANUNU (UHK)
24.04.1930 tarih 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 122. maddesine göre evlenecek erkek ve kadınlar evlenmeden önce tıbbi muayeneye tabidir. Hangi hastalıkların evlenme engeli oluşturduğu 123 ve 124. maddelerde düzenlenmiştir. 123. maddeye göre frengi, belsoğukluğu, yumuşak şankr, cüzam ve bir akıl hastalığına müptela olanların evlenmesi yasaktır. Bu hastalıklar tedavi edilip bulaşma tehlikesi geçtiğine veya şifa bulduğuna dair tabip raporu ibraz olunmadıkça hastalığa tutulanların nikâhları yapılmaz. 124. maddeye göre ilerlemiş sâri vereme tutulanların nikâhı altı ay ertelenir, bu sürede iyileşme belirtisi görülmezse süre altı ay daha yenilenir. Bu süre sonunda ilgili tabipler her iki tarafa bu hastalığın tehlikesini ve evlenmenin zararını bildirmeye mecburdur. Dolayısıyla 123. maddede belirtilen hastalıklara tutulanların hastalığı sürekli evlenme engeli oluştururken 124. maddeye göre ilerlemiş sâri verem geçici bir evlenme engelidir. Ayrıca 123. maddede belirtilen hastalıkların bulaşma tehlikesi geçtiği takdirde hastalığı tutulan kişi iyileşmese de yasaya göre bu kişinin evlenmesi yasak değildir. Öğretide bir görüşe göre 123. maddede belirtilen bir hastalığın varlığına karşın evlenilecek olursa bu evlenme geçerlidir, diğer deyişle bu hastalıklar kesin olmayan evlenme engelidir (2, 3).
C-EVLENME MUAYENESİ YÖNETMELİĞİ
UHK’nin 122. maddesine dayanarak 17.08.1931’de çıkarılan 11682 sayılı Evlenme Muayenesi Yönetmeliği halen yürürlüktedir. Yönetmeliğe göre hükümet tabipleri bu raporları onaylamadan önce var olan kayıtlardan sağlık raporu verilen evlenme adayının UHK’nin 123-124. maddelerinde adı geçen evlenmeye engel hastalıklardan birine tutulup tutulmadığını araştıracaklardır. Tabip, her şeyden önce evlenme adayının genel görünüşüne bakacak ve UHK’nin 123-124. maddelerinde anılan hastalıklardan birine tutulduğu şüphesini verecek belirtiler görmediği takdirde yasada belirtilen biçimde dıştan muayeneleri yapılacaktır. Yönetmeliğin 6. maddesine göre 4. ve 5. maddelerde yazılı muayenelerde adayın evlenmeye engel hastalıklardan biriyle malul olduğuna dair delil ve emareler görüldüğü veyahut yalnız bu muayenelerle kanaate varılamadığı takdirde daha ayrıntılı muayene yapılır. Adayı muayene eden tabip, bizzat yaptığı muayeneye veya resmi laboratuardan yahut mütehassıs tabipten kendisine bildirilen sonuçlara göre, evlenme adaylarının UHK’nin 123 ve 124. maddelerinde anılan hastalıklardan biri ile malul olduğu kanaatine vardığı takdirde, sağlık raporunu vermez ve evrakı dosyasında hıfzetmekle beraber işi ait olduğu hükümet tabibine de bildirir. Sekizinci maddeye göre balgamında kolibasili bulunanlar veya seriri olarak ilerlemiş sâri veremli olduğu tebeyyün edenler ile hançere veremine müptela olan adayların evlenmesine izin verilmez. Bu gibi evlenme adayları hakkında UHK’nin 124. maddesi tatbik olunacaktır.
D-EVLENDİRME YÖNETMELİĞİ
Evlendirme Yönetmeliği’nin 15/e bendine göre sağlık raporunun/resmi sağlık kurulu raporunun bulunmaması evlenme engelidir. UHK’ye dayanılarak, 17.08.1931 tarihli ve 11682 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Evlenme Muayenesi Hakkında Nizamname’de öngörülen usul ve esaslar doğrultusunda sağlık raporu alınmaması durumunda evlenme yapılamaz. Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbi sakınca bulunmadığı resmi sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça evlenemezler. Yönetmeliğin 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre sağlık raporu alınmaması durumunda evlenme yapılamaz. Sağlık raporuyla ilgili usul ve esaslar, sağlık alanındaki değişen ve gelişen şartlar da dikkate alınmak suretiyle Sağlık Bakanlığınca yayımlanacak genelgeyle belirlenir. Bu hükümle sağlık raporuna dayanak oluşturan muayene ve testlerin kapsadığı hastalıkların belirlenmesi bakanlıkça yayımlanacak genelgeye bırakılmıştır. Evlenme hakkının sınırlanmasının bir genelgeye bırakılması yasama yetkisinin devridir ve kabul edilemez.
E-SAĞLIK BAKANLIĞI EVLİLİK ÖNCESİ SAĞLIK RAPORU YAZISI (4)
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 18.03.2002 tarihli 4134 sayılı yazısında şu tümceler yer almaktadır (5): “...evlilik öncesi sağlık kurumuna yapılacak başvurular, günümüzde önemi artan bulaşıcı hastalıklar ve genetik geçişli hastalıklarla ilgili bir danışmanlık hizmeti verilmesi için fırsat olarak değerlendirilmeli, kişiler, olası riskler, sonuçları, korunma yoları konusunda bilinçlendirilmelidirler.” Yazıya göre evlenmeye engel hastalık bulunmadığına dair sağlık raporları Sağlık Ocakları ve AÇSAP (Anne Çocuk Sağlığı ve Aile Planlama) Merkezlerince verilmelidir. Muayene ve danışmanlık hizmetleri verilirken eş adayları birlikte UHK’de belirtilen frengi, belsoğukluğu, yumuşak şankr, cüzam, tüberküloz, akıl hastalığı; bunlara ek olarak AIDS, hepatit B ve C hastalıkları, ayrıca genetik geçişli hastalıklar ile ilgili olarak sorgulanmalı ve genel bir muayene yapılmalıdır. Bu görüşme sırasında adı geçen bulaşıcı hastalıklar, genetik geçişli hastalıklar ve aile planlaması konularında tıbbi danışmanlık verilmeli, bu hastalıkların şüphesi veya varlığında neler yapacakları adaylara anlatılmalıdır. Dıştan açıkça görülebilen muayene bulgusu yoksa sağlık raporu düzenlenmelidir. Hekimin muayene sırasında adı geçen hastalıklarla ilgili şüphesi olması veya eşlerle yapılacak danışmanlık görüşmesi sırasında eşlerden birinin istemesi halinde gerekli testler yapılmalıdır. UHK’de evlenmeye engel hastalıklar olarak zikredilen bazı hastalıkların tedavi olduğu halde kişilerde kalıcı fiziksel veya serolojik sekel bırakabildiği göz önüne alınmalı, (örneğin cüzam, frengi) bu kişilerde muayene veya serolojik bulguları olmasına rağmen tedavi durumları göz önünde bulundurularak rapor düzenlenmelidir. Daha önceden mevcut hastalık kayıtlarının sadece sağlık kuruluşları tarafından ve kişisel haklar gözetilerek değerlendirilmesine dikkat edilmeli, şahısların rencide olması önlenmelidir. Akıl hastası olduğu bilinen veya hekimin akıl hastası olduğunu düşündüğü kişilerin ise tam teşekküllü devlet hastanelerinde değerlendirilerek evlenmeye engel hali olup olmadığına ilişkin sağlık kurulu raporu almaları gerekmektedir. Bakanlığın söz konusu yazısı evlilik öncesi muayene ve testleri eşlerin bulaşıcı ve kalıtsal geçişli hastalıklar hakkında bilgilendirilmeleri için bir fırsat olarak değerlendirmektedir. Dıştan yapılan muayene sonunda bir şüphe görülürse veya eşlerden birinin istemi üzerine testlerin yapılacağını belirtmektedir. Bu ifadeden testlerin hastanın rızasına aykırı olarak yapılıp yapılmayacağı konusunda bir çıkarımda bulunmak güçtür. Öte yandan Sağlık Bakanlığı’nın yazısına göre hastalığın belirlenmesi durumunda tedavi durumu göz önüne alınarak rapor düzenlenmelidir. Kişisel verilerin korunması konusunda özen gösterilmesi öngörülmüştür.
II-UYGULAMADA İSTENEN MUAYENE VE TESTLER
Uygulamada evlendirmekle yetkili belediyeler, evlenecek adaylardan istediği belgeleri önceden açıklamaktadır. Her adaydan birtakım testlerin yaptırmaları ve buna göre düzenlenecek sağlık raporu getirmeleri istenmektedir. Belediyelerin uygulamalarına bakıldığında birlik olduğu da söylenemez, her bir belediye farklı tetkikler istemektedir. Çankaya Belediyesi nikah başvurusu için kan grubu, Hepatit B-C, frengi, AIDS ve talasemi laboratuar testlerinin yaptırılmasını, alınacak olan test sonuçlarının her ilçe için yetkili AÇSAP Merkezlerinde rapor haline getirilmesini istemektedir. Ayrıca kadının 50 yaş üzerinde olması halinde veya cerrahi menopoz sonrası (ameliyat raporunun ibrazı halinde) Akdeniz anemisi taraması yapılmasına gerek yoktur (6). Beşiktaş Belediyesi, HIV-Elisa, HBSAG-Sarılık (Hepatit B), VDRL-Sifilis (frengi) ve akciğer röntgeni istemektedir (7). Sarıyer Belediyesi HIV-Elisa, BSAG-Sarılık, VDRL-Sifilis (frengi), TBC-Tüberküloz testleri istemektedir (8). Üsküdar Belediyesi ise yukarıda sözü edilen yazıda istenen testlerin yapılmasını şart koşmaktadır (9). Hatta sağlık ocaklarının uygulamalarında da büyük farklılıklar bulunduğu gözlenmiştir (10).
A-KAN GRUBUNUN BELİRLENMESİ
Kan grubu testinin amacı ileride anne ile çocuk arasında Rh uyuşmazlığının var olup olmayacağını belirlemektir. Çocuk ile anne arasında Rh uyuşmazlığı ortaya çıktığında genellikle ilk çocukta sorun çıkmaz; ancak ikinci çocuğun da Rh pozitif olması durumunda annede gelişen Rh antikorları çocuğun alyuvarlarını parçalar (11). Bunun önüne geçmek için doğumdan önce ve sonra aşı yapılarak çocuğun sağlığı korunur (11). Dolayısıyla Rh uyuşmazlığı hamilelik durumunda çocuğun sağlığını etkileyen bir olgudur ve dolayısıyla hamilelik öncesi bakılması ve önlem alınması gerekir. Ancak hamilelik dışında eşlerin sağlığını etkilemeyen Rh testinin evlilik öncesinde eşler tarafından yaptırılması zorunlu bir test olarak şart koşulması amaçtan yoksundur.
B-HEPATİT B-C TESTİ
Hepatit B ve C, virüs yoluyla meydana gelen karaciğer iltihaplanmasıdır. Hepatit B, insandan insana vücut sıvıları yoluyla bulaşır. Bunlar kan, semen (meni), vajinal sıvı ve salgılar (adet kanı dahil), doğum sırasında anneden bebeğe geçiştir (12). Hepatit C, temel olarak kan yoluyla bulaşır. Hepatit C’nin cinsel yolla bulaşma olasılığı son derece düşüktür, tek eşli çiftlerde bu olasılık daha da zayıftır; ancak çok eşli, cinsel yolla bulaşan hastalığı olan ve AIDS’li kişilerde cinsel yolla bulaşma olasılığı yüksektir (13). Ayrıca hepatit C, %6 olasılıkla anneden bebeğe geçer, ayrıca annede AIDS var ise hepatit C’nin bulaşma olasığı yükselir (13). Evlilik öncesinde bu testlerin istenmesinin nedeni hastalığın cinsel yolla bulaşmasını engellemektir. Buna karşılık hepatit virüsü taşıyan kişinin cinsel eşi, bu hastalıktan kendini koruyabilir. Hepatit B virüsüne karşı geliştirilen aşı, kişilerde antikor üretimini sağlamaktadır ve virüs taşıyıcısıyla girdiği cinsel ilişkide virüse karşı bağışıklık kazanır. Annede hepatit B virüsü ile iltihap olması, yeni doğan bir çocuk için her zaman risk etkenidir; ancak çocuk doğar doğmaz hepatit aşısı ve hepatit B koruyucu serum yapılırsa hastalığa yakalanmaz (12). Hepatit C virüsüne karşı ise herhangi bir aşı geliştirilmemiştir, bununla birlikte hepatit C’nin cinsel yolla diğer eşe ve çocuğa geçme olasılığı çok düşüktür. Dolayısıyla hepatit B-C, eş adayları aydınlatıldığında evliliğe ve eşlere zarar verecek hastalıklar değildir.
C-FRENGİ TESTİ
Frengi, cinsel yolla bulaşan bakteriyel bir hastalıktır; tedavi edilmediği takdirde, bu bakteri zaman içerisinde vücuda yayılarak birçok organda hasara neden olur (14). Frengi en sık rastlanılan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir (14). Bakteri, tedavi edilmeyen frengili kadından hamilelik esnasında % 70 olasılıkla bebeğe bulaşabilir; ayrıca bu gebelerin yaklaşık % 25'i, ölü doğum ya da erken dönem bebek ölümü nedeni ile çocuklarını kaybederler (14). Bu veriler ışığında değerlendirildiğinde frenginin cinsel eşin ve hamilelikte doğacak bebeğin sağlığını olumsuz etkileyerek hastalığı onlara da bulaştırdığı ortadadır. Bununla birlikte frengi tedavi edilebilir bir hastalıktır, evlilik öncesinde dikkat edilmesi gereken husus, eş adaylarının hastalık konusunda aydınlatılarak eş adaylarından birinde hastalık kuşkusu uyandıracak belirtiler varsa muayeneye ikna edilmesidir.
D-HIV/AIDS TESTİ
HIV, Türkçede “İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü” olarak adlandırılan, insan bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve tedavi alınmadığı durumda tamamen da etkisiz hale gelmesine neden olan bir virüstür (15). AIDS ise HIV tarafından oluşturulan, Türkçede “Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu” olarak adlandırılan, taşıyıcı bir kimsenin HIV nedeniyle ciddi enfeksiyonlardan birini geliştirmiş ya da kan testleriyle ölçülebilen bağışıklık sistemi hücrelerinin virüs tarafından yüksek düzeyde tahrip edilmiş olduğu hastalıklar bütünüdür; ancak belirtilmelidir ki savunmasız hale gelen her HIV taşıyıcısı aynı zamanda AIDS gelişimi de görülmüş kişi demek değildir (15).
HIV’in üç önemli bulaşma yolu korunmasız cinsel ilişki, kan alışverişi, anneden bebeğe geçen vücut sıvıları ve anne sütüdür (16). Cinsel ilişkide HIV virüsünden korunmanın en güvenilir yolu kondom kullanmaktır, her ilişkide doğru biçimde kondom kullanıldığı takdirde koruyuculuğu %100’e yaklaşmaktadır (16). HIV virüsü taşıyan anne adayları, hamileliklerinde alacakları antiretroviral ilaçlar yoluyla, bebeklerine virüs geçişini %1′lere kadar indirebilmektedirler, ayrıca doğum sonrasında da emzirme yoluyla bulaşın önlenmesi için annenin bebeğini emzirmek yerine mama yoluyla beslemesi önerilmektedir (16).
HIV virüsü ve AIDS, tıbbi gelişmeler sayesinde hepatit virüsü gibi denetlenebilir kronik bir hastalık haline gelmiştir (15). Cinsel ve kalıtsal yolla bulaşmada diğer viral hastalıklardan çok farklı değildir. Tüm cinsel yolla geçen hastalıklarda kondom kullanmak en güvenceli yolu oluşturmaktadır. Dolayısıyla evlilik öncesinde bu hastalığı diğer hastalıklardan ayrı tutarak HIV pozitif kişilerin evlenmesini engellemek anlamsız ve yararsız bir sınırlandırmadır (Krş. 1). Çünkü cinsel yaşam evlilikle sınırlı değildir, evlilikle sınırlandırılamaz. Ayrıca bireylerin sağlığı evlilik içinde ve dışında her zaman korunmalıdır. Bu nedenle evliliği yasaklamak yerine, eş adaylarını hastalığın riskleri, bulaşma ve tedavi yolları konularında aydınlatmak ve korunma yöntemleri konusunda önerilerde bulunmak gerekir.
E-VEREM (TÜBERKÜLOZ) TESTİ
Tüberküloz, binlerce yıldır var olduğu bilinen bir mikropla oluşan, tedavisiz bırakılırsa ya da kötü tedavi edilirse öldürücü olabilirken erken ve uygun tedavi ile tümüyle son bulan bir hastalıktır (17). Verem, tüberkülin (PPD) ile cilt testi yapılırsa pozitif çıkan sonuçla anlaşılır, bu dönemde mikroplar bir anlamda hapsedilmişlerdir (17). Verem, hava yoluyla bulaşan bir hastalıktır, kalıtsal nitelikte değildir; hatta genellikle verem hastası ile uzun süre birlikte yaşayan kişilere hastalık bulaşır (17). Bu bilgiler ışığında değerlendirildiğinde veremin cinsel sağlığı veya doğacak çocukların sağlığını etkileyen farklı bir yönü yoktur. Cinsel veya kalıtsal yolla bulaşan bir hastalık olmamasına karşın evlilik öncesinde testinin istenmesinin amacı anlaşılır değildir.
F-AKDENİZ ANEMİSİ (TALASEMİ) TESTİ
Akdeniz anemisi (talasemi), genellikle Akdeniz ülkelerindeki ırklarda, orada yaşayanlarda görülen bir çeşit kansızlık hastalığıdır (18). Akdeniz anemisi, bu çalışmada incelenen çoğu hastalıktan farklı olarak cinsel yolla veya kan yoluyla bulaşan bir hastalık değildir; hastalık, doğan çocuğa, anne veya babasının hastalık taşıyan genin, genetik olarak geçmesiyle oluşur, yani hastalık kalıtsal niteliktedir (18). Hastalığın ağır seyreden şekli olan talasemi majörde genellikle, bebekler 6 aylık olunca, aniden ağır bir kansızlık oluşur ve bu nedenle de kalp yetmezliği gelişir (18). Kalp yetmezliği, ancak sık sık kan naklinin yapılmasıyla önlenebilir; kan nakli yapılmazsa, hasta birkaç senede ölür, kan nakli yetersiz yapılırsa çeşitli sağlık sorunları meydana gelir ve çocuk ileri yaşlarda ölebilir (18). Talasemi minör ise hafif seyreden ve ölüm tehlikesi olmayan bir hastalıktır (18). Anne babadan yalnızca birinde talasemi minör varsa % 50 olasılıkla çocuk talasemi minör yani taşıyıcı olur, bu durumda çocuğun talasemi majör olma olasılığı yoktur, her ikisinde de talasemi minör varsa çocuk % 25 olasılıkla talasemi majör olur (18). Dolayısıyla talasemi testi, eş adayları için değil, anne baba adayları için önem taşıyan bir testtir (19); evlilik, kendiliğinden anne baba olmak demek olmadığına göre evlilik öncesinde yapılması zorunlu bir test olması anlamlı değildir. Öte yandan talasemi majör olan çocuğun sağlığı sık sık kan naklinin yapılması ile korunabilmektedir.
Ayrıca 24.10.2002 tarih 24916 sayılı Kalıtsal Kan Hastalıklarından Hemoglobinopati Kontrol Programı ile Tanı ve Tedavi Merkezleri Yönetmeliği ve dayanağını oluşturan 28.12.1993 tarih 3960 sayılı Kalıtsal Hastalıklarla Mücadele Kanunu incelendiğinde görülmektedir ki yasa koyucu akdeniz anemisi taramasını evlenmek isteyen eş adayları bakımından zorunlu olarak görmeyip danışmanlık hizmeti verilmesini ve bu testlerin yapılmasına teşviki öngörmektedir. Buna karşın Ankara ve İstanbul Umumi Hıfzıssıhha Kurulları, aldıkları kararla talasemi taramasını zorunlu kılmıştır (20, 21), kararlarını ise sözünü ettiğimiz yönetmeliğe dayandırmıştır. Oysaki yönetmelik veya yasa testlerin zorunlu olmasını amaçlamamaktadır, bu nedenle kurul kararları dayanaktan yoksundur.
III-MUAYENE VE TESTLERİN AMACI
A-EŞ ADAYLARINI BİLGİLENDİRME
Yukarıda da belirtildiği gibi Kalıtsal Kan Hastalıklarından Hemoglobinopati Kontrol Programı ile Tanı ve Tedavi Merkezleri Yönetmeliği’nin altıncı maddesi eş adaylarının sağlık merkezlerine sevkin amacının danışmanlık hizmeti verilmesi olduğunu ve adayların test yaptırmaya teşvik edilmesini öngörmektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yazısına göre sağlık kurumlarına yapılacak başvurular bulaşıcı ve kalıtsal yolla geçen hastalıklar konusunda danışmanlık hizmeti verilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilmeli ve eş adayları olası riskler, hastalıkların sonuçları, korunma yolları konusunda bilinçlendirilmelidir. UHK’de veya TMK’de eş adaylarını bilinçlendirme amacı öngörülmemiştir. Her iki yasanın da yaklaşımı evliliğe engel olan hastalıkları düzenleme biçimindedir. Oysaki kişilerin ve doğacak çocukların sağlığının korunması, öncelikle eş adaylarının bulaşıcı ve kalıtsal hastalıklar konusunda bilinçlendirilmesi ile olanaklıdır (Genetik danışma konusunda ayrıntılı bilgi için 22).

B-EVLİLİĞİ ENGELLEME
TMK’ye göre akıl hastalığı evlenmeye engel bir hastalıktır. Söz konusu yasa akıl hastalığı dışında evlenmeye engel bir hastalık öngörmemiştir. Geçerliliği aşağıda tartışılan UHK’ye göre ise bugün uygulamada testi istenen hastalıklardan frengi evliliğe engeldir, verem ise geçici engeldir. Evlendirme Yönetmeliği’ne göre sağlık raporu veya sağlık kurulu raporunun bulunmaması evlenmeye engeldir. Raporda evlenmeye engel olarak nitelendirilen bir hastalığın varlığı belirlenirse evlenmeye izin verilmeyecektir. Çünkü rapor, evlenmeye engel bir hastalığın bulunup bulunmadığına ilişkindir.
C-DOĞACAK ÇOCUKLARIN KORUNMASI
Evlilik öncesinde yapılması istenen testlerle aslında doğacak çocukların sağlığı korunmaya çalışılmaktadır (1). Hastalıkların çoğu, kalıtsal yolla veya vücut sıvıları örneğin anne sütü yoluyla anneden veya babadan çocuğa geçebilen niteliktedir. Ancak yukarıda da incelendiği üzere aşı, ilaç, kan nakli gibi yöntemlerden yararlanılarak çocuğun sağlığı korunabilmektedir. Dolayısıyla önemli olan, doğumun engellenmesi değil, meydana gelen gebelik durumunda anne ve çocuğun sağlığının korunması için gerekli önlemlerin alınmasıdır. Test istenmesi ya da testin pozitif çıkması durumunda evlenmeye izin verilmemesi üremeye engel değildir, evlenmenin bu nedenlerle yasaklanması tam tersine korunmasız cinsel ilişkilerin artmasına yol açacaktır. Ayrıca evlenme yasağından kaçmak isteyen eş adayları testlerin ilk hedefi olan danışma hizmetinden de yararlanamayacaktır.
IV-MUAYENE VE TESTLERİN ZORUNLULUĞU SORUNU
Evlilik öncesinde istenen muayene ve testlerin zorunlu tutulup tutulamayacağı, testlerin yasal dayanağı ve hasta hakları bakımından ayrıca incelenmesi gereken bir konudur. Uygulamada istenen testlerin çoğunun herhangi bir yasal dayanağı yoktur. Sadece frengi ve verem testinin yasal dayanağı bulunmaktadır; bunlardan frengi, UHK’ye göre sürekli evlenme engelidir, verem ise aynı yasaya göre geçici evlenme engelidir. Diğerleri ise Sağlık Bakanlığı yazısına dayanarak yapılmaktadır. UHK’deki evlilik öncesi sağlık muayenesi, 1930 yılının sağlık ve toplum koşullarını yansıtan ve bu nedenle günümüzün koşullarından uzak bir anlayışla düzenlenmiştir. Ayrıca 2002’de yürürlüğe giren TMK’de evlenme engelleri düzenlenirken, sadece akıl hastalığına yer verilmiş, bunun dışında herhangi bir hastalık evlenme engeli olarak öngörülmemiştir. Akıl hastalığının UHK’de de yer aldığı dikkate alınacak olursa TMK ile evlenme engellerinin yeni baştan düzenlendiği ve sonraki yasa ile bağdaşmayan önceki yasa hükümlerinin artık yürürlükten kalktığı söylenebilir (23).
Diğer yandan uygulamada belediyeler genellikle kan tahlili yapılmasını zorunlu tutmaktadır, diğer bir deyişle tahlil yapılmadığı takdirde evlenme başvurusunu kabul etmemektedir. Bu bakımdan Polatlı Belediyesi farklı bir örnektir; çünkü belediyenin resmi sitesinde kan tahlili yaptırmanın isteğe bağlı olduğu açıkça belirtilmektedir (24). Söz konusu zorunluluğun iki boyutu vardır: birincisi evlenebilmek için istemediği halde vücuduna müdahale edilmesine rıza göstermek zorunda kalmak, ikincisi rıza gösterilmediği halde kan tahlili yapılması. Bir kimseye tıbbi müdahalede bulunmanın hukuka uygunluğunun koşulu kişinin rıza göstermesidir, hatta Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 31. maddesine göre aydınlatılmış onamı gerekir. Dolayısıyla kişinin rızası olmadığı halde vücut bütünlüğüne müdahale edilerek damarından kan alınması suçtur ve ayrıca haksız fiildir. Anayasanın 17. maddesinin ikinci fıkrasına göre “Tıbbî zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbî deneylere tâbi tutulamaz.” Ayrıca Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 12. maddesine göre “Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talep de edilemez.” Evlilik sözleşmesinin kurulması, kişinin hastalığının teşhisi, tedavisi veya hastalıktan korunması amacına yönelik bir müdahalede bulunmayı gerekli kılmaz. Evlilik sözleşmesi ile cinsel yaşam arkadaşlığının mutlak birbirine bağlı olmadığı yaşamsal bir gerçekliktir. Cinsel yaşam, evliliğe bağlı olmadan başlayıp sürmektedir, öyleyse kişinin evlenmesinin engellenmesi korunmasını sağlamamaktadır.
V-TESTLERİN POZİTİF ÇIKMASI DURUMUNDA EVLENME BAŞVURUSUNUN HUKUKSAL DURUMU
Testlerin eş adaylarının isteyerek veya istemeyerek verdiği rıza sonucu yapılan testlerin bazılarının pozitif çıkması durumunda yani evliliğe engel olduğu iddia edilen hastalıklardan bazılarının var olması durumunda evlenme başvurusu reddedilebilir mi? Hukuk devletinde kişilik haklarının genelgelerle veya iç yazışmalarla değil, yasalarla sınırlandırılması ve sınırlamaların hakkın özüne dokunmaması gerekir. Anayasada tanınan maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkının kapsamına evlenme de girer, kişi medeni haklarını kullanarak maddi ve manevi varlığını geliştirebilir. Evlilik öncesi test ve muayenelerin yasallığı ve evlenme hakkına ne ölçüde sınırlandırma getirdiği sorgulandığında daha önce de belirtildiği gibi TMK’nin UHK hükümlerini yürürlükten kaldırması karşısında sadece akıl hastalığı yasal bir evlenme engelidir. Diğer test ve muayenelerin bu bağlamda hiçbir yasal dayanağı yoktur.
Diğer yandan bir yasa çıkarılarak bu testlerin yasal dayanağa kavuşturulması durumunda da bu hastalıkların varlığının evlenmeye engel olduğunun kabul edilmesi hakkın özüne dokunan niteliktedir; çünkü sınırlama, hakkı tamamen kullanılamaz duruma getirmektedir. Akıl hastalığı, yasal bir engel olarak karşımıza çıksa da akıl hastalarının evlenme hakkı, evlenme tıbbi bir sakınca oluşturduğu ölçüde sınırlanmaktadır. Ancak bu sakınca eşlerin evlilik birliğini yürütmelerinde söz konusu değil de hastalık kalıtsal yolla geçecek nitelikte olduğu için söz konusu ise kanımızca bu durumda evlenmeye izin verilmemesinin ölçülü bir sınırlama olduğu söylenemez. Dolayısıyla yapılan testler sonucunda hastalığın varlığı belirlense dahi kişilerin evlenme başvurusu sırf bu nedenle reddedilemez. Hakkı kullanılamaz duruma getirmeden eş adaylarının aydınlatılma amacıyla aile planlama merkezlerinde hekime danışmakla yükümlü tutulması, hem amaca uygun düşer, hem de hakkın özüne dokunmayan bir sınırlandırma olur (Aynı yönde 4).
VI-KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI
Anayasanın 20. maddesine göre herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Ayrıca Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 21 ve 23. maddelerinde hastanın mahremiyet hakkı güvence altına alınmıştır. 23. maddeye göre sağlık hizmetinin verilmesi nedeniyle edinilen bilgiler, yasayla izin verilen durumlar dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz. Kişinin rızasına dayansa bile kişilik haklarından bütünüyle vazgeçilmesi, bu hakların başkalarına devri veya aşırı şekilde sınırlanması neticesini doğuran hallerde bilginin açıklanması, bunları açıklayanın hukuki sorumluluğunu kaldırmaz. Evlenme hakkına engel olma sonucunu doğuran sağlık bilgilerinin hiçbir yasal dayanak olmadan belediyelerdeki evlendirme memuruna açıklanması bu maddeyi ihlal etmektedir (25), hatta yönetmeliğe göre hastanın rızası dahi sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Hastalıkların evlenme engeli olarak kabul edilmesi hastalıkların olup olmadığı ve varsa ne durumda olduğunun bir raporla belirlenmesini gerektirdiği için aslında hastanın mahremiyetine giren kişisel verilerin hekim dışında kişilerin bilgisine açık duruma getirilmesine yol açmaktadır. Oysaki eş adaylarına sadece hekime danışma yükümlülüğü getirildiği takdirde hekim bir rapor düzenlemekle yükümlü olmayacak, hastanın bilgilerini saklama yükümlülüğüne uyabilecektir. Eş adayları hastalıkla ilgili bilgileri aralarında paylaşmakta özgür olacak, hekim tarafından da hastalıkların riskleri ve sonuçları hakkında aydınlatıldığı için evlenme konusunda özgürce karar verebilecektir. Bu arada belirtilmelidir ki hekim, eş adaylarından birinde kalıtsal veya cinsel yolla geçen bir hastalığın varlığını belirlediğinde bunu hastanın rızası dışında diğer eş adayıyla paylaşamaz (Karşı görüş için 3, tıp etiğinde özerklik ilkesi bakımından tartışması için 4). Hekim, hastanın rızası yoksa her iki eşi de muhtemel hastalıkların geçme yolları, korunma yöntemleri, tehlikeleri hakkında bilgilendirebilir; fakat diğer eş adayıyla ayrı bir görüşme yaparak yanıltıcı veya hastanın rızasına aykırı bilgiler vermek veya eş adayını korkutmak bir hasta hakları ihlalidir (26). Bununla birlikte eşlerden birinin diğerini cinsel veya kalıtsal yolla geçen bir hastalığı konusunda aldatması, diğer bir anlatımla hastalığını gizlemesi, evliliğin hile nedeniyle iptaline neden oluşturur (3).
SONUÇ
Evlilik öncesi muayene ve testler bugün genellikle uygulamada evlenmek için zorunlu olarak istenmektedir. Bu nedenle eş adayları yönetsel bir zorunluluğa uygun olarak sağlık kurumlarında bazı muayene ve testlere tabi tutulmaktadır. Bunlardan sadece akıl hastalığı TMK’ye göre evlenmeye engel bir hastalık olarak öngörülmüş, diğer bazıları TMK’nin yürürlükten kaldırdığı UHK’de öngörülmüş, bazıları ise hiçbir yasal düzenlemede öngörülmemiştir. Bütün bu testler Sağlık Bakanlığı’nın genelge niteliğine dahi sahip olmayan bir yazısına dayandırılmaktadır. Uygulamada istenen testler incelendiğinde teste dayanak oluşturan hastalıkların hepsinin kalıtsal yolla geçen hastalıklar olduğu görülmektedir, bu bakımdan testlerin öncelikli amacının doğacak çocukları korumak olduğu anlaşılmaktadır. Bazılarının ise cinsel yolla geçen hastalıklar olduğu ve bu bakımdan eşlerin cinsel sağlığının korunmaya çalışıldığı görülmektedir. Ancak yasakların ne cinsel yaşama ne de üremeye engel olabildiği dikkate alındığında amacına uygun ve korumaya çalıştığı yararı korumaya elverişli olmadığı anlaşılacaktır. Eşlerin cinsel sağlığı da doğacak çocukların korunması da eşlerin bilinçlendirilmesi ile olanaklıdır. Bu nedenle eş adayları test yaptırmadığında veya hastalıkları belirlendiğinde evlenmelerine engel olmak yerine evlenme başvurusunu eşlerin bilinçlendirilmesi için bir fırsat olarak değerlendirip hekime danışmayı zorunlu tutmak yerinde olur. Aile planlama merkezlerinde verilecek danışma hizmetleriyle eşler özgür iradeleriyle test yaptırmalı veya yaptırmadan evlenmeye karar vermelidir. Böylece hem evlenme hakkına getirilen biçimsel sınırlandırma, hakkın özüne dokunmayan niteliğe sahip olur, hem de hastaların kişisel verileri üçüncü kişilerin bilgisine açık duruma gelmez ve böylece hasta haklarına saygı duyulması sağlanır.
KAYNAKLAR
1.Akıntürk, T. Türk Medeni Hukuku İkinci Cilt Aile Hukuku, 8. Bası, İstanbul 2003: 73-74, 76
2.Dural M, Öğüz T, Gümüş MA. Türk Özel Hukuku Cilt III Aile Hukuku, 2. Bası, İstanbul 2008: 58, 60
3.Öztan B. Aile Hukuku, 5. Bası, Ankara 2004: 121
4.Çokar M, Tomruk DG, Sert G. “Evlenme Muayeneleri ve Etik Sorunlar”, http://www.pozitifyasam.org/publishDocument.php?id=710 Erişim Tarihi: 21.04.2009
5.http://www.saglikvakfi.org.tr/v0/k25a.asp?newsid=223041514&pg=1 Erişim Tarihi: 25.04.2009
6.http://www.cankaya.bel.tr/evlendirme.asp Erişim Tarihi: 28.04.2009
7.http://www.besiktas.bel.tr/t/15/sub.jsp?p=9200 Erişim Tarihi: 28.04.2009
8.http://www.sariyer.bel.tr/Content_View.aspx?MI=2&CMI=27&MCI=21 Erişim Tarihi: 30.04.2009
9.http://www.uskudar.bel.tr/portal/content_/t1.jsp?PageName=nikah Erişim Tarihi: 30.04.2009
10.İstanbul Tabip Odası Bilimsel Toplantı Raporu: “Evlilik Raporları”, 28.05.2002, http://www.istabip.org.tr/icerik/bilimsel-toplanti-evlilik-raporlari-28-mayis-2002/ Erişim Tarihi: 03.06.2009
11.http://www.gebelik.org/dosyalar/rhuyg.html Erişim Tarihi: 03.06.2009
12.http://www.hepatit.org/hepatitB.html Erişim Tarihi: 30.04.2009
13.http://www.hepatit.org/hepatitC.html Erişim Tarihi: 30.04.2009
14.http://hastarehberi.com/cinsellik/cinsel2/frengi.htm Erişim Tarihi: 02.05.2009
15.http://www.pozitifyasam.org/index.php?mid=14 Erişim Tarihi: 02.05.2009
16.http://www.pozitifyasam.org/index.php?contentId=18 Erişim Tarihi: 02.05.2009
17.http://www.verem.org.tr/kisa_bilgi.php Erişim Tarihi: 02.05.2009
18.http://www.uckunlaboratuvari.com/anemi.htm Erişim Tarihi: 02.05.2009
19.Tunç B, Timur İH. Tarama Programları ve Yöntemleri. Talasemi ve Hemoglobinopatiler: 40. http://www.talasemi.org/pdf/tani/cansinTedavi-5.pdf Erişim Tarihi: 26.05.2009
20.http://www.saglikbilgisi.com/haber/Talasemi+Tedavinde+Kemik+%C4%B0li%C4%9Fi+Nakli+%C5 %9Eart/8077 Erişim Tarihi: 28.05.2009
21.http://www.aktuelpsikoloji.com/haber.php?haber_id=4542 Erişim Tarihi: 28.05.2009
22.Ridolfi F. Talasemi ve Hemoglobinopatilerde Genetik Danışma. Talasemi ve Hemoglobinopatiler: 67 vd. http://talasemi.org/pdf/tani/cansinTedavi-8pdf.pdf Erişim Tarihi: 24.09.2009
23.http://www.turkhukuksitesi.com/showpost.php?p=174248&postcount=12 Erişim Tarihi: 10.05.2009
24.http://www.polatli.bel.tr/evlendirme.asp Erişim Tarihi: 28.04.2009
25.Yılmaz Kayar H. HIV/AIDS Sorunlar ve Hak İhlalleri. Türk Hukuk Sitesi Hukuki İncelemeler Kütüphanesi. http://www.turkhukuksitesi.com/makale_717.htm Erişim Tarihi: 28.05.2009
26.HIV/AIDS 2007-2008 Hak İhlalleri Raporu, Pozitif Yaşam Derneği. http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=37324 Erişim Tarihi: 28.05.2009
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Evlilik Öncesi Muayene Ve Testlerin Hukuksal Niteliği" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Özge Yücel'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
13-02-2010 - 14:09
(1745 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 9 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 8 okuyucu (89%) makaleyi yararlı bulurken, 1 okuyucu (11%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
42015
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 saat 17 dakika 6 saniye önce.
* Ortalama Günde 24,08 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 45785, Kelime Sayısı : 4468, Boyut : 44,71 Kb.
* 13 kez yazdırıldı.
* 3 kez arkadaşa gönderildi.
* 8 kez indirildi.
* 5 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1174
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,20763993 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.