Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Hizmet Borçlanması

Yazan : Hükümdar Hamdioğlu [Yazarla İletişim]
Avukat

Makale Özeti
SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU ÇERÇEVESİNDE YURT İÇİ VE YURT DIŞI HİZMET BORÇLANMASI İRDELENMİŞTİR

HİZMET BORÇLANMASI

GİRİŞ
Uluslararası platformlarda, üzerinde sıklıkla durulan konunun sosyal güvenlik hukuku ve bu kapsamda, bunların güvence altına alınması olduğu bir gerçektir. Bu paralelde, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 22. maddesinde, ”Her kişinin, toplumun üyesi olarak, sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu” ilkesini koyduktan sonra, bu hakkın, insan onuru ve kişiliğinin özgün gelişimi için gerekli ekonomik, sosyal ve kültürel hakların, her ülkenin kaynakları göz önünde tutularak, milli çaba ve uluslararası işbirliği sayesinde, tatminini sağlamak için ayrıca vurgulandığı[1]görülmektedir. İşte, her kişinin, toplumun üyesi olarak sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu prensibinin bir yansıması olarak görülebilen hizmet borçlanması müessesesi; her ülkede, kendi iç hukukunda yapılan düzenlemelerle çeşitli şekillerde görülebilmektedir.
Bu çalışmamızda, her bir borçlanma hali için ayrı değerlendirme yapmak yerine, genel olarak hizmet borçlanması ile mevcut sitemde tanınan borçlanma şekillerini reformla getirilen yeni sitemle birlikte karşılaştırmak suretiyle inceleme yapılacak ve özellikle en çok uygulama alanı bulan ve sık karşılaşılan, askerlik borçlanması üzerinde ayrıntılı bir şekilde durulacaktır.
Son olarak, konuyla ilgili olması hasebiyle, yurt dışı hizmet borçlanması ve 8 Mayıs 2008 tarihli ilgili değişiklik hükümlerine kısaca temas edilecektir.

I. Genel Olarak
Sigortalıların sürekli çalışmaları her zaman mümkün olmamakta, dolayısıyla çalışılmayan süreler için primde ödenmemektedir. Bazı hallerde ise, çalışma olgusuna rağmen, işverenlerince sosyal sigorta kurumuna bildirilmemeleri nedeniyle, tescil edilemeyenler için, sosyal sigorta pirimi ödenmemektedir. Sözü edilen haldeki sigortalılara, pirimi ödemeden geçirdikleri süreleri belirli koşullarda borçlanabilme imkanı verilmektedir. İşte, çalışmamızın asli konusunu teşkil eden söz konusu borçlanma; yurt içi hizmet borçlanması olup, aşağıda kısaca, hizmet borçlanması şeklinde ifade edilecektir.
Sigortalıların belirli koşullarda hizmet borçlanması yapmalarına imkan tanınabileceği uluslar arası belgelerde de ifade edilmektedir. Örneğin, ILO’ nun, 1933 tarihli sigortalıların hizmetlerini borçlanabileceğini düzenleyen 43 sayılı tavsiye kararının 7. maddesinde, hastalık, analık, işsizlik gibi geçici iş göremezlik sürelerinin, belirlenecek sınırlar ölçüsünde, bekleme döneminin hesabında dikkate alınmasının gerektiği öngörülmüştür[2]. Yine 131 sayılı tavsiye kararında, özellikle, zorunlu askerlik hizmetinin, bekleme süresinden sayılması gerektiği belirtilmiştir[3]. Ancak bunun, 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 22. Maddesi kapsamında da vurgulandığı gibi “her ülkenin kaynakları göz önünde tutularak…” yapılması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle, sosyal güvenlik kurumlarının gelir gider dengelerini bozmayarak, ölçülü bir şekilde yapılması gerekir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, çalışılmış bazı süreler gibi, çalışılmadan geçirilen bazı sürelerde borçlanılabilir. Özellikle, aşağıda ayrıntılarıyla değinileceği gibi, askerlik görevinin, devlet adına yerine getirilen ve zorunluluk arz eden bir görev olduğu dikkate alınarak, çalışanların, sosyal sigorta haklarından, bu nedenle yoksun kalmalarını engellemek üzere, bu sürelerin borçlanılabilmesine imkan tanınmaktadır.
506 sayılı kanunda değişiklik yapan 23.10.1969 tarih ve 1186 sayılı Kanun, sosyal sigorta uygulamasına, geniş çaplı bir hizmet borçlanması yolunu ilk defa getiren kanundur. Hizmetlerin borçlanma yoluyla değerlendirilmesi, 1186 sayılı Kanunun yayınlandığı tarihten önceki hizmetler için kabul edilmiş olmakla beraber, bu sürenin, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının uygulanmaya başladığı 01.04.1950 tarihinden önceyi de kapsayıp kapsamayacağı tartışmalı idi. Yargıtay tarafında alınan İçtihadı Birleştirme Kararı[4]ile, 01.04.1950 tarihinden önceki hizmetlerin de borçlanma yoluyla birleştirilebileceğine hükmetmiştir[5].
1186 sayılı Kanunla getirilen hizmet borçlanması hükmü, üç yılı aşkın bir süre uygulamada kaldıktan sonra, Anayasa Mahkemesi tarafından[6], Anayasanın “sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkesine” aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Ancak, iptal kararının yayınlandığı güne kadar kazanılmış haklar saklı tutulmuştur[7]. İşte, sınırlı ve kısmen değindiğimiz, ülkemizde ki hizmet borçlanması yolunda atılan adımlar süreci, günümüzde biraz daha hız kazanmıştır.
Belirmek gerekir ki, yurt dışındaki vatandaşların sosyal güvenliklerinin sağlanması bakımından, ülkemizde “yurt dışı hizmet borçlanması” imkanı da tanınmıştır. Özellikle 8 Mayıs 2008 tarihinde ki, 3201 sayılı Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunda yapılan değişiklikle, konuya ilişkin önemli düzenlemeler sevk edilmiş olup, aşağıda ayrıca temas edilecektir.
1.Yurt İçi Hizmet Borçlanması

Hizmet borçlanması, pirimi ödenmediği için hizmet süresinden sayılmayan bazı sürelerin, primlerinin borçlanılıp ödenmesi şartıyla, emekliliğe esas olacak hizmet süresinden sayılmasını sağlayan bir müessesedir[8]. 5434 sayılı ESK, değişik tarihlerde çıkarılan ek maddelerle, borçlanma konusunu dağınık bir şekilde düzenlemiş, süresinde borçlanma talebinde bulunmayanlara defalarca ek başvuru süresi tanınmıştır[9]. Hizmet borçlanmasına, sadece 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda değil, T.C. Emekli Sandığı ve Bağ-Kur Kanunlarında da yer verilmiştir[10].
Yurt içinde geçen hizmetlerin borçlanılması hususuna, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile Emekli Sandığı Kanunu ve Bağ-Kur Kanununda yer verilmiştir. Çeşitli dönemlerde çıkarılan kanunlarla değişikliğe uğramış olsalar da, halen varlıklarını devam ettirmektedir.
Yukarıda da değinildiği gibi, Emekli Sandığı Kanununda borçlanma hallerinin diğer sosyal güvenlik kanunlarına nazaran geniş tutulması ve borçlanma imkanına süreklilik sağlanması durumu, diğer çalışanlarla Emekli Sandığı iştirakçileri arasında eşirsizlik oluşturmaktadır. Bu kapsamda, örneğin Emekli S.K. ‘nun ek 31. Maddesinin b bendi uyarınca, avukatlık stajını göreve girmeden yapanların, normal staj sürelerini borçlanabilmeleri mümkündür. Avukatlık mesleğine başlamadan önce, adaylar, sözü edilen staj süreleri içinde, bir yandan avukatlık mesleği ile ilgili olarak temel bilgiler donatılırken diğer yandan çalışma ilişkisi içine girmektedirler. Buna mukabil, staj döneminde SSK’ nın 2. Maddesi anlamında sigortalı niteliğinin kazanılmasını sağlayan bir bağımlılık ilişkisinden söz edilemeyeceği için, söz konusu dönemde çalışılan süreler, sigortalılık süresinden sayılmamaktadır. İşte, bunun neticesinde, staj süreleri içinde avukat adayları, sosyal güvenlik haklarından yoksun kalmaktadırlar. Emekli S. K., en azından bu dönemin borçlanılabilmesine imkan tanımakla, iştirakçilerine uzun vadeli sigorta kolları bakımından yapılacak yardımlara ulaşmayı kolaylaştırırken, aynı imkan SSK’ na yada topluluk sigortasına tabi olarak çalışan avukatlara tanınmamıştır. Dolayısıyla, söz konusu borçlanma imkanının, Emekli Sandığına tabi bir görevde olsun yada olmasın tüm çalışanlara tanınması bir gerekliliktir. 5510 sayılı kanunun, sigortalıların borçlanabilecekleri süreler kenar başlıklı 41. madde hükmünde, söz konusu kanuna göre sigortalı sayılanların borçlanabilecekleri süreler arasında, isabetle, “sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal staj sürelerine de yer verilmiştir.(41/1,e). Böylece, çalışma ilişkisinin türüne bakılmaksızın, bütün çalışanlar, söz konusu borçlanma imkanından eşit bir şekilde yararlanabilecektir[11].
a. Sosyal Güvenlik Reformu Bakımından Borçlanma ve Askerlik Borçlanması
Reform sürecinde, hizmet borçlanmasına ilişkin esaslar, tek bir maddede toplanmış (m.41) ve temel ilkeleri belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi’nce bazı maddeleri iptal edilen ve yürürlüğü 01.06.2008 tarihine ertelenen 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesinde düzenlenen askerlik borçlanması, bazı yönleriyle 506 sayılı S.S.Kanun’a benzemekle birlikte, borç tutarının hesaplanmasında, borç ödeme süresinde ve ödenen borçlanma tutarlarının değerlendirilmesinde farklılıklar bulunmaktadır[12].
5510 sayılı Kanun, borçlanma konusunda daha farklı bir düzenleme öngörmekte, askerlik borçlanması, grev ve lokavt borçlanması ve yurt dışı hizmet borçlanması dışında bir çok borçlanma imkanı tanıyan duruma yer vermektedir. Belirtmek gerekir ki, bu nedenlerden bir çoğu, devlet memuru ve kamu görevlileri açısından uygulama alanı bulacaktır. Ancak, bazıları, bir iş sözleşmesine göre çalışanlar bakımından da kullanılabilir vasıftadır. Örneğin, 5510 sayılı kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, sigortalıların Kanunları gereği verilen, ücretsiz doğum veya analık izin sürelerini borçlanmaları mümkün olacaktır (m41/1,a). Bunun gibi, Kurumca kabul edilen sektörel veya genel ekonomik kriz dönemlerinde, işvereni tarafından ücretsiz izinli sayılanların, her yıl için üç ayı geçmemek üzere, bu süreleri de 5510 sayılı Kanun döneminde borçlanmak mümkün olabilecektir. Bu hükümlerin isabetli olduğu kanaatindeyim. Özellikle, prim ödeme gün sayısının arttırılması karşısında, bu hükümler, sigortalılar açısından daha da önem arz eder hale gelmiştir[13]. Bu paralelde, 2006 tarihli 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa bakacak olursak; “sigortalıların borçlanabilecekleri süreler“ kenar başlıklı 41. maddesinde, borçlanma yapılabilecek haller genişletilmiş ve uygulanacak borçlanma yöntemi de yine aynı madde de belirlenmiştir. SSGSSK m. 41 metninde;
“Bu kanuna göre sigortalı sayılanların;
a) Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri,
b) Er veya erbaş olarak silâh altında veya yedek subay okulunda geçen süreleri,
c) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların, personel mevzuatına göre aylıksız izin süreleri,
d) Sigortalı olmaksızın doktora öğrenimi veya tıpta uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğrenim süreleri,
e) Sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal staj süreleri,
f) Sigortalı iken herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan bu suçtan dolayı beraat edenlerin tutuklulukta veya gözaltında geçen süreleri,
g) Grev ve lokavtta geçen süreleri ve Kurumca kabul edilecek sektörel veya genel ekonomik kriz dönemlerinde işvereni tarafından ücretsiz izinli sayılanların, her yıl için 3 ayı geçmemek üzere bu süreleri,
h) Hekimlerin fahrî asistanlıkta geçen süreleri,
ı) Seçim kanunları gereğince görevlerinden istifa edenlerin, istifa ettikleri tarih ile seçimin yapıldığı tarihi takip eden ay başına kadar açıkta geçirdikleri süreleri borçlanabilirler.” denilmektedir.
Kanunun 41. maddesindeki bu düzenleme genel olarak isabetli olmakla beraber maddenin c bendindeki, ”4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların, personel mevzuatına göre aylıksız izin süreleri” hükmü ile kamu personellerine[14]söz konusu durumda borçlanabilme imkanı tanınırken, diğer bağımlı çalışan gurubu oluşturan işçilere, iş sözleşmelerinin askıya alındığı durumlarda, ücret almadıkları için, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi kesilmeyen süreleri borçlanma imkanı tanınmamıştır. Dolayısıyla, söz konusu düzenleme, bağımlı çalışanlar gurupları arasında yani işçiler ve memurlar arasında eşitsizlik oluşturur. Bu bağlamda, işçilere de, iş sözleşmelerinin askıda kaldığı dönemleri borçlanma imkanı tanınmalıdır. Ayrıca, 5510 sayılı kanunun 5434 sayılı kanuna ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen geçici m. 4/11 hükmüne baktığımızda; “kamu görevlilerinden personel kanunlarına göre aylıksız izinli sayılanlardan, aylıksız izinli olarak geçen süreleri esnasında isteğe bağlı sigortalılık primi ödemeyenlerin, istekleri halinde başvuru tarihindeki prime esas kazanç tutarı üzerinden % 32 oranında hesap edilecek primleri defaten ödemeleri halinde, aylıksız geçen izin süreleri hizmet sürelerine eklenir.” denilmektedir. Bir taraftan personel kanunlarına göre aylıksız izinli sayılanların 41. maddedeki koşullarla borçlanabilmeleri imkanı tanınırken, diğer taraftan, bunların %32 oranında hesaplanacak primleri defaten ödemeleri suretiyle, bu sürelerin hizmet süresine eklenmesinin sebebi anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla, kamu görevlilerini, diğer çalışanlar bakımından ayrıcalıklı konuma getiren kanunun m.41/1,c bendi hükmünün düzeltilmesi ile geçici m.4/11 fıkra hükmünün kanundan çıkartılması isabetli olur[15].
Türkiye’ de askerlik, erkekler için yerine getirilmesi gereken mecburi bir hizmet olup askerlik görevinin fiilen yerine getirildiği dönemlerde, sosyal güvenlik kapsamında, başka bir çalışma ilişkisinin devam etmesi imkan dahilinde bulunmadığından, söz konusu döneme ilişkin sosyal güvenlik haklarının korunması amacıyla, askerlik görevini yerine getirenlere, askerlik hizmetinde geçen süreleri borçlanarak, sigortalılık sürelerine veya prim ödeme gün sayılarına ekleme imkanı tanınmıştır. Askerlik borçlanması, sosyal güvenlik sistemimize ilk kez Emekli Sandığı Kanununa 23.02.1965 tarihli ve 545 sayılı kanunla eklenen bir madde ile girmiş, daha sonra sırasıyla SSK ve Bağ-Kur Kanununda da askerlik borçlanmasına yer verilmiştir[16].
Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı’nı tek çatı altında toplayan sosyal güvenlik reformu, kurumlar arasındaki hizmet ve uygulama farklılıklarını da en aza indirmeyi amaçlıyor.
Aşağıda örnekle açıklanacağı üzere, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SS ve GSS) Kanunu ile askerlik borçlanması için ödenecek paranın hesabı değişmiştir. Şöyle ki, Kanunun konuyla ilgili 41’inci maddesinde;
“Bu kanuna göre sigortalı sayılanların;
a) Kanunlar gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri,
b) Er veya erbaş olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçen süreleri,
… kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82’nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32’si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır.
Bir ay içinde ödenmeyen borçlanmalar için ise yeni başvuru şartı aranır. Primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz. Borçlanma sürelerinin ne şekilde belgeleneceğini belirlemeye kurum yetkilidir. …” denilmektedir[17].

Borçlanmaya ilişkin genel esaslara, başlıklar halinde temas edecek olursak( m.41);
Ø Borçlanma sırasında sigortalı olmak zorunludur.
Ø Borçlanabilmek bakımından bir zaman sınırlaması söz konusu değildir.
Ø Borcun, kısmen borçlanılması dahi mümkündür.
Ø Borçlanmada prime esas alınacak kazanç; prime esas kazancın alt sınır ile üst sınırı arasında, ilgili tarafından belirlenir. Kamu görevlileri için, ESK’ nun ek 31. maddesi uygulanır.
Ø Borcun ödenmesi gereken süre, tebliğ tarihinden itibaren bir aydır.
Ø Uzun vadeli sigorta kolları için, %20, Genel sağlık sigortası için %12, toplam % 32’ si borç olarak ödenir.
Ø Borç defaten Kuruma ödenir.
Ø Özel bir hesaplama yöntemi belirlenmiştir (m.41/5).
Ø Borçlanma, uzun vadeli sigorta ve genel sağlık sigortası bakımından sigortalılık süresi olarak kabul edilir[18].
Anayasa Mahkemesi’nce bazı maddeleri iptal edilen ve yürürlüğü 01.06.2008 tarihine ertelenen 5510 sayılı Kanun’un 41. maddesinde düzenlenen askerlik borçlanması, bazı yönleriyle 506 sayılı Kanun’a benzemekle birlikte, borç tutarının hesaplanmasında, borç ödeme süresinde ve ödenen borçlanma tutarlarının değerlendirilmesinde farklılıklar bulunmaktadır.
Borçlanma talebinde bulunacak kişiler ve borçlanılacak askerlik süreleri açısından 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun’da farklılık bulunmamaktadır.
506 sayılı Kanun’un 60. maddesinin (F) bendi 06.08.2003 tarihi itibariyle 4958 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değiştirilmiştir. Buna göre, sigortalılara er olarak silah altında ve yedek subay okulunda geçen sürelerinin tamamını veya bir kısmını borçlanma imkanı getirilmiştir. 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 78. maddesi uyarınca askerlik hizmetini yapmakta olanlara verilen sıhhi izinlerin 3 ayı, normal izinlerin ise her yıl için 1 ayı veya Bakanlar Kurulu’nca verilecek genel mahiyetteki izin süreleri zorunlu askerlik hizmetinden sayılmaktadır. Buna göre, askerlik süresince alınacak hastalık izinlerinin 3 aydan fazlasını, normal izinlerin ise her yıl için 1 aydan fazlasını zorunlu askerlik hizmetinden saymak mümkün olmadığından bu süreleri borçlanmak da mümkün değildir.
Sigortalılar, askerlik borçlanması yapabileceği gibi sigortalıların ölümü halinde, hak sahipleri tarafından da askerlik borçlanması yapılabilmektedir. Askerlik borçlanması yapabilmek için, hizmeti borçlanılacak sigortalının borçlanma için müracaat edilen tarihten önceki bir tarihte 506 sayılı Kanun’a göre tescil edilmiş olması gerekmekte olup, borçlanma tarihinde aktif sigortalı olmasına gerek bulunmamaktadır. Sigortalılar ve hak sahiplerinin, sigortalının en son çalıştığı işyerini kapsamına alan sigorta müdürlüğüne yazılı olarak borçlanma talebinde bulunmaları gerekmektedir. Eğer kendilerinde askerlik cüzdanı var ise ve bu cüzdan ile ilgili sigorta müdürlüğüne müracaat etmişler ise askerlik cüzdanının terhis sayfasının fotokopisi alınarak ilgili servis şefi ve memuru tarafından aslına uygunluğu onaylanır ve bu belgeye göre işlem yapılır. Askerlik cüzdanı bulunmayanlar askerlik sürelerini gösterir belgeleri askerlik şubelerinden temin ederek Kurum’a vermek zorundadır. Tereddüt edilen durumlarda Kurum’ca yazışma yapılmak suretiyle de askerlik süresi tespit edilebilir.
506 sayılı Kanun’un 60. maddesinin (F) bendine göre borç tutarı, talep tarihinde aynı Kanun’un 78. maddesi uyarınca belirlenen sigorta primine esas tutulan günlük kazancın alt sınırı üzerinden işveren hissesi de dahil malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranlarına göre hesaplanır. 506 sayılı Kanun’un 73. maddesinin (D) bendine göre yaşlılık, malûllük ve ölüm sigortaları prim oranları %9 sigortalı, %11 işveren hissesi olmak üzere toplam %20’dir.
5510 sayılı Kanun’un 41. maddesine göre borçlanılan süre karşılığında ödenecek borç, aynı Kanun’un 82. maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerince belirlenecek günlük kazancın %32’si üzerinden hesaplanır. Görüldüğü üzere, 506 sayılı Kanun’da prime esas kazancın alt sınırı (asgari ücret) üzerinden ve %20 prim oranı üzerinden hesaplanan borç tutarı, yeni Kanun’da, prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında belirlenecek günlük kazancın %32’si üzerinden hesaplanacaktır. Bu günkü rakamları dikkate aldığımızda asgari ücret 608,00 YTL, prime esas kazanç üst sınırı bunun 6,5 katı yani 3.952,00 YTL’dir. 506 sayılı Kanun’a göre yapılacak askerlik borçlanmasında, 2008/Şubat ayında borçlanma talebinde bulunan bir sigortalı için aylık (20,28 x 0,20 x 30) 121,68,00 YTL, 5510 sayılı Kanun’a göre yapılacak askerlik borçlanmasında ise aylık (20,28 x 0,32 x 30) 194,68,00 YTL borç hesaplanacaktır[19]. Bağ-Kur ve SSK’ lı bakımından durum aynı olup, daha fazla prim ödemeyi gerekli kılmaktadır[20].
Hesaplanan borç ilgiliye tebliğ edilir, tebliğ edilen borç tebliğ tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun’a göre 6 ay içinde bir defada ödenebileceği gibi eşit veya eşit olmayan taksitler halinde de ödenebilir. 5510 sayılı Kanun’a göre ise, tebliğ edilen borcun ödeme süresi 1 ay olarak belirlenmiştir. 6 ay veya 1 ay içerisinde borcun hiç ödenmemesi halinde borçlanma işlemi iptal edilmiş sayılır, yeniden borçlanma yapılabilmesi için yeniden talepte bulunulması gerekmekte olup, bu durumda borç yeni talep tarihine göre yürürlükteki prime esas kazanca göre hesaplanacaktır. Ünite tarafından hesaplanarak tebliğ edilen borcun bir kısmının ödenmesi durumunda ödenen miktarla orantılı süre geçerli sayılır.
Borçlandırılan sürenin gün karşılığı sigortalının prim ödeme gün sayısına ilave edilir. Şayet, askerlik süresi sigortalılığın başlangıç tarihinden önce ise, sigortalılık başlangıç tarihi borçlanılan süre kadar geriye götürülür. Örneğin, sigortalının ilk defa tescil tarihi 01.01.2005, sigortalı askerliğini 01.01.2005 tarihinden önce yaptı ve 8 ay (240 gün) askerlik borçlanması yaptı ise sigortalının tescil tarihi 8 ay geriye götürülerek 01.05.2004 tarihi olacaktır. 5510 sayılı Kanun’da da aynı uygulamanın devam ettirilmesi öngörülmektedir[21].
5510 sayılı Kanun’a göre, Kanun’un yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait borçlanmalarda; borçlanılan prime esas gün sayısı, borçlanılan ilgili aylara mal edilir. Bu kapsamda görülecektir ki, 5510 sayılı Kanun’da, ödenen borç tutarlarının ve prim ödeme gün sayısının değerlendirilmesinde farklılık bulunmaktadır. 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki sürelere ait askerlik borçlanmalarında, borçlanılan süreler ve borç tutarları 506 sayılı Kanun’da olduğu gibi, sigortalının talep yılındaki veya hak sahipleri tarafından borçlanma yapılmışsa, sigortalının ölüm yılındaki kazançlarına ve prim ödeme gün sayılarına ilave edilmez. Borçlanılan süreler ve prime esas kazançlar ilgili aylara mal edilir. Yukarıda da açıklandığı üzere sigortalı veya hak sahipleri, 5510 sayılı Kanun’da alt sınır ile üst sınır arasında olmak üzere seçtikleri kazanç üzerinden %32 oranında prim ödeyerek borçlanabilir[22].
Sigortalının borçlanma sonucu aylığa hak kazanması durumunda, aylık, borcun tamamının ödendiği tarihi takip eden aybaşından başlar. Sigortalının hak sahipleri tarafından borçlanma talebinde bulunulmuş ise, yine aylık, borcun ödendiği tarihi takip eden aybaşında başlar. Askerlik borçlanmasına ait borcun tamamını ödemeden tahsis talebinde bulunan sigortalının, tahsis talep tarihi itibariyle borcunu ödediği sürelerle aylığa hak kazanması halinde; aylık, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren bağlanır ve kalan borç tahsil edilmez. Aylığa hak kazanma, kalan borcun ödenmesine bağlı ise, aylık, kalan borcun ödendiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle bağlanır ve yeni bir müracaat istenmez. Sigortalı tarafından askerlik borçlanması talebinde bulunulmuş olup, borcunun tamamını veya bir kısmını ödemeden ölen sigortalıların primi ödenmiş sürelerine göre ölüm aylığına hak kazanılması halinde, hak sahiplerinin aylıkları ölüm tarihini takip eden aybaşından bağlanır ve geriye kalan borç, hak sahiplerinden istenmez[23].
b. Sosyal Sigortalar Kanununda Askerlik Borçlanması
Sosyal Sigortalar Kanununun, geçici 20, geçici 81 inci, geçici 82 nci , geçici 87 nci ve geçici 89 uncu maddeleri hariç olmak üzere diğer maddeleri, 31.05.2006 tarihli 5510 sayılı Kanunun[24]106 mad. 1 inci fıkrası hükmü gereğince, 01.01.2008 tarihinden itibaren (günümüzde) geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmış olması hasebiyle, günümüzde, S.S. Kanununun askerlik borçlanmasına ilişkin 60/F madde hükmünün uygulama alanı kalmamıştır. 60/F madde hükmü, kanuna 1972 tarihli 1655 sayılı kanunla girmiş ve ardından 2422, 3279 sayılı kanunlar ile 616 sayılı KHK ile değişikliğe uğramıştır. Düzenleme son şeklini ise 4968 sayılı yasa ile almıştır.[25]
506 sayılı SSGSSK m. 41 hükmü çerçevesinde askerlik borçlanması üzerinde durulmuş olması hasebiyle, burada tekrarlanmayacak olup, m.60/F kapsamındaki eski düzenleme ışığında, askerlik borçlanmasına ilişkin genel esaslar üzerinde durulacaktır. SSK’ ya göre;
Ø Borçlanmak isteyen, borçlanma sırasında sigortalı olarak tescil edilmiş olması kafidir.
Borçlanma talebinde bulunulduğu sırada, borçlanma talebinde bulunanın, SSK’ ya tabi olarak çalışması aranmaz. Böylece, daha evvel borçlanma yapılabilmesinin, talep tarihinde çalışıyor olma koşuluna bağlanmış olması sonucunda ortaya çıkan tartışmalara son verilerek, askerlik borçlanması koşulları kolaylaştırılmıştır[26].
Ø Borçlanabilmek bakımından bir zaman sınırlaması söz konusu olmadığı gibi borcun kısmen dahi borçlanılması mümkündür.
Sosyal Sigortalar Kanunun mülga m.60/F hükmünde, borçlanma talebinin ne zaman yapılacağı konusunda bir açıklık yoktur. Bu nedenle, askerlik borçlanması, yaşlılık aylığına hak kazanmadan önceki her hangi bir dönemde yapılabilir. Yine, 3279 sayılı kanunun ile getirilen düzenlemede, borcun tamamı, iki yıl içerisinde ödenmemesi durumunda, askerlik hizmetinin sadece, süresi içinde ödenen miktarla orantılı bölümünün geçerli sayılacağı öngörülmüştür[27].
Ø Borçlanmada esas alınacak kazanç, prime esas kazancın alt sınırıdır.
Sigortalı, prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primlerini, tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde ödemekle yükümlüdür. Borç ödenmeden, aylık talebinde bulunulamaz[28].
Ø Borcun ödenmesi gereken süre, tebliğ tarihinden itibaren altı ay olup, borç, işveren payını da kapsar.
Askerlik borçlanması yapan sigortalı, kanununda belirtilen kazanç üzerinden hesaplanacak malullük, yaşlılık, ölüm sigortası primlerinin, işveren payı da dahil olmak üzere, tamamını, tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde kendisi öder. Bu durum, ILO’ tavsiye kararları ile uyumlu değildir. En azından, işveren payının devletçe karşılanması isabetli olur.
Ø Hizmet borcu, taksitle veya defaten kuruma ödenir.
SSK’ nın mülga 60. Maddesinin F bendine göre, askerlik borçlanması primlerinin altı ay içinde, taksitler halinde veya defaten Kuruma ödenmesi gerekir.
Ø Özel bir hesaplama yöntemi belirlenmemiştir.
Ø Borçlanma, sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısını arttırıcı etki yapar.
Askerlik borçlanması, yapan sigortalı, borçlandığı süre, prim ödeme gün sayısına eklenir. Öte yandan, ilk kez sigortalı olunmadan önce yerine getirilen askerlik hizmeti süresi borçlanılırsa, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçalınlan gün sayısı kadar geriye götürülür[29].
c.Bağ-Kur Kanununda Askerlik Borçlanması
Bağ-Kur Kanununun 1 ila 23 üncü, geçici 10 uncu ve geçici 11 inci maddeleri hariç diğer maddeleri ve bu kapsamda askerlik borçlanmasını düzenleyen Ek. 9. madde; 31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Kanunun[30]106. maddesinin (2) numaralı bendi hükmü gereğince, 1.1.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla, yukarıda, sosyal güvenlik reformu kapsamında hizmet borçlanmasına ilişkin yaptığımız açıklamalar burada da aynen geçerlidir. Ancak, önceki düzenlemeye kısaca temas etmekte yarar olduğu düşüncesindeyim.
Ø Borçlanma sırasında sigortalı olmak zorunludur.
Ø Borçlanabilmek bakımından bir zaman sınırlaması söz konusu değildir.
Ø Borcun kısmen borçlanılması mümkün değildir.
Ø Borçlanmada esas alınacak kazanç, talep tarihinde bulunulan basamaktır.
Ø Borcun ödenmesi gereken süre, tebliğ tarihinden itibaren altı ay olup, borcun tamamı, borçlu tarafından ödenir.
Ø Hizmet borcu, taksitle veya defaten kuruma ödenir.
Ø Özel bir hesaplama yöntemi belirlenmemiştir.
Ø Borçlanma, sigortalılık süresi ile prim ödeme gün sayısını arttırıcı etki yapar[31].

d.Emekli Sandığı Kanununda Askerlik Borçlanması
5434 sayılı kanuna baktığımız zaman, diğer sosyal güvenlik kanunlarındaki durumdan farklı olarak, borçlanmaya ilişkin hükümleri, 5510 sayılı kanun ile ortadan kaldırılmamış olduğunu görmekteyiz. Daha öncede açıklandığı gibi, askerlik borçlanması, sosyal güvenlik sistemimizde ilk kez, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa 23.02.1965 tarih ve 545 sayılı Kanun ile girmiş ve daha sonra sırasıyla SSK ve Bağ-Kur Kanununda, sigortalıların askerlikte geçen sürelerinin borçlanılabilmesi yönünde düzenlemeler yapılmıştır.
Genel esaslara temas edecek olursak;
Ø Borçlanma sırasında iştirakçi olmak zorunludur.
Emekli Sandığı iştirakçilerinin, kanunda öngörülen tüm hizmet borçlanmalarında olduğu gibi, askerlik borçlanmasında bulunabilmesi için de, talepte bulundukları sırada Emekli Sandığına tabi olmaları gerekir. İştirakçilerin ölümü halinde, bunların dul ve yetimleri de borçlanma talebinde bukunabilirler.
Ø Borçlanabilmek bakımından bir zaman sınırlaması mevcut olup, en geç, emeklilik aylığı talebinde bulunmadan altı ay önce borçlanma yapılmalıdır.
Sosyal Sigortalar Kanunu ve Bağ-Kur Kanunundaki düzenlemeden farklı olarak, borçlanma talebinin, iştirakçi olunan sürenin her hangi bir zamanında, ancak isteğe bağlı emekli olacaklar bakımından, emeklilik talep tarihinden en az altı ay önce, Kuruma bildirilmesi gerekir (ESK. m.102/2,a).
Ø Borcun, kısmen dahi borçlanılması mümkündür.
İştirakçiler, askerlikte geçen sürelerinin tamamını ya da bir kısmını borçlanabilirler. Her ne kadar kanunda, kısmi borçlanma yapılabileceğine ilişkin açık bir hüküm bulunmasa da, bunu kısıtlayan bir düzenleme olmadığından, iştirakçilerin emekli aylığına kavuşabilmelerine yetecek kadar bir süreyi borçlanabileceklerini kabul etmek gerekir.
Ø Borçlanmada esas alınacak kazanç, göreve giriş itibariyle keseneğe esas derece tutarlardır.
Askerlik borçlanması talebinde bulunacak olan Emekli Sandığı iştirakçileri veya bunların dul veya yetimlerinin, borçlanma tutarının nasıl hesaplanacağı, askerlik dışındaki diğer borçlanma türleriyle aynı şekilde, ESK m. ek 31/2 fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkra, 03.04.2003 tarih ve 4839 sayılı kanun ile son şeklini almıştır[32].
Ø Borcun ödenmesi gereken süre konusunda bir sınır olmayıp, borç sona erinceye kadar ödenmelidir.
Emekli Sandığı Kanunu, borçlanma tutarının belirli bir süre içerisinde, ödenmesini zorunlu kılmamıştır. Ayrıca, iştirakçilerin borçlanma tutarını ödemeden aylık bağlanması talebinde bulunabilmesine bir engel de yoktur.
Ø Borçlanılan tutar, aylıklardan kesenek miktar kadar kesilip, kamu işverenince Emekli Sandığına gönderilir.
Emekli Sandığı iştirakçilerinin askerlik borçlanması ödemeleri, her aya düşen borçlanma miktarının bağlı bulundukları kurumca, kesenek tutarları ile birlikte aylıkları üzerinden kesilip Emekli Sandığı’ na gönderilmesi ile gerçekleşir.
Ø Borçlanma, fiili hizmet süresini arttırıcı etki yapar.
Emekli Sandığı Kanununa göre[33], askerlikte geçen süreleri borçlanan iştirakçinin, borçlandığı süreler, fiili hizmet sürelerine eklenir[34].

2)Yurt Dışı Hizmet Borçlanması
Sosyal güvenlik hakkının yerine getirilmesi için gerekli tedbirleri almak ve teşkilatı kurmak görevi Devlettedir (AY m.60). Anayasa ile güvence altına alınan bu haktan yararlanmak, sadece Türkiye’ de yaşayan vatandaşlara özgü değildir. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının da, aynı şekilde sosyal güvenliklerinin sağlanmasını talep hakkı vardır. Nitekim, Anayasamızda, yabancı ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarının, sosyal güvenliklerinin sağlanmasına yönelik, özel bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre, “Devlet, yabancı ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının … ve sosyal güvenliklerinin… sağlanması için gereken tedbirleri alır” (m.62).
Önceleri yurt dışında çalışan Türk işçilerinin sosyal güvenlikleri, çalıştıkları ülke mevzuatına terk edilmişti. Bu işçiler genellikle, kısa vadeli sigorta kolları açısından, çalıştıkları ülkelerin sosyal sigortalarından yararlanmaktadır. Uzun vadeli sigorta kolları açısından ise özellikle bulundukları ülkelerde, bu sigorta kollarından yararlanmak için gerekli sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamlamadan yurda dönmeleri halinde, karşılaşmaktaydı. Gerçekten, sözü edilen vatandaşların, yurt dışında geçirdikleri sürelerinin Türk sosyal Güvenlik Kuruluşları tarafından dikkate alınmasına ilişkin bir düzenleme yok olması nedeniyle sosyal güvenlik hakkından yoksun bir kitle ortaya çıkmıştır[35].
Yurt dışındaki vatandaşların sosyal güvenliklerinin sağlanmasına yönelik ilk düzenleme, 1978 yılında çıkarılan 2147 sayılı “Yurt Dışında Çalışan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Çalışma Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunu” dur[36]. Bununla, ikili veya çok taraflı sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın, yabancı ülkelerde çalışmış ve çalışmakta olan Türk vatandaşlarına, yurt dışında geçen hizmetlerinin tamamını borçlanma imkanı tanınmıştır. Ancak uygulamada ortaya çıkan sorunlara yeteri kadar çözüm getirmediği için 2147 sayılı Kanunun yerine, halen yürürlükte bulunan ve önceki kanundan yararlananların kazanılmış haklarını saklı tutan 3201 sayılı “Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun[37]” çıkarılmıştır. Bu kanun ise, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla getirilen değişikliklerle son halini almıştır.
Sözü edile son değişiklikleri de göz önünde bulundurmak suretiyle yurt dışı hizmet borçlanması şartlarına bakacak olursak;
Ø Türk Vatandaşı Olmak,
Yurt dışı hizmet borçlanmasından yararlanabilmek, Türk vatandaşlarına tanınmış bir haktır. Bu husus, Kanunun değişik 1. maddesinde açıkça belirtildiği gibi, Kanunun isminden de anlaşılmaktadır.
Ø 18 Yaşını Tamamlamış Olmak,
3201 sayılı Kanunda, “18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri… sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” (m.1) demek suretiyle, 18 yaş şartını getirdiği açıkça görülmektedir. Dolayısıyla, söz konusu hüküm, yurt dışında 18 yaşından önce geçen hizmetlerin borçlanılamayacağı şeklinde anlaşılması gerekir[38].
Ø Yurt Dışında Çalışmış Olma
Bu nedenle, yurt dışında çalışmaksızın, örneğin öğrenci olarak ya da turist olarak geçirilen sürenin, borçlanılması mümkün değildir. Ayrıca, m.1 hükmünde “…ve bu süreleri arasında veya sonunda, her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri …sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir." denilmek suretiyle, elinde olmayan nedenlerle işsiz kalınmış olması halinde, bu sürelerin bir yıla kadar olan kısmının borçlanma hakkı tanınmıştır. Dolaysıyla, yurt dışındaki sürelerin çalışarak geçirilmiş olması bir kural olup, yukarıda belirtildiği gibi istisnası da mevcuttur.
Ø Yurt Dışında Yaşayan Ev Hanımı Olma
Kanun, ev hanımları için “yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri…Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” demek suretiyle özel bir hüküm sevk etmiştir.
Ø Yurda Kesin dönüş Yapma
2147 sayılı Kanundan farklı olarak yurt dışı hizmet borçlanmasından yararlanacak olan kişinin yurda kesin dönüş yapmış olması şarttır (m.3.).
Yurt dışındaki çalışmalarını borçlanacak kişinin, başvuracağı kuruluş konusunda son değişiklik hükmü “…sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” (m.3/1) şeklindedir. Daha önceki düzenlemede ise herhangi bir ayrıma gidilmeksizin “…hak sahipleri, Kuruma müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.” denilmekteydi.
Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların, borçlanma işlemleri, aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşunca yapılır (m.3/2).
Ayrıca, 3201 sayılı kanunun 4. maddesinde düzenlenen borçlanma tutarı ve iadesi konusunda “…belirtilen başvuru tarihindeki prime esas asgari ve azami günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32'sidir.” ibaresi yerine, ”…başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32'sidir.” denilmiştir. Ayrıca, “Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.” şeklindeki değişik hüküm de getirilmiştir.




SONUÇ
Sigortalıların çalışamadıkları bazı süreleri borçlanabilme imkanının tanınması, Anayasal güvence altına alınmış bulunan sosyal güvenlik hakkını, daha da güçlendirmektedir. Ancak, borçlanma imkanı tanınırken, Kurumların mali yapıları gözetilmeli ve politik menfaatlere araç edilmemelidir.
Yasal düzenlemelerde değişikliklere gidilirken, ülkenin sosyo-ekonomik yapısı göz önünde bulundurmak suretiyle, söz konusu değişikliklerin uygulamada doğuracağı sonuçları üzerinde titizlikle durulması gerekmektedir. Aksi taktirde, adalet duygularını rencide edici sonuçlar ortaya çıkabileceği gibi, Devlet, görevini layıkıyla yapmakta zafiyete düşebilir. Özellikle, sosyal güvenlik kanunlarında yapılacak hatalı değişiklikler, toplumsal yapıda bir takım yıpranmalara neden olabilmektedir.


















[1]Güzel/Okur; Sosyal Güvenlik Hukuku, 3. Baskı, s.42, 1992.

[2]Tuncay-Ekmekçi; “Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları”, s.467, İstanbul,2008; Başterzi, Fatma; “Yaşlılık Sigortası”, s.187, Ankara, 2006.

[3]Başterzi, Fatma; s.187.

[4]Bkz. T. 06.11.1971, E. 2, K. 4 sayılı İBK.

[5]Tuncay-Ekmekçi; s. 468;

[6]Bkz. AYMK, T.17.10.1972, E.1972/16, K.1972/49 (RG. 01.03.1973,14463) .

[7]Tuncay-Ekmekçi; s.469.

[8]Şakar, Müjdat; “Borçlanma”, s.685; http://emeklilikhaber4.blogspot.com.

[9]Güzel/Okur;s.42.

[10]Tuncay-Ekmekçi; s.467; www.tkgm.gov.tr.

[11]Başterzi, Fatma; s.188.


[12]Ceylan, Cevdet;“506 Sayılı Kanunda ve Sosyal Güvenlik Reformunda Askerlik Borçlanması”.

[13]Güzel/Okur/Caniklioğlu;”Sosyal Güvenlik Hukuku” s.459-460, 11. Baskı, İstanbul, 2008 .

[14]“c) Kamu idarelerinde;
1) (a) bendine tâbi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp, ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,
2) (a) ve (b) bentlerine tâbi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar,
sigortalı sayılırlar.”(5510 sayılı k.m.4/1,c).

[15]Başterzi, Fatma; s.189.

[16]Başterzi, Fatma; s.190;Güzel/Okur/Caniklioğlu; s.458.

[17]Perver, Ziya; “Askerlik Borçlanması”,www.alitezel.com.

[18]Başterzi, Fatma; s.193 vd.

[19]Ceylan, Cevdet;“ E Yaklaşım”,Mayıs/2008, S. 58.

[20]Perver, Ziya; “Askerlik Borçlanması”,www.alitezel.com.

[21]Ceylan, Cevdet;“E Yaklaşım”,Mayıs/2008, S. 58.

[22]Ceylan, Cevdet;“E Yaklaşım”,Mayıs/2008, S. 58.

[23]Ceylan, Cevdet;“E Yaklaşım”,Mayıs/2008, S. 58.

[24]16.06.2006 tarihli ve 26200 sayılı R. Gazetede yayımlanmıştır.

[25]Başterzi, Fatma; s.192; Güzel/Okur/Caniklioğlu; s.463.

[26]Güzel, Ali;” Askerlik Borçlanması” s.3.

[27]Başterzi, Fatma; s.196.

[28]Başterzi, Fatma; s.196.

[29]Başterzi, Fatma; s.192-196.

[30]16.6.2006 tarih ve 26200 sayılı R.G. ‘de yayınlanmıştır.

[31]Başterzi, Fatma; s.198.


[32]“T.C. Emekli Sandığına yazılı olarak başvurdukları tarihteki öğrenim durumu itibariyle tabi oldukları personel kanunlarında yer alan hükümlere göre belirlenecek göreve giriş derece, kademe ve ek göstergeleri ile emekli keseneğine esas aylığın hesabına ait tüm unsurların toplamının, o tarihte yürürlükte olan katsayılarla çarpımı sonucu bulunacak tutarlar esas alınarak, yine o tarihteki kesenek ve karşılık oranlarına göre hesap edilir. Bu hüküm, bu Kanunun ek ve değişiklikleri ile diğer kanunlarla getirilen bütün borçlanmalar hakkında da uygulanır.”(ESK. m. Ek.31/2).

[33]“En çok 15 yılı, istek tarihindeki (Re'sen emekliye sevk olunanlarla, ölenlerin vazife ile ilgilerinin kesildiği tarihlerdeki) emeklilik keseneğine esas derece tutarları nazara alınmak ve bu tarihlerde derece tutarlarının tabi olduğu kesenek ve karşılık tutarı üzerinden borçlandırılmak suretiyle fiili hizmet sürelerine eklenir.” (ESK Ek.m.8/2).

[34]Başterzi, Fatma; s.202-206.


[35]Caniklioğlu/Canpolat; “Yurt Dışı Hizmet Borçlanması”, Prof. Dr. Fahiman Tekil’ in Anısına Armağan, İstanbul, 2003, s.867.

[36]RG, 10.02.1978, 12823.

[37]RG, 22.05.1985, 18761 .

[38]Caniklioğlu/Canpolat; s.872.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Hizmet Borçlanması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Hükümdar Hamdioğlu'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
09-02-2010 - 23:10
(1724 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 1 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
11230
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 3 saat 53 dakika 45 saniye önce.
* Ortalama Günde 6,51 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 39509, Kelime Sayısı : 4754, Boyut : 38,58 Kb.
* 3 kez yazdırıldı.
* 5 kez indirildi.
* 5 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1171
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,19425607 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.