Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Hukuk Yargılamasında Yetki

Yazan : Özgür Karabulut [Yazarla İletişim]
Avukat

Makale Özeti
Genel olarak, Usul Kanunu madde 9-23 arasında düzenlenen yetki konusunda yapılan bir çalışmadır.

HUKUK YARGILAMASINDA YETKİ - 1

Genel Olarak

Türk Hukukunda bir davanın hangi mahkemede açılacağına ilişkin genel hükümler Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) düzenlenmiştir. Bir mahkemenin davaya bakma yetkisi; HUMK 9-21 maddeleri arasında düzenlenmiş yetki kurallarına, 22. maddede düzenlemiş yetki şartı/sözleşmesine göre belirlenir. Bunlardan başka; yetki konusu kamu düzenine ilişkin olmayan davalarda yetkisiz olduğu halde yetkisine itiraz edilmeyen mahkeme de o davada artık yetkilidir (HUMK md. 23).

Buna göre kural; Türkiye’de bir dava, -kanunda aksine hüküm bulunmadıkça- davanın açıldığı tarihte davalının Türk Medeni Kanunu’na (MK) göre ikametgâhı (yerleşim yeri) sayılan yer mahkemesinde açılmalıdır (HUMK md. 9/1). Bu kural genel yetki kuralı olup HUMK ve diğer kanunlarda yetkiye ilişkin özel hükümlerin varlığı halinde de uygulanır.
(Bu aşamada, genel ve özel yetki kurallarının açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır. Bütün davalar için uygulanan yetki kuralına genel yetki kuralı denilmekte olup, genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahı mahkemesidir. Eş deyişle, her dava, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça açıldığı tarihte davalının ikametgahı sayılan yer mahkemesinde görülür (HUMK. md. 9/1). Bundan ayrı, bazı davalar için davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Bu istisnai nitelikteki yetki kurallarına özel yetki kuralları denilmektedir. İlke olarak, özel yetki genel yetkiyi kaldırmaz, onunla birlikte uygulanır. Ancak istisna olarak, bazı davaların mutlaka belli bir yer mahkemesinde açılması öngörülmüştür ki, bu halde kesin yetki söz konusudur. Kesin yetki halleri, genel yetkiye istisnadır. Bunun dışında, bir dava için özel yetki kuralı bulunsa bile, davacının genel yetki ile özel yetki arasında bir seçim hakkı vardır. Özel yetki kuralları ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir.

Somut olayda, 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde belirtilen yetki kuralının uygulanmasını gerektiren bir durum söz konusu değildir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için icra takibinin 6183 sayılı Yasaya göre yapılması gerekir. Eldeki davanın dayanağını teşkil eden icra takibi ise genel hükümlere göre yapılan bir takip olduğundan, icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisinden söz edilemez.<Yargıtay HGK 2009/10-236 E.- 2009/345 K.)
.


MK’nın “yerleşim yeri” başlıklı 19. maddesindeki “yerleşim yeri” tanımı gerçek kişiler için geçerlidir, tüzel kişiler hakkında uygulanmaz (MK md. 19/3). Tüzel kişiler hakkında aynı Kanun’un 51. maddesinde “Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir” denilmekle tüzel kişilere ilişkin yerleşim yeri kavramı hükme bağlanmıştır.

Yerleşim yeri bilinmeyen/olmayan bir gerçek kişiye karşı açılacak davalar, davalının Türkiye’de son defa oturduğu yer mahkemesinde açılır (HUMK md. 9/1-c.2). Türkiye’de kayıtlı bir yerleşim yeri olmayan gerçek kişiler hakkında açılacak (mal) davalarında yetkili mahkeme, bu kişinin Türkiye’de oturduğu, oturduğu yer yok ise malvarlığının veya çekişmeli malın veya bir teminatı varsa teminatın bulunduğu yer mahkemesidir (HUMK md. 16).

Davalının birden fazla olduğu davalarda yetkili mahkeme davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir (HUMK md. 9/2). Ancak davanın, davalılardan birini salt kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek kastıyla açıldığı belirtiler veya başka deliller ile anlaşılması durumunda mahkeme kanaat getirirse itirazda bulunan davalının davasını ayırarak yetkisizlik kararı verir. Davacının kastının değerlendirilmesinde objektif iyiniyet kuralları temel alınmalıdır. Davacının, kendisine Kanun tarafından verilen seçimlik haklarını kullanırken iyiniyet kurallarına uyması beklenir. (“Davacının, usul hükümlerinin kendisine tanıdığı bir yetkiden yararlanmak amacıyla iyi niyetli bir kimseden beklenen yolda hareket etmeyip Karacabey'de ikamet eden davacıları kendi mahkemesine getirmeye zorlaması yasaca himaye olunamaz. O halde mahkemece yetki itirazının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.” - HGK 1978/11-1231 E. 1980/2148 K.)

Öte yandan Kanun tarafından birden fazla davalının tamamı için tek bir yetkili mahkeme belirtilmiş ise davaya bu mahkemede bakılır. Bu durum zorunlu dava arkadaşlığına ilişkin hükümlerin varlığı halinde uygulanır.

Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya eşlerin son defa altı ay birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir (Bu hususta 4721 s. Medeni Kanun 168. maddesi özel bir düzenleme yapmıştır. Bu hükme göre boşanma ve ayrılık davalarında yukarıdaki mahkemelere ek olarak, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir).

Sözleşmelerden Kaynaklanan Davalarda Yetki (HUMK md. 10)

Dava konusu uyuşmazlık, sözleşmeden kaynaklanmakta ise bu durumda sözleşmenin yerine getirileceği yerde (ifa yerinde) dava açılabilir. Aynı zamanda, davalı veya vekili davanın açıldığı tarihte orada bulunması koşuluyla sözleşmenin kurulduğu yer mahkemesinde de dava açılabilir. Buradaki yetki kuralı özel bir yetki kuralı olup kesin değildir. (“Kural olarak HUMK 9. maddesi gereği her dava açıldığı tarihteki davalının ikametgâhı mahkemesinde açılmalıdır. Ancak HUMK 10. maddesince sözleşmeden doğan davalarda akdin ifa edileceği yer mahkemesinde açılacak davada yetkilidir. Bu bağlamda B.K. 73. maddesine göre para alacağı, aksi kararlaştırılmamış ise alacaklının ikametgâhın da ödenmesi gerekir. Bu yetki kuralının ancak rıza konusu olmayan sözleşmeden doğan alacak dava1arında uygulanacağına dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmeye ve HUMK 10 ve BK 73/1 maddesine göre alacaklının ikametgâhında dava açılabilir. Dairemizin istikrarlı uygulaması da bu yöndedir. Mahkemece işin esasına girilerek sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” 13 HD 2009/137 E. – 2009/6159 K.)

Sözleşmenin yerine getirileceği yerin tespiti için Borçlar Kanunu’nun 73. maddesini incelemek gerekecektir. Buna göre,

a)Sözleşmenin konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin ise sözleşmenin alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde yerine getirileceği kabul edilmelidir.
b)Sözleşme konusu belirli bir mal ise malın teslimi, malın sözleşme kurulduğu zamanda bulunduğu yerde gerçekleşeceğinden sözleşmenin, malın sözleşme kurulduğu zamanda bulunduğu yerde yerine getirileceği düşünülmelidir.
c)Bunların dışında her türlü borç borcun doğumu zamanında borçlunun yerleşim yerinde ödeneceğinden sözleşmenin yerine getirileceği yer de sözleşme kurulduğu anda borçlunun yerleşim yeri olarak düşünülecektir.

Burada bir parantez açıp sözleşmeye dayalı dava ve takiplerde, davalı/borçlunun arada var olduğu iddia edilen akdi ilişkiyi inkâr etmek suretiyle yetki itirazında bulunması konusunu ele almak gerekir. HUMK 10. maddesinde bu konuda açık bir düzenleme yapılmamıştır. Yüksek Mahkeme’nin benzer nitelikli kararlarında, eğer davalı/borçlu akdi ilişkiyi inkâr etmiş ve yetki itirazında bulunmuş ise bu durumda BK 73. ve HUMK 10. maddelerinin uygulanması mümkün değildir, görüşü benimsenmiştir. Ancak; kanımca, Kanun’un lafzı ve ruhuna uygun olan çözüm, yetki itirazını karara bağlamazdan evvel iddia ve inkâr edilen akdi ilişkinin var olup olmadığını tespit etmek, varlığına kanaat getirildiği vakit yetki itirazını reddetmek, aksi halde yetki itirazını kabul etmek olmalıdır.

Sigorta Sözleşmelerinden Kaynaklanan Tazminat Davalarında Yetki (HUMK md. 19)

Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan (deniz sigortaları dışında) tazminat davalarında;

-Sigortalı mal taşınmaz bir mal ise veya sözleşme gereği belirli bir yerde bulunması gereken bir mal ise bu malın bulunduğu yer,
-Durum gereği belirli bir yerde bulunmayan mallara ilişkin ise tehlikenin (riskin) gerçekleştiği yer,
-Hayat sigortalarında ise sigortalı kişinin yerleşim yeri mahkemeleri yetkilidir.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 25. maddesi yukarıdaki hükme göre daha özel hükümler içermektedir. Buna göre sigorta sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklar, tazminat ve rücu talepleri nedeni ile açılacak davalarda yetkili mahkeme;
-Sigorta şirketinin veya şubesinin bulunduğu yer,
-Sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer,
-Sigortalının yerleşim yeri,
-Hak sahibinin yerleşim yeri,
-Rücu edilenin yerleşim yeri veya
-Zarara yol açan olayın meydana geldiği yer mahkemeleridir.

Tüzel Kişiler Hakkında Açılacak Davalarda Yetki (HUMK md. 17)

Ticaret şirketleri ve dernekler aleyhine açılacak davalar kural olarak şirket veya derneğinin 4721 sayılı Medeni Kanun’un 51. maddesinde belirtilen merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılır. Çeşitli yerlerde şubesi bulunan bir tüzel kişinin, şubesinin yaptığı işlemlerden dolayı aleyhine açılacak (iflas davası hariç) davalar şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir.

Şirket, dernek ve işletmelerin (kendi işlerine ilişkin olmak üzere) üyeleri aleyhine veya bir üyenin diğer bir üye aleyhine açacağı davalar bu şirket, dernek veya işletmelerin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabilir (HUMK. nun 17. maddesi gereğince tüzel kişi olan kooperatif ile üyeleri arasındaki davaların kooperatifin ikametgâhı addolunan mahal mahkemesinde görülmesi gerekir. MK.nun 51 inci maddesine göre de tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. Bu yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. 11.HD 2006/1834 E. - 2007/1186 K.)

İhtiyati Haciz Kararının Dayanağı Alacak Davasında Yetki (HUMK md. 12)

Borçlu hakkında alınan bir ihtiyati haciz kararının dayanağı olan alacağa ilişkin davalar ihtiyati haciz kararını veren mahkemede de açılabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, ihtiyati haciz kararının davanın açıldığı tarihte itiraz edilmek suretiyle kaldırılıp kaldırılmadığının tespitidir. Eğer, ihtiyati haciz kararı, alacak davası açılmadan önce itiraz edilmek suretiyle kaldırılmış ise artık ihtiyati haciz kararı veren mahkemenin yetkisinden söz edilemeyecektir.

Karşılık Davalarda Yetki (HUMK md. 14)

Açılmış bir davaya karşılık olarak ileri sürülen davalara asıl davanın açıldığı mahkemelerde bakılır.

Haksız Eylemden Kaynaklanan Davalarda Yetki (HUMK md. 21)

Usul Kanunu’nda, haksız bir eylemden kaynaklanan davaların haksız eylemin gerçekleştiği (vuku bulduğu) yer mahkemesinde açılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu kural, haksız eylemin gerçekleştiği yer mahkemelerine ilişkin özel bir yetki kuralıdır. Aynı şekilde, MK 25. maddesinde “kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir” hükmü yer almaktadır. Buna göre, kişilik haklarına saldırı nedeniyle açılacak tazminat davalarında davacı, kendi yerleşim yeri mahkemesinde de dava açabilir. Her iki kural da HUMK 9. maddede düzenlenen genel yetki kuralını ortadan kaldırmayıp davacıya seçimlik bir hak vermektedir.

Dava Vekâlet Ücreti ve Masraf Alacaklarına İlişkin Davalarda Yetki (HUMK md. 15)

Yasa hükmü; “Bir dava münasebetiyle iki taraf vekillerinin ücret ve masraf iddiaları miktarı her neye baliğ olursa olsun o davaya bakan mahkemede görülür” şeklinde olup pek de açık değildir. Zira madde metninde “miktarı her neye baliğ olursa olsun” denilerek sanki mahkemenin görevine ilişkin bir düzenleme yapılmış gibi bir izlenim doğmaktadır. Ancak hem görevli hem de yetkili mahkeme tespit edilmiştir. Buna göre daha önce görülmüş bir dava nedeniyle iki taraf vekillerinin vekâlet ücreti ve masraflarına ilişkin davaları o davaya bakan mahkemece görülür. Bu husus, vekil ile müvekkil arasındaki vekillik hizmetine ilişkin genel bir vekâlet alacağına ilişkin hüküm değildir. Bu hükmün uygulanması için ortada, görülmüş olan bir dava ve o davadan doğan bir vekâlet ücreti veya masraf alacağı olması gerekmektedir.

Bir Yerde Geçici Suretle İkamet Edenler Aleyhinde Açılacak Davalarda Yetki (HUMK md. 20)

Memur, asker, öğrenci ve işçi gibi belirli bir iş ya da eğitim gereği bir yerde geçici olarak bulunan kişiler aleyhine açılacak alacak ve mal davaları, eğer işin niteliği gereği uzunca bir zaman orada bulunması gerekiyorsa bulunduğu yerde de açılabilir. Her ne kadar MK 22. maddesinde bu gibi kişilerin bulundukları yerin yerleşim yeri olarak nitelendirilmemesi gerektiğinden söz edilmişse de zorunlu hizmet ya da üniversite eğitimi gibi uzunca zaman bir yerde bulunacak kişiye karşı bulunduğu yerde de dava açılabilmelidir.

Yetki Sözleşmesi (HUMK md. 22)

Yetki sözleşmesi/şartı, başlı başına değerlendirilmesi gereken bir konudur. Burada yalnızca genel hatlarıyla değinmek yeterli olacaktır. Yetki sözleşmesi, tarafların aslında yetkili olmayan bir mahkemeyi aralarında yapacakları bir sözleşme ile yetkili kılmalarını mümkün kılmaktadır. Böyle bir sözleşmenin yapılabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın ilişkin olduğu yetki konusunun kamu düzenine ilişkin olmaması gerekir. Başka bir deyişle, yetkisi kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı ile tayin edilmiş bir mahkemenin yetkisi, yetki sözleşmesi ile kaldırılamaz. Bundan başka, yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapılması da şarttır. Aynı şekilde, belirli bir davaya, uyuşmazlığa veya tekrar edecek şekilde ancak yine belirli bir olaya ilişkin olmalıdır. Uygulamada yetki sözleşmesi, taraflar arasındaki asıl sözleşmeye bir madde eklenmek suretiyle yapılmaktadır. Yetki sözleşmesi; genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini ortadan kaldırmamaktadır.

Mahkemenin Yetkisine İtiraz (HUMK md. 23)

Yetkili olmayan bir mahkemede dava açıldığını iddia eden davalı, bu iddiasını davanın esasına girilmende önce, ilk itiraz olarak ileri sürmesi gerekmektedir. Buna göre, ilk itiraz olarak yetki itirazında bulunmayan taraf (aslında yetkisiz olan) mahkemenin yetkisini kabul etmiş olacaktır. Ancak, yetki itirazının dinlenebilmesi için itirazda bulunan tarafın yetkili mahkemeyi bildirmesi zorunludur. Yetkili mahkemeyi bildirmeden yapılan yetki itirazları reddedilecektir.

Mahkemenin yetkisinin kamu düzenine ilişkin olduğu hallerde mahkemece yetki hususu re’sen dikkate alınacaktır. Ayrıca, süre sınırı olmaksızın davalı taraf yargılamanın her aşamasında bu hususu ileri sürebilecektir.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Hukuk Yargılamasında Yetki" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Özgür Karabulut'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
20-01-2010 - 17:24
(1647 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 5 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (60%) makaleyi yararlı bulurken, 2 okuyucu (40%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
25222
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 8 saat 21 dakika 1 saniye önce.
* Ortalama Günde 15,31 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 15052, Kelime Sayısı : 2043, Boyut : 14,70 Kb.
* 4 kez yazdırıldı.
* 4 kez indirildi.
* 2 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1155
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,08011603 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.