Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 97.142
Mesajlar : 518.442
Üye : 48.085
Makale : 1.769
Şerh : 13891

Şu anda sitemizi 540 ziyaretçimiz (0 üye, 540 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar
Avukat Bilirkişi
Dün, av.zeynep97


Evlat Edinme Şartları
Dün, merdogan








Nüfus Kayitlarinin Düzeltilmesi
26-01-2022, HAKAN GÜLÇİÇEK


Hayat Sigortası Alacak
26-01-2022, fadimugrlu



Kıdem Ve İhbar Tazminatı
25-01-2022, Emine TEKİN


Mutsuz Eksik Harcın Ödenmesinin Unutulması.
25-01-2022, furugferruhzad


Müvekkilin Ölümü
24-01-2022, av.md

Üye İlanları
Devrek Icra Müdürlüğü
24-01-2022, Av.Bülent AKÇADAĞ

İmranlı Adliyesindeki Durusmamız Hakkinda
16-01-2022, Av. Zeynep İzel Palut



Acil Didim Tapu Bilgisi Öğrenme
23-11-2021, Av.Tuğba Elmas


» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Dava açılmadan önce kıdem tazminatı ile ilgili olarak arabuluculuğa başvuran davacının, ıslaha konu kısım için ayrıca bu yola başvurması zorunlu değildir.
(Şerh No: 17141 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 03-01-2022 19:19)
Kira sözleşmesinde artış şartının ... olarak boş bırakılması durumunda bu artış şartı belirli ve muayyen olmadığından geçerli değildir. Temerrüte esas kira bedelinin belirlenmesinde kira tutarının ispatı kiraya verene aittir. Davacının tek yanlı kira oranı ve kira bedeli belirlemesine itibar edilemez.
(Şerh No: 17140 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 02-01-2022 12:11)
Sözleşmeyle bağlılık ilkesi gereği, sözleşmedeki artış şartı tarafları bağlayacak olup, davalı kiracı yenilenen her kira dönemi için artış şartına uygun kira bedelini ödemekle yükümlüdür. Mahkemece; kiraya verenin, kiracıdan talep edebileceği kira farkı alacağının belirlenmesi noktasında, Türk Borçlar Kanunun yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihi öncesi dönem için, sözleşmede kararlaştırılan artış şartı esas alınarak; ysonrasında ise TBK'nın 344. maddesindeki sınırlama dikkate alınarak hesapla...
(Şerh No: 17139 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 02-01-2022 12:01)
Taraflar arasında geçerli kira sözleşmesine göre, kiracı özel hukuk tüzel kişisi olup sözleşmede kararlaştırılan artış şartı sözleşme süresi tamamlanana kadar geçerli ve tarafları bağlayacak olup, davalı kiracı yenilenen her kira dönemi için artış şartına uygun kira bedelini ödemekle yükümlüdür.
(Şerh No: 17138 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 02-01-2022 11:53)
Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte teslim ettiğini ispatlayamazsa, kiraya verenin bildirdiği tarihe itibar olunmalıdır. Yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının üzerindeyse ve kiraya verenin açık muvafakati yoksa kiracı tarafından teslim tarihi ancak yazılı delille ispatlanabilir. Kiraya veren anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, Mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayinini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ya da Notere teslim ederek...
(Şerh No: 17137 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 02-01-2022 11:42)
Kiraya verenin TBK’nın 347. maddesinden yararlanabilmesi için öncelikle taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesindeki sürenin bitmesi, taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılmaksızın ilk yapılan sözleşmenin TBK’nın 347. maddesinde belirtildiği gibi birer yıllık uzama süresinin on yıl olması, on yıldan sonra en son uzama yılının bitiminden en az üç ay önce fesih ihbarda bulunması ve davanın da uzama yılının sonunda açılması gerekir. İlk sözleşmeden sonra taraflar bir araya gelerek yenide...
(Şerh No: 17136 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-01-2022 14:43)
Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıysa da, derdest davada davanın esasına girilmeden ve dava koşulu hakkında bir karar verilmeden önce dava koşulu tamamlanmışsa, davanın usulden reddedilmemesi gerekir.
(Şerh No: 17135 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 01-01-2022 14:29)
Sözleşmede belirtilen kira artış şartı tarafları bağlar. Kiracı bu artış şartına uymadığında, kiralayan kira parasını alırken ihtirazi kayıt ileri sürmese ve ayrıca yenileme yılının başlamasından 7 yıl geçtikten sonra önceki dönem kiralarının eksik ödendiği gerekçesiyle tahliye talep etse dahi, temerrüt oluşmuştur.
(Şerh No: 17133 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 30-12-2021 19:11)
Taşınmazın riskli yapı olması nedeniyle tahliye eden kiracıya, bina yenilendikten sonra kira sözleşmesi teklif edilmemesi -taşınmaz yargı kararı veya icra marifetiyle tahliye edilmediği sürece- BK 355. maddesi uyarınca tazminat koşullarını oluşturmaz.
(Şerh No: 17132 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 30-12-2021 18:54)
Kiralayanın kızının ihtiyacı için ihtar çekmesi ve kiracının bu ihtara istinaden taşınmazı boşaltması BK. 355 anlamında tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Davalılar gereksinim, yeniden inşaa ve imar amacıyla bir tahliye davası açmamıştır. Davacı kiracı taşınmazı bir yargı kararı veya icra marifetiyle tahliye etmemiştir. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 355. maddesi uyarınca tazminat koşulları oluşmamıştır.
(Şerh No: 17131 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 30-12-2021 18:50)
Sözleşmede kira parasının ne şekilde artırılacağı tereddüte yol açmayacak ve kolayca hesaplanacak şekilde gösterilmiştir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi gereği, bu artış şartı tarafları bağlar ve davalı kiracının yıllar itibariyle sözleşmedeki artış oranına uygun artışlarla kira parasını ödemesi gerekir. Yazılı kira sözleşmesinde kararlaştırılan artış oranı karşısında kira bedelinin artırılmaması hususunda taraflar arasında zımni anlaşma yapıldığı iddiası davalı tarafça ispat edilememiştir. Bu durum...
(Şerh No: 17130 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 30-12-2021 18:42)
Birden fazla kira dönemine ilişkin temerrüte esas ödenmesi gereken kira bedelleri hesaplanırken Mahkemece yapılması gereken iş, gerekirse alanında uzman bilirkişi marifetiyle TBK m.344 gözetilerek her yıl için hangi artış oranının uygulanacağı ayrı ayrı değerlendirilerek eksik yatan kira bedelinin hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesidir.
(Şerh No: 17129 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 30-12-2021 18:34)
Sözleşmeyle bağlılık ilkesi gereği, sözleşmede belirlenen artış şartı tarafları bağlayacak olup, davalı kiracı yenilenen her kira dönemi için artış şartına uygun kira bedelini ödemekle yükümlüdür. Sözleşmedeki artış maddesi değerlendirilirken kira sözleşmesinin başlangıcı ile TBK’nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihleri arasındaki dönemde sözleşmedeki artış şartı, TBK'nun yürürlük tarihi olan 01.07.2012 tarihi TBK’nun 344. maddesinin değiştiği 17.01.2019 tarihi arası dönemde ÜFE artış oranı...
(Şerh No: 17128 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 30-12-2021 18:20)
arsa payı düzenlemesinin yeniden yapılabilmesinin ilk şartı, arsa paylarının bağımsız bölümlerin değerleriyle oransız olarak belirlenmiş olmasıdır. Bu hesaplama yapılırken arsa paylarının kat irtifakı kurulduğu dönemde değerleriyle orantılı olmadığına bakılır.
(Şerh No: 17127 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 24-12-2021 10:56)
Kadının kardeşinin erkeğe şiddet uygulaması vakıası, kadına kusur olarak yüklenemez.
(Şerh No: 17126 - Ekleyen: Av.Özge ASLAN - Tarih : 22-12-2021 10:01)

Gündem Konumuz : Kurumlarca Yapılacak Karşı Vekalet Ücreti Ödemelerinde Serbest Meslek Makbuzu Meselesi
Konuyu Açan Üyemiz : Av. Fırat BİLBAY

Evet değerli meslektaşlar.

Bildiğiniz üzere, bu mesele yılların meselesidir. Karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu, ödeme yükümlüsünün kim olduğu, ödemenin kime fatura (serbest meslek makbuzu) edileceği, stopaj (gelir vergisi) tevkifatı yapılıp yapılmayacağı, eğer tevkifat yapılacaksa kim tarafından nasıl yapılacağı, ve sair tüm hususlara ilişkin usul ve esaslar yıllardan beri tartışılmakta, bu tartışmalara net, nihai ve tatmin edici yanıtlar verilememektedir.

Son kertede, 05/12/2019 tarihli 7194 sayılı Yasa ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesine eklenen fıkrada: “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü ihdas edilmiştir.
Burada benim ele almak ve masaya yatırmak istediğim konu, idarelerce yapılacak ödemelerde izlenecek usullerdir. Bilindiği üzere bazı kanunlarda (İYUK madde 28, 5502 SK madde 36) mahkemece hükmolunan asıl alacak, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin ödenmesi için idareye yazılı müracaat zorunluluğu öngörülmüştür. Ne var ki, bu müracaata serbest meslek makbuzunun eklenmesinin bir zorunluluk olup olmadığı hususu bir türlü netleşmemektedir. Örneğin 5502 Sayılı Kanun’un 36. maddesinde ödemenin, “…alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına” yapılacağı belirtilmektedir. Burada kastedilen makbuz ve belgeler ne olabilir? Bilhassa ortada bir ilam varken ne gibi bir belgeye ihtiyaç duyulmaktadır? Dikkat edilirse “alacaklı veya vekili” denmekte, dolayısıyla alacaklının müracaat hakkı olduğu da yadsınmamaktadır. Alacaklı asilin serbest meslek makbuzu kesme zorunluluğu olmayacağına göre, üstelik mahkeme ilamında hem asıl alacağın hem de vekalet ücretlerinin asil lehine hükmolunduğu bilindiğine göre bu kanun lafzındaki makbuz nedir? Eğer bahsolunan serbest meslek makbuzu ise bundan çıkan doğal sonuç vekile yapılacak ödemelerde aranacağı, asile yapılacak ödemelerde ise aranmayacağı mıdır? Bu noktada tevkifat sorumluluğu da aşılarak kuruma vergi denetmenliği mi yaptırılmak istenmektedir?

Tüm bu sorular yanıtsızdır. Ne var ki, yasa metinlerinde bu sorulara açıklama getirebilecek mantıki bazı çıkarımlar vardır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 97/2 maddesi: “94 üncü maddede yazılı ödemelerden yapılan vergi tevkifatı, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterilir.” demektedir. Demek ki tevkifat bir yere kaçmamaktadır. Üstelik, tevkifat yükümlülüğü söz konusu olduğunda idare tüzel kişisi ile diğer özel/tüzel kişiler arasında bir fark bulunmamaktadır. Yasa, “tevkifat yükümlüsü” olarak genellemektedir. Kendisine karşı ilam vekalet ücreti yönünden icra takibi yapılan bir şirket, avukata, “hani nerede senin serbest meslek makbuzun, eğer yoksa ödemiyorum” dediğinde kapısında icra memurlarını görecektir. Zira serbest meslek makbuzu kesilmesi/tebliği temerrüt veya ödeme için şart değildir. Öyleyse, idare ile özel şirket arasında “serbest meslek makbuzu aramak” konusunda yasa herhangi bir ayrım da yapmadığına göre, idarenin de avukata “serbest meslek makbuzu olmadan ödeme yapmıyorum” deme hakkı bulunmayacaktır. Haczedilmezlik keyfiyeti ayrı, mütemerrit olma meselesi ayıdır. İdare, ortada makbuz olmasa dahi tevkifatı gereken ücretten tevkifatını yapacak, kayıtlarına işleyecek, makbuz işini de avukat ve bağlı bulunduğu vergi dairesi düşünecektir. Karşılıklı iyi niyet elbette ön plandadır. Bir avukatın serbest meslek makbuzunu keşide etmesi ve karşılığında hızlıca ödeme alması, icra dairelerine ve başkaca kırtasiyeye gerek duyulmaması elbette güzeldir. Ne var ki, muktezalar, tebliğler ve genel normlar ışığında mesele çözülecekse doğrusu açıkladığım gibidir. Aslında bunu bu kadar uzun uzadıya anlatmak lüzumu dahi yoktu. Zira Yargıtay 12. H.D. 2018/6351 E. 2019/4901 K. Sayılı ilamında “….İhtilaf, icra takibine geçilmeden önce yazılı başvuru dışında ayrıca alacaklı vekilinin ilama konu alacağın ödenmesi için serbest meslek makbuzu ibraz etmesinin zorunluluk olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, 2577 Sayılı Kanun'un 28. maddesinde özel bir düzenleme bulunmadığından, ilamın takibe konulması için anılan makbuzun ibrazına ilişkin sürecin beklenmesine gerek yoktur.” diyerek en azından İYUK 28. maddesi özelinde meseleyi çözmüştür.

Peki ben tüm bunları neden anlattım? Bugün başımıza gelen hadise yüzünden… Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı kazanmış olduğumuz vekalet ücreti için kurumdan “KEP” üzerinden talepte bulundum. Bizi nezaketle aradılar ve serbest meslek makbuzu keşide etmemizi istediler. "Hay hay" dedik. Makbuzu kesip kargoyla gönderdik. Son dönemde yaşanan salgın ve önlemler nazara alındığında 1 ayı aşkın süredir ödemenin gelmemesini de makul karşıladık.

Bu meyanda, son 10 yıl içerisinde herhangi bir SGK prim ödemesini 1 gün dahi geciktirmemiş olduğumuzu, hiçbir zaman vergi/prim affı, borç yapılandırması, erteleme, silme vs gibi ikramlardan istifade etmediğimizi özellikle belirtiyor, devletin günümüze değin vergi ve prim alacaklarını toplama konusundaki politikası nazara alınarak, devlete olan borcuna sadık mükelleflerin ne yerine koymuş olduğuyla ilgili genel tartışmaları da takdirlerinize bırakıyorum.

Hal böyleyken “covid19” salgınının ekonomik etkileri ile mücadele önlemleri kapsamında “İLK KEZ” -üstüne basarak söylüyorum “ilk kez”- SGK prim ödemelerini geciktirdik. Kaldı ki bu bir gecikme değil, devletin yükümlülere tanıdığı bir hakkın istimalidir. Ödemelerin vadesi 2020 Kasım ayına ötelenmiştir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bugüne dek her ödemeyi günü gününe, hatta gününden önce yapmak mükellef olarak bize hiçbir fayda sağlamadığından “yahu bari bu sefer vadesi gelmemiş ödemeyi de yapmayalım, vadesini bekleyelim” dedik.

Öykünün kalanını muhtemelen tahmin etmişsinizdir. Bugün SGK’yı arayarak ödemeyi hatırlattık ve akıbetini sorduk. Anlaşıldı ki SGK, Vadesi KASIM 2020 olan SGK prim borçlarından alacağımız vekalet ücretini mahsup etmiş, üstelik, mahsup miktarları ile ilgili kayıtları (telefon görüşmesinden sonra kurumun şubesine giderek yetkililerle yüz yüze yaptığım görüşmede) yazılı olarak vermekten de imtina etmiştir. Şimdi öncelikle bu noktada SGK çalışanlarını tenzih ederim. Hiçbir görevli bana nezaketsiz davranmamış, her biri ellerinden geldiğince yardım sağlama gayreti içerisinde olmuştur. Ne var ki, bizlere söylenene göre “SİSTEM” bir alacak gördüğü takdirde vadesi gelmiş olsun olmasın ödemeyi her halükarda mahsup etmektedir. Sistem’dir, hikmetinden sual olunmaz. İşin daha kötü tarafı, SGK kayıtlarında prim borçları mahsup edilmiş gözüktüğü (mali müşavir de doğrulamıştır) halde, banka kayıtlarında hala prim borcu tam olarak gözükmekte, dolayısıyla vekalet ücreti alacağımız “şimdilik” havaya uçmuş vaziyette, yani askıda hükümsüz kalmaktadır.

Gelelim öykünün ana fikrine: bizler avukat olarak yasal zorunluluğu yerine getirip kuruma talepte bulunduktan (ve 30 gün süre tanıdıktan) sonra alacağımız için icra takibine geçmeyerek ne kaybediyoruz? Öncelikle icra vekalet ücretimizi, akabinde telefonlarda fatura kestin/kesmedin parayı gönderdin/göndermedin diyaloglarından kurtulma lüksünü, saydamlık sağlamayı, nerede ne kadar para yattığını görüp, borcu alacağı hesaplayabilme imkanını… Hatta şöyle bir varsayımda bulunalım.. Somut hadisede olduğu gibi henüz vadesi gelmemiş değil, daha da vahimi, daha önce yapmış olduğunuz bir ödeme “sistem” tarafından görülmemiş ve “sistem” sizi borçlu kabul etmişse bu “aslında borçlu olmadığınız” borçtan ötürü sizinle mahsuplaşacak. Dolayısıyla mükerreren ödeme yapmış olacaksınız. Kurum görevlileri şifahen hakkınızı teslim edecek ama yasal prosedürleri takip etmeniz ve kurum içi hiyerarşiyle meseleyi çözmeniz gerekecek, böylece haklı olduğunuzu ispatlayana kadar idare mahkemelerinde gezecek ya da en iyi ihtimalle kurum kapılarında onlarca görüşme ve yazışma yapmak mecburiyetinde bırakılacaksınız.

Öykünün ana fikri dedim ama, buradaki ana fikri ve yapılacak çıkarsamayı siz değerli meslektaşlarımın öznel değerlendirmelerine bırakıyorum. Bu aklımdakileri sizlere anlatmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Okuyanlara ayırdıkları vakitleri için teşekkür ederim.

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Av.Ömer Faruk İlgün - 14-01-2022
Avukat - 14-01-2022
Av.Ayşe Dimdik - 29-12-2021
Stj Av. Kemal Taşkale - 22-12-2021
Stj Av. Kemal Taşkale - 07-12-2021
Ali Rıza Özalp - 23-11-2021
Jülide Arıkan - 20-10-2021
Hanife Beyza Tuncer - 04-10-2021
Bonocui - 29-09-2021
M. İhsan Darende - 07-09-2021
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Şehir dışı duruşmalara online katılma imkanı:
Fırsat eşitliği sağlar. - 46,15%
210 Oylar
Büyük hukuk büroları lehine avantaj sağlar. - 53,85%
245 Oylar
Toplam Oy: 455
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
Isparta Adliyesi
Ahmet Rüştü Akyüz, (Her zaman!)

Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Tüketici Menfi Tespit Davası Zorunlu Arabuluculga Tabi Mi? - sailor1981
Tüketici aleyhine yapılan kambiyo takibine karşı menfi tespit davası açacağım, arabuluculuk başvuru şartı mevcutmudur?

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
Büro Açmak İçin Tavsiyeler - bahadir93
Değerli büyüklerim. Stajimi tamamlayali 2 ay oldu ruhsat icin gereken evrakları yeni topladim. Bu ay ruhsat alacağım ancak bazı konularda çok kararsızım. 2 kere hakimlik savcılık sınavıydi mülakatiydi derken aktif bir staj dönemi geçiremedim.(Hakim savcı olacağım diye çok üstüne düşmemiştim) Direk büro açmak istiyorum ama pratikte bilgisizliğim beni korkutuyor. Sizce bir yerde çalışmalı mıyım? Stajı boş geçirmiş biri mesleğe başlarken nelere dikkat etmeli. Şimdiden teşekkür ederim.:kararsız:

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Avukatların Home - Ofis Çalışması - Av.AAO
selamlar, sizce bir avukat bürosu(dolayısıyla vergi hariç tüm masrafları) olmadan 5-6 ay süre niyetiyle işlerini home-ofis şeklinde sürdürebilir mi? az sayıdaki müvekkil ev'e kabul edilmeksizin... yürür mü bir süreliğine, yoksa sadece moral bozukluğuna mı yol açar? görüşleriniz kıymetli, her açıdan değerlendirilebilir.
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04609203 saniyede 22 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.