Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» HASDEM Hakkında
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM hasta hakları ihlalleri ile karşılaşan mağdur hastaların internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

» THS HASTA Hakları Çalışma Grubu
HÇG Forumundan
20.10. Tüpligasyon - Nur Deniz
24.12. Hasta Hakları Eğitim Çalışması - Doç. Dr. Özge Yücel
17.11. Hasdem Aylık Verileri - Av.Habibe YILMAZ KAYAR
7.02. Hekimleri Muhbir Yapan Yasa Onaylandı - Av.Habibe YILMAZ KAYAR
Gruba Katılma
» THS Hasta Hakları Çalışma Grubuna Hasta Haklarının geliştirilmesi faaliyetlerine katkıda bulunmayı amaçlayan ve grubun hedeflerini ve ilkelerini paylaşan herkes katılabilir.

» Gruba Katılım için öncelikle Türk Hukuk Sitesi üyesi olunması gerekir. (THS Üyesi değilseniz üye olmak için tıklayınız)

» Gruba soru sorma amaçlı üyelik başvuruları kabul edilmez. Soru sormak isteyen ziyaretçilerin, bu linkte açıklamaları takip etmeleri beklenir. Gruba katılım grup içinde yapılacak çalışmalara ve organizasyonla aktif olarak katılmayı gerektirir.

» Gruba katılmak isteyen site üyeleri, bu sayfayı ziyaret ederek katılım başvurusunda bulunabilirler.

Gruba katılım koordinatörün onayına tabidir.

» Gruba ve siteye katılım, THS üyelik ve site yararlanma sözleşmesine tabidir.

» Yanıt Bekleyen Sorular
Ortopedi - 5.01
Acil Yardim - 22.12


Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) forum alanı, THS Hasta Hakları Çalışma Grubu Üyelerimizin mağdur durumda olan kişilere hastahaklarına ilişkin problemlerinde önerilerde bulundukları bir iletişim platformudur.

Bu alana soru göndermek için site üyesi olmak gerekmemektedir. Alan kural ve ilkelerine uygun nitelikteki sorular HASDEM editörleri tarafından onaylandıktan sonra alanda yayınlanır.

Aşağıda daha önce sorulmuş soruları ve yanıtlarını bulabilir, eğer sorunuz daha önce alanda yanıtlanmamışsa, sorunuzu alana gönderebilirsiniz..

Hasta Hakları İle İlgili Sorunuz mu Var? Sormak İçin Buraya Tıklayınız


Yeni Yanıtlanan Sorular :
Bir sene önce çalıştığım kurum tarafından ödenen özel sağlık sigortamı iş değişikliği nedeniyle kendim yenileyeceğim zaman başka bir özel sigorta şirketi aynı koşullarla yenileyeceğini 1 sene sonra ömür boyu garanti vereceğini belirtti. Daha önce yapılmış göğüs ultarasonu raporlarını isteyip, bu raporlar için kontrol ve tedavilerinde suprime ödemesine sözleşmeye ekledi. Bu sene sigorta yenileme sürecinde önce ömür boyu garanti vermeyeceğini, ardından vereceğini ancak göğüs teşhis ve tedavilerini kapsam dışı bırakcağını belirtti. bu seneki kontrollerde geçen sene inceledikleri raporlardan herhangi bir farklılık olmamasına rağmen böyle bir muafiyete karar verdiler.Bu muafiyet tek taraflı ve sebepsiz karar verildiği için bu sene içindeki raporu tekrar paylaştım ve suprime ödemeli ömür boyu garanti ile devam etmek istediğim sigorta talebimi reddettiklerini belirttiler. subjektif ve sadece sigorta şirketinin insiyatifi ile belirlenen bu kriterler için ne yapabilirim?

Merhaba,
Yaklaşık 1 ay önce annemi tedavi gördüğü bir üniversite hastanesinde "zatürre" nedeniyle kaybettim. Lenf kanserini yenen annem, zatürre nedeniyle önce serviste, sonra da yoğun bakım ünitesinde 3 gün kaldıktan sonra vefat etti. Yoğun bakım ünitesinde ilk gün uyanık olan ve oksijen maskesiyle destek verilen annemin, gerekli görülmesi halinde uyutularak tüpe bağlanacağı, ama bu işlemden önce bize haber verileceği belirtildi. Uyutulmadan önceki sabah ziyaret saatinde ailenden birinin yanına girilmesine izin verilen annem, akşam vardiyasına gelen doktorun kararıyla gidişatın kötü olması sebebiyle bize haber verilmeden uyutuldu. Burada önemli olan nokta, kanser hastası olup tüpe gerek duyulacak kadar kötüye giden bir zatürre hastasının % 20 oranında uyanma ihtimalinin olduğunun doktorlar tarafından bilindiğinin bir sonraki gün hastanenin doçent ünvanlı yoğun bakım doktorları tarafından bize bizzat bildirilmesidir. Acil bir durum halinde gerekenin yapılmasını en yakınları olarak elbette ki bizler isteriz.Fakat işlemin illa “o an” gerekli olmadığını asistan doktorun “hastayı makinaya bağladım, bağlamasaydım yarım saat bir saat içinde kendiliğinden biterdi” ifadesinden anlamış bulunmaktayız. Bu durumda % 20 uyanma ihtimali olan bir hastaya, uyutulmadan önce sadece 1 dakikalığına da olsa ailesinden 1 kişinin gösterilmesini istememiz şikayet sebebi olabilir mi? İdam cezasından önce bile mahkumların son isteklerinin gerçekleştirildiği bir dünyada,vardiyayı aldığı doktorun verilerine göre gidişatın kötü olduğunu gören, uyanmama ihtimalini bilen ve uyuttuktan sonra bunu bize vurgulayan, buna rağmen hastaya ailesinden birini göstermeyi düşünmeyen bu doktor adayını şikayet etmek istiyorum.
Asistan doktorun başta şahsıma olmak üzere ailemize yaklaşım şekli de belki de ilk paragrafta yazmam gereken kısım. Sorumluluğu üzerinden atmak istercesine gerçekleri ifade ederkenki kızgın üslubu, sinirli beden dili (göğsünü şişirerek, kaşını kaldırarak, burun deliklerini aça aça nefes alışverişlerini hissettirerek konuşması), yükselen ses tonu, hastadan bahsederken kullandığı seçtiği kelimeler ve bizim onun ağzından çıkan acı gerçeklere odaklanmamız sebebiyle kendisine karşı tepkisizliğimiz, yaşadığımız şoktan sonra birbir aklımızdan geçti. Hasta ve hasta yakınlarının duygusal dünyasıyla ilgili empati, vicdani sorumluluğa uygun bir iletişim şekli vs..değil beklediğim. Bunları özel hastaneler dışında “hak” olarak maalesef henüz tanımlayamıyoruz. Hak olarak gördüğüm ve istediğim tek şey, sadece “insan” olduğum için “insani” bir muamele görmek. Sadece ismini bildiğim fakat soyismine bir türlü ulaşamadığım bu asistan doktoru nereye şikayet edebilirim? Kayıbımdan sonra, böyle bir şikayetle kendi adıma kazanacağım bir şey olamayacağının bilinciyle amacım bizden sonrakilere bu şekilde yaklaşımda bulunulmasının önüne geçmek. Yardımcı olursanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler.
Saygılarımla

agrı şikayetlerim yüzünden 10/06/2009 tarihinde kadın dogum doktoruna gittim.adet düzensizligim yüzünden hormon tahlili yaptı. rolaktin adlı hormonum en fazla 29.9 olması gerekirken 109.69 çıktı. parlodel isimli bir hap verdi,bitene kadar kullanırsam düzelecegini söyledi.ancak ilaçı bitene kadar kullandım ama şikayetlerim geçmedi.bende doktor yeterince ilgelenmedigi için bu kez 17/11/2009 tarihinde genel cerrahi doktoruna gittim aynı hormon tahlillerini yaptırdı gene parlodel isimli ilaçı bir ay kullanmamı ilaç bittikten sonra gelmemi söyledi.07/01/2010 tarihinde geri gittigimde tahlillerimi tekrarladıbu sefer sonuç 165,41 çıktı . yüksek oldugu için beyinden ilaçlı hipofiz emarı çektirmemi istedi ve şonuçlar hipofiz bezinde 4 mm mikroadenom halk diliyle beyin tümörü oldugu saptandı.araştırma yaptım ve normalde prolatin hormonu 100 üstünde oldugu zamanlarda direkt olarak ilaçlı hipofiz emarı çekilmesi lazımmış doktorun ihlali yüzünden geç teşhis konldu. üstelik hastalıgımı kadın dogumcunun fark atmesi gerkiyordu

Ancak öğretmen olduğum için il Milli Eğitim müdürlüğü sağlık birimine yeni işlemlerin nasıl olacağını danışıp burdaki İç hastalıklarına bağlı medikal onkolojiye refakatli sevki uygundur yazısını almak için gittim olağan şartlarda bugünde o evrak ve okulumdan aldığım üst yazıyla il milli eğitime gidip ordan da gidebileceğim yazısını alıp TC no ile orda giriş yapacaktım ancak burdaki medikal onkolog onun artık 4C kapsamında olduğumuzu
bütün haklarımızı kaybettiğimizi en yakın ile sevk etmesi için bile burda tedavi olamadığımın ortaya çıkması gerektiğini söyledi.Ben devlet okulunda çalışıyorum okulum özelleşitirilmedi ki statümde değişsin bunu biliyorum ancak dr beye madem böyle olduğunu biliyorsunuz yazılı olarak bu sözünüzü deyin ben de SGK il sağlık müdürlüğü vb yetkili kurum amirine danışayım dedim yazılı cevabı reddetti ben yine de bugün SGK ve il sağlık müdürlüğü yetkilisine danışacağım mağdur edilmemem için cuma akşamına dek vaktim var , ne yapabilirim ?

İlaç kullandık bozuk çıktı elimde rapor var ilacın bozuk olduğuna dair ama nedendir dava açmak bu memlekette bu kadar zor sakatlık yada ölüm yok sonunda fakat ilaç bu ilaç ölmedik diye içelim oh ne ala hepsi bu kadarmı?suçlu yokmu İlacı piyasaya sürenin bundan para kazananın suçu yokmu tazminat davası aç 3-4 bin lira bumudur yanii...koskoca şirket için ne basit

Eşim sürekli kontrol altında olduğu tıp merkezinde son kontrolüne 2 mart 2010 tarihinde gitti.Kendisine herşeyin normal olduğu söylendi. Muayene sonunda normal doğum gerçekleşebilecek kadar herşey yolundaydı. Ancak eşimde hiçbir doğum sancısı olmadığından birkaç gün daha beklenmesi 5 mart 2010 da muayeneye tekrar gelmesi yinede bir sancı olmaz ise 8 mart 2010 tarihinde suni sancı ile normal doğumun gerçekleştirileceği söylendi. Ancak 4 mart günü gece saatlerinde hareketleri belirgin şekilde takip edilen bebekte 5 mart sabahı hiçbir hareket yoktu. Zaman zaman hareketleri hissedilmediğinden şüpheli görmediğimiz bu olay akşama kadar devam etti. Akşam üzeri tedirginlikle kontrole gittiğimizde bebeğin kalbinin durduğu tesbit adildi. Netice olarak orada bebeğin suni sancı verilerek normal doğumla alınabileceği söylendi. Bizim sezeryan ile olmasını istememiz olumlu görülmemesi üzerine eşimi Cerrahpaşaya götürdüm. Oradaki doktor muayene sonucu NORMAL ŞARTLARDA 38 HAFTALIKKEN DOĞMASI GEREKEN bebeğin 40 haftalık olduğunu ve doğum için geç kalınmış olduğunu tesbit etti. Ancak hastanede ki yoğunluktan dolayı orada doğuma müdahele edilmedi. 6 mart günü başka bir özel hastanede bizim isteğimiz doğrultusunda sezeryan ile ölü doğum gerçekleşti. Müdahaleyi yapan doktorun da bebeğin 40 haftalık olduğunu ve doğumda geç kalındığını söylemesi üzerine sürekli kontrollerine gittiğimiz doktorun ihmalkar mı davrandığı konusunda şüphelerim oluştu. Bu konudaki hukuki süreçle ilgili neler yapabileceğim konusunda bilgi verirseniz teşekkür ederim. Tıbbın ve techizatların bu kadar geliştiği bir ortamda böyle basit bir konudan dolayı başka yuvaların vicdan azabı ve hayal kırıklığı yaşamamasını diliyorum... SAYGILARIMLA...

Lütfen yardım edin. Kızım dört yıl evli kaldı ve bir senedir ayrı yaşıyorlardı. Boşanma davası sürüyor, iki yaşındaki torunumun geçici velayeti kızımdaydı, kızım bizimle Trabzon'da yaşıyor.

Torunum geçen hafta hastalandı,menenjit oldu. Cuma günü kaybettik. Herşey çok acı. Hastalandığında haber vermiştik, damadımın ailesi ve damadım geldiler.

Vefat ettiği zaman hastaneden almamıza izin vermediler. Kızım çocuğunun mezarının burada olmasını istiyor, ziyaret etmek için,aile mezarlığımızda. Damadımızın ailesi ve damadımız ise alıp kendi memleketleri Muğla'ya götürmek istiyorlar. Bu yüzden cenazeyi alamıyoruz. Kızım iğnelerle uyutuluyor.
Hukuken ne yapılabilir?
Lütfen yardım edin.

Eşim hamileliğinin 38. haftasında erken doğum teşhisiyle bir üniversite hastanesine yatırıldı. Herhangi bir sorun olmadığını ve sezeryana alınacağı söylendi. Ancak normalde en fazla süren bir saatlik operasyon dört saat sürdü ve bize oğlumuzun öldüğünü eşimin ise yoğun bakıma alındığını söylediler.

Üniversite hastanesinde otopsi yapılmasını istedik, yapıldı ve akciğer yetmezliğinden hayatını kaybettiğini söylediler.

Eşim ise doğumdan iki gün sonra iyileşti ve bir hafta sonra hastaneden çıktı. O zamanki acımızla ilgilenemedik, ancak kayınpederim, ameliyatta sadece iki asistan doktorun olduğunu tespit etti.
Şikayet ettik; soruşturma açıldı. Ancak soruşturma sırasında ortaya çıkan bazı veriler bebeğin alınmasında geç kalındığını ortaya koydu. Eşimi hastaneye yattıktan üç gün sonra sezeryana alan doktorla konuştuğumuzda ameliyat kararını imzalayanının kendisi olmadığını, bölüm hocasının imzaladığını ve dosyanın unutulduğunu söyledi.
Ameliyata giren doktorların da asistanlığının birinci yılını daha doldurmadığını öğrendik.
Ama tüm bunlara rağmen; soruşturma da sonuç alınmadı,hepsi aklandı.
Biz ne yapabiliriz?
Bu doktorlar ve sistem daha çok çocuğun ve annenin günahına mı girecek.
Teşekkü ederim.
Kerem G.

Eşim Kronik Pankreas hastası ve yaklaşık 2 ay önce bununla ilgili bir dizi tedavi gördü. Doktoru son kontrolde ona "pankreas çok güzel oldu" diyerek gönderdi. bundan kısa süre sonra Amerika'ya geldi. Ağrıları başlayınca hastaneye kaldırdık ve burada bir dizi test yapıldı. Çıkan sonuç;
- Pankreas'a uyumlu olmayan farklı bir stent takılmış
- Pankreas'da ufak bir taş bulundu(stent takılma ve çıkartma işlemi sırasında unutulduğu düşünülüyor).
- Pankreas'da kalıcı ve sadece ameliyat ile düzeltilebilecek ciddi bir hasar oluşturulmuş.

Bunları duyunca adeta şok oldum. Doktorlar bana nasıl anestezi yapılmadan endoskopi yapılabileceğini, taş ve böyle bir hasarın MRI ve Endoskopi ile kesin görülebileceğini(Ben doktoru ile konuştum böyle birşey yokmuş dediğim de Türkiye'de MRI yapılıyor mu diye bile sordular çünkü pankreasdaki hasarın görülememesi imkansız dediler)belirttiler ve bu tarz bir hasarın 1-2 ayda olmuş olamayacağını, nedeninin uzun süre takılı tutulan stentin yada yanlış bir operasyon sonucu olabileceğini belirttiler.

Bu durumda doktura karşı tazminat davası açabilir miyim? yada Bu gibi durumlarda ne gibi haklarımız var?

Merhaba,
Seksen yaşındaki babamı bir devlet hastanesinin dahiliye polikliniğine götürdüm. Doktor muayene etti bazı tetkikler istedi. Sonuçları görünce, hastadan ayırıcı tanı için bir de Akciğer tomografisi çekilmeli dedi. Ben hastamı yatırın, sonra ne yapılacaksa yapılır dedim. Doktor başka bölümü de ilgilendirebilir, onun için tomografi çekilmeli dedi. O sırada babamı eve götürmüştüm.
Doktorun istediği tetkiki yaptırmadık. Ancak aynı günün akşamı babam çok rahatsızlandı. Acile götürdük. Babam şu anda yoğun bakımda yatıyor. Doktorun istediği tetkiki gün içinde yaptırmadığım için suçlanabilirmiyim? Bir tanıdığım bana, hasta veya hasta sahibinin hakları yanında görev ve sorumluluklarının da olduğunu söyledi. Bu durumu tanımlayan bir yasa varmıdır?

Selamlar.
Annemi karın agrısı ve kusma şikayetiyle bulundugumuz sehirdeki ozel bir hastaneye goturduk. Pazar gunu olması sebebiyle uzmanlar yoktu. Dahiliye uzmanı, ultrason gorevlisini cagırtıp bakabildi, sonucta ultrasonda gordugu 7cm'lik lekeyi safra kesesinde kum teshisi ile degerlendirdi; agrı kesici yaparak ve bir de hap vererek bizi eve gonderdi.

Ertesi gun annem agırlasınca, acilen aynı hastanede solugu aldık. Aynı ultrasona bakan cerrah, acil ameliyat dedi. Ancak hastanelerinin bu ameliyat için yetersiz oldugunu soyledi. Hastamızı kendi rızamızla aldıgımızı belirten bir belge imzalatarak bizi universite hastanesine yonlendirdiler.

Universite hastanesi acil vaka olarak annemi ameliyata aldı, yarım saat suren ameliyat sonucunda çıkan doktorlar çok zaman kaybedildigi için hastaya mudahale şanslarının kalmadıgını, bagırsakların kangren oldugunu, organ naklinin dahi artık mümkün olmadıgını belirttiler. Ultrasonda gorulen 7 cm'lik leke, safra kesesi degil; bagırsakları besleyen anadamardaki tıkanıklıgın olusturdugu lekeymiş.

Ince Bagırsak nakli belki olabilir ümidiyle baska doktorlara da ulastık ancak bu olaydaki çözümün "ilk yapılan teşhisin doğruluğunu takiben, 6 saat içinde bağırsakların yeniden yapılandırılmasıyla mümkün oldugunu" öğrendik.

Yani özel hastanedeki doktorun yanlış teşhisi (malpraktis) sonucu kaybettigimiz saatler sonucu annemizi kaybettik.

Şimdi üç yolumuz var?
1-Kader boyleymiş deyip kabulleniriz ve bu doktorun aynı hatayı yapabilme olasılığının önüne geçememiş oluruz.
2-Hastaneye şikayet dilekçesi veririz, ciddiye alırlarsa doktorun uyarılmasını sağlarız
3-Doktora ya da ozel hastaneye, amacı bir hayır kurumuna destek olmak uzere tazminat davası açarız. Bu noktada davalara gidip geldikce sinirlenir, sonuca ulaşamazsak (sağlık kurulu ve bilirkişiler tabiiki doktorun yanında olacaktır) üzülürüz

Bu yollardan hangisini seçmem gerektiği konusunda çok kararsızım. HASDEM olarak sizce başka bir bakış açısı olabilir mi? Doğru hareket nedir?

Hamileliğimin başından beri gittiğim doktorum; otuz dördüncü haftaya kadar; normal vajinal doğumu destekliyordu. Ben de özellikle o doktora gitmeyi normal doğum yapmak istediğim için seçmiştim. Doktorun çalıştığı hastanedeki diğer tüm doktorlar sezeryanı destekliyorlardı.Otuz beşinci haftadaki kontrolümde bebeğin fazla büyüdüğünü normal doğum yapamayacağımı söyledi. Ben de buna inandım. Normal doğum tarihim 16-24 ocak 2010 arasıydı. Sezeryan 7 ocak tarihinde yapıldı, kızım normal boyutlarda dünyaya geldi. 3 kg. 380 gr. boyu ise 49 cm doğdu. Sezeryan yüzünden akciğerlerinde sıvı biriktiği için 12 gün hastanede yattı.
Doktorumuza sorduğumuzda cevap vermedi ve çok kaba davrandı. Özel hastane ise sorumluluk kabul etmedi ve sezeryan için kağıt imzaladığımı söyledi.
Ancak kızımın ultrason resimlerini gösterdiğimiz iki ayrı jinekolog kızımın normal doğuma uygun boyutlarda olduğunu söyledi. Hastanenin politikasının bu olduğunu; sezeryan oranının çok yüksek olduğunu öğrendik. Ne yapabiliriz?
Teşekkür ederim.

Bir diş kliniğinde 2006, 2007 ve 2008 de bazı diş dolguları yaptırmıştım. 2009 da dişlerimde birçok çürük ortaya çıktı. Bazı dolgularımın da düştüğünü düşündüm ve emin olmak için söz konusu kliniğe gidip diş kayıtlarımın hangi dişlere ait olduğunu öğrenmek istedim. Kliniğe 2008 de yaptırdığım dolgularla ilgili 125 TL borcum kalmıştı. "Eğer sizin doldurduğunuz dişin dolgularından biri düşmüş ise size olan 125 TL borcumun tümünü ya da bir kısmını benden almayın, ben başka yerde dolgusunu yapmak istiyorum" dedim. Bana 2 adet diş kaydımın olduğunu söylediler. Halbuki ben enazından 4 en çok 6 dişin dolgusunu bu klinikte 2006, 2007ve 2008 yıllarında yaptırmış idim. Hatta söyledikleri 2 dişten birini de yanlış yazmışlar. Diş doktorum hatayı düzeltti. Klinikten bana "bizde bu kadar dişin görünüyor ve 125 tl borcunu da ödeyeceksin" dediler. Ben klinikte epeyce ısrar edip "diş kayıtlarımı istiyorum, neden eksik" dedim. Dosyalarında ve bilgisayar kayıtlarında bir şey bulamadılar. Kliniğin ortağı ya da sahibi olduğunu bildiğim şahıs, gelip bana tokat attı. Araya gidiler içlerinden biri beni dışarı kovdu. Bu olay 16-06-2009 tarihinde oldu. İki gün sonra gidip maliyede ALO 189 ihbar bölümüne kliniği şikayet ettim. Aynı gün Sağlık Bakanlığına "kayıtlarım eksik ve hatalı tutuluyor" diye bir şikayette de bulundum. Yaklaşık iki hafta sonra maliyeden gösterdiğim hassasiyetten dolayı teşekkür yazısı geldi ve bir kanuna göre, vergi mahremiyeti nedeniyle yapılan işlem hakkında bana bilgi verilemeyeceğini de belirtmişler. Sağlık İlçe Müdürlüğü müfettişleri de ifademi alıp kliniği teftiş etmişler, ancak kliniğin "başka kaydın yok" dediği galiba 4 kadar fazladan dişin yasal kayıtlarının da var olduğunu sağlık müdürlüğünden bana söylediler. Yazılı neticeyi bir dilekçe ile de istedim. Maliye ve Sağlık Bakanlığına şikayetlerimden 1 - 2 ay sonra söz konusu klinik, icra müdürlüğü kanalıyla adıma kesilmiş bir fatura ile benden 521TL istedi. Fatura ise Maliye ve Sağlık Bakanlığı şikayetlerimden 18 gün sonrasına 06-07-2009 tarihi yazılarak kesilmiş. Ayrıca fatura içeriğine yazılan herşey 2008 yılının 6 ve 8. aylarında yaptırdığım dolgulara ve çektirdiğim bir adet çene filmine ait. Ve 2008 deki bu işlemlerden sadece 125 TL borcum kalmıştı. Halbuki kliniğe tartıştığımız günden sonra hiç gitmedim ve 2008 deki dolgulardan sonra hiç muayene de olmadım.

Ve birkaç hafta önce bana sulh hukuk mahkemesinde bir dava açtılar ve benden itiraz ettiğim faura ile beraber 2006 dan itibaren yaptırdığım tüm dolguların ücretini de istiyorlar. Ve benden yüzde 40 inkar tazminatını da istiyorlar. Halbuki ben 125 Tl dışında tüm çdemelerimi yapmıştım, başka hiçbir borcum yok. Ancak ödemelerimin çoğunluğu karşılığında ödemeller yaptığıma dair hiçbir belge almamıştım.
Tartıştığımız o gün kliniğe yalnız gitmiştim, bu yüzden hiçbir tanığım yok. Onların ise tanıkları var ve mahkemeye verdikleri başvuru dilekçesinde de tanıklarıyla ispat edeceklerini belirtmişler. Bahsettiğim 125 Tl borç için kendilerinin hazıladığı tablo benzeri bir şeyin altına imaz atmıştım. Bunun dışında muayeneler olurken hiçbir imza atmamıştım.
Ellerinde benim tüm dişlerimin görüldüğü çene filmim var. Şikayet ettiğimden dolayı bana husumet besliyorlar. Bu durumda istedikleri her an önceki gibi fatura düzenleyip, gerekli belgeleri doldurup benden gene bir çok ücretleri tekrar tekrar talep edebilirler.
Bu durumda ben ne yapabilirim? Haklıyım ancak mahkemede kendimi nasıl savunabilirim? Umarım çok uzun yazmadım. Şimdiden teşekkür ederim.

ben 2002yılında karaciğer nakli oldum..%70özürlü raporum var 15yıllık hizmetimde var..sağlık problemlerimden dolayı ve çalışma ortamımın sağlığımı tehdit etmesinden dolayı malülen emeklilik için sgk başvurdum kurul onay vermedi..gerekçe sağlıklı görünüyormuşum..çelişki varmış...çok saçma bir gerekçe...sağlık bakanlığı personeliyim üstelik...sizin fikriniz yada bilginiz...teşekkür ediyorum...aydınlanmak adına..saygılar

Ben 05.2007 tarihinde akciğerden ameliyat oldum.Beş buçuk ay istirahatten sonra hastane daha fazla rapor veremeyiz senin malüllük hakkın var dediler.Bende başvuruda bulundum.Ancak red çevabı aldım.Sonra tekrar başvuruda bulundum ve yine red cevabı aldım.Benim nefesle ilgili problemim var.Hemen yorulup nefes alamıyorum.Çalışmam mümkün değil.Yedek parça işiyle uğraşıyorum.10.2007 tarihinden beri sigortam işlemiyor.Tüm tedavilerimi ücretli yaptırmak zorunda kaldım.Herhangi bir gelirim de yok.Şimdi soruyorum eğer ben malülen emekli olamıyorsam,yani 3/2 oranında iş göremezlik kaybım yoksa ne yapmam gerekiyor.İlgili kuruma dilekçe yazdım Ankara'ya giden raporumda yüzde kaç yazdığını vede ne yapmam gerektiğiyle ilgili.Ancak kurum dilekçeyi bile almadı.Dava açsam ne diye açmalıyım? Malülen emekli etmiyorlar diye açamam çünkü yeterli oranım olmayabilir.Bilgide alamıyorum.Birçok kişiye sordum bir cevap bulamadım.Lütfen beni bu konuda bilgilendirirmisiniz.İlgi ve alakanıza şimdiden çok teşekkür ederim.

bir müvekilim evliliğinin sürdüğü dönemde intihar ediyor ve özel bir hastanede tedavi görüyor. 2 yıl kadar sonra görülen velayet davasında karşı taraf bu hastane dosyasının delil olarak gösteriyor ve mahkemenin müzekkeresi üzerine dosya mahkemeye başhekim imzalı olarak getiriliyor. bu durum hasta haklarına ve hasta bilgilerinin gizliliği durumuna girmiyor mu.......? giriyorsa hastanenein bundaki sorumluluğu nedir.......? teşekkürler...

İyi günler,

2004 yılında açılmış hakkımda ağır ceza davası söz konusuydu. Davanın konusu nitelikli dolandırıcılıktı. İlk mahkemede takipsizlik kararı verildi ancak karşı taraf tekrar bir dava açtı ve dava kamu davasına dönüştü.

Dört yıl boyunca aralıklarla mahkemeye gittim ve en sonunda davayı açan tarafın şahidi olan benim aleyhimde tanıklık yapan eski erkek arkadaşım benim psikiyatriste gittiğimi ve ağır patolojik sorunlarım olduğunu iddia etti. Mahkeme bunun incelenmesini istedi ve benim 8 ay boyunca ayda bir kere görüştüğüm bir psikiyatriste durumumun sorulması kararı çıktı. Psikiyatrist benimle ilgili olarak kişilik bozukluğu teşhisini, durumumu açıkça belirten bir raporla birlikte, yapılan kişilik testleri,zeka testlerini ekleyerek mahkemeye dosya halinde gönderdi.

Ancak bu raporun üstüne itirazlarımıza rağmen hakim Adli Tıp'ta yatarak durumumun belirlenmesine karar verdi.
Tam beş gün boyunca korkunç şartlarda kapalı olarak Adli Tıp'ta tutuldum ve sonunda ceza-i ehliyeti vardır raporu verildi.

Ardından geçtiğimiz ay davada beraat ettim ve olay sonuçlandı. Ancak psikiyatristimin benimle ilgili böyle ayrıntılı bir raporu mahkemeye gönderme hakkı var mıdır?
Ayrıca burada önemli olan psikiyatriste beraber gittiğimiz anneme böyle bir teşhisten bahsedilmemekte ve sadece ağır depresyon (majör depresyon) ve anskiyete bozukluğu sıkıntısı çektiğim söyleniyor psikiyatrist tarafından.

Burada sorunlu olan çok taraf var, zorla Adli Tıp'ta yatırılmam orada gördüğüm muamele gibi..
Ancak benim en fazla rahatsız olduğum konu psikiyatrist meselesi.
Bir mahkemede ortada cinayet vs yokkken, ceza-i ehliyetinin yerinde olduğu belli olan bir lise branş öğretmeninin sadece 8 ay boyunca psikiyatriste gittiği için Adli Tıp'ta yatırılması hukuk mantığı ve etik açıdan doğru mudur?

Psikiyatristimizin bize söylemediği bir teşhisi resmi belgeye yazıp mahkemeye göndermesi yasal mıdır?

Yardımcı olursanız çok sevinirim.

SGK'nın Ocak 2010 itibariyle kabul ettiği 30.12.2009 tarih 2009/158 Sayılı Genelge ile Herceptin ilacının tedavisi 9 hafta ile sınırlandırılmış olup, SGK'nın sadece 9 haftalık tedavi maliyetini karşılayacağını eklemişler.Eski hastalar için 1 yıllık tedavi ücretini karşılamaya devam ediyor.Yıllık maliyeti 50.000 TL. Bu, yeni kullanmaya başlayacak hastalar için adaletsiz ve haksız bir durum. İtitraz edebilmek içinne yapmamız gerekiyor?

Sayın İlgili
Öncelikle vereceğiniz bilgiler için teşekkür ediyor,hemen durumu özetlemek istiyorum:
2009 yılında olan bir kaza sonucu gidilen özel klinikte, çekilen röntgen sonucunda doktor tarafından parmakta çatlak olduğu belirtilmiş,parmak sargıya alınmış ve daha sonra tekrar kontrole gelinmesi söylenmiştir.
1 hafta sonra sosyal güvencenin geçerli olduğu başka bir merkeze gidilmiş,varolan röntgen filmine bakılarak parmakta çatlak olmadığı,doku zedelenmesinin olduğu belirtilerek el alçıya alınmıştır.
3 hafta sonra alçı başka bir hastanede açtırılmış ve orada varolan filme bakılarak aslında parmakta kırık olduğu(ve çok açık tespit edildiği)belirtilmiştir ayrıca tekrar film çekilmiştir.
Nihayetinde yanlış kaynama sonucu parmakta eğrilik ve fonksiyon kaybı oluşmuştur.(Fizik tedavi görülmüştür)Ameliyat için de geç olduğu ifade edilmiştir.
Başvurabileceğim hukuki yollar özellikle sorumlu tutabileceğim kurum/kişiler ve süre konularında aydınlatabilirseniz çok sevinirim.İyi çalışmalar

Merhaba;

Ben 28 eşim 33 yaşında. Çocuk sahibi olmak istiyorduk. Ancak denemeden bir merkeze başvurduk ve tüp bebekle çocuk sahibi olmak istediğimizi belirttik. Yapılan testler sonucunda tedavinin uygulanabileceği söylendi ve toplam ücretinin o an uygulamada olan kampanya dahilinde
3,800tl olduğu, bunun içinde ilaçlar, uygulama ve sonrasında kontrol olduğu söylendi. Bir sözleşme imzaladık ve tedavi başladı.

Hamileliğimin beşinci ayında geçirdiğim bir kanama nedeniyle ikiz bebeklerimi kaybettim. Bunun olası bir durum olduğunu varsaydım ancak görüşüğümüz bir uzman burda
merkezin yanlış dozda ilaç kullanımına bağlı rahimdeki bir sorun nedeniyle oluştuğunu söyledi.

Tedaviyi uygulayan merkeze gittiğimiz zaman sözleşmede böyle bir maddenin olduğu yüzde yüz bir sonuç vermediklerini söylediler. Ancak bebeklerime yapılan otopsi sonucunda bebeklerimin sağlıklı olduğu rahmimde oluşan bozukluk nedeniyle hamileliğimin sonlandığı ortaya çıktı.

Dava açtık ancak ikinci celsede beraat ettiler.
Şimdi davamız Yargıtay'da. Ancak olumlu bir sonuç alamayacağımızı belirtiyor kiminle görüşsek.
İnsan hayatı bu kadar basit midir?
Bilir kişi atanmasını istediğimiz halde atamadılar bile.

İyi Günler.

Ağır psikolojik hastlığı olanların yararlanabileceği bir maddi gelir imkanı var mıdır acaba?

Teşekkürler.

Merhabalar, Geçirmiş olduğum trafik kazası sonucunda özel bir hastaneye başvurdum. Burda tomografim ve röntgenim çekildi fakat filmlerimi hastane vermedi, adli vaka olduğu için. Kaza sonucu rahatsızlandım fakat resmi bir talebim olmadı, tüm masrafları özel sağlık sigortam karşıladı. Şimdi filmlerimi kendi doktoruma götürmek istiyorum ama alamıyorum. Bu uygulama yasal mıdır?

Bir doktor poliklinikte veya acilde başkasının kimliği ile kayıt yaptırmış bir hastayı muayene edip ilaç yazmış olsun bu durumda doktorun hukuki sorumluluğu nedir.
İlginiz için şimdiden tüm hepinize teşekür ederim.

mrhb,öncelikle acil cevap bekledigimi belirtmek isteyip hemen konuya gecmek istiyorum.2006 yılında özel bi hastanede ortodonti tedavisine basladım(hayatımın hatası)ve doktorun ödemesinin bitmesinden sonra benim için tam bi iskenceye dönüstü.Randevu günleri yaklastıkca piskolojim alt üst oluyordu.tedaviden ümidi kesmistim zatenn tek istegim bir an önce tedavimi bitirmesiydii daha fazla asagılamalarına dayanadıgım için bitirmesini istedim en dogal hakkım olarak ve bu istegim durumu daha da kötülestirdi zaten tedaviye baslamadan önce dedikleri sonuctan eser yok en azından ruh durumum bozulmasın diye tedaviyi ısrarla kesmek istememe ragmen sürekli tersledimm ve tedavim hakkında en ufak bi acıklama yapılmıyoduu.tedavimin yarıda kalmasının yanı sıra madden ve manen cöktümm..Doktora ve hastaneye tazminat davası acabilirmiyim?..

sevgili arkadaşlar ve okuyucular şok üstüne şok oldum.Bugün uşakta psikiyatri danışma merkezi ve ya plikliniği aradım ve bulamadım. Eşim ve kendimle ilgili bir problemden dolayı danışman aradım fakat sadece ve sadece devlet hastanesinin yolunu gösterdiler 3 tane doktor bu doktorlar ne yapsın anlamadımki malum esasen ,herkez hasta sayılır (psikolojik ) olarak . Şehir nüfusu 190 bin civarı ben inanıyorum ki doktorlar gayet olumlu çalışıyorlar ama benim gözüm 190 bin rakamına takıldı.Domuz gribi için bu kadar paralarımız harcanıyor insan psikolojisi içinse birşey diyemiyorum . Denizliden buldum bir özel pliklinik ama Tabi hayret ettim uşakta özelide yok. işe başlamadan yine psikoloji bozuldu ama yazmaktan başka çarede yok.

bilmiyorum benim sorunum kadın haklarına gırıyormu ben turkıyenın sayılı hastanelerinden biri olan ünıversite hastanesınde hemşire olarak calısmaktayım 4 ay önce sezaryan amelıyatında her iki bacagımı ve kalcamı yaktılar ben hastaneye sorumluların bulunması ve baskalarının canı yanmasın dıye dılekce verdım sonuc alamadım boyle seylerın lıtaraturlerde oldugunu kımsenın suclu olmadıgını sezaryan mutlaka olmam gerktıgı anlatan bır cevap geldı ben aslında yandıgımda hastaneye dava acmak ıstedım cunku bır ay boyunca hastaneye tasındı bebegım erken dogdu onunla ilgılenemedım cunku yuruyemıyordum aynı hastanede calıstıgım ıcın benımle ugrasırlar bırde kendı dr um magdur olmaması icın sıkayet etmedım ama dılekcem bıle ınsanları rahatsız ettı sonrakı konturollerımde bana cok bakmak ıstemedıler uzerınden dort ay gectı haklarım neler bilmek ıstıyorum sımdıden tesekkur ederım dava acmam gerekırse hala izler duruyor hatta fotosunu cekmıstık sorunum devam edıyor yere egılemıyorum

07.01.2010 tarihinde 32 haftalık eşimin şiddetli karın ağrısı şikayetiyle xxx devlet hastahanesine başvurduk.Saat 21.00 sularında acil servisten giriş yaptık.30 dk.kadar tahlil sonuçları için bekletildikten sonra nöbetçi hekim bizi nöbetçi doktora havale etti.Burada da yaklaşık üç saat kadar hasta tek başına doğum haneye alınarak hiç bir müdahalede bulunulmadan bekletilerek bebeğin yaşadığı ve tam teşeküllü bir hstahaneye gitmesi gerektiğini eşime bildirmiş ve kendi isteğiyle hastahaneden ayrıldığına dair belge imzalatılarak 08.01.2010 00.15 sularında hastahaneden ambulans olmadan taburcu edildi.Biz durumu kendi doktorumuza aktardığımızda acilen xxxdan xxx da bulunan hastahaneye gelmemiz söylendi.Biz kendi imkanlarımızla xxx a vardık.Bu sırada eşimin suyu boşalıp kanlar gelmeye başladı.Ameliyata alındığında iç kanama olduğu ve bunun bir kaç saattir devam ettiği,bebeğin öldüğü ve annenin hayati tehlikesi olduğu söylendi.Ameliyatla anne kurtarıldı ancak bebek öldü.
Burada ihmali olanlarla ilgili ne yapabilirim.

F31.9 Bipolar Duygulanim BozukluĞu İlaÇ Raporum Var Bu Raporlar Bİrlİkte Heyet Raporu YÜzde Kac Alabİlİrİm

» İhmal
ben bundan4 yıl önce rektumca tanısı konulan bir hastayım.benim doktorum benimle ilgilenmedi.ilk etapta bagırsakta ülser olduğu söylenildi.daha sonra rektumca tanısı konuldu.buarada ülserken ameliyat edin dediğimde doktor sen kansermisin biz seni ameliyat edelim dedi.ben ameliyat olalı3 sene oldu şimdi ben çok zorluklar çekiyorum ve bu doktora dava acmak istiyorum .bu mümkünmüdür böyle bir hakkım varmı sizlere onu sormak istiyorum şimdiden teşekkürler iyi günler

Öncelikler herkese merhaba,

Benim sizlerin görüşüne acilen ihtiyacım var,yardımcı olabilirseniz sevinirim

Yaşlı bir yakınımız İzmir'de özel bir hastanede kalp kapakçığının değiştiirlmesi için ameliyet oldu. Ameliyat sonrasında yoğun bakıma alındı ve 2 haftaya yakın bir zamandır yoğun bakımda yatıyor. Hastane kalp damar cerrahisi alanında SSK ile anlaşmalı ve fark alınmıyor.

Yoğun bakımdaki ilk günlerinde tansiyon 4-5 civarına inince bir kalp pompası takıyorlar ve hasta yakınlarına bu pompa için 1.600 TL muhasebeye ödeme yapmalarını söylüyorlar. ( Bu arada hasta dosyasına göre bu pompa gece takılmış ama ertesi gün yakınlarına "Tansiyonu düştüğü için kalbe pompa takmamız gerekiyor,1.600 TL öderseniz takacağız" deniyor ve sözlü onay alınıyor. Aslında çoktan takılmış pompa.) Bunun üzerine aile ameliyatı yapan doktorla konuşuyor ve doktor da ödemeniz gerekiyor diyor. Aile de muhasebeye ödeme yapıyor.

İlerleyen süreçte hastanın böbreklerine kan gitmemesi dolayısıyla hasta diyalize bağlanıyor. Aile muhasebeye uğruyor ve ödedikleri tutarın makbuzunu istiyor, muhasebe de o para bizimle alakalı değildi,medikal firmaya ödendi biz makbuz veremeyiz diyor ve makbuz vermiyor. Yine aynı gün aileye SSK'nın 15 günden sonra diyaliz masraflarını ödemeyeceğini bu yüzden hastaya çıkış yapmış olarak göstereceklerini, devam eden süreçte diyaliz masraflarının günlük 900 TL'den yakınlarından tahsil edileceğini söylüyorlar. Bu da toplam da 20.000 TL gibi bir rakama varacak gibi görünüyor. Hasta yakınları da bu masrafı karşılayamayacaklarını, hastanın fark alınmamasına güvenerek bu hastanede ameliyata girdiğini söylüyor. Hastanın nakil edilmesini istiyorlar. Doktor ise hastanın nakledilemeyecek kadar ağır olduğunu en az 1 hafta burada yoğun bakımda kalacağını söylüyor.

Bu durumda fark alınmayan bölümler için yapılan ameliyatların tamamını SSK'nın karşılaması gerekir.Pompa,diyaliz ve yoğun bakım masrafları ameliyat sonrası zorunlu masraflar olduğundan ve hasta devlet hastanesinde olsa dahi bu masraflar çıkacağından SSK'nın bunları da karşılaması gerekir. Ayrıca makbuzu ve istenen belgeleri vermek zorunda. Sağlık Bakanlığı'ndan tanıdığımız bir yetkili de böyle olacağını teyid etti. SSK'ya ve Sağlık Bakanlığı'na başvurmaları durumunda masraflar ödenirmiş.

Açıkça hastane insanları dolandırmaya çalışıyor, hastaya çıkış yapılmış göstermek istemelerini de ameliyat sonrası zorunlu masraflar altında değil de hasta diyalize girmiş gibi gösterip bu durumdan sıyrılmaya çalışmalarına bağlıyorum.

Er ya da geç, bu para hasta yakınlarına ödenir, fakat zaten zor günler geçiren insanların umutlarını paraya çevirmeye çalışmaları beni çok rahatsız ediyor.Bu konuda dayanak olacak mevzuat hakkında bana yardımcı olabilirseniz ve sizlerin görüşünü alabilirsem çok sevinirim.

Ayrıca bu konu ailenin hastaneye parayı ödemek zorunda kalması ve sonra devlete başvurması aşamasına gelecek olursa veya hastane senet vs. imzalatmak isterse yakınları nelere dikkat etmeli,hastaneden bu sürece kadar hangi belgeleri almış olmaları gerekiyor ki mağdur olmasınlar, bilginiz varsa ve paylaşırsanız çok sevinirim.

Herkese iyi çalışmalar ve iyi yıllar



THS Sunucusu bu sayfayı 0,30968690 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.