Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : lexsalt, Tarih : 20-01-2026 07:18
Meslektaşlarım merhaba, bir hizmet tespit davasında davacı tarafız. Yargılama devam ederken bir şirketin daha davaya eklenmesi gerektiği ve bu konuda dahili davalı dilekçesi sunmak üzere tarafıma kesin süre verildi. Ben süre zarfında dilekçeyi sundum ancak uyapta kaydolmamış bunu fark edince (süre geçtikten sonra fark ettim) dilekçeyi tekrar gönderdim ve duruşmada durumu belirttim. Hâkim bu dilekçeyi kabul edip etmemek konusunda henüz bir karar vermedi. Ancak kabul etmezse dava usulden reddedilecek. Bunu kurtarmak için ne yapabilirim? Yardımcı olursanız çok sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15494, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Arda, Tarih : 19-01-2026 15:22
Merhabalar değerli meslektaşlarım.
Müvekkil şahıstan 2. El bir araç satın almış. Ancak daha bir hafta olmadan araçta motor arızası ortaya çıkmış ve motor değişmesi gerekmiş. Müvekkil de hemen motorun değiştirilmesi için aracı tamirciye bırakmış ve şu an tamir ediliyor. 1-2 güne de araç çıkacak. Aracın tamirinden önce müvekkil bana ulaşsaydı delil tespiti yaptırırdık ancak bu aşamada ne yapmam gerektiğini tam olarak bilemiyorum.

1- Müvekkil eski motoru saklasa bu motor üzerinden delil tespiti yapılabilir mi?

2- Hiç delil tespiti yaptırmadan direkt olarak arabulucu ve dava aşamasına geçsem araçta gizli ayıp olduğu tespit edilebilir mi?

3- Arabulucu aşamasından önce ihtar çekmemin bir faydası olur mu?

Teşekkürler, iyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15493, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : ayseozer, Tarih : 17-01-2026 19:40
Merhaba meslektaşlarım , bir konuda açılmış bir dava var ve çözüm bulamamaktayım .yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Müvekkil 16 yıl önce müteahhit şirket ile adi yazılı şekilde takas usulü daire satış sözleşmesi yapıyor. Bir ev ve üstüne araba veriyor ve karşılığında dubleks evi alma karşılığında anlaşıyorlar ve satışın olmaması durumunda ise müvekkile garanti için teminat senedi veriyorlar. Sonrasında bu anlaştığı müteahhit , evi vermiyor ve müvekkil teminat senedini icraya koyuyor teminat senedinin tahsili için yıllar boyu süren ( 16 yıl ) icra dosyasından sonra , verdiği ev ve araba parasını çok düsük bir rakam olarak alabiliyor 2024 tarihinde. Biz de aradan geçen zaman için munzam zarar hesabı yapıyoruz, munzam zarar için aldığımız bilirkişi raporunu icraya koyuyoruz. İtirazın iptali davasını tüketici mahkemesinde açıyoruz. Karşı taraf hiç haberimin olmadığı ve müvekkilin imzaladığı 02.03.2023 tarihli bir protokolü sunuyor duruşmada. Bu protokole göre müvekkile ikinci bir senet verirmiş ve karşılığında müvekkilin “ sözleşme konusu teslim edilmeyen evden kaynaklı munzam , müspet menfi zararları giderilmiştir” yazıyor. Ancak müvekkilin protokolde açık bir feragat beyanı yok munzam zarardan feragat ettiğine yönelik. Müvekil bu senedi de 2025 te tahsil etmiş. Müvekkil protokolü imzaladığını kabul etti ancak bize başta bilgi vermemişti. Şimdi gabin hükümlerine dayanarak ve tüketici kanunundaki haksız şart hükümlerine dayanarak protokolün gecersiz olduğunu iddia etmeyi düşünüyoruz. Gabin deki zor durumun bittiği yani müvekkilin son ödemeyi aldığı son tarih 2025 diyerek protokolün gecersiz olduğunu önsorun olarak mahkemeye bildirmeyi düşünüyoruz. Davayı tekrar lehimize bu şekilde çevirebilir miyiz, yada davayı kurtarmak için başka bir çıkış yolu öneriniz var mıdır? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim 🙏
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15565, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : JuniorLawyer, Tarih : 16-01-2026 12:24
Merhaba, müvekkil geçirdiği kaza sonrası aracını kendi istediği tamircide yaptırdı. elimizde eksper raporu yok. sigorta şirketine başvuru yaptık fakat sigorta şirketi eksper raporu istedi. eksper raporu olmadan değer kaybına ilişkin süreç ilerletilebilir mi ? bu eksikliği nasıl tamamlamamızı önerirsiniz ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15731, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Midwinter Dream, Tarih : 16-01-2026 05:35
Merhaba,
Davacı müvekkil maaşının bir kısmını düzenli şekilde harcırah olarak alıyordu. Dava dilekçesinde bu hususu belirtip, EK kısmında da yine harcıraha ilişkin dekontları ek olarak yazdım.
Yeni gelen bilirkişi raporunda harcırahtan hiç bahsedilmemesi üzerine UYAP'tan dava dilekçemi kontrol ettim ve ek olarak sadece EK-1 vekalet şeklinde vekalet sunmuş olduğumu gördüm. Yani harcırah ödemelerinden bahsedip dekontları sunmamışım. Bilirkişi raporuna itiraz ederken bu dekontları sunabilir miyim? HMK 145'te geciktirme amacı olmadığı takdirde delil gösterilebileceği belirtiliyor. Davacı işçi veikiyim, davanın gecikmesinin mantıken lehimize olmadığını belirtmek yeterli olur mu? Raporda itiraz edeceğim başka hususlar da var, yani zaten itiraz edecektik; ek delil sunulması yargılamayı uzatmayacaktır gibi bir bahane mahkeme tarafından kabul edilir mi? Her türlü öneriye açığım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15548, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : (avukat), Tarih : 14-01-2026 12:12
Merhaba meslektaşlarım,

Müvekkilin banka hesabından gece yarısı mobil bankacılık kanalıyla 3.şahsa para transferleri yapılıyor.Müvekkilin izni ve bilgisi yok .Müvekkil bu işlemleri sabah msj öğrenince şikayetçi oluyor.Ceza davası açıldı.Banka bu çekilen para için icra takibi yaptı.Para transferleri 01.03.2024 tarihinde yapılmış olup miktar 165.000TL.Ben bankanın sorumluluğu olduğundan bankaya karşı dava açmayı planlıyorum ancak takıldığım bir kaç husus var.
1-İşlem tarihi 01.03.2024 olup bankanın sorumluluğu açısından zamanaşımı sorunu olur mu?
2-İşlem tarihinde dava konusu miktar tüketici hakem heyeti sınırının üstündeyken , başvuru yapacağım 2026 yılı için sınır 186.000TL olduğundan işlem miktarı 165.000TL bu sınırın altında kalıyor.Bu haliyle Tüketici Hekem Heyetine mi başvurmalıyım ya da Tüketici Mahkemesine 'mi dava açmalıyım?
Görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :16640, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Nahide Demir, Tarih : 13-01-2026 22:48
Sayın meslektaşlarım merhabalar, ehliyetsizlik nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açmıştım. Dava değeri olarak tapuda yazan değer olan “245.000 TL”yi gösterdim. Ancak taşınmazın aynına ilişkin bir dava olduğundan fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutmadım ya da “şimdilik” gibi benzeri bir ifade de kullanmadım. İleride keşif yapılıp taşınmazın değeri tespit edildiğinde ıslah hakkımızı kullanmaya gerek kalmaksızın harç tamamlama ve dava değeri hususlarında bir sorun yaşar mıyım? Bu konudaki bilgi ve tecrübelerinizi paylaşırsanız çok sevinirim. Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :16097, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avbilgen, Tarih : 13-01-2026 20:56
Merhaba çok sayıda davalının, birden çok avukat tarafından temsilin bulunduğu davalarda davalılar lehine takdir edilen vekalet ücretinin paylaşılmasının temsil edilen taraf sayısına göre mi yoksa avukat sayısına göre mi paylaşılacağı konusunda Yargıtay kararı olan meslektaşım paylaşabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15704, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Balkesavukat10, Tarih : 13-01-2026 12:42
Merhabalar meslektaşlarım. Mirası reddeden borçlu aleyhinde icra takibi başlatılmış ve maaş haczi uygulanmış. Bildiğim kadarıyla borçlu mirasın reddine ilişkin itirazlarını 7 günlük süre içerisinde sunmadığından menfi tespit davası açılması gerekiyor ; fakat bazı yerlerde açılacak davanın takibin iptali davası olması gerektiği bilgisine eriştim. Daha öncesinde böyle bir durumu tecrübe eden var mıdır ? Borçlunun haczi bir an önce kaldırması gerekiyor. Takibin iptali ya da menfi tespit davası açarak tedbiren takibin durdurulması mümkün müdür ? Veyahut borçlu borcu ödedikten sonra takibin iptali yoluna gidip ödenen meblağı tahsil edebilir mi (istirdat davası ile) ? Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15919, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : husnaaa000, Tarih : 13-01-2026 11:49
davacı vekili dilekçesine olmayan uydurma yargıtay kararları yazıp eklemiştir. bu durumda ben davalı vekili olarak derdest olan davamızda ne talep edebilirim? ayrıca suç oluşturur mu bu durum?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15697, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Ad Rem, Tarih : 13-01-2026 09:56
Merhabalar, müvekkil sigorta şirketi tarafından sigortalanmış bir otoyol projesinde inşaat işleri için dere yatağına yapılan yolun çökmesi ve taşkına sebebiyet vermesi sonucu birden çok konutta hasar meydana gelmiştir. Ekspertiz ön raporunda kusur durumunun mahkemelerce tespit edilmesi yönünde görüş bildirilmiştir. Burada ekspertiz ön raporu gösterilerek hukuki yarar iddiası ispat edilmiş olur mu ?
Bununla birlikte hasarın meydana geldiği yer mahkemesinde tespit isteyeceğim ancak görev yönünden ticaret mahkemelerinin seçilmesi daha doğru geliyor. Zira teminat altına alınan taraf şirket olduğundan halefiyete ilişkin herhangi bir durumda esas incelemesi ticaret mahkemelerinde olacaktır. Usul bakımından sorun yaşamamak adına sizlerin de görüşlerini rica ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15674, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : WinterBird, Tarih : 12-01-2026 15:28
Merhaba meslektaşlar,
Adli Yardım dosyasında müvekkil kadın ziynet ve çeyiz eşyalarını talep etmiş ve bir de kendisi ve çocuklar için nafaka istemiştir.
Fakat karşı taraf davalı içerde olduğu için zaten nafaka ödeme durumu söz konusu değildir ve ziynet eşyalarını da boşanmaya karar verildikten sonra ayrı bir dava olarak görülmesi talebinde bulunacağım.
SORUM ŞU: Nafaka talebimizde olduğundan ve kişi içerde olduğundan bu nafaka talebiyle ilgili nasıl bir yol izlememi önerirsiniz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15670, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Kader DEMİR, Tarih : 12-01-2026 00:08
Merhabalar, Müvekkil A İlkokulu okul aile birliğine ve İl Milli Eğitim Mdüürlüğüne faturadan kaynaklı icra takibi yapıldı. faturada alacaklı şahsın okula aldığı internet sistemi, bilgisayar, yazıcı toner hoparlör vb. mal ve hizmete dayalı.ancak bu hizmetler ve ürünler Yönetmelik uyarınca okul aile birliğinin yetkisinde ve görevinde olmadığı hizmetler.
icra takibine itiraz edeceğim. Ancak okul aile birliğinin yönetmelik gereği tüzel kişiliğinin olmaması sebebiyle taraf ehliyeti olmadığına ilişkin kararlar var. Müvekkil hizmetin bir kısmını kabul etmekle birlikte, anlaşma aslında okul müdürü ile yapıldığından okul aile birliğine fatura kesilmesi ve ödeme talep edilmesi hukuka aykırı değil midir.
uygulama da nasıl bir yol çizmek gerekiyor
değerli paylaşımlarınız için şimdidden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15684, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : AVUKAT2549, Tarih : 10-01-2026 15:51
Sayın meslektaşlarım,
Kural olarak adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi geçerli değildir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin noter huzurunda düzenlenmesi ve resmi yazılı şekle göre yapılması gerekmektedir.

Fakat müvekkil adi yazılı taşınmaz satış vaadine istinaden ev için anlaşıyor. Ödemeleri de yapıyor. Elinde ödeme belgeleri var. Fakat tapuyu üzerine tescilini yapmıyorlar. Bu durumda izlenecek yol nedir ??

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E. 1987/2 K. 1988/2 T. 30.09.1988

Tapuda kayıtlı bir taşınmazın mülkiyetin devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilmez; bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanununa tabi olmak üzere yapımına başlanılan taşınmazdan bağımsız bölüm satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımFsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyetin devrine yanaşmaması hallerinde; olayın özelliğine göre hakim Medeni Kanunun 2. maddesini gözeterek açılan tescil davasını kabul edebilir.


Bu karara dayanılarak dava ikame edilmesi olumlu sonuç doğurur mu ?

Saygılarımla, iyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15555, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Buğra YILDIZ, Tarih : 10-01-2026 13:06
Merhaba değerli meslektaşlarım;

Müvekkil 1 yıl 2 ay tutuklu kalmış ve akabinde kendisine beraat kararı verilmiştir. Bilindiği üzere 2024 yılından itibaren tazminat komisyonu kurulmuştur. Ancak yapmış olduğum araştırmalarda kimisi ağır ceza mahkemesinin görevli olduğunu kimisi de tazminat komisyonuna başvurulması gerektiğini belirtmektedir. Hatalı bir işlem olmaması adına ben bu tazminat istemini nereye yapmam gerekir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15553, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : husnaaa000, Tarih : 08-01-2026 16:13
Müvekkil Aracini Tamirciye Su Kaçaği Olduğu Için Birakiyor. Parça Değiştirmek Gerekirse Kendisine Haber Verilerek Tamir Yapilmasini Istiyor. Tamirci Haber Vermeden Birçok Parça Değişimi Yaparak 100 Bin Lira üzerinde Bir Fiyat çikariyor Ve Bunun Için Fatura Düzenliyor. Tamirci , Faturaya Dayanarak Takip Başlatilacaği Bilgisini Ulaştirdi. Araç Hala Tamircinin Dükkaninda Bekletilmektedir Ve Müvekkile ödeme Yapmadiği Için Teslim Edilmemektedir. Müvekkil Bana Haber Vermeden Iş Yaptilar Diyor; Tamirci Ben Haber Verdim Onayladiniz Diyor.
Genel Olarak Bu Olayda Başvurmamiz Gereken Yol Nedir ? Bu Istenen ücreti ödememek Ve Araci Alabilmek Için Yapilabilecek Bir Yol Var Midir ? Yardimlariniz Için Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15308, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avokadoavok, Tarih : 08-01-2026 11:27
Herkese merhabalar fikir ve tecrübelerinizi rica edeceğim;

Müteahit firmanın eser sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi ve yapıyı eksik ve hatalı yapması sebebiyle binada ortak alan çatısının çökmesi, evlerin içlerinin rutubetlenmesi ve ortak alanın pek çok zararı olmuştur. O dönem bu eksiklikleri müteahit firmanın gidermesi için beklenmiş ancak onlar yapmayınca kat malikleri kendileri para toplayarak zararı gidermeye çalışmışlardır. Devamında hem ödedikleri parayı tahsil etmek hem de dava sürecine girmek istediler. Zorunlu arabuluculuk süreci işletilip tüketici mahkemesinde kısmi dava açıldı. Ancak mahkeme kısmi de olsa tüketici hakem heyeti sınırının altında olduğu için usulden red kararı verdi. Bu noktada eksik araştırma yapmak pahalıya mal oldu ve bu hususta genel görüşün bu şekilde olduğunu fark ettik. Bu noktada bu karar bu şekilde kesinleşirse, tüketici hakem heyeti sınırının üzerinde açılacak yeni davada tekrardan zorunlu arabuluculuk süreci işletmek gerekir mi? Anlaşmama tutanağında talep edilen gerçek değer açıkça yazmakta.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15234, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Ajeweid, Tarih : 07-01-2026 13:06
Herkese merhabalar,

Daha önce sorduğum ancak cevap alamadığım bir problem ile hala uğraşmaktayım.

Karşı taraf şirketi temerrüde düşürmek adına noter kanalı ile ihtarname göndermek istiyorum ancak postacının "sanal ofis olduğu gerekçesi ile muhatap bulunamadı, iade" minvalindeki kaşesi basılarak iade ediliyor. Şimdi;
- Noterlerin yetkisi olmadığı için 35'e göre tebligat yapamıyorum,
- Sanal ofis karşı tarafın mersis adresi, tebligatı da buraya çıkartıyoruz,
- Limited Şirketi karşı tarafın elektronik posta adresi yok,
- 3 kez tebligata çıkartıldı ama aynı şekilde döndü,


Bu durumda karşı tarafı nasıl temerrüde düşüreceğim? Nasıl tebligatı ulaştırabilirim? Her türlü çözüme açığım. Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15402, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av.batuhankarabicak, Tarih : 05-01-2026 16:54
Merhaba, cmk dan atandığım dosyada sanık lehine hükmedilen beraat vekalet ücretinin tahsili için icra takibi yoluna başvurdum fakat tahsil edilen cmk görevlendirme ücretini düşerek icra takibi başlatmak gerekiyormuş bunu sonradan öğrendim, bunun düzeltilmesi hangi yolla olur miktarın düzeltilmesi için ilgili icra dairesine nasıl bir dilekçe ile başvurmalıyım? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :18305, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Meşruiyet, Tarih : 04-01-2026 18:45
Merhabalar iyi çalışmalar herkese
Tüketici hakem heyetine 3 ürün bakımından bedel iadesi talepli başvuru yapılmıştır. 1 ürün bakımından kabul, 2 ürün bakımından ret kararı verilmiştir. Müvekkil karara yalnızca 1 ürün bakımından itiraz etmek istiyor.
1) Öncelikle bu şekilde bir kısmi itiraz yani reddedilen iki ürün bakımından yalnızca birisine itiraz mümkün müdür?
2)Şayet kısmi itiraz mümkün değilse mahkemece itiraz kısmen kabul kısmen reddedilirse vekalet ücreti reddedilen kısım (13.500,00 TL) üzerinden nispi mi (13.500/100*16 = 2.160,00 TL) belirleniyor yoksa tarife altında kaldığı için ürün bedeli (13.500,00 TL) kadar mı oluyor?
3) Tüketici Kanunu'nun 70/6 "Tüketici hakem heyetlerinin tüketici lehine verdiği kararlara karşı açılan itiraz davalarında, kararın iptali durumunda tüketici aleyhine, avukatlık asgari ücret tarifesine göre nispi tarife üzerinden vekâlet ücretine hükmedilir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm tüketicilerin açtıkları itiraz davalarında da uygulama alanı bulmakta mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :15608, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05918503 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.