| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
Yazan : Av. Arda,
Tarih : 25-10-2025 18:59
|
Meslektaşlarım, merhabalar.
Müvekkil ve eşi anlaşmalı boşanma aşamasında olup karşı taraf üzerine kayıtlı bir ev bulunmaktadır. Protokole göre karşı taraf , müvekkille 1 temmuz ve 1 Ağustos tarihlerinde 500 bin TL ödeyecektir. Karşı tarafın icra tehdidi altında dahi borcu ödememe ihtimali var. Ancak sahip olduğu evi kaybetmekten korkuyor. Protokole ne şekilde bir ibare eklersek belirlenen tazminatın ödenmemesi noktasında ev ile ilgili bir tasarruf hakkımız olur?
İyi çalışmalar...
|
|
|
|
|
Yazan : av_msb01,
Tarih : 24-10-2025 18:12
|
|
Merhaba meslektaşlarım, müvekkillerimin oğlu (18 yaşından küçük) devlet okulunda nöbetçi öğretmen tarafından darp ve hakarete maruz kalmıştır. Öğretmen eylemleri nedeniyle asliye ceza mahkemesince cezalandırılmıştır, karar kesinleşmiştir. Şimdi aile manevi tazminat davası açmak istiyor. Bu durumda öğretmenin devlet okulunda çalışıyor olması nedeniyle dava idareye mi açılacak, yoksa öğretmenin eylemi kişisel kabul edilip direk öğretmen aleyhine asliye hukuk mahkemesinde manevi tazminatı açsam olur mu, görüşlerinizi merak ediyorum iyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba sayın meslektaşlarım bir olay hakkında yardımcı olmanızı istiyorum. Müvekkilim A göz devlet hastanesinde göz doktorudur, bunların bazı hastalarına yazdığı bir iğne var şöyle ki bu iğnenin bedeli yaklaşık yirmi bin lira ve doktor yazdığı zaman SGK karşılıyor bu ilacı. Olay şöyle gerçekleşiyor müvekkilim A ve 15 meslektaşı 2 sekreter yüzünden mağdur duruma düşüyor. Genel olarak doktorlar ilacı yazdıktan sonra yoğunluktan dolayı e-imzalarını sekreterler kullanarak ilacı yazıyorlar ve bu durum suistimal edilerek sekreterler doktorların rızaları dışında bu ilacı farklı kişilere yazıyor ayrıca reçeteyi geçmiş günlere dönük yazıyorlar doktorlar bu durumu farketmesinler diye. Hastane yönetimi tarafından bu durum ortaya çıkıyor ve bir süre izliyorlar kamera kaydı deliller vs toparlanıyor ardından bakanlığa birlidiliyor durum ve bu 2 sekreter memuriyetten çıkarılıyorlar. Burda sormak istediğim soru şu E-imzasını yoğunluktan dolayı sekreterlerine kullandıran doktorların TCK 257/2 den dolayı sorumlulukları doğar mı burda ihmali bir durum söz konusu mu?
|
|
|
|
|
Yazan : measfuyu,
Tarih : 23-10-2025 15:56
|
Meslektaşlarım merhaba, görüşlerinize ihtiyaç duyduğum bir durum mevcut. Şöyle ki;
- Müvekkil bir daire satın alıyor. Eski malik daireyi yaklaşık 5 yıl önce satın almış ve annesine ile kardeşine oturabilirsin demiş. Dairede eski malikin annesi yaklaşık 5 yıldır oturuyor.
- Eski malikin annesi taşınmaza dair tapu iptal tescil davası açıyor ve tapuya "davalıdır şerhi" düşülüyor.
- Akabinde şerhle birlikte müvekkil evi satın alıyor.
- Müvekkilin satın alması üzerine seçimlik hakkı belirlemek için dosyaya girdik ve HKM 125 kapsamında davacı davaya tazminat davası olarak devam edecek.
- Bunun üzerine davalıdır şerhi kaldırıldı.
Gelinen aşamada eski ev sahibinin annesi evden çıkmıyor, haksız işgal bedeli / kira ödemiyor. Evin tahliyesi için müdahalenin menni ve ecrimisil hükümlerine gitmeyi düşünüyorum. Ancak şerhin ecrimisile ve kötü niyete etkisi konusunda kararsız kaldım. Görüşlerinizi rica ediyorum. Şimdiden çok teşekkür ederim. Saygılarımla
|
|
|
|
|
|
|
|
sayın meslektaşlar merhaba, konu şu, bir kimsenin başkasının apartmanın önüne gelerek aç kapıyı l*n diye bağırması ancak yukarı kata daire önüne çıkmaması bunu apartman önünde tekrarlaması sizce tehdit suçu bakımından değerlendirilir mi
|
|
|
|
|
Yazan : Av.HBC,
Tarih : 22-10-2025 11:03
|
Sayın meslektaşlarım merhabalar.
Müvekkil hakkında verilen mahkumiyet hükmü 2021 yılında kesinleşti ve karar gereğince ceza infaz kurumuna alındıktan sonra şartları oluştuğu için denetimli serbestlikten yararlanmasına karar verildi.
Akabinde denetimli serbestlik süresi içerisindeyken, ceza verilen suça ilişkin lehe bir kanuni değişiklik olduğundan ötürü infaz durdurma kararı verilerek uyarlama yargılaması yapıldı. Uyarlama yargılaması neticesinde verilen ek kararla durdurulan infazın kaldığı yerden devamına karar verildi.
Bunun üzerinde tekrar infaz savcılığına ek karara ilişkin kesinleşme yazısı gönderildi.
Henüz müddetname veya yakalama emri düzenlenmedi ama bu ek karar neticesinde infaz savcılığı tekrar ceza infaz kurumunda 3 gün yatarı olduğunu söylüyor ve denetimli serbestlik süresinin kaldığı yerden devamına şeklinde karar verilmesi yönündeki beyanlarımızı dikkate almıyor.
Ne yapılmasını önerirsiniz? İnfaz hakimliğine başvuru üzerine bu karardan dönülebilir mi? Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım. Boşanma davası bitti ve mal paylaşım dosyası da artık belirlenen taşınmazlar bakımından ileride bilirkişi ve ıslah süreci olacak. Lakin davalı eş hukuku bilmekte ve daha önceden satılmış olan taşınmazları elden çıkardığı için ve bu taşınmazların ileride bilirkişi raporu harcı ve ıslah harçlarının çok yüksek çıkacağını bilmesi hasebiyle aslında bir koz olarak kullanmakta. Değerli meslektaşlarım. Bu dava davacı müvekkil devlet memuru olarak ortak çocuğun velayet ve bakımını üstlenerek sadece kiralık bir evde kalmaktadır. HMK 334 uyarınca şahsi fikrim adli yardım talebi şartlarını taşıdığından yana. Nitekim belirttiğim üzere taşınmaz sayısı çok fazla ve çıkacak bilirkişi masrafı ve bu rapora dayanak ileride ıslah aşamasında can yakacak derecede ıslah harcı çıkabilir. Bu yüzden bu kaaidelere bağlı olarak bildiğiniz bilgiler ve emsaller varsa paylaşabilirseniz çok sevinirim. Saygılarımla.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım. Kira ile ilgili bir sorum olacaktı. Kiracı 15 senedir evde oturuyor. Ev sahibinin yaşlı olmasından da faydalanarak her yıl sözleşme yapıyor. En sonki kira sözleşmesi 2022 yılında yapılmış. Halihazırda piyasanın çok altında İstanbul'da 8000 TL kira ödüyor. Normalde bölgenin rayiç kirası 30000 civarı. Her yıl sözleşme yaparak kira süresini uzatmış tahliye davası açamıyoruz. Ev sahibinin benzer yerde başkaca evi de bulunduğundan ihtiyaç sebebiyle tahliye davası da açamıyoruz. Yine son sözleşme 3 yıl önce yapıldığından kira tespit de açamıyoruz. Bu konuda ne önerirsiniz nasıl bir dava açılmalı?
|
|
|
|
|
Yazan : Haakan,
Tarih : 21-10-2025 10:16
|
Meslektaşlarım merhabalar,
CMK sertifikamı alıp görevlendirme almaya başladım ancak bazı durumları netleştirmek adına tecrübelerinize ihtiyacım var.
Öncelikle soruşturma görevlendirmesi geldiğinde, müvekkilin tutuklama talebi ile sulh cezaya sevk edilmesi durumunda alacağımız ücret yalnızca katılmış olduğumuz savcılık ifadesimi yoksa hem savcılık ifadesi hem de yine katılmış olduğumuz sulh ceza olarak ikisini de mi alıyoruz?
İkici sorum ise yine soruşturma görevi ile seri muhakemeye katıldığımız zaman yine aynı şekilde sadece savcılık ücreti mi yoksa hem savcılık hem asliye ceza ücreti mi oluyor?
Bu konularda bilgilerinize ihtiyacım var. Teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : pati,
Tarih : 20-10-2025 20:11
|
Meslektaşlarım Merhaba,
Ödenmeyen kira borcu sebebiyle örnek 13 icra takibi açtım. Karşı taraf yasal süresi içinde ödeme yapmadı ve borca da itiraz etmedi. Böylece, İcra hukukta tahliye davası açtım ve kazandım. Ancak borçlu dosyayı tehiri icra talepli istinafa taşıdı. Bende açtığım ilk takip üzerinden vekalet ücreti ve yargılama giderleri için takip talebi hazırlayıp, icradan ödeme emrinin gönderilmesini talep ettim. Bu aşamada, mehil vesikası için yatırılacak 3 aylık kira bedeline ilave olarak vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de icra dosyasına depo edilmesi gerekiyor mu? Yoksa sadece 3 aylık kira bedelinin yatırılması yeterli mi? Vekalet ücreti için de ayrıca tehiri icra kararı getirilmesi gerekiyor mu? şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, müvekkil tarafından karşılıksızdır işlemi yapılmış olan çek icra takibi başlatmam için getirildi. Çekte birden fazla ciranta bulunmakta ve bu sebeple tüm cirantaları borçlu olarak ekleyip icra takibi başlattım. Ancak getirilen çek müvekkil tarafından ciro edilmemiş. Karşılıksızdır işlemini müvekkil yaptırmasına rağmen müvekkile ilişkin olarak çekte hiçbir bilgi yer almamakta. Bu durum icra takibi başlatırken gözümden kaçmış ve icra dairesi müvekkilin taraf sıfatının bulunmaması sebebiyle ödeme emri düzenleyemeyeceğini ancak örnek 7den devam edilebileceği belirtilmiş. Ne yapmam gerekir mesleğin başında olduğum için böyle bir dikkatsizlik yaptım nasıl düzeltebilirim hatamı, yol gösterirseniz çok iyi olur.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba. 30 ortaklı müşterek mülkiyetli bir hacizli taşınmazın icradan satışı hakkında icra hukuk mahkemesi "ortaklığın satış veya taksim suretiyle giderilmesi davası açmak üzere" alacaklı olan müvekkile yetki verdi. Ortaklığın giderilmesi davası açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulacak ancak tapuda gözüken hisserdarların yarısının ölü kaydı var, UYAP'tan arabuluculuk taraf ekleme sekmesinden karşı taraf eklerken tapuda TC'si görünen kişilerin çoğunun ölü kaydı olduğu uyarısı veriyor ancak yine de eklemeye izin veriyor. Ölen hissedarların mirasçıları tapuda intikal yapmamış anladığım kadarıyla. Bu durumda ne yapmak lazım? Arabuluculuk başvuru formunda "Ölü olan ...'in mirasçıları" diye yazabilir miyim? Her biri için tek tek veraset ilamı çıkarmak için vakit de masraf da yok çünkü.
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlar, uygulamada lehe çok fazla durum olmadığı izlenimini edinmekle sizin görüşlerinizi de almak istedim:
müvekkil, yargılaması bundan yıllar önce başlayan davada, ilk derece kendi aleyhine karar verip karşı tarafın davasını kabul edince, ve dava konusu alacağın icraya koyulmasıyla teminat mektubu ile tehiri icra kararı alıyor.
yargıtaya iki kere giden gelen dosyada sonunda lehine bir sonuç alıyor ve kendisine bu teminatı iade edilecek. ancak bu tutar artık enflasyon sebebiyle şu an hesaplayamadığımız kadar erimiş değerini kaybetmiş durumda. izlenecek herhangi bir yol var mıdır sizce (kanunda malesef düzenleme yok)
|
|
|
|
|
|
|
Herkese iyi çalışmalar diliyorum;
Bir müvekkilim 15 ay tutuklandıktan sonra yakın zamanda beraat etti. Müvekkil adına tazminat komisyonuna başvuru yapacağım. Ancak tutuklama kararı aynı zamanda müvekkilin eşi ile çocuklarını maddi manevi yıprattığı için idarenin sorumluluğu var mıdır, çocuklar ve eş adına ayrı bir dava açabilir miyim, düşüncelerinizi ve tecrübelerinizi öğrenmek isterim. Herkese teşekkürlerimi sunar iyi çalışmalar dilerim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba yıl önce muvekkil sgk ya ait ise giris belgesi icin attigi imzanın kendisine ait olduğunu nasıl kanitlayabilrim o zman 13 yaşındaymis ve o zamanlara yakın tarihteki hicbir imzalı belge yok bir de şimdiki imzası farklı
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba ,değer kaybından kaynaklı maddi tazminat talebi neticesinde ihtiyari arabuluculukta anlaşıldı. Anlaşma maddesinde ;
anlaşma neticesinde ödenen tutara istinaden değer kaybına ilişkin maddi ve manevi tazminat ile ekspertiz rapor ücreti de dahil olmak üzere tüm ferilerine ilişkin hiçbir hak ve alacağı kalmamış olup, taraf bu konuya ilişkin tüm maddi tazminat taleplerinden sigorta AŞ ile zmms poliçesi uyarınca sigortalısı ve sigortalı araç sürücüsü yönünden feragat ettiğini ,yine bu kazadan kaynaklı değer kaybına ilişkin maddi ve manevi tazminat ile ekspertiz rapor ücreti de dahil olmak üzere tüm ferileri yönünden herhangi bir dava açmayacağını,
şeklinde bir hüküm bulunmaktadır.Mahrumiyet bedeli yönünden dava açmaya engel midir ?
|
|
|
|
|
Yazan : GKHNÇLT,
Tarih : 15-10-2025 11:52
|
|
Öncelikle iyi çalışmalar.Müvekkilin borçlu tarafa banka kanalı ile ve açıklamalı olaral gönderdiği para alacağı için yapılan icra takibi itiraz üzerine durduruldu.Sorum şu ,tacir sıfatına sahip olmayan kişiler(olayımızda iki tarafta TSK mensubu) arasında açılacak itirazın iptali arabuluculuğa tabi midir..Ben tabi olmadığını düşündüğüm halde uyapta dava açarken arabulubulucuk dava şartına tabidir uyarısı aldığımdan ikilemde kaldım.Görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım. Bilgi edinmekte zorlandığım bir konuyu sizlere danışmak istiyorum.
Kira tespiti için zorunlu arabuluculuk görüşmelerinde kiracı ile yeni bedel üzerinde anlaşıldı. Yeni kira bedeli ödenmediğinde tahliye talepli ilamsız icra takibi için icra edilebilirlik şerhi almak gerekir mi?
Eski sözleşme ve artırılmış bedele dair son dekontlar ile takip başlatmanın yeterli olacağı kanaatindeyim. Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.
|
|
|
|
|
Yazan : abuj,
Tarih : 15-10-2025 10:11
|
Sayın meslektaşlarım,
Bir boşanma davasında müvekkilin talebi ile ziynet altınların iadesini talep etmeden sadece değerini talep ettik. Bilirkişiden hesap raporu geldi ancak güncel fiyatlar ile gelen rapor arasında fahiş bir fark çıkıyor.
1) Dava dilekçemizde ziynet altınların aynen iadesini talep etmediğimiz halde ıslah ile altınların aynen iadesini talep edebilir miyiz?
Cevap veren meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, kiralanan taşınmaz için eski malikin eşi tarafından kiracı ile 20/05/2009 tarihinde kira sözlşemesi yapılmış, 6 sene boyunca sözlşemede belirlenen oranda zam yapılmayınca da 3.02.2015 yılında yeni bir kira sözlşemesi ile aylık kiranın 150 tl artıtılması ve zam oranının da temmuzda yapılacağına dair madde eklemişler. Fakat bu kira sözlşemesine de eski kira sözlşemesinin devamı niteliğindedir diye şerh düşmüşler. Sorum şu ki TBK 347 'ye göre dava açtık hakim davayı süre yönünden reddetti.Biz davayı açarken ikinci sözleşmeyi sunmadık, davalı taraf süresinde cevap dilekçesi ve delillerini bildirmedi, ön inceleme gününün bildirmesine yönelik yapılan tebligata karşı cevap dilekçesi adı altında ikinci kira sözleşmesini ve daha evvelden açılan itirazın iptali davasını da delil olarak bildirdi. Hakim bu hususta re'sen inceleme yapabilir mi? ikinci kira sözleşmesi tarafların iradelerinden de anlaşılacağı üzere yeni bir kira sözlşemesi özelliğini de taşımamakta aslen kira bedelinin belirlenmesine yönelik bir protokol gibi , bu hususa ilişkin yargıtay,bam kararları ve görüşlerinizi merak etmekteyim,teşekkür ederim.
|
|
|
|