Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Tbmm İçtüzüğü Ve Anayasa

Yazan : Av. Onur Kart [Yazarla İletişim]

Makale Özeti
Gazi Üniversitesi Ceza Hukuku Yüksek Lisans Ödevi Olarak Hazırlanan çalışmadır.

Bu çalışmada TBMM İçtüzüğü incelenecektir.Çalışmanın sistematiği olarak öncelikle içtüzüğün tanımı, hukuktaki ve normlar hiyerarşisindeki yeri, yürürlükteki içtüzük ile ilgili bilgiler yer alacaktır.Daha sonra TBMM İçtüzüğü’nün bazı maddeleri ile ilgili değerlendirmeler yapılarak Anayasa Mahkemesi kararları belirtilecektir.Son olarak da İçtüzüğün bazı maddeleri ile ilgili değişiklik önerileri sunulacaktır.




BİRİNCİ BÖLÜM




GİRİŞ, TANIM VE HUKUKİ NİTELENDİRME




İçtüzüğün tanımı olarak; “Yasama meclislerinin kendi iç çalışmalarını düzenlemek amacıyla koydukları kurallara içtüzük denir.” Şeklinde bir tanım verilebilir.[1] İçtüzük, her meclisin bir nevi “iç kanunu” olarak kabul edilebilir. Anayasamızın 95. maddesinin 1.fıkrası “Türkiye Büyük Millet Meclisi, çalışmalarını kendi yaptığı İçtüzük hükümlerine göre yürütür” demektedir.

Yasama meclislerinin kendi içtüzüklerini bizzat yapmaları, onların diğer devlet organları özellikle yürütme organı karşısındaki bağımsızlıklarının bir göstergesidir. Buna yasama meclislerinin “yöntemsel bağımsızlığı” denir[2]. Anayasada açık bir hüküm olmasa bile meclislerin kendi içtüzüklerini yapma yetkisine sahip oldukları kabul edilmektedir. Bu yasama meclislerinin özerkliği ilkesinin bir sonucudur.

Ülkemizde “içtüzük (dahilî nizamname )” ismini taşıyan başka işlemler de vardır: Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi İçtüzüğü gibi.

Anayasanın 95. maddesine göre, İçtüzüğün düzenleme konusu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin “çalışmaları”dır. O halde, Meclis çalışmalarıyla ilgili her konu içtüzük ile düzenlenebilir.

Meclis çalışmalarıyla ilgili olmayan bir konu İçtüzükle düzenlenemez. Özellikle İçtüzük ile vatandaşlar için bağlayıcı hukuk kuralları konamaz. İçtüzük ile vatandaşlara hak ve yükümlülük altına sokulamaz. Zira, Anayasanın 13. maddesine göre, temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabilir.

İçtüzük hukukî niteliği itibarıyla bir kanun değildir. Kanunla içtüzük arasında önemli bir fark, konuları bakımındandır. Kanunlar vatandaşlara haklar ve yükümlülükler getirebilir. Oysa içtüzük ile sadece meclisin teşkilatına ve çalışma düzenine ilişkin hükümler getirilebilir. İçtüzük sadece milletvekillerini bağlar. İçtüzükle vatandaşlara haklar ve borçlar getirmek mümkün değildir.
Dolayısıyla İçtüzük ile kanun niteliğinde düzenleme yapılamaz. Yapılırsa bu Anayasaya aykırı olur. İçtüzükler Anayasa Mahkemesinin denetimine tâbi olduğundan böyle bir İçtüzük iptal edilir. Ancak İçtüzüğün düzenlemesi gereken bir noktayı kanunla düzenlemenin doğru olup olmadığı da tartışılmaktadır. Yasama yetkisi genel bir yetkidir, konu itibarıyla sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle kural olarak kanunla her alan, bu arada meclis çalışmaları alanı da düzenlenebilmelidir. Ancak, Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi “çalışmalarını” İçtüzük ile değil de yapacağı bir kanun ile düzenlerse, bu Anayasanın 95. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olur. Zira bu fıkra, Türkiye Büyük Millet Meclisinin “çalışmalarının” kendi yapacağı bir İçtüzük ile düzenlenmesini öngörmektedir. Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi çalışmalarını düzenleyen bir kanun çıkarırsa, bu kanun konu bakımından Anayasanın 95.maddesinin birinci fıkrasına aykırı olacaktır ve bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilebilecektir. [3]
İçtüzük, şekil bakımından bir “parlâmento kararı” biçimindedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından kabul edilirler. Bunlar Cumhurbaşkanı tarafından “yayımlanmaya” tâbi olmadan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından “karar” başlığı altında Resmî Gazetede yayımlanır.
Klasik hukuk kitaplarında hukuk kuralları; Anayasa, kanun-uluslar arası antlaşmalar-meclis içtüzükleri, kanun hükmünde kararnameler, düzenleyici işlemler, gelenek hukuku, yargı kararları, doktrin şeklinde sıralanmaktadır.[4] Ancak bu sıralamaya itirazlar gelmekte, uluslar arası antlaşmaların kanunlardan üstün olduğu konusunda görüşler ileri sürülmektedir.

Kanunlarla İçtüzüklerin ortak noktaları, parlamento tarafından kararlaştırılmaları ve her ikisinin de Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olmasıdır.Fark olarak da İçtüzüklerin, üçüncü kişiler hakkında kural koyamamaları ve yürürlüğe girmeleri için Cumhurbaşkanı tarafından yayınlanmalarına gerek olmaması gösterilebilir.[5]Hukuken bağlayıcılık kazanmaları için yayınlanmaları gerekmez.Ancak uygulamada yayınlandıkları görülmektedir.Bu uygulama, açık devlet ilkesi açısından doğru kabul edilebilir.

İçtüzükler, hukukî niteliği itibarıyla bir parlâmento kararı olmakla birlikte diğer parlâmento kararlarından farklı olarak Anayasa Mahkemesi’nin denetimine tâbidirler. Bu husus, Anayasanın 148. maddesinde açıkça hükme bağlanmıştır. İçtüzüğün Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesine imkân verilmesinin bir nedeni İçtüzüklerin taşıdıkları siyasal önemdir.İçtüzükler, demokratik bir hukuk devletinin önemli kurumlarından biridir.

Parlamentodaki iktidar-muhalefet ilişkisinin dengeli gitmesi ve parlamentonun verimli çalışabilmesi açısından İçtüzüklerin içerdikleri düzenlemeler önemlidir.Taşıdıkları siyasal önem nedeniyle, İçtüzükleri “sessiz anayasa” olarak gören yazarlar da vardır.[6]

1982 Anayasasının geçici 6. maddesi, yeni İçtüzük yapılıncaya kadar 1961 Anayasası döneminde kabul edilen 5 Mart 1973 tarih ve 584 sayılı Millet Meclisi İçtüzüğünün 1982 Anayasasına aykırı olmayan kurallarının uygulanacağını öngörmekteydi.

Yeni İçtüzük, 16 Mayıs 1996 tarih ve 424 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı ile kabul edilmiş ve “Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü” başlığı altında 24 Mayıs 1996 gün ve 22645 sayılı Resmî Gazetede yayınlanarak
1 Haziran 1996 günü yürürlüğe girmiştir. Bu yeni İçtüzük , yepyeni bir İçtüzük değildir. 1973 tarihli eski İçtüzüğün biraz değiştirilerek yürürlüğe konmasından ibarettir.



İKİNCİ BÖLÜM




ANAYASA VE İÇTÜZÜĞE AYKIRI PARLAMENTO TASARRUFLARI VE BUNLARLA İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI




Anayasa’nın 96.maddesinde belirtilen toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verilmesi kuralı, bir kararın alınabilmesi için toplantıya katılan üyelerin en az yarıdan bir fazlasının bu yönde oy kullanmaları gerektiğini ifade etmektedir. Örneğin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin toplanabilmesi için en az 184 üyenin (başkan dahil) salonda bulunması gerekir.Buna karşılık bir karar alınabilmesi için en az 139 üyenin oyunun olması zorunludur.Çünkü 96.maddede “…ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde üye tamsayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz.” Şeklinde bir hüküm bulunmaktadır.Buna uyulmadan yapılan oylamalar hukuka aykırı olur.
Nitekim Anayasa Mahkemesi, 1996 tarihli bir kararında 544 üyenin katıldığı bir güven oylaması toplantısında, güvenoyu kararının alınmış sayılması için salt çoğunluğu aramış ve içtüzüğün ilgili maddesini Anayasa’ya aykırı bulmuştur.Anayasa Mahkemesi kararında; “Dava konusu Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı, Rize milletvekili Mesut Yılmaz başkanlığındaki Bakanlar Kurulu’nun Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12.3.1996 günkü 22.birleşiminde toplantıya 544 milletvekilinin 207 red, 80 çekimser oyuna karşı 257 kabul oyu ile güvenoyu almasına ilişkindir.
Anayasa’nın 95.maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çalışmalarını, kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre yürüteceği; geçici 6.maddesinde de TBMM’nin toplantı ve çalışmaları için kendi içtüzükleri yapılıncaya kadar Millet Meclisi’nin 12 Eylül 1980’den önce yürürlükte olan İçtüzüğü’nün Anayasa’ya aykırı olmayan kurallarının uygulanacağı öngörülmüştür.
TBMM’nin 5.3.1973 günkü içtüzüğünün 105.maddesinde de “güvenoyu verenlerin sayısı ,güvensizlik oyu verenlerden fazlaysa Bakanlar Kurulu güven almış olur.” Kuralına yer verilmiştir.Anayasa’nın “Toplantı ve karar yeter sayısı” başlıklı 96.maddesinin ilk fıkrasında ise “toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.” Diyerek bu konuda genel bir düzenleme getirilmiştir.Anayasa’da özel bir kurala yer verilmediğinden Bakanlar Kurulu göreve başlarken yapılacak güven oylamasında da bu kurala uyulması gerektiğinde duraksama yoktur.
İçtüzüğün 115.maddesinde ancak bir oy türü olarak anılan “çekimser oy”un, Anayasa’nın 96.maddesindeki kabul ya da red oylarına ekleneceği konusunda bir açıklık bulunmaması karşısında, karar oluşumunda dikkate alınmayacağı doğaldır.
Bakanlar Kurulu’nun güvenoyu aldığına ilişkin dava konusu karar, oylamaya katılan 544 milletvekilinin salt çoğunluğuna ulaşmayan 207 red,80 çekimser oya karşı 257 kabul oyu ile alınmıştır.
Oysa Bakanlar Kurulu’nun güvenoyu almış sayılabilmesi için toplantıya katılan 544 üyenin yarısından bir fazlası olan 273 kabul oyu gerekirdi.Yeni bir içtüzük kuralı niteliğindeki karar, Anayasa’nın 96.maddesine aykırıdır.Bu nedenle iptal edilmelidir.”[7][8] Demiştir.Bu karardan da anlaşılacağı gibi 1996’daki içtüzük değişikliğinden önce bu davaya konu olan İçtüzük maddesi ile Anayasa çelişmektedir.İçtüzük, kabul oylarının red oylarından fazla olması halinde güven oyu alınmış sayılacağını düzenlemiştir.Salt çoğunluğa ulaşmasa bile güven oyu alınabileceği belirtilmiştir.Anayasa’ya göre ise salt çoğunluk gereklidir.Somut olayda da 273 kabul oyu gerekirken 257 kabul oyu ile güven oyu alınmıştır. Anayasa Mahkemesi de bu noktaya değinerek oylamayı bir içtüzük değişikliği getirdiği gerekçesiyle iptal etmiştir.Ancak 1996 değişiklikleri ile bu çelişki giderilmiştir.İçtüzük, Anayasa ile uyumlu hale getirilmiştir.

İçtüzüğün 146.maddesinde “Oya konulan bütün hususlar, Anayasada, kanunlarda veya İçtüzükte ayrıca hüküm yoksa, toplantıya katılan milletvekillerinin salt çoğunluğuyla kararlaştırılır. Salt çoğunluk belli bir sayının yarısından az olmayan çoğunluktur Denilerek Anayasa ile uyum sağlanmıştır.

İçtüzüğünün 146’ncı maddesinin ilk fıkrasında “salt çoğunluk belli bir sayının yarısından az olmayan çoğunluktur” denerek tanımlanmıştır. Bu tanım eksiktir. Belli bir sayının yarısına eşit olan çoğunluk da, o sayının “yarısından az olmayan çoğunluk” tur; ama salt çoğunluk değildir. Örneğin 150, 300 sayısının yarısından “az olmayan bir çoğunluk” tur; ama 300 sayısının salt çoğunluğu değildir. O halde, salt çoğunluğu “belli bir sayının yarısından fazla olan çoğunluk” olarak tanımlamak gerekir[9].Maddenin kaleme alınmasında problem vardır.

Bu oylama ile ilgili TBMM Başkanlığı, Meclis Adalet Komisyonu’ndan rapor istemiştir.Adalet Komisyonu, çekimser oyların da kabul oylarına eklenmesi gerektiğini, böylece Anayasa’da belirtilen sayıya da ulaşıldığını belirtmiştir.Güven oylamasının geçerli sayılması gerektiğini ifade etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, kararında bu konuya da değinerek böyle bir uygulamanın yapılamayacağını, çekimser oyun başlı başına ayrı bir oy çeşidi olduğunu belirtmiştir.

1982 Anayasası’nın 93.maddesinde, “Meclis bir yasama yılında en çok üç ay tatil yapabilir.” Biçiminde hüküm bulunmaktadır.TBMM İçtüzüğü’nün 1996 yılında değişen 5.maddede ise, “Tatil, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarının belli bir süre ertelenmesidir.
Danışma Kurulunun önerisi üzerine Genel Kurulca başka bir karar alınmadıkça Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Temmuz günü tatile girer.
Bir yasama yılı içinde üç aydan fazla tatil yapılamaz[10]Şeklinde bir düzenleme yapılmıştır.Ayrıca yine İçtüzüğün 6.maddesinde de “Ara Verme” başlığı altında “Ara verme, Türkiye Büyük Millet Meclisinin on beş günü geçmemek üzere çalışmalarını ertelemesidir.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin ara verme kararı alması, Danışma kurulunun bu konudaki görüşü alındıktan sonra teklifin Genel Kurulca oylanması suretiyle olur.”[11] Denmiştir.

Bu maddeler incelendiğinde tatilin ara vermeyi kapsamadığı, tatil dışında da ara verme kararı alınabileceği, tatilin üst sınırını aşacak biçimde meclisin çalışmalarına ara verebildiği görülmektedir.

Ara verme sayı ile sınırlanmadığından birden fazla ara verme kararı alınabileceği, meclisin uzun bir süre tatil yapabileceği belirtilmektedir.
Meclislerin çok uzun süre tatil yapabilmesinin parlamenter sistemin mantığı ile bağdaşmadığı ileri sürülmektedir.[12]Yürütmenin uzun süre denetimsiz kalmasının sistem için sıkıntı doğurabileceği ifade edilmiştir.Meclise tanınan bir üst süredir.Bu süreyi tamamen kullanmak zorunda değildir.İçtüzükteki düzenleme bu anlamda “parlamentonun sürekliliği” ilkesine aykırı düşmektedir.[13] Çünkü İçtüzük, TBMM’nin 1 Temmuz’da kendiliğinden tatile gireceğini, tatile girmemek için karar alması gerektiğini belirtmektedir.
TBMM’nin tatile girmemek için karar almaması halinde çalışmalarının kesilmesi zorunludur.Oysa Anayasa, en çok üç ay tatil öngörmüştür.Bu ifadeden hiç tatil yapılamayacağı anlamı da çıkmaktadır.Tatil yapmak istemeyen bir meclis, hiçbir fazladan işlem yapmak zorunda kalmadan çalışmalarını sürdürmelidir.[14] Ancak İçtüzük, Anayasa’ya aykırı olarak çalışmaları sürdürmek için karar alınmasını zorunlu tutmuştur.Bu nedenle İçtüzük kuralları süreklilik ilkesine uygun değildir.[15]

2003 yılında İçtüzüğün 91.maddesinde yapılan değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin 2003/30(E), 2003/38(K) sayılı, 29.4.2003 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.Yapılmak istenen değişiklik metni; “Temel kanunları ve İçtüzüğü bütünüyle ve kapsamlı olarak değiştiren veya yürürlüğe koyan tasarı veya tekliflerin Genel Kurulda bölümler halinde görüşülmesine ve her bölümün hangi maddelerden oluşacağına, Hükümetin, esas komisyonun veya grupların teklifi, Danışma Kurulunun önerisi üzerine Genel Kurulca karar verilebileceği gibi, Danışma Kurulunda oy birliği sağlanamaması halinde siyasî parti gruplarının önerisi üzerine Genel Kurulca üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun oyu ile karar verilebilir.
Bu takdirde bölümler, maddeler okunmaksızın ayrı ayrı görüşülür ve oylanır. Bölümler üzerinde verilen önergelerin kabulü halinde o bölüm kabul edilen önergeler ile birlikte oylanır.
Bölümlerin görüşülmesinde maddelerin görüşülmesine ilişkin hükümler uygulanır.” Şeklindedir.

Buna karşılık Ana Muhalefet, söz konusu değişikliğin Anayasa’nın 2., 7., 11., 87., 96., 148. ve 153.maddelerine aykırlığını ileri sürerek iptal davası açmıştır.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 2. ve 7. maddelerine aykırılığı tespit etmiş, diğer maddeler yönünden bir aykırılık görmemiştir.Aykırılık gördüğü maddeler yönünden de “temel kanunlar” ile ne tür kanunların kastedildiğinin açık olmadığı ve Anayasa’da belirtilen dışında özel görüşme ve oylama usullerinin belirlenmesinin milletvekillerinin görevlerini yapmalarını engelleyebileceğini ifade ederek iptal kararı vermiştir.




ÜÇÜNCÜ BÖLÜM




TBMM İÇTÜZÜĞÜNDEKİ BAZI MADDELER İLE İLGİLİ DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİ[16]




Anayasa’nın 96. maddesi, istisna hükümleri saklı kalmak üzere TBMM'nin üye tam sayısının en az üçte biri ile toplanmasını ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar vermesini öngörmektedir. Böylece parlamentonun toplanabilmesi belirli sayıda milletvekilinin salonda bulunmasına ve yoklamaya katılmış olmasına bağlanmaktadır. Toplantı yeter sayısı yanında, TBMM genel kurulunun karar alabilmesi için ayrı bir koşul getirilmekte, üye tam sayısının dörtte birinden bir fazlasının karar lehine oy kullanması istenmektedir.

1982 Anayasası'ndan önceki anayasalarda, toplantı yeter sayısı milletvekili tam sayısının yarısından bir fazlası olarak belirlenmişti.

1982 Anayasası hazırlanırken geçmiş dönemde toplantı yeter sayısının tutturulamaması nedeniyle sık sık parlamentonun toplanamadığı gözlenmiş, bu koşulun yumuşatılmasının parlamentonun düzenli işlemesine katkıda bulunacağı düşünülmüştür. Buna karşılık, 1982 sonrası parlamentodaki sandalyelerin çok sayıda parti arasında dağılması nedeniyle toplantı yeter sayısının sağlanması güçleşmiştir. Toplantı yeter sayısına ulaşılamaması nedeniyle Meclis oturumlarının açılamaması ya da oldukça uzun gecikmelerden sonra açılabilmesi istisnai durumlar değildir.Müzakereler devam ederken yoklama istemek yoluyla toplantı yeter sayısının kalmadığını saptamak ve oturumu tatil ettirmek de, muhalefet partilerinin sıkça başvurduğu bir yöntemdir.

Bunun yanında yasama sürecini yavaşlatmak, belirli yasaların çıkmasını engellemek, hatta sadece hükümeti mahçup duruma düşürmek isteyen muhalefet partileri, toplantı çoğunluğunun oluşmasını engellemeye yönelmekte, hükümetin kendi milletvekillerinin her oturuma devamını sağlamasının güçlüğü karşısında, kendileri de oturumlara girmeyerek yasa yapımını sekteye uğratmaktadırlar.

Parlamento oturumlarının açılmaması için ya da bir karar verilememesi için, toplantı ve karar yeter sayılarının oluşmasını engellemek salt muhalefet partilerinin başvurduğu bir yol değildir. İyi örgütlenmiş bir muhalefet karşısında, parlamentoya sunduğu tasarılar için yeterli destek sağlayamamaktan endişe eden, ya da kendi iç bütünlüğüne yeterince güven duymayan hükümetler de parlamento çalışmalarını ertelemek için aynı araçları kullanabilmektedirler.

Bu nedenlerleAnayasa’nın 96.maddesinde toplantı yeter sayısının kaldırılması ya da azaltılması, karar yeter sayısının ise azaltılması yönünde bir değişikliğin yerinde olacağı düşünülebilir.Böyle bir değişiklik olması halinde, Anayasa’nın 84. ve İçtüzüğün 57., 135. ve 138.maddelerinde de değişiklikler yapılması gerekecektir.

İçtüzük madde 54’e göre; yasalarda veya İçtüzük'te öngörülmüş istisnalar ya da Genel Kurul'un farklı bir karar almamış olması durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi tatilde olmadığı zamanlar Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri saat 15:00'ten 19:00'a kadar toplanmaktadır.Bu maddeyle ilgili sürenin az olduğu, daha erken başlanabileceği gibi eleştiriler görülmektedir.Ancak esas sorun sürenin azlığından çok verimsiz kullanılmasıdır.

Başkanın yoklamasıyla başlayan, ilerleyen sürelerde duruma ve talebe göre birkaç kez daha yoklama yapılan birleşimlerin zamanın kullanılması açısından verimli olduğunu söylemek pek mümkün değildir.Yukarıda da belirtildiği gibi toplantı yeter sayısının kaldırılması halinde bu sorunun çözüleceği düşünülebilir.

Yine 59.maddede düzenlenen “Gündem Dışı Konuşma” konusunda da bazı düzenlemelerle Meclis’in işleyişinin hızlanması mümkündür.Örnek olarak; gündem dışı konuşulacak konuların daha sıkı ve ayrıntılı belirlenmesi, hükümete cevap için belli bir süre ayrılması (Şu andaki düzenlemede hükümetin cevabıyla ilgili bir süre sınırı yoktur.) gibi ufak ancak önemli detaylar uygulanabilir.


Bunlar ve benzeri uygulamalarla TBMM’nin üretkenliğinde ve verimliliğinde artış sağlanabileceği düşünülmelidir.













YARARLANILAN KAYNAKLAR





ERGUN ÖZBUDUN, TÜRK ANAYASA HUKUKU, 8.BASKI, YETKİN YAY., ANKARA 2005


ERDOĞAN TEZİÇ, ANAYASA HUKUKU, 9.BASI, BETA YAY.,
EYLÜL 2004



ERGUN ÖZBUDUN, PARLAMENTO KARARLARI VE YASAMA MECLİSLERİNİN İÇTÜZÜKLERİ, AÜHF DERGİSİ, 1979, CİLT 36


BÜNYAMİN GÜRPINAR, ANAYASA İLE TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İÇTÜZÜĞÜ HÜKÜMLERİNİN ÇATIŞMASI VE HUKUKİ ÇÖZÜMÜ, DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ SBE, YÜKSEK LİSANS TEZİ, KÜTAHYA 1997


FAHRİ BAKIRCI, ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI IŞIĞINDA TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ İÇTÜZÜĞÜ, ANKARA ÜNİVERSİTESİ SBE, YÜKSEK LİSANS TEZİ, ANKARA 1997


KEMAL GÖZLER, İÇTÜZÜK VE PARLAMENTO KARARLARI, WWW.İDARE.GEN.TR


İLTER TURAN, PARLAMENTONUN DAHA VERİMLİ ÇALIŞMASI-SORUNLAR VE ÖNERİLER, TESEV TBMM İÇTÜZÜK DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ, WWW.TESEV.ORG.TR










[1] Ergun Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, Ankara Üniversitesi HukukFakültesi Dergisi, 1979, Cilt 36, sh.16

[2] Ergun Özbudun, “Parlâmento Kararları ve Yasama Meclislerinin İçtüzükleri”, Ankara Üniversitesi HukukFakültesi Dergisi, 1979, Cilt 36, sh.16

[3] Kemal Gözler, “İçtüzük ve Parlamento Kararları”, www.idare.gen.tr

[4] Fahri Bakırcı, “Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında TBMM İçtüzüğü”, Ankara Üniversitesi SBE,
Yüksek Lisans Tezi, Ankara,1997, sh.2

[5] Fahri Bakırcı, “TBMM İçtüzüğü”,sh.3

[6]Tarık Zafer Tunaya, “Siyasal Kurumlar ve Anayasa Hukuku”, İstanbul Araştırma Eğitim Ekin Yayınları, Beşinci Baskı, 1982, s.12

[7] Anayasa Mahkemesi, (E)1996/19,(K)1996/13,K.T. 14.5.1996,R.G. 6.6.1996/22658

[8] Bünyamin Gürpınar, “Anayasa ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü Hükümlerinin Çatışması ve Hukuki Çözümü”, Dumlupınar Üniversitesi SBE, Yüksek Lisans Tezi, Kütahya 1997, sh.80-83

[9] Kemal Gözler, “İçtüzük ve Parlamento Kararları”, sh 18-19

[10] www.tbmm.gov.tr/ictuzuk

[11] www.tbmm.gov.tr/ictuzuk

[12] Fahri Bakırcı, “TBMM İçtüzüğü”, sh.47

[13] Fahri Bakırcı, “TBMM İçtüzüğü”, sh.47

[14] Fahri Bakırcı, “TBMM İçtüzüğü”, sh.48

[15] Fahri Bakırcı, “TBMM İçtüzüğü”, sh.48

[16] İlter Turan, “Parlamentonun Daha Verimli Çalışması - Sorunlar ve Öneriler“, TESEV TBMM İçtüzük Değişiklik Önerisi
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Tbmm İçtüzüğü Ve Anayasa" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av. Onur Kart'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
31-03-2007 - 20:45
(5040 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 1 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
16569
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 20 saat 18 dakika 6 saniye önce.
* Ortalama Günde 3,29 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 34559, Kelime Sayısı : 2391, Boyut : 33,75 Kb.
* 1 kez yazdırıldı.
* 7 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 555
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,16278005 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.