Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Tüketici Kredilerinde Kefalet Sorunu

Yazan : Ümit Arif Özsoy [Yazarla İletişim]
Avukat

TÜKETİCİ KREDİLERİNDE KEFALET SORUNU

Bilindiği üzere 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da değişiklik yapan 4822 sayılı kanun 14.06.2003 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10/III maddesi “tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini içermektedir.

Doktrinde: “Bu düzenleme ile amaçlanan, tüketici kredileri ve dolayısıyla kredi kartlarındaki kefaletin adi kefalet olarak hüküm doğurmasıdır…. Yorum yoluyla adi kefaleti amaçladığı kabul edilerek tüketici lehine yorumlanması ve bu şekilde asıl borçlu aleyhine icra takibi yapılmadığı sürece kefilin takip edilemeyeceği sonucuna varmak gerekir. Kanaatimizce, bu düzenlemenin amacı, borçlunun ödeme kabiliyeti bulunduğu halde borcun ifasının kefilden talep edilememesi olduğundan, asıl borçlunun borcu ödeme olanağının bulunmadığının bir aciz vesikası ile belgelenmediği sürece kefil aleyhine icra takibi yapılamaması gerekir. Bu çerçevede, kefile başvurabilmek için, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra borçlunun iflas etmesi veya borçlu hakkında yapılan icra takibinin alacaklının hatası olmaksızın sonuçsuz kalması yahut Türkiye’de takibat yapılmasının imkansız hale gelmesi zorunludur (BK.m.486).” görüşü savunulmaktadır.1

Uygulamada, bir çok Tüketici Mahkemesi yeni tarihli kararda, yukarıdaki doktrinde belirtilen yorumu benimsemiş görünmektedir.

Ancak, TKHK.m.10/III düzenlemesi incelendiğinde, metinde kullanılan kelimelerin adi kefalet amacında olmadığı, adi kefalet kavramının açıkça belirtilmediği görülmektedir. Düzenlemede, “asıl borçluya başvurmadan” kefilden borcun ifasının istenemeyeceği ifadesi yer almaktadır. Gerçekten de asıl borçluya başvurmak tabirinden farklı anlamlar çıkarmak mümkündür. Bankanın hesap kat ihtarnamesi göndermesini “asıl borçluya başvuru” olarak kabul edilebilir. Bu bağlamda kefillere asıl borçluya başvurulduğu ancak alacağın tahsil edilemediği bildirilmek suretiyle, asıl borçlu ile birlikte kefillere de icra takibi açılabilir.(hatta asıl borçlu aleyhine icra takibi açmadan doğrudan kefili aleyhine takip yapılabileceği savunulabilir.) Kanunda, asıl borçlu hakkında takip yapılıp daha sonra aciz belgesine bağlandıktan sonra kefil aleyhine icra takibi başlatılabileceği yönünde açık bir düzenleme bulunmamakta iken bu yönde bir yorumu kabul etmenin kanunun metnine aykırı olduğunu düşünmekteyiz.

Alacaklı banka tarafından borcun ödenmesi maksadıyla asıl borçluya (ve kefillere) bu ihtarname ile başvuruda bulunması yeterli olup, kanun metninde, bu başvurunun asıl borçluya icra takibi şeklinde yapılacağı daha sonra icra takibinin sonuçsuz kalması üzerine kefile başvurulabileceği öngörülmemiştir. Kanunun bu hükmü ile “tüketici kredilerindeki kefaletin adi kefalet niteliği taşıdığı” belirtilmediğinden ve Borçlar Kanunun adi kefalet hükümlerine açıkça atıf yapılmadığından kanun koyucunun iradesinin “adi kefalet” olmadığı düşünülmektedir.

Nitekim 01.03.2006 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi kartları Kanunun ” 24.maddesinin son fıkrasında “kredi kartı kullanımlarındaki kefalet,borçlar kanununda belirtilen adi kefalet hükümlerine tabidir. Asıl borçluya başvurup borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifası istenemez.” Hükmü getirilmiştir.Kanun koyucu, artık Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununa tabi olan kredi kartı ve banka kartlarındaki kefaletin adi kefalet olduğunu vurgulamış, bu yöndeki iradesini açıkça ortaya koymuştur.Kanun koyucu TKHK hükümlerine tabi olan tüketici kredilerinde böyle bir iradeyi açıkça ortaya koymamış olması ve borçlar kanunun adi kefalet hükümlerine açıkça atıf yapmamış olmasının görüşümüzü desteklediği düşünülmektedir. Sonuç olarak, TKHK 10/III maddesinin açık olmayan ifadesinin yarattığı tereddütler ve uygulama, yerel mahkeme kararları ve yargıtayın içtihatlarıyla belli olabilecektir.

Av.Ümit Arif Özsoy





1Doç .Dr.Mustafa ÇekerÇ.Ü.Ticaret Hukuku anabilim dalı öğretim üyesi
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Tüketici Kredilerinde Kefalet Sorunu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ümit Arif Özsoy'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
» Makale Bilgileri
Tarih
26-06-2006 - 15:43
(5122 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 18 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 15 okuyucu (83%) makaleyi yararlı bulurken, 3 okuyucu (17%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
16780
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 2 gün 2 saat 48 dakika 54 saniye önce.
* Ortalama Günde 3,28 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 5098, Kelime Sayısı : 504, Boyut : 4,98 Kb.
* 19 kez yazdırıldı.
* 1 kez arkadaşa gönderildi.
* 15 kez indirildi.
* 6 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 308
Yorumlar : 1
Değerli Meslekdaşım; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 10’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi ve... (...)
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03382802 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.