Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Entelektüel Sermaye Ve Entelektüel Sermayenin İşletmeler Açısından Önemi

Yazan : Ali Rıza Özalp [Yazarla İletişim]

Makale Özeti
İşletmelerin piyasa değeri üzerinde belirleyici olan ancak muhasebe kayıtlarında görünmeyen varlıklar, yakın zamana kadar şerefiye olarak ifade edilirken değişen yönetim anlayışlarıyla birlikte bu kavram yerini entelektüel sermaye kavramına bırakmıştır (Edvinsson ve Malone, 1997:13) Entelektüel sermaye, günümüzde işletmelerin en değerli varlığı ve en önemli rekabet aracına dönüşmüş, işletmeler için rekabet edebilmenin ve piyasada tutunabilmenin bir ön koşulu haline gelmiştir. Bu bağlamda, işletmelerin önemli bir rekabet aracı olan entelektüel sermaye, bilançoda görünmeyen varlıklarının toplamını oluşturmaktadır

ENTELEKTÜEL SERMAYE VE ENTELEKTÜEL SERMAYENİN
İŞLETMELER AÇISINDAN ÖNEMİ

GİRİŞ
İşletmelerin piyasa değeri üzerinde belirleyici olan ancak muhasebe kayıtlarında görünmeyen varlıklar, yakın zamana kadar şerefiye olarak ifade edilirken değişen yönetim anlayışlarıyla birlikte bu kavram yerini entelektüel sermaye kavramına bırakmıştır (Edvinsson ve Malone, 1997:13) Entelektüel sermaye, günümüzde işletmelerin en değerli varlığı ve en önemli rekabet aracına dönüşmüş, işletmeler için rekabet edebilmenin ve piyasada tutunabilmenin bir ön koşulu haline gelmiştir. Bu bağlamda, işletmelerin önemli bir rekabet aracı olan entelektüel sermaye, bilançoda görünmeyen varlıklarının toplamını oluşturmaktadır. Entelektüel sermaye, ekonomik değerlerin yeni dönüşümünü oluşturan unsurlar olup, işletmelere önemli rekabet üstünlüğü sağlayan yeni gücün tanımlayıcısı olarak görülmektedir. Günümüzde, işletmelerin sahip olduğu fiziksel ve finansal varlıklar, değer yaratan başlıca unsurlar olmaktan çıkmıştır. Brennan ve Connel’a (2000:215) göre, bunun yerine, bilgi odaklı entelektüel varlıklar olarak ifade edilen entelektüel sermaye, işletmelerde zenginliğin ve gücün yeni kaynağı olmuştur. Artık, en güçlü şirketler, en büyük fiziksel ve finansal varlıklara sahip şirketler değil, entelektüel sermayesini güçlendirebilen ve bu sermayeyi en etkin bir şekilde yönetebilen ve kullanabilen şirketler en güçlü şirketler olarak kabul görmektedir.
Entelektüel sermayenin rekabet üstünlüğü yaratacak şekilde yönetilmesi; entelektüel sermayeyi oluşturan bileşenlerin tanımlanması, sınıflandırılması ve ölçülebilmesi ile olanaklıdır. Buna göre, rekabetçi işletmeler, entelektüel sermayelerinin maliyet, zamanlama ve değerlendirme açısından etkili şekilde kullanabilmesini önemsemektedirler.
İşletmelere mal olmuş bilgi ve verilerin değerinin ölçülmesinde yaşanan sorunların, çift taraflı muhasebe kayıt sistemi ile düzeltilmesine yönelik işlevler, bir diğer önemli noktadır. Bu durum, işletmelerin bilançolarında görülmeyen varlıkların somutlaştırılarak, bir mali değer ile ölçülebilmesine yönelik çalışmaların gerekliliğini ortaya çıkartmıştır. Bu çalışmanın da temel sorunsalı olan yöntem açısından az sayıda da olsa literatürde bazı çalışmalar bulunmaktadır. 1990'lı yıllardan itibaren yoğun bir biçimde entelektüel sermayeyi ölçmek için modeller ve yaklaşımlar oluşturulmaya çalışılmaktadır. Entelektüel sermayeyi ölçmeye yönelik olarak geliştirilen ve işletmeler tarafından kullanılan farklı yaklaşımlar bulunmakta olup bu yaklaşımlardan bir kısmı entelektüel sermayenin içeriğine, bir kısmı ise ölçme yöntemlerine ilişkindir.
Yöntem açısından yapılan ilk çalışmalardan biri, iletişim sektörüne yönelik olanıdır. Bu çalışmada (Han ve Han 2004:519), iletişim sektöründe entelektüel sermaye kriterlerinin ağırlıklarını analitik hiyerarşi prosesi yöntemiyle belirlemişlerdir. Çalışmada, temel kriterler olarak ilişki ilgi, güvenilirlik, kıyaslanabilirlik, temsil kalitesi ve risk alınmıştır. Oluşturulan modelde 11 alt kriter yer almıştır. Literatürde yer alan bir diğer yöntem (Bozbura ve diğ., 2007:1100) çalışmasında ise, entelektüel sermayenin bir bileşeni olan insan sermayesi bileşenlerine ilişkin göstergelerin bulanık analitik hiyerarşi prosesi ile önceliklendirilmiştir. Modelde hedef, stratejik uyum, kültürel ilgi, bilgi yönetimi ve liderlik ana bileşenleri oluşturmuştur. Ayrıca modelde 20 gösterge tanımlanmıştır. Literatürde, az sayıda yer alan yöntem çalışmalarından bir diğeri de, Bozbura ve Beskese (2007:124) tarafından yapılmıştır. Sözkonusu yazarlar çalışmalarında, belirsizlik koşullarında örgütsel sermaye bileşenlerinin önceliklendirilmesine yönelik bir yöntemsel çalışma yapmıştır. Çalışmada, bulanık analitik hiyerarşi prosesi kullanılmıştır. Modelde, temel bileşenler olarak; stratejik değerlerin yaygınlığı, teknolojik yatırım ve yapısal esneklik alınmıştır. Bu temel bileşenlere ilaveten 10 gösterge tanımlanmıştır. Çalışmada, “stratejik değerlerin yaygınlığı” örgütsel sermayenin en önemli bileşeni bulunmuştur.
Bu çalışmanın temel amacı, literatürde yer alan çalışmaların ışığında yazılım sektöründe yer alan bir işletmenin sahip olduğu entelektüel sermaye bileşenlerini entelektüel sermayenin yönetimine olanak sağlayacak biçimde Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yaklaşımıyla ölçmeye çalışmaktır. Çalışmanın bu ana amacına ilaveten, entelektüel sermaye bileşen ve alt bileşenlerin toplam entelektüel sermaye içindeki göreli ağırlıkları belirlenmeye çalışılmıştır.
• Literatür
Entelektüel sermaye eksenli çalışmaların sayısı 1990'lı yılların başından itibaren artmaya başlamıştır. Entelektüel sermaye konusunda ilk çalışmalar, bilgi faktörünün iş ilişkilerindeki yegane belirleyici olmaya başladığını ifade eden Galbraith tarafından yapılmıştır (Pena, 2002:180). Stewart (1994), bireyin bilgi birikiminin ve yeteneklerinin sosyal yaşamda bir yenilenme kaynağı olduğunu ifade ettiği çalışması yine dikkate değer bir diğer çalışmadır. Uzmanlık bilgilerinin işletmeler için anlamı ve katkılarını inceleyen Feldman, (1999); Weisberg, (1999); Cohen ve Levinthal, (1990); Spencer ve Spencer (1993)’ın çalışmaları bu alanda yapılmış önemli diğer bazı çalışmalardır.
Martindale (1999); Ford (1996); Tierney vd., (1999); Woodman vd., (1993); Amabile vd., (1996) ise, işletme faaliyetlerinde farklı ve mantıklı düşünebilme yetenekleri kazandıran bilgi işleme süreçlerinin çalışanların bilişsel entelektüel kapasitesine olan yansımalarına yönelik çalışmalar yapmışlardır.
Diğer taraftan, Kopelman vd., (1990); Arad vd., (1997); Tesluk vd., (1997); Amabile vd. (1996); Ford (1996) ise, yaratıcılık, amaç oluşturucu yetenekler kazanma ve verimlilik katkısı açısından entelektüel sermayenin örgütsel yansımalarını ele alan çalışmalar yapmışlardır.
Sveiby‘nin (1997), bilgi varlıklarının ölçülmesi ve yönetimi ile ilgili çalışması; bilgi yönetiminin güçlü işletme profili oluşturmadaki etkilerini ele aldığı çalışması ile; Mouritsen vd., (2001) gelişmeye ve yeni boyutlar keşfetmeye yönelik entelektüel sermaye kapasitesini ele aldığı çalışmalar bu bağlamda sayılabilecek diğer önemli bazı çalışmalardır. İşletmelerdeki gelecek hedeflerini belirlemeye yönelik kaynak oluşturma çabalarının ele alındığı Weisberg (1999)’in çalışmasını saymak mümkündür.
• Entelektüel Sermaye Unsurları
Entelektüel sermayenin bileşenleri konusunda literatürde farklı yaklaşımlar mevcuttur. Bununla birlikte, bu yaklaşımlar arasında, entelektüel sermayenin önde gelen uygulayıcılarından Sveiby (1997:65), Stewart (1997:86) ve Edvinsson’un (1997:368) sınıflandırmaları daha çok kabul görmektedir. Edvinsson (1997:368), entelektüel sermayenin insan sermayesi ve yapısal sermaye olmak üzere iki temel bileşenden meydana geldiğini ve entelektüel sermayenin bu bileşenlerin toplamını oluşturduğunu ifade etmektedir. Bir başka görüşe göre (Ross ve Ross, 1997:416), entelektüel sermaye bileşenlerini insan sermayesi, yapısal sermaye ile müşteri ve ilişkisel sermayenin karşılıklı etkileşiminden oluştuğu ifade edilmiş ve entelektüel sermaye; bir şirketin pazardaki liderliğini, satışlarındaki sürekli gelişmeyi ve hissedarları için değer yaratımını sağlayan ‘duyumsanmaz varlıkların’ bir bütünü olarak değerlendirilmiştir. Bu tanımlamaya göre, insan sermayesi, çalışanların bilgi, beceri ve deneyimlerinin tümü olarak anlaşılmaktadır. Yapısal sermaye ise, iş süreçleri ve yenilik-geliştirme sermayelerinden oluşmaktadır. Stewart’ın (1997:86) yaklaşımına göre ise, entelektüel sermaye; insan sermayesi, yapısal sermaye ve müşteri sermayesi olmak üzere üç temel unsurdan oluşmaktadır.
Günümüzde, entelektüel sermayeyi oluşturan üç ana unsur üzerinde büyük ölçüde görüş birliği oluşmuştur (Bukh vd., 2001:91). Bu üç ana unsur aşağıda şekilde sınıflandırıldığı üzere; insan sermayesi, yapısal sermaye ve müşteri sermayesinden oluşmaktadır.
• İnsan Sermayesi
İnsan sermayesi, işletmede çalışan insanların tecrübe, yetenek, bilgi ve kabiliyet gibi beşeri unsurların tümünü ifade etmektedir (Edvinsson ve Malone, 1997:34). İnsan sermayesi, aynı zamanda, entelektüel sermayenin temel bileşeni olarak kabul edilmektedir. En basit haliyle, bir işletmenin çalışanlarına ait bireysel bilgi birikimi olarak tanımlanan (Bontis vd, 2001:145) insan sermayesi; çalışanların bilgi, beceri, motivasyon ve iş yapma sermayelerine bağlıdır (Burkowitz ve Acosta, 1998:3). Bu sermayenin geliştirilmesi ise, çalışanların fikirlerine önem verilerek ve iş geliştirmeye yönelik önerileri dikkate alınarak gerçekleştirilmesiyle olasıdır.
Bir işletmenin çalışanları, zamanlarını ve yeteneklerini büyük ölçüde yenilik getirici faaliyetlere yönelttiğinde insan sermayesi yaratılmış ve kullanılmış olur. İşletmelerin, kişilerin sahip oldukları bilgi, yetenek ve becerilerden yararlanabilmesi için insan sermayesinin yapısal sermayeye dönüştürülmesi gerekir. Stewart’a (1997:95) göre, diğer bir ifadeyle, bireye ait bilgi, örgütsel değer yaratmak için kullanıldığında ve paylaşıldığında, tam anlamıyla entelektüel sermayenin bir parçası olur. İşletmeler açısından önemini değerlendirerek, her geçen gün daha belirgin bir şekilde ortaya çıkan boyutlarını ele alan Guthrie’e (2001:35) göre, insan sermayesinin bileşenleri, teknik bilgi eğitim, mesleki yeterlilik, bilgi üretimine yönelik çalışmalar, yetenek oluşturmaya yönelik çalışmalar, girişimcilik ruhu, yenilikçilik gibi unsurlardan oluşmaktadır.
Günümüzde, insan sermayesi yeniliklerin kaynağı olduğu için işletmeler açısından son derece önem taşımaktadır. Bu nedenle, işletmelerin temel hedefi insan sermayesini verimli bir şekilde kullanmak olmalıdır. Mevcut rekabet ortamı işletmelerin sahip olduğu insan sermayesini verimsiz kullanma esnekliğini ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle, işletmeler bünyelerinde bulunan insanların tümünü işin içine katmalı ve onların sahip oldukları fikirlerden maksimum düzeyde yararlanma yoluna gitmektedirler.
• Yapısal Sermaye
Entelektüel sermayeyi oluşturan bir diğer bileşen, yapısal sermayedir. Kavram olarak, yapısal sermaye, işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli olan ve insan sermayesini destekleyen nitelikteki örgütsel değerleri içermektedir.
Stewart’a (1997:119) göre, yapısal sermaye, geceleri eve gitmeyen bilgi olarak ifade edilmekte ve işletmenin kendine ait olan tek entelektüel varlığı olarak değerlendirilmektedir. Yapısal sermayeyi, çalışanları optimum entelektüel performans göstermelerine olanak veren ve buna bağlı olarak işletmenin optimum performans göstermesini sağlayan yapı olarak tanımlayan Bontis’e (1998:66) göre, genel olarak işletmelerdeki yapısal sermayeyi oluşturan bileşenleri entelektüel mülkiyete ilişkin ve altyapı varlıkları olmak üzere iki ana başlıkta toplamak mümkündür. Bunlar; entelektüel mülkiyete ilişkin; patentler, telif hakları, dizayn hakları, ticari sırlar, ticari markalar, hizmet markaları; ve altyapı varlıkları olarak ise; yönetim felsefesi, örgüt kültürü, yönetim süreci, bilgi sistemleri, ağ sistemleri, finansal ilişkileridir.
Yapısal sermaye; etkinlik unsurları, işin yapılma süresi, süreç olarak yenilikçilik ve bilgiyi kodlayabilme gibi hususları içerdiğini ifade eden Bontis’e (1998:52) göre, bu yapı, aynı zamanda, çalışan başına düşen maliyetleri en aza indirgeyerek, işletmede kar maksimizasyonu sağlamaktadır. Buna göre, yapısal sermaye oluşturulmayan bir işletmede entelektüel sermayenin sadece insan sermayesinden ibaret olduğu söylenebilir.
• Müşteri Sermayesi
Günümüzde, bilgi, ekonomik işlemlerin değerindeki en önemli bileşen haline gelmiş ve alınıp satılan her şey bilgiye dönüşmüştür. Bu durumun tipik olarak iş dünyasına da yansıması doğaldır. Müşteri sermayesinin de başlıca unsuru bilgidir ve bilginin güç haline geldiği günümüz koşullarında, bu gücün mal akışları yönünde müşteriye doğru kayması entelektüel sermayeyi yönetmenin de bir ilkesi haline gelmiş olduğu açıktır.
Müşteri sermayesi; markalar, müşteriler, müşteri sadakati, işletme adı, dağıtım kanalları, lisans anlaşmaları, istenen nitelikteki sözleşmeler, franchising anlaşmaları gibi unsurları içermektedir (Guthrie, 2001:35). Saint-Onge (1998:16) göre, bu unsurlar, işletmenin faaliyetlerinin derinliği, genişliği ve kârlılığıyla birlikte işletmenin unvan değerini ifade etmektedir. Stewart, (1997:158) ise, müşteri sermayesi, entelektüel sermayenin parasal değere dönüştüğü alan olup işletmelerin finansal başarısına katkısı en fazla olan ve değeri en belirgin olan entelektüel sermaye bileşeni olduğunu ileri sürmektedir. İşletmelerde müşteri sermayesi yaratma; yeni müşteri kazanımı, müşteri memnuniyeti ve sadakati, müşteri başına karlılığı artırma şeklinde kendisini ortaya koymaktadır. İşletmeler kendilerine ve çalışanlarına yaptıkları gibi sosyal sorumluluk gereği müşterilerine de yatırım yapmak zorundadırlar. Genel olarak işletme bünyelerindeki müşteri sermayesinin kapsamı, insan sermayesi unsurları benzeridir.
Entelektüel sermaye çalışmalarının yapıldığı işletmelerde, müşteriye olan yaklaşım geleneksel yapının egemen olduğu işletmelerden daha farklı bir görünüm kazandığını ifade eden Haftacı ve Karacan (2006:331), iş dünyasında entelektüel sermaye raporunu yayımlamada öncü şirket olan Skandia firmasında, müşteri ilişkilerini, geçici olarak ilişki kurulan kişi ya da kuruluşlar değil, karşılıklı ilişkilerle değer yaratılabilecek bir yatırım olarak kabul edilmesi örneğinde olduğu gibi işletmenin potansiyel kazançları, başarısı ve değerlendirilmesinde değer yaratıcı bir unsur olarak görmektedirler.
Bu bilgilere göre, günümüzün işletmelerinde, müşteri odaklılığının ve sadakatinin çokça önemsenmekte olduğu görülmektedir. Bu durumu anlamak zor değildir, çünkü, işletmelerin hedef kitlelerini müşteriler oluşturmaktadır ve insan sermayesi ve yapısal sermaye gibi işletmelerdeki entelektüel bileşenlerin varlık amacı da, müşteri sermayesi oluşturmak ve geliştirmektir.

** Entelektüel Sermaye Unsurlarının Ölçülmesinin İşletmeler Açısından Önemi
Entelektüel sermayenin yönetimi, işletmelerin stratejik planlamalarında önemli yer tutmaktadır. Bu durum, işletmenin piyasa koşullarında başarılı olabilmesi için mutlak bir gereklilik olarak kabul edilebilir. Nitekim, Petty ve Guthrie’e (2001:165) göre, entelektüel sermaye birikimini verimli kullanan işletmeler rekabet üstünlüğü kazanabilmektedirler. Defter değeri ile piyasa değeri arasındaki farkın artmasını sağlayan etkili entelektüel sermaye yönetimi ile işletmenin piyasa değerinde artış sağlanmaktadır. İşletmenin rekabet üstünlüğünde temel kaynak durumuna gelen entelektüel sermayenin ölçülmesi, işletmelerin türüne, büyüklüğüne, yapısına, sahiplerine ve coğrafi yerleşimine bağlı olmaksızın önemli konuma gelmiştir.
Entelektüel sermaye, profesyonelleşme çalışmalarının gerçekleştirilmeye çalışıldığı işletmelerde hem ekonomik hem de kurumsallaşma katkıları sağlamaktadır. Bu çalışmalar, bireydeki bilgi, bilişsellik, yaratıcılık ve üretkenliğin bireysel ve kurumsal performansı etkilemesini de beraberinde getirmektedir. İşletmelerde, entelektüel sermayeye kaynaklık eden bireysel yaratıcılık olgusu yeni ürünler, hizmetler, süreçler ve teknolojik donanımların geliştirilmesiyle mümkün olmaktadır. Yenilik ve geliştirme olgusunun piyasa koşulları içinde işletmelere önemli rekabet üstünlüğü sağlayacağı açıktır (Simon,1961:244). Entelektüel sermaye birikimi yüksek işletmeler süreklilik ve etkinlik açısından rakiplerine oranla daha avantajlı konuma geleceklerdir. Sonuçta, entelektüel sermaye potansiyeli yüksek işletmelerin risk karşılama ve verimlilik ölçütleri açısından piyasa koşullarında belirleyici olması kaçınılmazdır.
İşletmelerdeki entelektüel sermaye yönetiminin başlıca iki boyutu vardır (Suddaby ve Royston, 2001: 942; Garavan ve diğ., 2001:153): Birincisi, entelektüel sermayenin işletmelerdeki müşteri kaynaklı olarak oluşan çeşitli sorunlarda yaratıcı ve farklılaştırıcı çözümler sağlayıcı olması; ikincisi, entelektüel sermayenin sürekli yenilik ve geliştirme yoluyla işletmelerde bir değer kazanma süreci oluşturması. Bu iki boyut, işletmelerde bilgi üretme, yenilik ve yaratıcı düşünceleri oluşturmayı destekleyen gerek örgütsel yapılara gerekse bireyin profesyonellik niteliklerini geliştirmektedir.
Entelektüel sermayenin ölçülmesi ve raporlanması işletmelere pek çok açıdan rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Bu üstünlükler arasında bazıları şunlardır (Öztürk ve Ban, 2003:56);
* İşletmenin görünmeyen entelektüel varlıklarının görünür bir biçimde ortaya konulması, işletmenin fon bulma olanaklarını önemli ölçüde arttıracaktır.
* Halka açık olan işletmenin entelektüel sermayesinin gelecekte yaratacağı muhtemel gelir potansiyelini göstermesi, hisse senetlerinin piyasa performansını arttırıcı etki yapacaktır.
* Yüksek piyasa değerine sahip işletmeler satın alma, birleşme gibi özel finansal durumlarda bu yüksek değerlerinin kaynağını yatırımcılara gösterebilme olanağına sahip olur,
* Halka açık olmayan bir işletme değerlenirken ölçülmüş ve raporlanmış entelektüel sermaye işletmenin satış fiyatını arttırıcı olabilecektir.
* Entelektüel sermayenin sayısallaştırılması sonucu, işletmenin güçlü ve zayıf yönlerinin tespitini ve zayıf yönlerinin geliştirilmesi çabalarına katkı sağlar.

SONUÇ
Rekabetin en üst düzeyde yaşandığı günümüz iş dünyasında işletmeler rekabet üstünlüğü yakalayabilmek ve tutunabilmek için, yeni stratejiler geliştirmek ve dinamik bir yönetim yapısına sahip olmak zorundadır. Bu düşünceden hareketle, entelektüel sermaye, işletmelere rekabet üstünlüğü sağlayan en önemli stratejilerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. İşletmelerde rekabet gücünü arttıran etkin rolü nedeniyle, tıpkı pazarlama, üretim vd. fonksiyonlar gibi entelektüel sermayenin de bir fonksiyon olarak konumlandırılması gereği, günümüzde artık ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu bağlamda, işletmeler sadece somut varlıklarını değil aynı zamanda, soyut varlıklar olarak değerlendirilen entelektüel sermaye unsurlarını entelektüel sermayenin yönetimine olanak verecek şekilde ölçmek, değerlemek ve raporlamak durumundadırlar.
Fakat, işletmelerin sahip olduğu varlıklar arasında önemli düzeyde yer almasına karşın, entelektüel sermayenin ölçülmesinde ve dolayısıyla yönetilmesinde birtakım güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Ölçülmesindeki temel güçlük ise, entelektüel sermayenin yapısından ve niteliğinden kaynaklanmaktadır. Entelektüel sermaye, çoğunlukla maddi olmayan ve doğrudan ölçülmeye olanak vermeyen bir yapıdadır. Dolayısıyla, bu niteliğe sahip entelektüel sermayenin ölçülmesine yönelik yöntemlerin geliştirilmesi hayati bir önem taşımaktadır.
KAYNAKÇA

Dr.Adnan AKIN ,Dr.Suphi ASLANOĞLU ; 2007 İktisat İşletme ve Finans D.cilt 22 s.229

Edvinsson L and Malone M. (1997), Intellectual Capital, Harper Collins Pub.
Ertuğrul, Murat. (2003), “Entelektüel Sermayenin Firma Piyasa Değeri Üzerine Etkisi”, http://www.ceterisparibus.net/kongre/kocaeli_1.htm, 14.08.2003.
Feldman, D.H. (1999), The development of creativity. In: Sternberg, R.J. (Ed.), Handbook of Creativity. Cambridge Press, London, pp. 226–250.
Ford, C.M. (1996), A theory of individual creativity in multiple social domains. Acad. Manage. Rev. 21, 1112–1134.
Garavan, T.N. and McGuire, D. (2001), Competencies and workplace learning: Some reflections on theorhetoric and the reality., Workplace Learn. 13, 144–164.
Guthrie James (2001), “The Management, Measurement and the Reporting of Intellectual Capital”, Journal of Intellectual Capital, Cilt:2, ss.29-46.
Haftacı Vasfi, Karacan Sami (2006), “Entelektüel Sermaye ve Ölçülmesi”, Yaklaşım Dergisi E-Yaklaşım, Haziran.
Han, D., Han, I., (2004), “Prioritization and selection of intellectual capital measurement indicators using analytic hierarchy process fort he mobile telecommunications industry”, Expert Systems with Applications, 26, 519-527.
Leitner Karl-Heint ve Warden Campbell, “Managing and Reporting Knowledge-based Resources and Process in Research Organisation: Specifics Leassons Learned and Perspectives, Management Accounting Researches 15, 2004, pp.33-51.
Martindale, C., (1999), Biological basis of creativity. In: Sternberg, R.J. (Ed.), Handbook of Creativity. Cambridge Press, London,, pp. 137–152.
Mouritsen, J., Larsen, H.T and Buku, P.N.P. (2001), Intellectual capital and the ‘capable firm’: narrating, visualising and numbering for managing knowledge. Acc. Organ. Society 26, 735–762.
Mumford, M.D., (2000), Managing creative people. Human Resource Management Rev.10(3), (313–651).
Nonaka I., H. Takeuchi, (1995), The Knowledge-Creating Company: How Japanease Companies Create the Dynamics of Innovation, Oxford University Press, New York.
Öztürk, M. ve Başaran Ban, Ünsal, (2003 ), “Entelektüel Sermayenin Firma Değeri Üzerine Etkisi”, Asomedya Dergisi, Nisan.
Pena Inaki, Intelelctual capital and business start-up sucess, journal of Intelelctual Capital, June 2002, Volum:3 Issue:2 p.180-198.
Peppard, J., Rylander, A., (2001), “Using an Intellectual Capital Perspective to Design and Implement a Growth Strategy: The Case of APiON”, European Management Journal, 19 (5), 510-525.
Petty R. and Guthrie J., (2001), “Intellectual Capital Literature Review: Measurement, Reporting and Management”, Journal of Intellectual Capital, 1(2), 154-169.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Entelektüel Sermaye Ve Entelektüel Sermayenin İşletmeler Açısından Önemi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ali Rıza Özalp'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
23-11-2021 - 14:47
(3 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 1 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
55
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 4 saat 18 dakika 27 saniye önce.
* Ortalama Günde 13,75 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 21221, Kelime Sayısı : 2475, Boyut : 20,72 Kb.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2177
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03578997 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.