Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Kadim Soru " Hukuk Nedir? " Ve Cevaba Doğru Bir Cevap

Yazan : Serkan Karabostan [Yazarla İletişim]
Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi

Makale Özeti
Hukukun tanımlanması, hukukun daha iyi anlaşılmasını ve kapsam alanındaki diğer normlara erişilmesini sağlayacaktır.Çalışmamızda bu amaç doğrultusunda hukukun tanımlabilir olup olmadığı üzerinde durulmuş, çeşitli hukuk teorilerinin hukuka yaklaşımları ve yaptıkları hukuk tanımları aktarılmıştır. Ancak hukuk teorilerinin getirdiği tanımların hukukun sadece bir kısmını aktardığı ve bu yüzden eksik olduğu dile getirilmiştir. Sonuç olarak ise zaten tanımlanmış bir kelime olan hukukun tanımına yönelik bir açıklama getirilmiş ve hukukun tanımı aktarılmıştır.

KADİM SORU “HUKUK NEDİR ?” VE CEVABA DOĞRU BİR CEVAP

Serkan KARABOSTAN(1)



GİRİŞ

İnsanlık, evrensel tarihinde bir sonraki adımı atacak üyelerine; hazine olarak bilinmez alandan çekip alınarak oluşan tanımlamaları, kelimeleri bırakır. Kelimeler, tanımların kısaltılmış ve adeta kodlanmış halleridir. Kelimeler ve tanımlar, insanlığın yegane hazinesidir. Bu hazine içerisinde yer alan mücevherlerden biri de “hukuk” kelimesi ve bu kelimenin bünyesinde bulunan tanımdır. Hukukun yapılmış tanımının yeniden belirginleştirilmesi evrensel hazineye nüfuz sağlamakla kalmayacak hukuku daha iyi anlamamız neticesinde biz hukukçulara ona yeni şeyler katabilme lezzetine erişme fırsatı tanıyacaktır.
Hukukun tanımına yönelik tartışmaların öncelikle hukukun tanımlanmasının mümkün olup olmadığına değinerek yürütülmesi gerektiği gözetilerek makalemizde ilk olarak bu hususa değinilmiş, hukukun tanımlanabilir bir kavram olmaktan ziyade bir kelime olarak kullanıldığı için zaten tanımlanmış olduğu sonucuna varılmıştır.
Hukuka dair düşünceler hukuki pozitivizm ve doğal hukuk olmak üzere iki ana akım üzerinde toplanır. Doğru bir hukuk tanımına erişebilmek için bu akımların hukuku nasıl tanımladıkları özet olarak aktarılmaya çalışılmıştır. Ancak bu tanımlar kendi içlerinde hukukun sadece belirli bir yanını ele almış, diğer yanını görmezden gelmişlerdir. Çeşitli yazarlarca bu tutum eleştirilmiş, her iki akımın da verdiği tanımın eksik olduğu dile getirilmiştir.(2)
Işıktaç “hukukçunun görevi, hukukun fiilen ne yaptığını, hukukun toplumsal yaşam üzerindeki etkisini ve sonuç olarak da bunların bir sentezini oluşturan toplumsal amacını göstermektir” demektedir .(3) Hukukun ne olduğunun açıklanması onun işlevinin, etkisinin ve amacının ne olduğunun dile getirilmesidir. Çalışmamızda da sonuç olarak hukukun tanımına yönelik bir açıklama getirilirken hukukun işlevi, etkisi ve amacı üzerine düşüncemiz aktarılmıştır.
Hukuk, soyut ve/veya somut sınırları belirli bir varlığın adıdır. Hukuk; iyilik, doğruluk, adalet vb. gibi çeşitli gayelere matuf sınırlamalar içeren ifadeler bütünüdür.
Pi sayısının bulunmasında kullanılan yöntemlerden biri (kenarları her adımda artan çokgenler çizilmiş, kenarlar arttıkça daireye yakın bir çokgenin elde edilmesi amaçlanmıştır.) gibi tanımların ve hukuk üzerine düşüncelerin sayısı arttıkça arzu edilmeyen kenarlar yavaş yavaş silinecek ve yalnız hukuk kelimesinin tam karşılığı olan alana ulaşılacaktır. Elinizde bulunan çalışmanın gayesi de bu ilerleyiş içerisinde bir adım daha atılmasına vesile olmak ve hukukun tam olarak kavranmasına yardımcı olmaktır.

TANIMLANMIŞ BİR KELİME OLARAK HUKUK

İnsanlar kelimeleri somut veya soyut bir varlığı ifade etmek için kullanmışlardır. Her kelime ilgili olduğu nesneyi diğer nesnelerden ayırt etmek için bünyesinde belirli ölçütler taşır şekilde tasarlanmıştır. Dolayısıyla bir kelimeyi kullanmak; o kelimenin içinde barınan ölçütleri kullanıp bir varlığı diğer varlıktan ayırt etmek anlamına gelmektedir. İşte tanımlama faaliyeti, tanımlanan kelimenin bünyesinde barınan ayırt edici ölçütü meydana çıkarmaktır. Neticeten kelime oluşturma işlemi tamamlanmış ve kodlanmış bir tanımlama işlemidir.
Günümüzde adalet ve hukuk gibi çeşitli kelimelerin tanımlanamayacağını ifade eden cümleler zaten ilgili kelimenin oluşturulmasıyla tamamlanmış bir tanımın, olmadığını; kodlanmış bir tanım olan kelimeleri kullanarak ifade etmekte ve bir çelişkiye düşmektedirler. Hukuk, tanımlanabilir olmaktan ziyade zaten tanımlanmıştır ki bir kelime olarak kullanılmaktadır.

HUKUKUN SÖZLÜK ANLAMI

Hukukun, TDK sözlüğünde beş anlamı olduğu belirtilmiştir. Bu anlamlar sırasıyla şunlardır:
1)Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü
2)Yasaları konu alan bilim
3)Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak-verecek vb. İle ilgili olan bölümü
4)Haklar
5)Ahbaplık, dostluk (mecaz)
Anlaşılacağı üzere hukuk genel olarak beş farklı sınırlanmış varlık alanını belirtmek için kullanılır. Geçmişte ve günümüzde en fazla tartışılan ise daha çok “Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü” şeklinde yapılan tanımdır.

HUKUKUN HUKUKSAL POZİTİVİZMDE TANIMINA ÖZ BİR BAKIŞ

Genel anlamda pozitivizme dayanan hukuksal pozitivizmin hukuka dair nasıl bir tanım getirdiğini daha iyi anlayabilmek için pozitivizme değinmemiz gerekir. Niyazi Öktem'in aktardığına göre(4) “A. Lalande pozitivizm, sözcüğünü özet olarak şöyle tanımlamaktadır: pozitivizm, olguya dayanarak bilginin elde edilebileceği ortak düşüncesinden yol alan, Auguste Comte öğretisine bağlı olan (bu bağ bazen çok uzaktır), deneysel bilimlerin kesin sonuçlar getirdiğini söyleyen, tüm a priorileri (önsel) yadsıyan, nesnelerin kendisel özüne ulaşılmasının olanaksızlığını savunan düşünce sistemidir.”
Niyazi Öktem'e göre “hukuksal pozitivizmle, felsefi pozitivizmin ortaklaşa özellikleri her ikisinin de “gözlemlenebilirle (gözlemlenebilir olan ile) uğraşmasından gelmektedir. Ancak hukuksal pozitivizm yalnız ve yalnız yasaman istencin (irade) gözlemlenebilirliği ile ilgilenmektedir.” Hukuksal pozitivizm, hukuku tanımlarken doğru olarak hukuk dışında olanı tanımın içine dahil etmeme ve çeşitli yanılgılardan kurtularak bir neticeye varma arzusu gütmektedir. Hukuksal pozitivizm, Öktem'e göre “hukuku geçerlilik, etkinlik ve zorlayıcılık ögeleriyle açıklayıp, sonuç olarak onu devlet iradesine bağlamaktadır.”(5)(6)Görüldüğü üzere pozitivist açıdan hukuk tanımında içerik dışlanmakta ve hukukun şekli yönüne ağırlık verilmektedir.(7)
Hukuksal pozitivizm çeşitli fikir çevrelerinde çeşitli şekillere bürünmüştür. Biz de hukuksal pozitivizm de” hukuk” kelimesinin çeşitli tanımlarını incelerken bu fikir çevrelerine yönelik ayrımı benimseyeceğiz.

A)İngiltere'de Hukuki Pozitivizm Ve Hukuk Tanımı

Bentham İngiltere'nin yetiştirdiği pozitivist düşünürlerden biridir. Bir diğer düşünür olan Austin’i de fazlasıyla etkilemiştir.(8) Hukuk, Bentham'a göre varlığı ampirik olarak bilinen olaylardan oluşur. En kısa ifadesiyle Bentham'da hukuk egemenin yaptırımla desteklenmiş buyruklarıdır. Hukuk kuralı emirlerden ve yasaklardan oluşur. Bentham'a göre yaptırım olmadan hukuktan bahsedilemeyecektir. Güriz'in ifade ettiğine göre(9)Bentham için hukuk “hükümran gücün belirli bir kişinin veya kişilerin davranışlarını düzenlemek için çıkardığı ve uyulmaması durumunda bir ceza tehdidini içeren beyanların toplamından başka bir şey değildir.”


B)Almanya'da Hukuki Pozitivizm Ve Hukuk Tanımı

Alman hukuki pozitivizmi Fransız hukuki pozitivizminden ve İngiliz hukuki pozitivizminden farklıdır.Güriz'e göre” Almanya'da Roma Hukukunun iktibasına rağmen Alman devletlerinin kendi hukuk sistemini ayrıca geliştirmeleri Almanya'da hukuki pozitivizmin daha değişik ve kendine özgü nitelik kazanmasının nedenleri arasında sayılabilir.” Hukuku oluşturan genel irade veya devlet iradesidir.(10) Hukukun irade ürünü olduğu Alman hukukçular tarafından da savunulur ancak onlar cebre dayalı bağlayıcılığı kabul etmezler. Hukuk kuralının bağlayıcılığının kuralın özünden doğduğunu ileri sürerler.(11)

HUKUKUN TABİİ HUKUK DOKTİRİNİNDE TANIMINA ÖZ BİR BAKIŞ

Güriz'e göre “tabii hukukçular belirli bir dönemde,belirli bir yerde organize biçimde fiilen uygulanan hukuku pozitif hukuk olarak nitelendirirler.” Pozitif hukuk bir insanın bir iradenin ürünüdür. “Oysa tabii hukuk, başka bir insanın veya başka bir iradenin eseri değildir. Tersine insanın yani tabii hukuka tabi olanın kendi aklı aracılığı ile bulduğu ve uyduğu hukuktur.”(12) Bu tanımda yer alan akıl unsuruna zaman geçtikçe insan doğası, ilahilik ve adalet vb. Kavramlar eklenmiş böylece çeşitli doğal hukuk teorileri oluşturulmuştur.
Doğal hukuk görüşüne göre irade ürünü olan pozitif hukukun tabii hukuka uygun olması genel olarak zorunlu görülmüştür. Güriz'e göre tabii hukuk, pozitif hukuka yönelik bir değerlendirme kriteri işlevi de görmektedir. Pozitif hukuka itaat edilmesi ve ona saygı gösterilmesinde pozitif hukukun tabii hukuka uygunluğu önem arz eder. Tabii hukuk özellikle XIX. yüzyılda Bentham gibi düşünürlerce çeşitli yönleriyle eleştirilmiştir.(13)

HUKUKUN TANIMINA DAİR BİR AÇIKLAMA

Hukukun tanımının açıklanmasına öncelikle hukukun vücut bulduğu sahayı ve şartları incelemekle başlamak gerekir. Hukuk ancak fiziki olarak tasarrufta bulunma (hareket edebilme) kabiliyetinin mevcut olduğu yerde var olabilir. Hukuktan söz edebilmek için devletin oluşmuş ve var olmasına ihtiyaç yoktur. Çeşitli araştırmalar hukukun devletten önce var olduğunu göstermektedir.(14)
Hukuk olması gerekeni ifade ederek bireyin iradesiyle gerçekleştirebileceği fiili tasarruflara sınır çizer. Serbest iradenin bulunmadığı yerde olan’dan başka bir ihtimal bulunmadığından olması gerekenden bahsedilemeyecektir. Hukuk, insanın potansiyel hareket alanı üzerinde sınırlayıcı bir etki meydana getirerek kendini gösterir.
Tasarruf kudreti çeşitli yönlerden sınırlanmıştır. Bu sınırlamalar ya tasarrufu imkansız kılan ve gerçekleşen tasarrufu etkisiz bırakan fiziksel sınırlamalardır ya da etki doğurabilecek potansiyel bir tasarrufu gerçekleştirecek kişiler tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kabul edilmiş sınırlamalardır. Örnek verecek olursak insan herhangi bir araç kullanmadan uçamaz, burada uçmaya yönelen bireyin tasarrufunu sınırlayan fiziki imkansızlıktır; ancak aynı insan arabasıyla saatte 200 km hıza ulaşabilmekte olmasına rağmen bu tasarruf alanını çeşitli kaygılar ve deneyimler neticesinde saatte 80 km hızla sınırlamış olabilir, hukuk en genel anlamıyla bu ikinci örnekte varlık gösterir.
Hukuk, insanlığın evrensel birikiminin akıl süzgecinde damıtılmasıyla meydana gelen, her türlü dış etkiden masun ve meşru tasarruf alanını belirleyen kabullerin toplamını ifade etmektedir. Bu sınırlamaları meydana getiren irade ise her zaman metafizik bir gaye ile sınırlanmış bulunur. Toplum olmanın zorunlu şartı bir metafizik çatıya sahip olmaktır. Bu metafizik gaye kimi zaman adalet kimi zaman insanın insan olarak değeri kimi zaman ise milli menfaat vb.dir. Örnek verecek olursak ilan edilmiş kuralların tavizsiz uygulanması anlamında adaleti kendisine metafizik çatı olarak edinmiş toplumun yasa koyucusu tarafından getirilecek olan “ Hakimler, kanuna göre karar verirler” şeklinde bir ifade hukuk kelimesinin anlamı içindedir; ama aynı toplumda yasa koyucu tarafından dile getirilecek olan “Hakimler, karar verirken hiçbir sınırlamaya tabi olmamalıdır” şeklindeki ifade ancak bir sınırlama olmakla kalacak metafizik çatıya uygun bir sınırlama olmadığından hukuk kelimesinin sınırları içerisinde kaldığı söylenemeyecektir. Hukukun sınırlama belirten ifade içermesi unsurunun yanında zikredilen bu metafizik çatı(gaye, ideal vb.) belirsiz olmakla eleştirilir; ancak bizim dile getirdiğimiz metafizik çatı hukuka tabi olanların ürettiği sanatsal ve düşünsel ürünlerden yansıyan değerlerle kurulur. Dolayısıyla hukuku belirleyenlere yol gösterecek olan metafizik gaye toplum bünyesinde belirlenmiştir. Toplumun kimliği haline gelen bu gaye meydana çıkan güncel sorunlara yönelik hukukun bir sınırlama getirip getirmeyeceğini belirleyerek hukukun genişlemesinde de başat faktör olarak yer alır.
İnsanın tasarruf alanına yönelik sınırlama getiren kanun koyucu, istediği her ifadeyi hukuk kelimesinin sahasına sokma yetkisini haiz değildir. Kanun koyucunun faaliyeti hukukun açıklanmasıdır. Hukuk kanun koyucudan önce mevcuttur. Kanun koyucu, kendisini ilgili toplumun metafizik çatısı ile paralel olarak konumlandıran sınırlamalar bütünü olan hukukun içerdiği ifadeleri belirleyip ortaya koymak işlevini yerine getirmektedir. Dolayısıyla hukukun tanımı içerisinde egemene ve iradeye yer vermek yanlış olacaktır. Uygulayıcılar ve kanun koyucular sadece hukuku açıklama ve organize bir yaptırıma bağlı kılma işlevini yerine getiren kişilerdir. Egemen veya uygulayıcı hukukun tanımında yer alan bir unsur değildir.
Böylece hukuk insana tamamen serbest hareket ederek kendi kişiliğini geliştirebileceği serbest bir alan bırakır. İşte hukukun sınırlamalarının gerisinde kalan bu serbest alan ise ahlakın konusunu oluşturur. Hukuk ve ahlak arasındaki ilişki öncelik-sonralık ilişkisi değildir. Hukuk ve ahlak ancak birlikte var olabilir.


SONUÇ OLARAK TANIM

Hukuk, serbest hareket edebilme kabiliyetinin bulunmasıyla var olabilen; toplumun ürettiği düşünce ürünleriyle şekillenen metafizik çatının, topluma sunduğu hedefler doğrultusunda bireyin hareketlerine yönelik sınırlamalar getiren, böylece bireye kendi kişiliğini geliştirebilme ve kendi karakterini yaşayabilme imkanı sunarak serbest hareket alanı bırakan sınırlayıcı ifadeler bütünüdür.


DİPNOT

1) Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hukuk Fakültesi 3. Sınıf Öğrencisi
2) IŞIKTAÇ, Yasemin :Bir Hukuk Tanımı Vermenin Zorunluluğu , s.4
“Biçimsel yaklaşımlar olarak adlandırılan yaklaşımlarda , hukukun düzen fonksiyonu ve özellikle bu fonksiyona bağlı olarak ele alınan, düzen kurucu organ olarak daha çok devlet ve devletin zorlama gücü, yani müeyyide kavramları üzerinde durulduğunu, hukukun diğer iki fonksiyonunun ihmal edildiğini görmekteyiz. Hukuku amaçsal açıdan kavrayan teoriler ise hukukun bir irade görünümü oluşunu ihmal ederek ya salt yöneldiği amaç açısından ya da salt toplumda gerçekleştirdikleri ihtiyaçlar açısından tanımlamaktadırlar.”

3)IŞIKTAÇ, Yasemin : Bir Hukuk Tanımı Vermenin Zorunluluğu, s.3
4) ÖKTEM, Niyazi : Hukuksal Pozitivizm Akımı s.271-300
5)ÖKTEM, Niyazi : Hukuksal Pozitivizm Akımı s.281
6)ÖKTEM, Niyazi : Hukuksal Pozitivizm Akımı s.281

“ Normun veya herhangi bir hukuksal işlemin yetki ve usul açısından incelemesini yapan hukuksal pozitivizm, kural veya kararı, yetkili mercilerce yasa ve anayasanın gösterdiği usule uygun olarak konulması durumunda hukuk olarak nitelemektedir.”

7) BONNARD, Renan : Tabii Hukuk Ve Pozitif Hukuk, İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası,(?), s.40
8) GÜRİZ,Adnan. :Hukuk Felsefesi,s.279
9) GÜRİZ, Adnan. : Hukuk Felsefesi, s. 277
10)GÜRİZ, Adnan :Hukuk Felsefesi, s. 285
11)GÜRİZ, Adnan : Hukuk Felsefesi s. 285
12)GÜRİZ,Adnan : Hukuk Felsefesi s. 143
13)GÜRİZ, Adnan: Hukuk Felsefesi s. 143
14)IŞIKTAÇ, Yasemin : Bir Hukuk Tanımı Vermenin Zorunluluğu, s. 4

“Malinowsky sadece cezalandırıcı hukuk anlamında olmayıp, ilke anlamda bile bir özel hukuk ilişkisinin varlığından söz edilebileceğini göstermektedir. Devlet öncesi hukuk yani primitav law (ilkel hukuk) bize bu konuda birçok bilgi ulaştırmaktadır.Tanımın içinde devlet kavramının yer alması, bu hukuk alanının dışlanması anlamına gelecektir. “



KAYNAKÇA

UZUN, Ertuğrul : Hukuk Yorumdur, İÜHFM, C.LXXII , S.1, s.99-104, 2014

ARAL, Vecdi : Hukuk Nedir ,HFSA dergisi, S.26

BONNARD, Renan : Tabii Hukuk Ve Pozitif Hukuk, İstanbul
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası

BOZKURT, Argun: Hukukun Öyküsü, Seçkin Yayıncılık,2018

GÜRİZ, Adnan : Hukuk Felsefesi, Siyasal Kitabevi, Ankara 2019

IŞIKTAÇ, Yasemin : Bir Hukuk Tanımı Vermenin Zorunluluğu

KEYMAN, Selahattin: “Hukukta Bir Tanım Denemesi” Çağdaş Hukuk
Felsefesi ve Hukuk Kuramı İncelemeleri,
Hukuk Felsefesi ve Sosyoloji Arkivi
Yayınları 1. Kitap, Alkım Kitabevi, İstanbul
1997 s.182-203

ÖKTEM, Niyazi : Hukuksal Pozitivizm Akımı

TOPÇUOĞLU, Hamide : Tabii Hukuk Rönesansı, İstiklal Matbaacılık
ve Gazetecilik Koll. Ort., Ankara 1953
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Kadim Soru " Hukuk Nedir? " Ve Cevaba Doğru Bir Cevap" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Serkan Karabostan'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
08-02-2021 - 20:36
(16 gün önce)
Makaleyi Düzeltin
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 3 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
257
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 4 saat 4 dakika önce.
* Ortalama Günde 16,06 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 15689, Kelime Sayısı : 2207, Boyut : 15,32 Kb.
* 1 kez arkadaşa gönderildi.
* 62 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2148
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Erken Bitirme, Üstten Ders Alma Hakkında.
Meliha - 01-07-2018 - 09:26
Yeni Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Tavsiyeler
sametcanaslan - 10-03-2018 - 00:39
Hukuk Eğitiminde Üniversitenin Önemi ?
Femida - 28-09-2017 - 21:14
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03549504 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.