Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Yargıtay Kararları Işığında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu

Yazan : Ramazan Bahadır Bölük [Yazarla İletişim]

Makale Özeti
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu, çeşitli eserlere atıflar ve Yargıtay kararları ışığında irdelenmiştir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu
(Yargıtay Kararları Işığında)
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, 5237 sayılı TCY’nin, İkinci Kitap, Hürriyete Karşı Suçlar’a ilişkin Yedinci Bölüm’de 109. maddesinde düzenlenmiştir. Altı fıkra halinde düzenlenen maddenin birinci fıkrasında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında, suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi nitelikli hal olarak, üçüncü fıkrasında ise, altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında, suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında, cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise, suçun işlenmesi amacıyla veya
sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi halinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir.
(Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2019/2223 E. , 2019/5041 K)

Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir (Madde Gerçekçesi). Başka bir deyişle , bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması ve kısıtlanmasıdır.


Suçun faili açısından herhangi bir özellik aranamaz.
Herkes suçun faili olabilir. Suç , kamu görevlisi tarafından sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlenirse suçun nitelikli hali meydana gelir (TCK m.109/f.3 d.) .
Bu nitelikli hal bakımından cezayı ağırlaştırıcı nedendir ve özgü suçtur.

Suçun mağduru da herkes olabilir. Kanun suçun mağdurunun niteliğine göre fail için farklı ceza miktarı belirlemiştir. Zira suçun, TCK m.109/f.3 d.''Üstsoy, altsoy veya eşe
karşı,'' ve f. bendinde ''Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,'' işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılacağını ifade etmiştir. Hürriyetinin kısıtlandığını kişinin bilmemesi (Örnek olarak: Uyurken odanızın kapısının kitlenmesi) veya bilebilecek durumda olmaması ( Akıl Hastası bir kişinin , bebeğin) durumunda suçun oluşup oluşmadığı doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre , objektif olarak her nasılsa özgürlüğü sınırlanan herkes suçun mağdurudur ; suçun işlendiği sırada mağdurun hareket serbestisini kullanma olanağına sahip olmadığı önemsizdir[1].Aksinin kabulü , suçun oluşumunu fail tarafından gerçekleştirilen fiile değil de mağdurla ilgili bir duruma ,
onun irade oluşturmasına bağlı hale getirir ki bu kabul edilemez.[2]


Fail bu fiili , doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğün kaldırılması sonucunu doğurabilecek her türlü
hareket ile işlenebilir. Başka bir anlatımla , hareket hem icari hem de ihmali olabilir.Bu suç kesintisiz ( mütemadi ) bir suçtur. Suç mağdurun bir yere gitmek veya bir yerde kalmak özgürlüğünün kıstınlandığı an tamamlanır. Fakat mağdurun tekrardan hareket özgürlüğüne kavuştuğu zaman sona erer. Öte yandan, hürriyetten yoksun kılma suçunun oluşabilmesi açısından geçmesi gereken süre konusunda 5237 sayılı TCK’nda herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak, hürriyetten yoksun
bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerir ve fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesini gerektirir. Bu bakımdan, her olayda sürenin, hem fail hem mağdur açısından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma niteliğini taşıyıp taşımadığının, hareketin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti ile birlikte hakim tarafından değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. Dolayısıyla suçun oluşumu açısından önceden bir zaman uzunluğunun belirlenmesi mümkün değildir.[3]
''Somut olayda, saat 06.30-07.00 sıralarında koşmakta olan katılanın yanına gelen sanığın konuşmak istediğini belirtmesi, sanığı tanımayan katılanın konuşma teklifini geri çevirerek koşmaya devam etmesi, bunun üzerine sanığın elinde bıçak olduğu
halde katılanın kolundan zorla tutarak gitmesini engellemesi, katılanın sanıktan kurtulmak istemesi üzerine aralarında bir süre boğuşma yaşanması, boğuşmanın etkisiyle katılan ve sanığın yolun alt tarafında bulunan çalılıklara yuvarlanmaları ve
burada katılanın direncini kıran sanığın sonrasında katılana karşı cinsel saldırı suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında; sanığın koşmakta olan katılanın kolundan zorla
tutarak gitmesini engellemek suretiyle katılanın hareket özgürlüğünü sınırladığı, devamında da kurtulmak isteyen katılanı bırakmamak suretiyle özgürlüğü sınırlama eylemini devam ettirdiği sabit olup, sanığın üzerine atılı,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yasal unsurları itibariyle oluşmuştur.'' (Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/14-1409 K. 2013/37 T. 5.2.2013)


Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesini ve bilmesini içeren genel kasttır. Kanunun metninden ve ruhundan da anlaşılacağı üzere, suçun oluşumu için saik ( özel kast ) aranmaz. İlaveten, nitelikli hallerden biri olan suçun cinsel amaçla işlenmesinde failin amacı cezayı ağırlaştırabilir.
Doktrinde bir kısım görüş suçun olası kastla işlenmesini mümkün bulmazken (Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler Kişilere Karşı Suçlar Zeki Hafızoğulları Muharrem Özen , 4.Baskı , s.190) ; diğer bir kısım ise olabileceğini öne sürer (Timuçin Köprülü , Ceza Hukuku Özel Hükümler,5.Baskı) İkinci görüşü ileri süren tarafların verdikleri örneklerden biriside, bir lokantayı kapatan çalışan içeride birilerinin olabileceğini öngörmesine rağmen olursa olsun diyerek kapıyı kilitlerse olası kastla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sorumlu olur.


Hukuka uygunluk sebeplerinin sınırı Anayasa'nın 19.maddesidir. Bu bağlamda gözaltı süresinin aşılması suçun oluşumuna neden olacaktır. ''Dosya içeriğine göre olayın oluş saatinin 05.12 olduğu, şüpheli polis memurlarının müştekinin saat 05.30’da polis merkezine götürüldüğünü beyan ettikleri ancak; Cd İzleme Tutanağında müştekinin saat 05.00 sıralarında polis merkezinde olduğu, saat 06.06 sıralarında polis merkezinden ayrılarak hastaneye götürüldüğü, saat 06.37 sıralarında polis merkezine
dönüş yaptığının yazılı olduğu, müştekiye ait adli rapordaki muayene saatinin 06.33 olduğu, Cumhuriyet Savcısının saat 06.56’da aranarak talimat alındığı ve müştekinin 07.37’de serbest bırakıldığı bu şekilde kamera saatiyle düzenlenen tutanak ve ifadelerin çeliştiği anlaşıldığından .... hukuka uygunluk görülmemiş ve anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.''. (Yargıtay 8. Ceza Dairesi
2019/13840 E. , 2020/12385 K.)


Suçun cezasını artıcı nedenlerden olan suçun nitelikli halleri TCK m.109 da sayılmıştır. Yargıtay kararları ışığında incelenen
TCK’daki nitelikli haller:

1- Suçun Cinsel Amaçla İşlenmesi: ''Mağdurenin cinsel amaçla kaçırılması karşısında sanık hakkında TCK’nın 109/5. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır .'' (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/7070 E.
, 2020/16674 K.)

2- Fiili işlemek için veya fiil işlendiği sırada cebir, tehdit veya hile kullanılmış olması: ''Sanıklarla cinsel ilişkiye girmek istemeyen mağdurenin onlardan uzaklaşmak için araçtan inip yürümeye başlaması üzerine sanıkların mağdureyi aldıkları yere geri bırakma bahanesiyle iradesini fesada uğratarak hileyle
tekrar araca binmesini sağlamaları, ardından aracı farklı bir istikamete doğru sürmeleri, bir süre sonra araçtan inerek kaçmaya çalışan mağdurenin kolundan ve kemerinden tutmaları, tokat atıp cebir uygulayarak kaçmasını engellemeye çalışmaları, takiben ellerinden kurtulup bir evin bahçesine sığınmasına rağmen evin önünde ve civarında bekleyerek jandarma görevlilerinin gelmesine kadar orada, kalmaya mecbur etmeleri, uygulanan hileli davranış ve cebir şiddetin tamamen bir
yere gitme hürriyetinden yoksun bırakmak amacına yönelik olması, sanıkların eylemlerine bağlı olarak uzunca bir süre mağdurenin kendi istek ve iradesi çerçevesinde hareket edememesi ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun bireylerin serbest bir şekilde hareket etme, bir yere gitme veya bir yerde kalma
özgürlüğünü koruma altına alması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların hile ve cebirle gerçekleştirdikleri eylemlerinin TCK'nın 109. maddesinin ikinci
fıkrasında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.'' (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/827 E. , 2020/100 K.)

3- Suçun Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi: ''...böylece sanık ...'nın, inceleme dışı sanık ...'nın eylemine TCK'nın 37. maddesi kapsamında iştirak ederek katılan mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldığı kabul edilmelidir...''
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/83 E. , 2020/344 K.)

4- Silahla: ''Sanığın üzerine atılı suçu silahla, birden fazla kişi ile birlikte işlemesi karşısında, TCK’nın 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken, aynı Kanunun 109/3-a-b maddesindeki birden fazla nitelikli halin gerçekleştiği gözetilerek, alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,...''
(Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/7913 E. , 2020/14189 K.)

5- Kişinin Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle: ''Dosya kapsamına göre, Bitlis ili Toplum Sağlığı Merkezinde sorumlu hekim olarak görev yapan mağdur ...'ın, çocuğuna aşı yaptırmayı reddeden sanık ile telefonla görüşmesini takiben sanığın önce mağdur hekim ...'nun çalıştığı Yükseliş Aile Sağlığı Merkezi'ne gittiği, mağdura hitaben "beni aramayın seni öldürürüm" şeklinde sözler söyledikten sonra telefondaki son aranan numarayı göstererek "beni arayan son numara, bunu arayacaksın beni bir daha aramamasını söyleyeceksin" dediği, elinde bulunan bıçağı
masaya sapladığı, mağdur ...'nın, sanığın direktifleri doğrultusunda belirtilen numarayı aradığı ancak telefonun kapandığı, olay yerinde bulunan hemşire ...'in şüpheliye "sizi
biz aramıyoruz, Toplum Sağlığı Merkezi arıyor" demesi üzerine sanığın "Toplum Sağlığı Merkezine gidiyorum ben onlara göstereceğim" diyerek Toplum Sağlığı Merkezi'ne gittiği, kendisini telefon ile aradığını öğrendiği mağdur hekim ...'ın
kolundan tutarak "gel dışarıya çıkalım konuşalım" diyerek sürükleyerek zorla dışarıya çıkarmaya çalıştığı, mağdur ...'ın kendisini telefon ile arayan diğer mağdur ...'dan
sanığın bıçağının olduğunu öğrendiği için sanığa yumruk atıp ısırarak kurtulmaya çalıştığı, bu sırada arbede yaşandığı, Toplum Sağlığı Merkezi çalışanlarının araya girerek sanığı dışarıya çıkardıkları şeklinde iddia edilen somut olayda,... eylemin silahla ve kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle gerçekleştirilmesi hususlarının anılan Kanun'un 109/3-a ve 109/3-c maddelerinde zaten arttırım nedeni olarak belirtilmesi nedeniyle Mahkemesince nazara alınması...'' (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/17648 E. , 2020/10713 K.)

6- Suçun Çocuğa Karşı İşlenmesi: ''Sanığın komşusunun kızı olan 15 yaşından küçük katılanı cinsel amaçlı ve kendi rızası dahilinde bir süre alıkoymak eyleminde, katılanın rızası hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin
olmadığından hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Dolayısıyla 15 yaşından küçük katılanın rızasıyla bile gerçekleşmiş olsa bu eylem TCK'nun 109/1,
109/3-f, 109/5. maddelerinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaktadır.''.(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/678 E. , 2015/267 K.)

7- Beden veya Ruh Bakımından Kendini Savunamayacak Durumda
Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi: ''Kaldı ki on beş yaşından küçük olmasının yanında orta derecede zekâ geriliği nedeniyle de olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan mağdurenin rıza gösterme ehliyetinin olmadığı konusunda da tereddüt bulunmamaktadır. Dolayısıyla yaşı küçük ve orta derecede zekâ geriliği olan mağdurenin hukuken geçerli sayılan rızası bulunmadan gerçekleşen eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir... Bu itibarla, Yerel
Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin...'' (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/248 E. , 2020/160 K)

8- Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Teşebbüs
Suça teşebbüs ancak suçun tamamlanmasına kadar mümkündür. ''...Arabaya binmek istemeyen müştekinin silah zoruyla arabaya bindirilip zorla alıkonulması ve ardından müştekinin aracın yavaşlamasından faydalanıp el frenini çekerek araçtan atlaması
şeklindeki olayda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun tamamlanmış olduğu gözetilmeden teşebbüs hükümleri gereğince...'' (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/3408
E. , 2020/17534 K.)

İçtima
Tek bir hareketle birden fazla kişinin hürriyeti engellenmiş ise neticenin her biri açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca , zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkündür. Suçun nitelikli hallerinden cebir,şiddet veya tehdit
kullanılarak işlenmesi halinde ayrıca bu suçlardan fail cezalandırılmaz. Böyle bir durumda bileşik suç gündeme gelir. Fakat kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak için gerekli olan cebirin aşılması durumunda failin ayrıca kasten yaralama suçun sorumlu tutulması gündeme gelir.

İştirak
Suçun tamamlanmasına kadar bütün iştirak şekilleri mümkündür.''Sanığın, kendi evinde katılanın zorla tutulmasını sağlayarak suça iştirak etmesi karşısında, 5237 sayılı TCK.nın 37. maddesi delaletiyle müşterek fail sıfatıyla cezalandırılması
yerine...''(Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/17535 E. , 2020/15904 K.)

Ramazan Bahadır Bölük

Kaynakça:
1- (Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem ve R.
Murat Önok 11.Baskı s.433)
2- (Türk Ceza Hukuku, Özel hükümler Mahmut Koca ve İlhan Üzülmez 1.Baskı
s.401)
3- (Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/14-1409 K. 2013/37 T. 5.2.2013)
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Yargıtay Kararları Işığında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ramazan Bahadır Bölük'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
06-02-2021 - 16:43
(18 gün önce)
Makaleyi Düzeltin
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
439
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 4 saat 27 dakika 46 saniye önce.
* Ortalama Günde 24,39 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 14202, Kelime Sayısı : 1730, Boyut : 13,87 Kb.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2147
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Erken Bitirme, Üstten Ders Alma Hakkında.
Meliha - 01-07-2018 - 09:26
Yeni Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Tavsiyeler
sametcanaslan - 10-03-2018 - 00:39
Hukuk Eğitiminde Üniversitenin Önemi ?
Femida - 28-09-2017 - 21:14
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03607011 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.