Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip

Yazan : Av.Bülent Akçadağ [Yazarla İletişim]

GİRİŞ

Rehin hakkı, bir taşınır veya taşınmaz ya da bir başka hak üzerinde kurulan ve alacak yerine getirilmediği takdirde, hak sahibine öncelikli olarak bu taşınır veya taşınmazı ya da başka hakkı paraya çevirmek ve elde edilen meblağdan öncelikle alacağını alma yetkisi veren sınırlı bir ayni haktır.


İcra ve İflas Hukukunda alacağı rehinle temin edilmiş bir alacaklının alacağını cebri icra yolu ile almak istemesi halinde, kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması zorunludur.


Rehin alacaklısı tarafından öncelikle başvurduğu rehnin paraya çevrilmesi yolunda, icra dairesi, rehnedilen malı satar ve bedeli rehinli alacağı karşılamaya yetmezse, bu durumda rehin alacaklısı, karşılanamayan alacak kesimi için ilamlı veya ilamsız haciz yoluna veya borçlu iflasa tabi ise iflas yolu ile takip yapabilir (İİK m.45/1 c.2; m.152/2).
Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için mahkeme ilamına gerek olmadığından bu takip kural olarak ilamsız icra yoludur. Ancak, alacak veya rehin hakkı veya her ikisi bir ilam veya ilam niteliğinde bir belgeye dayanıyorsa, rehin alacaklısının ilamlı icra yoluna başvurması gerekir. Bu durumda ise ilamlı takip söz konusu olacaktır (İİK m.150/h). Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip usulü yukarıda da bahsettiğimiz gibi iki şekilde olur. Bunlardan birincisi, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip diğeri ise rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takiptir.


Söz konusu çalışmamızda taşınmaz rehninin (ipoteğin) paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip konusu incelenecektir.

I- GENEL OLARAK

İpotek halen mevcut veya ileride vücut bulacak yahut vücut bulması muhtemel olan herhangi bir alacağın temini için kurulabilen taşınmaz rehnidir (MK 881). Alacaklı, borç ifa edilmezse eşyayı paraya çevirerek öncelikle alacağını elde edebilecektir. Doktrinde “alacaklının rehni paraya çevirme yetkisi” olarak adlandırılan bu husus, Medeni Kanun’un 873. maddesine “Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir” şeklinde ifade edilmiştir. Mevcut alacakların yanı sıra gelecekte doğacak alacaklar da ipotekle teminat altına alınabilirler. Bunun içine gelecekte doğması kesin olan alacaklar ( örn: doğumu vadeye bağlı alacaklar) gireceği gibi, doğması muhtemel olan alacaklar (örn: şarta bağlı alacaklar) da girer. Hatta henüz temel ilişki mevcut olmadığı halde, bir kimsenin gelecekte bir kimseye karşı doğacak alacakları ipotekle teminat altına alınabilir.
Rehni paraya çevirme işlemi icra vasıtasıyla yürütülür. İcra ve İflas Kanunu’nun 45. Maddesine göre, rehinle güvence altına alınmış bulunan bir alacağın borçlusu iflasa tabi kişilerden olsa bile, alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak, rehinin tutarı borcu ödemeye yetmezse, alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir. Paraya çevirme işleminin nasıl yapılacağı, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 145-153. Maddeleri arasında düzenlemiştir. İİK’da söz konusu takip yolu taşınır rehninin paraya çevrilmesi ve ipoteğin paraya çevrilmesi yolu olmak üzere ikiye ayrılarak düzenlenmiştir. 145 ile 147. Maddeler arası taşınır rehnini, 148-153. Maddeler arası taşınmaz rehnini konu almıştır. Alacaklı ancak alacak muaccel olduğunda, borç ifa edilmemişse, icra daireleri vasıtasıyla, İİK hükümlerine göre (İİK 145-153) rehinli taşınmazı sattırarak, paraya çevirtebilir, alacağını bu satış bedelinden tahsil edebilir ve taşınmaz rehni devam ettiği sürece alacak zamanaşımına uğramaz (TTK 864).
Alacağı rehinle temin edilmiş olan alacaklı alacağını cebri icra yolu ile almak isterse kural olarak ilk önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yoluna başvurmak zorundadır. Buna göre lehine rehin hakkı tesis edilmiş alacaklı, alacağının cebri icra yolu ile tahsil etmek arzusunda ise kanunen öncelikli olarak rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başvurması gerekmektedir. Bu husus İcra İflas Kanunu m.45’de düzenlenmiştir. İcra İflas Kanunu’nun çeşitli maddelerinde yer alan, önce rehne başvurma zorunluluğunun istisnalarını şu şekilde sıralayabiliriz:
Rehin için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe gidilmiş, fakat rehnin tutarı borcu ödemeye yetmemişse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yolu ile takip edebilir (İİK m.45/1, c.2). İpoteğin üst sınır ipoteği olarak kurulduğu hallerde alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlamadan önce dahi, ipotek limiti dışında kalan alacağı için iflas veya haciz yoluyla takip yapabilir. Üst sınır ipoteğinde limit dışında kalan alacaklar ipotekle güvence altına alınmamış olup, adi alacak niteliğindedirler.
Alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede müstenit olan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte bulunmak zorunda değildir (İİK madde 45/2 ve 167).
İpoteğin faiz ve senelik taksit alacaklarını güvence altına almak için kurulması halinde, alacaklı, istediği takip yoluna başvurabilir (İİK madde 45/3). Söz konusu istisnanın dayanağı, küçük meblağlar için taşınmazın satışını önlemektir. Alacaklı, söz konusu alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başvurduktan sonra, artık takip yolunu değiştiremez.
Borçlu, ödeme emrinin tebliği üzerine sırf rehin hakkına itiraz ederse, alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipten vazgeçerek, takibin haciz yolu ile devamını isteyebilir (İİK. M.147/1, b.2). Ancak, taşınmaz rehninde rehin hakkına itiraz edilemediğinden (İİK m.150) bu istisna sadece menkul rehninde söz konusu olabilir.
İpotekle güvence altına alınan alacak için ayrıca müteselsil kefilde varsa, ipotekli alacaklı, borçlu hakkında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yerine, kefile karşı iflas veya haciz yolu ile takip yapabilir. Yani İcra ve İflas Kanunu’nun 45. maddesi müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz. Ancak, kefalet sözleşmesi adi kefalet niteliğinde ise, ipotek borçlusu hakkında takip yapılmadan adi kefil hakkında takip yapılamaz.
Alacaklının satış talebinden sonra takdir edilen ve kesinleşen değere göre rehin konusu malın alacağı karşılayamayacağı anlaşılırsa, alacaklının talebi üzerine kendisine açık kalan miktar için geçici rehin açığı belgesi verilir (İİK m.150/1). Alacaklı, bu belgeye dayanarak borçlunun diğer mallarının haczini icra memurundan talep edebilir. İcra ve İflas Kanununun 100. maddesinde ki esaslar dahilinde diğer alacaklıların haczine iştirak edebilir. Bu takdirde alacaklı, rehin konusu malın satışı neticesinde alacağının tahsil edilemeyen kısmını borçlunun diğer mallarından öncelik hakkı olmaksızın alabilir (İİK m.150 f/2). Önce rehne başvurma kuralının kanuni istisnalarından başka doktrinde, rehin hakkından açıkça vazgeçen alacaklının, bu mecburiyetten kurtulacağı ve alacağı için diğer takip yollarına başvurabileceği tartışmasız kabul edilmektedir. Alacaklı ve borçlunun anlaşması halinde alacaklının rehne müracaat etmeksizin adi takip yoluna başvurabilip başvuramayacağı hususu ise tartışmalıdır. Bu konuda ileri sürülen bir görüşe göre, İcra ve İflas Kanununun 45. maddesi emredici olmadığından taraflar takip yolunu seçme konusunda anlaşabileceklerdir. Buna karşılık, diğer bir görüşe göre ise, söz konusu madde (m.45) kamu düzenine ilişkin olduğundan alacaklı ve borçlu takip yolunu seçme hususunda anlaşma yapamazlar.
Önce rehne başvurma kuralının emredici olmadığı kabul edildiği takdirde, taraflar anlaşarak bu kuralı dikkate almadan adi takip yoluna başvurabileceklerdir. Bu halde icra müdürü kuralın ihlalini re’sen dikkate almayacak ve kuralın ihlal edildiğine ilişkin borçlunun şikayeti süreye tabi olacaktır.
Önce rehne müracaat kuralının emredici olduğu kabul edildiği takdire ise, taraflar aksine bir anlaşma yaparak bu kuralı ihlal edemeyecekler, kuralın ihlalini icra müdürü re’sen dikkate alacaktır. Alacağın rehinle güvence altına alınmış olmasına rağmen, alacaklının adi takip yoluna gitmesi halinde borçlu, önce rehne müracaat edilmesi gerektiğini süresiz şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürebilecektir.

II- İPOTEĞİN KAPSAMI
A- Genel Olarak

Güvence altına alınan alacağın kapsamını, anapara ipoteği ve üst sınır ipoteği bakımından ayrı ayrı incelemek gerekir. Anapara ipoteğinde, güvence altına alınacak alacağın miktarı rehin kurulurken bellidir. Alacağın miktarının rehin kurulurken belli olmaması durumunda, rehin yükünü taraflar bir üst sınır koyarak belirler. Bu tür ipoteklere üst sınır ipoteği denir.


1- Anapara İpoteği

Kural olarak, ipoteğin tesis anında miktarı belli yani muayyen alacaklar için “anapara ipoteği” (kesin ipotek, sabit ipotek) konulmaktadır. Anapara İpoteğinde ipoteğin paraya çevrilmesi anında hangi alacak kalemlerinin takibin kapsamına girdiği Medeni Kanunun 875. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre, alacaklı, anaparadan (MK.m.875/1,b.1) başka, takip giderleri (MK.m.875/1,b.2), gecikme faizi (MK.m.875/1,b.2) ve iflasın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faizle, son vadeden başlayarak işleyen faizleri (MK.m.875/1,b.3) talep edebilir. Ayrıca alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için zorunlu masraf yapmışsa ve özellikle malikin borçlu olduğu sigorta primlerini ödemişse, bundan doğan alacaklarının da ipotekli taşınmazın değeri üzerinden karşılanmasını talep edebilir (MK.m.876). Anapara ipoteğinde, güvence altına alınacak alacağın tamamı veya belli bir tutarı, rehin miktarı olarak, tapu kütüğünde Türk parası ile gösterilir (TMK 851/1, c.1). Yabancı para üzerinden de anapara ipoteği kurulabilir.

Borçlu, güvence altına alınan alacak miktarlarının hiç mevcut olmadığını veya kısmen veya tamamen sona ermiş olduğunu ispat edebilir. Rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra güvence altına alınan alacak miktarı için zamanaşımı işlemez (TMK 864).

a- Anapara

Anapara ipoteğinde, güvence altına alınacak alacağın tamamı veya belli bir tutarı, rehin miktarı olarak, tapu kütüğünde Türk parası ile gösterilir (TMK 851/1, c.1). Yabancı para üzerinden de anapara ipoteği kurulabilir. Borçlu, güvence altına alınan alacak miktarlarının hiç mevcut olmadığını veya kısmen veya tamamen sona ermiş olduğunu ispat edebilir. Rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra güvence altına alınan alacak miktarı için zamanaşımı işlemez (TMK 864).


b- Takip Giderleri


İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, takibin icra organlarınca yürütülmesi için yapılması gereken giderler (örn: posta, bilirkişi, yol, satış, ilan harç ve giderleri; Avukatlık Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanan vekalet ücreti ile icra mahkemelerinin görev alanına
giren işler için ödenen harç ve giderler), tapuya tescile gerek olmaksızın güvencenin kapsamına girer.


Alacaklı, başlatmış olduğu icra takibini satış ve paylaştırma aşamasına kadar götürmez ve takip talebini de geri alırsa, borçlunun takip giderlerinden sorumluluğu söz konusu olmaz. Ancak, borçlunun ipotek konusu alacağı haricen ödemesi nedeniyle takip talebi sonuçlandırılamamışsa, borçlu takip masraflarından sorumlu olmaya devam eder.


c- Gecikme Faizleri


Kanuni gecikme faizi de taşınmaz rehninin kapsamı içindedir. Kanuni hadleri aşan gecikme faizleri, ancak tapuda gösterilmiş ise teminat kapsamı içindedir.
Borçlu aleyhine iflasın açıldığı veya ipotek konusu taşınmazın paraya çevrilmesinin talep edildiği tarihte vadeleri gelmiş bulunan üç senelik faizler ile son vadeden itibaren işleyecek faizler ipoteğin sağlamış olduğu güvenceden yararlanırlar. Sözleşme faizleri için getirilmiş olan bu sınırlama emredici niteliktedir. Bu yüzden, tarafların, son vadeden geriye doğru üç yılı aşan sözleşmesel faizlerin de güvenceden yararlanacağına dair yaptıkları bir anlaşma üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Ancak taraflar bu alacaklar için ayrı bir ipotek kurabilirler. Bu ipotek, ilk ipotekten bağımsız, yeni bir güvence teşkil edecektir.

d- Taşınmazın Korunması İçin Yapılan Masraflar


TMK 875. Maddede sayılan, yukarıda zikredilen hususlardan başka, rehinli alacaklı tarafından, taşınmazın korunması için yapılan zaruri masraflar ile TMK m.876 yine rehinli alacaklı tarafından malik hesabına, rehinli taşınmaza ilişkin olarak tediye edilen sigorta primleri, tıpkı alacak gibi taşınmaz rehninin kapsamındadır. Burada TMK 865/3 ve 867/2’ dekine benzer şekilde, taşınmazın korunması için yapılan zorunlu masraflardan dolayı tescile tabi olmayan, kanundan doğan bir rehin hakkı vardır. Fakat diğerlerinden farklı olarak buradaki masraflar taşınmazın yakın vadede değer kaybetme tehlikesi söz konusu olmaksızın yapılmışlardır (örn: bakım ve onarım giderleri, sigorta primleri). Buna karşılık, taşınmaz üzerinde yapılan faydalı ve lüks masraflar ipoteğin sağlamış olduğu güvenceden yararlanamazlar.

2- Üst Sınır İpoteği


Bir alacağın ipotek tesisi yolu ile teminata bağlanabilmesi için para ile ifade edilmiş miktarının tapuda gösterilmesi zorunlu ise de, bu ilke miktarı belli olmayan alacakların ipotek hakkı ile güvence altına alınamayacağı anlamına gelmez. Temel bir borç ilişkisi uyarınca doğmuş, ancak miktarı henüz belli olmayan bir alacak için ipotek kurulabileceği gibi, henüz doğmamış, ileride doğabilecek bir alacak da ipotekle temin edilebilecektir.
Üst sınır ipoteğinde tapu kütüğünde belirtilen rehin miktarı, rehin yükünün üst sınırını belirler. Alacaklının bütün istemleri, bu üst sınır dahilinde güvence altına alınmıştır. Dolayısıyla TMK 875’de belirtilen tüm alacaklar (anapara, takip giderleri ve gecikme faizi ile sözleşme faizi) ile TMK 876’da düzenlenen zorunlu giderlere ilişkin alacaklar bu üst sınıra kadar güvence altındadır. Hatta üst sınır ipoteğinde anapara faizi ile gecikme faizinin oranlarının tapuda gösterilmesine gerek olmadığı gibi, anapara faizinin üç yıllık süre sınırlamasına tabi olmaksızın, üst sınıra kadar güvencenin kapsamına yer alacağı kabul edilmektedir. İpotek senedinde gösterilen alacak miktarını aşan kısım ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe dahil değildir. Söz konusu alacaklar, adi alacaktır ve adi alacaklar gibi takibe konulur. Fakat taraflar, üst sınırı aşan kısmın da güvenceden yararlanacağına dair anlaşabilirler ve böyle bir anlaşmanın varlığı halinde, limiti aşan alacaklar için de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir.

III- İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLU İLE İLAMLI TAKİP

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip alacaklının takip talebi ile başlar. İcra ve İflas Kanunu 148. maddesinde “ Taşınmaz ipotek alacaklısı, yetkili veya taşınmazın bulunduğu yer icra dairesine elindeki ipotek belgesinin akit tablosunun tapu idaresince verilmiş resmi bir örneğini ibrazla alacağın miktarını bildirir ve 58 inci maddeye göre takip talebinde bulunur” hükmüne göre alacaklı takip talebini hazırlar.

İcra ve İflas Kanunu 148/a maddesi uyarınca, “İpotek sözleşmesinin tarafları veya ipotekli taşınmazı daha sonra satın alanlar ya da bunların halefleri, tapu sicili müdürlüğüne yurt içinde bir tebligat adresi bildirmek zorundadırlar. Aksi takdirde ilgililerin tescil talebi, tapu sicili müdürlüğünce reddolunur. Adresin değiştirilmesi tapu sicil müdürlüğüne bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur. Yeni adresin bildirilmemesi hâlinde tebligatların eski adrese ulaştığı tarih tebellüğ tarihi sayılır.” düzenlemesi mevcut olup ipoteğin paraya çevrilmesi hakkında usulüne uygun bir talep olabilmesi için takip talebinde borçlunun ve alacaklının isimleri ve adreslerinin belirtilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip, yetkili icra dairesine verilecek bir takip talebi ile başlatılır. İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip üç durumda yapılabilir. Şöyle ki ilk olarak, alacaklının alacağı ya da ipotek hakkı, bir ilam ya da ilam niteliğindeki bir belgede tespit edilmişse, alacaklı İcra ve İflas Kanunu mad. 150/h uyarınca ilamlı takip yapabilecektir.

İkinci olarak, ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız borç ikrarını içermesi halinde icra dairesi, İcra ve İflas Kanunu mad. 149 uyarınca takip borçlusuna bir icra emri gönderecektir.

Son olarak alacaklının elinde bir ilam ya da ilam niteliğinde belge olmadığı ve ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir borç ikrarını da içermediği halde, İcra ve İflas Kanunu mad. 150/I’ya göre borçluya icra emri gönderilmesi mümkündür. Bunun için takip talebinde bulunan alacaklının alacağının, borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli bir nakdi veya gayri nakdi krediden kaynaklanıyor olması, krediyi kullandıran tarafın krediyi kullanana hesap kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin bir hesap özeti, tazmin talebi ya da ödeme ihtarını noter aracılığıyla göndermiş ve bu kredi alacağının bir üst sınır ipoteği ile temin edilmiş bulunması gerekir.

Rehin alacaklısının ilamlı takip talebini alan icra müdürü, borçluya ve varsa rehin maliki üçüncü kişiye yedi günlük bir icra emri gönderir.(İİK. mad.32) Bu icra emri ile borçluya yedi gün için borcunu ödemez ise ve icranın geri bırakılmasına ilişkin bir karar getirmezse, rehnin satılacağı ihtar edilir. Borçlu bu şartları yeri getirmez ise, alacaklı taşınmazın satılmasını bir yıl içinde isteyebilir.

A- Alacağın ve Rehin Hakkının veya Bunlardan Herhangi Birinin İlâm ya da İlâm Niteliğindeki Bir Belgede Tespit Edilmiş Olması Halinde İlamlı Takip

İcra ve İflas Kanunu mad. 150 / h şu şekildedir; ‘’ Alacağın veya rehin hakkının yahut her ikisinin bir ilamda ve ilam mahiyetini haiz belgelerde tespit edilmiş olması halinde, ilamların icrasına dair hükümler kıyasen uygulanır. ‘’ Taşınmaz rehininin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yoluna başvurulabilecek durum, alacağın veya ipotek hakkının ya da her ikisinin ilâm ya da ilâm niteliğinde bir belgede (İİK m. 38) tespit edilmiş olması durumudur. İİk mad. 38’de ilam niteliğinde olan belgeler “Mahkeme huzurunda yapılan sulhlar, kabuller ve para borcu ikrarını havi re'sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir.” şeklinde açıklanmıştır.

Alacağın bu şekilde bir ilamda ya da ilam niteliğinde bir belgede tespit edilmiş olması, özellikle üst sınır ipoteğinde borçlunun cari hesaba itiraz etmiş olması ve alacaklının dava açarak ilam alması durumunda söz konusu olmaktadır.

Bu takip yolunun başlatılabilmesi için, alacaklının takip talebinin yanında ilam ya da ilam niteliğindeki belgeyi de icra dairesine vermelidir. Alacaklının bu şekildeki takip talebini alan icra müdürü, borçluya ve varsa taşınmaz maliki üçüncü kişiye İcra ve İflas Kanunu mad. 32’ye göre bir icra emri gönderir. İcra emrini alan borçlu yedi gün içinde borcu ödemez ve icranın geri bırakılması konusunda bir karar da getirmezse, ipotek alacaklısı rehin konusu taşınmazın satılmasını isteyebilir.

Yalnızca ipotek hakkında bir hüküm içeren, örneğin üst sınır ipoteğinin varlığını ve geçerliliğini tespit eden bir ilam, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapmak için yeterli olmayacaktır. Dolayısıyla mahkemenin ipotek hakkıyla beraber alacağında varlığına hükmettiği hallerde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilecektir.

İİK mad. 150/h uyarınca, “alacak bir ilam ya da ilam hükmündeki bir belgede tespit edilmiş ve bir ipotek de temin edilmişse buna dayanılarak başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte ilamların icrasına ilişkin İcra ve İflas Kanunu hükümleri kıyasen uygulanacaktır.” hükmü dolayısıyla yetkili icra dairesi İİK md.34 gereğince, Türkiye’nin herhangi bir yerindeki icra dairesidir.

B- İpotek Akit Tablosunun Kayıtsız Şartsız Belli Bir Para Borcu İkrarını İçermesi Halinde İlâmlı Takip

İpoteğin doğmuş bir alacağa temin ettiği ve ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içerdiği ve kural olarak ipoteğin bir anapara ipoteği olduğu hallerde, ipotekli alacaklının kayıtsız şartsız belli bir miktar borç ikrarını içeren akit tablosuna dayanarak, icra müdüründen borçluya bir icra emri gönderilmesi mümkündür. İcra ve İflas Kanunu 149. maddesinde “ İcra memuru, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir.” hükmü amirdir. Bu icra emrinde İİK mad. 149/2 uyarınca, borcun otuz gün içinde ödenmesi bildirilir. Bu otuz günlük süre içinde borç ödenmez ise ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair bir karar da getirilmez ise, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği de bu icra emrinde bildirilir.

İlamlı takipte bulunmak isteyen alacaklı, sadece ipotek akit tablosunun tapu idaresince verilmiş onaylı bir örneğini takip talebiyle verecektir. Takip talebini alan icra memuru, ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içerdiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa borçluya ya da varsa taşınmaz maliki üçüncü kişiye bir icra emri gönderir (İİK m. 149/I). İcra müdürü borcun muaccel olup olmadığını ve akit tablosunun kayıtsız şartsız para borcunu ihtiva edip etmediğini resen inceler.

İcra müdür resen yapmış olduğu inceleme sonucu alacak muaccel değilse alacaklı tarafından yapılan takip talebini reddedecektir. İcra müdürü muaccel olmaya icra emri gönderirse veya borç muaccel olmasına rağmen talebi reddederse, ret işlemine karşı alacaklı, yanlış gönderilen icra emrine karşı borçlu şikayet yoluna başvurabilir.

İcra memurunun göndereceği bu icra emrinde, otuz gün içinde borcunu ödemesi ve borç ödenmez ve icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına ilişkin bir karar getirilmezse, alacaklının rehnin satışını isteyebileceği ihtarı yer alır(İİK mad. 149). Bu kayıtların yanında icra emrinde yer alacak diğer kayıtlar, genel olarak ilamsız takip yolundaki ödeme emrinde bulunan kayıtlarla aynıdır.

C- Kredi Kurumları ile İlgili Özel Düzenleme

Yukarıda belirttiğimiz gibi, taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yoluna başvurabilmek için, alacağın veya ipotek hakkının ya da ipotek hakkının veya her ikisinin ilam ya da ilam niteliğindeki bir belgede tespit edilmiş olması veya ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermesi gerekmektedir. O halde, ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermiyorsa başvurulacak takip yolu, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip olmaktadır. Bununla beraber 3494 sayılı Kanunla eklenen İcra ve İflas Kanunu mad. 150/ı hükmü bir istisna getirmektedir. Buna göre;

Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdî veya gayri nakdî bir krediyi kullandıran tarafın (örneğin bir bankanın) ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf (alacaklı), krediyi kullanan tarafa ait, cari hesabın kesilmesine ilişkin hesap özetini veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetini veya gayri nakdî kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebini, noter aracılığı ile krediyi kullanan tarafa (borçluya) göndermiş ise, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapabilir (İİK mad. 150/ı).

İcra ve İflas Kanunu mad. 150/ı’da alacaklının noter aracılığıyla göndermiş olduğu bu belgelerin noterden tasdikli birer suretini icra müdürüne ibraz etmesi durumunda, icra müdürünün İcra ve İflas Kanunu madde 149a’ya göre hareket edeceği belirtilmektedir. İcra ve İflas Kanunu mad.150/ı’da alacaklının noter aracılığıyla göndermiş olduğu bu belgelerin noterden tasdikli birer suretini icra müdürüne ibraz etmesi durumunda, icra müdürünün İcra ve İflas Kanunu mad. 149a’ya göre hareket edeceği belirtilmektedir. Bunun yanında, krediyi kullanan tarafın noter aracılığıyla sekiz gün içinde bu hesap özetine veya gayri nakdî kredi nedeniyle tazmin talebine itiraz etmiş olduğunu ispat ederek icra mahkemesine şikayette bulunma hakkının saklı olduğu, bu durumda ise, krediyi kullandıran tarafın İcra ve İflas Kanunu 68/b hükmü gereğince alacağını diğer belgelerle ispatladığı takdirde krediyi kullanan tarafın şikayetinin reddedileceği de maddede belirtilmektedir (İİK mad. 150/ı)

Borçlunun icra mahkemesine yapmış olduğu itiraz incelemesinde borçlu borcun sona erdiğini veya ertelendiğine dair resmi bir belge ibraz etmezse mahkeme takibinin durdurulmasına karar veremez. Hesap özetinin ve tanzim talebini ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişiye tebliğ edilmesi veya edilmiş sayılması ödeme istemi yerine geçmektedir. Malik borçtan şahsen sorumlu değilse, alacaklının ödeme istemi hem kendisine hem de borçluya yapılmasına bağlıdır(TMK m.887) Günümüz uygulamasında ise, Türk Medeni Kanunu madde 887 gereği, gayrinakdi kredi tahsis eden kurumun bu kredi nedeniyle ödemede bulunması ve gayrinakdi kredi verene rücu etmesi kapsama alınmıştır.

Özel kredi kurumlarına getirilen bu istisna, uygulamada bankaların güven veren şirketler olması sebebiyle, halktan tasarruf toplayıp gerektiğinde kredi olarak kullandırılarak ülke ekonomisine katkıda bulunması sebebi ile getirilmiştir. Bankalara duyulan güven toplumun genel çıkarlarını ve kamu düzeni ile yakından ilişkili olduğu kabul edilmektedir. Özel kredi kurumlarına bu istisnanın tanınmasının yerinde olup olmadığı tartışılır. Zira uygulamada böyle bir istisnanın varlığı kredi veren kurumu kredi alan kişiye karşı güçlü kılmaktadır.

SONUÇ

Alacağı rehinle teminat altına alınmış bir alacaklı alacağını takip yaparak elde etmek isterse kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmalıdır.

Alacaklı alacağını zamanında alamamış ise, ipoteği paraya çevirttirmek için icra organlarına başvuruda bulunur. Alacaklı, icra müdürüne, alacağının varlığını gösteren belgeleri de dahil ederek bir takip talebi ile başvurur. İcra ve İflas Kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde yapılacak olan takip türünün ilamlı icra olduğu tespit edilmesi halinde borçluya ve varsa ipotek malikine icra emri gönderilir. Alacaklıdan nispi harç alınmaz. Sadece başvuru harcı ve sair masraflar tahsil edilir. İcra emrinde borcun 30 gün içerisinde ödenmesini, ya da icra hukuk mahkemesinden icranın geri bırakılmasına dair karar getirilmesini, aksi halde taşınmazın satılarak paraya çevrileceği borçlulara ve varsa taşınmaz malikine bildirilir.

Borç ödenmez veya icra hukuk mahkemesinde icranın geri bırakıldığına dair karar getirilmemesi halinde taşınmaz satılarak paraya çevrilir.

KAYNAKÇA
AKİPEK Jale G/ AKINTÜRK Turgut :Eşya Hukuku, 1. Bası, İstanbul 2009.
ARSLAN Ramazan/YILMAZ Ejder/
TAŞPINAR AYVAZ Sema/
HANAĞASI Emel : İcra ve İflas Hukuku, 4.Baskı, Ankara 2018.

BAŞARAN Duygu : “İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip”, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2013.

BUDAK A. Cem : İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip, İstanbul 2010.

ERTAŞ Şeref : Eşya Hukuku, 13. Baskı, İzmir 2017.
ESENER Turhan/ GÜVEN Kudret : Eşya Hukuku, 7. Baskı, Ankara 2017.
GÜLEKLİ Yeşim :İpoteğin Taşınmaz ve Alacak Açısından Kapsamı, İstanbul 1992.

NOMER Haluk Nami/
ERGÜNE Mehmet Serkan : Eşya Hukuku, 5. Bası, İstanbul 2017.


PEKCANITEZ Hakan/
ATALAY Oğuz/ SUNGURTEKİN ÖZKAN Meral/
ÖZEKES Muhammet : İcra İflas Hukuku,4. Bası, İstanbul 2017.

SEÇER Öz : İpoteğin İlamlı Takip Yoluyla Paraya Çevrilmesi, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kazancı Hakemli Hukuk Dergisi, S. 75-76.

ŞENER, Yavuz Selim : Türk Hukukunda İpotek ve Uygulaması, 1.Bası, İstanbul 2005.

ULUTAŞ Erdem : Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İcra Takibi, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 90, Sayı 2, Yıl 2016.

YÜCEL TUNÇ Müjgan : Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle Takibi, İstanbul, 2010.



Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Bülent Akçadağ'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
29-06-2020 - 16:31
(83 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 1 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 1 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
533
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 gün 1 saat 43 dakika 41 saniye önce.
* Ortalama Günde 6,42 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 28916, Kelime Sayısı : 3979, Boyut : 28,24 Kb.
* 1 kez yazdırıldı.
* 2 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 2113
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,04156899 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.