Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Kambiyo Takiplerinde Yetki

Yazan : Av. Suat Tok [Yazarla İletişim]
avukat

Makale Özeti
Kambiyo takiplerinde alacaklının ikameti de yetkili yerlerden biri olmalıdır..

İcra Hukukunda kambiyo takiplerine ilişkin YETKİ kuralları hakkında kısa bir değerlendirme.

İcra Hukukunda yetki hususu İİK nın 50. maddesinde düzenlenmiştir.

Bilindiği üzere kambiyo senetlerinden sayılan çek ve senetler, birer ödeme vasıtası olup günümüz ticari hayatında önemli işlevlere sahiptirler.
Ticari hayatta en çok kullanılan kambiyo senetleri ise bono ve çeklerdir.
Ödeme veya vade aracı olarak düzenlenen iş bu kıymetli evrakların bir kısmı çeşitli nedenlerden dolayı karşılıksız kalabilmektedir.

Çek ve bonoya dayalı alacakların tahsili ile ilgili olarak izlenmesi gereken usul ve esaslar çeşitli yasalarla düzenlenmiştir. Elinde bu tür bir evrak bulunduran alacaklı, alacağını elde etmek adına bu usul ve esaslar dahilinde harekat etmek zorundadır. Bu usul ve esaslardan biri de bu tür evrakların takip ve tahsilinde uyulması gereken yetki kurallarıdır.

Bu tür evrakların takip ve tahsilinde, vadesinden önce ve vadesinden sonra olmak üzere farklı farklı yollar takip edilmek zorunda olunsa da, mevcut düzenlemelere göre uyulması gereken yetki kuralları aynıdır. Bu tür alacaklar, mevcut düzenlemelere göre HMK daki genel yetkiye uygun olarak borçlunun ikametinde aranmaktadır.

Bu düzenleme çek veya bonoyu elinde bulunduran ve vadesi geldiğinde tahsil amacı ile muhataba götürerek alacağını arayacak olan hamiller için HMK daki genel yetki düzenlemesine paralel olarak getirilen bir düzenleme olup hali hazırda da bu şekilde uygulanmaktadır.

Fakat ilgili evraklar hakkındaki genel olan bu yetki kuralı, çek veya bononun vadesinde muhataba ibrazı ile bu şekilde tüketildikten sonra bahse konu evrakların karşılıksız kalması, yani ödenmemesi halinde artık uygulanmamalıdır.
Zira, çek veya bono karşılıksız kaldıktan sonra artık alacağın niteliği değişmektedir. Çek veya bono, genel yetkiye uygun olarak öncelikle borçlunun yani keşidecinin adresinde aranmış, hamilin elindeki evrak çek ise usulüne uygun olarak ilgili bankaya ibraz edilmiş, bono ise keşideci adresinde protesto edilmiştir. Bundan sonra her iki evrak da karşılıksız kalmış, yani ödenmemişse bundan sonra alacağın niteliği artık değişmekte ve bu alacak aranacak alacak olmaktan çıkmakta, götürülecek borç niteliği kazanmaktadır. Zira, aşağıda da sunulan emsal yargı kararında da bu hususa değinilmiştir.
Bu nedenle HMK’ nın 10. maddesi uyarınca karşılıksız kalan çeker ve protesto edilmesine rağmen ödenemeyen bonolar ile ilgili olarak, T.B.K.’nın 89. madde hükmü nedeniyle, ifa yeri olan alacaklının ikametgah yeri de yetkili yerlerden biri olacaktır, olmalıdır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.02.2006 tarih 2006/412 Esas ve 2006/1370 Karar sayılı kararı

………Öte yandan muhatap bankaya ibraz edilen ancak karşılıksız kalan çek’e dayalı borcun, bu şekilde aranması tüketildikten sonra, götürülecek borç niteliğine dönüştüğü gözetilerek, HUMK’nın 10. maddesi uyarınca ifa yeri olarak BK’nın 73(.- şimdiki B.K. 89-) maddesi hükmü nedeniyle, alacaklının ikametgah yeri mahkemesi de yetkili yerlerden biridir. Dairemizin 19.09.2005 tarih ve 8454-8277 sayılı ilamı da bu yöndedir. Bu itibarla, mahkemece, gerek keşide yeri, gerekse alacaklının ikametgah yeri itibariyle, doğru yer mahkemesinden ihtiyati haciz kararı istendiğinin kabulü ile davacı-borçlunun yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken, aksine hüküm tesisi doğru görülmemiştir.”……………….

Anılan karar, her ne kadar Yargıtayca verilmiş olsa da istikrar kazanamadığından bu gün uygulanırlığı bulunmamakta, emsal olması bakımından sunulan mahkemelerce de kabul edilmemektedir.


Ne var ki ilgili karar, mevcut uygulama ile karşılaştırıldığında usul, yasa ve hakkaniyete daha uygundur. Zira hamil, öncelikle kambiyo senetlerine ilişkin yetkiye uygun şekilde borçlunun ikametinde çek ve bononun aranmasını tamamlamıştır. Bundan sonra karşılıksız kalan, ödenmeyen çek veya bono nedeni ile artık keşideciyi – borçluyu aramak, tabiri caiz se onun ayağına gitmek zorunda değildir. Bu aşamadan sonra, alacağın niteliği de değişmiştir. Bundan sonra, elindeki çek veya bononun karşılıksız kalması ile zaten mağdur olan HAMİLİ, bu şekilde keşideciyi aramak, onun ayağına gitmeye zorlamak hukuk ve hakkaniyet ile bağdaşır bir durum değildir. Genel yetki kuralı, çeklerde ödeme için ibraz anına kadar, bonolarda ise protesto edilene karar geçerli olup bundan sonra ki dönem için artık geçerli değildir, olmamalıdır.

Tekrar emsal olması bakımından, Van ilinde ikamet eden ve elinde Edirne li bir tacire ait olan ve Edirne de keşide edilmiş ve fakat karşılıksız kalmış bir çek olan alacaklı hamil, İİK nun yetkiye dair 50. maddesinde HMK daki yetkiye yapılan atıf nedeni ile bazı ayrık durumlar haricinde sadece borçlunun yerleşim yerinde, yani Edirne deki icra dairelerinde takip başlatabilmektedir.

Elindeki çek veya bononun karşılıksız kalması ile zaten mağdur olan Van lı alacaklı, çoğu zaman kötü niyetli olan ve borcunu süresinde ödemeyen keşidecinin ayağına, Edirne ye gitmek zorunda kalmaktadır. Bu uygulamanın alacaklının mağduriyetini arttırmaktan başka bir işlevi bulunmamaktadır. Oysa Van lı alacaklı, elindeki çek veya bono karşılıksız kaldıktan sonra, Van ilinde de takip başlatabilmelidir.

-Buna benzer bir düzenleme HMK 16. maddesinde haksız fiillere ilişkin hükümlerdeki yetki hususunun düzenlendiği kısımda da karşımıza çıkmaktadır. Kanun koyucu burada, haksız fiil ile zaten mağdur edildiğini düşündüğü hak sahibi için özel bir yetki düzenlemesine gitmiş ve HMK daki genel yetki kulandan ayrılarak bu tür durumlarda, davacının kendi yerleşim yerinde de dava açabileceğini hükme bağlamıştır.

Haksız fiilden doğan davalarda yetki
MADDE 16- (1) Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

10. Hukuk Dairesi 2013/24395 E. , 2014/140 K.
RÜCUAN TAZMİNAT
RÜCUAN TAZMİNAT DAVALARINDA YETKİLİ MAHKEME

Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 6. maddesi (mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 9'uncu maddesi) uyarınca ilke olarak bir dava, davalının ikametgâhı mahkemesinde açılabileceği gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 16. maddesi(mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 21'inci maddesi) uyarınca davacıya tanınan seçimlik hak kapsamında haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir.

Somut olayda, iş kazası, haksız fiil niteliğindedir.
Söz konusu haksız fiil Mersin ilinde meydana gelmiş ve davacı Kurum seçimlik hakkını kullanarak davayı Mersin Mahkemelerinde açmıştır. Davalının ikametgâhının Malatya olması davacıya ait seçimlik hakkı ve dolayısıyla Mersin İş Mahkemesinin yetkisini kaldırmayacağından; mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesi, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.


-Ayrıca buna benzer başka bir düzenleme yine TÜKETİCİ KANUNUNDAKİ yetkiye ilişkin hükümlerde karşımıza çıkmaktadır. Yine burada kanun koyucu, satın aldığı mal veya ayıplı hizmet nedeni ile zaten mağdur edildiğini düşündüğü hak sahibi için özel bir yetki düzenlemesine gitmiş ve HMK daki genel yetki kuralından ayrılarak bu tür durumlarda tüketicinin, yani davacının kendi yerleşim yerinde de dava açabileceğini hükme bağlamıştır.

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ ESAS: 2013/17622 KARAR: 2014/2692

-4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 23/3 maddesi hükmü gereğince, tüketici davaları tüketicinin ikametgahı mahkemesinde açılabilir.

Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Dava; itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece; icra takibinin başlatıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu, icra takibinin borçlu davalının ikametgahının bulunduğu İstanbul İcra Müdürlüğü'nde başlatılması gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyize konu uyuşmazlık; itirazın iptaline konu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı noktasında toplanmaktadır.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davacının internet abonesi olduğu, fatura bedellerinin otomatik olarak davalıya ödenebilmesi için bankaya ödeme talimatı verdiği, davalının, davacı aboneye ait hesaptan yersiz olarak 2.000,00 TL tahsil ettiği gerekçesiyle bu paranın istirdatı için Ç... Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyetine başvurduğu,Tüketici Hakem Heyeti'nce 07.09.2012 tarih ve 2012/143 sayılı kararla paranın tüketiciye iadesi yönünde karar verildiği, bunun üzerine davacının, ilamsız icra takibi başlatarak bu parayı davalıdan talep ettiği, davalının icra takibine itirazı üzerine de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 23/3 maddesi hükmü gereğince, tüketici davaları tüketicinin ikametgahı mahkemesinde açılabilir.

Bu hükümden yola çıkıldığında; itirazın iptali davası, icra takibine vaki itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan bir eda davası olduğundan ve itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin başlatıldığı yer mahkemesine ait bulunduğundan, tüketici kendi ikametgahında icra takibi de başlatabilir.

Hal böyle olunca mahkemece; davacı tüketicinin, ikametgahı olan Ç...'de icra takibi başlatabileceği kabul edilerek, icra takibin başlatıldığı Ç... İcra Dairesi'nin yetkili olduğu kabul edilmek suretiyle, davalının yetki itirazı reddedilip, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi............


Özel yetkiye ilişkin bu gibi düzenlemelerin temelinde kanun koyucunun mağdur edildiğini düşündüğü kişileri koruyup kollayarak haklarına bir an önce kavuşmalarını sağlamayı amaçladığı çok açıktır. Buradan hareketle elindeki kambiyo senedinin karşılıksız kalması ile zaten mağdur olan böylesi bir alacaklıyı kanun koyucunun bu tür bir hukuki himayeden mahrum bırakacağı asla düşünülemez. Belirtildiği üzere usul, yasa ve hakkaniyete daha uygun olan yetkiye dair yukarıdaki emsal Yargıtay kararının bu hali ile uygulanabilesi için kanun değişikliğine ihtiyaç ta bulunmamaktadır. Zira mevcut uygulama sadece yoruma dayalı olarak ve fakat hatalı şekilde icra edilmektedir.
Yukarda da değinildiği üzere genel yetki kuralı, çeklerde ödeme için ibraz anına kadar, bonolarda ise protesto edilene karar geçerli olup bundan sonra ki dönem için artık geçerli değildir, olmamalıdır.

Hatalı olan bu uygulamadan dönülmesi ile karşılıksız çek ve senetlere ilişkin yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi karşısında zaten bu tür evrakları almakta tedirgin olan alacaklılar, böylece bir nebze olsun tatmin edilmiş olacaktır. 12.09.2017

Av. Suat Tok
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Kambiyo Takiplerinde Yetki" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av. Suat Tok'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
12-09-2017 - 17:51
(13 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
154
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 6 saat 32 dakika 2 saniye önce.
* Ortalama Günde 11,85 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 11666, Kelime Sayısı : 1502, Boyut : 11,39 Kb.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1978
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,06125498 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.