Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Havayolu İle Yük Taşıma Sözleşmesinde Yükün Ziyaı Ve Hasarı

Yazan : Numan Tekelioğlu [Yazarla İletişim]
Avukat

Makale Özeti
Bu çalışmada, Türk hukukundaki düzenlemeler ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde havayolu ile yük taşıma sözleşmelerinde yükün ziyaı ve hasarı konusu üzerinde durulacaktır. Çalışmada öncelikle havayolu ile yük taşıma sözleşmesinin genel özellikleri, tarafları ve hukuki niteliği anlatılacaktır. Ardından taşıyanın sorumluluğu başlığı altında, genel olarak taşıyanın sorumluluğunun niteliği ve özellikle de yükün ziyaı ve hasarı durumunda taşıyanın sorumluluğunun ne olduğuna değinilecektir. Daha sonra, yükün ziyaı ve hasarı sonucu zararın giderilmesi bağlamında açılacak sorumluluk davasına ilişkin bilgiler verilecektir. Sonuç olarak ise, havayolu ile yük taşımalarına ilişkin edindiğimiz bilgiler çerçevesinde değerlendirmelerimiz yer alacaktır.

HAVAYOLU İLE YÜK TAŞIMA SÖZLEŞMESİNDE YÜKÜN ZİYAI VE HASARI
Av.Numan TEKELİOĞLU
ÖZET
Bu çalışmada, Türk hukukundaki düzenlemeler ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde havayolu ile yük taşıma sözleşmelerinde yükün ziyaı ve hasarı konusu üzerinde durulacaktır. Çalışmada öncelikle havayolu ile yük taşıma sözleşmesinin genel özellikleri, tarafları ve hukuki niteliği anlatılacaktır. Ardından taşıyanın sorumluluğu başlığı altında, genel olarak taşıyanın sorumluluğunun niteliği ve özellikle de yükün ziyaı ve hasarı durumunda taşıyanın sorumluluğunun ne olduğuna değinilecektir. Daha sonra, yükün ziyaı ve hasarı sonucu zararın giderilmesi bağlamında açılacak sorumluluk davasına ilişkin bilgiler verilecektir. Sonuç olarak ise, havayolu ile yük taşımalarına ilişkin edindiğimiz bilgiler çerçevesinde değerlendirmelerimiz yer alacaktır.
Anahtar Kelimeler: Havayolu, Yük Taşıma, Türk Hukuku, Uluslararası sözleşmeler, Ziya ve Hasar, Sorumluluk
ABSTRACT
In this study, in the framework of the regulations of Turkish law and international agreements the airline with the contract of carriage load with a high loss or damage to the subject will be discussed. Firstly, general specifications of the contract of with airline load carriage, legal nature and the parties will be described. Then under the heading of carrier's liability, the carrier's liability in general and, especially, the nature of the load in the event of loss or damage to the carrier's liability in what will be discussed. Then, for the elimination of damages to be opened in the context of liability case information will be given. As a result, within the framework of the information about airline load carriage ,we collect in our assessment will take place.
Key Words: Airline, Load-Carrying, Turkish Law, International Contracts, Loss or Damage, Liability
A)GİRİŞ
Taşıma Hukuku, esasen kökeni çok eskiye dayanan bir hukuk disiplini olmakla birlikte, özellikle bizim hukukumuzda yeni gelişen ve üzerinde durulmaya başlanan bir alan olmuştur. Eşya ve yolcu taşımayla ilgili olarak özel hukuk alanında pek çok ihtilafın söz konusu olabileceği bu alanda, taşıma araçlarının da hızlı gelişimi ve değişimiyle birlikte bir yenilenme ve kendi içinde farklılaşma ihtiyacı doğmuştur. Bilhassa havacılık alanında 20.yy’ın ikinci yarısından beri meydana gelen hızlı gelişim süreci, klasik hukuk kurallarının havayoluyla yük ve yolcu taşımayla ilgili sorunların çözümünde yetersiz kalmasına sebep olmuştur.
Ülkemizde havayoluyla yük taşımaya ilişkin sorunlara uygulanabilecek temel düzenleme, 1983 tarih ve 2920 sayılı ‘’Türk Sivil Havacılık Kanunu’’ (TSHK)dur. Söz konusu kanun temel olarak yedi kısımdan oluşmakta ve bu kısımlar da kendi içinde bölümlere ayrılmaktadır. Bizim çalışmamızın konusunu oluşturan, yükün ziyaı ve hasarıyla ilgili olan hükümler ise, kanunun dördüncü kısmında ‘’Taşıma Sözleşmesinden Doğan Sorumluluk’’ başlığı altında düzenlenmiştir. TSHK’da yurt içinde yapılacak yük taşımalara ilişkin olarak uygulanacak hukuk kurallarının sırası belirtilmiştir. Buna göre, Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; TSHK’da hüküm bulunmadıkça, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır (TSHK m.106). Görüldüğü üzere, havayolu ile yurt içinde yapılacak olan taşımalarla ilgili olarak çıkacak ihtilaflara uygulanacak hükümlerin sırası şu şekilde belirlenmiştir:
Öncelikle TSHK’nun hükümleri uygulanacaktır.
TSHK’da somut olaya ilişkin bir hüküm bulunmaması halinde, Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası sözleşme hükümleri uygulanacaktır.
Uluslar arası sözleşmelerde de bir hüküm bulunmaması halinde, Türk Ticaret Kanunu’nun hükümlerine başvurulacaktır.
Burada belirtmek gerekir ki, her ne kadar TSHK’da yer almamış olmakla birlikte, somut olayın çözümünde taşıma sözleşmesi şartları ile Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin de göz önünde tutulması gerekmektedir.

Hava taşımacılığının geniş bir uluslararası ağa sahip olması sebebiyle, uluslar arası alanda da havayoluyla yapılan taşımalara uygulanacak hukuk kurallarının oluşturulması ihtiyacı da hasıl olmuştur. TSHK m. 106’da da belirtildiği üzere, havayolu ile yapılan taşımaları düzenlemek amacı ile hazırlanan ve Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeler de uygulanacaktır. Bu hususta değinmemiz gereken ilk düzenleme hiç kuşkusuz 1929 Varşova Konvansiyonu’dur. 12 Ekim 1929’da Varşova’da düzenlenen ve taraf devletler arasında 13 Şubat 1933’de yürürlüğe giren sözleşme, daha sonra çeşitli protokollerle defalarca değiştirilmiştir. Son olarak 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu ile söz konusu sözleşme günümüz şartlarına uygun hale getirilmiş ve 1929 tarihli Varşova Konvansiyonu’nun yerini almış durumdadır. Montreal Konvansiyonu ülkemiz tarafından 1999’da imzalanmış, 2009 tarih ve 5866 sayılı Onay Kanunu ile onaylanmış ve 26/03/2011 tarihi itibariyle de yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bu tarihten sonraki ihtilaflar açısından esas alınacak temel uluslar arası sözleşme 1999 Montreal Konvansiyonu olacaktır.
TSHK m.106’da Ticaret Kanunu hükümlerine atıfta bulunurken, ticaret kanununun hangi hükümlerinin uygulanacağına değinmemiştir. Burada ilk akla gelen TTK’nun ‘’Taşıma İşleri’’ başlıklı dördüncü kitabındaki (m.850-930) hükümlerdir. Ancak doktrinde, TTK m.852 hükmündeki ‘’Deniz, demir ve havayoluyla taşıma ile posta idaresine ilişkin özel hükümler saklıdır’’ ifadesi sebebiyle bu hükümlerin uygulanamayacağı, bunun yerine denizyoluyla yük taşımalara ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Gerçekten, TTK m.852’de kanunun taşıma işleri ile ilgili hükümlerinin sınırı çizilmiştir. Havayoluyla taşımaya ilişkin olarak özel hükümlerin varlığı sebebiyle burada TTK’nun m.850 vd. hükümlerine başvurma imkanı bulunmamaktadır. Ancak TSHK m.106’nın yapmış olduğu atfın da anlamsız kalmaması açısından TTK’nun deniz yoluyla yapılan taşımalarla ilgili hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde uygulanması yoluna gidilebilir. Dolayısıyla somut olayda TSHK veya Uluslar arası sözleşmelerde bir hüküm yoksa Türk Ticaret Kanunu’nun deniz yoluyla taşımalarda navlun sözleşmesinde taşıyanın sorumluluğunu düzenleyen m.1178 vd. hükümlerine başvurmak gerekecektir.
B) HAVAYOLU İLE YÜK TAŞIMA SÖZLEŞMESİ
1.Genel Olarak
Hukukumuzda taşıma sözleşmesine ilişkin olarak ne TTK’da ne de taşıma işlerine ilişkin özel kanunlarda (TSHK,KTK vs.) bir tanımlama yapılmamıştır. 6102 sayılı TTK m. 850’de taşıma sözleşmesiyle ilişkilendirilerek taşıyıcının tanımı verilmiştir. Buna göre; ‘’Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya her ikisini birlikte üstlenen kişidir.’’(m.850/1). Aynı maddenin devamında yer alan ‘’ Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi; buna karşılık, eşya taşımada gönderen taşıyıcıya taşıma ücretini ödemeyi borçlanır.(m.850/2)’’ İfadesi taşıma sözleşmesi açısından yol göstericidir. Buradan yol çıkarak genel bir tarif verecek olursak, taşıma sözleşmesi taşıyıcının bir ücret karşılığında, kendi muhafazası altındaki yükü bir yerden başka bir yere götürmeyi ve varma yerinde gönderilene teslim etmeyi üstlendiği sözleşmedir.
Havayolu ile yük taşımalar açısından TSHK’da herhangi bir tanım söz konusu değildir. Kanunun ‘’yük taşıma sözleşmesi’’ başlıklı 110. Maddesinde Yük taşıma sözleşmesi ile ilgili olarak taşıyıcının yükletene belirli kayıtları içeren bir hava yük senedi vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Ayrıca taşıyıcının, yükü, yük senetsiz veya kanunda yazılı kayıtları içeren bir yük senedi vermeden kabul etmiş olmasının, taşıma sözleşmesinin varlığını veya geçerliliğini etkilemeyeceği, ancak taşıyıcının sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan hükümlerden yararlanamayacağı belirtilmiştir (TSHK m.110/2). Hava yük senedi, özellikle ispat kuvveti açısından ehemmiyet arz etmektedir. Zira hava yük senedi, aksi kanıtlanıncaya kadar, sözleşmenin varlığı, şartları ve yükün teslim alındığı hakkında karine teşkil eder (TSHK m.112/1). Hava yük senedinde yükün ağırlığına, boyutlarına, ambalajına ve parça sayısına ilişkin kayıtlar aksi ispat edilinceye kadar doğru sayılır; yükün miktarına, hacmine ve bulunduğu hale veya yükün belirgin durumuna ilişkin kayıtlar, ancak yükletenin de katılması ile taşıyıcı tarafından muayene edilmesi ve sonuçların hava yük senedine yazılması şartı ile taşıyıcı aleyhine delil teşkil eder (m.112/2).




2. Sözleşmenin Tarafları
TSHK’da havayolu ile yük taşıma sözleşmesinin tarafları taşıyıcı ve yükleten olarak belirtilmiştir (m.110). Doktrinde haklı olarak, taşıyıcı deyiminde sorun bulunmadığı, ancak yükleten deyiminin hatalı olduğu belirtilmektedir. Zira yükleten sıfatından bahsedebilmek için öncelikle bir taşıma taahhüdü ve bununla birlikte taşıtan sıfatının ortaya çıkması gerekmektedir.
Uluslararası sözleşmeler açısından bakıldığında da sözleşme tarafları ile ilgili olarak ‘’taşıyıcı’’ ve ‘’gönderen’’ (consignor) sıfatlarına ye verilmiştir. Her ne kadar taraflara ilişkin olarak bir kavram birliği olmasa da sözleşmelerin içeriği ve somut olay bakımından taşıyan ve taşıtan kavramlarının kullanılması daha makul gözükmektedir.
3. Hukuki Niteliği
Taşıma sözleşmesi her şeyden önce tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Bilindiği üzere tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde her iki taraf da birbirlerine edim vaat etmek suretiyle borç yüklenmektedir. Bu sebeple, edimler arasında bir bağımlılık ve karşılıklılık ilişkisi bulunmaktadır. Yük taşıma sözleşmesinde de taşıyan, yükü bir yerden başka bir yere götürmeyi taahhüt ederken, taşıtan da bu iş karşılığında bir ücret ödemeyi üstlenir. Taşıma sözleşmesinin hukuki niteliği tartışmalı olmakla birlikle, ağırlıklı görüş bir ‘’istisna (eser)’’ sözleşmesi olduğu yönündedir. Eser Sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Bir diğer açıdan bakıldığında, havayoluyla yük taşıma sözleşmeleri ‘’iltihaki’’ sözleşmelerdendir. İltihaki sözleşmeler, kişilerin bir bedel ödeyerek belli koşullara uymak suretiyle yararlandıkları sözleşmelerdir. İltihaki sözleşmelerde tarafların sözleşmenin şartları ve içeriği hakkında tartışmaları söz konusu değildir. Zira sözleşmenin şartları ve içeriği, daha önce bir tarafça belirlenmiştir. Dolayısıyla diğer taraf, ya sözleşmeyi var olan şartlarla kabul edecek, ya da sözleşme yapmaktan vazgeçecektir.
C) TAŞIYANIN SORUMLULUĞU
1.Genel Olarak
Hukuki anlamıyla sorumluluk dendiğinde en kısa tabirle, bir kimsenin kendi aleyhine doğacak hukuki sonuçlara katlanma yükümlülüğü akla gelmektedir. Bu çerçevede sorumluluk iki ayrı anlamı bünyesinde barındırmaktadır. Bir anlamıyla sorumluluk borç anlamında kullanılarak, bununla bağlantılı bir şekilde tazmin yükümlülüğünü ihtiva eder. Diğer bir anlamıyla da sorumluluk, borçlunun yüklendiği edimi ifa etmemesi durumunda alacaklı tarafından borçlunun malvarlığına cebri icra yoluyla el konulabilmesi demektir.
Sorumluluk bir hukuksal ilişkiden veya kanundan doğabilir. Taraflar arasında mevcut olan alım-satım, kira, kefalet vs. sözleşmeler doğrultusunda ortaya çıkan borcunu ifa etmeyen taraf, ‘’akdi sorumluluk’’ çerçevesinde bundan sorumlu tutulur. Diğer yandan ortada herhangi bir hukuki ilişki olmaksızın kanundan doğan bir sorumluluk da söz konusu olabilir. Örneğin hukuka aykırı olarak bir kişinin bir başka kişiye zarar vermesi söz konusu olduğunda ‘’haksız fiil sorumluluğu’’ çerçevesinde bir sorumluluk doğacaktır.
Bizim burada üzerinde duracağımız taşıyanın sorumluluğu ise, taşıma sözleşmesine dayanan akdi nitelikte bir sorumluluktur. TSHK’nun hava taşıma sözleşmelerine ilişkin hükümlerine bakıldığında bu husus açıkça görülmektedir. Ayrıca TSHK m.121/1’deki ‘’ Tescil ettirilmiş bagaj veya yükün kaybı veya zarara uğraması halinde, zarara sebebiyet veren olay, havayolu ile taşıma sırasında meydana gelmiş ise zarardan taşıyıcı sorumludur.’’ hükmünden anlaşılacağı üzere, taşıyanın yüke ilişkin sorumluluğu kusur sorumluluğudur. 1999 Montreal Konvansiyonu m.18/1 hükmü de, taşıyanın sorumluluğunun kusur sorumluluğu olduğunu göstermektedir. Buna göre; ‘’ Taşıyıcı kargonun tahrip olması ya da hasara uğraması ya da kargoya zarar gelmesi durumunda, uğranmış hasara karşı sadece, hasara bu şekilde uğranmasına neden olan olayın havayoluyla taşıma esnasında meydana gelmesi durumunda sorumludur.’’ Dolayısıyla havayoluyla yük taşıma sözleşmesinde, özellikle yükün ziyaı ve hasarı durumlarında, zarara sebebiyet veren olaydan ziyade, zararın havayolu ile taşıma sırasında meydana gelmiş olması öncelikli olarak göz önünde tutulacaktır.
2. Yükün Ziyaı
Yükün ziyaı, taşıyanın taşıma sözleşmesi sebebiyle muhafazası altında bulundurduğu yükü, yine sözleşme hükümleri doğrultusunda teslim etmesinin imkansız hale gelmesi demektir. Yani yükün ziyaa uğraması halinde, taşıyanın, sözleşme hükümlerine göre yükü teslim alma hakkına sahip olan kişiye yükü teslim etme imkanı ortadan kalkar. Yükün ziya uğraması fiili bir olaydan kaynaklanabileceği gibi, hukuki bir olaydan da kaynaklanabilir. Örneğin, yükün uçağa yüklenmesi sırasında düşüp parçalanması, çıkan bir yangın sonucu tahrip olması veya havada kargo kapısının açılması sonucu yükün düşmesi gibi durumlar ‘’fiili olaylar’’ olarak nitelenirken, taşımanın konusu olan yüke yetkili makamlar tarafından el konulması durumunda hukuki bir olay söz konusudur. Örnekleri artırmak mümkün olmakla birlikte yükün ziyaa uğraması halinde sonuç olarak taşıyan yükü hak sahibine teslim edememekte ve bu durumda taşıyanın sorumluluğu doğmaktadır.
TSHK’na göre ‘’ Tescil ettirilmiş bagaj veya yükün kaybı veya zarara uğraması halinde, zarara sebebiyet veren olay, havayolu ile taşıma sırasında meydana gelmiş ise zarardan taşıyıcı sorumludur (m.121/1).’’ Görüldüğü üzere kanunda yükün ziyaı (kaybı) durumunda eğer zarara sebebiyet veren olay, havayolu ile taşıma sırasında meydana gelmişse taşıyanın zarardan sorumluluğu doğacaktır. Uluslararası sözleşmeler açısından bakıldığında da, 1999 Montreal Konvansiyonunda yükün ziya uğraması halinde taşıyanın bundan sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir (m.18/1). Ancak burada da sorumluluğun doğması açısından TSHK’da olduğu gibi hasara uğranmasına neden olan olayın havayoluyla taşıma esnasında meydana gelmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında TSHK hükümleri ile Montreal Konvansiyonu hükümleri arasında bir paralellik söz konusudur. Ancak Montreal Konvansiyonunda, yükün ziyaa uğramasının, sözleşmede belirtilen durumlar sonucunda meydana gelmesi halinde taşıyanın bundan sorumlu olmayacağı belirtilmiştir (m.18/2).


Montreal Konvansiyonunda sayılan durumlar şunlardır:
Kargonun kendi içinde bulunan kusurlar
Kargonun kalite ve kötülüğü
Kargonun paketlemesinin taşıyıcı, bir çalışanı ya da acentesi dışında biri tarafından yapılmış olması
Savaş ya da silahlı çatışma
Kargonun girişi, çıkışı veya geçişi ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir kamu otoritesi faaliyeti
Öte yandan TSHK m.124’e göre taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırılması, 12 Ekim 1929 tarihinde Varşova'da imzalanan ve Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kurulların Birleştirilmesi Hakkındaki Sözleşme ve bu Sözleşmeyi değiştiren Türkiye'nin katıldığı sözleşme ve protokollerin hükümlerine göre tayin olunacaktır. Dolayısıyla yukarıda belirtmiş olduğumuz durumlar yurt içi havayoluyla taşımalarda da geçerli bir kural haline gelmiştir.
TTK’nun bu konuyla ilgili düzenlemelerine bir göz atacak olursak, taşıyanın, eşyanın ziyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, ziya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumlu olacağı düzenlenmiştir (m.1178/2). Ardından, taşıyanın sorumluluktan kurtulabileceği hallerle ilgili olarak, taşıyanın veya adamlarının kastından veya ihmalinden doğmayan sebeplerden ileri gelen zarardan taşıyanın sorumlu olmayacağı hükmüne yer verilmiştir (m.1179/1).
3. Yükün Hasara Uğraması
Yükün hasara uğraması, yükün herhangi bir sebeple hal ve durumunun kötüleşmesi sonucu değerinin azalmasıdır. Örneğin yükün kirlenmesi, pas tutması, zedelenmesi, ezilmesi, ıslanması gibi durumlarda ve elbette yükün özelliğine göre yükün hasara uğradığından bahsedilebilir. Yükün hasarı kısmen olabileceği gibi, tamamen hasara uğraması da söz konusu olabilir. Ancak bir bütün oluşturan yüklerde, yükün bir kısmının hasara uğraması yükün tamamının değerinde azalmaya sebebiyet veriyorsa, bu durumda yükün tamamının hasara uğradığı kabul edilir.
TSHK’da, 1999 Montreal Konvansiyonunda ve TTK’nun ilgili hükümlerinde yükün ziyaı başlığı altında belirttiğimiz hususlar, yükün hasara uğraması durumunda da geçerlidir. Yani taşıyanın sorumluluğunun doğması için gerekli şartlar açısından yükün ziyaı ve hasarı arasında bir ayrım söz konusu değildir.

4. Sorumluluğun Şartları
Taşıyanın yükün ziyaı ve hasarından dolayı sorumluluğunun doğması için iki temel şartın bir arada bulunması gerekmektedir:
Taşıyanın yükün zilyedi olması
Taşıyanın gerek TSHK ve gerekse Montreal Konvansiyonu açısından sorumlu tutulabilmesi için öncelikle taşıyanın, taşıma konusu yükün zilyedi olması şarttır. Başka bir deyişle, taşıma sözleşmesi gereğince ve taşıma işini yapmak amacıyla taşıyan tarafından yükün muhafaza altına alınmış ve nakledilmiş olması icap eder. Somut olayda taşıyanın zilyetliği ile ilgili bir sorun çıkması halinde, elbette Medeni Kanuna göre zilyetlik hususu incelenecektir.
Zarara sebep olan olayın havayolu ile taşıma sırasında meydana gelmesi
Taşıyanın yükün ziyaı ve hasarından doğan sorumluluğu için bir diğer şart, yükün ziyaı veya hasarına sebebiyet veren olayın, havayolu ile taşıma süresi içerisinde gerçekleşmiş olmasıdır. Havayolu ile taşıma müddeti, bir havaalanı dışında olmak üzere karada, denizde veya iç sularda yapılan taşımayı içine almaz. Belirtilen taşımalar havayolu taşıma sözleşmesinin ifası sırasında yükleme, teslim veya aktarma amacıyla yapılmış ise meydana gelen her türlü zarar, aksi sabit olmadıkça havayolu ile taşıma süresinde meydana gelmiş kabul olunur (TSHK m.121/3).
1999 Montreal Konvansiyonu m.18/3’te yere ilişkin herhangi bir şart bulunmaksızın, sadece taşıyanın yüke zilyet olması üzerinde durulmuştur. Kanaatimizce de burada, havayolu ile taşıma sırasında zararın meydana geldiği zaman dilimi ile ilgili olarak, yükün taşıyanın zilyetliğinde olduğu süre esas alınmalı ve yere ilişkin bir şart aranmamalıdır.
5.Sorumluluğun Sınırlandırılması
Taşıyanın yükün ziyaından veya hasarından doğan sorumluluğu, kural olarak sınırlı sorumluluktur. Hal böyle olunca, bir uyuşmazlık halinde belirli objektif kurallar doğrultusunda ispat edilen zararın ödenmesi söz konusu olacaktır. TSHK, taşıyanın sorumluluğunun sınırlandırılması konusunda, Varşova/Lahey sistemine atıf yapmaktadır. Zira TSHK m.124/1’e göre; taşıyıcının sorumluluğunun sınırlandırılması, 12 Ekim 1929 tarihinde Varşova'da imzalanan Uluslararası Hava Taşımalarına İlişkin Bazı Kurulların Birleştirilmesi Hakkındaki Sözleşme ve bu Sözleşmeyi değiştiren Türkiye'nin katıldığı sözleşme ve protokollerin hükümlerine göre tayin olunur.
1999 Montreal Konvansiyonunda, taşıyanın sorumluluğunun sınırı Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından oluşturulan ve Özel Çekme Hakkı (ÖÇH) olarak isimlendirilen bir hesap birimi üzerinden belirlenmiştir. Buna göre kargo taşımacılığında, kontrol edilmiş kargonun taşıyıcının sorumluluğuna verildiği anda taşıtan kargonun ulaşacağı yerde teslimi ile ilgili özel bir fayda beyanında bulunmadığı ve durumun gerektirmesi halinde ilave bir ödeme yapmadığı müddetçe, taşıyanın kargonun tahrip olması, kaybolması ya da hasara uğraması halinde her kilogram için sorumluluğu 17 Özel Çekme Hakkı ile sınırlıdır (m.22/3). Ancak taşıtan yükün teslimi sırasında taşıyana, yükün varma yerinde ifade ettiği özel bir değeri olduğunu beyan etmesi, bununla ilgili ek ödeme yapması ve bu beyanı hava konişmentosuna yazmış olması durumunda taşıyan bu değer ile sorumlu olacaktır.
TSHK m.125/1’e göre, taşıyanın sorumluluğunu tamamen veya kısmen kaldıran veya 124 üncü maddede sözü geçen Sözleşme veya onu değiştiren protokolde belirtilmiş olan sorumluluk sınırını indirmeyi amaçlayan her şart hükümsüzdür. Ancak bu şartların hükümsüzlüğü, sözleşmeyi tamamen hükümsüz kılmaz.
6. Sınırsız Sorumluluk
Daha önce de ifade edildiği gibi, taşıyanın yükün ziyaı veya hasarından doğan sorumluluğu sınırlı sorumluluk olmakla birlikte, bazı şartların gerçekleşmesi halinde, taşıyanın sınırsız sorumluluğu söz konusu olacaktır. TSHK’da Zararın, taşıyıcının veya adamlarının zarar vermek kastı ile veya zararın doğması ihtimali olduğunu bilerek dikkatsizce yaptıkları bir hareket veya ihmal sonucunda meydana geldiğinin ispat edildiği takdirde, kanunda öngörülen sorumluluk sınırlarının uygulanmayacağı hükmü yer almaktadır (m.126). Ancak burada belirtmek gerekir ki, dikkatsizce hareketten kasıt taşıyanın basit bir dikkatsizliği değil, zararın meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilerek yaptığı ağır bir ihmaldir.
TSHK m.110/2’de taşıyıcının, yükü, yük senetsiz veya kanunda yazılı kayıtları içeren bir yük senedi vermeden kabul etmiş olması durumunda taşıyıcının kanunun sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan hükümlerinden yararlanamayacağı düzenlenmiştir. Yani taşıyanın, yükün taşınması ile ilgili belgelere riayet etmemesi durumunda sınırsız sorumluluğu doğacaktır. Ancak 1999 Montreal Konvansiyonunda taşıma belgeleri ile ilgili kurallara uyulmaması durumunda da sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olacağı düzenlenmiştir (m.9). Hal böyle olunca iç hat taşımaları açısından TSHK m.110/2 gereğince taşıma belgelerinin düzenlenmesi hükümlerine uyulmaması halinde taşıyanın sınırsız sorumluluğu doğacakken, dış hat taşımaları açısından ise Montreal Konvansiyonu m.9 gereğince sınırlı sorumluluk ilkesi geçerliliğini koruyacaktır.
7.Sorumluluktan Kurtulma
Yükün ziyaı veya hasarı durumunda taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli olan bütün tedbirleri aldıklarını veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa sorumlu değildir (TSHK m.123). Kanunun temel aldığı kusur sorumluluğu ilkesi sebebiyle kural olarak, taşıyanın yükün ziyaı veya hasarından dolayı sorumlu tutulabilmesi için kusurlu olması gerekmektedir. Ancak kanun, taşıyan açısından bir kurtuluş beyyinesi getirmiştir. Buna göre eğer taşıyan ve adamları, zararı önlemek için gereken bütün önlemleri aldıklarını veya önlem almamakla birlikte, önlem alma imkanının bulunmadığını ispat etmekle sorumluluktan kurtulacaklardır. 1999 Montreal Konvansiyonuna bakıldığında, taşıyanın yükün ziyaı veya hasara uğramasından sorumluluğuyla ilgili olarak, sınırlı sayıda kurtuluş beyyinesi öngörülmüştür (m.18/2):
Kargonun kendi içinde bulunan kusurlar, kargonun kalite ve kötülüğü
Kargonun paketlemesinin taşıyıcı, bir çalışanı ya da acentesi dışında biri tarafından yapılmış olması
Savaş ya da silahlı çatışma
Kargonun girişi, çıkışı veya geçişi ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen bir kamu otoritesi faaliyeti
Taşıyan, yükün ziyaa veya hasara uğramasına sebep olan olayın, burada sayılan durumlar sonucu ortaya çıktığını ispatlarsa sorumluluktan kurtulacaktır.
TSHK’da müterafik kusurla alakalı bir hüküm bulunmamakla birlikte, Montreal Konvansiyonu m.20’de, taşıyanın, yükün ziyaı veya hasarı sebebiyle tazminat talep eden kişinin kusurlu bir davranışının da zararın oluşmasında etkili olduğunu ispatlaması durumunda kısmen sorumluluktan kurtulabileceği belirtilmektedir. Bu hüküm TSHK bakımından da uygulama alanı bulacaktır.
D) SORUMLULUK DAVASI
1.Hasarın İhbar Edilmesi
Yükün, varma yerinde yükü teslim almaya yetkili kişi tarafından itiraz edilmeden kabul edilmesi halinde, yükün taşıma belgesine uygun olarak ve iyi durumda teslim edildiği hususu bir karine olarak kabul edilecektir (TSHK m.128/1). Bu sebeple, yükü teslim almaya yetkili olan kişi, yükün zilyetliğini devir işlemi sırasında dikkatli ve özenli bir biçimde yükü kontrol etmeli ve yükte herhangi bir hasar varsa bunu taşıyana bildirmelidir. Kanunda hasar halinde, teslim almaya yetkili kişi tarafından hasarın öğrenilmesinde derhal ve teslimlerinden itibaren en geç on dört gün içinde taşıyana ihbarda bulunulması gerektiği düzenlenmiştir (m.128/2). Gecikme halinde ise ihbar, yükün tesliminden itibaren en geç yirmi bir gün içerisinde yapılmak zorundadır. İhbar yazılı olarak veya durumun taşıma belgesinin üstünde gösterilmesi suretiyle yapılır (m.128/3). Kanunda ihbar yükümlülüğüne ilişkin hükümlere uyulmaması halinde kanunda kabul edilen karine doğrultusunda taşıyanın yükü herhangi bir hasar olmaksızın teslim ettiği kabul edilecek ve taşıyan aleyhine tazminat davası açılamayacaktır (m.128/4). Bu kuralın tek istisnası ise, taşıyanın hileli davranışlarda bulunmasıdır. Buna göre, taşıyan hileli davranışlarla hak sahibinin yükteki hasara ilişkin ihbar yükümlülüğünü yerine getirmesini engellerse, bu durumda tazminat davası açılabilir.
2. Taraflar
Havayolu ile yük taşıma sözleşmesinde yükün ziyaı veya hasarı durumunda açılacak davada davacılık sıfatının kime ait olacağı konusunda kanunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. TSHK m. 129’da, birden çok taşıyan tarafından yapılan taşımalarla ilgili olarak ‘’gönderici’’ ve ‘’yük sahibi’’nin talep hakkına sahip olduklarına yer verilmiştir. Doktrinde davacılık sıfatının, sözleşmenin tarafı olması hasebiyle taşıtana ait olacağı, ancak üçüncü kişi yararına sözleşme olduğu için gönderilenin de talep hakkının doğacağı belirtilmektedir. Davalı sıfatı açısından ise taşıyanın davalı olacağı hususunda bir duraksama yoktur. Bunun dışında TSHK m.127 hükmü gereğince, yükün ziyaı veya hasarı sebebiyle taşıyanın adamları aleyhine de dava açılabilir. Montreal Konvansiyonunda da taşıyanın çalışanları aleyhine dava açılabileceği hususu kabul edilmiştir (m.30).
3. Yetkili Mahkeme
Taşıyan aleyhine açılacak olan davlarda hangi mahkemenin yetkili olacağına ilişkin TSHK’da bir hüküm mevcut değildir. Bu sebeple yurt içi hava taşımalarına ilişkin olarak yetkili mahkemeyi belirlemede 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu bize yol gösterecektir. HMK m.6’da yetkili mahkemeyle ilgili genel kural belirtilmiştir. Buna göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Konumuz açısından bakacak olursak, taşıyan aleyhine açılacak davada, taşıyanın davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi yetkili olacaktır. Ancak HMK m.10’da sözleşmelerle ilgili olarak bir özel yetki kuralı da söz konusudur. Buna göre, sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Burada değinilmesi gereken bir diğer kural da, dava sebebinin haksız fiile dayanması halidir. Zira HMK’ya göre haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydan geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (m.16). Ancak söz konusu bu iki kural (m.10 ve m.16) kesin yetki kuralı olmaması sebebiyle, yalnızca davacı açısından kolaylık sağlayacak hükümlerdir.
Yurt dışı hava taşımaları açısından bakılacak olursa, 1999 Montreal Konvansiyonu’nun ‘’Yargılama Hakkı’’ başlıklı 33’üncü maddesine göre hasarlar için açılacak davalar, davacının tercihine bağlı olarak, taraf devletlerden birinin sınırları dahilinde ya taşıyıcının ikametinin ya da esas iş yerinin bulunduğu yerin ya da taşıyanın sahip olduğu bir işyerinin bulunduğu ve bu sözleşmenin aracılığıyla yapıldığı yerin mahkemelerinde ya da varış yerindeki mahkemelerde açılmalıdır.
4. Dava Açma Süresi
TSHK m.131’de sorumluluğa ilişkin davanın, hava aracının varma yerine geldiği veya gelmesi gerektiği tarihten veya taşımanın durduğu tarihten itibaren iki yıl içinde açılmadığı tarihte tazminat talep hakkının düşeceği hüküm altına alınmıştır. 1999 Montreal Konvansiyonu m.35’te de aynı şekilde bir düzenleme mevcuttur. Maddenin ikinci fıkrasında iki yıllık sürenin hesaplanması yöntemini davaya bakan mahkemenin kuralları tarafından belirleneceği ifade edilmiştir.
E) SONUÇ

Havayolu taşımacılığının son yüzyılda göstermiş olduğu büyük değişim, elbette bu alanla ilgili olarak hukuki uyuşmazlıkların hem çeşit hem de sayı itibariyle artmasına sebep olmuştur. Bu çerçevede öncelikli olarak uluslararası alanda havayolu taşımacılığında uygulanacak hukuk kurallarının kodifikasyonu yönünde adımlar atılmıştır. Bunlardan ilki, Varşova/Lahey sistemi olarak adlandırılan bir dizi anlaşma ve protokolün temelini oluşturan 1929 Varşova Konvansiyonudur. Söz konusu konvansiyon, zaman içerisinde değişen şartlara bağlı olarak bir çok kez ek protokollerle değiştirilmiş olsa da, temel bazı kurallar aynen korunmuştur. Bu husus, hiç şüphesiz 1999 Montreal Konvansiyonu açısından da geçerlidir.
Türk Hukuku açısından ise, taşıma hukukunun ülkemizde yeni gelişen ve giderek önemsenmeye başlanan bir alan olmasıyla paralel olarak, havayolu ile taşımalar açısından uygulanacak kuralların belirlenmesi oldukça geç bir tarihte gerçekleşmiştir. 1983 tarih ve 2920 sayılı ‘’Türk Sivil Havacılık Kanunu’’, ülkemizde havayolu ile yük veya yolcu taşımalarına uygulanacak temel kanuni düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Büyük oranda Varşova/Lahey sisteminin kuralları doğrultusunda oluşturulan bu kanun yurt içi havayolu taşımacılığına ilişkin ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda ilk olarak başvurulacak kanunu durumundadır. Hal böyle olmakla birlikte, bu kanunda hüküm bulunmayan durumlarda, havayolu ile taşımalara ilişkin uluslar arası sözleşmelere başvurulacağının belirtilmesi, Varşova/Lahey sisteminin ehemmiyetini gözler önüne sermektedir. Ancak kanunun, uygulanacak kuralları belirlerken sözleşme şartlarını ve Borçlar Kanunu’nu atlamış olması kanaatimizce bir eksikliktir. Zira daha önce de belirtildiği gibi, havayolu ile yük taşımalarında yükün ziyaı veya hasarı durumunda taşıyan açısından ortaya çıkacak olan sorumluluk, kural olarak ‘’akdi sorumluluk’’tur. Dolayısıyla, bu husus gözetilerek, uyuşmazlıkların çözümü açısından havayolu ile yük taşıma sözleşmesindeki şartlar ve Borçlar Kanunu’nun meselenin mahiyetine uygun düşecek hükümleri yol gösterici olacaktır.




KAYNAKÇA

BELBEZ/Hikmet, ‘’Nakil Sözleşmesi ve Nakliyecinin Sorumu’’, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/239/2104.pdf)

BOZABALI/Banu BOZKURT, Havayoluyla Yolcu Taşımalarında Yolcunun Ölüm Veya Cismani Zarara Uğraması Haline İlişkin Yapılacak Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi C.2, S.2, Yıl 2012

EREN/Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta, İstanbul 2010

SÖZER/Bülent, Havayolu İle Yük Taşıma Sözleşmesi, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2009

TÜZÜNER/Özlem, ‘’Karayoluyla Eşya Taşıma Sözleşmesinin Hukuki Niteliği ve İş görme Amacı Güden Sözleşmelerle İlişkisi’’ (http://portal.ubap.org.tr/App_Themes/Dergi/2012-101-1201.pdf )

ÜLGEN/Hüseyin, Hava Taşıma Sözleşmesi, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 1987

YAVUZ/Cevdet, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta, İstanbul 2011
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Havayolu İle Yük Taşıma Sözleşmesinde Yükün Ziyaı Ve Hasarı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Numan Tekelioğlu'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
16-05-2014 - 15:50
(1920 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Henüz hiç değerlendirilmedi.
Okuyucu
5461
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 saat 27 dakika 32 saniye önce.
* Ortalama Günde 2,84 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 31752, Kelime Sayısı : 4571, Boyut : 31,01 Kb.
* 2 kez yazdırıldı.
* 1 kez arkadaşa gönderildi.
* 3 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1772
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03189898 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.