Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Fahiş Cezai Şartın Tenkisi

Yazan : Özge Yücel [Yazarla İletişim]
Doktora Öğrencisi

Yazarın Notu
Makale şurada yayımlanmıştır, verilecek atıflar için bu künyeye başvurulması rica edilir: Prof. Dr. Sarper Süzek'e Armağan, Ankara 2011, 2945-2956

FAHİŞ CEZAİ ŞARTIN TENKİSİ

Özge Yücel

GİRİŞ

Borçlar Kanunu’nun 161. maddesine göre sözleşen taraflar cezai şartın tutarını belirlemekte özgürdür. Ceza, yasaya ya da ahlaka aykırı bir borcu teyit için şart edilmiş ya da aksine sözleşme olmadığı halde borcun ifası borçlunun sorumluluğunu gerektirmeyen bir durum nedeniyle olanaksız hale gelmişse şart edilen cezanın ödenmesi istenemez. Maddenin üçüncü ve aynı zamanda son fıkrasına göre yargıç, fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükelleftir. Maddenin ilk fıkrası tarafların sözleşme özgürlüğünü kural olarak öngörmüş ancak maddenin üçüncü fıkrasında sözleşme özgürlüğü sınırlanarak yargıca sözleşme ilişkisine müdahale yetkisi tanınmıştır . Maddenin ikinci fıkrası ise cezai şartın borcun ferilerinden biri olduğunu göstermektedir. Çalışmamızın konusu fahiş cezai şartın tenkisi olduğundan maddenin ikinci fıkrası incelemenin dışında kalmaktadır.

I. Tenkisin Kısmi Butlandan Farkı

Cezai şartın miktarının yüksekliği, her zaman bunun tenkise tabi olduğu anlamına gelmez. Bazı durumlarda cezai şart, yargıcın kararına gerek kalmadan tümden ya da kısmen geçersizdir, yani yargıcın kararı geçersizlik durumunda yenilik doğurucu değildir; ama 161/3’te yargıca tanınan sözleşmeye müdahale yetkisi gereği tenkise gidildiğinde tenkis kararı yenilik doğurucu nitelik taşır . Cezai şartın hangi durumda tümden ya da kısmen geçersiz olduğu Borçlar Kanunu’nun 20. maddesine göre belirlenir. Söz konusu maddeye göre bir sözleşmenin konusu olanaksız ya da hukuka ya da ahlaka aykırı olursa o sözleşme geçersizdir. Sözleşmenin içerdiği koşullardan yalnız bir kısmının geçersizliği sözleşmeyi tümden geçersiz kılmayıp yalnız şart geçersiz olur. Fakat bunlar olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı anlaşılırsa sözleşmenin tamamı geçersiz sayılır. Öyleyse cezai şart ahlaka aykırı görülecek kadar yüksek tutarda kararlaştırılmışsa kısmen ya da tamamen geçersiz olacaktır. Ancak cezai şart ahlaka aykırı olmayıp fazla yüksek görülürse tenkis edilir. Ancak takdir edilmelidir ki bu ikisi arasında sınırı belirlemek ve üstelik sözleşme özgürlüğünü fazla kısıtlamadan bunu yapmak kolay değildir. Bu nedenle aşağıda ele aldığımız gibi değiştirilmiş kısmi butlan kuramına başvurmak belki de bu sorunları giderecektir.

II. Tenkisin Koşulları

A. Geçerli ve Gerçek Bir Cezai Şartın Bulunması

Cezai şartın tenkis edilebilmesi için öncelikle gerçek anlamda ve geçerli olarak bir cezai şartın taraflar arasında kararlaştırılmış olması gerekir . Buna karşılık gerçek anlamda bir cezai şart olmayan dönme cezasının indiriminin istenemeyeceği ileri sürülmektedir ; ancak Serozan’a göre dönme cezası da indirime bağlı tutulabilir . Kanımızca da 161/3’ün örneksenerek uygulanması olanaklıdır; dönme cezasının tenkis edilmemesi adalete ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracaktır .
Para dışında bir edimin cezai şart olarak kararlaştırıldığı durumlarda da cezai şart tenkis edilebilir . Borçlar Kanunu’nun 160. maddesinin yaptığı gönderme sonucu sözleşmeden dönme durumunda kısmen ifa edilen edimin alacaklıda kalmasının kararlaştırıldığı sözleşmeler için de cezai şart hükümleri uygulanacak olmakla birlikte taksitle satışa ilişkin hükümleri saklı tutmuştur . Borçlar Kanunu’nun 104. maddesinin ikinci fıkrasına göre de temerrüt faizinin mahkemeye ya da icraya başvurma gününden başlayarak işleyeceğine ilişkin kuralın aksine yapılan anlaşmaların cezai şart ile ilgili hükümlere göre takdir edilir. Dolayısıyla bu nitelikteki anlaşmalar da tenkise bağlı tutulabilir . Ayrıca bağımsız cezai şartların yani taahhüt edilmeyen bir eylemin ifası durumunda bir edimin taahhüdü durumunda da kıyas yoluyla indirime bağlı tutulabileceği belirtilmektedir . Eksik cezai şartın dahi tenkis edilebileceği belirtilmektedir .

B. Cezai Şartın Muaccel Olması

Cezai şart muaccel olmadıkça ne borçlu cezai şartın indirilmesini isteyebilir ne de yargıç indirmeye karar verebilir . Çünkü cezai şart muaccel olmadan önce bağımsız bir alacak değildir ; bu nedenle cezai şartın indirilmesi istenemeyeceği gibi fahiş olduğuna ilişkin tespit davası dahi açılamaz .

C. Cezai Şartın Fahiş Nitelikte Olması

Cezai şartın fahiş olup olmadığı, birçok ölçüte göre ele alınarak değerlendirilebilir . Ayrıca belirtilmelidir ki yargıcın takdir yetkisi bu konuda belirleyicidir . Peşinen belirtilmelidir ki alacaklının zararından daha yüksek cezai şart belirlenmesi bunun fahiş olduğunu göstermeye yeterli değildir . Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken taraflar arasındaki hukuksal ilişkinin niteliği, süresi, borcun tarafların ekonomik özgürlüğü üzerindeki etkisi, tarafların ekonomik durumu arasındaki denge, tarafların cezai şartı belirlerken içinde bulunduğu durum, alacaklının asıl borcun ifasından sağladığı korunmaya değer maddi ve manevi menfaat ile cezai şart tutarı arasındaki oran, borcun ihlalinin ağırlığı , kusurun derecesi göz önüne alınmalıdır . Ancak cezai şart mutlaka zararı temin etmek için öngörülmediğinden cezai şartın zarar tutarını aşması tek başına tenkisi gerektirmez, bu unsur diğer unsurlarla birlikte değerlendirilebilir . Yani taraflardan biri çok güçlü, diğeri zayıf durumda ise ya da cezai şartın temin ettiği borç, borçlunun ekonomik özgürlüğünü çok kısıtlıyorsa cezai şartın fahiş olduğu kanısına varılabilir . Diğer yandan alacaklının gerçekleşen zararı yanında olası zararı, cezai şartla güdülen amaç dikkate alınmalıdır . Dolayısıyla cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken hem nesnel hem de öznel koşullar hesaba katılmalıdır. Bir yandan cezai şart tutarı nesnel olarak yüksek olmalı, diğer yandan da bu yükseklik tarafların öznel durumu itibarı ile adalet ve hakkaniyete aykırı düşmelidir .

D. İş Ticari Nitelikte ise Borçlunun Tacir Olmaması

Türk Ticaret Kanunu’nun 24. maddesine göre tacir sıfatını haiz bir borçlu, Borçlar Kanununun 104. maddesinin ikinci fıkrasıyla 161. maddesinin üçüncü fıkrasında ve 409. maddesinde yazılı hallerde, fahiş olduğu iddiasıyla bir ücret veya cezanın indirilmesini mahkemeden isteyemez. Bu hükümle tacirin basiretli davranması gerektiği için cezanın indirilmesini fahiş olduğu iddiasıyla isteyemeyeceği öngörülmüştür . Öğretide haklı olarak tacirin her işinde değil ticari işleriyle ilgili olarak cezanın indirilmesini isteyemeyeceği belirtilmektedir . Bu kapsamda tacirin ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığı bir iş sözleşmesi tacir bakımından ticari bir iştir ve burada da tacirin cezai şartın tenkisini isteyememesi ama işçinin isteyebilmesi gerekir . Ticari iş olarak kabul edilen bir borç ilişkisinde dahi borçlu olan tacir değilse TTK 24. madde uygulanmayacak ve cezai şart tutarının indirilmesi istenebilecektir . Buna karşılık tacir, iş ticari nitelikte olsa bile cezai şartın ahlâka aykırılık nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürebilecektir .

E. Borçlunun Ödemede Bulunmaması

Türk/İsviçre Borçlar Kanunu’nda Alman Medeni Kanunu’nun aksine bu konuda bir düzenleme yapılmamıştır . Bu nedenle cezai şart ödendikten sonra tenkisinin istenip istenemeyeceği tartışmalıdır. Genellikle kabul edilen görüşe göre borçlu, herhangi bir çekince ileri sürmeden cezai şart tutarını öderse daha sonra bunun indirilmesini isteyemez . Dolayısıyla cezai şartın tenkisi için borçlunun henüz ödemede bulunmamış olması ya da çekince ile ödemiş olması gerekir . Dönme cezasının kıyas yoluyla tenkisinde ise dönme cezası baştan ödenmiş olsa bile bunun tenkise engel olmaması gerekir . Çünkü ifaya ekli ya da seçimlik cezai şarttan farklı olarak dönme cezası daha sözleşme yapıldığında sonuçları öngörülmeden ödenmektedir . Ödenmiş cezai şartın geri istenebilmesi için ahlaka aykırılık nedeniyle BK 20. maddeye göre geçersiz olması gerekir. Ödenmiş cezai şartın tenkisinin istenebileceğini ileri sürenler, bu ayrımı gözden kaçırmaktadır; diğer yandan bu savın ileri sürülmesi hukuksal ilişkilerde bulunması gereken istikrar ve kesinliğin önüne geçmektedir, ödeme yapan borçlunun ne zaman tenkisi isteyebileceği zamanaşımı süresi içinde belirsiz kalır .

F. Borçlunun Tenkisi İstemesi

Tenkis kararı verilebilmesi için borçlunun bu yönde istemde bulunmasının gerekli olup olmadığı konusunda yasada açık bir hüküm yoktur. Ancak genellikle kabul edilen görüşe göre mahkemenin tenkise karar verebilmesi için borçlunun tenkis isteminde bulunması gerekir . Buna gerekçe olarak gabinde borçlunun irade açıklamasında bulunmasını arayan BK 21. madde gösterilmektedir, gabinde borçlunun irade açıklaması aranıyorsa cezai şartın tenkisinde de aranması gerekir . Tenkis istemi, genellikle kabul edilen görüşe göre yenilik doğurucu bir irade açıklamasıdır . Bu istem, dava, karşı dava ya da defi olarak ileri sürülebilir . Mahkeme, kendiliğinden harekete geçerek cezai şartta indirim yapamaz, bir yargılama sırasında cezai şartın fahiş olduğunu düşünse bile borçlu indirim istemedikçe mahkeme buna karar veremez. Yasada yargıcın indirmekle yükümlü olduğu yönünde yapılan değişiklik sonrasında yargıcın kendiliğinden araştırarak indirmeye karar verip veremeyeceği tartışılmış olsa da kanımızca bu yükümlülük, böyle bir istem ileri sürüldüğünde cezanın fahiş tutarda olup olmadığını inceleyerek fahiş ise indirmeye ilişkindir, usul yönünden özel bir kural getirilmemiştir . Dolayısıyla tenkis için gerekli koşulların bulunduğunu kanıtlama yükü yine bunu iddia eden borçlunun üzerindedir . Tenkis istemi, yenilik doğurucu bir irade açıklaması olduğundan zamanaşımına bağlı değildir, borç zamanaşımına uğramadıkça her zaman ileri sürülebilir .

III. Yargılama ve Karar

Borçlunun tenkis davası açması sonucunda yargıç, cezai şartın tutarının fahiş nitelikte olduğu kanısına varırsa bunu indirmeye karar verir. Aşırılığın saptanmasında esas alınacak an yasada belirlenmemiştir, öğretide ise tartışmalıdır. Genellikle kabul edilen görüşe göre yargıç, karar vereceği anı esas almalıdır, daha öncesini esas aldığında tarafların menfaat durumunda meydana gelebilecek değişiklikler nedeniyle hakkaniyete aykırı sonuçlar doğabilir . Diğer yandan hangi anın esas alınacağını yargıcın takdirine bırakmak da keyfi kararlar verilmesine yol açacaktır, benzer durumlarda farklı kararlarla karşılaşılacaktır . Ne kadar indirileceği yasada açıkça öngörülmemiştir. Bununla birlikte BK 161/3’e göre cezanın tamamen kaldırılamayacağı kabul edilmektedir . Tenkis ile amaçlanan, makul bir hadde indirmektir. Ne kadar cezanın makul olduğuna tarafların ekonomik durumu karşılaştırılarak, asıl borç ilişkisi göz önünde tutularak yargıç tarafından karar verilecektir. Burada olası ve kanıtlanamayan zararlar da göz önünde tutulur . Ayrıca cezai şartın bir tazminattan öte teminat işlevi yüklendiği de unutulmamalıdır. Yargıcın makul haddi alacaklının asıl borcun ifasındaki menfaatlerini rahatlıkla karşılayan, ancak bunu abartılı biçimde aşmayan bir tutara indirerek belirleyebileceği belirtilir . İndirme sonucunda cezanın yüksekliğinin borçlu açısından adalet ve hakkaniyete aykırı olmamakla birlikte alacaklı açısından da aynı derecede adaletsiz olmamasına dikkat edilmelidir . Yargıcın verdiği karar yenilik doğurucu niteliktedir . Bununla birlikte indirme kararı, geçmişe etkilidir .

IV. Tenkisin Değiştirilmiş Kısmi Butlanla İlişkisi

Değiştirilmiş kısmi butlan, kısmen geçersiz bir sözleşmede geçersiz hükmün yerine emredici ya da tamamlayıcı bir yasa hükmünün ya da yargıcın koyacağı hükmün yani geçerli bir ikame hükmün geçerek sözleşmedeki boşluğun doldurulmasıdır . Yani aslında ikame kural getirilmediğinde geçerli olmaya devam eden bir sözleşme ilişkisinde boşluğun doldurulması için değiştirilmiş kısmi butlan kuramına başvurulur.
Fahiş cezai şartın tenkisi, makul hadde indirgeme biçiminde kendini gösterir. Makul hadde indirgeme, bir sözleşmede edimler arasındaki aşırı dengesizliğin edimin makul hadde indirilmesi yoluyla sözleşme ilişkisinin ayakta tutulması ya da edimin hukuka aykırılık ya da ahlaka aykırı görülen aşırılığının giderilmesi yoluyla sözleşmeyi geçerli kılmaktır.
Makul hadde indirgemenin değiştirilmiş kısmi butlan olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Değiştirilmiş kısmi butlan görüşünden hareket edilmediğinde makul hadde indirgemenin aslında bir sözleşmenin bir hükmünün bir kısmının geçerli, bir kısmının ise geçersiz sayılmasından ibaret olduğu görülür. Yani o hüküm tamamen geçersiz sayılmayıp aşırı kısmı geçersiz kabul edilir. Böyle olunca makul hadde indirgemenin değiştirilmiş kısmi butlan olduğu kabul edilmez . Ancak o hüküm bir bütün olarak görüldüğünde tamamı ile geçersiz kabul edilir ve yerine geçerli bir ikame kural konulduğunda makul hadde indirgeme değiştirilmiş kısmi butlan sayılır . Kanımızca ikinci görüş daha isabetlidir; çünkü her zaman aşırılığın ne olduğunu kesin olarak öngörmek olanaklı değildir. Böyle olunca bir sözleşme hükmünün bir kısmının hâkim kararı ile batıl olup diğer kısmının geçerli olduğunu ileri sürmek yerine hukuk düzeninin sözleşmenin o hükmünü o haliyle geçersiz kıldığını ve yerine geçerli başka bir kural belirlenebileceğini ileri sürmek, daha tutarlı ve butlan yaptırımına daha uygundur. Ayrıca belirtilmelidir ki makul hadde indirgeme, TTK 1466. madde bakımından düşünüldüğünde emredici bir kural nedeniyle edimin haddini objektif biçimde yasal hadde düşürme ile sınırlı görülebilirken değiştirilmiş kısmi butlan görüşünde böyle bir yasal hüküm olmadığı halde tarafların varsayımsal iradesinden hareketle sözleşme hükmü yeniden belirlenebilmektedir . Kramer, salt izin verilen hadde indirgemekle yetinmenin sözleşmenin güçlü tarafını zayıf tarafı üzerinde aşırı edimler üzerinden sözleşme kurma konusunda baskı yapmasını kolaylaştıracağı gerekçesiyle değiştirilmiş kısmi butlan kuramını yeğlemektedir .
Cezai şartın tutarının ahlâka aykırı mı yoksa yalnızca fahiş mi olduğunu belirlemek çok güçtür. Zaten fahiş tutar ile ahlâka aykırı tutar arasındaki çizgi de anlaşılabilir değildir. Bu nedenle kanımızca ikili ayrıma gitmek yerine cezai şart tutarı fahiş ise bu tutar geçersiz sayılarak yargıç tarafından ikame kural belirlenmesi yoluyla makul bir tutar üzerinden cezai şartın taraflar arasında geçerli olduğuna karar vermek gerekir. Tacirler lehine görülebilecek bu çözümden güçlüyü zayıf karşısında koruduğu anlamı çıkarılamaz. Tacirin tüketiciyle arasındaki bir sözleşme ilişkisinde tacirin cezai şartın fahiş olduğunu ileri sürememesini, tacirin basiretli davranma yükümünden çok normun koruma amacında aramak gerekir. Fahiş cezai şartın tenkisi, sözleşme ilişkisinde zayıf durumdaki tarafı korumak olduğuna göre müzakere etmeksizin sözleşme koşullarını kabul etmeye zorlayan taciri korumak normun amacıyla bağdaşmayacak ve makul hadde indirgemeden söz edilemeyecektir. Ancak tacir yine bir başka tacirle sözleşme yapmışsa sırf tacirin basiretli davranma yükümünden söz açıp fahiş cezai şartın tenkisi için ekonomik açıdan çöküntüye uğramasını aramaya gerek yoktur. Dolayısıyla makul hadde indirgemede normun koruma amacından hareket edilmeli ve fahiş cezai şartın ahlaka aykırı olup olmadığı tartışması yapılmadan değiştirilmiş kısmi butlan kuramı yeğlenmelidir.

SONUÇ

Fahiş cezai şartın tenkisi, Borçlar Kanunu’nun 161. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülmüştür. Nitelik itibariyle tenkisin yargıcın sözleşme ilişkisine müdahalesi olduğu ve yargıcın kararının yenilik doğurucu nitelikte olduğu görülür. Bununla birlikte yargıcın sözleşmeye müdahale ederek cezai şartı tenkis edebilmesi için borçlunun geçerli olarak indirim isteminde bulunması gerekir. İndirim isteminin geçerli olabilmesi için cezai şartın gerçek ve geçerli, muaccel olması gerekir. Buna karşılık gerçek olmayan bazı cezai şartlar için de tenkise ilişkin hükümlerin örneksenerek uygulanması olanaklıdır. Yargıcın tenkise karar verebilmesi için borçlunun ödemede bulunmaması gerektiği genellikle kabul edilmektedir. Ayrıca yargıç cezai şartın fahiş nitelikte olduğunu takdir etmelidir. Tutarın nesnel olarak yüksekliği fahiş olması için yeterli değildir, bunun yanında tarafların ekonomik durumları, alacaklının haklı menfaatleri, borcun ihlalinin ağırlığı, kusurun derecesi gibi unsurlarla birlikte değerlendirildiğinde hakkaniyete aykırı düşmelidir. Kanımızca ahlâka aykırılık ile indirme için aranan fahiş nitelik arasında sınır çizmek oldukça zordur. Bu nedenle yargıcın değiştirilmiş kısmi butlan kuramı uyarınca ahlâka aykırı görülebilecek ya da indirilmesi gereken cezai şart tutarını geçersiz sayıp yerine makul tutarda bir cezai şart tutarını ikame kural olarak belirlemesi daha kolay, adalete ve hakkaniyete uygun ve teorik tartışmaları en aza indirecek bir çözümdür.

KAYNAKÇA

Ateş, Derya: Borçlar Hukuku Sözleşmelerinde Genel Ahlâka Aykırılık, Ankara 2007
Başpınar, Veysel: Borç Sözleşmelerinin Kısmi Butlanı, Ankara 1998
Battal, Ahmet: “Tacirin İş Kanunu’na Tâbi Bir Sözleşmeden Doğan Cezaî Şart Borcuna TK. 24 (İndirim Yasağı) Uygulanabilir mi?”, BATİDER, C. XX, S. 2, 1999, s. 15-23
Becker, H.: Obligationenrecht I. Abteilung Allgemeine Bestimmungen Art. 1-183, Bern 1941
Bilge, Necip: Cezaî Şart, E. Arsebük Armağanından ayrı bası, Ankara 1957
Ehrat, Felix R.: Basler Kommentar zum Schweizerischen Privatrecht Obligationenrecht I Art. 1-529 OR, Herausgeber Heinrich Honsell/Nedim Peter Vogt/Wolfgang Wiegand, 3. Auflage, Basel Genf München 2003
Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, İstanbul 2003
Gauch, Peter/Schluep, Walter R.: Schweizerisches Obligationenrecht Allgemeiner Teil ohne ausservertragliches Haftpflichtrecht, Band I, 9. Auflage, bearbeitet von Schmid, Jörg/Emmenegger, Susan, Zürich 2008
Gauch, Peter: “ “Modifizierte” Teilnichtigkeit Anmerkungen zu BGE 107 II 216 ff.”, recht 1983, s. 95-100
Kılıçoğlu, Ahmet: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 9. Bası, Ankara 2007
Kocaağa, Köksal: Türk Özel Hukukunda Cezai Şart (BK. m. 158-161), Ankara 2003
Kocayusufpaşaoğlu, Necip: Borçlar Hukukuna Giriş Hukuki İşlem Sözleşme, 4. Bası, İstanbul 2008 (Borçlar Hukuku)
Kocayusufpaşaoğlu, Necip: “ “Değişik Kısmi Hükümsüzlük” ve “Genişletilmiş Kısmi Hükümsüzlük” Kavramları İle İlgili Düşünceler”, Prof. Dr. Selim Kaneti’ye Armağan, İstanbul 1996 (Düşünceler), s. 25-33
Kramer, Ernst A.: Berner Kommentar, Schweizerisches Zivilgesetzbuch Das Obligationenrecht Band VI, 1. Abteilung Allgemeine Bestimmungen, 2. Teilband, Unterteilband 1a, Inhalt des Vertrages Kommentar zu Art. 19-22 OR, Bern 1991
Nomer Ertan, Füsun: “İş Aktinden Doğan Cezaî Şart Hükümlerine TTK m. 24 Uygulanır mı?”, Prof. Dr. Hüseyin Ülgen’e Armağan, Birinci Cilt Ticaret Hukuku, İstanbul 2007, s. 29-37
Oğuzman, Kemal/Öz, Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 6. Basıdan Tıpkı 7. Bası, İstanbul 2009
Schwenzer, Ingeborg: Schweizerisches Obligationenrecht Allgemeiner Teil, Vierte, überarbeitete Auflage, Bern 2006
Serozan, Rona: Medeni Hukuk Genel Bölüm, 2. Bası, İstanbul 2008
Serozan, Rona: Sözleşmeden Dönme, İstanbul 1975
Tunçomağ, Kenan: Türk Hukukunda Cezaî Şart, İstanbul 1963
Von Tuhr, Andreas: Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, Cilt 1-2, çev. Cevat Edege, 2. Baskı, Ankara 1983
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Fahiş Cezai Şartın Tenkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Özge Yücel'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
08-11-2012 - 11:03
(2828 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 2 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
11378
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 gün 16 saat 58 dakika 58 saniye önce.
* Ortalama Günde 4,02 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 18878, Kelime Sayısı : 2392, Boyut : 18,44 Kb.
* 10 kez yazdırıldı.
* 12 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1542
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,03368711 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.