Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Yasama Bağışıklıklarından Yasama Sorumsuzluğu

Yazan : Reyhan Azak [Yazarla İletişim]
Hukuk Fakültesi Öğrencisi

YASAMA BAĞIŞIKLIKLARINDAN YASAMA SORUMSUZLUĞU


Yasama sorumsuzluğu, milletvekillerinin yasama fonksiyonu ile ilgili olarak Mecliste kullandıkları oy, söyledikleri söz ve ileri sürdükleri düşünce nedeniyle, bunlar suç niteliği taşısalar bile, Meclis dışında herhangi bir makam tarafından sorumlu tutulamamalarıdır[1], herhangi bir cezai soruşturmaya uğramamalarıdır.
Sorumsuzluk, Anayasadaki koşullar dahilinde, ceza kanunları önünde milletvekillerinin sorumlu olmamasını ve sorumsuzluk kapsamına giren eylemlerde hukuki sorumluluklarının da istenememesini ifade eder. Başka bir deyişle, bir üyenin oy, söz veya düşüncesi ceza kanunlarına göre suç oluştursa bile cezalandırılabilmesi mümkün değildir ve bu nedenle milletvekillerinin hukuki sorumlulukları (sorumsuzluk kapsamında tazminat davası) da istenemez.[2] Yasama sorumsuzluğu, cezai takibata karşı mutlak olarak korur. Sorumsuzluk, suçun hukuka aykırılığını kaldırmasa da, cezalandırılabilme yolunu kapatır.[3] Sorumsuzluk, yasama organının milletvekillerine gerekirse disiplin cezası uygulayabilmesine engel oluşturmaz.[4]
Amaç, milletvekilinin yasama görevini özgürce yerine getirmesini ve böylece milli iradenin tam bir serbestlik içinde oluşmasını sağlamaktır. Anayurdu olan İngiltere'de söz hürriyeti olarak ortaya çıkmıştır.
1982 Anayasasının yasama sorumsuzluğunu düzenleyen 83. maddesinin birinci fıkrasına göre, "TBMM üyeleri, Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden ve bunları Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar." Bu düzenlemeden, yasama sorumsuzluğunun kapsamını belirlemedeki temel ölçüt olan "yasama fonksiyonu" kriterinin,1982 Anayasasında Meclis çalışmaları olarak ifade edildiği görülmektedir. Bu durumda, yasama sorumsuzluğunun kapsamını "kişiler", "yer" ve" fiiller" bakımından bu ölçütü esas alarak irdelememiz gerekmektedir.
a) Kişiler Bakımından
1924 ve 1961 Anayasaları gibi, 1982 Anayasası da 83. maddesinde, "TBMM üyeleri" demek suretiyle, yasama sorumsuzluğundan yararlanacak kişileri milletvekilleri ile sınırlamıştır. Anayasaya göre, bunun tek istisnası, 112. madde uyarınca milletvekili olmayan bakanların da yasama sorumsuzluğundan yararlanabilmeleridir. Anayasanın kabul ettiği parlamenter sistem gereği, yasama faaliyetlerine doğrudan katılan milletvekili olmayan bakanların da, yasama sorumsuzluğundan yararlanmaları doğaldır. Böylece, Anayasa, yasama sorumsuzluğunun kapsamını, Meclis çalışmaları içinde, yasama fonksiyonunun yerine ve dolayısıyla milli iradenin oluşumuna oy kullanarak doğrudan katılanlarla sınırlamış olmaktadır. Bu durumda, Meclis çalışmalarında dilekçe veren, tanık, uzman, memur, danışman gibi yasama faaliyetlerinin yerine getirilmesine dolaylı katılanlar, yasama sorumsuzluğundan yaralanamazlar. [5] Sorumsuzluktan kişiler bakımından, üzerinde durulması gereken diğer konular, Mecliste söylediklerini dışarıda tekrarlayan milletvekilinin ve Meclisteki görüşmeleri basın ya da medya ile yayımlayanların durumudur. 1982 Anayasası, önceki anayasalarımızda olduğu gibi, milletvekillerinin Mecliste söylediklerini dışarıda tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulamayacaklarını belirtmiştir.Bu kural, Meclis çalışmalarına, gerçek anlamda aleniyet kazandırmayı amaçlamaktadır. Ancak, 1982 Anayasası, önceki anayasalarımızdan farklı olarak bir sınırlama getirmiştir. Konuya ilişkin olarak, Anayasanın 83. maddesine göre, Meclis kararı ile, milletvekillerinin Mecliste söylediklerini Meclis dışında yinelemesine engel olunabilecektir. Aksi halde buna uymayan milletvekili, yasama sorumsuzluğundan yararlanamayacaktır. Uygulamada daha çok muhalefet aleyhine işleyecek bu düzenleme ile, 1982 Anayasasının yasama sorumsuzluğunu bir ölçüde nispîleştirdiği söylenebilir. 1982 Anayasasının 97. maddesi, TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerin açık olmasını ve tutanak dergisinde tam olarak yayımlanmasını öngördüğü gibi; TBMM'deki açık görüşmelerin, Meclisçe başka bir karar alınmadıkça her türlü vasıta ile yayımlanmasına serbestlik tanımaktadır. Bu durumda, parlamento görüşmelerini yayımlayan basın ve medyanın da yasama sorumsuzluğundan yararlanması gerekir. Kuşkusuz sorun basın özgürlüğü ile de ilgilidir. Ancak, bu konuda, özellikle suç niteliğindeki sözlerin yayınında, istismarı önleyici kriterler de konulmalıdır. Kuşkusuz, aktarılan sözler suç niteliğinde olsa da tam, doğru, gerçeğe uygun, iyi niyetli yayınlar yasama sorumsuzluğundan yararlanmalıdır. Buna karşın, gerek amacı gerekse zamanlaması bakımından[6] kötü niyetli yayınlar için basın özgürlüğü ve yasama sorumsuzluğu kurumu bir istismar aracı yapılmamalıdır.


b) Yer Bakımından
1982 Anayasası, yasama sorumsuzluğunun yer bakımından kapsamını, 1961 Anayasasında olduğu gibi, "Meclis çalışmalarındaki" ifadesiyle belirlemiştir. Böylece, Anayasa, yasama sorumsuzluğunun kapsamını belirli bir mekanla sınırlamamış, işlevsel olarak yasama fonksiyonunun yerine getirildiği her yer olarak öngörmüştür. Bu nedenle, Meclis çalışmaları deyimini geniş anlamda yorumlamak gerekir. Bu deyim, Meclis Genel Kurul toplantılarının yanında, komisyon ve siyasi parti grup toplantılarını da kapsar. Bu doğrultuda, meclis soruşturması ve meclis araştırması komisyonlarının Meclis dışında, Ankara hatta yurt dışındaki toplantı ve çalışmaları da yasama fonksiyonunun birer parçası olarak Meclis çalışmaları içine girer. Keza, TBMM'yi temsilen, ulusal üstü kuruluşlarda veya başka ülkelerde bulunan milletvekillerinin buralardaki çalışma ve faaliyetleri de yasama sorumsuzluğu kapsamındadır.

c)Fiiller Bakımından
Anayasa, yasama sorumsuzluğunun fiiller bakımından kapsamını da 1961 Anayasasında olduğu gibi, milletvekillerinin Meclis çalışmalarındaki "oyları, sözleri ve düşünce açıklamaları" ile sınırlamıştır. Yasama sorumsuzluğunun amacı, Mecliste söz hürriyetini korumak ve milli iradenin özgürce oluşmasını sağlamak olduğuna göre, Anayasanın sorumsuzluğun kapsamını, bunu sağlamaya yönelik eylem ya da işlemlerle sınırlaması doğaldır.Anayasanın yasama sorumsuzluğunun kapsamı içinde tuttuğu "oy, söz ve düşünce açıklamaları" fiillerinin ortak özellikleri, milletvekillerinin düşüncelerini ortaya koyabilmesi ve milli iradenin özgürce oluşması için "elverişli ve zorunlu" araçlar oluşlarıdır. Dolayısıyla, milli iradenin oluşumuna katkısı olmayan, ona yabancı yaralama, adam öldürme ve hırsızlık gibi eylemler, bir milletvekili tarafından ve Meclis çalışmaları sırasında işlenmiş de olsa yasama sorumsuzluğu kapsamına girmezler.
Öte yandan yasama sorumsuzluğu kapsamına giren fiilleri ve suçları tüketici sayımla belirlemek de mümkün değildir.Yasama sorumsuzluğu kapsamına girebilmesi için önemli olan, Meclis çalışmalarındaki eylem ya da suçların oy, söz, düşünce açıklaması yoluyla yapılmış ya da işlenmiş olmasıdır. Bu doğrultuda, hakaret ve sövmenin yasama sorumsuzluğu kapsamına girip girmediği, yasama sorumsuzluğu kurumunun en çok tartışılan konularından biridir. Niteliği itibariyle hakaret ve sövme, düşünce özgürlüğü kapsamına girmeyen ifadeler olup, yasama fonksiyonunun yerine getirilmesine de yabancıdırlar. Bunun içindir ki, bazı Anayasalar açıkça hakaret ve sövmeyi yasama sorumsuzluğu dışında tutmuşlardır. Ancak, bizim anayasalarımızda bunları sorumsuzluk kapsamı dışında bırakan bir kural bulunmamaktadır. Hakaret ve sövme ile düşünce özgürlüğünün sınırlarını belirlemenin güçlüğü karşısında,[7] öğretide de yaygın kabul gördüğü üzere,[8] Türkiye'de hakaret ve sövmeyi yasama sorumsuzluğu kapsamında tutmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Milletvekillerinin herhangi bir yönde oy kullanmak için rüşvet alması yasama sorumsuzluğu kapsamına girmez. Çünkü, Türk Ceza Kanununa göre rüşvet suçunun oluşabilmesi için menfaat karşılığı olan vaadin yerine getirilmesi şart değildir.[9] Böyle olunca da rüşvet suçu oy vermeden önce tamamlandığı için, henüz ortada bir yasama fonksiyonu yoktur ve milletvekili verdiği oydan değil, oy vermezden önce rüşvet almaktan dolayı suçludur.[10]
Bu düzenlemeye göre yasama sorumsuzluğunun şartları şunlardır[11]:
(1) Eylemin, Meclis çalışmaları sırasında işlenmiş olması gerekir. Meclis çalışmaları deyimi; Meclis Genel Kurulu Toplantıları, komisyon toplantılarını, siyasi partilerin grup toplantılarını ve meclis araştırması ve meclis soruşturması komisyonlarının Meclis dışındaki çalışmalarını ifade eder.
(2) Eylem ve işlemin oy, söz ve düşünce açıklaması yolu ile işlenmiş ve yapılmış olması gerekir. Oy, söz ve düşünce açıklamasının içeriği ne olursa olsun ve hangi konuyla ilgili olursa olsun yasama sorumsuzluğunun kapsamına dahildir. Bu nedenle hakaret ve sövme suçlarını işleyenler de sorumsuzluktan yararlanır. Buna karşılık, oy, söz ve düşünce açıklaması niteliğinde olmayan öldürme ve müessir fiiller ( yaralama, dövme gibi) yasama sorumsuzluğunun kapsamına dahil değildir.
Örneğin bir milletvekilinin, önemli bir kanunun görüşülmesinde bir başka milletvekiline, "basiretsiz adam" şeklinde söz söylemesi durumunda sorumsuzdur; bu sözü nedeniyle milletvekili ne cezai bir tatbikata uğrar, ne de bu sözü nedeniyle tazminata mahkûm edilebilir. Dikkat edilirse eylem, hem yasama faaliyetinden doğmuştur, hem de söz söyleme şeklinde gerçekleşmiştir. Ancak aynı milletvekili, kanunun görüşülmesi sırasında, diğer milletvekiline yumruk atmış olsaydı, eylem yasama faaliyetinden kaynaklanmış dahi olsa, söz söylemek biçiminde gerçekleşmediği için sorumlu olacaktı.
Yasama sorumsuzluğunun özellikleri ise şunlardır[12]:
(1) Yasama sorumsuzluğu cezai ve hukuki takibata karşı milletvekiline mutlak koruma sağlar.
(2) Yasama sorumsuzluğu süreklidir. Bu nedenle, milletvekilleri hem milletvekilliği süresince hem de milletvekilliği sona erdikten sonra hiçbir cezai takibata tâbi tutulamazlar.
(3) Yasama sorumsuzluğu Meclis tarafından kaldırılamaz.
(4) Milletvekilleri, Meclis çalışmaları sırasında söyledikleri sözleri ve açıkladıkları düşünceleri Meclis dışında tekrarlamaktan dolayı da yasama sorumsuzluğundan yararlanırlar. Ancak, o oturumdaki Başkanlık Divanının teklifi üzerine Meclisçe başka bir karar alınmışsa, milletvekilleri bu söz ve düşüncelerini dışarıda tekrarlamaktan sorumludurlar.
(5) Milletvekili olmayan bakanlar da sorumsuzluktan yaralanırlar. ( AY. m. 112/4 ).
Bütün demokratik ülkelerde, yasama Meclisleri üyelerine, yasama görevlerini gereği gibi yerine getirebilmelerini sağlamak amacıyla bağışıklıklar ve dokunulmazlıklar tanınmıştır. Yasama Meclisi üyelerini bu şekilde diğer vatandaşlardan farklı bir statüye tâbi tutmanın amacı, şüphesiz, onları imtiyazlı ve hukukun üstünde bir grup haline getirmek değildir. Bağışıklıklarla sadece kamu yararının daha iyi gerçekleşmesi amaçlanmıştır. Diğer bir deyimle, milletvekilinin, kendisine sağlanan bu ayrıcalıklar ve dokunulmazlıklar sayesinde yasama görevinin daha iyi yapabilmesindeki kamu yararı, milletvekillerine tanınan ayrıcalıkların eşitlik ilkesini ihlâl etmesindeki kamu zararından daha büyüktür. [13]














[1] Bülent Tanör-Necmi Yüzbaşıoğlu, 6. Bası, Beta Basım, 2004-İstanbul, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, s.222

[2] Prof.Dr. Zehra Odyakmaz, Ümit Kaymak, İsmail Ercan 9. Bası İkinci Sayfa Yayınları 2008 Anayasa Hukuku ve İdare Hukuku s.139

[3]Teziç, s. 405 vd.

[4] TBMM İçtüzüğüne göre milletvekillerine, uyarma, kınama ve meclisten geçici çıkarma disiplin cezaları verilebilir.

[5] İngiltere, Fransa, ABD gibi ülkelerde tanık, dilekçe veren, uzman, danışman gibi parlamentoda konuşanlar, işlemlere ya da çalışmalara katılanlar da yasama sorumsuzluğundan yararlanabilmektedir. (E. Teziç, Anayasa Hukuku, s.369-370).

[6] Bu konuda 1924 Anayasası dönemindeki uygulamalar için bkz. M. Kıratlı,Parlamenter Muafiyetler,AÜSBF
Yayını, Ankara 1961.



[7] Milletvekilinin konuşma esnasında kapıldığı coşkuyla yüksek sesle konuşması ya da elini kürsüye vurması gibi davranışlar da yerine göre hakaret ya da sövme niteliğine dönüşebilir. Oysa, bunlar çoğu kez ifadeyi güçlendiren ve dikkati çekmek amacıyla yapılan konuşma süreci içindeki doğal davranışlardır.

[8] E. Teziç, Anayasa Hukuku, s. 373-374; E. Özbudun, Türk .Anayasa Hukuku, s.250; A. Ş. Gözübüyük, Anayasa Hukuku, s.178.

[9] Ç. Özek, "Mutlak Yasama Dokunulmazlığı Sınırlanabilir mi? ", İÜHFM, C. XXX I, sayı 1-4,İstanbul 1966.

[10] E.Teziç ,Anayasa Hukuku, s.374-375.

[11] Özbudun (1998): s.250; Gözler (2000): s.247-248; Tanör- Yüzbaşıoğlu (2001):s.229-230.

[12] Özbudun (1998): s.250; Tanör- Yüzbaşıoğlu (2001): s. 229-230

[13] Prof.Dr. Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku, 8. Bası, Ankara -2004,s. 277.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Yasama Bağışıklıklarından Yasama Sorumsuzluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Reyhan Azak'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
24-06-2011 - 14:14
(3413 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 21 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 21 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
19276
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 gün 3 saat 6 dakika 55 saniye önce.
* Ortalama Günde 5,65 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 20403, Kelime Sayısı : 1913, Boyut : 19,92 Kb.
* 9 kez yazdırıldı.
* 8 kez indirildi.
* 3 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1360
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Erken Bitirme, Üstten Ders Alma Hakkında.
Meliha - 01-07-2018 - 08:26
Yeni Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Tavsiyeler
sametcanaslan - 09-03-2018 - 23:39
Hukuk Eğitiminde Üniversitenin Önemi ?
Femida - 28-09-2017 - 20:14
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,08005095 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.