Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Frederic Bastiat'ın Hukuk'undan Notlar

Yazan : M. Göksel Aydın [Yazarla İletişim]
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi

Makale Özeti
....Themis’in Kılıcı da kimseye başkasına ait olanları vermek, kamu yararı bahanesi ile insanların “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet”lerini ayaklar altına almak ve halkı yöneticiler karşısında edilgen bir nesne haline dönüştürmek için değil sadece asli amacı için kullanılmalıdır....

Frederic Bastiat'ın Hukuk'undan Notlar

İnsanlığın üzerine kurulu olduğu temellerden birisi de hiç şüphesiz ki adalettir. Adaletin sembolü haline gelmiş olan Adalet Tanrıçası Themis; bakire bir kadın olması, gözlerinin kapalı olması ve bir elinde terazisi, diğer elinde kılıcıyla adalet ve hukukun temel prensiplerini üzerinde nesneleşmiş olarak taşımaktadır. Bunların anlamları ise sırasıyla bağımsızlık, tarafsızlık, adaletin dengeli bir şekilde dağıtılması ve adaletin verdiği cezaların caydırıcılığıdır. Adaletin kurumsallaşmış şekli olan yargının bağımsız, tarafsız ve adaleti dengeli bir şekilde dağıtıyor olması ve ya olmaması hemen ortaya çıkacak ve gizli kalamayacak olan niteliklerdir. Bundan dolayı da nihai olarak yargı da toplumun vicdanında yargılanacak ve insanların zihinlerinde ve yaşamlarında hak ettiği değeri görecek ve yerini alacaktır. Bu bağlamda hukukun mezkûr üç niteliğe ters düşmesi durumunda, bu hukuka tabi olan insanlar tarafından hızlı bir reaksiyon verilmesi söz konusudur. Ancak Themis’in kılıcının nerde, ne için ve hangi amaçla kullanılacağı hakkında, insanların aynı şekilde hızlı bir reaksiyon vermesi, ne diğerlerine karşı verilen reaksiyonlar kadar yaygın ne de aynı şekilde etkilidir. Zira hukukun bağımsız, tarafsız ve objektif olması gereği tartışılmaz unsurlar olmasına karşın, Themis’in bu kılıcı ne zaman ve ne amaçla kullanacağı fikirler açısından değişken bir nitelik arz etmektedir. Frederic Bastiat’ın 1858 yılında kaleme almış olduğu “Hukuk” kitabı, bize bu kılıcın ne zaman, ne amaçla ve hangi doğrultuda kullanılması gerektiğine; daha doğru bir ifadeyle, ne zaman, ne amaçla ve hangi doğrultuda kullanılmaması gerektiğine dair liberal fikirler ekseninde bir çözüm sunmaktadır. Bu çözüm önerilerinin kaynağını aldığı “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” kavramlarına ideolojik bağlamda bir düşmanlığı bulunmayan herkes Frederic Bastiat’ın fikirlerinin zamana, topluma ve mekâna bağlı olmayacak derecede genel-geçer ve etkili çözüm önerileri sunduğunu kabul edeceğini sanıyorum.
Frederic Bastiat’ın Hukuk kitabının ana noktaları: Hukuk ve “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” kavramlarının ilişkisi; “yasal soygun” kavramı, ortaya çıkışı ve hukuk müessesinin bunun karşısında takınması gereken tavır; kendisine kim tarafından yetki ve görev verildiği anlaşılamayan yöneticilerin insanlara şekil vermek için hukuku kullanmaya çalışması, bunun altında yatan düşüncenin yanlışlığı ve tutarsızlığı, buna engel olmak için hukukun kendi sınırları içerisine çekilmesi olarak sıralanabilir.
Yukarıda saydığımız ve diğerlerinin de temelini oluşturan, ana noktalardan ilki hukuk ve “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” ilişkisidir. Frederic Bastiat bu üç kavramın sonradan ortaya çıkmış olgular olmadığını ve insanla birlikte var olduğunu öne sürmektedir. Bu bağlamda söz konusu olgular insanlara yasalar tarafından verilmiş değillerdir ve insanlar eşyanın tabiatı gereği bunları korumak için yasalar yapmışlardır. Yani bu kavramlar varlığını yasalara borçlu değillerdir ve yasalar tarafından yaratılması ve insanlara sunulması söz konusu olmayan bu kavramların yasalar tarafından çiğnenmesi de mantığa ters düşmektedir. Hukuk da bu üç olgunun korunması için organize edilmiş kolektif bir güçten başka bir şey değildir ve bundan dolayı da meşruiyetini bu kavramların korunmasından almaktadır. Bu ortak gücün, meşruiyetini aldığı bireylerin “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” haklarına saldırması durumunda meşruiyetini yitireceği herkes tarafından görülebilecek ve inkâr edilemez bir hakikattir. Frederic Bastiat’a göre bu olgulara tacize yeltenmeyen ortak güç ise “adil ve dayanıklı hükümet” in temelini oluşturur. Çünkü görevi sadece “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” i korumak olan bir hukuk düzeni, insanların daha fazlasını talep eden tavırlarıyla muhatap olmayacaktır. Mamafih hukukun zaman içerisinde kendinden bekleneni yapmaması, “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” i hiçe sayması ve bundan dolayı da sahip olduğu kolektif gücün meşruiyetini kaybetmesi; bunların sonucu olarak da “yozlaşması” söz konusudur. Frederic Bastiat’a göre bu durumun oluşmasındaki en büyük etken insanların tabiatı gereği, başta “başkalarının aleyhine yaşama ve zenginleşme eğilimi” olmak üzere, sahip olduğu menfi eğilim ve özellikleridir. Bu yıkıcı ve yozlaştırıcı eğilimin sonucunda ise yağma ve soygun süreci başlar. Bastiat’a göre bunu engellemenin tek yolu: Yağmanın çalışmaktan daha ızdırap verici kılınmasıdır. Bu da hukukun temel amacı olmalı, Themis’in kılıcı bu amaç için kalkmalıdır.
En az yönetilen sınıfların, insanın tabiatı gereği menfi eğilimlere sahip olması kadar vahim bir durum da hukukun gücünü ellerinde bulunduranların bu eğilime sahip olması ve bu doğrultuda hareket etmesidir. Bu durumda da “yasal soygun” süreci başlayacaktır. “Yasal soygun” ise toplumun kimyasını bozacak nitelikte bir hastalıktır zira yönetilen sınıflar iktidarı elde etmeyi bu soygunu durdurmak için isteyebilecekleri gibi buna ortak olmak için de isteyebilirler. Yasal soygunun sıradanlaştığı bir toplumda ise bu tavır yadırganmaz. Bunun sonucunda siyasi güç yasal soygundan kar sağlamak için bir araç olacak, toplum da yasal soygundan kendilerinde düşen payı almak için sıraya girmiş bir insan topluluğundan ibaret kalacaktır. Yasal soygunun en vahim sonucu insanların sahip olduğu adalet duygusunu yerle bir etmesi ve adalet-adaletsiz ayrımını yok etmesidir. Bundan dolayı da yasalar adil oldukları için değil, yasa oldukları için meşru kabul edilecektir. Bunun karşısında yapılması gereken: Hukukun kendi sınırlarına çekilmesidir. Bunun yapıldığı Birleşik Devletler gibi devletlerde sosyal düzenin sağlam temellere oturtulduğuna şahit olmaktayız. Bastiat’a göre pozitif hukukun da bu şekle sokulabilmesi ve meşruiyetinin tekrar sağlanabilmesi için, yasal soygunda menfaati bulunan çevrelerin tepkilerine aldırılmaması gerekir. Themis’in kılıcı, birilerine ait olanı başkalarına vermek için ve ya birilerine suç işlemeden edinemeyeceği yararları sağlamak için değil, hukuk sisteminin “yasal soygun” a yol açacak zihniyetlerden temizlenmesi gerekir. Yasal soygunun engellenememesi ve hukukun bu yolla meşruiyetini yitirmesi ile oluşacak düzen sosyalizm gibi yasal soygunun meşrulaştığı ve ya buna benzer “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” in hiçe sayılacağı totaliter ve adalet olgusuyla bağdaşamayacak olan bir düzenin oluşması anlamına gelmektedir.
Frederic Bastiat’ın belirttiği gibi hukuk, negatif-müdahaleci olmayan bir kavramdır. Hukukun bu tabiatı çiğnendiğinde yasal soygunun başlaması söz konusudur. Öte yandan hukukun ahlak, eğitim, eşitlik vs. sağlanması için kullanılması söz konusu olduğunda, asli görevi olan adaleti tahsis etmek (hatta Bastiat hukukun müdahaleci olmayan tabiatından dolayı görevinin adaleti tahsis değil, adaletsizliği engellemek olduğunu iddia ediyor) bir yana, sahip olduğu güçten dolayı adaletin çiğnenmesi için en büyük silah olacağına kuşku yoktur. Bu bağlamda yöneticiler de kendilerini, nereden ve nasıl aldıkları belli olmayan yetki ve görevlerinden dolayı, halkı şekillendirmek ve istedikleri ahlaki, dini ve ya siyasi değerleri empoze etme makamında göreceklerdir ve insanlık ellerinde şekil almayı bekleyen bir çamurdan farksız kalacaktır. Maalesef tarihin ön plana çıkardığı birçok filozof da –Montesquieu, Rousseau gibi- bu büyülü ve heyecan verici hataya düşmüştür. Hâlbuki yöneticilerin de içinden çıktığı toplumu oluşturan bireyler kendi iyiliklerini düşünecek donanımdadır ve yöneticiler uzaydan gönderilmediklerine göre onlardan pek de bir farkları yoktur. Öte yandan yöneticilerin bu tavrı, hukuka meşruiyetini veren “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” i zedeleyeceği içindir ki hukuk da meşruiyetini kaybedecektir. Kendi ahlaki, kültürel, politik değerlerini ve düşüncelerini topluma kabullendirmeye çalışan yöneticilerin, ellerinde bulundurdukları ve hukuk tarafından verilmiş gücü bu topluma karşı kullanmaktan başka bir seçeneği yoktur, keza olsa bile en kolay yol budur. Kanun yapıcıların görevinin sadece insanların güveliğini sağlamak olduğu hatırlanırsa, toplumların bu tür sorunlarla karşılaşmayacağı ve hukukun meşruiyetini kaybetmeyeceği de garanti altına alınmış olur. Bu tavrı sergileyen bir hükümet de muhakkak istikrarlı bir hükümet olacaktır.
Tüm bu düşüncelerin ışığında denilebilir ki: Hukukun asli görevi “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” kavramlarının korunmasıdır ve bu sayede adalet tahsis edilmiş olur. Bu asli görevin dışına çıkılması durumunda söz konusu olgular ayaklar altına alınacak, yasal soygun sürecine girilecek, insanların kişilik haklarına, özgürlüklerine ve mülkiyet haklarına saldırılacak ve insanlar, bahçıvan rolüne bürünmüş yöneticilerin elinde birer bitkiye dönüşeceklerdir. Hukukun fonksiyonunun kardeşliği, eğitimi, eşitliği vs. yaymak olduğunu iddia etmek, asli amacı olma yasal soygunun önlenmesi ve adaletin tahsisine ters düşer. Bu da ideolojik takıntılarla olaya yaklaşan kişilerin iddia ettiği gibi toplumsal gerekliliklere karşı alınmış menfi bir tavır değil, hukukun meşruiyetini koruması için alınan bir gerekli tavırdır. Yukarıda bahsettiğimiz olumsuz durumların gerçekleşmemesi için hukukun asli amacı olan “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet” i korumak ve adaletin tahsisi için kullanılması yeterli ve gereklidir. Themis’in Kılıcı da kimseye başkasına ait olanları vermek, kamu yararı bahanesi ile insanların “ferdiyet, hürriyet ve mülkiyet”lerini ayaklar altına almak ve halkı yöneticiler karşısında edilgen bir nesne haline dönüştürmek için değil sadece asli amacı için kullanılmalıdır.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Frederic Bastiat'ın Hukuk'undan Notlar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı M. Göksel Aydın'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
09-09-2009 - 00:20
(3633 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 3 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (67%) makaleyi yararlı bulurken, 1 okuyucu (33%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
6526
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 4 saat 31 dakika 47 saniye önce.
* Ortalama Günde 1,80 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 9618, Kelime Sayısı : 1310, Boyut : 9,39 Kb.
* 9 kez yazdırıldı.
* 9 kez indirildi.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1094
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
Forumumuzdaki İlgili Mesajlar
Erken Bitirme, Üstten Ders Alma Hakkında.
Meliha - 01-07-2018 - 08:26
Yeni Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Tavsiyeler
sametcanaslan - 09-03-2018 - 23:39
Hukuk Eğitiminde Üniversitenin Önemi ?
Femida - 28-09-2017 - 20:14
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,02418804 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.