Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi

Yazan : Yaşar Güçlü [Yazarla İletişim]
ÇSGB Hukuk Müşaviri

Makale Özeti
5326 sayılı Kabahatler Kanunun ile idari yaptırım türü olarak hukukumuza giren idari bir kararla kabahate konu şeylerin devlete maledilmesini öngören mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin bir inceleme
Yazarın Notu
Mahalli İdareler Dergisi S.168 Mayıs 2008

MÜLKİYETİN KAMUYA GEÇİRİLMESİ

Ayrıntılı bilgi için bakınız. "İdari Para Cezaları ve Diğer İdari Yaptırımlar" Seçkin Yayıncılık 2008

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 13/03/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile yaptırım olarak mülkiyetin kamuya geçirilmesi hukuk sistemimize dâhil edilmiştir.

Her ne kadar yeni bir kavram ise de Kabahatler Kanunu’nda mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımının tanımı yer almamıştır. 18 inci maddesi başta olmak üzere Kanunun bütünün incelenmesinden kavramın; “kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın kanunda açık hüküm bulunan hallerde idari bir kararla ilgilinin elinden alınarak devlete mal edilmesi” olarak tanımlanması mümkün olabilecektir.

Ceza hukukunda bir kimsenin taşınır bir malının isteği dışında devlet tarafından her hangi bir bedel ödenmeksizin elinden alınmasına müsadere (zoralım) denilmektedir. Müsadere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 54 ve 55 inci maddelerinde güvenlik tedbirleri içerisinde sayılmıştır.

Müsadere; sadece Türk Ceza Kanununda değil, suç ihdas eden başkaca kanunlarda da yer almıştır. Niteliği gereği müsadere kararı, suçla ilgili yargılamayı yapan ceza mahkemesince verilirken Kabahatler Kanunu ile getirilen mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımına karar verecek merciler genellikle kanunla yetkili kılınmış idari mercilerdir. Cumhuriyet savcıları veya mahkemeler tarafından da mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilmesi mümkün ise de bu karar yargısal değil idari bir karardır.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin genel hükümler Kabahatler Kanununda yer almakla birlikte somut yaptırım olarak öncesinde sadece Kanunun “Çeşitli Kabahatler” başlıklı ikinci kısmında 33 üncü maddede tanımlanan dilencilikten dolayı elde edilen gelirlerin ve 34 üncü maddede tanımlanan kumardan elde edilen gelirlerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesi öngörülmüştü. Dolayısıyla çok fazla bir uygulama alanı bulunmadığı için ve öngörüldüğü maddelerde sadece paranın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi söz konusu olduğundan bu yeni yaptırım türü fazla tartışılmamakta idi.

Ancak 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile hemen hemen bütün kanunlarda yer alan idari yaptırımlar yeniden düzenlenmiştir.

Bu çerçevede; 14/5/1928 tarihli ve 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununun Ek 6 ncı maddesinde, 10/6/1930 tarihli ve 1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanunun 6 ıncı maddesinde, 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Ek 1 inci maddesinde, 21/6/1934 tarihli ve 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununun 10 uncu maddesinde, 17/12/1937 tarihli ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde, 18/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun 169 uncu maddesinde, 15/5/1957 tarihli ve 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanununun 48, 52, 53,58 ve 59 uncu maddelerinde, 20/6/1977 tarihli ve 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinde, 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanunun 13 üncü maddesinde, 23/6/1983 tarihli ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun 29 uncu maddesinde, 11/1/1989 tarihli ve 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanununun 15 inci maddesinde, 1/7/2003 tarihli ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 28 inci maddesinde, 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 29 uncu maddesinde yer alan kabahatlerin karşılığında mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı öngörülmüştür.

Kabahatler Kanununun 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle yeniden düzenlenen 3 üncü maddesinde, Kanunun; idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde; diğer genel hükümlerinin ise idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı hükmü getirilmiştir.

Bu hüküm çerçevesinde, kanunlarda yer alan mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının verilmesi, yerine getirilmesi ve kanunda özel bir düzenleme olmaması halinde başvuru yolları hususunda Kabahatler Kanunun genel hükümlerine göre hareket edilecektir.

Kabahatler Kanununun 16 ıncı maddesinin birinci fıkrasında kabahatler karşılığında uygulanacak idari yaptırımların idari para cezası ve diğer idari tedbirlerden ibaret olduğu belirtilmiş, ikinci fıkrasında ise idari tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer idari tedbirler olarak sayılmıştır.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin hükümler ise Kanunun 18 inci maddesinde yer almıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre mülkiyeti kamuya geçirilebilecek eşya, kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyadır. Bu iki niteliği taşımayan eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi söz konusu olamayacaktır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Eşya Müsaderesi” başlıklı 54 üncü maddesinde iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunacağı belirtilmiş olup mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı ile benzerlik göstermektedir. Ancak benzerlik eşyanın niteliği bakımındandır. Yani eşyanın suçta veya kabahatte kullanılmış olması veya suç ya da kabahat sonucu elde edilmiş olması müsadereye veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine konu olmaktadır.

Türk Ceza Kanununun 54 üncü maddesi ile müsadereye ilişkin genel bir düzenleme yapılmış olup suçun düzenlendiği maddede müsadere hükmü yer almasa bile bu maddeye göre suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine karar verilebilecektir. Ancak eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilebilmesi için Kabahatler Kanununda yer alan genel hükümler yeterli olmayıp kabahatin düzenlendiği kanunda bu yönde açık hüküm bulunması gerekmektedir. Eğer kabahatin düzenlendiği kanunda mülkiyetin kamuya geçirilmesi hükmü yer almamışsa kabahatte kullanılan veya kabahatten elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi söz konusu olamayacaktır.

Türk Ceza Kanununda kasıtlı bir suçla ilgili eşyanın müsaderesinin mümkün olacağı belirtilmişken, kabahatle ilgili eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesinde kabahatin kasıt veya taksirle işlenmiş olması şartı öngörülmemiştir. Dolayısıyla kabahatin düzenlendiği kanunda kabahatin karşılığında mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı öngörülmüşse kabahatin kasıtla mı taksirle mi işlendiğine bakılmasına gerek bulunmamaktadır.

Özel kanunda bir kabahatin karşılığında mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı öngörülmüş olsa bile Kabahatler Kanunu’nun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki hususlar gereğince mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararın geciktirilmesi ve şartların tahakkuku halinde uygulanmaması yönünde idareye takdir hakkı tanınmıştır.

Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar, eşyanın;

a) Kullanılmaz hale getirilmesi,

b) Niteliğinin değiştirilmesi,

c) Ancak belli bir surette kullanılması,

koşullarından birinin yerine getirilmesine bağlı olarak belli bir süre geciktirilebilir. Belirlenen süre zarfında koşulun yerine getirilmemesi halinde eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.” denilmiştir.

Düzenlemeye göre, mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilmeden önce şartları oluşmuşsa, mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı geciktirilebilecektir. Her ne kadar “geciktirilebilir” ifadesi kullanılmışsa da yaptırım kararı verecek merciin, öncelikle bu hususların mümkün olup olmadığını araştırarak kararını ona göre vermesi faydalı olacaktır. Zira bu şekilde istenilen amaca ulaşılabiliyorsa ayrıca mülkiyetin kamuya geçirilmesine gerek kalmayacaktır.

Kanımca maddenin ikinci fıkrasıyla öngörülen husus daha çok kamu tüketimine sunulması mümkün olmayan, toplatılan veya toplatılması gereken içeriği hatalı ürünler ve diğer şeyler düşünülerek konulmuştur. Örneğin tüketime uygun olmayan bir gıdanın bu nedenle mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesi gerekiyorsa fail kendisi bunu imha edebilecekse, tüketime sunulabilir başka bir mamule dönüştürebilecekse mülkiyeti kamuya geçirilmeyecektir. Ekonomik değer ifade eden, kabahat sonucu elde edilen eşyanın veya kaim değerinin ikinci fıkraya göre değerlendirilmesi yaptırımdan beklenen caydırıcılığın ortadan kalkmasına neden olacak ve düzenlemenin amacıyla bağdaşmayacaktır. Örneğin kumar ya da dilencilik sonucunda kazanılmış para veya sair eşyanın bu fıkra hükümlerince mülkiyetinin kamuya geçirilmesinden vazgeçilmesi söz konusu olmasa gerektir.

Tabidir ki; bu karar verilirken kabahat fiilini işleyenlerin iyi niyetinin de sorgulanması gerekecektir. Yani failin, kabahatin oluşmasındaki kastının ve kusurunun da değerlendirilmesi gereklidir. Kabahatler hukukunda, ceza hukukundan farklı olarak yaptırım uygulanabilmesi için fiilin kasten mi taksirle mi işlendiğinin bir önemi yoktur. Kabahatin sadece kasıtla işlenebileceği belirtilmemişse fiile yaptırım uygulanabilmektedir. Ancak mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı öngörülen kabahatlerde, yukarıda zikredilen kabahatle ilgili eşyanın sahibi tarafından kullanılmaz hale getirilmesi veya niteliğinin değiştirilmesi veya ancak belli bir surette kullanılması koşullarıyla mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımının uygulanmasından vazgeçilmesinde failin kasıt veya kusurunun ağırlığının göz önünde bulundurulması faydalı olabilecektir.

Üretim tesisindeki teknik bir hatadan dolayı, ürün içeriğinde mevzuatla belirlenen oranların dışında bir farklılık oluşmuşsa bu durumda failin kastından değil taksirinden söz edilebilecek ve ürün sahibinin ürününü başka bir şekilde değerlendirmesine müsaade edilmesi hakkaniyetten uzak olmayacaktır.

Ancak margarinden sahte tereyağ veya şekerden sahte bal üretirken yakalanan birinin, sahte tereyağını margarine, sahte balı reçele dönüştürmek üzere kendisine Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şartların uygulanması talebinin dikkate alınması da çok doğru olmayacaktır.

Yine düzenlemeden anlaşıldığı üzere, yaptırım kararı verecek merci; eşyanın kullanılmaz hale getirilmesi, niteliğinin değiştirilmesi, ancak belli bir surette kullanılması koşullarının yerine getirilmesi için bir süre belirleyecektir. Bu sürenin kanunla belirlenmesi işin icabı gereği mümkün olmadığından idareye süre belirleme yetkisi verilmiştir. Mülkiyeti kamuya geçirilecek eşyanın niteliğine göre bu süreler birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle idare eşyanın niteliğine göre bir süre belirleyerek ilgiliden bu sürede koşulları yerine getirmesini isteyecektir.

Fıkrada “…Koşullarından birinin yerine getirilmesine bağlı olarak belli bir süre geciktirilebilir.” denilmek suretiyle idareye takdir hakkı tanınmış olup bunun nedeni de her olayda idarece durumun değerlendirilerek fıkrada öngörülen şartların yerine getirilip getirilemeyeceği hususunu takdir etmek olsa gerektir.

İdarece belirlenen sürede, koşulun yerine getirilmemesi halinde mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.

Maddenin son fıkrasında “Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde yerine getirilir.” hükmü yer almıştır. Karar ise karara karşı kanun yollarına başvuru süresi içerisinde başvuruda bulunulmaması halinde veya başvuru yollarının tüketilmesi halinde kesinleşecektir. Dolayısıyla kesinleşme süresi içerisinde mülkiyeti kamuya geçirilecek eşyanın muhafazası gerekecektir. Maddede bu durum da öngörülmüş ve üçüncü fıkrasında “Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar kesinleşinceye kadar ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından eşyaya el konulabileceği gibi eşya kişilerin muhafazasına da bırakılabilir.” hükmü getirilmiştir.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararının kesinleşmesi için geçecek süre oldukça uzun olabilecektir. Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesine göre, ilgili kanunda yetkili başvuru mercii gösterilmemişse, mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararına karşı sulh ceza mahkemelerine başvurulacaktır. Başvuru süresi ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gündür. Eğer idari yaptırımlara karşı ilgili kanunda idare mahkemeleri görevli kılınmışsa kanunda belirlenen sürede yetkili idare mahkemesine başvurulacaktır. Bu süre içerisinde mülkiyeti kamuya geçirilecek eşyanın muhafazası gerekmektedir. Bu muhafaza ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından el konularak gerçekleştirilebileceği gibi kişilerin muhafazasına bırakılmak suretiyle de sağlanabilir.

Eşya bekletilmekle bozulacak cinsten ise (örneğin çabuk bozulabilecek gıda maddesi, balık vb. ise) ve mevzuat çerçevesinde piyasaya sunulmasında sakınca bulunmuyorsa satılarak bedelinin emanete alınabilmesi gerekir. Bu durumda mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı kesinleştikten sonra bedeli kamuya geçirilir.

Aksi düşünce; hem elkonulan eşyanın sahibinin hem de idarenin zarara uğramasına sebep olabilir. Zira çabuk bozulacak cinsten bir gıdanın örneğin bir kamyon balığın usulsüz avlandığı gerekçesiyle mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verildiğinde bu kararın uygulanması için en az 15 gün beklenmesi gerekecektir. Balıkların sahibinin yargıya başvurması halinde bu süre daha da uzayacaktır. Bu uzun beklemede balıkların bozulacağı muhakkaktır. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararının yargı merci tarafından kaldırılması halinde bekleme süresinde bozulan ürünlerin bedelinin tazmini gerekebilecektir. Bu nedenlerden dolayı böylesi zorunluluk hallerinde eşyanın satılarak bedelinin muhafazasının daha uygun olacağı kanaatindeyim.

Kanunda açık hüküm varsa eşyanın mülkiyeti ilgili kamu kurum veya kuruluşuna, aksi halde Devlete geçer. (5326 Madde 18) Kabahatler Kanunu mülkiyetin kamuya geçirilmesinde idari para cezalarından farklı bir düzenlemeye gitmiştir. Daha doğrusu kanunun idari para cezaları ile ilgili 17 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce “İdari para cezası Devlet Hazinesine ödenir”, “Tahsil edilen idari para cezasının kanunla belirlenene bir oranı ilgili kamu kurum veya kuruluşunun hesabına aktarılır” hükümleri ile bu konuda mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını düzenleyen 18 inci madde ile benzerlik göstermekte iken 17 nci maddede yapılan değişiklikten sonra idari para cezalarının bir kısmının genel bütçeye gelir kaydedileceği öngörülürken sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idarelerin verdikleri idari para cezalarının kendi bütçelerine gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Yani tahsil edilen idari para cezalarının hangi kuruma gelir kaydedileceği kanunda belirtilmişken mülkiyetin kamuya geçirilmesinde eşyanın mülkiyetinin Devlete (Devlet kavramından Devlet Hazinesi anlaşılıyor) geçeceği belirtilmiş kendi kanunlarında yer alan aksine düzenlemeler ayrık tutulmuştur.

Kabahatin düzenlendiği kanunda mülkiyetin kamu kurum veya kuruluşuna geçeceği yönünde bir hüküm varsa eşyanın mülkiyeti ilgili kamu kurum veya kuruluşuna geçer yoksa Devlete yani Hazineye geçer. Mülkiyetin kamu kurum veya kuruluşuna geçebilmesi için kanımca yaptırım uygulayan kamu kurum veya kuruluşunun mülkiyet edinebilen tüzel kişiliği haiz kamu kurum veya kuruluşu olması gereklidir. Bakanlıklar gibi genel bütçeye dahil kamu kurumlarının elinde bulunan mallar Hazineye ait olduğundan ve Devlet tüzel kişiliği dışında ayrı bir tüzel kişilikleri bulunmadığı gibi kendi mülkleri de bulunmadığından ancak yaptırım uygulama gücü ve yetkisi bulunan ayrı tüzel kişiliğe sahip kamu kurum ve kuruluşları (Orman Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü vb.) için bu hükmün uygulanması söz konusu olabilecektir.

Eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilebilmesi için fail hakkında idari para cezası veya başka bir idari yaptırım kararı verilmesi şart değildir. Kanunun 11 inci maddesi uyarınca fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında ve akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişi hakkında idari para cezası uygulanamazken, kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşya bu kişilerin elinde olsa da mülkiyetin kamauya geçirilmesi kararı verilebilecektir. Çünkü 11 inci maddedeki muafiyet hükmü sadece idari para cezaları ile ilgilidir.

Ortada bir kabahat var ve kanunda yer alan diğer nedenlerden dolayı idari para cezası uygulanamıyorsa koşulları oluşmuşsa mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilebilecektir.

Eşyanın yerine, kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilebilir. Yani mülkiyetin kamuya geçirilmesine konu eşyanın harcama, tüketme imha vb şekilde mülkiyetinin kamuya geçirilmesi imkânsız olmuşsa karşılığı parasal değer için bu yönde karar verilebilecektir.

18 inci maddenin yedinci fıkrası gereğince mülkiyeti kamuya geçirilen eşya, başka suretle değerlendirilmesi mümkün olmazsa imha edilecektir. Fıkranın yazımından mülkiyeti kamuya geçirilen eşyanın öncelikle başka suretle değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin araştırılması gerekeceği anlaşılmaktadır. Tabiidir ki başka türlü değerlendirme işleminin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmesi zorunludur.

Kanunda mülkiyeti kamuya geçirilecek eşyaların saklama ve imha masrafları ile ilgili bir hüküm yer almamaktadır. Kanımca mülkiyeti kamuya geçirilen eşyaların karar kesinleşene kadar saklama masrafları ile imhasına gidilirse imha masraflarının da failden tahsili gerekir. Çünkü bilindiği üzere özellikle çevre kirliliğine yol açan bazı maddelerin imhası da büyük masrafları gerektirmektedir. Kabahati işleyen failin ise işlediği fiilden dolayı doğacak zararları ve masrafları karşılaması gerekir.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar ancak karar kesinleştikten sonra yerine getirilecektir. Kararın kesinleşmesi ise süresinde ilgili itiraz merciine itiraz yapılmayarak veya başvurunun reddedilmesi ve kanun yollarının tükenmesi ile olacaktır.

Ancak ele geçirilen kabahate konu madde ve malzemelerin imha edilebilmesi için mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararının kesinleşmesini beklemek her zaman için kamu yararı ile bağdaşmayabilir. Özellikle insan, hayvan ve çevre sağlığı ile ilgili hususlarda, ele geçirilen maddelerin hastalıklı ve zehirli bulaşan etkenler taşıması ihtimalinin bulunması halinde kamu sağlığının tehlikeye atılmaması açısından derhal imhası gerekebilir. Böyle durumlarda mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararının kesinleşmesini beklemenin mümkün olmadığı açıktır.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin yerine getirme zamanaşımı kararın kesinleşmesinden itibaren 10 yıl olarak belirlenmiştir. Ancak kanun hükmü gereği idari yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı işlemez. (5326 Madde 21)

Mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarına karşı başvuruları incelemekle görevli ve yetkili yargı merciinin tespitinde Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesi göz önünde bulundurulacaktır.

Kanunun 5560 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen 3 üncü maddesinde, Kanunun; idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı belirtilmiş 27 nci maddesinin birinci fıkrasında da “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir.” denilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde kabahatin düzenlendiği özel kanunda başkaca bir yargı yolu öngörülmemişse idari para cezasında olduğu gibi mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarında da Kabahatler Kanunu’nun 27 nci maddesi gereğince başvuruları yetkili sulh ceza mahkemeleri inceleyecektir.

Ancak kabahatin düzenlendiği kanunda başvuruları incelemek üzere başkaca bir yargı yolu öngörülmüşse, kanunda gösterilen yargı yolu görevli ve yetkili olacaktır. Yine Kabahatler Kanununun 27 nci maddesinin 8 inci fıkrası gereğince idarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları da bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülecektir. Yani ilgiliye idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı uygulanırken işyerinin de faaliyetinin durdurulmasına karar verilmişse ve bu yaptırımların bütünü için yargıya gidilecekse işyerinin faaliyetinin durdurulması işlemine karşı başvuru Kabahatler Kanunu kapsamına girmediğinden hukuka aykırılık iddiaları idari yargı merciine taşınacaktır.


KAYNAKLAR:
GÜÇLÜ, Yaşar, İdari Para Cezaları ve Diğer İdari Yaptırımlar, Seçkin Yayıncılık, Nisan 2008

GÜÇLÜ, Yaşar, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu’nun Genel Hükümlerine Göre İdari Yaptırım Kararlarının Uygulanması ve Bu Kararlara Karşı Başvuru Yolları, Hukuk ve Demokrasi Dergisi

GÜÇLÜ, Yaşar, Herkes İçin İdari Dava Takip Rehberi, Seçkin Yayıncılık, 2008

MERAN, Necati, Açıklamalı Kabahatler Kanunu ve Kabahat İçeren Kanunlar, Kartal Yayınevi, Ankara 2006

YALÇIN, İsmail, Tüm Yönleriyle Kabahatler Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2007

YILMAZ, Zekeriya, Türk Ceza Kanunu ve Kabahatler Kanunu, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2005

YURTCAN, Erdener, Prof. Dr., Kabahatler Kanunu ve Yorumu, Beta, İstanbul 2005
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yaşar Güçlü'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
07-07-2009 - 23:00
(1930 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 2 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 2 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
10172
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 2 saat 13 dakika 55 saniye önce.
* Ortalama Günde 5,27 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 21720, Kelime Sayısı : 2667, Boyut : 21,21 Kb.
* 2 kez yazdırıldı.
* 1 kez indirildi.
* Henüz yazarla iletişime geçen okuyucu yok.
* Makale No : 1058
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,07117796 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.