Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
23.08. Takı Konusunda Önemli İçtihat Değişikliği - Av.Habibe YILMAZ KAYAR
Haber Ekleyin

Yazan : av.brk, Tarih : 29-07-2025 12:59
Kıymetli meslektaşlar merhabalar. Yerel mahkemede işçinin işe iadesi için açmış olduğumuz davamız asıl işverene husumet yöneltmememiz sebebiyle usulden reddolundu. Davalı vekili karşı vekâlet ücretini için karar kesinleşmeden ilamlı icra takibi başlattı. Bu hususla alakalı olarak karar kesinleşmemiş olması sebebiyle icra hukuk mahkemesinde şikayet yoluna başvursam şikayetim kabul edilir mi? Bu hususla alakalı emsal kararı olan meslektaşım paylaşabilirse minnettar olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :182, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. F.D., Tarih : 29-07-2025 11:47
Merhaba iyi çalışmalar, 657 sayılı yasanın 4/D maddesi kapsamında sürekli temizlik işçisi olarak çalışan müvekkilin geçici görevlendirmeyle farklı ilçedeki devlet hastanesinde çalışmasına karar veriliyor. İdari işlemin iptali talebiyle idare mahkemesinde dava açtık, adli yargı ( iş mahkemesi ) görevlidir denilerek görevsizlik kararı verildi. İş mahkemesinde dava açmak için idare mahkemesi görevsizlik kararının kesinleşmesini beklemeli miyiz ? Aksi durumda derdestlik olur mu ? Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak gerekir mi ? İdari işlem başlığında “ Denizli Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü Denizli / Kale Devlet Hastanesi “ şeklinde yazıyor idari işlemin iptali davasını Denizli Valiliğine karşı açmıştık, iş mahkemesinde husumeti Kale Devlet Hastanesi başhekimliğine mi yöneltmeliyiz yoksa Denizli Valiliği / İl Sağlık Müdürlüğüne mi yöneltmeliyiz ? Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1127, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.brk, Tarih : 28-07-2025 18:39
Yerel mahkemede açtığımız işe iade davamız usulden reddedilmesi üzerine davalı taraf karşı vekalet ücretini karar kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu yaptı. Forumda yapmış olduğum araştırmalarda genellikle davanın kazanılması durumunda yargılama giderleri ve avukatlık ücretine yönelik ilamlı icranın takibi hususunda bilgi ve kararlar paylaşılmış olup davanın usulden reddi durumunda avukatlık ücreti yönünden ilamlı icra takibi yapılıp yapılamayacağı yönünde bir bilgiye ulaşamadım. Tarafımın icra hukuk mahkemesinde bu hususta şikayette bulunmadan önce güncel karar ve bilgilerini paylaşmalarını siz değerli meslektaşlarımdan saygılarımla arz ve talep ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :184, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : YAZICIOGLU, Tarih : 28-07-2025 16:25
Öncelikle şimdiden cevap verecek meslektaşlara teşekkür ederim.Müvekkilim bir devlet dairesinde çalışıyor.
Meslek Kodu,yaptığı işle uygun değil.Maaşı yaptığı işe uygun yüksek bir maaş ,fakat meslek kodu yaptığı işten daha düşük bir işe ait meslek kodu.
Bu meslek kodunu değiştirmek için iş mahkemesinde ne davası açabilirim?
Meslektaşlarım yardımcı olursanız çok memnun olurum.İyi günler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :916, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : zeynepppp, Tarih : 27-07-2025 16:55
Merhaba meslektaşlarım,

10 uzama yılının dolması sebebiyle kiracıya fesih ihtarnamesi keşide ettik. Tebligatı kira konusu mecura gönderdik. Ancak, şu ana kadar tebligat hep usulsüz oldu. Çünkü her seferinde tebligatı site güvenliği “aynı konutta oturan kişi” sıfatıyla tebliğ alıyor.

Kiracının aynı zamanda yetkilisi olduğu bir şirket var. Bu tebligatı şirket adresine yollasam, tahliye davasında öne sürülecek bir itirazda usulsüz tebligat gündeme gelir mi?

Tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiğini biliyorum. Ancak burada tahliye söz konusu olduğundan, emin olamadım. Bu arada kiracıya kira tespit davası da açmıştık. Dava dilekçesinde davalının adresini mecurun adresi olarak gösterdik. Davalı vekili cevap dilekçesi bile sundu. Karşı tarafın avukatı bu sebeple de tahliye davasında, “kiracının bilinen son adresini kiraya veren biliyordu, o yüzden de kiracının işyeri adresine gönderemez” gibi bir itirazda bulunsa, bu itiraz da kabul görür mü?

Konuya ilişkin (kira ilişkisi özelinde) bir Yargıtay Kararı da bulamadım. Özellikle elinde bu konuda bir karar olan meslektaşım varsa çok sevinirim.

Şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :952, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. İlbey Utku Saçak, Tarih : 25-07-2025 12:01
Merhaba, tehir-i icra talebimiz aşağıdaki gerekçeyle reddedildi. Daha önce hiç karşıma çıkmamıştı. Usule uygun mudur bu karar?

"İcra mahkemesi kararlarına karşı kanunda açık düzenleme bulunan hükümler (İİK 97/14, İİK 269/c-3, İİK 276/3) dışında İİK'nın 36.maddesine göre icranın geri bırakılması kararı verilemeyeceği, talepte bulunan borçlunun tehiri icra kararı verilmesini talep ettiği ilamın İİK 170/a maddesinde düzenlenen kambiyo hukukuna ilişkin şikayet nedeniyle takibin iptali davası olduğu, söz konusu madde kapsamında İİK 36.maddeye açık atıf yapılmadığı ve icranın geri bırakılması kararı verilemeyeceği anlaşılmakla borçlunun icranın geri bırakılması talebinin REDDİNE,"
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1199, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 22-07-2025 16:33
bir mirasçının kullanımına itiraz ederek kullanım kadastro tesptinin tüm mirasçılara yapılması için dava açtık.ispat edemediğimiz gerekçesiyle davamız reddedildi.gerekçeden birisi fiilen müvekkilerin kullanmadığı şeklindeydi.yerin kullanımı baba tarafından senetle satın alınıyor.yerin içinde oto galeri var.2005 yılna kadar baba burada çalışmış 2005 te emekli olmuş.sonrada işeri yine ölümüne kadar diğer ortaklarla 2017 yılına kadar süğrdürmüş.davalı mirasçı babam 2004 yılında zilyetliği bana devretti dedi.2018 yılında kadastro tespiti yapılıyor.o sırada mirasçının 2004 ten berdir kullandığı yazılıyor tutanağa.diğer mirasçılar babalarının 2017 yılna kadar zilyetliğinin sürdüğünü belirttiler.mahkeme
Mahkememizce mahallinde keşif yapılmış mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının keşif mahallinde beyanları alınmıştır. Tespit bilirkişileri kolluk görevlileri tarafından hazır edilmediği gibi mahkememizce yazılan müzekkereye de keşif günü itibariyle yanıt verilmediğinden tespit bilirkişilerinin beyanı alınmamıştır..... taşınmazın 2004 yılından bu yana davalının kullanımında olduğuna dair şerh bulunduğu, taşınmaz üzerinde bir adet otomotiv dükkanı bulunduğu, davacının murisin ölene kadar bu dükkanı işlettiği yönünde beyanda bulunduğu, ancak ticaret sicil kayıtları ile SGK kayıtları incelendiğinde; muris 29/08/1995-10/10/1995 tarihleri arasında şehirlerarası karayolu taşımacılığı alanında faaliyetinden ötürü mükellefiyet kaydının bulunduğu, 2004 tarihi itibariyle vergi kaydının bulunmadığı, her ne kadar davacı taraf murisin emekli aylığı alabilmek için kaydını sildirdiğini fiilen bu dükkanı işlettiğini beyan etmiş ise de murise 01/09/2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, arada uzun bir zaman dilimi farkı bulunduğu, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin, kadastro tespiti sırasında taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanan kişiler olduğu, murisin 2017 tarihinde vefat ettiği, tespit tarihi olan 22/12/2017 tarihi itibariyle hayatta olmadığı, zilyetliğin murisin terekesi adına sürdürüldüğüne dair dosyada delil bulunmadığı görülmekle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir." şeklinde reddetti.tespit bilirkişilerinin dinlenmmesi eksik inceleme olmaz mı?
tanık beyanlarından murisin ölümüne kadar dükkana gelip gittiği ve çalıştığı söylenmiştir.buradaki kullanımın mirasçıya devredildiğini gösteren bir delil yok.murisin ölümünden sonraki zilyetlik diğer mirasçılar adına da olmaz mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1358, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : nisa.nur, Tarih : 22-07-2025 11:37
Merhabalar,
Nissan Qasqai e - power araçlardan alınmış olan fazla ÖTV ye ilişkin iade davası açmak istiyoruz. Bu süreçte nasıl ilerlememiz gerekir? Vergi dairesine yapılan başvurudan sonra Gelir İdaresi Başkanlığına da başvrulması gerekir mi ve bu başvurudan sonra alınan red cevabına göre mi dava açılması gerekli? bu konuda bilgisi olan meslektaşlarımızın yardımını rica ediyorum. şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1283, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Toy Avukat, Tarih : 22-07-2025 08:49
Meslektaşlarım merhabalar, müvekkil 2023 yılında çiftçileri teşvik maksadıyla sunulan finansmanı kullanarak bir traktör satın alıyor. İlgili traktörün satış bedeli 1.200.000-TL.

Banka tarafından, finansman kullanım bedeli olarak ise kredi miktarının %3'ü alınıyor ve bu bedelin %2'si bayinin; %1'i de çiftçinin ödemekle yükümlü olduğu kısım. Fakat bayi traktör satış bedelini 1.236.000-TL olarak belirleyip kendisinin ödemekle yükümlü olduğu kredi kullandırma bedelini de müvekkilden alıyor. Müvekkil de mevcut durumda kendisinden fazla tahsil edilen kısmın iadesini talep ediyor.

Sözleşmede Banka Komisyon Masrafları başlıklı bir madde var ve normal şartlarda ne kadar kredi kullanılacağı, komisyonun kime ait olacağının düzenlenmesi gerekiyor. Fakat bu kısım boş bırakılmış, bu maddenin üstünde not olarak "Banka masrafları çiftçiye aittir." yazılarak sözleşme akdedilmiş.

Ben buna bağlı olarak bir şey talep etmemizin mümkün olmadığı kanaatindeyim fakat hata yahut aldatma gibi sebeplere dayanarak fazla ödenen miktarı talep edebilir miyiz? Yahut başkaca bir yol denenebilir mi fikir almak istedim. Yardımcı olabilecek meslektaş varsa çok memnun olurum. İyi çalışmalar diliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1272, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.ukat, Tarih : 21-07-2025 11:16
CMK görevlendirmesi sonucu mağdur vekili olarak atandığım davada sanık para cezası aldı. Karar kesin. Ancak lehimize vekalet ücretine hükmedilmedi(CGK kararına rağmen). Gerekçeli karar daha tebliğ edilmedi, hükmün tashihini isteyebilir miyim veya ne yapmalıyım vekalet ücreti için...
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1317, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : cereny, Tarih : 21-07-2025 01:09
Meslektaşlarım merhabalar,

Müvekkilin oğlunun evlilik dışı yabancı uyruklu bir kadından çocuğu bulunmaktadır.Müvekkilin oğlu halihazırda hükümlü olup, çocuğun annesi de bu hadise sonrasında ülkeden ayrılmış ve kendisine ulaşılamamaktadır. Bu çocuğun nüfus kaydı bulunmamaktadır. Benim sormak istediklerim şu şekildedir;

1) Müvekkil,oğluna vasi olarak atanıp atanmadığını veya başkasının atanıp atanmadığını bilmemektedir. Müvekkilin oğlu hükümlü olduğundan vasisi olması gerekmez mi? Bunu nasıl öğrenebilirim?

2) Müvekkilin oğlu çocuğunu tanımak istemektedir. Ancak hükümlü olduğu için tanımayı vasi mi yapacaktır?

3) Çocuğun annesi doğumu evde gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla çocuğa ait bir hastane kaydı mevcut değildir. Bu durum bir problem teşkil edecek midir? Anneye ilişkin uyruk ve isim dışında herhangi bir bilgimiz bulunmamaktadır.

Değerli görüşlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim. Çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1175, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. İbrahim Cem GÖKDUMAN, Tarih : 16-07-2025 20:31
Merhabalar Sayın Meslektaşlarım. Müvekkilin annesi 1973 yılında, dedesi ise 1985 yılında vefat etmiştir. Müvekkile dedesinden mirasen taşınmazlar kalmış olup 1995 yılında yapılan tapulama işlemleri neticesinde taşınmaz maliki olarak müvekkilin annesi gösterilmiştir. Tapulama işlemi esnasında bizzat müvekkilin değil, bunun yerine müvekkilin annesinin gösterilmiş olması nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açmayı düşünüyoruz. Ancak Kadastro Kanununun 12.maddesinde bu davalar için 10 yıllık hak düşürücü süre olduğu belirtiliyor. Farklı bir dava yolu ile tapu kaydının düzeltilmesi mümkün müdür?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1333, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sonyanıntiradı, Tarih : 16-07-2025 19:12
.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1311, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. ETB, Tarih : 15-07-2025 13:05
sayın meslektaşlarım, trafik kazası dosyamda savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporu ile kusur yüzdesi belirtilmeden tarafların ikisine de çeşitli maddelerden kusur atfedildi ve basit yargılamaya geçildi, basit yargılamada adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor aldırıldı ve müvekkil kusursuz bulunarak beraat etti, itiraz üzerine genel yargılamaya geçildi ve tensip ile bilirkişi raporu ve atk raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için ''İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsünden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor aldırılmasına'' şeklinde hüküm kuruldu. Burada atk raporuna itibar edilerek tekrar beraat kurulması gerekmez midir? Yoksa bilirkişi raporuna itibar edilerek çelişkinin giderilmesinin istenmesi normal midir? Saygılar sunarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1073, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Sema Nur, Tarih : 14-07-2025 11:20
Meslektaşlarım merhaba,
Adi yazılı şekilde düzenlenen bir devre mülk sözleşmesi sonucunda müvekkilim adına tapu devri yapılmış. Ancak müvekkil devre mülkü hiç kullanmamış cayma hakkını kullanması için normalde gereken süre dolmuş ancak Yargıtay göre devre mülk hakkı hiç kullanılmadıysa sözleşme askıdadır ve cayma hakkı kullanılabileceği görüşündedir. Bu itibarla karşı tarafa noterden ihtarname çektim ancak ihtarnameyi otele gönderdim. İade geldi. ( Karşı taraf şirketlerin adreslerine güvenemediğim için ve ayrıca müvekkile o adreslerde değiliz otelin adresindeyiz dedikleri için) Daha sonra hem ihtar ulaşmadığı için hem de ticaret sicilinde yazan adres olmadığı için şirketlerden birinin UETS adresine ihtar gönderdim. Bu durumda devre mülk sözleşmesinin cayma hakkını kullanmak amacıyla çektiğim bu ihtar karşı tarafın UETS adresine çekilebilir mi? Ayrıca son bilinen adrese de ihtar çekmem gerekli mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1132, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sailor1981, Tarih : 11-07-2025 16:45
Kolay gelsin herkese

İİK 89/4 uyarınca açılan tazminat davasında verilen karar (sadece tazminat talebi var) kesinleşmeden icraya konu edilebilir mi?

İİK 89/4 uyarınca açılan tazminat davası kararları aleyhine İİK 36.madde uyarınca TEHİRİ İCRA prosedürü uygulanabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1390, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gny, Tarih : 11-07-2025 15:33
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkil muvazzaf subay ve 15 yıllık mecburi hizmet süresini henüz tamamlamamış. Ancak artık bu görevi yapmak istemiyor. Bilindiği üzere istifa hakkı tanınmadığı için farklı usullerle meslekten ayrılmayı planlıyor.
1- disiplin ceza puanını doldurmak suretiyle
2- firar
Bu seçenekler arasına yoğunlaşmış olmakla birlikte firarın hüküm ve sonuçları daha ağır olacağından bahisle disiplin ceza puanını doldurması suretiyle olmasının daha uygun olacağı kanaatindeyiz. En kısa ve risksiz durumun 6+1 yaparak kısa süreli kaçma cezası almak suretiyle olacağını düşünüyoruz. Ancak bu hususta da iç işleyiş açısından bazı imkansızlıklar ve zorluklar yaşamaktadır. Kendisi şuan harekat alanında görevde ve kısa süreli kaçma yapması imkansız. Müvekkile nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusunda bu aşamadan sonra yardımcı olamadık. Şayet aranızda bu süreci bilen varsa yahut bu konularda çalışan birine yönlendirebilecek olan varsa yardımlarını bekliyoruz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1341, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukato0206, Tarih : 11-07-2025 15:20
sayın meslektaşlar merhaba,
sorum şöyle: karşı tarafa kesinleşmiş bir ilam uyarınca ödenen tazminat bedeli mevcut.
bu bedel bir taşınmaza ilişkin değer kaybı tazminatıdır.
burada değer kaybında esas alınan eksiklik yargı sürecinin tamamlanmasından sonra giderilmiştir. yani sebep ortadan kalkmıştır aslında.
sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava açılabilir mi düşüncelerinizi merak ediyorum
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1269, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : nisa.nur, Tarih : 11-07-2025 11:46
Merhabalar,
Müvekkilimiz Bir Maddi Hasarli Trafik Kazasina Karişiyor. Bu Kazada Kusurlu Olan Müvekkilimiz. Daha Sonra Karşi Tarafin Kasko şirketi Müvekkilimiz Aleyhine Trafik Kazasindan Kaynakli Tazminat In Rücu Bedeli Sebebiyle Icra Takibi Başlatiyor. Ancak Müvekkilimizin Sigortasi Olmasina Rağmen Sigorta şirketine Başvurulmadan Müvekkilimizden Talep Ediliyor. Müvekkilimiz Bu
Borcu ödüyor. Bu Aşamada Ne Yapmaliyiz Kendi Sigortamiza Rücu Mu Etmemiz Gerekir, Başvuru şart Midir Yoksa Direkt Dava Yoluna Mi Geçmemiz Gerekir?
Bilgisi Olan Meslektaşlarimizin Yardimini Rica Ediyorum. şimdiden Teşekkür Ediyorun.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1268, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Fatih23, Tarih : 10-07-2025 21:37
Merhaba sayın meslektaşlarım,
Bir boşanma davasında davacı-karşı davalı vekili bulunmaktayım. Yerel mahkeme karar duruşmasındaki kısa kararında;
-Davacı-karşı davalının davasının KABULÜNE,
Lehimize
150.000₺ maddi
150.000₺ manevi tazminata,
-Davacı-karşı davalının davasının REDDİNE, sair hususlar gerekçeli kararda açıklanmak üzere şeklinde karar verdi.
Yani sehven davalı-karşı davacının davasının reddi yazacağına davacı-karşı davalının davasının reddine yazdı.
Daha sonra gerekçeli kararda da aynı hatayı yaptı ancak gerekçe kısmında davacı-karşı davalının davasının kabulüne karar vermekle aşağıdaki hüküm kurulmuş,
Davalı-karşı davacının davasının reddine karar vermekle aşağıdaki hüküm kurulmuş, diyerek kısa karardaki metnin hatalı halini gerekçeli kararın hüküm kısmına aynen yazmış. Üstüne gerekçeli kararda gerekçe kısmında maddi tazminatı açıklarken 150.000₺ yazılmış, yine sehven manevi tazminat 95.000₺ yazılmış . Gerekçeli karar hükmünde maddi manevi 150’şer bin tl olarak hüküm fıkrasına yazılmasına rağmen gerekçe ile çelişki oluşmuş.
Bu durumda ne yapmam gerekir.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :704, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03535795 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.