| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba ticari faaliyeti bulunmayan gercek kisi tarafindan muteahhite verilen bedelin iadesi icin acilacak sebepsiz zenginlesme davasi icin arabuluculuk dava sarti midir? Aralarinda noterde yapilmayan hicbir zaman muteahhite ait olmamis ve olmayacak bir tasinmaza iliskin gecersiz tasinmaz satis vaadi sozlesmesi iliskisi bulunmaktadir.
|
|
|
|
|
Yazan : fnk2308,
Tarih : 27-08-2025 13:00
|
|
Bir müvekkilimiz icra ceza mahkemesince 3 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ve müşteki lehine avukatlık ücreti ödenmesine hükmedildi. Karar kesinleşmeden müşteki vekili , şikayetinden vazgeçti. Akabinde mahkemece düşme kararı verildi. verilen ilk kararda ki vekalet ücreti de düşmüş sayıldı mı? yoksa müşteki vekili ilamlı icra başlatabilir mi ? saygılar sevgiler..
|
|
|
|
|
|
|
|
müvekkil alman vatandaşı olan eşinden boşanmış ve sonrasında evlilikteki soyadını kullanmak için eski eşine dava açtık ancak bilirkişi ücretini yatırmadığımızdan dava usulden reddedildi. Davalı alman vatandaşı olduğu için herhangi bir kaydı yok gerekçeli kararıda tebliğ edemiyoruz bu sebeple yeniden dava açsak derdest sayılır mı ?
|
|
|
|
|
|
|
Değerli meslektaşlar,
Ortaklığın giderilmesi davalarıyla ilgili bir noktada tereddüt yaşıyorum. Diyelim ki tarla vasfındaki bir taşınmazın büyük bir kısmına sahip olan bir paydaş var (örneğin %70–80). Bu kişinin payı bölünebilir nitelikte olduğu için yalnızca bu paydaş yönünden aynen taksim yapılıp, diğer küçük paydaşların ortaklığı olduğu gibi devam ettirilebilir mi?
Yani pratikte herkesin ortaklığı sona ermiyor, sadece büyük pay sahibi taşınmazın kendi oranına denk kısmını alıyor. Diğer ortakların hisseleri yine elbirliği mülkiyetine tabi kalıyor. Bu durum doktrinde veya uygulamada “kısmen aynen taksim” olarak değerlendirilebilir mi?
Bu tür “kısmen aynen taksim” taleplerine mahkemelerin yaklaşımı nasıldır? Tecrübesi olan meslektaşların görüş ve paylaşımlarını merak ediyorum.
Teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım, araç satışı noter üzerinden yapılmış ve noter satış sözleşmesinde 1.00,00TL bedelin tamamı alınmıştır ibaresi yer alıyor.
Gerçekte ise alıcı sadece 200.000 TL ödeme yapmış banka yoluyla araç bedeli yazarak parça parça Ödemiş. 800.000 TL eksik ödeme var.
Taraflar arasında adi yazılı bir ek sözleşme yapılmış orada araç bedelinin 1.000.000 TL olduğu yazıyor.
Kalan kısmı vermeyeceğini söylüyor karşı taraf bu durumda dolandırıcılık veya güveni kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunsak bir sonuç elde eder miyiz ?
-Alacak davası açmamız durumunda noterden yazı sebebiyle kazanma şansımız var mıdır?
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkilim, kiracısı tarafından 8 aydır ödenmeyen aidatlar nedeniyle mağdur durumda. Sözleşmede açıkça,site giderlerinin kiracıya ait olacağı düzenlenmiş. Bugün itibarıyla icra dosyasında borç 30.000 TL’yi geçmiş durumda.
Site yönetiminin verdiği bilgiye göre, benzer bir durumda, aidat borcu nedeniyle tahliye kısa sürede gerçekleştirilmiş. Müvekkilim, bu borcu icra dosyasına ödeme yaparak kapatıp, ardından sözleşmeye aykırılıktan (TBK m. 316) tahliye davası açmak istiyor. Site sakini bir kişinin bu konuda şahitlik yapabileceğini de belirtti.
Benim planım; önce kiracıya bir ihtar çekip 30 gün aidat ödemesi için süre vermek, sonrasında ise ödeme yapılarak tahliye davası açmak yönünde.
Sizlerin de görüşlerini almak istedim.
Bu süreçte daha kısa bir yol izlenebilir mi?
İcra dosyasına ödeme yapıldıktan sonra ihtar çekmeden doğrudan tahliye davası açmak mümkün mü?
Aidat borcuna dayalı tahliyelerde özel bir uygulama var mı?
Görüş ve önerilerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım, Merhaba,
Ankarada üniversiteye başlayacak oğlumun kalması için bir daire aldım zemin katta eski binada küçük bir daire.
Mülk edinerek dert sahibi oldum. Bina eski kanalizasyonu iyi çekmiyor. Bina 4 katlı Yönetim birkaç yıl önce bizim cephenin giderini değiştirip ayrı hat çekmiş. Küçük bir giderle dolaşarak ana kanalizasyona gider olmuş. Kanal dar çalışmıyor. Taşındıktan sonra mutfak lavabo giderinden sular akmaya başladı .üst komşunun bulaşık suları benim mutfağıma doldu. Yönetime ilettim ilgilenmediler .tespit yaptırmak ve atık suyu projesine uygun eski hale getirtmek istiyorum.
Sizlere danışmak istediğim kat maliklerinin isimlerini yönetici vermezse nerden nasıl temin edebilirim. Kişisel vermidir. Tapu verir mi? İhtar çekmek istesem arabulucuya gitmek istesem hep kat maliklerinin isimleri lazım olacak.
Sulh hukukta pek davam olmadı. Yönetime husumet düşmez gibi geliyor. Önce dostane çözüm aradım olmuyor . Komşuların pis suları benim mutfağımda duvarlar küflendi nemden.
Hukuki süreç nasıl işlemeli. Sizlerden destek bekliyorum.
Teşekkür eder saygı ve selamlarımla .
|
|
|
|
|
|
|
|
Boşanma aşamasındaki koca, bankadan çektiği krediyi ödemeyerek, eşini mağdur etmek için mülkiyeti kendisine ait, ancak aile konut şerhi ve boşanma davasında tahsis kararı bulunan, kadının fiilen oturduğu tek meskeninin haczine yol açıyor, meskeniyet şikayetinde de bulunmuyor. Eşin, bu satışı önlemesinin hukuki bir yolu var mıdır?
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,
Araç icin ortakligin giderilmesi davasi acacagiz. Yetkili yargi yerini nasil tespit edecegiz?
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba,
sorum şu:
1) bir imar planı değişikliğe uğradığında yeni onanan plan artık yürürlükteki güncel plan mı sayılır/ yani demek istediğim artıl ilk planın her ne kadar değişiklik kısmi de olsa yürürlükten kalktığından mı söz etmek gerekir
2) üstteki sorunun amacı şu, imar planının iptalinin istendiği davada, öncelikle asıl plan var buna A diyelim, bu plandaki hususları davada konu ediniyoruz. ancak bu plan kısmi değişiklikle tekrar onanmış. bu değişiklik bizim itiraz ettiğimiz hususlar açısından herhangi bir yenilik de getirmemiş aynı bırakmış. o halde dava dilekçesinde iptali istenecek plan A planı mıdır, yoksa değişiklik sonrası yeni tarih yeni işlem no ile onanan B planı mıdır?
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar Meslektaşlarım,
Sigorta şirketinin poliçesi dolduğu için sigorta tahkim komisyonunda belirlenen bakiye değer kaybı bedeli için karşı araç sahibi firmaya ilamsız icra takibi başlattım. Kendileri itiraz etti şimdi dava açacağım fakat dava açarken uyap bu davanın arabuluculuk şartı olduğunu belirtmektedir. Bu konuda hiç bir kanun bulamadım zorunlu olmadığını biliyorum bu konuda bilgisi olan arkadaşlar aydınlatırsa sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba sayın meslek büyüklerim
Müvekkil, babası ve annesi 11.07.2025 tarihinde tek taraflı trafik kazası geçirmiş. Aracın şoförü müvekkilin babası. Müvekkilin omurgasında ve faklı bölgelerinden yaralanması mevcut. Hem sigorta şirketi hem de kasko şirketi AXA sigorta. Bu olayda nasıl bir yol izlemem gerekir. 1 yıllık iyileşme süresini beklemeden direk sigorta şirketine başvurup bir ön ödeme alma şansım var mıdır. Olayda babanın tam kusurlu sayılması yolcu konumundaki oğlu-müvekkilin tazminat talebinde olumsuz bir durum yaratır mı. Son olarak başvuruyu kaskodan mı trafik sigortası üzerinden mi açmam gerekir.
Desteğiniz benim için çok önemli. İyi Çalışmalar Dilerim.
|
|
|
|
|
Yazan : drvdrv,
Tarih : 19-08-2025 18:31
|
Saygıdeğer meslektaşlarım merhabalar,
Kiracının vermiş olduğu taahhütnameye istinaden icra takibi başlattık. Borçlu asil sunmuş olduğu dilekçe ile tahliye emrine itiraz etti ve takip durdu.
1- Sulh Hukuk Mahkemesinde itirazın kaldırılması mı yoksa itirazın iptali davası mı açılmalı?
2- Borçlu dilekçesinde yalnızca tahliye taahhütnamesi vermediğini, tahliye taahhütnamesini kabul etmediğini, taahhüt tarihini ve tahliye şartlarını kabul etmiyor. "İmzaya itiraz" ettiğine dair bir beyan bulunmuyor. Yine de bu durumu imzaya itiraz olarak değerlendirip dilekçede yer vermeli miyiz?
Teşekkürler
|
|
|
|
|
Yazan : umutlaw,
Tarih : 18-08-2025 09:14
|
Sayın meslektaşlarım,
Öncelikle pozitif ve güzel bir hafta başlamış olduğunuzu diliyorum.
1- ilk yapılan tebligatta borçlu adreste tanınmamış ikinci tebligat TK 21/2 göre mernis adresine yapıldı bu tebligat hangi süreden sonra kesinleşir ve haciz talebinde bulunabiliriz?
2- ilk gönderilen tebligati borçlu evde olmadığından posta memuru muhtara bırakmıştır bu tebligat hangi süreden sonra kesinleşir ve haciz talebinde bulunabiliriz?
Yanıtlarınız için teşekkür ederim.
Saygılarımla
|
|
|
|
|
Yazan : pl1935,
Tarih : 15-08-2025 11:41
|
A ile B evlidir. B, herhangi bir çocuğu bulunmaksızın 2005 yılında vefat etmiştir. Sağ kalan eş A, aynı yıl içinde veraset ilamı çıkarırken yalnızca kendisini mirasçı olarak göstermiş ve tüm mirası kendi adına tescil ettirmiştir. Daha sonrasında A bu taşınmazların mülkiyetini 3.kişilere geçirmiştir.(devirlerde muvazaa olup olmadığı bilinmiyor).
2021 yılında ise A da çocuksuz olarak vefat etmiştir. A’nın ölümünden sonra mirasçıları, A’nın üstsoyu ve onların çocukları olmuştur.
Bu süreçte, B’nin mirasçıları konumunda olan üstsoy ve onların çocukları, durumu öğrenerek 2022 yılında A’nın almış olduğu veraset ilamının iptali ve gerçek mirasçıların tespiti talebiyle dava açmışlardır. 2024 yılında söz konusu iptal davası kabul edilmiş, yeni veraset ilamı çıkarılmıştır. Tazminat davası ise hâlen derdesttir.
A’nın yeğenlerine, 2022 yılında intikal eden tereke, dava öncesinde aktif ve pasif açısından herhangi bir malvarlığı içermemekteydi. Dolayısıyla aleyhe veya lehe fiili bir mirasın kabulü söz konusu olmamıştır. Ancak yeni veraset ilamı sonrasında, B’nin mirasçıları miras paylarının iadesini ve ketmi verese nedeniyle tazminat talebinde bulunmuşlardır. Bu sebeple, A’nın mirasçılarına yüklü miktarda borç yüklenmesi gündeme gelmiştir.
Bu durumda:
A’nın mirasçılarının bu borçtan hukuken kurtulmaları mümkün müdür?
Bu olayda mirasın hükmen reddi gündeme gelebilir mi?
Başka hangi hukuki yollar izlenebilir?
Gönüllü staj yaptığım süreçte karşıma çıkan bu olayda bilgi ve görüşlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.
İyi forumlar.
|
|
|
|
|
|
|
|
sayın meslektaşlar merhaba, biliyorsunuz bu rayiç bedeller güncelde oldukça revaçta bir konu ve bireysel mükelleflerin de dava hakkı olduğuna şüphe yok. ancak ben emsal araştırdığımda yalnızca 2017 yılındaki geçici maddeyle getirilen %50 sınırı uyarınca verilen kabul kararlarına rastlamaktayım. bunun dışında salt fahişlik/bilirkişi incelemesi ve kabul kararına ise hiç denk gelmedim. elinde böyle bi karar olan var mıdır?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım. İki kişi miras sebebiyle bir dükkanın maliki oluyor ve birlikte bu dükkanı kiraya veriyorlar. Ancak kiracı bir süredir kirayı ödemiyor. İki kiraya verenin de kendi vekili mevcut, birinin vekili de benim. Ben Örnek No 13 ile icra takibi başlatmak istiyorum fakat elbirliği mülkiyet olduğu için diğer ortakla birlikte hareket etmemiz mi gerekecek? Aynı şekilde mesela bir tahliye taahhütnamesi söz konusu olsaydı nasıl hareket etmek gerekecekti? veyahut tahliye davası açmak istesek nasıl açmamız gerekecek? Bilgi verebilirseniz çok sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım Merhaba,
Müvekkiller birlikte mirasçı oldukları 4 adet hissedar ile mirasın paylaşılması noktasında bir anlaşma sağlamışlardır. Bir adet tarla vasfında bulunan taşınmaz kapsamında anlaşmaya göre diğer 4 adet hissedar, hisselerinin yarısını müvekkillerin üzerine vereceklerdir. Bilindiği üzere tarla vasfındaki taşınmazların satışında hissenin bir kısmının satışı mümkün değil. Müvekkiller ve diğer hissedarlar bu satışı yaparken İl Tarım Müdürlüğüne yazılan yazı sonucunda satışa Tarım Müdürlüğü tarafından hukuka aykırı şekilde onay veriliyor.
Bir süre sonra anlaşılıyor ki anlaşma kapsamında 4 adet hissedarın müvekkillerin üzerine vereceği belli bir hisse miktarı işlemi yerine müvekkiller diğer 4 adet hissedara kendi hisselerinden bir miktar vermiş bulunuyorlar. Tapuda işlem ters yapılıyor. Kısaca yanlış üzerine yanlış yapılıyor.
Tapuda yapılan bu yanlış satış işleminin iptalini isterken hukuken nasıl bir yol izlemeliyim sizce? Yaptığım araştırmalar sonucunda da bir noktaya varamadım açıkçası. Teşekkürler şimdiden.
|
|
|
|
|
|
|
merhaba,
yardım nafasına ilişkin bir davada, mahkeme, ""nafanın dava tarihinden itibaren 10.000 tl olarak tahsiline ve hükmedilen nafanın takip eden her yıl tüfe oranında" karar vermiştir.
bu artış, dava tarihinden sonraki birinci yılda mı, karar tarihinden sonraki birinci yılda mı başlayacaktır?
yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba Sayın Meslektaşlarım;
Müvekkilimin vefat eden babası ile kiracısı arasında düzenlenen kira sözleşmesinin başlangıç tarihi kira sözleşmesinde belli değil. ancak kiracı bütün abonelikleri üzerine üzerine 11.01.2016 tarihinde alması nedeniyle kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin bu tarih olduğuna eminiz.
Kira sözleşmesinde kira artış oranı olarak da - Kiracı kontrat bitiminde kira rayiç bedelini %.......oranında artışını şimdiden kabul eder şeklinde madde bulunmakta.
Bu koşullar altında kira sözleşmesinde kira artış oranının belirlenmiş olduğunu kabul edebilir miyiz?
Kira başlangıcının 11.01.2016 tarihi olduğunu belirterek kira tespit davası açmamız halinde nasıl bir durumla karşı karşıya kalırız?
sözleşmede kiraların Müvekkilimin vefat eden babasının hesabına yatırılacağı belirtilmiş, bu hesap dökümlerinden kiranın ilk yatırıldığı ayı tespit etmemiz halinde kira sözleşmesinin bu tarihten itibaren mevcut olduğunu ıspatlamış sayılır mıyız? Dava dilekçemizle Mahkemeden hesap dökümlerinin bankadan istenmesini talep etmeyi düşünüyorum.
Yine kiracıyla müvekkilim arasında oluşan sorun nedeniyle kiracı 2022 yılında savcılık ifadesinde söz konusu taşınmazda 5-6 yıldır kiracı olduğunu belirtmiş.
Bu koşullar altında nasıl hareket etmeliyim?
Değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|