Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : Sinan Ağören, Tarih : 29-11-2025 16:24
Müvekkil 17 Şubat 2021 tarihinde yapı kullanım belgesi alınan insaatten 2 Mart 2021 tarihinde arsa sahibinden taşınmaz satın alınıyor. Müteahhit veya arsa sahibine karşı yazılı bir ihbar yapılmamış ancak sözlü olarak ikisinden de ayıpların giderilmesi için talepte bulunulmuş. Bu durumda dava müteahhite karşı mı açılmalı yoksa arsa sahibine karşı mı? Ayrıca zamanaşımı tespiti nasıl yapılmalı? Şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :13792, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : berkberk98, Tarih : 28-11-2025 10:45
Değerli üstatlarım merhabalar.
Müvekkilin eşi vefat ediyor ve alt soyları ile üst soyları bulunmuyor. Yalnızca kardeş ve kuzenler hayatta. Bu durumda saklı paylı mirasçı da eş haricinde haliyle bulunmuyor. Vefat eden kimsenin ise tüm malvarlığını eşine bıraktığına dair notere tevdi edilmiş vasiyetnamesi mevcut.

Bu durumda mirasçılık belgesi alınması durumunda tüm mirasçılar belgede yer alacak. Ancak murisin iradesi bu yönde değil. Vasiyetnamenin okunması davası beklendiğinde de intikal için olan süre geçecek. Ne yapılmasını önerirsiniz? Önce vasiyetnamenin okunması için dava açıp aynı anda veraset ilamı için mi başvurmak gerekir? Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :14138, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : AVUKAT2549, Tarih : 27-11-2025 15:54
Sayın meslektaşlarım,

Elimizde bir kira sözleşmesi var. Mecura konu evde aile oturmaktadır. Sözleşmede kiracı sıfatına haiz olan kocadır. Fakat sözleşmede el yazısı ile yazılan şöyle ''Evi (kocanın ismi) ailesi tutmuş bulunamaktadır.'' şeklinde ifade geçmektedir. Bu ifade halinde diğer eş kira sözleşmesinde taraf sıfatına sahip olur mu ? 10 uzama yılından kaynaklı ihtar çekilecek fakat bu durum kafamızı karıştırdı. Sadece kocaya çeksek problem çıkar mı ? Ayrıca kadının sözleşmede herhangi bir imzası bulunmamaktadır. Bilgisi ve tecrübesi olan meslektaşlarımdan desteğinizi rica ediyorum. Saygılarımla, iyi çalışmalar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :13994, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avukato0206, Tarih : 27-11-2025 13:21
Sayın meslektaşlar, tevkil kapsamında düzenlenen bir yetki belgesi ve bu şekilde duruşmaya iştirak eden bir avukatın, örneğin söz konusu asil taraf bakımından istinaf süresinin kaçırılması, delil süresinin kaçırılması vb yani hukuki veya cezai sorumluluğunu doğuran uyuşmazlıklarda sorumluluğu doğar mı? o halde tevkil için girilecek duruşma öncesi sunulacak yetki belgesinin kapsamı yalnızca duruşmaya katılım şeklinde sınırlandırılsa sizce bu uygun bir yetki belgesi olur mu ve tevkil yapan avukatı korur mu? veya tevkil yapanın dosyaya çekilme dilekçesi mi sunması gerekir? öneriniz veya tecrübeniz varsa paylaşabilir misiniz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :13740, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.ukat, Tarih : 26-11-2025 15:11
"Kiracı kontrat bitiminde kira bedelini anlaşmaya göre %.........oranında artırmayı kabul eder."

Merhaba meslektaşlarım. Kira sözleşmesinde tam olarak yukarıdaki madde bulunmakta. Bu durumda yeni dönem için kira tespit davası mı açmalıyız yoksa TÜFE oranında artış yapabilir miyiz?
(kiracı borcunu ödemediği için icra takibi yapacağım, yanlış miktar üzerinden gitmek istemiyorum)
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :13499, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Rümm, Tarih : 25-11-2025 11:23
Meslektaşlarım merhabalar.

Açmış olduğumuz ortaklığın giderilmesi davasında tapu hissedarlarından birinin ölmesi sebebiyle mahkemece verilen yetki ile sulh hukukta ayrı bir dava açarak murise ilişkin veraset ilamını aldım.

Veraset ilamını asıl dava olan ortaklığın giderilmesi davasına sunarak mirasçıları davaya dahil edeceğim. Fakat veraset ilamında belirli oranda payın devlet hazinesine bırakıldığı belirtilmiş. Zira murisin mirasçısı da vefat etmiş ve yasal mirasçısı da kalmadığından devlet hazinesine bırakılmasına karar verilmiş.

Bu halde biz davaya hazine ve maliye bakanlığını mı dahil edeceğiz? bilgisi olan meslektaşlarım yardımcı olursa çok seviniriz.

Birde dahili dava dilekçesini sunarken "ekte sunulu veraset lamı doğrultusunda .... kimlik numaralı kişilerin davaya dahil edilmesini talep ediyoruz" demek yeterli olur değil mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :13371, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukat Ergun, Tarih : 24-11-2025 14:25
Elbirliği mülkiyetine konu olan bir taşınmazda maliklerden birinin ihtiyacı sebebiyle 5 malik adına ihtiyaç sebebiyle tahliye davası açtım. Yargıtay kararları uyarınca elbirliği mülkiyetinin olduğu durumlarda malikler davayı beraber açabilecekleri gibi muvafakat ile de devam ettirebilirler. Ben de bu sebeple 5 malik adına 1 malikin ihtiyacı için davayı açtım. Bilindiği üzere ihtiyaç sebebiyle tahliye davalarında davacının başka taşınmazı olup olmadığı araştırılmaktadır. Ön inceleme duruşmasında ise tüm davacıların ve eşlerinin tapu kayıtlarının araştırılmasına karar verildi. Öncelikle sormak istediğim husus şu ki benim ihtiyacı olan müvekkilimin tek taşınmazı tahliyeye konu taşınmazdır fakat diğer davacıların taşınmazları vardır. Burada muvafakati alınarak da devam ettirilebilecek bir dava iken sırf usul ekonomisi açısından ortakların tamamını davacı olarak davayı açtım diye hakimin tüm davacıların taşınmazlarını araştırması doğru mu? eğer diğer davacıların taşınmazı var ise bunun davaya etkisi var mı?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :13148, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Rümm, Tarih : 22-11-2025 13:29
Merhabalar.
Müvekkil, ticari aracı ile trafik kazasına karıştı ve %100 karşı taraf kusurlu. kaza sonrası aracın ön kısmı ayrı; arka kasa kısmı ayrı çekici ile servise götürüldü. araç perte ayrıldı.

Gelinen aşamada araç sürücüsü ve malike karşı ticari kazanç kaybı davası açacağız. Fakat müvekkilce ödenen çekici bellerini de talep etmek istiyoruz.

Kaskodan mı karşı yanın sigortasından mı yoksa malik ve sürücüden mi istemeliyiz? Eğer malik ve sürücüden müşterek müteselsil talep ediliyorsa icra takibi başlatmaktansa ticari kazanç kaybı davasında ayrı bir kalem olarak talep edeceğiz. bu durumda direkt tam alacak olarak mı talep edilmeli? Fatura var delil olarak.

Çekici bedeli konusunda bilgisi olan meslektaşlarımız emsal karar vs bilgilerini paylaşırsa çok seviniriz.
Kolaylıklar dileriz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12898, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Nagehan Çubuk, Tarih : 21-11-2025 10:45
Merhabalar,
1999 yılı öncesi için açılacak hizmet tespit davasında hak düşürücü süreye tabi olmamak için istisnalardan biri olan aynı iş yerinde kesintisiz çalışmak maddesinden faydalqnmak istiyorum fakat işçi calisirken askere gidip gelmiş sonrasında yine aynı yerde çalışmış hiç sigortası yapılmamış daha sonra sigortası başlatılmış. Var olan durumda kesintisiz çalıştığı kabul edilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12729, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : YAZICIOGLU, Tarih : 20-11-2025 14:42
Tüketici mahkemesinde açtığım bir dava var.Asıl deava dilekçesinde acemilikle taleplerimi eksik yazmışım.Dahili dava dilekçesinde tüm taleplerimi eksiksiz yazmışım
Hakim karar verirken sadece Asıl Dava dilekçesindeki taleplerimimi esas alı yoksa dahili dava dilekçesinde belirttiğim taleplerimide dikkate alarak karar verir.
İlgilendiğiniz için cevap veren meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.İyi günler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12514, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : büşra şahin, Tarih : 20-11-2025 12:55
Merhaba değerli meslektaşlarım,
Müvekkilim ev sahibi olup kiracısı bundan bir kaç ay önce demirbaşı masraf yaptım diyerek kirayı eksik ödemiştir. Müvekkilimde masrafı kendisine bilgi vermesi, kendisinin ödeme yapacağını söylemiş kiradan düşmemesini istemiştir. Bu ay yine kiraya veren eksik ödemiş ve sadece mesajda demirbaş masrafı yaptım kiradan düştüm demiştir. Masraf yapılmış olabilir ancak bunun kiraya verene bilgi verilmeden yapılması durumunda icra takibi başlatırsak lehimize sonuç alabilir miyiz?
Yani gerçekten bir demirbaş masrafı için ödeme yapıldıysa kiraya verene bilgi vermeden bunu kiradan düşebilir mi ?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12321, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : pati, Tarih : 19-11-2025 11:17
Meslektaşlarım merhaba,
Ödenmeyen kira borcu sebebiyle kiracı aleyhine genel haciz yoluyla (örnek 7) icra takibi başlattım. Borçlu hem imzaya hem de borca itiraz edince, bu kez sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açtım. Bu süreçte tahliye istemimiz olmamıştı. Ancak şimdi Müvekkil borçlunun tahliyesini de talep etmemi istiyor. Mevcut itirazın iptali davasında ıslah ile tahliye de isteyebilir miyim? ya da tahliye için nasıl bir yol izlemem gerekiyor? Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12316, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Savaş, Tarih : 18-11-2025 16:45
Merhabalar meslektaşlarım.

Nitelikli dolandırıcılık suçunda mağdurun şikayetten vazgeçmesi ve zararının soruşturma aşamasında müvekkilin uhdesine geçen tutar kadar giderilmesi hâlinde, şüpheli hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kaldırılmasına ilişkin bir sonuç doğup doğmayacağı konusunda görüşlerinizi rica ediyorum.

Dosyamda birden fazla şüpheli var. Dolandırılan tutar 300.000 TL kadar. Şüphelilerden biri olarak müvekkilin banka hesabına aktarılan 30.000 TL dolandırıcılık parasını ve yasal faizini müştekinin hesabına zararın giderilmesi amacıyla gönderdik. Müşteki, müvekkilin giderdiği zarardan daha fazla olacak şekilde ek 100.000 TL talep etmekte ve bunun karşılığında şikayetten vazgeçeceğini beyan etmekte. Müvekkil hâlen tutuklu. Eğer zararın karşılanmasının tutukluluğun kaldırılmasına yönelik bir ihtimal oluşturacağını düşünürseniz, ödeme yapılmasını sağlayacağım.

Bu durumda daha önce benzer bir tecrübesi olan var mı? Görüşlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12712, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Kardelen888, Tarih : 17-11-2025 18:49
Merhaba, dedeme ait taşınmazın tapusu 1992 yılında 136 m² olarak kayıtlıdır. O zamanlarki imar durumlarından tapu müdürlüğüne başvurmuş; düzeltme işlemi yapılmış ve bu işlem için hem tapu kayıtlarında hem de dedemde bulunan makbuz karşılığı 1991 ve 1992 yıllarında ödeme yapılmıştır. Bu işlem sonrasında tapu 124 m² olarak düzenlenmiştir.

Ancak 1993 yılında “H*** T**” isimli üçüncü bir kişi tapu müdürlüğüne giderek “bu tapu bana ait değil, H*** Ç*** [yani dedeme) ait” şeklinde beyanla yeniden düzeltme talep etmiştir. Bu başvuru üzerine yapılan işlemle taşınmazın yüzölçümü ve imar uygulamasındaki konumu yeniden değerlendirilmiş; bu düzenlemeden dedemin haberi olmamıştır.

Bu işlem sonucunda belediye kayıtlarında 108 m²’ye düşürülmüş sonra imar uygulaması kapsamında arsa alanı ise 124 m² olarak belirlenmiştir. Belediye, bu düzenleme nedeniyle 1993 sonrası arsada 16 m² hak geçtiğini kabul etmiş; ancak bu 16 m²’lik artış için “rayiç değer farkının ödenmediğini” ileri sürerek taşınmaz üzerinde tesis ettiği ipoteğin kaldırılmasını reddetmektedir. Borç olarak webtapuda 1368 ETL gözükmektedir şu an 108 bin Tl olarak borç çıkardı belediye, bu miktar belediyenin fonuna ödeniyormuş.

Oysa ortada 1992’de dedem tarafından yapılmış ve bedeli ödenmiş bir düzeltme vardır; 1993’te üçüncü kişi tarafından yapılan düzeltme ise dedeme tebliğ edilmemiş, hak kaybı yaratmış ve mülkiyet hakkını doğrudan etkilemiştir. Bu durumda: dedeme tebliğ edilmeyen bu işlemin bağlayıcılığı nedir belediye tebliğ zorunluluğu yoktu dedi.
16 m² için belediyenin yeniden bedel talep edip edemeyeceği ve buna bağlı olarak ipoteğin devamının hukuken mümkün olup olmadığı konularında görüşlerinizi rica ederiz. Dava açmam mantıklı mıdır?

Baktığım yargıtay kararlarında ETL cinsinden ilk derece mahkemeleri ödemeyi kabul etmiş ama sonra davalı belediyenin temyiziyle “ taşınmazın değerindeki ipoteğin konulduğu tarihten bugüne kadar olan artış gözetilerek dava tarihi itibari ile rayiç bedel depo ettirmek suretiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir”Yargıtay 14 HD E.2018/2137

Bir başka kararda da dava konusu ipotek Karz ipoteğidir ipotek kaydında vade ve faiz mevcut değildir miktar taraflarca kararlaştırılan kesin ipoteği paranın değer Kaybettiğinde bahisle güncellenmesi mümkün değildir ipotek kaydında vade faiz bulunmamaktadır bu durumda davacının alınan ipotek bedeli için ayrıca geçmiş gün ya da gecikme faizi ödemesi de gerekmez 5083 sayılı yasa 1. maddesi gereği bugünkü TL’den ödetilmesi gerekeceğinden bedel bugünkü TL’ye çevrildiğinde ipotek bedelinin 0,45 TL olduğu anlaşılmakta olup 1 TL’nin altında olan işbu değerinden bedel deposu gerekmeyeceğinden davacının bedel depo etmesine gerek olmaksızın ipoteğin fekkine karar verilmesi doğrudur”” İzmir BAM 14 HD E. 2021/1187 K.2021/1123
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12432, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Carsambali.av, Tarih : 17-11-2025 15:59
Merhabalar Üstatlar,

Bir Müvekkil (Erkek) ve ailesi , eşine düğünde takılanlar ve sonradan alınanlar olarak toplam 500 gr altın almışlar. Daha sonradan evlilik devam ederken eşi bu altınları satıp annesinin üzerine farklı bir ilden ev almış. Boşanmak istemiyoruz sadece bu evin en azından eşinin üzerine tescil edilmesi için bir dava açabilir miyiz

saygılar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12290, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : drvdrv, Tarih : 14-11-2025 11:21
Meslektaşlarım merhaba,

Müvekkil şirket, gerçek kişiye ürün teslim edip fatura kesiyor. Gerçek kişi tarafından ödeme yapılmadığından icra takibine girişiyoruz ve borçlu, borcun ödendiğinden bahisle itiraz ederek takibi durduruyor.

1- İtirazın iptali davasını Asliye Hukuk Mahkemesinde açacağız ancak arabuluculuğa başvurma zorunluluğumuz var mı?

2- Davanın konusunu UYAP'tan "Satıcının Açacağı İtirazın İptali" mi seçmeliyiz? Çünkü diğer seçenekler ticari sözleşmelere dayanmaktadır.

Şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12890, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Atasoy, Tarih : 12-11-2025 19:46
Merhaba;
Karı koca paylı mülkiyet ile bir konutun malikidir. Yıllar önce sözlü kira sözleşmesi ile eşlerden biri taşınmazı kiraya veriyor. Ardından eşin talebi doğrultusunda kira tespit davası açıyoruz. Davayı açtıktan sonra tapuda yaptığımız inceleme sonucunda taşınmazın paylı mülkiyette(1/2-1/2)olduğunu görüyoruz. Diğer eşi davaya dahil ederek taşınmazın tamamı hakkında kira tespiti isteyebilir miyiz? Mahkeme yoksa dava açtığımız eşin payı uyarınca mı kirayı tespit eder? Diğer eşin derdest davaya katılması mümkün müdür? Şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12647, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Lube Yalçın, Tarih : 12-11-2025 10:19
Merhabalar, sehven başlatmış olduğum icra takibine ilişkin olarak aynı gün içerisinde takibin sehven başlatıldığını bildirerek vazgeçme beyanı göndererek takip için yapılan masrafların iadesini talep ettik ancak talebimiz icra dairesi tarafından reddedildi, aynı gün içerisinde vazgeçme beyanı gönderdiğimiz halde icra takip masraflarını iade etmemeleri durumunda ne yapabilirim,
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12717, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Mkc, Tarih : 11-11-2025 17:40
İyi çalışmalar. Aynı parsel üzerinde ilk yüklenicinin tüm paydaşları kapsayacak şekilde apkis sözleşmesi mevcut iken arsa sahiplerinin 3. kişi yeni yüklenici ile benzer sözleşmeyi yapması halinde yeni yüklenici inşaata (ruhsat irtifak yönünden problem yaşamadan) devam edebilir mi? Arsa sahipleri sözleşme edimlerinin zamanında yerine getirilmemesi ve benzeri geçerli sebepler ile ikinci sözleşmeyi yaptı ve ilk sözleşme hakkında ikinci sözleşmeden önce iptal davası açıldı.

Bu durumda ilk yüklenici şerh koydurmuş ise ruhsat ve irtifak vb. yönünden problem yaşayacağını, aksi halde kamu yönünden problem olmayacağını, yeni yüklenicinin şerh koydurarak inşaata devam edebileceğini düşünüyorum.

İkinci olarak, yeni sözleşme mevcut olsa bile mahkeme kararı olmadan ilk yapılan sözleşmenin de geçerliliğini koruyacağını ancak ifa imkansızlığına dahil olduğunu, haklılığı varsa ilk yüklenicinin tazminat talep edeceğini düşünüyorum.

Bu konu hakkında yargıtay kararı bulamadım. Yardım edebilecek meslektaşlara şimdiden teşekkür ediyorum
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12604, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Atasoy, Tarih : 11-11-2025 14:19
Merhaba;
kamulaştırma bedel tespit tescil davamız vardı. biz kamulaştırma yapan kurumuz. dava sonunda tescil yönünden kesin, bedel yönünden istinafa tabi olacak şekilde karar verildi. Mahkeme gereğinin yapılması için tapuya müzekkere yazdı. Tapu Müdürlüğü Tapunun Beyanlar hanesine "tescile yönelik kesinleşmiş mahkeme kararı vardır.....Mahkemesi vs." yazdı ve şerhler hanesine de "Kesinleşmemiş mahkeme kararı vardır..... Mahkemesi vs." şeklinde hem beyan hem şerh işledi. Mahkeme kararı bilindiği üzere bedel yönünden kanun yolu açık, tescil yönünden kesindir. Ancak tapu müdürlüğü tarafından "Kesinleşmemiş mahkeme kararı vardır..... Mahkemesi vs." şeklinde tapuya şerh düşülmesi müvekkil kurumun tapuda işlem yapmasına engel oluyor. Bu durumda ne yapılmalıdır? Tapuya idari başvuruyla çözülebilir mi? Karar veren mahkemeye izahat yapılarak müzekkere yazması yahut Tapu Müdürlüğü İçin tavzih vermesi mi talep edilmelidir? Yoksa şerhin terkini için yeni bir dava mı açılmalıdır? Yardımlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :12482, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05513597 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.