Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar,
İş kazasından kaynaklı açılan maddi manevi tazminat istemli davada, davacı taraf site yönetimi yerine 60 tane kat malikini davada taraf olarak göstermiş. Bu yüzden 60 tane kat malikinden vekalet alıp dava sürecini takip etmek bir hayli zor olacak. Site yönetimi adına düzenlenen vekaletnameyle davayı takip etme imkanı var mıdır? (Not: site yönetimi davada taraf olarak gösterilmemiş)
|
|
|
|
Meslektaslarim merhaba
Is mahkemesinde isci vekiliydim davamizi kazandik. kararini ilamli icraya koydum. Ancak faiz hesaplamada sehven bir hata yapmisim yanliklikla cok az bir miktar fazla faiz hesaplamisim . Borclu sirket de icra hukuk mah. dava acmis faizin yanlis hesaplanmis oldugunu soyleyerek . Simdi benden davaya cevap vermem isteniyor . Bu durumda ne yapabilirim?icra hukuk mahkemesi boyle bir durumda nasil karar verir. Ilk defa basima böyle bisey geldi. Tecrubeli ustatlarim yol gosterirse cok sevinirim. Iyi forumlar cok tesekkur ederim simdiden
|
|
|
|
Değerli meslektaşlarım bir konuda bilgilerinize ihtiyacım var şimdiden cevaplarınız için teşekkürler. Sorum şu şekilde, kiralananın tahliyesi ile ilgili taahhüt içeren, taşınmazın eski maliki ile kiracı arasında imzalanan bir arabuluculuk anlaşması mevcut. Bu anlaşmadaki tahliye taahhüdüne dayanarak evin yeni maliki tahliye talebinde bulunabilir mi? Arabuluculuk tutanağındaki hak ve yükümlülükler yeni malike de sirayet eder mi?
Bir diğer sorum arabuluculuk anlaşma tutanağı hakkında icra edilebilirlik şerhi almak için tutanakta belirlenen tahliye tarihinin geçmesi beklenmeli midir yoksa bu tarihten önce icra edilebilirlik şerhi talebinde bulunulabilir mi?
|
|
|
Yazan : avkavak,
Tarih : 07-07-2025 14:23
|
Değerli meslektaşlarım, (Konunun daha iyi anlaşılması için olayın geçmişini de anlatmak durumunda kaldım.)
Köyde yer alan ve tapuda paylı mülkiyete konu bir arsa var. Arsada yol olarak kullanılan yer müvekkilin payı içerisinde kalmaktadır. Ayrıca müvekkilin payı içerisinde kalan yolun kenarından bir su arkı geçmektedir. Karşı taraf yıllarca bu su arkından geçen su ile bahçesini sulamıştır. Karşı taraf yaklaşık 10 sene önce bu su arkına boru döşetmek istemişler ve su arkı yetersiz geldiği için kepçe ile kazmışlardır. Anca bu kepçe ile kazma sonrasında müvekkilin yolun kenarında eğimli arazide olan ağaçlarına zarar gelmiştir. Ardından müvekkil su arkını taş ile kapatmış ancak karşı taraf suya el atmanın önlenmesi davası açmıştır. Davada ihtiyati tedbirle taşların kaldırılmasına karar verilmiş ve yıllar süren yargılama sonucunda ise taşlar yerinde olmadığı için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Günümüzde ise bu su arkından büyük boru ile su geçmektedir. Ancak ağaçlar, zamanında eğimli arazide zarar gördüğünden dolayı her an yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Karşı taraf yakın zamanda damla sulama sistemine geçmek istemektedir. Ancak bu sefer müvekkil, zarar gören ağaçların yıkılmasını engellemek için istinat duvarı inşa edeceğini belirterek su arkının kullanılmasına izin vermemiş; su arkı ile yolun kesiştiği yerden yeni bir kanal/tünel geçirilerek damla sulama sistemi için gereken küçük boruların oradan geçirilmesini istemiştir. Karşı taraf da bunu kabul etmiştir ve su arkı kapatılarak damla sulama sistemi için gereken borular, su arkı ile yolun kesiştiği yerden yeniden geçirilecektir.
Müvekkil, bu yeniden geçirilecek boruların yeri için tapuda mecra hakkı kurulmasına razıdır ancak bunun için bir bedel de talep etmektedir.
Sorularım ise şu şekilde:
1- Yıllardır su arkı olarak kullanılan yer ile şimdi damla sulama sistemi için döşenecek olan boruların bulunduğu yer, Müvekkilimin payı içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle el atmanın önlenmesi davası ve ecrimisil talepli dava açmak mümkün müdür?
2- Müvekkil bu yeni kabloların döşeneceği yerin daha sonrasında bir uyuşmazlık olmaması için tapuda mecra hakkı olarak karşı tarafa irtifak hakkı tanımak istiyor ve bunun karşılığında bir bedel talep ediyor. Nasıl bir yol izlemeliyiz?
3- Aynı zamanda karşı tarafın evine giderken kullandığı yol müvekkilin payı içerisinde kalmaktadır. Burası için de bir geçit hakkı sağlayarak para talep etmek istemektedir. Bunun için nasıl bir yol izlenmelidir?
|
|
|
|
Herkese iyi günler dilerim..
Müvekkil saat 23.32 de trafik ekiplerince alkol testine tabii tutuluyor ve 0,64 promil alkollü olduğu tespit ediliyor. Para cezası ve 6 ay ehliyete el konuluyor.
Akabinde müvekkil hastaneye gidip kan veriyor. Numune alınma saati 01.23 yani takriben 2 saat sonra. İlgili kan sonucunda promil düzeyi yine 0,64 (alkol metre ile tamamen aynı) Geçmiş yargıtay kararları ve adli tıp raporlarına baktığımda saatlik ortalama 0,15 promil düşüş olması öngörülüyor. Metabolizmaya göre farklılık olabilir ancak 2 saat geçmesine rağmen hiçbir düşüş olmaması alkol metre cihazında hata olduğunu gösterebilir mi ?(yargı kararlarına göre saatlik 0.15 azalma bekleniyor ise cihazda 0.94 civarlarında çıkması gerekmez miydi? )Her ne kadar kan testi ve cihaz ölçümü yasal sınırın üzerinde de olsa da ceza cihaz ölçümü sonucu yazıldı ve tıbbi tutarsızlık gerekçesi ile cihazın hatalı olduğunu bu sebeple delilin hukuka aykırı olduğu ileri sürülebilir mi ? Fikirlerinizi bekliyorum meslektaşlarım..
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkil yüklü miktarlı bir alacak davasında ön inceleme duruşması gelmeden davadan feragat etmek istiyor aslında karşı tarafla sulh olacaklarmış. Aramızda yazılı bir avukatlık sözleşmesi yok ama dava bu şekilde sulh veya feragatla sona ererse müvekkil avukata avukatlık kanunu gereği ne ödeme yapması gerekir? Asgari avukatlık ücret kanunu gereğince maktu bir vekalet ücreti mi? Yoksa dava değerinin belli bir yüzdesi oranında mı? Çünkü daha hiçbir şey yapılmadı sadece dava dilekçesiyle dava açıldı yeni tensip düzenlendi. Teşekkürler.
|
|
|
Yazan : avmrb,
Tarih : 05-07-2025 14:04
|
iyi günler meslektaşlarım,
yasal önalım hakkımızı kullanmış olduğumuz bir hisseye ilişkin açmış olduğumuz davadan sonra davalı taraf kendisini borçlandırılarak söz konusunu hissesini icra yoluyla satışa çıkardı. Biz önalım davasını açtığımız ve yerel mahkemede lehimize sonuçlanan davada icranın durdurulmasını talep ettik ancak kabul edilmedi. Gelinen aşamada lehimize sonuçlanan tapu tescil talebimize rağmen hisse ihaleden satılacak ve müvekkil adına ciddi bir hak kaybı oluşacak bu konuda hak kaybını önlemek için ne yapabiliriz ne tavsiye edersiniz teşekkür ederim
|
|
|
|
Müvekkilin yasal mirasçısı olduğu ve tereke bakımından murisin sağlığında mirasçılardan birine ve onun eşine yaklaşık 60 dönüm tarım arazisi ve 1 adet taşınmazı, 2 adet satış, 3 adet bağış ve 1 adet ölene kadar bakma vaadi işlemi ile devrini gerçekleştirdiği ve tereke uhdesinde yalnızca 1 adet 5 dönümlük çok değersiz ve kullanıma elverişsiz durumda bir tarım arazisinin bulunduğu durumda. İlgili bağış, satış ve öbv işlemlerine karşı muris muvaazası talebiyle tapu iptal tescil davası açmam uygun olur mu ? Tenkis için zaman aşımı süresi geçmiştir.
İlgili yargıtay kararı gereğince bağışlar yönünden de bu davayı açabileceğimizi düşünüyorum.
(Y1HD 2021/1785 E., 2021/5963 K.) “Mirastan mal kaçırma amacıyla yapılan muvazaalı bağışlar, mirasçılar tarafından açılacak muvazaa davası ile iptal ettirilebilir. Muvazaanın ispatı için kesin delil şart olmayıp, belirtiler ve hayatın olağan akışına göre değerlendirme yapılabilir.”
|
|
|
|
iyi günler anlaşmış olduğumuz tevkil ücretini zamanında ödemeyen bir ay sonrasında kısmi olarak ödeyen müvekkil hakkında baro soruşturması açmak istiyorum daha önce bu konuda şikayette bulunmuş e uyarı cezası alınmış kararı olan var mı
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkil şirket aleyhine karşı taraf delil tespiti talebinde bulunmuşlar ve delil tespiti yokluğumuzda yapılmış. Müvekkile yapılmış olan tebligatlara baktığımda değişik iş kararında deliş tespiti yapılmasının kabulüne karar vermiş ama tespitin ne zaman yapılacağını müvekkile tebliğ etmemişlerdir. Bu noktada bu duruma itiraz edebilir miyiz
|
|
|
|
Herkese merhaba,
Üzerinde çalışmakta olduğum arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali davası dilekçesi için aklıma takılan bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Şöyle ki;
Müvekkil(arsa sahibi) ile yüklenici arasında Temmuz 2024'te akdedilen sözleşme uyarınca yüklenici sözleşmenin tanzimi tarihinden itibaren 6 ay içerisinde inşaat ruhsatını alacaktır. İnşaat ruhsatının alınmasının üzerinden 12 ay içerisinde ise inşaat tam ve eksiksiz olarak teslim edilecektir şeklinde madde mevcuttur.
Sözleşmenin imzalanmasını müteakip gerekli yetkileri içerir vekaletname düzenlenerek yükleniciye verilmiştir, buna rağmen sözleşme üzerinden yaklaşık 12 ay geçmiş olmasına rağmen inşaat ruhsatın alınmadığı gibi buna yönelik hazırlık işlemlerine dahi(mevcut yapı için yıkım ruhsatı, imar durum belgesinin alınması gibi) başlanmamıştır.
Ben bu sözleşmenin borçlu temerrüdü dolayısıyla iptalini talep edip TBK m 125/2 teki seçimlik haklarımı kullanmak için dava açmayı düşünüyorum, fakat aklıma takılan husus şu; sözleşmede 6 aylık süre belirlenmiş olsa da yükleniciye tekrar ihtar çekerek temerrüde düşürmeme ve seçimlik haklarımı kullanmak için TBK m 123 uyarınca süre vermeme gerek var mı?
- Benim şahsi görüşüm, vadesi taraflarca belirlenmiş bir borç mevcut olduğundan 6 aylık sürenin dolmasıyla yüklenici temerrüde düşmüş durumdadır. Ayrıca TBK m 473/1 ve TBK m. 124/1-1 uyarınca borçluya mühlet verilmesinin de gerekmediğini düşünüyorum zira borçlunun içinde bulunduğu durum ve tutumdan işi süresinde bitiremeyeceği açıktır.
Sizce bu durumda yine de ihtar çekmeme ve mühlet vermeme gerek var mıdır?
|
|
|
Yazan : Matrix,
Tarih : 01-07-2025 10:18
|
Mirasın reddinin iptali davasının davalı tarafının kim olacağı konusunda hukukçular arasında genel bir görüş ayrılığı bulunmadığı,bir grup hukukçuya göre, dava mirasçıya karşı açılmalıdır. Diğer bir görüşe göre ise dava, mirası reddeden kişinin yerine geçen kişiye karşı açılmalıdır. Farklı bir grup hukukçuya göre ise dava, mirasçıya ve reddeden mirasçının yerini alan kişiye karşı birlikte açılmalıdır,şeklinde görüşler olmakla birlikte ; ( mirasçıdan kişisel alacaklıyız ) dosyamızda BAM,mirasın elbirliği mülkiyetinde olması sebebiyle , tüm mirasçılara ( mirası reddetmeyenler dahil ) karış açılması gerektiği yönünde bozma kararı vermiştir. Bu hususta dercattan geçen karar paylaşımında bulunacak meslektaşlarıma teşekkür ederim. Bana göre, murisin tüm mirasçılarına değil, mirası kötü niyetle reddeden ve redden yararlanan mirasçılara davanın yöneltilmesi gerekir, düşüncesindeyim.
|
|
|
|
2022 yılında 20 TL kısmı dava olarak kıdem tazminatı davası açılıyor, daha sonra alacağın 100 TL olduğuna dair rapor geliyor ve ıslah ediliyor, burada faiz başlangıcı toplam alacak 100TL için iş akdinin fesih tarihi midir yoksa 20TL için fesih tarihi geriye kalan 80TL için ıslah tarihi midir? şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
Sayın meslektaşlar merhaba,
müvekkil taşınmazı üzerinde tesis edilen parselasyon sebebiyle idari yargıda iptal davası açılmıştır. bu işlem neticesinde müvekkile tahsis edilen yeni parselin değeri eskisine göre oldukça düşüktür. 1)bu anlamdaki zararımızı iptal davasından ayrı bir biçimde tam yargı davasına taşımamız mümkün müdür?
2)süre bakımından parselasyon iptali davası süresi içinde mi açılmalıdır
3)yoksa iptal davasının sonucunda açılabilir mi
4)iptal talebinin aleyhimize reddolması halinde değer kaybı iddiası tam yargı davası ile sürdülebilir mi?
emsal nitelikte bir karar var mıdır konu hk rastladığınız?
çok teşekkür ederim
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
Müşterek müteselsil olarak edinilen tapuda (kayın valide ve gelini ) kayınvalidenin farklı ilde yaşaması ve torununa bakmak için ihtiyacı olması sebebi ile gelini ile beraber edindiği yeni taşınmazdaki kiracıyı ihtiyaç sebebi ile tahliye davası kapsamında çekeceği ihtarda iki maliğin de imzası olmak zorunda mıdır ? Yoksa sadece ihtiyacı olan maliğin mi olması gerekir ? Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
Sayın meslektaşlar merhaba,
Müvekkilin arazisi üzerinde belediye tarafından gerçekleştirilen bir parselayon işlemi vuku bulmuştu. buna karşın itirazlarımızı askı süresinde yaptık ve henüz dava açma süresi içerisindeyiz.
buna karşın, müvekkil söz konusu arazide ayrıca kamuya ayrılmış alana (özel koruma bölgesi içerisinde yer alıyor bölge) da itiraz etmek istemekte. kamuya ayrılan bu alanı hangi parselden verileceğinin takdiri bakanlık mı belediye mi yetkisindedir biz buna itirazı ayrı bir davayla öne sürebilir miyiz sürersek dava açma süresi engeli ile askı süresinde nazım ve uygulama planlarına itiraz edilmemiş olduğundan (geçem sene tarihliler) karşılaşır mıyız?
|
|
|
Yazan : AV.SANEM,
Tarih : 26-06-2025 15:47
|
Merhaba, kooperatif genel kurul toplantısının iptali davası zorunlu arabuluculuğa tabi midir?
|
|
|
|
Değerli meslektaşlarım;
Müddetnamesinde koşullu salıverilme tarihi (örneğin) 26.06.2025 olan bir hükümlü, bu tarih geldiğinde iyi hal kontrolü yapılıp re’sen mi salıverilir?
Yoksa bu sürecin başlaması için hükümlünün bizzat ya da vekili aracılığıyla ceza infaz kurumuna başvuru yapması mı gerekir?
Teşekkürler.
|
|
|
|
görevsizlik ve yetkisizlik kararı verildiğinde karşı vekalet ücreti çıkar mı
|
|
|
Yazan : merdogan,
Tarih : 23-06-2025 11:31
|
Sayın meslektaşlarım merhaba sorum şu şekilde; Nafakanın kaldırılması davasını Trabzon da açtım ben ise İzmir deyim.Dava dilekçesi ve tensip zaptı davalılara tebliğ edilemediği için mahkeme ilanen tebligat yoluna gidilmesi kararı verdi fakat müvekkil ilanen tebligat masrafını yatıramadı davalıların adreslerini bulamadık ve dava usulden reddedildi.Şimdi müvekkil davayı tekrar açalım diyor.Davayi tekrar açabilir miyiz? Usulden reddedildiği için 3 aylık harçsız davayı yenileme durumu bu olayda gerçekleşebilir mı? Davalıların adreslerini bilmediğimiz için davayı nerede açmak gerekiyor?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim iyi çalışmalar dilerim.
|
|
|