Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

İki mahkemenin birden görevsizlik kararı vermesi - İki kez Vekalet Ücretine hükmedilmesi

Yanıt
Old 28-06-2011, 11:51   #1
AvFıratArslan

 
Varsayılan İki mahkemenin birden görevsizlik kararı vermesi - İki kez Vekalet Ücretine hükmedilmesi

Herkese iyi çalışmalar dilerim.

Müvekkilin güzellik merkezi ile olan ihtilafı sonucu ( epilasyonun verimli olmaması- düzgün yapılmayışı) Sulh Hukuk Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılmıştır. Müvekkil daha önceden davasını Tüketici Mahkemesinde açmak istese de davanın sağlık ile alakalı olduğu kendisine söylenmiş ve Sulh Hukuk Mahkemelerinde açması gerektiği söylenmiştir.

Sulh Hukuk Mahkemesinde ikame edilen dava görevsizlik kararı ile sonuçlanmış; davada Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.Müvekkil görevsizlikten doğan maktu vekalet ücretini ödemiştir.

Karar kesinleştikten sonra dava dosyası tarafımızdan Tüketici Mahkemesine gönderilmiş; ve ilk celsede yine görevsizlik kararı verilmiş; davaya görevli mahkemenin Sulh Mukuk Mahkemesi olduğu belirtilmiştir.

Sayın Meslektaşlarıma sormak istediğim şudur.


Müvekkilin hem sulh hukuk mahkemelerinin görevsizlik kararına ilişkin ödediği vekalet ücreti hem de ilk celse görevsizlik veren Tüketici Mahkemelerinin kararına ilşkin vekalet ücreti ödemek zorunda kalması yerinde midir?Bu durumda ne yapılabilir? Karar temyiz edilmeli midir?

Herkese şimdiden çok teşekkür ederim.
Old 28-06-2011, 14:05   #2
Av.Duygu Işık

 
Varsayılan

Şu durumda olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğuna göre dosyanız, ikinci görevsizlik kararını da temyiz etmemeniz halinde bu hususun çözümü için Yargıtay'a gönderilecektir. Her iki mahkemenin de görevsizlik kararı doğrultusunda, karşı yan vekalet ücretine hükmetmesinde yasaya aykırı bir yan yoktur.

Müvekkiliniz her iki dosyada vekalet ücreti ödemesini yapsa dahi olumsuz görev uyuşmazlığı sonucunda Yargıtay'dan çıkacak karar üzerine görevli mahkemenin verdiği görevsizlik kararına ilişkin ilamın takibe konulduğu icra dosyasından, icranın iadesini talep edebileceğinizi düşünüyorum. Yalnız ödemeleri yaparken "temyiz incelemesi neticesinde doğacak sonuca göre icranın iadesini talep hakkımız saklı kalmak kaydı ile" ödeme yaptığınızı bir dilekçe ile icra dosyasına bildirin.

Ayrıca burada bir hususu gözden kaçırmamak gerekir. Her iki mahkeme için de görevsizlik kararını temyiz etmediğiniz takdirde hükümler o haliyle kesinleşecektir. (Anladığım kadarıyla sizde SHM kararı kesinleşmiş durumda.) Bu durumda kesinleşmiş bir mahkeme hükmü ile ilgili icranın iadesini talep etseniz dahi bu talebiniz reddedilir kanaatindeyim. O nedenle siz görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu düşünüyorsanız, Tüketici Mahkemesi'nin görevsizlik kararını temyiz edin ki hüküm kesinleşmesin derim. İleride icranın iadesini talep hakkınızı ortadan kaldırmamak için...

Saygılarımla,
Old 28-06-2011, 14:22   #3
AvFıratArslan

 
Varsayılan

Duygu Hanım,

Öncelikle teşekkür ederim cevabınız için. Dava SHM de açıldığı zaman karşı yan göreve ilişkin itirazda bulunmuştu. Biz SHM nin görevli olduğunu belirtmiştik. Uzamasın diye temyiz etmeyip dosyayı Tüketici Mahkemesine gönderdik. Bu defa da burdan '' davacının dava dilekçesinin reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın SHM ye gönderilmesine karar verdi. Biz de bu anlamda Shm nin görevli olduğunu düşünüyoruz.

Peki karşı yanın SHMnin görevine ilişkin itirazını gerekçe göstererek vekalet ücretine itiraz edebilir miyiz?

İyi çalışmalar dilerim.
Old 28-06-2011, 15:14   #4
Av.Duygu Işık

 
Varsayılan

Sayın Arslan,

SHM kararı temyiz edilmeksizin kesinleşti ise neye dayanarak itiraz edeceksiniz? Kesinleşmiş bir kararın icrası niteliğinde bir durum var.

Açıkçası benim aklıma hiçbir şey gelmiyor. Belki diğer meslektaşlarımın aklına farklı bir yol gelebilir.
Old 28-06-2011, 15:24   #5
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan

Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret

MADDE 7 – (1) Görevsizlik, yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce karar verilmesi durumunda, Tarifede yazılı ücretin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonraki aşamada ise tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti ikinci kısmın ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.

(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.

(3) Kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması, işbölümü itirazı nedeniyle verilen tüm gönderme kararları nedeniyle görevsizlik, gönderme veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmedilmez.
--------
Tüketici Mahkemesinin gerekçeli kararını aldınız mı? AAÜT.7/3 e göre bu kararda vekalet ücretine hükmedilmemiş olmalı. Çünkü ilk dava görevsizlikten ret, ikinci dava dilekçe ret ve gönderme kararı. Görevli mahkeme belirlenmesi için her halde Tüketici Mahkemesi kararını temyiz etmelisiniz diye düşünüyorum.
Old 28-06-2011, 15:42   #6
AvFıratArslan

 
Varsayılan

Sayın Kırmızı,

Cevabınız için teşekkür ederim. Tüketici Mahkemesinin gerekçeli kararını henüz almadık. Aynen belirttiğiniz gibi ilk dava görevsizlikten red ikincisi ise dava dilekçe red ve gönderme kararı. Büyük ihtimal temyiz edeceğiz.
Old 28-06-2011, 16:15   #7
Av.Duygu Işık

 
Varsayılan

Değerli meslektaşlarım,

Bu hükümde bahsi edilen husus farklıdır. Örneğin Asliye Hukuk Mahkemesi'nde marka konusuna ilişkin bir dava görülmekte iken o ilde İhtisas Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi) kurulursa ve Mahkeme, bu nedenle görevsizlik ve gönderme kararı verirse, taraflar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmez. Sulh Hukuk Mahkemesi ve Tüketici Mahkemesi arasındaki ilişki işbölümü de değildir. Dolayısıyla Sayın Arslan'ın aktardığı olayda doğrudan görevsizlik kararı nedeni ile hükmolunmuş bir vekalet ücreti söz konusu olacak. Hal böyle iken, ben alıntılanan bu hükmün işletilemeyeceği düşüncesindeyim.

Görev konusundaki bu hususun çözülmesi için iki yol var:
1-) Tüketici Mahk. kararını temyiz etmeden kesinleştirirsiniz ve bu durumda dosya olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için (merci tayini için) Yargıtay'a gönderilir.

T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

E. 1998/8-335

K. 1998/336

T. 13.5.1998

• TEMYİZ İNCELEMESİNDEN GEÇMEDEN KESİNLEŞEN GÖREVSİZLİK KARARLARI ( Görevli Mahkeme Yargıtay'ca Belirlenmeden Başka Bir Mahkemenin Davaya Bakamaması )

• OLUMSUZ GÖREV UYUŞMAZLIĞI ( Merci Tayini-Görevli Mahkeme Yargıtay'ca Belirlenmeden Başka Bir Mahkemenin Davaya Bakamaması )

• MERCİ TAYİNİ ( Olumsuz-Selbi- Görev Uyuşmazlığı )

1086/m.7,25

743/m.639,933

ÖZET : Hem genel mahkeme hem de kadastro mahkemesinin davaya bakmakla görevli olmadıkları konusunda verdikleri kararlar kesinleşmişse; görev konusundaki uyuşmazlık yargıtayca çözümlenmeden işin esasına ilişkin inceleme yapılamaz.
DAVA : Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Boztepe Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.5.1995 gün ve 1994/139 E., 1995/33 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 28.11.1996 gün ve 1996/1571-1996/10056 sayılı ilamı ile; "... Dava konusu taşınmazın öncesinin davacının babasına ait tarla olduğu ve bu maksatla tasarruf edildiği tesbit edilmiştir. Dava nedeniyle dinlenen tanıklar, 35-40 yıl önce bu yerin tarla olarak tasarruf edildiğini ve o tarihten bu yana özel harman yeri olarak kullanıldığını ifade etmişlerdir. 5 dönüm genişliğindeki bir yerin bir şahsın özel harman yeri olarak kabulü düşünülemez. Bir bölümü harman yeri olarak kullanılsa dahi kalan bölümün bu süre zarfında kullanılmadığı, diğer bir ifade ile terk edildiği düşünülür. Özel harman yeri olan kısımda dahi senenin belli günleri dışında bir kullanımın varlığından söz edilmemiştir. Sonuç olarak taşınmazda 35-40 seneden bu yana ekonomik amaca uygun olarak bir kullanım olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dellilerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir..." gerekçesiyle bozularak doysa yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı Hazine temsilcisi
Hukuk Genel Kurulu`nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava dilekçesi ile, tapulama tesbiti sırasında 3567 parsel no ile orta malı harman yeri olarak tesbit edilen taşınmazın 5000 mı`lik kısmının gerçekte 50-60 seneden beri zilyetliğinde olduğunu ve özel harman yeri olarak kullanıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 16.3.1993 gün E. 1986/135, K. 1993/117 sayılı kararı ile; dava konusu 3567 parselin itirazlı olduğu, tapulama tutanağının kesinleşmediğinden davaya bakmak Kırşehir Kadastro Mahkemesinin görevi dahilinde bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, karar kesinleşerek, HUMK.nun 193/3. maddesinde öngörülen 10 günlük süre içinde davacının başvurusu ile dosya Kırşehir Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Kırşehir Kadastro Mahkemesi 13.10.1993 gün E. 1993/2, K. 1993/6 sayılı kararı ile taşınmazın Boztepe İlçesi hudutları dahilinde bulunduğu, Boztepe İlçesinde adli teşkilat kurulduğundan HUMK 13/1. maddesi gereğince mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın yetkili Boztepe Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, karar kesinleşerek dosya Boztepe Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Boztepe Kadastro Mahkemesi 2.11.1994 gün E. 1993/1, K. 1994/1 sayılı kararı ile, davacının askı ilan süresi içinde tapulama tutanağına bir itirazı olmadığını, diğer şahısların itirazı üzerine itiraz etmeyen kişiler için de tutanağın kesinleşmediğinin kabulü kanunun amacına aykırı olacağı kabul edilmiş kadastro mahkemesinin görevsizliğine, dosyanın görevli Boztepe Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bu karar kesinleşmiş, HUMK.nun 193/3. maddesinde öngörülen süre içinde davacı vekilinin başvurusu üzerine dosya Boztepe Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Görüldüğü üzere, ortada kesinleşmiş "göreve" ilişkin iki mahkeme kararının varlığı açıktır. O nedenle Kırşehir Asliye Hukuk Mahkemesi ile Boztepe Kadastro Mahkemesinin selbi görev uyuşmazlığı çözümlenmeden Boztepe Asliye Hukuk Mahkemesi kendini görevli sayarak işin esası hakkında bir karar veremez. Göreve ilişkin mahkeme kararları temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği takdirde görevli mahkemeyi atayan HUMK.nun 25/2. maddesi uyarınca Yargıtay`ın görevidir. Bu durumda Yargıtay`ca görevli mahkeme belirlenip, görevsizlik kararlarından biri kaldırılmadan Boztepe Asliye Hukuk Mahkemesinin kendini görevli kabul edip, işin esası hakkında karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
Her ne kadar Boztepe Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı Özel Dairece işin esasına yönelik olarak incelenip, bozulmuş ise de görev konusu kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gerekir. ( HUMK.nun 7/2, 428/2 m. )
O halde; mahkemenin direnme kararı, selbi görev uyuşmazlığının çözümlenmesi ve HUMK.nun 25/2. maddesi gereğince merci tayini için dosyanın Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının, merci tayini için dosyanın Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere BOZULMASINA, 13.5.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Kaynak: Kazancı İçtihat Bankası


2-) Ya da Tüketici Mahk. kararını temyiz edersiniz. Oradan çıkacak karara göre hareket edersiniz.

Ancak söylediğiniz gibi SHM görevli ise bu temyizde de fayda olmayacaktır. Epilasyon ile ilgili karar aradım ancak hiçbir karara rastlayamadım. Sanırım burada hizmet mi tıbbi müdahale mi ayrımını yapmak gerekiyor.

İyi çalışmalar dilerim.
Old 30-06-2011, 15:21   #8
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Sayın AvFıratArslan,

Konu sanırım:
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=55437 ? Sulh Hukuk Mahkemesi'nin gerekçesini merak ettim

Diğer taraftan:

Alıntı:
Yazan AvFıratArslan
Herkese iyi çalışmalar dilerim.

Müvekkilin güzellik merkezi ile olan ihtilafı sonucu ( epilasyonun verimli olmaması- düzgün yapılmayışı) Sulh Hukuk Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açılmıştır. Müvekkil daha önceden davasını Tüketici Mahkemesinde açmak istese de davanın sağlık ile alakalı olduğu kendisine söylenmiş ve Sulh Hukuk Mahkemelerinde açması gerektiği söylenmiştir.

Sulh Hukuk Mahkemesinde ikame edilen dava görevsizlik kararı ile sonuçlanmış; davada Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.Müvekkil görevsizlikten doğan maktu vekalet ücretini ödemiştir.

Karar kesinleştikten sonra dava dosyası tarafımızdan Tüketici Mahkemesine gönderilmiş; ve ilk celsede yine görevsizlik kararı verilmiş; davaya görevli mahkemenin Sulh Mukuk Mahkemesi olduğu belirtilmiştir.

Sayın Meslektaşlarıma sormak istediğim şudur.


Müvekkilin hem sulh hukuk mahkemelerinin görevsizlik kararına ilişkin ödediği vekalet ücreti hem de ilk celse görevsizlik veren Tüketici Mahkemelerinin kararına ilşkin vekalet ücreti ödemek zorunda kalması yerinde midir?Bu durumda ne yapılabilir? Karar temyiz edilmeli midir?

Herkese şimdiden çok teşekkür ederim.

HUMK m.193: "...Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur.

Her iki halde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yeniden dilekçe verilmesi veya yeniden çağrı kağıdı tebliğ ettirilmesi gerekir.

Aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Kanunda belirtilen ayrık hükümler saklıdır."

hükmü uyarınca 10 günlük süre içinde Tüketici Mahkemesi'ne başvurunun yapılıp yapılmadığını belirtmemişsiniz?

İhtimal 1- Sulh Hukuk Mahkemesinin "görevsizlik" kararı üzerine; kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde Tüketici Mahkemesine başvurulmuş ise;
a) Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen "görevsizlik" kararı temyiz edilmeksizin kesinleştiği için işbu görevsizlik kararı Tüketici Mahkemesi'ni bağlamaz. Yani somut olayda Tüketici Mahkemesinin de görevsizlik kararı verme yetkisi vardır.

a1) Tüketici Mahkemesinin verdiği görevsizlik kararı da temyiz edilmeksizin kesinleşirse:

HUMK m.25: "...İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.

Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar"

a2) Tüketici Mahkemesi'nin verdiği görevsizlik kararını temyiz etmeniz halinde:

HUMK m.25: "...Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar."

İhtimal 2- Sulh Hukuk Mahkemesi'nin "görevsizlik" kararı üzerine Tüketici Mahkemesine yapılan başvuru, kararın kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde değildir.
HUMK m.193/4: "Aksi takdirde dava açılmamış sayılır. Kanunda belirtilen ayrık hükümler saklıdır."

Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararı "davanın açılmamış sayılması" yönündedir. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen bu kararla;

HUMK m.425: "İki taraftan birinin vefatı, dâvanın terki gibi bir sebeple hükme iktiran etmiyen dâvalara mütaallik masarifi muhakeme tahkikat hâkimi tarafından takdir ve hükmolunur."

hükmü gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen karardaki vekalet ücretini müvekkiliniz, ödemekle mükelleftir.

Bu genel açıklamalardan sonra İhtimal1'e ilişkin olarak (hocamın görüşüne katılmamakla birlikte)
Sayın Prof. Dr. Baki Kuru'nun konuyla ilgili (vekalet ücreti) görüşü:
"...usule ilişkin nihai kararla dava sona ermiyor ise, bilakis devam ediyorsa, mahkemenin, böyle bir usule ilişkin nihai kararda yargılama harç ve giderlerine kimin katlanacağı hakkında bir karar vermesine gerek yoktur; çünkü, dava henüz devam etmektedir (sonuçlanmamıştır)... mahkemenin, görevsizlik veya yetkisizlik kararı ile dava hemen sona ermez. Davacı, görevsizlik veya yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren on gün içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurursa, davaya devam edilir... Bu nedenle, mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararı ile birlikte davacıyı yargılama giderlerine mahkum etmemesi gerekir...

Fakat 25.04.1945 günlü İçtihadı Birleştirme Kararı(1) ile, mahkemenin, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verirken, davacıyı yargılama giderlerine de mahkum edeceği kabul edilmiştir. Bu görüşün, HUMK'nun yukarıda açıklanan sistemine (özellikle m.425'e) aykırı olduğu ve hele 14.04.1954 günlü İçtihadı Birleştirme Kararından(2) sonra hukuki dayanağının kalmadığı kanısındayım. Ancak uygulamada, 25.04.1945 günlü İçtihadı Birleştirme Kararına dayanarak, görevsizlik veya yetkisizlik kararı ile birlikte davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine devam edilmektedir..."

(1) http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=11777
(2) http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=11776

Saygılar...


Old 30-06-2011, 16:34   #9
Av.Nazife Eytemiş BAŞAR

 
Varsayılan

Olumsuz görev uyuşmazlığı bir yana 4077 sayılı tüketici yasası m.2 ye göre görevli mahkeme tüketici mahkemesi değil mi,olayda?temyiz etmelisiniz bence,kolay gelsin!
Old 21-03-2012, 02:08   #10
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
...Bu genel açıklamalardan sonra İhtimal1'e ilişkin olarak (hocamın görüşüne katılmamakla birlikte)
Sayın Prof. Dr. Baki Kuru'nun konuyla ilgili (vekalet ücreti) görüşü:
"...usule ilişkin nihai kararla dava sona ermiyor ise, bilakis devam ediyorsa, mahkemenin, böyle bir usule ilişkin nihai kararda yargılama harç ve giderlerine kimin katlanacağı hakkında bir karar vermesine gerek yoktur; çünkü, dava henüz devam etmektedir (sonuçlanmamıştır)... mahkemenin, görevsizlik veya yetkisizlik kararı ile dava hemen sona ermez. Davacı, görevsizlik veya yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren on gün içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurursa, davaya devam edilir... Bu nedenle, mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararı ile birlikte davacıyı yargılama giderlerine mahkum etmemesi gerekir...

Fakat 25.04.1945 günlü İçtihadı Birleştirme Kararı(1) ile, mahkemenin, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verirken, davacıyı yargılama giderlerine de mahkum edeceği kabul edilmiştir. Bu görüşün, HUMK'nun yukarıda açıklanan sistemine (özellikle m.425'e) aykırı olduğu ve hele 14.04.1954 günlü İçtihadı Birleştirme Kararından(2) sonra hukuki dayanağının kalmadığı kanısındayım. Ancak uygulamada, 25.04.1945 günlü İçtihadı Birleştirme Kararına dayanarak, görevsizlik veya yetkisizlik kararı ile birlikte davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine devam edilmektedir..."

(1) http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=11777
(2) http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=11776


...

Sayın Kuru'nun görüşü paralelinde va'zedilen düzenlemeyi ekleyelim:

6100 sayılı HMK m.331: "...(2) Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder.

(3) Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir."

Madde Gerekçesi'nden: "...1086 sayılı Kanunun 425 inci maddesinde taraflardan birinin ölümü veya davanın terki gibi sebeplerle davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderlerinden sorumluluk hususu düzenlenmiş ise de, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararı üzerine, giderlerden sorumlulukla ilgili, 1086 sayılı Kanunun 425 inci maddesinde açıklık yoktur. Bu hususun Kanunda düzenlenmemiş olması sebebiyle, gerek yerel mahkemeler gerekse Yargıtay birbirinden farklı kararlar vermektedir.

Uygulamada yaşanan bu karmaşıklığın önlenmesi bakımından, bu maddenin ikinci fıkrasında açıkça görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararlarından sonra, dosyanın gönderildiği mahkemede dava görülmeye başlanmış ise yargılama giderlerine davayı gören ikinci mahkemece hükmedileceği belirtilmiştir..."

Saygılar...
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Karşı Vekalet Ücretinin Takibinde İcra Vekalet Ücreti Sorunu mslmklvz Meslektaşların Soruları 12 22-07-2014 11:01
Terditli Davada Vekalet Ücreti Sorunu Seher Meslektaşların Soruları 6 14-01-2013 12:48
vekalet ücreti sorunu avukatedali Meslektaşların Soruları 10 23-11-2010 12:57
Sözleşmeye Aykırılık-Güzellik Merkezi AvFıratArslan Meslektaşların Soruları 11 02-11-2010 15:50
KESİNLEŞME VE HARÇ SORUNU vekalet ücreti petroçelli Meslektaşların Soruları 5 23-04-2010 11:57


THS Sunucusu bu sayfayı 0,19732308 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.