Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

hacizli gayrimenkulün satışı

Yanıt
Old 27-12-2007, 15:30   #1
avhilal

 
Varsayılan hacizli gayrimenkulün satışı

bir dosyada haczedilen gayrimenkulün satışı için ihale yapıldı,her iki ihalede de alıcı çıkmadığından satış talebi düştü.Bununla birlikte haciz de düşer mi haczin yenilenmesi gerekir mi ilgilenecek arkadaşlara şimdiden teşekkürler.iyi çalışmalar.
Old 27-12-2007, 16:01   #2
ahmetyılmaz

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
Ceza Genel Kurulu
Esas No
: 2001/4-90
Karar No
: 2001/95
Tarih
: 15.05.2001

GÖREVDE YETKİYİ KÖTÜYE KULLANMAK
TAŞINMAZLARDA HACZİN DÜŞMESİ
ÖZET:
Taşınmazlar bakımından İİY.nın 110. maddesi uyarınca hacizden itibaren iki yıl içinde satış istenmez veya satış talebi geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse haciz düşer. Bu durumda İİY. mn 78. değil 106 ve 110. maddeleri hükümleri uygulanacağından, bu düzenlemelere uygun biçimde işlem yapan sanığın eyleminde, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluştuğundan sözedilemez.
Görevi ihmal suçundan sanık Bahri'nin beraatine ilişkin (İzmir Onüçüncü Asliye Ceza Mahkemesi)nce verilen 30.12.1997 gün ve 831/1187 sayılı hüküm, şikayetçi ve o yer C. Savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Dördüncü Ceza Dairesince 28.12.1998 gün ve 11582/12211 sayı ile;


"Yakınanın 23.12.1997 tarihli oturumda mahkemeye sunduğu, hakim havaleli davaya katılma niteliğinde olan, "… sanığın cezalandırılması…" isteğiyle ilgili karar verilmemiş olması;

Kabule göre de; taşınmazın haczedildiği 29.05.1991 tarihinden itibaren İcra İflas Yasasının 106. ve 110. maddelerinde öngörülen iki yıllık hak düşürücü süre geçmeden 07.12.1992 tarihinde takibin yenilendiğini ve durumun borçluya tebliğ edildiğini göz ardı eden icra görevlisi sanığın, 22.09.1994 tarihli sonuca etkili olmayan ikinci yenileme isteğini gözeterek haczi kaldırması eyleminin; TCY.nın 240. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi;" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Bir no'lu bozma nedenine uyan Yerel Mahkeme, iki no'lu bozmaya karşı ise 24.11.1999 gün ve 18/1729 sayı ile; "müdahil 26.03.1991 tarihinde icra takibine başlamış, 26.04.1991 tarihinde taşınmaz üzerine haciz konulmuştur. Müdahil iki yıl içinde satış isteme yerine 07.12.1992 ve 22.09.1994 tarihlerinde yenileme isteğinde bulunmuştur.

İİK.nun 106 ve 110. maddelerinde belirtilen hususlar malın satışının istenmesi ile ilgili olup, takibin yenilenmesi ile ilgili değildir. Belirtilen maddelerde takibin yenilenmesi isteklerinin hiçbir yasal dayanağı bulunmamakta hacizden itibaren 4 yılı aşkın bir süre içinde satış istenmemekle, haciz hükmen kalkmıştır." gerekçesiyle ilk hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de katılan tarafından eylemin TCY.nın 240. maddesindeki suçu oluşturduğu gerekçesiyle temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay C. Başsavcılığının "4616 sayılı Yasa uyarınca bozma istekli" 13.04.2001 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

Sanık Bahri'nin beraatine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın eyleminin TCY.nın 240. maddesinde tanımlanan görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır.

Katılan Meryem C. Savcılığına sunduğu 25.09.1995 tarihli dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında; borçlunun annesi adına kayıtlı taşınmazın 3/4 hissesine haciz koydurduğu, taşınmazın 11.04.1995 tarihinde açık arttırma ile satıldığını, birinci sırada olmasına rağmen satış bedelinin kendi dosyasına değil, diğer icra dosyasına yatırıldığını, yaptığı araştırmada 94/8290 sayılı dosya ile 29.11.1995 tarihine kadar geçerli bir haciz bulunmasına rağmen, Onbirinci İcra Müdürlüğünce 21.08.1995 tarihinde tapuya hitaben yazılan gerçek dışı bir yazı ile taşınmaz üzerindeki haczin kaldırıldığını öğrendiğini, yazıda eski dosya numaralarının belirtildiğini, bu şekilde görevlerini kötüye kullanarak kendisini zarara uğratan kişilerden şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.

İcra müdür yardımcısı olarak görev yapan sanık Bahri aşamalardaki savunmalarda, şikayetçinin talebi üzerine taşınmaz üzerine 26.04.1991 tarihinde haciz konulduğunu, bu tarihten sonra işlem yapılmadığından dosyanın işlemden kaldırıldığını, yenileme talepleriyle işleme alınan dosyada müteakip işlemlerin yapılmadığını, haciz tarihinden itibaren iki sene geçtiği halde satış istenmemesi nedeniyle haczin hükümsüz kaldığını, taşınmazın bir başka satış talebiyle satılmasının istenmesi üzerine, satış memurluğunun yazısına hitaben haczin kaldırıldığının bildirildiğini yapılan işlemlerin İİY.nın 78, 106 ve 110. maddelerine uygun olduğunu beyan etmiş, 23.05.1997 tarihli dilekçesinde ise; önceki savunmalarına ek olarak, şikayetçinin amacının alacağını tahsil etmek olmayıp, başka alacaklıların önüne geçerek borçluyu korumak olduğunu söylemiştir.

İcra Müdürlüğüne ait dosyanın incelenmesinde;

Şikayetçi Meryem tarafından borçlu İbrahim aleyhine yirmi milyon liralık bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 26.03.1991 tarihinde icra takibine başlanıldığı, Onbirinci İcra Müdürlüğünün 91/2631 esasına kaydedilen dosyada, borçluya 01.04.1991 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiği, takibin kesinleşmesi üzerine, alacaklı (şikayetçi) tarafından 25.04.1991 tarihinde "borçlunun annesinden intikal eden İzmir 1. Karataş mah. 629 ada, 524 sahife 21 parselde kayıtlı taşınmazdaki hissesine" haciz konulmasının istenildiği, 26.04.1991 tarihinde İzmir 2. Bölge tapu sicil müdürlüğüne yazı yazılarak gayri-menkule haciz şerhi konulduğu,

Alacaklının 28.05.1991 tarihinde icra müdürlüğüne müracaat ederek, borçlunun alacağına karşılık, taşınmazdaki hissesini kendisine devretmeyi kabul ettiğini bildirip taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını istediği, bu talep üzerine icra müdürlüğünce tapu sicil müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verildiği, ancak alacaklının 30.05.1991 tarihinde tekrar icra müdürlüğüne müracaat ederek talebinden vazgeçtiğini, haczin devamını istediği, icra müdürlüğünce de talep uyarınca haczin devamına karar verildiği,

Alacaklı Meryem'in 04.12.1992 tarihinde yenileme talebinde bulunduğu, talep kabul edilerek 93/2102 esasına kayıt edilen dosyada borçluya 09.03.1993" tarihinde yenileme dilekçesinin tebliğ edildiği,

22.09.1994 tarihinde tekrar yenileme talebinde bulunulduğu, 94/8290 esasa kayıt edileli dosyada borçluya yenileme dilekçesinin tebliğ edilmediği,

Alacaklının üçüncü kez 17.11.1995 tarihinde yenileme talebinde bulunduğu, 1995/7055 esasa kaydedilen dosyada borçluya 27.11.1995 tarihinde yenileme dilekçesinin tebliğ edildiği,.

Satış memurluğunca 09.06.1995 tarihinde Onbirinci icra Müdürlüğüne yazılan yazıda, taşınmaz üzerinde ayrıca Onüçüncü İcra Müdürlüğünün 92/8654 sayılı haczin bulunduğu, Onbirinci İcra Müdürlüğü dosyasındaki borçlunun kira olduğu ve borç miktarının, paranın ödeneceği icra dairesinin tespiti için bildirilmesinin istenildiği,,

İcra Müdür muavini imzasıyla 25.7.1995 tarihinde Beşinci Sulh Hukuk Hakimliğine yazılan yazıda; haczin İİY.nın 106 ve 110. maddeleri gereğince 31.12.1993 tarihinde işlemden kaldırıldığının bildirildiği, satış memurluğunun 03.08.1995 tarihli aynı nitelikteki yazısına da 21.08.1995 tarihli yazı ile benzer şekilde yanıt verildiği,

İcra Müdür muavini imzasıyla yine aynı tarihli yazı ile tapu sicil müdürlüğünden haczin kaldırılmasının istenildiği ve tapu sicil müdürlüğünce haczin terkin edildiği,

Söz konusu gayrimenkulun aynı zamanda bir bankaya olan borç nedeniyle Onüçüncü İcra müdürlüğünün 92/8654 esas sayılı dosyası ile haczedildiği, 11.04.1995 tarihide açık arttırma usulüyle 310 milyon bedelle satıldığı, açık arttırmaya şikayetçinin de katıldığı anlaşılmaktadır.

İcra iflas Yasasının 78. maddesinin 2. fıkrasında haciz istemek hakkının, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşeceği, 4. fıkrasında ise, haciz talebi yasal süre içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu süre içinde yenilenmezse dosyanın işlemden kaldırılacağı, 106. maddesinde haczolunan taşınmazın hacizden itibaren iki yıl içinde satışının istenebileceği, 110. maddesinde ise yasal süre içinde satış istenmez veya satış talebi geri alınıp ta bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haczin kalkacağı hükümlerine yer verilmiştir. Yerleşik yargısal kararlarda da süresinde satış istenmemesi nedeniyle haczin düşmesi halinde İİY.nın 78. maddesinin değil 106 ve 110. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. (12. HD. 16.04.1996 - 3831/5225, 19. HD. 29.05.1994 - 3690/4671)

TCY.nın 240. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu, aynı Yasanın 279. maddesi uyarınca memur sıfatına haiz olan kimsenin kasten yasada yazılı hallerden başka her ne suretle olursa olsun, görevini yasanın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette yapması veya yasanın koyduğu usul ve şekle uymadan yapmasıdır.

İnceleme konusu somut olayda, taşınmaz üzerine 26.04.1991 tarihinde haciz konulduğu, taşınmazın açık arttırma ile satış tarihi olan 11.04.1995 tarihine kadar, katılan tarafından satışın istenmediği, taşınmazın bir başka satış isteği nedeniyle 11.04.1995 günü yapılan açık artırımıyla satışına iştirak eden Meryem'in bu durumu bildiği halde bundan altı gün sonra haczin yenilenme talebinde bulunduğu 04.12.1992 ve 22.09.1994 tarihli yenileme taleplerinin satış süresini kesen ya da uzatan herhangi bir etkiye sahip olmadığı, İİY.nın 106. maddesindeki satış talebi süresinin haciz tarihinde başladığı, iki senelik yasal süre içinde satışın istenmediği, satış isteme süresinin, sınırlandırılmasının kamu düzeni düşüncesine dayandığı ve hak düşürücü süre olduğu, bunun sonucu olarak icra müdürlüğünce re'sen nazara alınması gerektiği, sanık tarafından yapılan işlemin yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla Yerel mahkeme direnme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan bir kısım kurul üyeleri Özel Daire ilamında belirtilen nedenlerle direnme hükmünün bozulması yönünde oy kullanmışlardır.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme hükmünün (ONANMASINA), dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak, 15.05.2001 günü oyçokluğuyla karar verildi.


YKD.2001/11
Old 27-12-2007, 16:03   #3
ahmetyılmaz

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
Onikinci Hukuk Dairesi
Esas No
: 2006/15390
Karar No
: 2006/18841
Tarih
: 10.10.2006

İCRA TAKİBİNDE YENİLEME
HACİZ TALEBİ
HACZİN DÜŞMESİ
TAKİBE DEVAM EDİLMESİ YÖNTEMİ
ÖZET:
Yasada öngörülen süre içerisinde satış istenmemesinden dolayı haczin kalkmasından sonraki evrede, borçluya yenileme tebliğine ve yenileme harcı alınmasına gerek olmaksızın, tekrar haciz talep edilerek takibe devam edilebilir.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü.

İİK.nun 78/2. maddesi gereğince haciz istemek hakkı, ödeme emri tebliğ tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. Aynı maddenin 4 ve 5. fıkraları gereğince ise (haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmez ise dosya muameleden kaldırılır. Yeniden haciz istemek yenileme talebinin borçluya tebliğine bağlıdır. İlama dayalı olmayan takiplerde yenileme talebi üzerine, yeniden harç alınır).

Somut olayda, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir yıllık süre içerisinde alacaklı vekilinin talebi ile borçlu adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarına haciz konulmuş olmakla, İİK.nun 78/2. maddesinde düzenlenen "haciz isteme hakkı" süresi içinde yerine getirilmiştir. Ancak, yasada öngörülen zamanda satış istenmediğinden İİK.nun 106 ve 110. maddeleri gereğince haciz kalkmıştır. İİK.nun 78/son maddesi gereğince, yeniden haciz uygulanabilmesi için borçluya yenileme tebliğine ve yenileme harcı alınmasına gerek yoktur. O halde, Mahkemece şikayetin kabulü yerine reddine karar isabetsizdir.

Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 10.10.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 27-12-2007, 16:03   #4
Av.E.Fırat Kuyurtar

 
Varsayılan

Anladığım kadarı ile bu karar tam olarak sorunun karşılığı değil. Zira satış istenmiş.

Konu ile ilgili benzer bir tartışma daha önce de yapılmıştı.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=18481
Old 27-12-2007, 16:11   #5
ahmetyılmaz

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
Onikinci Hukuk Dairesi
Esas No
: 1989/03859
Karar No
: 1989/07449
Tarih
: 22.05.1989

TAŞINMAZ HACZİ

SATIŞ İSTEME SÜRESİ
ÖZET:
Haciz, taşınmazlar üzerinde borçlunun tasarrufunu etkilemez.
Haczedilen taşınmazın süresinde satışı istense bile satış avansı için para yatırılmadığından istem geçersiz kalır.

Merci kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmesi üzerine, bu işle ilgili dosya mahallinden daireye 30.3.1989 tarihinde gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

Haczin taşınmazlar üzerinde borçlunun tasarrufunu etkilemeyeceğine, haczedilen taşınmazların hacizler baki kalmak üzere aleyhinde şikayet olunana satılmış olmasına, 9, 7 ve 25 numaralı parsellerin 13.4.1984 tarihinde 3 ve 6 numaralı parsellerin 1985 tarihinde, 1013 parselin 29.4.1985 tarihinde haczedildiği, 8.7.1985 tarihinde 2 senelik yasal süre içersinde satış istenmiş ise de İİK. nun 59. maddesi gereğince satış avansı için para yatırılmadığından talebin geçersiz olmasına, icra müdürlüğüne satış masraflarını hesap edip satış isteyen alacaklıya bildirmek hususunda İİK. bir görev yükletilmemiş olmasına binaen İİK. nun 106 ve 110. maddelerine göre hacizlerin düştüğü nazara alınmadan icra dairesince alacaklı vekilinden satış masrafları hesap edilip talep edilmediğinden bahs ile şikayetin kabul olunması isabetsiz, temyiz itirazları yerinde görülmekle merci kararının İİK. nun 366. ve HUMK. nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA) , 22.5.1989 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YKD.1989/11
Old 27-12-2007, 16:11   #6
ahmetyılmaz

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
Ondokuzuncu Hukuk Dairesi
Esas No
: 2004/06610
Karar No
: 2004/08134
Tarih
: 08.07.2004

SIRA CETVELİNE İTİRAZ
İLK HACZİN DÜŞMEMİŞ OLMASI
SATIŞ İSTEME SÜRESİ
ÖZET:
Davacının, taşınmaz üzerine koydurduğu ilk haciz gününden itibaren iki yıllık satış isteme süresi dolmadan, yeniden haciz koydurmuş olması, ilk hacizden vazgeçme anlamına gelmeyeceği göz önünde tutulmalı, sıra cetvelinin, davacının ilk haczinin ayakta bulunması esasına göre düzenlenmesi gerekir.
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili müvekkilinin dava dışı Osman'dan alacaklı olduğunu, borçlunun taşınmazlarının satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinin ilk haczi koyan icra müdürlüğünce yapılmadığını ve taşınmaza 10.12.2001 tarihinde koydukları haczin düşmemiş olmasına rağmen bu hacizlerinin düştüğünden bahisle, sıra cetvelinde haciz tarihi daha sonra olan davalıya öncelik verildiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline ve sıra cetvelinin ilk haczi koyduran icra müdürlüğünce yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece evrak üzerinden yapılan incelemeye ve dosya kapsamına göre, ilk haczin davacının takip dosyası üzerinden 10.12.2001 tarihinde uygulandığı fakat bu haczin süresinde satış istenmediğinden düştüğü, bu dosyadan daha sonra 21.04.2003 tarihinde tekrar haciz konulduğu; davalının haciz tarihinin ise 14.11.2002 tarihli olup davacının haczinden önce olduğu, bu nedenlerle sıra cetvelinin doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İİK.nun 106. ve 110. maddelerinin bir arada değerlendirilmesinden, taşınmaz bir mal üzerine haciz koyduran alacaklının, haciz tarihini izleyen iki sene içinde satış istemek zorunda olduğu; alacaklının bu süre içinde satış talebinde bulunmaması ya da bu yöndeki talebini geri alması halinde, haczinin düşeceği sonucuna varılmaktadır.

Somut olayda davacının satılan taşınmaz üzerine koydurduğu ilk haciz 10.12.2001 tarihli olup, taşınmazın davalı yanın talebi üzerine satıldığı 10.10.2003 tarihinde davacının bu haczi henüz düşmemiştir. Her ne kadar davacı 17.04.2003 tarihinde haczinin yenilenmesini talep etmişse de, bu istemin, henüz satış isteme süresi dolmamış bulunan ilk hacizden vazgeçme anlamına gelmeyeceği de göz önünde tutularak, sıra cetvelinin davacının 10.12.2001 tarihli ilk haczinin ayakta bulunması esasına göre düzenlenmesinin sağlanması yönünde bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (BOZULMASINA) , peşin harcın istek halinde iadesine, 08.07.2004 günü oybirliğiyle karar verildi.


YKD. 2005/01
Old 27-12-2007, 16:11   #7
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Sayın meslektaşım,Alacaklının haczin düşmesini önlemek için gayrimenkullerin hacizlerinden itibaren iki yıl içersinde satış talep etmesi gerekir.Satış talep edilip,gerekli masraflar yatırılmazsa haciz kalkar.Sizin olayınızda haciz devam etmektedir.
Old 27-12-2007, 16:15   #8
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avhilal
bir dosyada haczedilen gayrimenkulün satışı için ihale yapıldı,her iki ihalede de alıcı çıkmadığından satış talebi düştü..
Satış talebiniz düşmemiş durumdadır.Gayrimenkulun açık arttırmayla satışında ihalede alacaklı çıkmadığından satışın düşürülmesine karar verilmiştir.
Old 27-12-2007, 16:17   #9
ahmetyılmaz

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
Dördüncü Hukuk Dairesi
Esas No
: 1992/11675
Karar No
: 1993/00630
Tarih
: 01.02.1993

İCRA TAKİBİNİN İPTALİ

HACZİN GEÇERLİLİK SÜRESİ
ÖZET:
Haciz iki yi süre ile geçerliliğini korur ve taşınmazın el değiştirmesi halinde yeni maliklere karşı da ileri sürülebilir. Belirtilen süre içinde, satışın istenmemesi halinde, kayıt üzerindeki şerh kendiliğinden düşer.
Taraflar arasındaki muvazaalı senedin ve bu senede dayalı icra takibinin iptali ile tapu kaydı üzerindeki haczin fekki davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu:

Haciz nedeniyle satışı istenen taşınmaz üzerine alacaklı olduğunu iddia eden davalı Fati tarafından ilk haciz 28.10.1985 tarihinde konulmuştur. İİK.nun 106. maddesi uyarınca bu haciz iki yıl süre ile geçerliliğini korur ve taşınmazın el değiştirmeği halinde yeni maliklere karşıda ileri sürülebilir. Belirtilen süre içinde satışın istenmemesi halinde kayıt üzerindeki şerhin kendiliğinden düşeceği yine aynı Yasanın 110. maddesinde belirtilmiştir.

Somut olayda, davacı tarafından açılan hükmen teşdi davası 28.12.1987 tarihinde karara bağlanmış ve yer davacı adına 8.3.1988 tarihinde tescil edilmiştir. Bu duruma göre yerin davacı adına tapuya tescil edildiği tarihte taşınmaz üzerindeki davalı Fati lehine hukuki sonuç doğuracak bir hacizden söz etmek mümkün görülmemektedir. Çünkü davalı Fati tarafından 28.10.1985 tarihinde konulan haciz için, iki yıl içinde satış istenmediğinden 28.10.1987 tarihinde düştüğünün kabulü gerekir. Bundan sonra ve 19.04.1988 tarihinde konulan hacizde yerin davacı adına tescilinden sonra rastlaması ve artık taşınmazla ilgisi kalmayan davalı Hasan'ın borcundan dolayı konulduğu anlaşıldığından, bu haciz şerhi davacıyı bağlamaz ve hukuki sonuçta doğurmaz.

Açıklanan hususlar göz önünde tutularak, istemin kabuk) biçiminde hüküm kurulmak gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın belirtilen nedenlerle (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 01.02.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi.


YKD.1993/03
Old 27-12-2007, 16:19   #10
ahmetyılmaz

 
Varsayılan

İcra İflas Kanununda süresi içerisinde satış isteminde bulunulduğunda ve fakat ihalenin feshi yada malın satılamaması nedenleri ile satışın alacaklının iradesi dışında yapılamadığı hallerde haczin düşeceğine dair bir hüküm yoktur
Old 27-12-2007, 16:22   #11
ahmetyılmaz

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ

E. 2004/10183
K. 2004/13962
T. 1.6.2004

• SATIŞ TALEBİ ( Alıcı Çıkmaması Nedeni Düşürülmesi - Alacaklının Her Zaman ve Yenileme Harcı Vermeden Satış Talebinde Bulunabileceği )

• YENİLEME HARCI ( Satış Talebinin Alıcı Çıkmaması Nedeni Düşürülmesi - Alacaklının Her Zaman ve Harç Vermeden Satış Talebinde Bulunabileceği )

• ALICI ÇIKMAMASI NEDENİ İLE SATIŞ TALEBİNİN DÜŞÜRÜLMESİ ( Alacaklının Her Zaman ve Yenileme Harcı Vermeden Satış Talebinde Bulunabileceği )

2004/m. 150/e

ÖZET : Örnek 152 ödeme emrinin tebliğ tarihten itibaren 2 yıllık süre içerisinde satış istendiğinden takibin düşmesi söz konusu olamaz. Satış talebi üzerine alıcı çıkmaması nedeni ile satışın düşürülmesine karar verildikten sonra alacaklı vekilinin her zaman ve yenileme harcı vermeden satış talebinde bulunması mümkündür.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı vekilince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : İ.İ.K.'nun 150/e maddesi gereğince taşınmaz rehninin satışının ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren iki sene içinde istenmesi gereklidir. İ.İ.K.'nun 150/e-2 maddesi'ne göre ise bu süre içerisinde satışın istenmemesi veya talep geri alınıp da bu süre içinde yenilenmemesi halinde takibin düşeceği hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda örnek 152 ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 9.4.2001 tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde ve 1.10.2001 tarihinde satış istendiğinden takibin düşmesi söz konusu olamaz. Satış talebi üzerine alıcı çıkmaması nedeni ile satışın düşürülmesine karar verildikten sonra alacaklı vekilinin her zaman ve yenileme harcı vermeden satış talebinde bulunması mümkündür. İ.İ.K.'nun 78/son maddesinin olayda uygulama yeri yoktur. Şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün yenileme harcı alınmasına ilişkin 5.3.2004 tarihli kararının iptaline karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İ.İ.K. 366 ve H.U.M.K.'nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 01.06.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

yarx
Old 27-12-2007, 16:23   #12
ahmetyılmaz

 
Varsayılan

en son yargıtay kararı sorunuzun net cevabı olsa gerek iyi çalışmalar
Old 27-12-2007, 22:19   #13
cLaW

 
Varsayılan

Satış talebiniz neticesinde satış işlemi gerçekleşememişse satış avansını yeniden yatırıp yeniden satış talep edebilirsiniz,malların üzerine koydurduğunuz haciz ise ancak sizin fekkiniz ile düşer.
Kolay gelsin,saygılarımla.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
icra takibinde hacizli malın satışı istenmiş ama mal satılamamışsa haciz ne zaman düş Hasan Coşkun Meslektaşların Soruları 13 25-12-2017 12:33
Üzerinde Vakıf Şerhi Olan Gayrimenkulün İcra Yoluyla Satışı NAZ80 Meslektaşların Soruları 10 11-04-2012 10:22
Hacizli gayrimenkulun 2 yıl içinde satışı NAZ80 Meslektaşların Soruları 30 06-02-2009 20:32
Hacizli Araba Satışı - Haciz ile Satışın Aynı Günde Olması - Saat Farkı avmetin Meslektaşların Soruları 6 07-04-2007 23:50
Hacizli araba satışı hakkında bir soru! av.egemen Meslektaşların Soruları 11 20-03-2007 13:02


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05485511 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.