Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

muris muvazaası,inançlı işlem,nam-ı müstear acil yardım lütfen

Yanıt
Old 11-09-2009, 01:32   #1
Ahmet Akbulut

 
Mahçup muris muvazaası,inançlı işlem,nam-ı müstear acil yardım lütfen

Sayın dostlar;
Birazda emin olabilmek amacıyla yardımınıza ihtiyacım var.Sorun şu; murisin iki oğlu mirasçı,muris bazı yerlerini yanında kaldığı oğluna bağışlamak amacında ama işlem bozulmasın diye aracı kullanılıyor.İşbu yerler önce harici birine satılıyor daha sonra muris ölünce de diğer mirascı kendi üzerine devralıyor hatta bir parça yer halen aracı üzerinde mal kaçıran mirasçı tarafından satılmaya çalışılıyor.İki ayrı dava açmayı düşündüm ama şüphelerim var.Aracya karşı inançlı işlem nedeniyle ve muvazaa nedeniyle diğer mirasçıya karşı muris muvazaası nedeniyle.İspat ve talep açısından fikirlerinize ihtiyacım var tabiki örnek kararlarada.şimdiden teşekkürler.
Old 11-09-2009, 09:20   #2
üye16817

 
Varsayılan

- Olayınızda muris muvazaası nedeniyle dava açmanız halinde kazanma şansınız özellikle 3. kişinin iyiniyetli olmadığını delillendirmenize bağlı. Bu gibi durumlarda özellikle 3. kişinin akrabalık veya farklı sebeplerden dolayı murise yakınlığı olduğunu ortaya koyarak, "gerçek durumu bilmesi gerektiğini" delillendirmelisiniz. Bu, ispat açısından en önemli adım.

- Pek tecrübem olmadığı için uygulamadaki durumu bilemeyeceğim ama zannediyorum muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açmanız yeterlidir. 3. kişinin iyiniyetli olmadığını ortaya koyduktan sonra yalnızca bu davayı açmanız yeterli, iki davaya gerek yok kanaatindeyim.
Old 11-09-2009, 10:25   #3
emi_shn

 
Varsayılan

muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açabilirsiniz.Gönderdiğim kararı da incelerseniz ispat açısından murisin mal satmaya ihtiyacı olmayan biri olduğu alanın da mali gücü olmadığını ileri sürebilirsiniz.
T.C. YARGITAY
1.Hukuk Dairesi

Esas: 2005/9199
Karar: 2005/9804
Karar Tarihi: 19.09.2005

ÖZET: Muris muvazası niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Somut olayda; miras bırakanın varlıklı ve mal satmaya ihtiyacı bulunmayan bir kişi olduğu, davalının ise alış gücü bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan taşınmazın keşfen saptanan gerçek değerine nazaran akitte gösterilen bedelinin sembolik nitelikte kaldığı da görülmektedir. Öte yandan miras bırakan tarafından davalının kardeşi S. 'la Adana' da bulunan bir taşınmazı temliki nedeniyle o yerde açılan dava sonucu verilen kararı ile temlikin muvazaalı olduğu benimsenerek iptal isteğinin kabul edildiği sabittir. Beri yandan miras bırakanın davacılara sağlığında bir kısım kazandırmalarda bulunduğu yolundaki savunmada kayden doğrulanmamıştır.Bu durumda, belirlenen olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde miras bırakanın çekişmeli taşınmazı davalıya temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirastan mal kaçırma amaçlı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.


(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 18, 213) (2644 S. K. m. 26)

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, miras bırakanları babaanneleri A. 'nun 1055 ada 69 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın 2. kat 6 nolu bağımsız bölümünü mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak torunu davalı M.' e temlik ettiğini ileri sürerek payları oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır.

Davalı, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, satış işleminde muvazaa olmadığı, murisin davacılara da sağlığında kazandırmalarının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. 'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece,davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden,toplanan delillerden;çekişme konusu 69 parsel sayılı taşınmazdaki 2. kat 6 nolu bağımsız bölümün 27.5.1 997 tarihli akitle ve satış yolu ile davalıya temlik edildiği görülmektedir.

Davacı, anılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürmüş ve eldeki davayı açmıştır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşınmaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı,miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı,davalı yanın alış güçünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olaya gelince; miras bırakanın varlıklı ve mal satmaya ihtiyacı bulunmayan bir kişi olduğu, davalının ise alış gücü bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan taşınmazın keşfen saptanan gerçek değerine nazaran akitte gösterilen bedelinin sembolik nitelikte kaldığı da görülmektedir. Öte yandan miras bırakan tarafından davalının kardeşi S. 'la Adana' da bulunan bir taşınmazı temliki nedeniyle o yerde açılan dava sonucu verilen Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 4.12.2003 tarih ve 2002/888 esas-2003/986 karar sayılı kararı ile temlikin muvazaalı olduğu benimsenerek iptal isteğinin kabul edildiği sabittir. Beri yandan miras bırakanın davacılara sağlığında bir kısım kazandırmalarda bulunduğu yolundaki savunmada kayden doğrulanmamıştır.

Bu durumda, belirlenen olgular yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde miras bırakanın çekişmeli taşınmazı davalıya temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirastan mal kaçırma amaçlı olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.9.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Old 12-09-2009, 12:36   #4
üye16817

 
Varsayılan

Ek olarak şana da söyleyebilirim. Yargıtay, ara malikin(3. kişinin) taşınmazı kullanıp kullanmadığının da önemli bir ölçüt olduğunu kabul ediyor.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yıllardır hiç karşılaşmadığım bir durum-Acil yardım lütfen! Av.Cengiz Aladağ Site Lokali 16 27-11-2011 01:04
inançlı işlem sonrası vekaletle satış law in law Meslektaşların Soruları 1 28-12-2008 11:20
inançlı işlem- muvazaa Av.Bektaş Salim Topbaş Meslektaşların Soruları 3 25-09-2008 08:37
aile konutu/inançlı işlem/boşanma hidayet Meslektaşların Soruları 3 08-01-2007 11:39
inançlı işlem/aile konutu/boşanma hidayet Meslektaşların Soruları 0 29-12-2006 10:48


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05096102 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.