Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

müdahalenin meni ve ecrimisil

Yanıt
Old 11-05-2009, 16:12   #1
av.gülistan

 
Varsayılan müdahalenin meni ve ecrimisil

(ACİL)merhaba arkadaşlar
iştirak halinde mülkiyette paydaşlardan sadece biri payını kullanan diğer bir paydaşa karşı meni müdahale ve ecrimisil talep edebilir mi.paydaşların hepsinin mi davalı ya da davacı sıfatı ile gösterilmesi gerekir mi?davacı paydaşın dava konusu taşınmazların hangisinde zilyet olduğuna dair mahkeme kararı geerkir mi?ecrimisil davasının dava şartları nelerdir.
Old 12-05-2009, 10:19   #2
Av. Levent Kıray

 
Varsayılan

Merhabalar.
İştirak hâlinde mülkiyette her paydaş taşınmazın tümünde hak sahibi olduğundan, şartları oluştuğunda hissedarlardan herhangi biri ya da birileri, diğeri ya da diğerlerine karşı bu davayı açabilir.
Bunun için temel koşul "intifadan men" şartının gerçekleştirilmesidir. Yani posta ya da ihtarname yoluyla, müdahalede bulunan paydaşa öncelikle uyarı yapılmalıdır. Ecrimisil hakkı bu ihtarın muhataba tebliği tarihinden itibaren doğar. İntifadan men her türlü delille ispat edilebilir ve dava şartıdır. Dava şartı niteliği nedeniyle mahkemece re'sen de araştırılmalıdır. Bir şekil şartına tâbi değildir.
Ecrimisil dışında sadece müdahalenin meni davası için bu şarta gerek yoktur.
Tecavüzde bulunan bir üçüncü şahıs ise yine bu koşul aranmaz.
İzalei şuyu davası açıldığı takdirde, dava dilekçesinin tebliği ile de intifadan men koşulu vuku bulmuş olur.
İyi çalışmalar dilerim...
Old 12-05-2009, 11:06   #3
Av.Özlem PEKSÜSLÜ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.gülistanerdoğan
(ACİL)merhaba arkadaşlar
iştirak halinde mülkiyette paydaşlardan sadece biri payını kullanan diğer bir paydaşa karşı meni müdahale ve ecrimisil talep edebilir mi.paydaşların hepsinin mi davalı ya da davacı sıfatı ile gösterilmesi gerekir mi?davacı paydaşın dava konusu taşınmazların hangisinde zilyet olduğuna dair mahkeme kararı geerkir mi?ecrimisil davasının dava şartları nelerdir.

Ben de yeni benzer bir dava açtım.Benim davamda paydaş diğer paydaşın payını kullanıyordu.İlk önce ihtar çektik sonuç alamayınca meni müdahale talebinde bulundum.Ben sadace müvekkilin payına tecavüz eden paydaşa karşı açılır diye düşünüyorum.Saygılarımla
Old 12-05-2009, 13:46   #4
av.gülistan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Levent Kıray
Merhabalar.
İştirak hâlinde mülkiyette her paydaş taşınmazın tümünde hak sahibi olduğundan, şartları oluştuğunda hissedarlardan herhangi biri ya da birileri, diğeri ya da diğerlerine karşı bu davayı açabilir.
Bunun için temel koşul "intifadan men" şartının gerçekleştirilmesidir. Yani posta ya da ihtarname yoluyla, müdahalede bulunan paydaşa öncelikle uyarı yapılmalıdır. Ecrimisil hakkı bu ihtarın muhataba tebliği tarihinden itibaren doğar. İntifadan men her türlü delille ispat edilebilir ve dava şartıdır. Dava şartı niteliği nedeniyle mahkemece re'sen de araştırılmalıdır. Bir şekil şartına tâbi değildir.
Ecrimisil dışında sadece müdahalenin meni davası için bu şarta gerek yoktur.
Tecavüzde bulunan bir üçüncü şahıs ise yine bu koşul aranmaz.
İzalei şuyu davası açıldığı takdirde, dava dilekçesinin tebliği ile de intifadan men koşulu vuku bulmuş olur.
İyi çalışmalar dilerim...
sayın levent kıray teşekkür ederim cevabınız için ;ancak benim müvekkilin payına isabet eden zeytinlik alandır yani doğal semere veren yerlerden biri olduğu için intifadan men şartına gerek yoktur.iştirak halindeki mülkiyette aslında kardeşler aralarında fiili taksimi yapmışlardır ancak kardeşlerden biri benim müvekkilimin zeytinlerini toplamaktadır.bu durumda sadece zeytinleri toplayan kardeşe karşı müdahalenin meni ve ecrimisil talep edebilir miyiz.
Old 12-05-2009, 14:05   #5
AV ŞEYDA

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşım,
ihtar çekip ödenemsi için 1 aylık süre veriyorsunuz. daha sonra herhangi bir kullanımı olmayan paydaş lehine dava çarken kullanan kişiye kaşrı dav açmanızı öneririm. diğer paydaşların ecrimisil bedlei aldığı kanaatinde iseniz onları da dvalı göstermelisiniz.

ayrı bir mahkeme kararına ihtiyacınız yok zira mahkeme keşif suretiile tespitlerini yapıyor.

ecrtimisl davası için ihtarla alcak talebinde bulunulmuş olması buna rağmen ödenmeme hali olmalı. daha sonra dava açma hakkınız doğuryo. ecrimisil hisseli bir gayrimenkulün paydaşlardan biri tarafından kiralama ya da kendi kullanımı yolu ile çıkar elde etmesi sonucu elde edilen bedelin paydaş sayısına bölünmesi sureti ile hesap ediliyor. buradaki ecrimisl talebinizin neye dayandırıldığı bilinirse daha net bilgiler vermenin mümkün olacağını düşünüyorum.
kolaylıklar dilerim.
Old 12-05-2009, 15:46   #6
av.gülistan

 
Varsayılan müdahalenin meni ecrimisil

Alıntı:
Yazan AV ŞEYDA
Sayın Meslektaşım,
ihtar çekip ödenemsi için 1 aylık süre veriyorsunuz. daha sonra herhangi bir kullanımı olmayan paydaş lehine dava çarken kullanan kişiye kaşrı dav açmanızı öneririm. diğer paydaşların ecrimisil bedlei aldığı kanaatinde iseniz onları da dvalı göstermelisiniz.

ayrı bir mahkeme kararına ihtiyacınız yok zira mahkeme keşif suretiile tespitlerini yapıyor.

ecrtimisl davası için ihtarla alcak talebinde bulunulmuş olması buna rağmen ödenmeme hali olmalı. daha sonra dava açma hakkınız doğuryo. ecrimisil hisseli bir gayrimenkulün paydaşlardan biri tarafından kiralama ya da kendi kullanımı yolu ile çıkar elde etmesi sonucu elde edilen bedelin paydaş sayısına bölünmesi sureti ile hesap ediliyor. buradaki ecrimisl talebinizin neye dayandırıldığı bilinirse daha net bilgiler vermenin mümkün olacağını düşünüyorum.
kolaylıklar dilerim.
sayın meslektaşım;ecrimisil talebimizi iştirak halindeki mirasçının müvekkilimin zeytinlerini toplamaya dayandırıyoruz.aslında burda benim kafamı karıştıran iştirak halinde paydaşların birbirlerinden ecrimisil talep edip edemeyeceğidir.mirasçılar arasında fiili paylaşım harita mühendisi tarafından gerçekleşmiştir.örf adetlere göre paylaşım olmuş.ancak herhangi bir yere bu durum kaydedilmemiş.bu durumda harita mühendisini tanık olarak göstersem olur mu?davamı neye tam olarak dayandırmam gerektiği konusunda kafam çok karıştı.cevaplarınız için şimdiden teşekkürler.
Old 12-05-2009, 18:57   #7
Av. Levent Kıray

 
Varsayılan

Ben de teşekkür ederim. Diğer meslekdaşlara da doyurucu yorumları için teşekkür ediyoruz.
"Fiili taksim"den kastınız "iştirak hâlindeki mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi" ise, bu işlem tapu müdürlüğüne tescil edilmedikçe haricen yapılması YOK hükmündedir tabiî olarak.
Ancak el birliği mülkiyetinde de her paydaş hendi hisse oranı için, tecavüzde bulunan paydaşa karşı ecrimisil ve men'i müdahale talep edebilir.
Davalının zeytinleri rıza dışı topladığı hususunda tanık dinletilebilecektir.
Saygılarımla...
Old 12-05-2009, 23:31   #8
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Alıntı:
Ancak el birliği mülkiyetinde de her paydaş hendi hisse oranı için, tecavüzde bulunan paydaşa karşı ecrimisil ve men'i müdahale talep edebilir.

mülkiyet el birliğinde ise şiriklerden biri diğer mirasçıları davaya dahil etmeden yalnız başına yalnızca işgal eden şirike nasıl dava açabiliyor? hangi hisse oranına göre açıyor?

Diğer bir ifade ile bir zeytinlik tarlasına 4 mirasçı iştirak halinde malik olduğunu varsayarsak mirasçılardan sadece biri, sadece birine kendi hisse oranı için nasıl ecrimisil davası açar?

Uygulamada diğer mirasçılar davaya dahil edilmeden verilen kararların olduğunu biliyorum,

azınlıkta olan ve benimde katıldığım görüşe göre mülkiyet elbirliğinde ise kullanma, yönetim, tasarruf gibi hususlarda elbirliği ile hareket edilmesi gerekiyorsa, ecrimisil davasında da el birliği ile hareket edilmeli ve diğer mirasçılarda davacı ya da davalı olarak bulunmalıdır, aksi durumda husumet yokluğu nedeniyle dava reddedilmelidir.

Kolay gelsin...
Old 13-05-2009, 09:54   #9
Av. Levent Kıray

 
Varsayılan

Selim Bey olması gerekenden bahsetmiş ama şu anki hukuki durum bu şekilde.
Ayrıca aksi hâlde, kötü niyetli olarak davaya katılmaktan kasten kaçınan şerikler için ayrı bir düzenleme yapılması gerekirdi.
Old 13-05-2009, 15:47   #10
av.gülistan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Levent Kıray
Selim Bey olması gerekenden bahsetmiş ama şu anki hukuki durum bu şekilde.
Ayrıca aksi hâlde, kötü niyetli olarak davaya katılmaktan kasten kaçınan şerikler için ayrı bir düzenleme yapılması gerekirdi.
teşekkürler arkadaşlar o halde davama diğer mirasçıları da davacı diye dahil etmem gerekecek anladığım kadarıyla ama diğer mirasçılar katılmazsa ne yapabilirim.
Old 14-05-2009, 18:01   #11
avukat avlanmaz

 
Varsayılan

bu konuya yeni bir soru eklemek istiyorum eğer paydaşlardan biri gayrimenkulü kiraya vermiş ve kira bedelinide kendisi alıyorsa diğer paydaşlar kira bedelinin kendilerine ödenmeyen bölümü için kiracıya veya kirayı alan paydaşa ecrimisil davası açabilir mi?
Old 14-05-2009, 18:11   #12
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avukat avlanmaz
bu konuya yeni bir soru eklemek istiyorum eğer paydaşlardan biri gayrimenkulü kiraya vermiş ve kira bedelinide kendisi alıyorsa diğer paydaşlar kira bedelinin kendilerine ödenmeyen bölümü için kiracıya veya kirayı alan paydaşa ecrimisil davası açabilir mi?

Kira kontratı murisin ölümünden sonraysa ve pay ve paydaş çoğunluğu yoksa, kiracıyı tahliye ettirebilir ecrimisil talep edebilirsiniz.

Kiraları tahsil eden paydaştan da hisseniz oranında talepte bulunabilirsiniz.
Old 14-05-2009, 18:26   #13
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan av.gülistanerdoğan'ın sorusuyla ilgili

Olayda elbirliği mülkiyeti mülkiyeti bulunduğuna göre durum buna göre değerlendirildiğinde ;
Mirasçılardan biri veya birkaçı o yeri kullanan diğer mirasçıya karşı müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil davası açabilir. O yeri kim kullanıyorsa dava onun aleyhine açılır. Diğer mirasçıların davaya katılmaları söz konusu değildir.
El atmanın önlenmesi davasıyla ilgili olarak ;
1.Taşınmazın kullanma biçimi tüm ortaklar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre ortaklar bu durumu benimsemişlerse, bu paylaşım dikkate alınarak bir müdahale varsa önlenmesine karar verilir
2. Ortaklar arasında tüm ortakları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının veya fiili kullanma biçiminin oluştuğu ispat edilemezse ;
a. Davacının kullandığı hiçbir yer yoksa paya vaki müdahalenin önlenmesine karar verilir.
b.Davacının taşınmazda çekişmesiz olarak kullandıkları az da olsa bir kısım yer bulunuyorsa elatmanın önlenilmesi davası ret edilir. Ortaklığın giderilmesi davası açılması gerekir .
Ecrimisil davasıyla ilgili olarak;
Mirasçılar ( kural olarak )intifadan men edilmedikçe birbirinden ecrimisil isteyemezler.
İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi ise taşınmazdan yararlanma isteminin karşı tarafa iletilmesi ile oluşur.
Bu kuralın bir takım ayrıcalıkları vardır ki ;
Bunlar; ecrimisil istenen taşınmazın ( bağ-bahçe gibi )doğal ürün veren ya da kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması,
Davalının bu taşınmazın tamamında hak iddia ve diğerinin mirasçılığını inkar etmesi, ortaklar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her mirasçının yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması, davacı tarafından davalı mirasçı aleyhine daha evvel bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi ve benzeri davalar açılması halleridir.

---------
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=10884
linkinde sorulan soruya verdiğimiz cevaptan
Old 15-05-2009, 12:11   #14
av.gülistan

 
Varsayılan

Sayın kocabaş değerli cevabınız için teşekkür ederim;müvekkilimin babasından kalan zeytinlik tarlaları var.5 mirasçı var mirasçılar arasında iştirak mülkiyet var.benim müvekkilimin payını kardeşlerinden biri alıyor.zeytinleri topluyor.müvekkilime herhangi bir şey verilmiyor.mirasçılar arasında fiili paylaşım harita mühendisi tarafından yapılmış.benim kafama takılan mirasçılar iştirak halinde bulunduklarından dolayı diğer mirasçıları da davacı ya da davlı sıfatı ile gösterilmesi gerekir mi?Yargıtay kararlarına baktığım kadarı ile davaya dahil etmem gerektiği belirtiliyor aksi halde davamın usul eksikliğinden dolayı reddedileceği belirtiliyor.diğer mirasçıları hangi sıfatla göstereyim ancak mirasçılardan birisi şu anda yurtdışında diğerlerinin de vekaletini mi almam gerekiyor.bana bu konuda acil cavap verirseniz iyi olur çünkü dilekçemi ona göre yazacağım.teşekkürler
Old 15-05-2009, 17:40   #15
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan acele bir cevap

Alıntı:
Yazan av.gülistanerdoğan
Sayın kocabaş ...bana bu konuda acil cavap verirseniz iyi olur çünkü dilekçemi ona göre yazacağım.teşekkürler
Elbirliği mülkiyetinde mirasçılar birbiri aleyhine el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açabilirler. Miras payına hangi mirasçı müdahale ediyorsa dava onun aleyhine açılır. Bunun için diğer mirasçıların olurunun alınması gereği olmadığı gibi el atmayan mirasçılar davalı olarak gösterilmez. Gösterilirse el atmayanlar hakkındaki dava husumet yönünden red edilir.Aksine Yargıtay kararlarının bulunduğu kanısında değilim. Belki siz o şekilde yorumlamış olabilirsiniz.

Belirttiğiniz gibi zeytin ağacı doğal ürün hasıl edeceğinden intifadan men koşulu aranmaz.

El atmanın önlenmesi davası yönünden önemli husulardan birisi de, davacı mirasçının o parselde kullandığı hiç yerin olmaması gerekir. Az da olsa bir kısım yeri kullanıyorsa l.HD. o mirasçının ortaklığın giderilmesi davası açması gerektiğini bildirmektedir. Ecrimisil yönünden böyle bir sınırlama söz konusu değildir.
Old 18-05-2009, 10:07   #16
av.gülistan

 
Varsayılan ecrimisil

Alıntı:
Yazan Yücel Kocabaş
Elbirliği mülkiyetinde mirasçılar birbiri aleyhine el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açabilirler. Miras payına hangi mirasçı müdahale ediyorsa dava onun aleyhine açılır. Bunun için diğer mirasçıların olurunun alınması gereği olmadığı gibi el atmayan mirasçılar davalı olarak gösterilmez. Gösterilirse el atmayanlar hakkındaki dava husumet yönünden red edilir.Aksine Yargıtay kararlarının bulunduğu kanısında değilim. Belki siz o şekilde yorumlamış olabilirsiniz.

Belirttiğiniz gibi zeytin ağacı doğal ürün hasıl edeceğinden intifadan men koşulu aranmaz.

El atmanın önlenmesi davası yönünden önemli husulardan birisi de, davacı mirasçının o parselde kullandığı hiç yerin olmaması gerekir. Az da olsa bir kısım yeri kullanıyorsa l.HD. o mirasçının ortaklığın giderilmesi davası açması gerektiğini bildirmektedir. Ecrimisil yönünden böyle bir sınırleme söz konusu değildir.
teşekkür ederim sayın kocabaş yukarıda sayın balkunun vermiş olduğu cevap kafamı biraz karıştırdı diyor ki:iştirak mülkiyette tarafların davalı ya ad daavcı gösterilmesi gerekir.elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tek başına diğer mirasçıya karşı dava açamaz diğer mirasçılar da dahil edilmelidir.sayın kocabaş buna ne dersiniz ?benim müvekkilimin payını kullanan sadece bir mirasçı neden diğer mirasçıları daavlı ya da davacı göstereyim kafam karıştı sizce ne yapayım.
Old 19-05-2009, 23:45   #17
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Alıntı:
Alıntı:
av.gülistanerdoğan
sayın kocabaş yukarıda sayın balkunun vermiş olduğu cevap kafamı biraz karıştırdı diyor ki:iştirak mülkiyette tarafların davalı ya ad daavcı gösterilmesi gerekir.elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tek başına diğer mirasçıya karşı dava açamaz diğer mirasçılar da dahil edilmelidir.sayın kocabaş buna ne dersiniz ?

(ecrimisl davası ile alakalı olarak belittiğiniz gibi düşünüyorum)

Kafanızı karıştıran olarak yardımcı olayım, Sayın Kocabaş'ın 13. numarada verdiği cevapta ki linke tıklayın,(http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=10884)

Bununla beraber daha önceden tartılan şu linke bir göz atın,
http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=34628


Benzer davalarım sürüyor, bir hakimle görüşmüştüm; elbirliği ile alakalı davalarda artık daha esnek olunması gerektiğini belirtmişti.

Kolay gelsin...

Saygılar...
Old 20-05-2009, 12:28   #18
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

Gerek paylı mülkiyet (müşterek mülkiyet ) ve gerekse elbirliği mülkiyetinde (iştirak halinde mülkiyet) paydaşlar veya iştirakçiler (mirasçılar -ortaklar) diğer paydaş veya iştirakçilerin olurunu almadan tek başlarına taşınmaza el atan paydaş veya iştirakçi aleyhine payları oranında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açabilirler.


Bu kuralı her yazımda tekrarlıyorum. Fakat herhalde inandırıcı olamıyorum. Oysa bu kural yeni bir kural da değildir. Eskiden beri Yargıtay kararlarında ifade edilen bir kuraldır.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=10884 linkinde tartışılan olay elbirliği mülkiyetinde mirasçılardan birinin el atan 3. kişiye karşı tek başına dava açıp açamayacağı olayıdır. O linkte değindiğimiz 3.HD.si kararı " mirasçılardan birinin tek başına 3.kişi aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabileceğini fakat ecrimisil davası açamayacağını öngörmektedir. " Fakat bu karar belirttiğimiz gibi 3. kişilere karşı açılan davalarda geçerlidir. Oradaki yazılarımızda dahi " paydaşların ve mirasçıların birbiri aleyhine tek başına dava açabileceklerine " işaret edilmiştir.

Konu buraya gelmişken , cevaplarımın dayanaklarına da yer vermek istiyorum :

" Dava konusu taşınmaz iştirak halinde mülkiyete (elbirliği mülkiyetine) konu olsa dahi bir iştikakçinin (paydaşın) öteki iştirakçi (paydaş) aleyhine açtığı el atmanın önlenmesi davasında müşterek mülkiyet hükümleri uygulanacağından öteki iştirakçilerin olurlarının alınmasına veya terekeye mümessil atanmasına gerek yoktur. Çünkü davacı iştirakçinin (paydaş) ile davalı iştirakçi(paydaşın)hakları çatıştığından , tüm iştirakçilerin (paydaşların) aynı yönde olurlarını almak mümkün olmadığı gibi atanacak temsilcinin de tüm iştirkçileri temsil etmesine olanak yoktur " ( Ersaslan ÖZKAYA Yargıtay 1. HD.Onursal Başkanı , El Atmanın Önlenmesi Davaları c:2 ,2002 ,sh: 312)

"Ortaklığa giren mallarla ilgili olarak bir ortağın , malı tek başına kullanan , ürünlendiren ortağa karşı tek başına müdahalenin meni davası açması mümkündür ." ( Prof.Dr. Şeref ERTAŞ , Eşya Hukuku 2002 ,sh 247)

T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2000/5834

K. 2000/5717

T. 8.5.2000

DAVA : Davacı k.Davalı tarafından, davalı-kdavacı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacı-k. davalı tarafından temyizi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, paydaşın paydaş aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere;paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini herzaman istiyebilir. Hatta iştirak halinde mülkiyette dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan paydaş aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı
taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 634, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " akte vefa" kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
Somut olaya gelince; çekişmeli taşınmazın tarafların müşterek murisi Rıza Dağhan mirasçıları adına kayıtlı olduğu, murisin l943 te öldüğü taşınmazın iştirak halinde olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak, iştirak halinde mülkiyete konu teşkil eden taşınmazlarda bir iştirakçinin diğer iştirakçi aleyhine açtığı davada müşterek mülkiyet hükümlerinin uygulanacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler çerçevesinde araştırma yapılması bütün paydaşlar arasında çekişmeli yerin yol olarak bırakıldığı yönünde bir anlaşmanın yapılıp yapılmadığı veya kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının
SONUÇ : açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava şartı yokluğu gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir. Davacı-karşı davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 8.5.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2001/10039

K. 2001/10590

T. 6.12.2001

DAVA : Dava dilekçesinde 3.346.200.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın dava şartı yokluğunun reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
KARAR : Davada, paydaş olan davacıyı taşınmazlara sokmayan ve fındık mahsülünü toplayan ölü Ahmet Cün'i mirasçılarından olan davalıların gerek babaları (muris) sağlığında gerekse ölümünden sonrası için eylemleri devam ettiğinden 5 yıllık (1996,97,98,99,000 yılları) ecrimisilin tahsilini istenilmiştir.
Davalılar; davacı ile davalıların babasının kardeş olduğunu, 27.12.1999 tarihinde vefat eden babalarının kendilerinden başka mirasçılarının bulunduğunu, murisin vefat tarihine kadar kendisinin tasarruf ettiğinden davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; dava konusu 52 nolu parselde davacı ile davalılar murisinin iştirak halinde malik oldukları, diğer 44 ve 42 nolu parsellerdeki iştirak hakimin 14.12.1999 da müşterek mülkiyete dönüştüğü, davalıların murisinin 27.12.1999 olan vefat tarihi dikkate alındığında ecrimisil istenen dönemlerde iştirak halinde mülkiyetle asıl malik muris Ahmet Cun'i olup davalılar üçüncü şahıs durumunda bulunduklarından tüm iştirakçilerinin ortak hareket etmeleri (davayı birlikte açmaları) gerektiğinde davacı vekiline, taraf teşkili için kesin süre verilmiş ancak davacı vekili, dava şartlarının davanın açtığı tarihteki duruma göre belirleneceğinden ve kesin süreye konu işlemi yerine getirmeyeceği beyan ettiğinden taraf teşkili sağlanmadığı için dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
İştirak halinde malik olan paydaşın 3. kişi durumunda olan davalı tarafa dava açması halinde medeni kanunun 581,629,630 maddeleri uyarınca bütün mirasçıların birlikte dava açmaları veya açılan davaya katılmaları yahut izin belgesi vermeleri veyahutta miras şirketine bir mümessil ..........ile davaya devamı mümkündür.
Oysa iştirak halindeki paydaşların birbiri aleyhine açtıkları davalarda diğer mirasçıların muvafakatı onanmayacağı gibi mümessil tayini de gerekmez
Yine Medeni Yasanın 582. maddesine ve göre mirasçılar murisin borçlarından müteselsilen (zincirleme) sorumlu olduklarından mirasçılardan hepsine, birine veya birkaçına da murisin tasarrufu nedeniyle dava açabilir.
O halde mahkemede işin esasına girilerek, iddia ve savunmaya göre taraf delilleri toplanılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 6.12.2001 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.

YARGITAY

14. HUKUK DAİRESİ

E. 2001/5404

K. 2001/5837

T. 21.9.2001

• EL ATMANIN ÖNLENMESİ ( İştirak Halindeki Tapulu Taşınmaza İştirakçilerden Biri Tarafından Açılan Dava )

• İŞTİRAK HALİNDE MÜLKİYET ( Hissedarların Birbirine Karşı Açtıkları Davada Tüm Mirasçıların Davaya Katılmalarına Gerek Olmaması )

• HİSSEDARIN HİSSEDAR ALEYHİNE AÇTIĞI DAVA ( Hissedarların Birbirine Karşı Açtıkları Davada Tüm Mirasçıların Davaya Katılmalarına Gerek Olmaması )

743/m.581

ÖZET : Dava, el atmanın önlenmesi ve kal talebine ilişkindir. İhtilaf konusu taşınmaz davacı ve davalının murisleri adına kayıtlıdır. Diğer bir anlatımla, bir mirasçı diğeri aleyhinde dava açmıştır. İştirakli mülkiyette, üçüncü kişilere karşı açılan davalarda hissedarların hep birlikte hareket etmesi gerekir. Hissedarın hissedar aleyhine açtığı davada ise tüm mirasçıların davaya katılımı gerekmez. Bu husus göz önünde bulundurulmadan tüm mirasçıların davaya katılımı sağlanmadığı gerekçesiyle davanın reddi isabetsizdir.
DAVA : Davacı tarafından, davalı aleyhine 6.10.2000 gününde verilen dilekçe ile tahliye ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.4.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR : Dava, iştirak halindeki tapulu taşınmaza iştirakçilerden biri tarafından açılan el atmanın önlenmesi ve kal isteminden ibarettir. Mahkeme davayı, tüm mirasçıların davaya katılımı sağlanmadığından reddetmiş, hükmü davacı temyize getirmiştir.
Dava konusu 1405 parsel sayılı taşınmaz Mehmet adına tapuda kayıtlı olup, davacı Yaşar ile davalı Feramuz tapu malikinin mirasçılarıdır. İştirak halindeki mülkiyette, üçüncü kişilere karşı açılan davalarda ortakların hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Eldeki davada ise, bir mirasçı diğer mirasçı aleyhine müdahalenin men'ini istemiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.1994 tarih 141305-601 sayılı kararında da belirtildiği gibi, iştirakli mülkiyette hissedarın hissedar aleyhine açtığı dava nedeniyle Medeni Kanunun 581. maddesi çerçevesinde iştirak sağlanmasına gerek olmaksızın davanın görülmesi gerekir. Bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, dava dilekçesinde dava değerinin gösterilmediği, müdahalenin meni yanında aylık 25 milyon liradan ecrimisil isteminde bulunulduğu dikkate alınarak öncelikle dava değerinin ve mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin de göz önünde bulundurulması gerekir.
SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 21.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Old 20-05-2009, 16:41   #19
Av.Selim Balku

 
Varsayılan devam edip etmeme konusunda kararsızım...

Alıntı:
Bu kuralı her yazımda tekrarlıyorum. Fakat herhalde inandırıcı olamıyorum. Oysa bu kural yeni bir kural da değildir. Eskiden beri Yargıtay kararlarında ifade edilen bir kuraldır.

Sayın Kocabaş'ın buradaki görüşüne kısmen katılıyorum hatta ilk verdiğim cevapta görüşümün azınlıkta olduğunu da özellikle belirtmiştim.

Fakat muhakemede bir hususa artık genel kural diyebiliyorsak, kuralın yasadaki karşılığına bakmak gerekiyor. Bununla alakalı genel kuralları MK640 VE MK 702olduğunu söylebiliriz.

MK 702-Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir.

Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir.

Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.

Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.


Elbirliği mülkiyeti ile alakalı kuralın bu olduğuna inanıyorum,

sunulan yargıtay kararında 3. kişilere karşı ecrimisil davası açılamayacağı yönünde bir karar olduğunu da biliyorum,

yasada belirtilen genel kurala göre baktığımda ve buna ilişkin olan Yargıtay kararına baktığım zaman şöyle bir yorum yapma zorunluluğu hissediyorum;

"iştirak halinde ki mülkiyete 3. bir kişi işgal ederse, ona karşı tek başına ecrimisil davası açamazsın, diğerlerini de dahil et, çünkü diğerlerin menfeaatleri halel hale gelebilir, tasarruf yetkini tek başına kullanma"

fakat aynı durumda "iştirak maliki diğer mirasçı açarsa, tek başına açabilirsin, genel kural burada geçerli değildir."

Peki ama neden ?

4 mirasçı kardeş var, terekede 4 daire var, herbiri iştirak halinde olan daireyi kullanıyor, bir mirasçı, bir mirasçıya dava açıyor, benim payımı haksız işgal ediyorsun, ecrimisil öde diye, tek başına dava açıyor;

Burada herzaman kaşılaştığım bir çelişki var o da şu, bir mirasçı benim payıma haksız işgal var diye dava açıyor ama mülkiyet; müşterek mülkiyet değil ki benim payım diyebiliyor, mülkiyet iştirak mhalinde bir mülkiyet, yani ortada bir işgal varsa, hepsine ait ama belirli olmayan paylara karşı işgal etmiş oluyor,

bu durumda davada taraf olmayan diğer mirasçılar iştirak halinde sahip olduğu daire ile alakalı davada en azından benimde o dairede hakkım var, davacı kendi kafasına göre 5 yıl için 10.000 TL istemiş ve bu davanın sonucu beni de ilgilendiriyor, benim haberim olmadan açılan bu davada benim kabul etmeyeceğim bir rakama ben niye katlanayım, ben olsam 20.000 TL isteyecektim deme gibi bir hakkı yok mu?

yine davada taraf olmayan diğer mirasçı; ecrimisil davası bir tasarruf davasıdır, müdahalenin men'i gibi terekenin korunması davası değildir, 702. madde gereği tasarruf yetkisinin el birliği halinde kullanılması gerektiğini belirtirse cevabınız ne olacaktır?

Sonuç itibariyle Sayın Kocabaş'ın belirttiği gibi Şeref Ertaş'tan, Özkaya'ya hatta kısmen Nihat Yavuz'a kadar çoğunluk böyle düşünebilir,

ancak aynı bilim adamlarının eleştirilerine baktığınızda muhakkak bahsettiğim konuya değinilmiş ve öneri sunulmuştur.(Ayiter, Nuşin: TMK el birliği ortaklığı Ank 1961 sh.187- Nihat Yavuz Uygulamada ecrimisil davaları 2. basım sh.543)

Kısacası iştirak halinde bulunan bir mülkiyet, müşterek mülkiyete çevrilmeden tasarrufa yönelik davalarda davalısı kim olursa olsun, el birliği ile hareket etme prensibinden uzaklaşmamalıdır.

Bunlardan ziyade sadece kendi görüşümü belirtmek için cevaplama gereği duydum, kafa karıştırmadan ziyade, kafa karışıklığına bir çözüm gayesiyle yazıyorum, ortada sürekli bir soru, sorun varsa, ihlal varsa demek ki açık bir kuralda yoktur.

Saygılar...
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İştirak Halinde Mülkiyet-Müdahalenin Meni(Ecrimisil)-Dava Arkadaşlığının Türü Av. Mehmet Söylemez Meslektaşların Soruları 30 14-03-2020 11:53
Müdahalenin Meni ve ecrimisil açısındanTapu İptal Davası Bekletici Mesele Sayılır mı? Av.Bülent Özkan Meslektaşların Soruları 3 07-12-2016 19:08
müdahalenin meni ecrimisil av.gülistan Meslektaşların Soruları 3 20-01-2009 12:45
müdahalenin meni ahmetyılmaz Meslektaşların Soruları 0 28-06-2008 12:45
müdahalenin meni ve ecrimisil gogolos Meslektaşların Soruları 1 14-04-2008 21:55


THS Sunucusu bu sayfayı 0,07780004 saniyede 16 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.