|
|
Paydaşın payını karı ve kocaya, çocuklarına yahut akrabaya temlik ederse görünüşte satış sözleşmesi yapılsa bile miras hukuku ile ilgili amaçların yada bağışlama gibi düşüncelerin hakim olduğu durumlarda önalım hakkının kullanılmayacağı 27.03.1957 günlü ve 1956/12 Esas, 1957/2 Karar sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında belirtilmiştir.İçt.Br.Kararları Yargıtay ve İlk Derecelı Mahkemeleri bağlayıcı nitelikli kararlardandır.
Böylece anılan İçtihatı Birleştirme kararı ; “karı kocaya ,çocuklarına yahut akrabaya yapılan temlikte, satış olarak gösterilse dahi,ortada gerçek bir satımın bulunmadığı, temlikin bağışlama yada mirasçılık ilişkilerine dayalı olduğu, yasal önalım hakkının doğmayacağı “ hakkında “fiili karine” oluşturmuştur.
Bu iddia her aşamada ileriye sürülebileceği gibi, hakim tarafından res’en gözetilir. Bu iddia hakkında tarafların göstereceği deliller çerçevesinde,tanık da dinlenerek ,inceleme ve araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilir.
YARGITAY HGK 09.02.2021 T.2017/2269 E. 2021/56 K.
37. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dava dilekçesinin davalıya usule uygun şekilde tebliğ edildiği hâlde, süresi içerisinde cevap dilekçesinin sunulmadığı, mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasına her iki tarafın da katıldığı, davalının davanın reddine karar verilmesini istediği, ön inceleme aşamasından sonra davalı vekili tarafından sunulan 14.04.2014 tarihli dilekçe ile 27.03.1957 tarihli ve 1956/12 E., 1957/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince ön alım hakkının kullanılamayacağının ileri sürdüğü, davacı vekilinin de 15.04.2015 tarihli dilekçesi ile savunmanın genişletilmesine veya değiştirilmesine muvafakatlerinin olmadığını bildirdiği anlaşılmıştır.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; gerçek bir satışın söz konusu olmadığı, satım niteliğinde olmayan pay temliklerinde yasal önalım hakkının doğmayacağı, 27.03.1957 tarihli ve 1956/12 E., 1957/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, hısımlar arasındaki satış sözleşmelerinin gerçek bir satış sözleşmesi olmadığı ve muvazaalı işlem olduğuna ilişkin bir fiili karine oluşturduğu ve sözleşmede taraf olan kişinin işlemde muvazaa savunmasında bulunamayacağı ve bunu her türlü delille ispat edemeyeceği kuralının istisnası olduğu gibi, dosya arasına alınan nüfus kayıtları ile dava konusu hissenin satışına ilişkin resmi senetten, davalı vekilinin ileri sürdüğü itiraz sebebinin varlığının dosya kapsamından anlaşılması karşısında, ileri sürülmemiş olsa da hâkim tarafından hakkın doğumuna engel olan bu itiraz sebebinin kendiliğinden gözetilebilmesi mümkündür.
38. O hâlde mahkemece, davalı vekilinin 14.04.2014 tarihli dilekçesiyle, İçtihadı Birleştirme Kararına dayalı olarak tapuda satış olarak gösterilen işlemin gerçekte hibe olduğuna dair savunmasına değer verilerek davalı delilleri ile varsa davacının karşı delilleri çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılması ve oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gereklidir.
|