Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Mahkeme içi ikrar hakkında acil yardım

Yanıt
Konuyu Değerlendirin Konu İçinde Arama Konu Araçları  
Old 22-11-2025, 23:10   #1
AV.MERT ERYILMAZ

 
Varsayılan Mahkeme içi ikrar hakkında acil yardım

Merhabalar.. Acil görüşünüze ihtiyacım var.
Davacı kambiyo takibinden dolayı "Asliye hukuk mahkemesinde" menfi tespit davası açmış. Bu dosyada dava dilekçesinde davacı davaya konu bononun kendisine iadesi hususunda davalı ile anlaştıklarını buna rağmen davalının senedi iade etmeyerek hakkında icra takibinde bulunduğunu beyan ederek bedelsizlik iddiasında bulunmuş. Mahkeme görev sizlik kararı vermiş. Davacı tarafın talebi ile dosya 1.ticaret mahkemesine gitmiş. 1. Ticaret mahkemesi de arabuluculuğa gidilmediğ inden davayı usulden reddetmiş. Davacı arabulucuya gittikten sonra 2. Ticaret mahkemesinde yeni bir menfi tespit davası açmış. Ama bu dosyada davacı boş kağıda attığı imzasının olduğu kağıdın davalı tarafından bonoya çevrildiğini iddia ediyor. Biz davalı tarafız. Biz davanın başında delil olarak 1. Asliye Ticaret mahkeme dosyasına dayandık.Davacının dava dilekçesinde ikrar da bulunduğu, görevsizlik kararı veren Asliye Hukuk mahkemesi dosyasına delil olarak dayanmadık. Mahkemede 1.ticaret mahkemesi dosyasını istedi, şu an dosya içerisinde. Biz davacının dosya kapsamındaki 1. Ticaret mahkemesi dosya içerisindeki davacının dava dilekçesindeki beyanının mahkeme içi yazılı ikrar olduğunu, davacının dava dilekçesindeki beyanıyla senedin boş kağıda attığı imzasının senede çevrilmek suretiyle oluşturulmadığını ikrar ettiğini beyan ettik. Ama davacı görevsizlik kararı veren asliye hukuk mahkemesindeki dava dilekçesinde takibe konu senedin iade edilmesi gereken senet olduğunu iddia ederek bedelsizlik iddiasında bulunmuştu. Biz ise davacının ikrar da bulunduğu görevsizlik kararı veren Asliye hukuk mahkemesi dava dosyasına değil görevsizlik kararı üzerine dosya kendisine gelen ticaret mahkemesi dava dosyasına delil olarak dayandık.Mahkeme ikrara rağmen davaya konu bononun açığa imza suretiyle oluşturulup oluşturulmadığının tespiti için dosyayı adli tıp kurumuna gönderdi. Sizce mahkeme bunu ikrar olarak değerlendirmedi mi, teşekkürler.
Old 23-11-2025, 18:44   #2
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

İkrardan söz edilebilmesi için, sizin bir vakıa ileriye sürmeniz ve karşı tarafın da bu vakıayı kabul etmesi gerekir. Sorulan olayda olduğu gibi karşı tarafın Asliye Hukukta kendi açtığı ve görevsizlik ile 1.Ticaret Mahkesinde görülen davada ileriye sürdüğü bedelsizlik iddiası yine kendi açtığı 2. Ticaret Mahkesinde görülen davada ikrar olarak değerlendirilemez.

"(...) 6100 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinde taraflar veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağı ve ispatının gerekmediği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır.

22. Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir.

İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar." Hukuk Genel Kurulu 09.10.2024 T. 2023/953 E. , 2024/504 K.
Old 23-11-2025, 20:40   #3
AV.MERT ERYILMAZ

 
Varsayılan Mahkeme içi yazılı ikrar

Cevabınız için çok teşekkür ederim. Davacı taraf Asliye Hukuk Mahkemesi dava dilekçesinde davaya konu bononun teminat amacıyla davalıya verildiğini, bononun daha sonra kendisine iadesi hususunda davalı ile anlaştıklarını ama davalının senedi iade etmeyerek hakkında icra takibi başlattığını beyan ediyor. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı veriyor, dosya 1 Ticaret mah'ne gidiyor. 1 Ticaret de arabulucuya gidilmediğinden davayı usulden reddediyor.Arabulucuya gidildikten sonra davacı bu defa 2 ticarette açtığı aynı bonodan kaynaklı menfi tespit davasında davalıya verdiği imzalı boş kağıdın senet haline getirildiğini iddia ediyor. Davalı ise davacıya verdiği borç para nedeniyle davaya konu senedin düzenlendiğini, açığa imzayı kötüye kullanmadığını beyan ederek, davaya konu aynı bonodan dolayı davacının Asliye Hukuk Mahkemesi dava dilekçesindeki beyanları savunmalarımda belirttiğim davaya konu bonoyu davacının boş kağıda attığı imzayı bono haline getirmek suretiyle oluşturmadığım şeklindeki vakıanın ikrarı mahiyetinde olduğunu beyan ediyor.

Davacının 1.Asliye Hukuk Mahkemesi dava dilekçesindeki beyanının mahkeme içi yazılı ikrar olduğu düşüncesindeyim. Yanılıyor da olabilirim.
Old 23-11-2025, 21:58   #4
AV.MERT ERYILMAZ

 
Varsayılan

Zira,velev ki davaya konu senedin davacının boş kağıda attığı imzanın sonradan senet haline getirildiği kanaatine varılmıştır şeklinde bir bilirkişi raporu gelirse, mahkeme, davacının Asliye Hukuk Mahkemesi dava dilekçesinde "davaya konu senet teminat maksatlıydı, senedin sonra kendisine iadesi konusunda anlaşmaya vardığımız halde davalı senedi iade etmeyerek hakkımda icra takipi yaptı" şeklindeki beyanına mı değer verecek yoksa bilirkişi raporundaki senetin boş kağıda atılan imzanın sonradan senet haline getirildiği şeklinde kanaat oluşmuştur şeklindeki tespitine mi değer verecek?
Old 24-11-2025, 11:23   #5
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

1.Cevabımda dayandığım HGK kararında "İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımaz ifadesine yer verildiğine göre,davacının karşı tarafca ileriye sürülmeden Asliye Hukuk'da açtığı davada kendisinin belirttiği maddi vakıaların ikrar kavramına girmeyeceği görüşünü muhafaza etmekteyim.

2.Davacının açtığı ilk dava dava şartı yokluğundan dolayı usulden ret edilmiştir. Son açılan menfi tespit davası ise ilk davanın devamı niteliğinde değildir. Bağımsız bir davadır.İkinci davada davacı iddiasını,dayandığı maddi vakıalar ve hukuki sebepleri değiştirebilir. Kararda tabii ki halen görülmekte olan dava dilekçesindeki beyanlara değer verilecektir.

3.Açılan son davada davacı dava konusu senedin açığa imza suretiyle oluşturulduğu iddiasına yer vermiştir. Davacının senet metninin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğini kesin delille ispat etmesi gerekir. Sanıyorum borçlu imzanın kendisine ait olmadığı şeklinde bir iddiada bulunmuyor. Bu durumda mahkemenin çekişmeyi bilirkişi incelemesi ile çözmeye çalışmasının usule uygun düşmediği kanısındayım.Davada ikrar yerine ispat konusu üzerinde durulmasının daha yararlı olabileceğini düşünüyorum.
Old 24-11-2025, 12:58   #6
AV.MERT ERYILMAZ

 
Varsayılan

Teşekkür ederim
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
mahkeme içi ikrar av.tanergüven Meslektaşların Soruları 1 22-02-2016 22:49
mahkeme dışı ikrar sebastian Meslektaşların Soruları 2 11-12-2014 13:32
Mahkeme içi ikrar av.sgenc Meslektaşların Soruları 1 04-07-2011 18:59
Cinayeti ikrar etti fakat ceset bulunamıyor.Ikrar ceza alması için yeterlimidir? tangela Meslektaşların Soruları 4 01-12-2010 14:27
Selçuk Üniversitesi seçmeli ders hakkında acil yardım!! allegria Hukuk Lisans Eğitimi 11 28-09-2007 11:47


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05310106 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.