Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
3. Kişi üzerinde kayıtlı taşınmazların müvekkilden izin ve onay almaksızın başkasına satışını engelleyecek bir tapu şerhi yöntemi var mıdır? Müvekkil el birliği mülkiyeti ile ortağı olduğu tarlaların satılması amacıyla amcasına satış vekaletnamesi veriyor. Amca diğer mirasçılardan da aldığı vekaletle bu taşınmazları başka bir yeğeni üzerine alıyor ve ortaklara hiçbir ödeme yapmıyor. Satışın iptali talebiyle dava açtık sonrasında taşınmazların adına kayıtlı olduğu yeğen anlaşmak istediğini belirtti. Biz de müvekkilin izni olmaksızın taşınmazların satılmaması, satıldığında da müvekkilin hakkının alınmasını sağlayacak bir şerh düşmek istiyoruz ama nasıl olacağı konusunda net bir bilgimiz yok. Yardımcı olabilir misiniz?
|
|
|
|
Sayın meslektaşlar merhaba, esasında konuya ilişkin öncesinde bir başlık açmıştım fakat daha çok detay vererek sorumu güncellemek istedim.
İdarenin tarafımıza bildirdiği evsel katı atık ücretine itiraz ettik itirazın reddiyle iptal davası açtık. halihazırda yargı yeri olarak idarede görülen iptal davasında görevsizlik itirazında bulundular. bu bedele ilişkin ödeme emri düzenlenmedi ya da tarafımızca ödeme de yapılmadı. uyuşmazlık mah. kararlarına baktığımda alacağın tahsilinin abonelik sözleşmesinden kaynaklı olduğu görüşüyle adli yargının görevli olacağına ilişkin kararlar verilmiş. ancak ben bu olayda konu itirazın reddi olduğundan idari yargının görevli olduğunu düşünmekteyim. yani direkt ödeme emrine ya da borç yazısına değil bu borca itirazın reddine yapıldığı hususunun fark yarattığını düşünerek. tecrübeli meslektaşların bu konuda görüşlerini merak ediyorum.
|
|
|
|
10 yıllık kira süresi dolması üzerine tahliye süreci başlatmak istedim. 3 ay öncesinden ihtarnameyi kiralanan haneye gönderdim. İhtarname bila tebliğ geri geldi. Üzerinde 'Buradan taşınmıştır, imzadan imtina etti' bilgisi var. Kiracının sözleşmedeki TC kimlik numarasının da tutmadığı görüldü.
Bu durumda aklıma gelen, fuzuli şagili tespit davası ardından aynı gerekçe ile tahliye talep etmeyi düşünüyorum.' Bazı meslektaşlar tahliye işlemini kontratta imzası bulunan kiracıya karşı sürdürmemi öneriyorlar.
Tavsiyelerde bulunacak sayın meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba. Müvekkil yurtdışında yaşıyor ama türkiyede 3 dükkanı bir tane de fiziki olarak ofis ama tapuda mesken görünen taşınmazı var türkiyeye çok sık geliyor tanıdıkları akrabaları da var. 3 dükkan dışındaki bu tapuda görünen ama işyeri olarak kiraya verilmiş yer hakkında müvekkil home ofis ihtiyacıyla tahliye davası açmak istiyor, işyeri ihtiyacı nedeniyle 3 ay öncesinden ihtarname de gönderildi. Home ofis olarak kullanma ihtiyacına ilişkin emsal karar var mı acaba bildiğiniz meslektaşlarım. Davada neye dikkat etmeliyiz bir de? Teşekkürler.
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
Bir konuda kafam karıştı. Müvekkil evini yeniletmişti. Ancak firma fazla iş var diyerek önce tespit yaptırıp 5 yıl dolmadan da alacak davası açtı. Tüketici mahkemesi öncelikle tüketici hakem heyetine gidilmesi gerektiği nedeniyle usulden reddetti. Karşı taraf istinaf etmedi kesinleşti. Şimdi karşı taraf tüketici hakem heyetine başvurmuş. Usulden red olduğunda zamanaşımı kesilmediğini biliyorum; ama tüketici hakem heyetine başvuru da bu geçerli olur mu? Eğer zamanaşımı kesilmemişse 5 yıl geçtiği için zamanaşımı bedeniyle başvurunun reddi gerekir mi? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
Yazan : av.cpr,
Tarih : 07-05-2025 14:34
|
a
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım merhaba,
Gümrük müdürlüğünün hukuka aykırı işleminin iptali talebiyle vergi mahkemesinde iptal davası açtık, davayı kazandık, idari para cezası iptal edildi. Ancak idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle maddi zarar da doğmuş, şimdi tam yargı davası açacağız. IYUK Md. 12: "ilgililer...ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın tebliği tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler." uyarınca dava açacağız. Görevli mahkeme konusunda tereddütte kaldım. Kural olarak tam yargı davalarında idare mahkemeleri görevli, ancak gümrük mevzuatındaki istisna hüküm nedeniyle bu davayı da vergi mahkemesinde mi açmamız gerekiyor?
UYAP'tan dava açarken Vergi Mahkemelerini seçtiğimde davanın konusu kısmında "tam yargı davası" veya gümrük mevzuatından doğan uyuşmazlıklar gibi bir seçenek yok. İdare Mahkemelerini seçtiğimde davanın konusu kısmında tam yargı davaları çıkıyor.
Çok acil yardımlarınızı rica ederim.
|
|
|
Yazan : iremis,
Tarih : 29-04-2025 23:59
|
Meslektaşlarım Merhaba,
Kamulaştırmasız el atma davalarında biliyorsunuz ki artık hüküm kesinleşmeden icra edilebiliyor. Bu durumda karar kesinleşmeden, ilk derece mahkemesinin kararı ile ilgili taşınmazın idare adına tescili mi gerçekleşecek? Yoksa tescil yönünden yine kesinleşme mi beklenecek? Açıkçacı hemen tescilin yapılması mantıklı gelmedi.
Kesinleşmeden tescil söz konusu olduğunda istinaf yahut temyiz aşamasında feragat durumunda ne olacak? Ayrıca feragat durumunda idare lehine vekaletname ücretine hükmedilir mi? Güncel anayasa kararları çerçevesinde hükmedilmemesi gerektiğini düşünmekle birlikte değerli görüşlerinizi merak ediyorum.
|
|
|
|
sayın meslektaşlar merhaba,
belediye tarafından işyerimize tahakkuk ettirilen katı atık bedelinin iptalinde idare mahkemesinde dava açılmış. sonradan devraldığımız bu dosyada davanın adli yargı yerinde görülmesi gerekeceğine ilişkin uyuşmazlık mah. kararlarına sıkça rastladık. bu durum tecrübe ve bilginize göre artık yerleşik bir uygulama mıdır? aksi yönde kararlar mevcut mudur? idare mahkemesinin evet benim görev alanım deme ihtimali var mıdır açıkçası bunu sormak istiyorum çünkü emsal karar bulamadım. genelde aksi yöndeydi.
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Müvekkilin hamili olduğu çek önce takas için bankaya ibraz ediliyor, yaprak bedeli de ödenmeden tüm bedel için karşılıksız işlemi yapılıyor. Müvekkil elindeki çeki ibraz süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz ediyor, en azından yaprak bedelini almak için, bu durumda,
1-Çek ibraz süresi içerisinde birden fazla kez bankaya ibraz edilip karşılıksız işlemine tabi tutulabilir mi? Muhatap banka da karşılıksız kaşesi basar mı?
2-Çek takasa verildiğinde çekte müvekkilinin cirosu bulunmamasına rağmen muhatap bankaya ibraz edildiğinde takas odası tarafından yapılan karşılıksız kaşesinin üstüne müvekkil cirosu yapılıyor. Cironun mahiyeti ve sahtecilik yönünden bilgilerinizi rica ediyorum.
3-Ayrıca çek yönünden karşılıksız çek şikayeti yapmama engel durumu var mıdır?
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba kiraya vereni resmi kurum sıfatında olan bir dosyada tevdi mahalli davası açmak istiyoruz. Dava açmadan önce PTT'den konutta ödemeli gönderi olarak kira bedelini resmi kuruma göndermemiz gerekli lakin PTT ile yaptığımız görüşmelerde resmi kurumlara konutta ödemeli gönderi gönderemeyeceklerini bildirdiler. Dava aşamasında mahkemeden bu hususun sorulması için PTT'ye müzekkere yazdırılması talebimiz olacak, daha önce böyle bir durumla karşılaşan meslektaşlarımız var mı acaba? Mahkemelerin tutumu bu konuda nasıl olur? teşekkür ederim.
|
|
|
Yazan : Av. Özgü,
Tarih : 24-04-2025 14:02
|
Merhaba Sayın meslektaşlarım. Avukatlığını yaptığım binaya Ocak ayında yeni bir kişi apartman yöneticisi oldu ve mevcut asansör firması kendisine 5 yıllık sözleşme imzalatmış.
İmzalatırken okumanıza gerek yok yöneticinin değiştiğine ve sizin yönetici olduğunuza dair evraklar denilmiş bu sebeple yönetici de maalesef okumamıştır. Ancak kat malikleri yıllardır söz konusu firmanın hizmetinden memnun olmayıp, yaptıkları işin arkasında durmamaları ve sürekli fazla fiyat vermeleri sebebiyle firma değiştirmek istemektedir. Sözleşmede “apartman yönetiminin tek taraflı feshetmesi halinde 5 yıl boyunca her ay asansör bakım ücreti ödeyecekleri” cezai şart olarak konulmuştur. Ayrıca sözleşmede firmanın yükümlülükleri ve bu yükümlülüklere aykırılıkta ne olacağına ilişkin net hiçbir madde bulunmamaktadır.
Genel kurulda da bu firmayla devam edelim ya da değiştirelim gibi hiçbir karar alınmamıştır.
Kısacası herhangi bir karar alınmadan imzalanmış olan bu sözleşmenin geçerliliği var mı? Varsa bina yönetimi feshetmek için nasıl bir yol izleyebilir?
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar, müvekkilim akrabasıyla bir araç alım satım sözleşmesi yapıyor ve araç bedeli için bono düzenleniyor. İlerleyen süreçte müvekkil bedeli ödemesine rağmen bonoyu geri almıyor. Şu an elimizde sadece bedelin ödendiğine ilişkin Instagram üzerinden gönderilen mesaj var. Sonrasında taraflar arasında özel bir sebepten husumet oluşuyor ve karşı taraf ihtiyati haciz kararı alıyor müvekkilin bazı malvarlığına haciz tatbik ediliyor. Meslekte yeni olduğum için süreçle alakalı yardıma ihtiyacım var.
1- İhtiyati haciz kararına itiraz sebeplerinin İİK 265. maddesi uyarınca sınırlı olduğunu ve bazı Yargıtay kararlarında senedin kambiyo niteliğini haiz olmasa da kayıtsız şartsız borç ikrarı içermesi halinde ihtiyati hacze yapılan itirazın reddinin gerektiği yazıyor. Fakat bizim olayımızda araç satım sözleşmesinde bonodan bahsedilmiş. Sözleşmeyi sunarak senedin kayıtsız şartsız olmadığını iddia edebilir miyiz?
2- Bunun yanında her halükarda senet bedelinin ödendiğine ilişkin Instagram mesajını sunup delil başlangıcı olarak değerlendirilmesini talep edip tanık dinletebilir miyiz?
3- İtirazın kararı veren mahkemeye yapılması gerektiğini biliyorum fakat ödememiz gereken herhangi bir harç vs. var mıdır?
4- Kanunen haczin tatbikinden itibaren 7 gün içerisinde esas icra takibinin yapılması gerektiğini biliyorum. Eğer esas icra takibi başlatılmazsa haczin kaldırılması için talepte mi bulunmamız gerekiyor kendiliğinden kalkar mı?
Meslekte henüz bir yılımı doldurmadığım için dosya geldikçe tecrübe ediniyorum. Yardımcı olabilen çıkarsa çok memnun olurum. Herkese iyi çalışmalar.
|
|
|
|
Merhabalar kıymetli meslektaşlarım.
Bir ilçe otogarında yolcu otobüsünün yayaya çarpması sonucu bir kaza meydana geldi. Biz otobüs sahibi şirket tarafız. Kaza tespit tutanağı düzenlendi ve her iki tarafa da ilgili maddeden kusur verildi. Daha öncesinde başından sonuna böyle bir süreci yönetmediğim için bilgisizim. Burada merak ettiğim husus şu ; öncelikle sanırım ceza soruşturması kapsamında bilirkişi raporu alınacak, sonrasında kovuşturma aşamasına geçilecek. Biz burada şoförün kusursuz olduğunu düşünüyoruz. Çünkü yaya otogarda araçların manevra yaptığı alanda aracın kör noktasına girmiş. Süreci nasıl takip etmeliyiz? Kaaza tutanağına itiraz mı etmeliyiz yoksa ceza davası kapsamında mı savunmalarımızı yapmalıyız. Şirketin de davaya malen sorumlu olarak eklenme durumu olur mu ? Bir de sigorta şirketi kusur oranını kendisi mi tayin eder. Olası bir başvuruda ceza davasında bilirkişi raporu alınmasını mı bekler? Kafam epey karıştı. Teşekkür ederim.
|
|
|
Yazan : AVUKAT42,
Tarih : 18-04-2025 16:05
|
Merhaba,açılan mal rejiminin tasfiyesi davasında,taşınmaz,1993 yılında kurulup ödemeleri 2005 yılına kadar devam eden kooperatif hissesi olup aynı yıl tapusu çıkıyor.Lakin 01.01.2002 tarihinden sonra ödemeye dair ne bir belge nede tanık beyanı yoktur.Davacı iddiasını ispat edememiş gibi görünse de taşınmaza değer biçilip 2002 yılından sonra ödeme varmış gibi değerlendirilmesi ve 1993-2002 ve 2002-2005 arası oranlanması mümkün müdür? Yargıtay kararı da bulamadım
|
|
|
|
Merhabalar Meslektaşlarım,
Derdest dosyamda; Müvekkilin arsasına konulan orman şerhi nedeniyle TMK 1007 kapsamında hazineye karşı tapu iptal ve tescili (Davalı Hazine adına tescili) ile taşınmazın değerinin tespit edilmesi için belirsiz alacak davası karar aşamasına yaklaştı.
Sorum, yerel mahkeme kararının icrasına yönelik olacaktır. Taşınmazın aynına ilişkin tapu tescili noktasında bir hüküm kurulacak ama diğer bir hüküm de taşınmaz bedeline ilişkin olacak. Ben taşınmaz bedeli ile yarglama giderlerini karar kesinleşmeden icraya koyabilir miyim? Benzer dosyası olup tahsilat yapan meslektaşların tecrübesini öğrenmek istedim.
Ayrıca kamulaştırmasız fiili/ hukuki el atmada; tazminata dair hükmün kesinleşmeden icraya konabilmesi de aklımı karıştırdı.
Daha fazla araştırma yaptığımda Hukuk Müşavirliği tarafından yapılan Rücu davalarına ilişkin şu çalışmaya rastladığım için uygulamaya dönük bende şüpheler oluştu:"Tazminata ilişkin mahkeme kararı kesinleştikten sonra icraya konulmuşsa, bu takdirde icra masrafları rücu hakkının kapsamına dahil edilemez. Çünkü Devlet, borcunu buna ilişkin ilâm kesinleşir kesinleşmez ödemek zorundadır. İlâmın kesinleşmesine rağmen Devlet'in alacaklının icraya başvurmasını bekleyerek, borcunu ödememiş olması, BK 44 de belirtilen zararı arttırıcı bir davranış sayılacağından, bundan kusurlu memurun sorumlu tutulmaması gerekir. Buna karşılık, tazminata ilişkin karar henüz kesinleşmeden, zarar gören bunu icraya koymuşsa, bu takdirde Devlet ödediği icra masraflarını da kusurlu memurdan ister."
Yardımlarınız için teşekkür ederim
|
|
|
|
Hepinize kolay gelsin meslektaşlarım.
Şoför/işçinin ve beraberinde 2 aracın daha karıştığı 3 taraflı trafik kazası sonrasında şirketimiz ve şoför aleyhinde ikame araç bedeli talepli icra takibi başlatıldı. Takibin devamını önlemek adına şirket tarafından ödeme yapıldı. Alacaklı taraf takip dayanağı olarak ikame araç bedeline ilişkin bir eksper raporu sundu. Kazada şoförümüz yüzde yirmi beş kusurlu bulunmuş ve takibin miktarı da eksper raporunda yazan meblağın dörtte biri olarak tarafımıza yöneltildi. Sonrasında artık şirkette çalışmayan işçiye karşı icra takibi başlattık ve takip, işçinin itirazı üzerine durdu. Şimdi arabuluculuk ve sonrasında itirazın iptali davası açacağız. Sormak istediğim husus şu:
Biz işçiye karşı açtığımız takibi, alacaklıya ödediğimiz toplam tutar üzerinden açtık, yani içerisinde icra vekalet dosya masrafı faiz vesaire hepsi bulunuyor. Burada bir yanlışlık var mı meslektaşlarım. Yoksa sadece asıl alacak olan ikame araç bedelinin kusur oranına karşılık gelen miktarı oranında mı rücu etmeliydik?
2-İtirazın iptali davasında tekrar kazaya ve kusura ilişkin bir irdeleme yapılıyor mu acaba?
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım,
Yolcu taşımacılığında faaliyet gösteren bir firmanın bilet satışı yapılan yazıhanesinin bir başka işletme tarafından işletilmesi durumunda aradaki ilişki asıl-alt işverenlik olarak nitelendirilebilir mi? Komisyon usulü çalışan alt işletme alt işveren olarak kabul edilir mi?
|
|
|
|
Sayın meslektaşlar merhaba
kısaca sorum şöyle: biz idarece kesilmiş hir para cezasına itiraz ettik. itirazımız kabul edildi sulh ceza tarafından ve bunun iadesini davalıdan talep ettik. davalı ödemeyi hazine adına yaptığını ifade ederek bizi ilgili başkanlığa yönlendirdi burdan bir miktar iadeyi almakla beraber borcun ferilerini alamadık. her iki taraf da ferilerin kararda hüküm altına alınmadığını savundu. böylece bu cevaplara ithafen bir iptal davası açtık bu davamız sürüyor cezayı kesen asıl kurum ben bunu hazineye ödedim bundan sorumlu şu başkanlık senin muhattabın ben değilim diyor. buna ilişkin emsal kararı ve deneyimi olan var mıdır ne düşünüyorsunuz
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba;
Müvekkilin kira sözleşmesinde kira artış oranı belirtilmemiştir. Taraflar aralarında anlaşarak TBK de belirtilen oranda anlaşma sağlamışlardır. kiracı ilk ay ödeme yapmayınca icra takibi yapılmış kiracı 50 TL eksik ödemiş ve kiracı kira bedeline itiraz etmemiştir.icra takibinden sonra müvekkile ödeme yapıp sadece ödeme yaptığını borcu olmadığını belirtmiştir. İkinci ay yine o TL eksik olarak gününde müvekkile ödeme yapmıştır. üçüncü ay ise yine ödeme yapmamış ve icra takibi başlatılmıştır. İcra takibinde yine takipten sonra müvekkilin hesabına 50 TL eksik yatırmış ve borcu ödediğini borcu olmadığı yönünde itiraz etmiştir. Daha sonra tarafımızca eksik ödemeden kaynaklı olarak icra mahkemesinde tahliye davası açılmıştır. Cevap dilekçesinde kira artış oranının olmadığını bu nedenle artış yapılamayacağı yönünde beyanda bulunmuştur. Davalının 3 ay boyunca itiraz etmediği konuyu tahliye davasında ileri sürmesi haklı mıdır? Taraflar anlaştıkları ve ve daha önce yatırmasına rağmen iş bu nedenle red kararı verilebilirmi?
|
|
|