Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
Yazan : Mr. Kök,
Tarih : 10-07-2025 14:26
|
Saygıdeğer meslektaşlarım merhaba, Geçirmiş olduğum trafik kazası sebebiyle hukuk yargılamasına konu dosyamda temyiz süresinden sonra temyiz dilekçesini sundum. Yargıtay her ne kadar tarafımca sunulan mazereti kabul etmiş olsa da dosya içerisine sunulan vekaletname de birden fazla vekile yetki verilmiş olması sebebiyle eski hale getirme talebimi reddetmiş bulunmaktadır.
İşbu vekillerin dosya içerisinde tek bir duruşmaya dahi girmişliği veya dilekçe yazmışlığı yoktur. Hal böyle iken eski hale getirme talebimizin bu sebeple red olmasının hukuka aykırı olduğu kanaatindeyim. Aynı konu ile ilgili uyuşmazlık yaşayan veya bilgisi olan meslektaşlarımdan hukuki yardım talep ediyorum. Şimdiden teşekkürler...
|
|
|
Yazan : sciceks,
Tarih : 10-07-2025 09:12
|
Herkese merhaba,Muristen böyle aman aman çok verimli vs olmayan 800m2ye yakın bir arsa mirasla 4 çocuğa intikal ediyor 1/4 hisseli. Bu 800 m2lik yere murisin akrabalarından başka biri izinsiz habersiz evininin bir bölümünütahmini20-25m2) ve diğer m2lerin içine bazı ağaçlar dikiyor, yani totalde 140 m2 izinsiz şekilde işgal etmiş, mirasçılardan biri kadastro götürüp ölçümü yaptırmış bikaç yıl evvel, o zamanlar mirasçıların hepsi bedelini istesede işgalci vermemiş, neyse sonra mirasçılardan biri sadece uzlaşırmıyız diye ihtarname gönderiyor 140m2nin bedeli için, işgalci sadece ev için aştığını söylediği 20m2 için anlaşmaya hazır olduğunu bildiriyor, fakat mirasçılar total 140m2 yer işgal edilmişken 20m2 için tabi kabul etmiyolar, ve 4 mirasçı da müdahalenin meni ve kal ve belki ecrimisil,tazminat vs gerekli tüm davalar açılsın diye sözlü anlaşmışlar. önce ihtarneme yollanmış bir mirasçı adına, işgalci ben sadece 20m2 işgal ettim bunun için anlaşırım demiş cevaben( o da evinin mutfağından yaptığı inşaat için, diğer 120 m2lik alana yönelik kullanmakta olduğu ektiği ağaçlara değinmiyor tabi,neyse fakat şimdi miraçılardan biri ben mahkemeyle uğraşmak istemiyorum benim hissemi alın napıyosanız yapın diye çıkmış,ecrimisil talebi dışında bunun bir önemi yok elbette herhangi bir mirasçı yada diğer mirasçı üzerinden dava açılabilir, burda birde işgalci kişi kendi arsasında bulunan bu eve giden yolda yine mirasçıların arsasında bulunan ve meyve de veren eski bir badem ağacını da yine izinsiz keserek kendi evine geçen yolu da bu şekilde genişletmiş. Mirasçılardan birinin yaptırdığı kadastro ölçümüyle toplam 140 m2 işgalcinin işgali söz konusu,fidan, evin bir odasınıa yönelik genişletme ve yol açmak için mirasçılara ait bafem ağacını kesme durumları söz konusu, şimdi buna yönelik kapsamlı bir dava söz konusu bu konuda yardımınıza ihtiyacımız var, davada müdahalenin meni ve kal, taşkın inşaat ve yola müdahale düşündük ecrimisil için de sadece 3 mirasçı adına tabi talebimizi olacak 4.yanaşmadığı için, fakat kapsamlı bir dilekçemiz ve örnek karar da bulamadık, eksik birşey de yapmak istemiyoruz yardımcı olabilirseniz sevinirz.
Şimdiden teşekkürler ve
iyi çalışmalar
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba
müvekkil 2. el olarak mercedes marka araç alıyor. Bir müddet sonra kendisine aracının ithal edildiği süreçte gümrük vergilerinin eksik ödendiğinden bahisle gümrük bakanlığınca şerh koyulduğu bilgisi veriliyor. Müvekkil şuan aracı yed-i emin olarak zilyetliğinde bulunduruyor ancak satamıyor. Haliyle mülkiyet hakkı ihlal ediliyor ve araç müsadere tehdidi altında, müsadere kararı çıkarsa araç gümrük tarafından satılacak.
Şayet araç satılırsa nasıl yol izleyebiliriz. Bu konuda bilgisi veya tecrübesi olan, yol gösterebilecek bir meslektaşımız varmı?
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar, iyi çalışmalar diliyorum. Elimizdeki bir boşanma dosyasında müvekkil anne ve müşterek çocuklar için tedbir nafakasına hükmedildi. Bu hususta icra takibi başlattık fakat davalı babanın tek malvarlığı tarafların aile konutu olarak kullandığı ve şu an için müvekkil ile müşterek çocukların ikamet ettiği konut. Üstelik davalı baba cezaevinde ve görünen uzun bir süre çıkamayacak. Dolayısıyla nafaka bedellerini tahsil edemiyoruz.
TMK 364 kapsamında anne değil fakat müşterek çocuklar için babanın ödeme gücü bulunmadığından bahisle üst soydan yardım nafakası talepli dava açmayı düşünüyorum. Araştırdığım kadarıyla miras sırasına riayet edilmesi gerekiyor ve babadan sonra dedeye dava açmamda herhangi bir sakınca yok. Fakat bu davayı somut olayda olduğu gibi tedbir nafakası tahsil edilemediğinde de açabilir miyim? Aciz vesikası vs. gerekiyor mu yoksa babanın cezaevinde olması, banka hesabında para olmaması, üzerine kayıtlı malvarlığının bulunmaması ve doğal olarak sigortalı bir işte çalışamıyor olması yeterli mi? Davacı olarak anne aracılığıyla çocukların vekaletini alıp doğrudan müşterek çocukları mı göstermem gerekir? Yardımcı olabilecek meslektaş varsa çok sevinirim. İyi çalışmalar diliyorum.
|
|
|
Yazan : gbahsi,
Tarih : 04-07-2025 13:27
|
Meslektaşlarım merhabalar hiç tecrübemin olmadığı bir alanda yardımlarınız için yazıyorum. Müvekkilin hizmet karşılığında bir şirkete ciro ettiği çek bulunmakta. (Kendisine de başka şirketten ciro edilmiş) ne var ki bu şirket mal kaçırma amaçlı hareket edip piyasa yüklü miktarda borç bırakmıştır. Müvekkil de şirketle anlaştıkları üzere hizmet alamadığı gbi çeki de geri alamamıştır bu durumda en hızlı çözüm nasıl alınır, çek dayanak gösterilerek ihtiyati hacizle en azından çekin vadesi gelmeden işlem yapılmasını önlemek mümkün mü? Şimdiden*teşekkürler
|
|
|
|
Sayın meslektaşlar merhaba,
konu şöyle:
bir taşınmaz konut satışında satış yapılan tüketiciler eksik işler nedeniyle (yapımı henüz tamamlanmayan ortak alanlar, spor merkezi vs) değer kaybına ve ayıplı ifa nedeniyle seçimlik haklarına yönelik tüketici mahkemesinde tazminat davası açıyor kazanıyor ve dosyalar kesinleşiyor.
bu doğrultuda davalılar davacılara tazminat ödemelerini gerçekleştiriyor.
ancak sonrasında, halihazırda yapım aşamasında olan bu eklentiler yani sosyal tesisler tamamlanıyor. yani burada şu mesele ortaya çıkıyor bu sosyal tesisin olmaması sebebiyle bir tazminat ödendi ancak bu tesisler zaten yapım aşamasındaydı ve sonrasında tamamlandı. yani ödenen tazminatın sebebi bir nevi ortadan kalktı bu da davalının zararına oldu. bu duruma katlanmak zorunda mıdır yoksa izlenebilecek herhangi bir hukuki yol mevcut mudur sizce?
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım öncelikle kolay gelsin. Müvekkilimin taşınmazı üzerinde kiralık olarak baz istasyonu kurulu fakat belediyeden gelen müzekkerede ruhsatı olmadığı anlaşıldı baz istasyonunun kaldırılmasını istiyoruz belediyeye dilekçe versek sonuç ne olur, müvekkil aleyhine bir sonuç doğurur mu?
Teşekkürler, saygılar...
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar müvekkilim yurt dışında hakkında ceza soruşturması başlatılmış ve ön ödeme kapsamında 10 gün içinde savcılık belirtilen tutarı ödemesi için süre vermiş tebligat çıkarılmış fakat eline ulaşmamış 12.05.2025 tarihinde çıkarılmış müvekkilin daha yeni haberi oluyor sizce süre geçse bile bu parayı yatırmak lehe olur mu? İyi çalışmalar, saygılar...
|
|
|
|
Merhabalar,
Sigorta şirketi, müvekkilin işyerinde oluşan yangın sonrası müvekkile ödemesi gereken yangın tazminatını yaklaşık 6 ay sonra ödedi. Bu tazminatın geç ödenmesi sebebiyle oluşan zararlarımızı gecikme tazminatı veya müspet zarar adı altında talep edebilir miyiz? Sonuçta müvekkil bir tacir ve aldığı parayı ticaretinde kullanacaktı. Bunun ispatı nasıl olur?
Müvekkil dolar üzerinden ürün alıyor, yanan şeyler arasında ürünler, ham maddeler vs de vardı. Haliyle tazminat 6 ay önce ödenseydi daha az zarara uğrayacaktık çünkü doların 6 ay önceki haliyle şimdiki hali arasında fark var gibi bir dava açılabilir mi? veya başka hangi sebebe dayandırılabilir?
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım. Tüketici Mahkemesinde manevi tazminat talepli bir dava açmıştık. 2025 tarihli güncel Yargıtay kararı nedeniyle yargılama karar aşamasına kadar geldikten sonra,başta davayı açarken bu konuda herhangi bir içtihat olmamasına rağmen, davamız 'tüketici hakem heyetine başvuru olmadığı gerekçesiyle usulden' reddedildi. Usulden ret kararının zamanaşımı suresini kesmedigi, hakem heyetlerinin de çok yavaş karar verdiğini göz önüne alarak, kesinleşme şerhi henüz girmemiş olan yargılama dosyası mevcut iken Hakem Heyeti başvurusunu gerçekleştirdim. Karşı tarafın derdestlik itirazı olmasına rağmen hakem heyeti usulden ret kararı vermedi ve işin esasına girip bir inceleme yaparak ve aleyhimize olacak şekilde hakem heyetlerinin fiziki olarak yetersiz olduğu manevi tazminat değerlendirmesi yapamayacağı bahsiyle başvurunun reddi kararı verdi. Bu arada ilk yargılama dosyası olan ve usulden reddedilen dosya çoktan kesinleşti. Hakem heyeti kararının akabinde, süresi içerisinde, biz yeniden aynı davayı hakem heyeti başvurusu da yaptıktan sonra daha yüksek bir meblağ talep ederek tekrar açtık. Karşı taraf ise yeniden açılan bu ikinci davaya sunduğu cevap dilekçesinde, hakem heyeti basvurusuna cevabindaki gibi derdestlik itirazını tekrar gündeme getirmiş. ikinci yargılama devam ederken artık bu aşamada'tüketici hakem heyetine başvuru esnasında derdest bir yargılama dosyası var idi' şeklindeki itiraz yeni dosyada mahkemece değerlendirebilir mi, herhangi derdest bir dava bulunmazken dava açıldığı halde sırf yargılama öncesinde hakem heyetine başvuru esnasında kesinleşmemiş bir karar oldugu hususu bizim için bu aşamada tekrar bir usulden ret sebebi olabilir mi? Görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
Sayın meslektaşlar merhaba,
alacaklı olduğumuz icra dosyasında takip kesinleşti. dosya borçlusunun borçlusu olduğunu bildiğimiz üçüncü kişiye yani bir firmaya borca ilişkin 89/1 haciz ihbarnamesi tebliğ ettirdik.
*üçüncü kişi ve asıl dosya borçlusunun arasındaki borç bir kira alacağıdır*
üçüncü kişi borca yani ihbarnameye itiraz etmiştir.
89/4 uyarınca açılacak tazminat davasında bu alacağın kira alacağı olduğu yani esasında devamlılık gösteren her ay ödenen bir para olduğu göz önüne alındığında hesaplamasının nasıl olacağına dair şüphelerimiz oluştu. başlangıç tarihi haciz ihbarnamesinin tebliğinden olmak üzere olur diye tahmin ediyorum ancak kiraların peşin ödendiği tespit olunamaz aylık ödendiği tespit olunursa bu durumda tazminat miktarı ne olacaktır dava tarihine kadar olan süreç mi?
|
|
|
|
Merhabalar sayın meslektaşlarım,
Bir dosyamızda mahkeme kararı aleyhimize sonuçlandı ve icra takibi yapılmadan ödeme yapıldı. Ancak daha sonra istinaf mahkemesi kararı kaldırıp lehimize olarak davanın reddine kesin olarak karar verdi.
Bilindiği üzere Yargıtay kararlarında ilamlı icra takibi sonucu ödenen paranın iadesinde İİK 40/2 maddesi gereği karşı tarafa muhtıra gönderilip temerrüte düştüğünde faiz işleyemeye başlamaktadır. Ama bizim olayda icra takibi bulunmamakta ve şahsen sebepsiz zenginleşmeden dolayı ödeme tarihinden itibaren faiz isteyebilir miyiz?
Değerli yorumlarınızı bekliyorum.
Saygılarımla.
|
|
|
|
ilk derece mahkemesi davayı kazanmamıza rağmen vekalet ücretini kararda yazmayı unuttu ve istinaf mahkemesi de hatalı değerlendirme yaparak kesinlik sınırının altında diye incelemedi sonra hatasını anlayınca temyize gönderelim dedi ancak Yargıtayda temyiz sınırının altında diye dosyayı incelemedi davayı kazanmamıza rağmen vekalet ücreti alamadık bununla alakalı vekalet ücretimiz için devlet aleyhine tazminat davası açabilir miyiz başkaca mantıklı yol var mıdır
|
|
|
|
İdare Mahkemesindeki dosyamızda dosyada, vekaletnamemiz olmasına rağmen,vekile değil, davalı asile tabligat yapılmıştır.Vekil ile takip edilen dosyalarda vekile tebliğ esas olsa da idari yargıda da durum böyle midir yoksa ayrıksı başkaca bir düzenleme mevcut mudur?
|
|
|
Yazan : avebs,
Tarih : 30-06-2025 19:02
|
Merhabalar, basit yargılama şeklinde görülen karşılıklı yaralama olayında mahkeme iki tarafın da birbirini yaraladığına kanaat getirip haksız tahrik indirimi uygulayarak ceza verdi.
İki tarafın cezasına da itiraz ettim fakat karşı tarafın cezasına ilişkin kesinleşme şerhini görünce şaşkına döndüm. Sonradan fark ettim ki beyan dilekçemde karşı tarafın cezalandırılmasını talep etmişim fakat katılma talebimiz vardır diye açıkça yazmamışım, o nedenle dosyada şikayetçi olarak geçiyoruz ve karşı tarafın cezasına itirazım yok sayılmış.
Şimdi dosya genel hükümlere göre yargılama yapılmak üzere yeni mahkemesine gitti fakat dosyada bir tek müvekkilim var, UYAP'ta müşteki sanık olarak görünüyor fakat diğer sanık dosyaya eklenmemiş.
İlk karar kesin hatalı ve istediğim gibi karar verileceğinden şüphem yok. Bu noktadan sonra hatamı kurtarma şansım var mı, ne yapabilirim?
Basit yargılamaya itiraz istinaftan farklı olduğundan belki tüm dosya tekrar görülür, genel hükümlere göre yapılan yargılamada katılırım diye düşünmüştüm fakat öyle de olmuyor sanırım. Basit yargılama usulünde ilk davam ve çok acemilik yaşadım.
|
|
|
Yazan : avgio,
Tarih : 30-06-2025 16:12
|
Herkese iyi günler dilerim saygıdeğer meslektaşlarım, müvekkilin elindeki çek kayboldu ve vade tarihi 30 Ağustos 2025'tir. Bu süreçte kötü niyetli kişiler tarafından çekin bankaya ibrazının önlenmesi için çekin iptali için dava açacağız. Çekin değeri yüksek olduğu için teminat miktarı da oldukça fazla çıkıyor, teminatsız şekilde tedbir aldırmak mümkün mü?
|
|
|
Yazan : öz87,
Tarih : 28-06-2025 19:37
|
Merhabalar üstadlarım;
Basit yargılama usulüne devam eden bir dosyada katılan vekiliyim.
Sanık vekili dosyaya sadece vekaletname sundu . Gerekçeli kararda yargılama giderlerinin hazineye bırakılmasına karar verilmiş ayrıca vekalet ücretinden bahsedilmemiş böyle bir durumda sanık vekili vekalet ücreti kazanmış oluyor mu?
Bir de ben itiraz etmeyi düşünüyorum mahkemenin duruşmalı olarak devam etmesi durumda tekrardan beraat kararı alırsa vekalet ücreti yine hazineye mi kalır , katılan taraf mı vekalet ücretinin öder?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
Merhaba,
Müvekkilim uzaklaştırma kararı da alan eski nişanlısına mobil bankacılık uygulamasından para havale ederek mesaj gönderiyor. İstinaf dilekçesinde kullanmak için, bu durumun ısrarlı takip suçunu oluşturmayacağı yönünde bir karar bilen var mıdır acaba?
Teşekkürler
|
|
|
|
Değerli üstatlarım merhabalar,
Müvekkilin eşi vefatından 15 sene önce bir taşınmazını ikinci evliliği olan eşine bağışlıyor. Herhangi bir satış gösterme durumu vs yok. Bu durumda saklı payın zedelendiğinden bahisle tenkise tabi tutulma durumu var mı?
Vefat öncesi bir yıl içerisinde olmadığı sürece yapılan bağışlamalar tenkise tabi değil diye biliyorum ancak daha önceden sorulmuş birkaç soru kafamı karıştırdı. Saygılarımla
|
|
|