Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
15 yaşından küçük mağdurenin rızasıyla ilişkiye girdiğini(uygulamada genelde sözde evlenme oluyor)söylese bile sanık hakkında tck 103 e göre açılmış bulunan davalara ilişkin yargıtay veya istinaf kararları ellerinde olan varsa paylaşabilirlerse çok sevinirim.Akademik bir çalışma için örnek kararlar gerekli.
|
|
|
|
Merhabalar,
Müvekkilin geçirmiş olduğu trafik kazası sebebi ile sigorta şirketine başvurulmuştur. Sigorta şirketi gelen cevapta " Olay tarihinden 12 ay(temmuz 2025 sonrasında;Her iki el bileği eklem hareket açıklıkları, kaynama durumu ve kas gücü değerlendirmelerini içeren ortopedi raporu sunması gereklidir. " cevap vermiştir.
Müvekkil şuan istenen raporu alamıyor. Hem randevu bulmakta zorlanıyor hem de şifahen yaptığı görüşmede ilgili evrakın ancak resmi şekilde istenmesi halinde verilebileceği kendisine iletilmiş.
Bu evrakı sigortaya sunmadan dava açmamız durumunda usulüne uygun bir başvuru olmaması sebebi ile usulden red gibi bir durum ile karşılaşır mıyız ?
Aslında aleyhimize açılan bazı dosyalarda bu raporlar mahkeme tarafından aldırılmıştı. Ancak bir tahkim dosyasında "Sağlık kurulu raporunun kaza tarihinden sonra en az 1 yıllık süre beklenmeden alındığı anlaşıldığından rapor yönetmeliğe uygun bulunmamış ve sigorta şirketinin usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığı itirazı kabul edilerek başvurunun usulden reddine" karar verilmiştir
Her ne kadar usulden redde ilişkin karar tahkim tarafından verilmişse de bu durum bende soru işareti bıraktı.
Tecrübesi olan arkadaşlar yardımcı olabilirse çok sevinirim
|
|
|
|
Sayın Meslektaşlarım,
Ortaklığın giderilmesi davasını sonuçlandırdık. İlam vekalet ücreti ve satış vekalet ücreti ödemeleri yattı. Serbest meslek makbuzu düzenlemek istiyorum. Fakat nasıl makbuz düzenleyeceğimi bilmiyorum.
7 tane müvekkilim var. Dosyada 7 tane taşınmaz var. Ayrıca 25 tane hissedar var. Her taşınmazda hissedarların hisseleri de farklı.
Okuduğum kadarıyla payları oranında makbuz düzenlenmesi gerektiğini gördüm. Hatta tüm hissedarlar yönünden ayrı ayrı makbuz düzenlenmesi gerekiyormuş. Fakat bizde her hissedarın taşınmazlarda payları çok farklı bu durumda nasıl olacak bu iş ? İşin içinden çıkamadım bilgi ve tecrübe sahibi birisi var ise yardımcı olursa memnun olurum.
|
|
|
Yazan : tnhzdmr,
Tarih : 06-08-2025 14:20
|
Merhabalar, çek sebebiyle kambiyo senedine dayalı bir icra takibi sebebiyle müvekkil bugün icra dosyasına ödeme yapıp kapattı. Dosyanın alacaklısı ile müvekkil arasında ticari bir ilişki yok fakat çeki müvekkil cirolayıp vermiş. Olayın aslı şu müvekkil ile müteahhit arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmış. Bu sözleşmede inşaat ile alakalı bütün masrafların müteahhite ait olacağı yazılmış. Söz konusu çek müteahhit tarafından cirolanıp müvekkile verilmiş müvekkil de inşaatın malzemecisi olduğunuzu bildiğimiz alacaklıya cirolayıp vermiş. Çekin karşılıksız çıkması sonucunda icra takibi başlatılmış bütün cirantalara ve müvekkil cebri icra tehdidi altında kaldığı için ödemek durumunda kalmıştır.
Bu olayla alakalı istirdat davası açmak istesem arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki hükmü gerekçe gösterip borçlu olmadığımızı iddia edebilir miyim ? Konuyla alakalı Yargıtay kararı varsa paylaşabilir misiniz ve hukuki yorumunuzu merak ediyorum. Şimdiden teşekkür ediyorum.
|
|
|
Yazan : Av. Özgü,
Tarih : 06-08-2025 12:11
|
Merhabalar.
Müvekkil kiraya veren olup yurtdışında yaşamaktadır. Kiracının eşi noter aracılığıyla aile konutu bildirimi yapmıştır. Vekil olarak Bana e tebligat ile tebliğ edildi ancak müvekkilin yurtiçinde adresi mevcut olmadığı için kendisine yapılan tebligat büyük ihtimal iade dönecek.
Ayrı ayrı Kira tespit davası ve tahliye taahhüdüne dayalı tahliye davaları açmayı düşünüyorum ancak taraf olarak hem kiracı hem de eşini mi göstermeliyim yoksa vekile yapılan tebligatın geçersiz olacağı sebebiyle sadece kira sözleşmesinde adı yazan kiracıyı mı taraf olarak göstermeliyim?
Bu arada tahliye taahhüdünün tanzim tarihi 2023 yılı. Tanzimden sonra takipten önce vekile gönderilmiş ancak kiraya veren muhatapa ulaşmamış aile konutu bildirimi taahhüdü geçersiz kılar mı?
Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
|
|
|
|
Meslektaşlarım kolay gelsin. Öncelikle sorumun asıl amacı pratikte ve icra memurlarının nasıl yürüttüğü konusunda bilgi almak. Alacaklı olduğumuz dosyada aracı satışa koyduk ve kendimiz aldık. Tüm işlemler tamam. Tescil yazısını çıkartacağım. Yolluk parası falan varmış sanırım. Aracı yedieminden almamız gerekiyor. Bir arkadaş memurla gitmeniz gerekiyor dedi. İlk defa yapacağım adım adım anlatabilecek var mı ? önceden randevu mu almamız gerekiyor? Hemen çıkıp alabiliyor muyuz? Müvekkil çok sorun çıkartmaya başladı. Bir an önce halletmem lazım. Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim
|
|
|
|
Kıymetli üstatlarım,
Elbirliği ile malik olunan 15 paydaşın olduğu bir taşınmaz söz konusu.
Ancak paydaşlardan iki tanesine ulaşılamadığı için müvekkiller satış gerçekleştiremiyor. Bu kimselerin ne adresini ne de TC numarasını biliyoruz. Sosyal medyaları dahi yok.
Ortaklığın giderilmesi davasına sıcak bakmıyorlar çünkü taşınmazın değeri düşük ve dava malumunuz çok uzun sürecek. Sizce yapılabilir bir şey var mıdır? Saygılarımla
|
|
|
|
Merhaba,
Müvekkil aracı ile seyir halindeyken başka bir araç kendisine çarpıyor. Aşağıya inen karşı taraf müvekkile ruhsatını gösteriyor ve müvekkil fotoğrafını çekiyor. Daha sonra ise kaza tutanağı tutmadan olay yerinden ayrılıyor. Müvekkil aracı sigorta kapsamında tamir ettiriyor. Biz bu somut olay bazında araç değer kaybımızı, masarfaları nasıl talep ederiz? Ruhsat bir kurum adına o zaman Asliye Ticaret Mahkemesinde mi açmamız gerekiyor? arabulucuk dava şartı var mı? Belirsiz veya kismi mi açmam gerekiyor? Yardımcı olursanız sevirinirim
|
|
|
|
Herkese merhabalar,
Bir Müvekkilim borcunu ödeyerek TOKİ'deki evinin tapusunu almak istiyor. Bunun için de istenilen bazı belgeler var. Bunlardan birisi de ilgili site yönetiminden alınacak aidat borcu yoktur yazısı. Ancak site yönetimi 2021 yılında bazı aidat borçlarını ödemediği için bir takip başlatmış ancak itiraz üzerine takip durmuş ve dosya takipsizlikten kapanmış. Müvekkilimin aktardığına göre bu takip kendisinin borcundan çok daha fazla miktarlara başlatıldığı için itiraz etmiş. Şimdi borcu yoktur yazısı vermek için takipte kesinleşen miktarın kendilerine ödenmesini istiyorlar. Konu ile ilgili bakanlık ve TOKİ genel merkeze şikayette bulunacağız ancak bunlar dışında yazıyı alabilmeye zorlamak için aklıma başka yol gelmiyor.
Fikri olan değerli üstadlarım yardımcı olabilirse sevinirim...
|
|
|
Yazan : drvdrv,
Tarih : 05-08-2025 14:35
|
Meslektaşlarım merhaba.
Müvekkil şirket, gerçek kişi müşterisinin Bodrum'da yer alan adresine ürün teslim ediyor. Ancak ödeme alamıyor. Müşterinin mernis adresi ise İstanbul'da.
1) İcra takibi yapabilmek için müvekkilin fatura kesmesi şart mı?
2) Fatura kesecekse faturada müşteri adresi olarak teslimat adresi olan Bodrum yazmak zorunda mı?
3) Fatura kesilmesi halinde faturada Bodrum adresi yazsa dahi takibi mernis adresi olan İstanbul'da açıp tebligatı mernis adresine mi göndermek gerekir?
Teşekkür ederim.
|
|
|
|
Merhaba kıymetli meslektaşlarım.
Sulh Hukuk Mahkemesinden İtirazın iptali ve tahliye kararı aldık. Araştırmalarımda İik 269C maddesi gereği kararı kiracıya tebliğ et ve 10 gün bekle sonra icra takibi yap deniyor. Ama ilgili maddede açıkça ''İcra Mahkemeleri'' yazıyor. Bizde ise karar genel mahkeme olan Sulh Hukuktan alındı. Dolayısı ile neden uygulansın. Neticede arada kaldım. Direk icra yapabilir miyim yoksa tebliğ ettirip 10 gün geçtikten sonra mı icra yapmalıyım ? Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
sayın meslektaşlar, sorum kısaca şöyle
inançlı işlemde inanan ve örneğin bir taşınmaz söz konusu ise bu taşınmazı devreden kişi aynı kişi mi olmak zorundadır?
Üçüncü kişiden devralınmış olması meseleyi dolaylı temsile mi çevirir
Anladığım kadarıyla dolaylı temsil ve inanç sözleşmesi birbiriyle kesişmeyen farklı konular doğru mudur
|
|
|
|
Merhaba, müvekkile verilmiş olan hagb kararına itiraz için son gün adli tatil içerisinde kalıyor. İtiraz için olan süre adli tatilde kesin olarak duruyor mu? Ayrıca tutuklu bir şahıs için temyiz süresi de adli tatil içerisinde durur mu?
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba,
Müvekkil(kadın), eşi ile evlilik birliği devam ederken eşinin başka bir kadınla yaşadığını ve o kadından da çocukları olduğunu öğrenmesi üzerine evlerini ayırmışladır.(Ekonomik ve ailevi sebeplerden dolayı o dönem boşanma davası açamamış.)
Müvekkil şimdi boşanma davası açmak istemektedir ancak eşinin üzerine kayıtlı herhangi bir malvarlığı bulunmamaktadır. Müvekkilin haricen edindiği bilgilere göre ise müvekkilin eşi, zina fiili birlikte işlediği kadının üzerine ev-araba-tarla almıştır. 3. kişi çalışmamakta ve ekonomik gücünün olmadığı bilinmektedir. 3. kişi adına yapılan karşılıksız kazandırmaların mal paylaşımı davasına konu edilmesi ve hak talep edilmesi mümkün müdür? İlk boşanma davam olduğu için nereden başlayacağımı bilemedim. Konuya hakim olan üstatlar nasıl bir yol izlemem gerektiği konusunda bilgilendirirse çok mutlu olurum .
İyi çalışmalar dilerim.
|
|
|
Yazan : Av. Özgü,
Tarih : 31-07-2025 16:59
|
Meslektaşlarım merhaba.
Müvekkil ve kiracı arasında 25.04.2017 tarihli bir kira sözleşmesi mevcut. 2021 yılında kiracı tarafından verilen tahliye taahhüdünü icraya koymuştuk ancak tarafların yeni kira bedeli belirlenen ek protokol yapması sebebiyle davadan feragat etmiştik.
Ek protokol tarihi 08.11.2023 ve bu protokolle kiracıdan yeni bir tahliye taahhüdü alınıyor. Yeni tahliye taahhüdünün tanzim tarihi 09.11.2023 tahliye tarihi 15.10.2025
Kiracının eşi sözleşmeye taraf olmak adına ihtarla aile konutu bildiriminde bulundu. Ancak aile konutu bildirimi tahhüdün tanzim tarihinden sonra , takipten önce.
BAM’lar arasında görüş ayrılığı var malumunuz. Sizce sadece sözleşmede ismi olan eşin imzaladığı taahhüdü takibe koyarsam davada bir şansım olur mu?
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım, oldukça sık rastlanan zincirleme kazalarda takip mesafesiyle ilgili bir hususu sormak istiyorum. Bilindiği üzere K.T.K 56/1c ve Yön: 107. madde gereği hızın yarısı yahut takip eden aracın 2 saniyede katedeceği yol uzunluğu kadar takip mesafesi bırakma yükümlülüğü var. Lakin duran trafikte araçlar arasındaki mesafenin ne kadar olacağına ilişkin bir düzenleme bulamadım. Bu nedenle bir senaryo üzerinden bu belirsizliğimi gidermek istiyorum.
A - B - C - D (trafik D'den A istikametine doğru akıyor)
Trafiğin aniden dur-kalk trafiğine döndüğü bir yolda hız sınırlarına uymasına rağmen arkadan gelip duramayan D, C'ye; çarpmanın etkisiyle C,B'ye ve B, A'ya çarpsa ve çarpma öncesinde A-B-C dipdibe bulunsalar bu durumda D oluşan hasardan C' ye karşı %100'mü sorumlu olur? Şayet C dipdibe gitmeyip net bir mesafe olmasa da Yön m.107/1 gereği (Sürücüler, önlerinde giden araçları güvenli ve gerekli bir mesafeden takip etmek zorundadırlar.) öndeki araçla arasında 3-5 metre bırakmış olsaydı bu durumda C'nin aracının ön tarafında hasar oluşmayacak veya çok daha az oluşacaktı. Hatta öyle ki sıkışan trafikte kaza anında öndeki araçlar çok yavaş olup 15 km/s (sadece yürüme hızının 2 katı) hızla gitseler bile 7.5 metre takip mesafesi bırakmak zorundalar. Bu durumda makul bir hızla gelen ve duramayan D'nin kusurundan kaynaklı oluşacak kazada sadece C'nin aracının arka tarafında hasar meydana gelecektir.
Bu tür zincirleme kazalarda bu hususun gözden kaçırılıp takip mesafesini korumayan arakadaki araca %100 kusur yükleyip öndeki aracın kanundan doğan aynı yükümlülüğünü es geçme eğiliminde olunmasının hakkaniyetli olmadığı kanaatindeyim. Bu husustaki görüşlerinizi merak ediyor ve varsa ilgili kararları sunmanızı rica ediyorum.
|
|
|
|
sayın meslektaşlar, özel çevre koruma bölgesi ilan edilen bölgede yer alan taşınmaza ilişkin parselasyon işlemi tesis etme yetkisi bakanlıkta mıdır belediyede midir? ik 19 belediye diyor ancak konu öçkb olunca bu kural geçersiz mi acaba
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım, vefat eden baba ölmeden önce vakıftan arsa alabilmek için (şartlar arasında taşınmazın bulunmaması gerekmekteymiş.) taşınmazı en büyük çocuğuna devrediyor. Baba felç geçirip öldükten sonra kardeşler arasında tartışma çıkıyor ve taşınmazın sahibi olarak gözüken oğul, ecrimisil ve müdahalenin meni davası açıyor. Biz de davalı taraf olarak bu iddiaları sunduk ve eve de uzun süredir gitmediğimizi yazlık olarak kullandığımızı söyledik. Davacı taraf eşyalarımızın bulunduğu eve girerek fotoğraflarını çekmiş ve sahibindene yüklemiş, evi de eşyalı olarak göstermiş. Bu duruma karşı izlenebilecek yollar nelerdir, hem eşyaların teslimi hem de hukuk ve ceza davası ile ilgili olarak?
|
|
|
|
Merhabalar,
Müvekkil şirket başka bir tacire hizmet sözleşmesi gereğince danışmanlık veriyor. Ancak borçlu bir süredir borcunu ödemiyor, takibe koyacağız.
Müvekkil ödemeleri işlem dökümü adı altında bir hesaba kaydetmiş, karşı taraf da ara ara ödemeler yapmış. En son 2024 Aralık ayında XXX TL lik bir ödeme yapılmış, ancak bu ödeme biriken borçlarını kapatmamış. Yine 2025 Ocak Şubat Mart ve Nisan ayları faturalarına da ödeme yapılmamı ve ticaret sonlandırılmış.
Sorum şu, bu miktarlara faizi hangi tarihten başlatacağım? Ocak 2025 ten nisan 2025 e kadar hiçbir fatura ödenmediği için ilgili aylara ilişkin vadeden başlatabilirim diye düşünüyorum. Ancak daha önce Aralık 2024 te ödenen ama önceden kalan miktarın hepsini kapatmayan XXX TL lik bakiyeye faizi hangi tarihten itibaren başlatacağım?
Diğer sorum ise müvekkilin kendince yaptığı bu işlem dökümü işlemi cari hesap olarak düşünülebilir mi? Bu durumda faiz başlangıç zamanları ne olur?
|
|
|
|
Sayın meslektaşlar merhaba,
müvekkil alacağı için, borçluyla kira ilişkisi içerisinde olduğunu bildiğimiz üçüncü şahsa icra dosyası üzerinden haciz ihbarnamesi tebliğ olundu. tüzel şirket olan üçüncü şahıs ihbarnameye itiraz etti. biz bunun aksini 89/4 e dayalı bir tazminat davasında ispatlayabiliriz ancak sorun şu: biz bu kira alacağı ne kadar bilmiyoruz haliyle. dosya borcu ise çok yüklü bir tutar bu tutar üstünden dava açarsak harcın altından kalkamayız kaldı ki üçüncü kişideki para bir kısmını karşılar borcun yani dosyayı kapatacak nitelikte değil e o zaman karşı vekalet ücreti ödememiz gerekecektir. ben lehimize bir yargıtay kararı bulamadım aksine dosya tutarı üstünden harç tamamlattıran kararlar gördüm. ancak mantığıma oturmuyor bu durum çünkü mantıken bunu belirsiz alacak olarak açabilmeliydim. fikri olan var mı? başka napabiliriz
|
|
|