| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba değerli meslektaşlarım,
Müvekkilim ev sahibi olup kiracısı bundan bir kaç ay önce demirbaşı masraf yaptım diyerek kirayı eksik ödemiştir. Müvekkilimde masrafı kendisine bilgi vermesi, kendisinin ödeme yapacağını söylemiş kiradan düşmemesini istemiştir. Bu ay yine kiraya veren eksik ödemiş ve sadece mesajda demirbaş masrafı yaptım kiradan düştüm demiştir. Masraf yapılmış olabilir ancak bunun kiraya verene bilgi verilmeden yapılması durumunda icra takibi başlatırsak lehimize sonuç alabilir miyiz?
Yani gerçekten bir demirbaş masrafı için ödeme yapıldıysa kiraya verene bilgi vermeden bunu kiradan düşebilir mi ?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
|
Yazan : pati,
Tarih : 19-11-2025 11:17
|
Meslektaşlarım merhaba,
Ödenmeyen kira borcu sebebiyle kiracı aleyhine genel haciz yoluyla (örnek 7) icra takibi başlattım. Borçlu hem imzaya hem de borca itiraz edince, bu kez sulh hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açtım. Bu süreçte tahliye istemimiz olmamıştı. Ancak şimdi Müvekkil borçlunun tahliyesini de talep etmemi istiyor. Mevcut itirazın iptali davasında ıslah ile tahliye de isteyebilir miyim? ya da tahliye için nasıl bir yol izlemem gerekiyor? Teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar meslektaşlarım.
Nitelikli dolandırıcılık suçunda mağdurun şikayetten vazgeçmesi ve zararının soruşturma aşamasında müvekkilin uhdesine geçen tutar kadar giderilmesi hâlinde, şüpheli hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kaldırılmasına ilişkin bir sonuç doğup doğmayacağı konusunda görüşlerinizi rica ediyorum.
Dosyamda birden fazla şüpheli var. Dolandırılan tutar 300.000 TL kadar. Şüphelilerden biri olarak müvekkilin banka hesabına aktarılan 30.000 TL dolandırıcılık parasını ve yasal faizini müştekinin hesabına zararın giderilmesi amacıyla gönderdik. Müşteki, müvekkilin giderdiği zarardan daha fazla olacak şekilde ek 100.000 TL talep etmekte ve bunun karşılığında şikayetten vazgeçeceğini beyan etmekte. Müvekkil hâlen tutuklu. Eğer zararın karşılanmasının tutukluluğun kaldırılmasına yönelik bir ihtimal oluşturacağını düşünürseniz, ödeme yapılmasını sağlayacağım.
Bu durumda daha önce benzer bir tecrübesi olan var mı? Görüşlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, dedeme ait taşınmazın tapusu 1992 yılında 136 m² olarak kayıtlıdır. O zamanlarki imar durumlarından tapu müdürlüğüne başvurmuş; düzeltme işlemi yapılmış ve bu işlem için hem tapu kayıtlarında hem de dedemde bulunan makbuz karşılığı 1991 ve 1992 yıllarında ödeme yapılmıştır. Bu işlem sonrasında tapu 124 m² olarak düzenlenmiştir.
Ancak 1993 yılında “H*** T**” isimli üçüncü bir kişi tapu müdürlüğüne giderek “bu tapu bana ait değil, H*** Ç*** [yani dedeme) ait” şeklinde beyanla yeniden düzeltme talep etmiştir. Bu başvuru üzerine yapılan işlemle taşınmazın yüzölçümü ve imar uygulamasındaki konumu yeniden değerlendirilmiş; bu düzenlemeden dedemin haberi olmamıştır.
Bu işlem sonucunda belediye kayıtlarında 108 m²’ye düşürülmüş sonra imar uygulaması kapsamında arsa alanı ise 124 m² olarak belirlenmiştir. Belediye, bu düzenleme nedeniyle 1993 sonrası arsada 16 m² hak geçtiğini kabul etmiş; ancak bu 16 m²’lik artış için “rayiç değer farkının ödenmediğini” ileri sürerek taşınmaz üzerinde tesis ettiği ipoteğin kaldırılmasını reddetmektedir. Borç olarak webtapuda 1368 ETL gözükmektedir şu an 108 bin Tl olarak borç çıkardı belediye, bu miktar belediyenin fonuna ödeniyormuş.
Oysa ortada 1992’de dedem tarafından yapılmış ve bedeli ödenmiş bir düzeltme vardır; 1993’te üçüncü kişi tarafından yapılan düzeltme ise dedeme tebliğ edilmemiş, hak kaybı yaratmış ve mülkiyet hakkını doğrudan etkilemiştir. Bu durumda: dedeme tebliğ edilmeyen bu işlemin bağlayıcılığı nedir belediye tebliğ zorunluluğu yoktu dedi.
16 m² için belediyenin yeniden bedel talep edip edemeyeceği ve buna bağlı olarak ipoteğin devamının hukuken mümkün olup olmadığı konularında görüşlerinizi rica ederiz. Dava açmam mantıklı mıdır?
Baktığım yargıtay kararlarında ETL cinsinden ilk derece mahkemeleri ödemeyi kabul etmiş ama sonra davalı belediyenin temyiziyle “ taşınmazın değerindeki ipoteğin konulduğu tarihten bugüne kadar olan artış gözetilerek dava tarihi itibari ile rayiç bedel depo ettirmek suretiyle ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir”Yargıtay 14 HD E.2018/2137
Bir başka kararda da dava konusu ipotek Karz ipoteğidir ipotek kaydında vade ve faiz mevcut değildir miktar taraflarca kararlaştırılan kesin ipoteği paranın değer Kaybettiğinde bahisle güncellenmesi mümkün değildir ipotek kaydında vade faiz bulunmamaktadır bu durumda davacının alınan ipotek bedeli için ayrıca geçmiş gün ya da gecikme faizi ödemesi de gerekmez 5083 sayılı yasa 1. maddesi gereği bugünkü TL’den ödetilmesi gerekeceğinden bedel bugünkü TL’ye çevrildiğinde ipotek bedelinin 0,45 TL olduğu anlaşılmakta olup 1 TL’nin altında olan işbu değerinden bedel deposu gerekmeyeceğinden davacının bedel depo etmesine gerek olmaksızın ipoteğin fekkine karar verilmesi doğrudur”” İzmir BAM 14 HD E. 2021/1187 K.2021/1123
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar Üstatlar,
Bir Müvekkil (Erkek) ve ailesi , eşine düğünde takılanlar ve sonradan alınanlar olarak toplam 500 gr altın almışlar. Daha sonradan evlilik devam ederken eşi bu altınları satıp annesinin üzerine farklı bir ilden ev almış. Boşanmak istemiyoruz sadece bu evin en azından eşinin üzerine tescil edilmesi için bir dava açabilir miyiz
saygılar
|
|
|
|
|
Yazan : drvdrv,
Tarih : 14-11-2025 11:21
|
Meslektaşlarım merhaba,
Müvekkil şirket, gerçek kişiye ürün teslim edip fatura kesiyor. Gerçek kişi tarafından ödeme yapılmadığından icra takibine girişiyoruz ve borçlu, borcun ödendiğinden bahisle itiraz ederek takibi durduruyor.
1- İtirazın iptali davasını Asliye Hukuk Mahkemesinde açacağız ancak arabuluculuğa başvurma zorunluluğumuz var mı?
2- Davanın konusunu UYAP'tan "Satıcının Açacağı İtirazın İptali" mi seçmeliyiz? Çünkü diğer seçenekler ticari sözleşmelere dayanmaktadır.
Şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba;
Karı koca paylı mülkiyet ile bir konutun malikidir. Yıllar önce sözlü kira sözleşmesi ile eşlerden biri taşınmazı kiraya veriyor. Ardından eşin talebi doğrultusunda kira tespit davası açıyoruz. Davayı açtıktan sonra tapuda yaptığımız inceleme sonucunda taşınmazın paylı mülkiyette(1/2-1/2)olduğunu görüyoruz. Diğer eşi davaya dahil ederek taşınmazın tamamı hakkında kira tespiti isteyebilir miyiz? Mahkeme yoksa dava açtığımız eşin payı uyarınca mı kirayı tespit eder? Diğer eşin derdest davaya katılması mümkün müdür? Şimdiden çok teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, sehven başlatmış olduğum icra takibine ilişkin olarak aynı gün içerisinde takibin sehven başlatıldığını bildirerek vazgeçme beyanı göndererek takip için yapılan masrafların iadesini talep ettik ancak talebimiz icra dairesi tarafından reddedildi, aynı gün içerisinde vazgeçme beyanı gönderdiğimiz halde icra takip masraflarını iade etmemeleri durumunda ne yapabilirim,
|
|
|
|
|
Yazan : Mkc,
Tarih : 11-11-2025 17:40
|
İyi çalışmalar. Aynı parsel üzerinde ilk yüklenicinin tüm paydaşları kapsayacak şekilde apkis sözleşmesi mevcut iken arsa sahiplerinin 3. kişi yeni yüklenici ile benzer sözleşmeyi yapması halinde yeni yüklenici inşaata (ruhsat irtifak yönünden problem yaşamadan) devam edebilir mi? Arsa sahipleri sözleşme edimlerinin zamanında yerine getirilmemesi ve benzeri geçerli sebepler ile ikinci sözleşmeyi yaptı ve ilk sözleşme hakkında ikinci sözleşmeden önce iptal davası açıldı.
Bu durumda ilk yüklenici şerh koydurmuş ise ruhsat ve irtifak vb. yönünden problem yaşayacağını, aksi halde kamu yönünden problem olmayacağını, yeni yüklenicinin şerh koydurarak inşaata devam edebileceğini düşünüyorum.
İkinci olarak, yeni sözleşme mevcut olsa bile mahkeme kararı olmadan ilk yapılan sözleşmenin de geçerliliğini koruyacağını ancak ifa imkansızlığına dahil olduğunu, haklılığı varsa ilk yüklenicinin tazminat talep edeceğini düşünüyorum.
Bu konu hakkında yargıtay kararı bulamadım. Yardım edebilecek meslektaşlara şimdiden teşekkür ediyorum
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba;
kamulaştırma bedel tespit tescil davamız vardı. biz kamulaştırma yapan kurumuz. dava sonunda tescil yönünden kesin, bedel yönünden istinafa tabi olacak şekilde karar verildi. Mahkeme gereğinin yapılması için tapuya müzekkere yazdı. Tapu Müdürlüğü Tapunun Beyanlar hanesine "tescile yönelik kesinleşmiş mahkeme kararı vardır.....Mahkemesi vs." yazdı ve şerhler hanesine de "Kesinleşmemiş mahkeme kararı vardır..... Mahkemesi vs." şeklinde hem beyan hem şerh işledi. Mahkeme kararı bilindiği üzere bedel yönünden kanun yolu açık, tescil yönünden kesindir. Ancak tapu müdürlüğü tarafından "Kesinleşmemiş mahkeme kararı vardır..... Mahkemesi vs." şeklinde tapuya şerh düşülmesi müvekkil kurumun tapuda işlem yapmasına engel oluyor. Bu durumda ne yapılmalıdır? Tapuya idari başvuruyla çözülebilir mi? Karar veren mahkemeye izahat yapılarak müzekkere yazması yahut Tapu Müdürlüğü İçin tavzih vermesi mi talep edilmelidir? Yoksa şerhin terkini için yeni bir dava mı açılmalıdır? Yardımlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkil aleyhine ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açıldı ve dosya karara çıktı. Bu karara karşı icra takibi yapılmadan tehiri icra yapmalı mıyım? Bu karara karşı tehiri icra kararı alırken nelere dikkat etmeliyim? Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım herkese merhabalar. Daha önce bu konuda hiç işlem yapmamış olmam sebebiyle sizlerden yardım rica ediyorum. Aidat borcu ile ilgili icra takibi başlatmak istiyorum ancak aidat borcu yaklaşık 1.5 yıl boyunca tam olarak ödenmemiş yalnızca arada bir çok küçük miktarlarda ödeme yapılmıştır. Ancak bu ödemelerin hangi aya ait olduğu belirtilmemiştir. Bu durumda bildiğim kadarıyla en eski tarihteki borca ve gecikme faizine mahsup edilmesi gerekiyor söz konusu ödemelerin. Bu durumda en eski aya ait gecikme faizini mahsup edilecek ödemenin yapıldığı tarihe kadar işletip o şekilde mi mahsup etmek gerekiyor emin olamadım. Bu hususta bilgisi olan bir meslektaş var ise yardımlarını rica ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : Av.1040,
Tarih : 05-11-2025 19:51
|
|
Merhabalar bir dosyada müvekkilimizin dedesi bir derneği mirasçı olarak atamış ve saklı paya ilişkin dosyamız hala derdesttir. Olaya ilişkin şöyle bir nüans söz konusu kök mirasçı dede müvekkillerimizi mirasçılıktan ıskat etmiştir fakat bu vasiyetname düzenlenirken henüz doğmamış bir torun var. vasiyetnamede de bu toruna ilişkin bir düzenleme mevcut değil , dosyada da taraf olarak ekli değil eğer bu derneğe miras geçerse vasiyetname de mirasçılıktan çıkarılmayan kişi ne gibi hukuki taleplerde bulunabilir , bilgisi olan varsa yardımcı olursanız çok seviniriz.
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar kıymetli arkadaşlarım.
Yakından tanıdığım bir arkadaşımın ailesi tarafından yüklenici ile adi yazılı bir daire satış sözleşmesi yapılmış.Sözleşmede, sözleşme bedelinin tanıklar huzurunda elden ödendiğine dair madde eklenmiş. Aynı gün, tapuda taşınmaz sahibine vekaleten yüklenici taşınmazı devretmiş. Ayrıca bu taşınmaz, hali hazırda temeli olan, geçmişte apartman olarak kullanılan ve yalnızca kolonları yenilenecek bir bina. Teslim tarihinden itibaren 1 sene geçmiş fakat hiçbir değişiklik olmamış.
Bedelin ödenmesi, devrin yapılması sebebiyle sözleşmenin geçerli olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple , sizce bu sözleşmeden dönme ve menfi zarar talep etmem mümkün müdür ? Yoksa geçersizliğe dayalı sebepsiz zenginleşme davası mı açmalıyım ?
Ayrıca davayı yüklenici dışında taşınmaz malikine de yöneltmem gerekir mi ?
Çok teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım. Tahliye taahhüdüne dayalı itirazın iptali davasında mahkeme davayı kabul etti ve itirazın iptalini kabul etti ancak gerekçesine emsal koyarak bu davalarda ayrıca tahliye hükmü verilmediğini, "itirazın iptali ile takibin aynen devamına" hükmünün tahliye için yeterli olduğu belirtildi kararda. Bu durumda itiraz üzerine duran takip talebinde icra müdürlüğünden ne talepte bulunacağım? Doğrudan ilamı sunup tahliye mi talep edeceğim yoksa yine örnek 2 tahliye emri düzenlenip kiracıya tebliğ mi isteyeceğim? Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
sayın meslektaşlar, genel olarak ceza alanında tecrübesizliğim nedeniyle, başlıkta da yazdığı üzere, basit yargılama usulüyle verilmiş karara itiraz sonrası başka bir asliye ceza'da açılan ilk duruşma hakkında bilenlerden destek rica ediyorum: artık genel hükümlere göre yürütülecek diye bildiğim bu dosyada, ilk duruşmada karar çıkar mı? savcı mütalaası olur mu? işleyiş nasıl oluyor genelde? duruşmada esasa karşı bir beyanda bulunmak şikayetimizin devam ettiğini bildirmek mi gerekir
|
|
|
|
|
|
|
|
sayın meslektaşlar, konu şu, bir imar işlemine karşı idareye karşı dava açıldı. açılmadan önce idareye yazılı başvurulmuş idare cevap vermediğinden zımni ret meydana gelmişti. şimdi dava açıldıktan ancak henüz savunmaları alınmadan önce, yeni bir işlem tesis ederek talebimizi reddettiklerini bildirmişler. bu durumda bu ret işlemine tekrar dava açmaya gerek var mıdır, açılabilir mi? derdest davaya hiçbir etkisi olmayacak mıdır
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım.
İmar planı doğrultusunda 13.000m2 alan terminal alanı olarak belirlenmiş. Bu alan 2 parselden oluşuyor. Hazine, büyük olan parseli bedelsiz olarak belediyeye terminal kullanımı için terk ediyor. Bu alana A ismini verelim. A alanı 10.000 m2, A alanının tapu kütüğü kapalı. Küçük olan parsel ise orman vasfını yitirmiş ve şu an için hazine adına kayıtlı. Bu araziye B ismini verelim. B alanı 3.700 m2.
Belediye ihalede A alanını 13.000 m2 olarak yazmış. İhale bu şekilde tamamlanmış. Müvekkilim 2013 yılında Yap-İşlet-Devret ihalesini kazanıyor ve inşaatı tamamlıyor. Sorularım şu şekilde:
1-Terminalin 750 m2'lik alanı, B alanı içinde. B alanını terminal alanına katabilir miyiz? Belediyeye veya Hazineye başvuru var mıdır?
2-B alanı üzerinde oto yıkama dükkanı var. İşletmecisi bu parseli almak için başvurduğunu söylüyor. Ancak nereye ne şekilde başvurdu bilmiyoruz. İmar planına göre terminal olarak planlanan bu parsel şahıs adına tescil edilebilir mi?
3-Terminalin ön cephesi, imar planındaki terminal alanı olarak belirlenen sınırı aşarak 1300 m2 fazladan alanı kapsıyor. Bu sorun oluşturur mu?
4- Oto yıkama dükkanı 5 yıl evvel terminal işletmecisinden kiralanmış. Ancak oto yıkama sahibi, " B alanı orman vasfını yitirdi, bağımsız bir arazi, burayı almak için başvuru yaptım, senin değil" diyerek 6 aydır kira vermiyor. Bu durumda ne yapılabilir?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba. Müvekkil kiracı, 4 aylık olarak bir konutu yazılı sözleşme ile kiralamış ancak 4 ayın sonunda çıkmamıştır. Şu an 6.ayın içerisindedir ve beşinci, altıncı ayın kirasını kiraya verene ödediği için kiraya veren de ses etmemiştir. 7.ayda konuttan çıkacaktır müvekkil kiracı ancak çıkmadan yapması gereken bir fesih bildirimi var mı var ise ne kadar süre önce yapmalı ya da hangi kira bedelini ödemekle sorumlu olur yapmazsa? 6 aydan kısa süreli yazılı konut sözleşmesi diye konut ve çatılı iş yeri kira hükümleri uygulanmıyor galiba. Teşekkür ederim. (Kira sözleşmesinde: "Kira Süresi: 4 AY - Uzaması durumunda iki taraflı anlaşma ile kira aynı şekilde devam eder." şeklinde yazmaktadır.)
|
|
|
|
|
Yazan : Av. C001,
Tarih : 30-10-2025 18:40
|
Merhaba iyi günler,
Müvekkilim hakkında uygulanmış bir yapı tatil tutanağı mevcut. Dava açma süresi daha geçmedi. Bununla ilgili olarak bir de encümen kararı var. Encümen kararında ruhsatlandırılmadığı ya da yıkılmadığı takdirde belediyece yıkılmasına ve bir de para cezasına yer verilmiştir.
1) Yapı tatil tutanağı ile encümen kararının iptali aynı anda talep edilebilir mi ?
2) İdareye başvuru zorunluluğu bulunmakta mıdır ?
Şimdiden çok teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
|
|
|
|