Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
23.08. Takı Konusunda Önemli İçtihat Değişikliği - Av.Habibe YILMAZ KAYAR
Haber Ekleyin

Yazan : attara273, Tarih : 22-06-2025 18:01
Meslektaşlarım merhabalar,
Yaklaşık 8 ay önce belgede sahtecilik suçundan dolayı suç duyurusunda bulunduk. Savcılık da şüphelilerin ifadelerinin alınması için müzekkere yazmıştı. Ancak kolluk 3 ay önce evrakların eksik olduğu şeklinde dönüş yaptı. Evraklarda eksiklik olmamasına rağmen savcılık evrakları tekrardan gönderdi. Evrakların gönderilmesinin üzerinden 3 ay geçti ancak ifadeler hala alınmadı. Bu hususta defalarca dosyaya beyan atıldı, savcıyla görüşüldü. Kollukla da görüştük size dönüş yapılacak denildi ama yapılmadı. Bu aşamadan sonra ne yapılabilir? Başvurulabilecek başka bir yol var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1216, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : kaan_oz, Tarih : 21-06-2025 15:20
Değerli meslektaşlarım hepinize selamlar,

Kirayaveren müvekkil, kiracı ile konut kiralamasına ilişkin yazılı bir kira sözleşmesi tanzim etmiş. Fakat geçen zamanda kirayaveren müvekkil, tanzim edilen kira sözleşmesini kaybettiğini, bu sözleşmenin ıslak imzalı halinin kiracının elinde olduğunu ifade etmektedir.
Küçük bir sorgulama yaptığımda Su idaresinde sözleşmenin abonelik için kiracı tarafından ibraz edildiğini öğrenmiş oldum. Bu elimizde...

Sizlere, tecrübeli meslektaşlarıma sorumu yöneltmek istiyorum. Birden fazla senaryoyu düşünmüş olsam da yine de en mantıklı gelen yöntem şu oldu:

Kirayaveren müvekkil, ihtiyaç sebepli tahliye davası açacak. (Oğlunun ihtiyacından bahisle). Davayı yöneltirken kira sözleşmesinin ilgili su idaresinden dosyaya celbini talep edecek. Bu durumda iyimser ihtimalimizde su idaresi davaya sözleşmenin örneğini sunacaktır.

Bu durumda; davanın hakiminin sözleşmenin aslını talep etmesi halinde elimizde davaya sunulacak bir sözleşme aslı yok. Kiracıda mevcut. Fakat hiçbir kiracı buyrun bu sözleşmenin aslı demeyecektir... Bu durumda davanın reddi ihtimali kuvvetli mi?
Yine kiracı, imzaya itiraz edip süreci uzatmak isteyecektir. Fakat benim düşündüğüm ve mantıklı bulduğum savunma şu olacak:

"(Şayet su idaresi kontratı dosyaya sunarsa) Aboneliği yaptıran kiracı, imzaya itirazda bulunurken iyiniyetli değildir. Su aboneliği adına kayıtlıdır ve işbu dosyaya celp edilen kira kontratına dayanarak abonelik oluşturulmuştur." Kiracının abonelik için başvururken ibraz ettiği kira kontratı, sırf abonelik başvurusu yaparken kullandığından bahisle imzaya itiraz edilememesine kanaat getirilmesi için yeterli midir? Yoksa imzaya itiraz edilmesi halinde ne olursa olsun imza incelemesi yapılması zorunlu mudur?

Yine aynı şekilde ödenmeyen eksik kira bedelleri mevcut. Sözleşmede ÜFE+TÜFE/2 oranının yazılı olduğunu öğrendim. Bu artış oranı ile icra takibi başlattığımda takibe dayanak belge olarak kira kontratını eklemem gerekecek. Fakat, elimde bir kira kontratı yok. Bu durumda yine İcra Dairesi'ne talepte bulunarak ilgili su idaresinden dosyaya celbini talep edebilir miyim?

Bana mantıklı geldi sizin de fikirleriniz, görüşleriniz ve yol haritanızı merak ediyorum. Saygılarımla.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1306, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : avesrademr, Tarih : 21-06-2025 13:09
Merhaba meslektaslarim ve ustadlar. Tebligat ile ilgili bir sorum olacak izninizle. Kiraci sirketin ayni zamanda Merniste de ayni gorunen adresine tebligat cikardim, ‘taninmiyor’ cevabi geldi. Sonra uyapta talepler kisminda 35’e gore tebligat talep ettim, mudurluk talebi reddedip once ticaret sicilden sorulmasini talep edin cevap gelsin bakalim demis. Normalde ticaret sicille Uyap entegre degil mi? Eskisi gibi fiziki muzekkere mi yazilip cevabi bekleniyor ben yillardir yapmadim bagislayin. Bir diger sorum ise zaten Merniste adresi ayni, neden ticaret sicilden sorulma vs seklinde talebimin sonuclanmasini uzatiyorlar sizce? Ne sekilde hareket etmemi tavsiye edersiniz. Simdiden tesekkur ederim cevaplama nezaketinde bulundugunuz icin. Saygilar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1303, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : rosinante, Tarih : 20-06-2025 14:20
Merhaba,


Müvekkil 01/07/2023 tarihinde 3 yıllık olarak taşınmazını kiraya vermiş. Sözleşmede ''kiracı üç yıllık kontrat süresince yıllık olan en geç 01/11/2026 tarihinde 1 ay önceden ihtarname göndermesi neticesinde, kiracı mecuru tahliye etmek ve yeni kiracı asaylarına gösterilmesini sağlamakla mükelleftir bu sözleşme maddesi ile peşinen kabul ve beyan eder. '' maddesi eklenmiştir. Bu maddeye ilişkin kiracının erken tahliyesinden kaynaklı tazminat davası açacağım ancak daha önceden bu dava türünü göremediğim için bir kaç soru sormak istiyorum.
Kiracı anahtarı noterde emanete bırakıp ihtar çekmiş, anahtarı hemen teslim almak gerekir mi?
Müvekkil kiralanan yer için ilan vermemiş hemen vermek mi gerekir? mahkeme buna dikkat eder mi?
Erken tahliyeden kaynaklı olarak kaç aylık kira alacağı talep etmemiz gerekir, ıslah yapmak mümkün mü?
Harç için dikkat etmemiz gereken bir husus var mı?
Bilgi noktasında biraz yetersiz olduğum bir konu olduğu için araştırma yapıyorum, bu sebeple biraz detaylı sordum. Dikkat etmem gereken hususlar hakkında da yardımcı olursanız sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1524, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : av.hakkicinar, Tarih : 20-06-2025 11:01
Herkese merhaba meslektaşlarım.
Açmış olduğumuz iş kazasına dayalı tazminat davasında , davamız kabul edildi. İstinaf incelemesi sonucunda da değişiklik olmadı ve davalı taraf kararı temyiz etti. Müvekkilin maluliyet oranı %35 , kaza tarihinde yaşı 50.
Davalı taraf ; maluliyet %60 ın altında olduğu için pasif dönem zararı yapılamaz iddiasında ve ben araştırmalarım sonucunda 10. H.D. nin pasif dönem zararı hesaplanamaz şeklinde çok kararını gördüm.
Sormak istediğim şu ; bizim dosyamız rücuen tazminat davası değil doğrudan işçinin açtığı dava bu nedenle pasif dönem zarar hesabı açısından sizce karar davalı lehine bozulur mu? Dosya 10. Hukuk dairesinde. Şimdiden yardımlarınız için teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1284, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Arslan Ege, Tarih : 18-06-2025 22:27
Merhaba, ikilemde kaldığım soru şudur; Yerel Mahkemece hüküm verilen bir uyuşmazlıkla ilgili (kesinleşmemiş) ihtiyati haciz talebi, kararı veren mahkeme dosyasından mı; yoksa yeni bir değişik iş başvurusu ile nöbetçi mahkemeden mi talep edilmelidir?

Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1477, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Lycanroc, Tarih : 16-06-2025 21:04
Merhaba meslektaşlarım ortaklığın giderilmesi davası için yaşlı müvekkilim dava işlerini oğlunun bakmasını istiyor. Bu durumda bana vekalet vermeden önce kendi aralarında önce müvekkilimin oğluna noterde vekalet mi vermesi gerekiyor? Aydınlatırsanız sevinirim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1470, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : YAZICIOGLU, Tarih : 16-06-2025 11:29
şimdiden cevap veren meslektaşlarıma teşekkür ederim
bir müvekkilim trafik kazası yapmış.Şimdi haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası açmak istiyor.
Bu davayı açmadan önce siğortaya ve tahkim kurulunamı baş vurmak gerekiyor?
İlk defa bu işi yapacağım daha önceden hiç trafik kazası sonrası haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası açmadım.Bilmiyorum.iyi günler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1340, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : ggrass, Tarih : 13-06-2025 13:11
Müvekkil takibe itiraz süresini kaçırmış ve takip kesinleşmiş. Takipte bir yerin satışı isteniyor. Menfi tespit davası açtık. Ancak malum uzun sürecek.

Biz bu sürede taşınmazın tescilini engellemek için ihalenin feshi açsak. Ve bu sürede menfi tespit davası lehimize sonuçlansa ayrıca bu hususu ihalenin feshinde ileri sürebilir miyiz ?

Veya menfi tespitin kabulü durumda takibin temeli olmadığı için tescil yapılsa bile tapu iptal ve tescil davası açabilir miyiz ?

Veya bu konuda verebileceğiniz başka bir tavsiye var mı ? Taşınmazın satışını durdurmamız lazım. Mahkeme tedbir talebini yalnızca alacaklıya paranın ödenmemesi yönünden verdi.

yardımlarınız için teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1264, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 12-06-2025 09:39
Meslektaşlarım merhaba. 6306 sayılı kanun kapsamında riskli yapı olduğu kesinleşen bir yer hakkında, kat malikleri kurulu kararı ve toplantısı yapılmasa da arsa sahiplerinin %90'u ile ayrı ayrı noterde taşınmaz satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenliyor ve maliklerden yalnızca 3 tanesiyle anlaşılamadığı için onlarla sözleşme yapılamıyor. Bu malikler riskli yapı tespitine ve yıkım işlemine karşı idari yargıda dava açtılar ancak dava retle sonuçlandı kesinleşti zaten. Asliye hukukta sözleşmenin geçersizliğinin tespiti şeklinde tespit davası açtılar, çoğunluk oran ve sözleşmeyle ilgili bir sorun yok sözleşmede de yeterli sayıda malik tarafından onaylanıp imzalandı noterde ancak kat malikleri kurulu diye doğrudan bir karar olmaması bir sorun mu? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1375, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : ŞenolFurkan, Tarih : 11-06-2025 14:35
Müvekkil geçmişte ortağı olduğu şirketten toplamda 8.500.000,00 TL alacaklı. Alacağına istinaden borçlu şirket tarafından geçmiş tarihte 1.000.000,00 TL'lik limit ipoteği verilmiş. Sorum şu; 1.000.000 TL'lik ipotek takibiyle aynı anda kalan alacak miktarı için 7.500.000,00 TL'lik ilamsız icra takibi başlatabilir miyim? Yoksa ipotek takibinin bitmesini bekleyip ilamsız icra takibini sonra mı başlatmalıyım? Eğer ikinci yolu izleyecek isem ipotek takibinde takip talebinde toplam alacağın 8.500.000,00 TL olduğunu ve ipotek verilen kısım dışında kalan alacağın saklı tutulduğunu ifade etmem gerekir mi? Şimdiden yorumlarınız için teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1324, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : N. Kaan Ateş, Tarih : 11-06-2025 13:44
Herkese selam,

Müvekkilin 162 m^2 miktarlı parsel 1987’de %31,48’lik DOP kesintisi ile 111 m^2’ye düşürülüyor. Bunun üzerine diğer hissedardan pay satın alınarak 138 m^2’ye tamamlanıyor. 1997’de %29’luk bir DOP kesintisi daha yapılarak 97 m^2’ye düşürülüyor. Toplam olarak %60,48’lik DOP kesintisi yapılmış.

• Olay 19.06.2012 tarihli ve 8809 sayılı İmar Durumu ile öğrenilmiş. Öğrenildiğinden 2013 ve 2014 yıllarında malik vekili tarafından belediyeye dilekçe verilmiş ancak alınan cevaplara istinaden 60 gün içinde dava açılmadığı için İmar Planının İptali davası için süreler geçmiş.
• İdareye Karşı Açılacak Tam Yargı Davası ise, öğrenildiği tarihten 1 yıl içinde idareye başvurulmuş olmasına rağmen cevaba istinaden 60 gün içinde dava açılmadığı için yine süreler geçmiş.

Mevcut durumda İdare Mahkemesinde Kamulaştırmasız El Atma Davası uygun olur diye düşünüyorum ama emin olamadım. Sizce de uygun mudur, yoksa daha uygun başka bir opsiyon var mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1336, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : tegese, Tarih : 10-06-2025 17:54
Sayın Meslektaşlarım

Basit yargılamaya tabi bir davada tensip zaptında dilekçede gösterdiğim başka yerden getirilecek belgelerin getirilmesi için açıklama yapmam aksi takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağım belirtildi. Dava konusu iki haklı ihtara dayalı tahliye davası.Delil dilekçemde sadece banka hesap hareketleri şeklinde açıklamada bulundum. Tensip zaptına göre x bankası ....iban numaralı hesaba ilişkin hesap hareketlerinin bankadan celbi şeklinde bir açıklamada bulunmadığımdan bahisle bu delilden vazgeçmiş sayılır mıyım? Sonuç itibariyle hem dava dilekçemde hem de delil dilekçemde banka hesap hareketlerini delil olarak belirtmiş bulunuyorum ancak mahkeme hakiminin çok ilginç kararlarına şahit olduğum için endişe duyuyorum. Yorumlarınızı rica ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1334, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Yakup Sağır, Tarih : 10-06-2025 16:49
Merhaba sayın meslektaşlarım,

Önüme gelen bir uyuşmazlıkta ne yönde hareket etmem gerektiğine karar veremeyip sizlerin fikrini alma ihtiyacı hissettim, fikir sunan herkese şimdiden teşekkürü borç bilirim.

Konu; 2023 yılında koruma amaçlı imar planı yapılmış ve kentsel sit alanı olarak ilan edilmiş bölgede, 2005 yılında köy muhtarlığınca alınan bir kararla şu an koruma alanında kalan ve planda yol olarak gözüken kamuya açık alanda köylülerce işgaliye bedeli ödenmesi ve herkesin kendi evinin önünde ticaret yapması koşuluyla hediyelik eşya tezgahları kurulması için karar alınıyor ve bu karar dönemin kaymakamınca onaylanıyor. Bu zamandan sonra söz konusu tezgahlar mantar gibi çoğalıyor ve muhtarlıkça alınan kararın hilafına olacak şekilde başkaların taşınmazı önünde tezgahlar açılıyor, metrekare kurallarına uyulmuyor ve bazı taşınmazların duvarları(müvekkil dahil) dahi sabitleme yapmak için kullanılmaya başlıyor. Müvekkil şahısın yıllar önce satın almış olduğu mülkün önüne de aynı şekilde tezgahlar kurulmaya başlıyor ve adeta evi çepeçevre sarıyorlar. Müvekkil tek katlı olan evinin pencerelerini dahi açamıyor zira pencere önündeki tezgahtarlar tarafından evinin içi görülüyor ve dışarının gürültüsü olduğu gibi içeriye giriyor.

Bu durumda ben;

-Koruma maçlı imar planının uygulanması ve denetlenmesi konusunda yetkili olan il özel idaresine başvuru/Koruma uygulama denetleme bürosuna başvuru gibi idari başvuru yollarını kullanarak mı
-Muhtarlığa karşı ikame edilecek bir dava yoluyla mı müvekkil lehine sonuç alabilirim?

Tezgahların kurulduğu alan kamuya ait olduğu için mülkiyet hakkına dayanan müdahalenin men'i gibi taleplerde bulunamayacağım kanısındayım, sizce hangi sebepleri ileri sürebilirim?

-2863 sayılı Kanun madde 16 uyarınca koruma amaçlı imar planına aykırı inşa edilen yapılara imar mevzuatının uygulanacağı hükmü mevcut , İmara aykırılık dolayısıyla yıkım(kaldırma) mı talep etmeliyim? Fakat bu şekilde kurulan tezgahlar(kulübeler) yapı mıdır?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1246, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Arda, Tarih : 10-06-2025 16:07
Merhabalar meslektaşlarım.
Biz bir velayetin değiştirilmesi davası açtık, davalı da cevap dilekçesiyle beraber karşı dava olarak nafaka artırım davası açtı. Velayetin değiştirilmesine davasına karşı dava olarak nafaka artırım davası açılabilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1108, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : arwenaksamyildizi, Tarih : 10-06-2025 14:24
meslektaşlarım merhaba, bir soru yöneltmek istiyorum. davalısı olduğumuz bir tapu iptali ve tescil davası mevcut. olayı izah edecek olursam, murislerin bir oğlu bir kızları var. tapuda avlulu kargir ev niteliğinde olan bir evleri mevcut. ev tek katlı gecekondu niteliğinde. 1992 yılında murislerin damadı bu evin üzerine ilave bir kat çıkıyor. tapuda da o dönemim parası ile 4 milyon bedel ile murislerin hisselerinin yarısı damada devredilmiş. 1/2 murislerde, 1/2 damatta olacak şekilde. bu durumdan diğer kardeşin tabi haberi var.
tarih itibariyle bir banka dekontu vs elimizde yok olay olalı 33 sene geçmiş. bu süreçte murisler ile müvekkil altlı üstlü yaşamışlar. murisler ölünce diğer kardeş dava açıyor muris muvazaası var diyerek.
evin bedeli ile tapudaki bedel arasında fark mevcut ama diğer mirasçının saklı payı ihlal edilmiş değil. biz tanıklarımızı vs dinlettik. başka da delilimiz yok zaten. bu durumda sizce ne sonuç alırız bu davadan? esasa ilişkin beyan dilekçesi sunuyorum. örnek yargıtay ilamı da paylaşabilirseniz çok sevinirim. destek olan tüm meslektaşlarıma teşekkürlerimi iletiyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1085, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : imsel, Tarih : 09-06-2025 14:15
merhabalar,
9 adet taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açacağız. parselin birisinde 1 derecede sit alanı şerhi var.bu ataşınmazda ortaklığın giderilmesi istenebilir mi?
ayrıca taşınmazlarda hissedarların sayısı farklı ve sadece isimlerini ve birkaç tanesinin telefonunu biliyoruz adres bilmiyoruz.bu halde hisserdarlaranasıl ulaşırız ve arabulucuya başvururken her parsele ayrı mı yoksa hissedar çok olan parseldeki hissedarlar düşünülerek mi arabulucuya başvuracağız? teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1112, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 05-06-2025 23:18
Merhaba meslektaşlarım. Kira tespit dosyasında keşif mahalli kilitli olduğu için sadece dışarıdan yapılan tespitlerle keşif yapılıp buna göre bilirkişi raporu düzenlenip kira tespit edilmiştir ancak dairenin içine girilemediği için metrekare tespiti eksik yapılmış olup bu haliyle yapılan keşif eksik ve düzenlenen bilirkişi raporu hatalı olmuştur. Bilirkişi raporuna itiraz edeceğiz ancak keşif mahallinin içine girmeden metrekare ölçümü vs yapılmadan dışarıdan yapılan kira tespiti keşfinin eksik ve hatalı olduğu şeklinde bir emsal var mı acaba? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1360, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : yunusmete, Tarih : 05-06-2025 12:11
Merhaba
Borçlu kiracı hakkında icra takibi açtık süresinde ödeme ve itiraz gerçekleşmediği için akabinde icra hukukta tahliye davası açtık. tahliyeye lehimize vekâlet ücretine hükmedildi.

Sorum şu, tarafımıza hükmedilen vekâlet ücretini ayrı bir ilamlı takip açarak borçludan tahsil edebilir miyiz yani vekâlet ücretine ekstra icra vekaleti de eklettebilir miyiz?
Yoksa daha öncesinden açmış olduğumuz icra takibine gerekçeli kararı sunup vekâlet ücretini talep etmeliyiz ?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1240, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]

Yazan : Y#kup, Tarih : 04-06-2025 12:39
Merhabalar Değerli Meslektaşlarım
10. Yargı Paketi ile ikinci tekerrürlü hükümlülere koşullu salıverilme imkanı tanındı. Ancak, açık ceza infaz kurumlarına geçiş konusunda farklı yorumlar var. Bazı görüşlere göre, yönetmelikteki kısıtlama hâlâ geçerli olup açık cezaevine ayrılamıyorlar; diğer görüşlere göre ise kanun değişikliği nedeniyle açık cezaevine geçiş mümkün.


Sizce bu konuda hukuki durum ve uygulama nasıl olmalıdır? Görüş ve tecrübelerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1318, Yanıtlar : 1   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,03391409 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.