Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

Yazan : avukatt.01, Tarih : Bugün 13:39
Merhabalar, ortak hareket eden çok sayıdaki işçiden işçi alacakları için dava almayı düşünüyorum. sayıları fazla olduğu için ve mevcut piyasa koşulları gereği önden bir dava ücreti talebim olmayacak. dava sonunda alacağım vekalet ücretinin makbuzunu kesip vergisini ödesem lakin dava dosyası için bir ücret almadığımdan bu dosyalar yönünden makbuz kesmesem, dava dosyaları yönünden vergi cezasıyla karşılaşma riskim mevcut mudur? genellikle meslektaşlar aldıkları davaların vergilendirmesini ne şekilde gerçekleştiriyorlar
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :25, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : measfuyu, Tarih : Bugün 12:39
Merhaba meslektaşlarım, bir konuda görüşlerinize ihtiyacım var.

Müvekkil ile karşı taraf 2017’de sevgili olarak birlikte yaşamaya başlamıştır. Aynı yıl kredi ile ortak bir konut satın alınmıştır. Konutun satın alma bedeli 187.500 TL olup, bunun 132.000 TL’lik kısmı karşı taraf adına çekilen banka kredisi ile finanse edilmiştir. Kalan kısım (55.500 TL) müvekkil tarafından müteahhide elden ödenmiştir. Müvekkil, 2017–2021 yılları arasında: konut kredisin 1.850 TL taksitlerini, her ödeme döneminde annesinin banka hesabından karşı tarafa göndermiştir. Ayrıca bu konutta ortak giderlere ve karşı tarafın şahsi giderlerine de katkı sağlamıştır.
Taşınmaz yakın bir tarihte, kredinin kalan kısmı kapatılarak karşı tarafça satılmış ve müvekkile bir pay verilmemiştir.

Müvekkil, satış bedelinin yarısının kendisine ait olduğundan bahisle hukuki sebep yazmadan ve dayanak belge koymadan ilamsız icra takibi başlatmış, takip kesinleşmiş ancak usulsüz tebligattan şikayet davası ve ayrıca menfi tensip davası açılarak tedbir kararı verilmiş. Akabinde tarafıma müracaat etti.

Sebepsiz zenginleşme ya da adi ortaklık hükümlerine dayanmayı değerlendiriyorum. Sorum şu ki:

1-Usulsüz tebligat şikayetinin sonucu beklenip, itirazın geçerli sayılması halinde itirazın iptali davası açılması mı, yoksa icra dosyasından bağımsız olarak doğrudan ayrı bir alacak davası açılması mı daha doğru olacaktır?

2-Menfi tespit davasında ve olası sair davada delil durumu yönünden önerileriniz nelerdir.

Şimdiden çok teşekkür ederim. Saygılarımla
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :34, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avukatt.01, Tarih : Bugün 12:31
Merhabalar herkese, Müvekkilin taşınmazı hakkında daha evvel kamulaştırma kararı alınmış lakin bedel ödenmemiş, daha sonra kamulaştırma kararından dönülmüş. şimdi tekrar kamulaştırma kararı alınmış durumda. idare tarafından bedeli ödenmemiş. Müvekkil ise ilk kamulaştırma kararı sırasında bedeli ödeselerdi bir daire alabiliyorken şuanda alamıyorum. Kamulaştırmasız el atma davasıyla birlikte ne yapabiliriz? yalnızca taşınmazın rayiç bedelini mi alabiliriz
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :39, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Çağla Gülsün ERKOÇ, Tarih : Bugün 12:27
Merhaba meslektaşlarım, müvekkil iş akdini emeklilik nedeniyle feshetmiş, ancak işveren tarafından sgkya gerekli bildirim yapılmadığından emeklilik işlemlerini başlatamamış ve işverene ihtar göndermiş bu hususta, akabinde işçilik alacaklarının tahsili için dava açtık ve ilk derece mahkemesince ;
"Davacı işçi; iş akdinin emeklilik nedeniyle sonlandığını iddia etmiş ve davasını buna dayandırmıştır. Davalı vekili ise davacının iş sözleşmesinin başka bir işçi ile kavga etmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini savunmaktadır.
Dosya kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu sicil dosyasında 16/06/2023 tarihli işten ayrılış bildirgesinde davacının işten ayrılış kodunun "45" olarak gösterildiği, işten ayrılış tarihinin 09/06/2023 olduğu, davalıya karşı keşide edilmiş .......... Noterliğinin 15.06.2023 tarihli ........ yevmiye numaralı ihtamamesi ile davacının emeklilik işlemleri için başvurusunu veremediği beyanı, dosya içerisinde davacının emeklilik başvurusunun yapıldığına ilişkin yazılı belgenin mevcut olmadığı, davacı işçi iş akdinin feshini emeklilik sebebine bağlamış olduğu, iş sözleşmesini fesheden tarafın ileri sürdüğü fesih sebepleri ile bağlı olduğu, bildirdiği fesih nedenini sonradan değiştirmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, emeklilik başvurusunda bulunduğunu ispatlayamadığı anlaşılan davacının feshinde haklı nedenin varlığından söz edilemeyeceğinden davacının kıdem tazminatı yönünden isteminin reddi gerekmiştir."
denilerek, kıdem tazminatı talebimizin reddine karar verdi. Ancak merak ettiğim husus şu ki müvekkil gerçekten de fesih tarihinde emekli olma hakkını elde etmiş olup, bu durum sgkdan gelen cevabi yazıyla da sabitti. Buna rağmen mahkemenin söz konusu gerekçesi hatalı değil midir?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :39, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Hayel Özenç, Tarih : Bugün 08:04
Merhabalar, Anlaşmalı boşanma protokolü gereğince, şirket hisse devri davasında görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olacağı yönünde Yargıtay kararları olduğu gibi Ticaret Mahkemesi olduğu yönünde de kararlar var. Uygulamada bu davayı açan ve görev konusunda bilgi verebilecek olan meslektaşlarım var mıdır? Şimdiden çok teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :105, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.ayb, Tarih : Dün 18:17
Herkese iyi akşamlar.
Belirsiz alacak davası açmak için müteahhide ihtar çekip inşaatın gecikmesi sebebiyle gecikme tazminatı olarak rayiç kira bedeli talep edeceğim. Net rakam belirtmek doğru olmayacağından ihtarnamede hangi kalıbı kullanmamın daha doğru olacağını araştırıyorum. Mesleğe yeni başladığımdan bilgilerinize-tecrübelerinize ihtiyaç duyuyorum, yardımcı olursanız çok memnun olacağım. Selamlar, saygılar.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :293, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Yılmazakçur, Tarih : Dün 14:42
Merhaba Meslektaşlarım,

Müvekkilim bir kazaya karışıyor ve kazada kusursuz bulunuyor. Ancak kazaya karışan ve kusurlu olan karşı araç yabancı plakalı olduğu için müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybını Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu'ndan talep ettim. Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu da bu başvurumuzu kusurlu olan aracın sigortasının Türkiye'de bulunan irtibat bürosuna iletmiş ve bize söz konusu bürodan müvekkilin aracında değer kaybı oluşmayacağına dair yazı geldi.

Dava olarak ilerlemek istediğimde; davaya Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu'nu mu yoksa karşı araç sigorta şirketinin Türkiye'de bulunan irtibat bürosunu mu dahil etmeliyim hususu kafamı karıştırmaktadır. Zira söz konusu büro ".. İstanbul Sigorta Aracılık Hiz.Ltd.Ştié" olarak geçmektedir. Bu hususta değerli yardımlarınızı beklemekteyim. Yanıtlarınız için şimdiden teşekkürler meslektaşlarım.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :338, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.Gnyl, Tarih : 31-03-2026 21:31
Merhabalar değerli meslektaşlarım. Bir konuda bilginize ve tecrübenize ihtiyacım var.

Müvekkilim, ....LTD Şirketine ait özel bir hastanede tedavi sonucu durumu daha da kötüleşti ve malpraktis nedeniyle şirkete karşı dava açtık. Dava devam ederken bu şirket hastane ruhsatını devir ediyor ve devir alan başka bir şirket aynı ruhsat ile özel hastane açıp işletiyor.
Bu durumda ruhsatı devir alan şirketi de malpraktis davasına dahil etmek mümkün mü? Veya devir alan şirketin sorumluluğu konusunda tatmin edici bir bilgiye ulaşamadım.

Değerli görüşlerinize ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :548, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : gbahsi, Tarih : 31-03-2026 12:34
Meslektaşlarım merhabalar. Müvekkilin taşınmazına belediye tarafından fiili şekilde el atıldığından dolayı 2025 yılı kasım ayında kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açtık. Dava açmadan önce ekim ayında yaptığımız başvuruda ecrimisil de istemiştik. Gelinen aşamada açtığımız tazminat dosyasında keşif yapıldı, bilirkişi raporu da düzenlendi. Ancak biz davayı sadece tazminat olarak açmıştık, ayrıca ecrimisil olarak belirtmemiştik. Şimdi birleştirme talebi ile ecrimisil davası açsak, yeniden keşif yapılır mı acaba? Bu durumda nelere dikkat etmeliyiz? Ekim ayından itibaren mi ecrimisil hesabı yapılır? Şimdiden teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :650, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Gülsüm Özdemir, Tarih : 30-03-2026 19:32
Meslektaşlarım merhabalar, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında kusur tespitinde önem arz ettiği için sulh hukuk mahkemesinden mobese görüntülerinin alınması talepli delil tespiti istedik. Geçen hafta cuma günü açmıştım davayı, ancak bugün baktığımda karara çıkmış görünüyor. Dosyada herhangi bir işlem yapılmadan -UYAP üzerinden kontrol ettiğimizde bir gelişme yoktu- bu şekilde bu kadar kısa sürede karara çıkması talebimizin reddedildiğini mi gösteriyor?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :854, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Nahide Demir, Tarih : 30-03-2026 16:08
Sayın meslektaşlarım merhabalar, tahsil zamanaşımına uğramış olmasına rağmen e-Devlet’te görünmeye devam eden vergi borçlarının silinmesi amacıyla, idareye yapılan başvuru (İYUK m.10 kapsamında) sonrasında vergi borcunun silinmesi için vergi mahkemesinde açılan davalarda olumlu sonuç alan meslektaşım var mı? Özellikle son dönemde bu yönde verilmiş emsal Danıştay veya BİM kararlarına sahip olan meslektaşların paylaşımını rica ederim 🙏🏻
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :907, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : fadimugrlu, Tarih : 30-03-2026 10:36
Merhabalar meslektaşlarım,
Aihm başvurusu yapacağım ilk defa, daha önce başvuran meslektaşlarıma bir kaç sorum olacaktı. Araştırdığım kadarıyla yargılamanın başından itibaren eksik hiçbir belge olmayacak şekilde ,her duruşma evrakı da dahil, ek olarak eklemem gerekiyormuş sanırım. Bu evrakları eklersem 130 sayfa yapıyor.
Bu evrakları Ek olarak eklediğimde evrakların üstüne EK-1 , EK-30 vs yazacak mıyım?
Ek-1 mesela 4 sayfa diyelim sayfaların altına 1,2.. yazarak belirtecek miyim?
bu yazıların bilgisayar yazısı olması şart mı yoksa el yazısı ile yazabilir miyim? Böyle teknik soruların cevabına ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ediyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :978, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Avukatt2121, Tarih : 29-03-2026 19:53
Selamlar meslektaşlarım,
Müvekkil (işleten), haksız fiil tazminat ilamından doğan borcun tamamını icra dosyasına ödeyip kapattı. İç ilişkideki pay için sürücüye karşı başlattığımız ilamsız takibe (Örnek 7) tazminata konu haksız fiilden ceza davası açılan ve ceza alan borçlu; 'olayla alakam yok,'diyerek borca itiraz etti.
Bu durumda itirazın iptali davası için;
Görevli mahkeme Asliye Hukuk mudur? (İcra Hukuk'un dar yetkili incelemesi bu 'olayla alakam yok' savunmasını aşar mı?)Görüşleriniz için teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1149, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : lawyer233538, Tarih : 28-03-2026 20:59
Meslektaşlarım merhaba, bir uyuşturucu dosyasında görüşünüzü almak isterim.

Müvekkil aracıyla seyir halindeyken yunus polisleri tarafından durduruluyor arama kararı yok, kimlik tespiti için aşağı davet ediliyor. Kimlik tespitinden sonra aranan şahıslardan olmadığı anlaşılıyor, kendisine üzerinde suç unsuru olup olmadığı soruluyor ve arabanın arka koltuğundaki poşet içinde bulunan 12 tablet (156 adet) Galara hapı ile 0.7 gram esrarı teslim ediyor. Müvekkilin ifadesi bu şekilde. Kolluğun tuttuğu tutanak ise yine aynı şekilde ancak fark şu: Üzerinde suç unsuru olup olmadığı sorulduğunda, cebinden çıkarıp teslim ettiğini yazıyorlar.

İlk sorum şu: Müvekkil maddelerin arka koltukta olduğunu ve üstünün tişörtle örtülü olduğunu söylüyor. 12 adet tablet hapı cebine sığdırması imkansız kolluğun bu tutanağını bu tezle çürütebilir miyiz?

İkinci olarak: Yukarıda belirttiğim gibi adli arama ve önleme araması yok, PVSK 4/A kapsamında durdurma var. Müvekkil hakkında da hiçbir ihbar yok. Kolluk kuvvetleri suç unsuru olduğunu bilmeden önce müvekkil maddeleri rızası ile teslim ediyor. Dışarıdan bakıldığında üstü kapalı olduğu için maddeler görülemez. Bu durumda TCK 192/2’nin uygulanması gerektiği kanaatindeyim. Buna ilişkin bildiğiniz bir Yargıtay içtihatı var mı? Av. Prof. Dr. Ali Kemal Yıldız hocamız seminerlerinde bu durumlarda TCK 192/2’nin uygulandığı kararlar olduğunu söylemişti ancak ben hep 192/3’ün uygulandığı kararlar buldum.

Son sorum ise şu: Dosyada müvekkilin uyuşturucu sattığına ilişkin ne bir ihbar, ne HTS kaydı ne de tanık beyanı var. Bunu destekleyen , yasak maddeyi sattığına ilişkin ihbar, görüşme kayıtları, mesajlar veya sosyal medya paylaşımları gibi deliller de yok. Bu durumda dosyada beraat alma ihtimalini görüyor musunuz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1531, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : AV.MERT ERYILMAZ, Tarih : 26-03-2026 11:34
Alacaklı bono metnindeki ihtilaf durumunda hangi yer mahkemelerinin yetkili olduğu kısma daha önce "Ankara" yazıldığı halde Ankara yazısını üzerini çizmeden "Kırıkkale" şeklinde yazıyor ve Kírıkkale icra dairesinde takibi başlatıyor. Zira borçlu da Kırıkkale'de ikamet ediyor.Ödeme emri de borçluya Kırıkkale'de tebliğ edilmiş.Ticaret mahkemesinde görülen menfi tespit davasinda davalı/alacaklı senet duzenlenirken ihtilaf durumunda hangi yer mahkemelerinin yetkili olacağı hususunun yazılı olduğu kısma Ankara yazildigi halde borçlu Kırıkkale'de ikamet ettiginden ben daha sonra Ankara yazısını çizmeden başka bir kalemle altına Kırıkkale yazdim şeklinde yazılı beyanda bulunmuş.Davalı/alacaklının daha sonra Kirikkale şeklinde yazdım derken, senet duzenlendikten sonra yazdım diye bir beyanı yok.Yani alacaklı/davalı "daha sonra yazdim derken borclunun huzurunda Ankara yazıldıktan sonra yine borçlunun huzurunda ama Ankara yazildiktan daha sonra başka bir kalemle Kırıkkale yazdim şeklinde bir beyanda bulunsa geçerli olur mu? Borclu tacir, alacaklı ise tacir değil.Somut olayda; takip dayanağı bonoda keşideci ve lehtar gerçek kişi olup borçlu/davacı tacir, davalı/alacaklı ise tacir olmadigindana göre bonodaki yetki sozlesmesi, İcra Dairelerinin yetkili kılındığına dair yetki kaydı geçersiz mıdır? Bu durum
davalı/alacaklının ticaret mahkemesindeki menfi tespit davasını kaybetmesine neden olabilir mi, bu durum senedin ve takibin geçerliliğine olumsuz bir etkisi olur mu? Teşekkürler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2417, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.aleyna, Tarih : 24-03-2026 13:50
bir şirketin düzenlediği çek karşılıksız çıktığı için icra takibine koyduk. aynı zamanda icra ceza mahkemesinde karşılık çeke sebebiyet verme suçundan şikayetçi olduk. Şikayet dilekçemizde şikayet edilen kişi olarak ''.....Şirket yetkilisi : A**.... '' dedik. çünkü keşide tarihinde şirket yetkilisi A**** görünüyordu.
şirket vekili imzaya itiraz etti.imza itiraz davası , icra ceza davasında bekletici mesele yapıldı.

imza itiraz davasında bilirkişi raporu tanzim edilirken şirketin eski yetkilisinin imzası da karşılaştırılmış.(hakim her iki yetkilinin de ismini vererek rapor talep etmiş) ve imza şirketin eski yetkilisine ait çıktı.

bizim icra ceza şikayetimiz .... şirket yetkilisi : A** olarak yapılmıştı. ama dediğim gibi imza keşide tarihindeki yetkiliye değil, önceki yetkiliye ait çıktı.

son olarak her ne kadar keşide tarihinde imzası ait çıkan kişi yetkili görünmese de, çek ileri tarihli olarak keşide edilmişti. yani asıl çek tanzim tarihinde imzası ait çıkan kişi de yetkiliydi. ama çekin ileri tarihli keşide edildiğini ispatlamamız da mümkün görünmüyor.

bizi nasıl bir durum bekliyor

Daha az göster
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2964, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av. aee, Tarih : 24-03-2026 13:50
İyi günler dilerim. Müvekkil 2020 yılında müteahhidden bir daire alıyor. Ancak daire alındıktan sonra bina ruhsatı iptal ediliyor. Davacı yan parsel sahibi. Davalı ilçe belediyesi. Davalı belediye ile yan parsel sahibi arasında görülen idari davada idare mahkemesi ruhsatı iptal ediyor, yıkım kararı veriliyor ve bu karar BİM in kesin kararıyla onanıyor. Bu durumda kat maliklerinin zararlarının giderilmesi için başvurulabileceği yollar var mıdır, varsa bu yollar nelerdir? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :2952, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. M. Alp Ruhi, Tarih : 23-03-2026 13:53
Merhaba Sayın Meslektaşlarım. Müvekkilimin borçlu olduğu icra dosyasında haline münasip evinin haczedilemeyeceğinden bahisle Meskeniyet iddiasına dayalı haczedilmezlik şikayetinde bulunduk.
Bu şikayeti 103 davetiyesinin tebliğini veya kıymet takdir raporunu beklemeden öğrenme tarihi itibariyle yaptık.

İcra Hukuk Mahkemesi, "takip dosyası ve evrak işlem kütüğüne göre; şikayete konu edilen taşınmaz üzerine taşınmaz üzerine 19.02.2026 tarihinde haciz konulduğu, bu hacze ilişkin evrakı ilk olarak davacı borçlunun 19.02.2026 17:22:07 tarih ve saatinde vatandaş portal üzerinden görererek öğrendiği." gerekçesiyle, şikayetimizi süresinde olmadığından bahisle usulden reddetti.

Yine Mahkeme kurduğu kararda, "Kural olarak haciz sırasında bulunmayan borçlunun İİK.nun 103.maddesi gereğince hacizden haberdar edilmesi gereklidir. Davet kağıdı ile haciz yokluğunda yapılmış olan alacaklıya veya borçluya verilen üç günlük süre, haciz işlemine karşı şikayet süresinin (m.16)işlemeye başlamasını ve böylece haciz işleminin kesinleşmesini sağlamak içindir. Ne var ki, uygulamada sıkça görüldüğü üzere (103) haciz davetiyesinin tebliğ edilmemesi halinde hacizden haberdar olan borçlunun hacizle ilgili İcra Mahkemesine yapacağı başvurunun süresinde olup olmadığı öğrenme tarihine göre tespit edilir. Ancak, haciz haricen öğrenilse bile bilahare takip dosyasında borçluya (103) haciz varakası tebliği halinde anılan maddedeki hakları kullanma açısından borçluya yeni bir hak bahşedildiğinin kabulü gerekir (Yargıtay
12. Hukuk Dairesi'nin 2015/6506 Esas,2015/16605 Karar sayılı kararı "
içtihadına yer vermiş.

Bu safahatta aklıma takılan konu, anılan karara yönelik istinaf kanun yoluna başvurulduğu takdirde, dosya istinafta iken 103 davetiyesinin tebliğinden sonra tekrar haczedilmezlik şikayetinde bulunduğumuz takdirde derdestlik itirazı ile karşılaşıp karşılaşmayacağımız hususu. Evet, haczin yenilendiği senaryoda tekrar bir şikayet imkanımız olacak fakat haciz yenilenmeden kıymet takdir raporu veya 103 davetiyesi gönderildiğinde yapacağımız şikayetin tekrar usulden reddedilmesi ihtimali var.

Kural olarak, Şikayet bir dava değildir. Şikayet, icra ve iflas dairelerinin kanuna aykırı olan veya uygulandığı somut olaya uygun bulunmayan işlemlerin iptali ile düzeltilmesini veya yerine getirilmeyen yahut sebepsiz yere sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesini sağlamak için kabul edilen icra ve iflas hukukuna özgü bir kanun yoludur. Şikayetin bir dava olmaması nedeniyle, şikayet dilekçesinin HMK’nun 119. maddesindeki şartları taşımasına da gerek yoktur. Yine icra mahkemesine yapılan şikayet HMK anlamında bir dava olmadığından ıslah müessesesinin uygulanamayacağına dair içtihatlar da mevcut. Fakat "derdestlik itirazı" yönünden var olan şikayetin, yapılacak yeni şikayete etkisi ne olur, görüşleriz nelerdir merak etmekteyim.

Paylaşacağınız her türlü görüş ve kararlar, öneriler genç meslektaşınız bendenizce önem arz etmektedir. İlginiz ve vaktinize teşekkür ediyor ve iyi çalışmalar diliyorum.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :3237, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sualpsadak, Tarih : 19-03-2026 14:09
Meslektaşlarım merhabalar, sorum biraz uzun olacak yardımcı olabilirseniz çok mutlu olurum.

Site Yönetimi Vekiliyiz.
Müteahhit firma 2012 senesinde binayı inşa etti ve inşa sırasında kazan dairesi için A firmasının kazanlarını kullandı. 2012 senesinde kazanlar kullanılmaya başlandı.

04/02/2024 tarihine sitenin kazan dairesinde yangın çıktı.
Yangına ilişkin olarak Sigorta aracılığıyla 21/03/2024 tarihli bilirkişi raporu düzenlendi. Bilirkişi raporunda A firmasının kazanlarında oluşan elektriksel arıza nedeniyle yangının meydana geldiği tespit edildi ve sigorta tarafından site yönetimine poliçe kapsamında ödeme yapıldı.

Yangın kaynaklı oluşan zarar nedeniyle sigorta tarafından karşılanmayan bedel yönünden A firmasına dava açmak istiyoruz.

1- Davada görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi mi görevlidir yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi?
2- Davada zamanaşımı süresi hangi tarih itibariyle başlayacaktır ? Gerçekleşen olaya ilişkin ceza zamanaşımı hükümleri uygulanabilir mi ?

3- Bize sigorta tarafından bir bedel belirtilmiş ve buna ilişkin ödeme yapılmış ancak kusur oranı yer almıyor. Dava belirsiz alacak davası olarak mı açılmalıdır yoksa tam dava olarak mı ?

4- Asliye hukuk mahkemesinde dava açarsam ama sonrasında görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğuna karar verilirse sonradan arabuluculuk görüşmeleri gerçekleştirebilir miyim ? Tüketici mahkemesi arabuluculuk dava şartının gerçekleştirilmemesi nedeniyle usulden ret kararı verir mi ?

Katkılarınız için şimdiden teşekkür eder, iyi günler dilerim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :4815, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avbeste, Tarih : 18-03-2026 15:41
Meslektaşlarım merhaba. 10 yıllık kiracının tahliyesi için noterden ihtar çektim. Muhatabın adresi konut olmasına rağmen PTT'den sorguladığımda işyerinde daimi çalışana teslim edilmiş görünüyor. PTT ile görüşmelerimde daimi çalışanın adının da sisteme postacı tarafından ''zelkeze olarak(?)'' girildiğini ilettiler. Yani postacının hatalı tutumundan mütevellit işyeri olmayan bir yerde kime tebliğ edildiği dahi belli olmayan bir ihtarname var elimizde. Dava açmak için gerekli ihtar tebliğ süremiz de oldukça az kaldı. Bu durumda noterden muhatabın aynı adresine tekrardan tebligat çıkartmasını mı istemeliyim? Yine aynı posta memuruna denk gelirsek hem süre anlamında kayıp yaşayacağız hem de amacımıza ulaşamayacağız. Tebligat K. m. 21/2 istesem usulsüz tebligat mı olur?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :5143, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05525494 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.