| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba. Müvekkilin adımıza çıkarttığı vekaletnamenin aslını noterden talep edebilir miyiz? Aslını vermezler diye düşünüyorum çünkü kendi noterliklerinde tutacaklardır, ancak aslı gibidir veya suret onaylı mı verebilirler nasıl talep edebilirim? Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar.Davacı takiba konu senetin teminat olarak davalıya verilen imzalı boş kağıttan senede çevrildiğini iddia ediyor. Senedin teminat senedi olduğunun ispatı için yazılı delil şart.Davacının davalıya verdiğini iddia ettiği imzalı boş kağıdın da teminat olarak davaliya verildiğini de mi yazılı delille ispatlamasi gerekir.Davacı imzalı boş kağıdın davalıya teminat olarak verildiği hususunda tanık dinletebilir mi? Adli tıp raporunda davacı borçlunun imzası ile senedin yazili olduğu A4 kagidindaki senet metni arasindaki mesafenin mutat olmadığına, bunun ötesinde bir tespit yapilamamistir şeklinde rapor geldi Tesekkur ederim
|
|
|
|
|
Yazan : Pro0343,
Tarih : Bugün 11:07
|
|
Merhabalar, birden fazla borçlusu bulunan icra dosyamizda borclulardan sadece 1 tanesi itirazda bulunmuş ve takip itiraz etmeyen diğer borçlular yönünden kesinleşmiştir , sorun itiraz etmeyen borçlunun taşınmazının satışı için itiraz eden borçlu yonunden itirazin iptali kararı getirmek gerekir mi? Şimdiden teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
|
merhabalar, müvekkil anadolu yakasında ikamet etmekte. ilaç başvurumuzu topkapı sgk müdürlüğüne yaptık avrupa yakasında. cevap ret geldi. davamızda hangi yer mahkemeleri yetkili olacak? müvekkil memur emeklisi aynı zamanda. idari yargı görevli diye biliyorum görev konusunda yeni bir gelişme varsa bilgilendirirseniz çok sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba,
Müvekkilin açtığı boşanma davasından çok kısa bir süre sonra karşı taraf bir aracı ve bir taşınmazı üçüncü kişilere devrediyor. Devrin hemen ardından mal rejimi tasfiyesi davası açılmış ancak karşı taraf tasfiye davasından kısa bir süre sonra vefat ediyor. Dolayısıyla mal rejiminin tasfiyesinin boşanmayla değil, ölümle gerçekleştiği kabul ediliyor. Ancak az önce bahsettiğim devirler, aracın alış ve satış sürecinin 3 aylık bir süreci, taşınmazın ise satış sürecinin 10 aylık süreci kapsasığı, diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastı bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece karşılıksız kazandırma olarak kabul edilmiyor.
Bu durumda yapılabilecek bir şey var mıdır ?
Emsal bulmaya çalıştım ancak bulamadım. Bilgisi olan yardımcı olursa çok sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım.
İş kazasına dayalı açmış olduğum tazminat davasında davalı tarafından 7 tane şirkete dava ihbar edildi. Bütün bu ihbar olunan şirketlere tebligatlar yapıldı. İhbar olunan şirketlerden birisi cevap dilekçesinde davanın ; iş kazasına karışan aracın sigorta ve kasko şirketine de ihbar edilmesini talep etmiş ancak şirket ismi , adresi gibi bilgiler vermemiş ve ihbar için masraf yatırmamıştır. Davalı taraf zaten aracın sigorta şirketini ihbar etmişti dosyaya , aracın kasko şirketine ihbarına ilişkin mahkeme tarafından işlem yapılmamış olması kararın Yargıtay 10 hukuk dairesi tarafından bozulmasına sebep olur mu? Davamız ilk derece mahkemesinde kabul edildi , istinafta aynı şekilde karar verdi.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba değerli üyeler, kat karşılığı inşaat sözleşmesinde maddelerin çatışması söz konusu. İlgili sözleşmenin 12. maddesinde şu yazıyor; Belediyece hesaplanacak resmi harçlardan doğan zamlar ve farklar mal sahibince ödenecektir. 13. maddede; Müteahhit firma sözleşmenin akdini takiben gerek inşaat süresi içersinde gerekse herhangi bir nedenle uzayan süre içerisinde vergi, harç ve resimlerinin ve ücretlerinin artması veya yeni vergi ve harçların meydana gelmesi halinde bu hususları gerekçe göstererek arsa sahiplerinden bir talepte bulunamaz. 14. Maddede işbu sözleşmede sözleşmenin konusu işlerin ifası için ilgili makamlarca alınacak her türlü, vergi, harç ve giderler yüklenici firmaya ait olacaktır. ibaresi mevcut. Müteahhit firma otopark taahhüdü harcındaki oluşan farkı kat malikinden talep etmekte bu durumda hangi hükümler geçerli olmalıdır. Değerli bilgi ve tecrübelerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum.
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım,
Şahıs müvekkil adına sahte vekaletname düzenliyor. Ardından bu vekaletnamedeki tevkil yetkisini kullanarak ikinci bir kişiye daha vekalet veriyor. Bu kişi müvekkile ait taşınmazları satıyor. Açacağım tapu iptal tescil aksi halde tazminat davasında davalı olarak kimleri göstermeliyim?
1- Son kayıt maliki
2- Sahte vekil
3- Sahte vekilin vekili?
4- Noter(Kimliğin ve fotoğrafın sahte olduğu o kadar belli ki. Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık)
5- Maliye Hazinesi
|
|
|
|
|
Yazan : ozgzog,
Tarih : 06-02-2026 17:04
|
15/09/2025 tarihinde sigorta tahkim komisyonuna belirsiz alacağa ilişkin bir başvuru yaptım. Süresinde, 04/01/2026 tarihinde ıslah dilekçemi gönderdim ve sistemden yönlendirilen harcı yatırdım. Ancak yaklaşık 1 hafta sonra yatırmış olduğum harç iade edilmiş ve tarafıma 2 GÜNLÜK ıslah harcının 1560 tl ye tamamlanması için mail gönderilmiştir. Ardından 2 günün geçmesiyle, ıslah yapılmamış olarak, 100 TL üzerinden dosyada karar verilmiştir.
Öncelikle 2 sorum olacak;
1)Belirsiz alacak talebimden sonra, ıslah etmeidğim ve bilirkişi raporundaki tutarı ek dava açarak alacak davasına konu edebilir miyim? Okuduğum yargıtay kararlarında bunun ancak kısmi davada mümkün olduğunu gördüm.
2)Yargıtay kararlarında 3 günlük bilirkişi ücreti süresini makul bir süre olmadığı nedeniyle hakem kararını iptal etmiş. Bizim olayımızda da ıslah harcının tamalanması için verilen 2 günlük kesin süre makul bir süre değildir. Buradan giderek iptal davası açabilir myim? Bu iptal davasını nerede ve ne kadar süre içerisinde açmam gerekli?
Şimdiden çok teşekkür ederim
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar,
Müvekkil, yüksek cirolu bir lokantaya ortak olmak vaadi ile çalışmaya başlıyor. Lokantayı işleten ltd şirket, müvekkili oyalayarak hiçbir zaman resmi olarak ortaklığa katmıyor. müvekkil ilk zamanlarda kasadan ödeme alıyor. ancak ilerleyen süreçte ödeme de almıyor. bu şekilde yaklaşık 1-1.5 sene geçiriyor. müvekkilin çalıştığına (pozisyon olarak işletme müdürü gibi çalışıyor) o süreçteki tüm çalışanlar tanıklık etmeye hazır. yine tüm süreçte onlarca Whatsaap yazışması var ki bunlar lokantanın mal alımları, işçi giriş çıkışları gibi hususları ltd şirket sahibine ilettiği yazışmaları içeriyor.
sorum şu ki, 1.5 seneye ilişkin bir işçilik alacağı davası açacak olsam ne iş sözleşmesi ne sgk girişi var. ücret talebini piyasa araştırması yapılmasını talep ederek mi talep edeceğim. yine lokanta olduğu için fazla mesai ve haftasonu-bayram tatil çalışmaları da mevcut.
ayrıca başta ortak olmak vaadiyle çalışmaya başladığı için iş mahkemesi görevsizlik verip ticaret mahkemesine gönderir mi uyuşmazlığın ortaklık tespiti gibi bir husus olduğunu belirterek.
ki bizim böyle bir talebimiz yok, ortaklığımızın tespiti gibi.
çalıştığı ve emek verdiği süreye ilişkin bir çalışanmışcasına alacaklarını talep ediyor müvekkil.
teşekkürler
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar, İstanbul'da Ashk mhk. açılan munzam zarar dosyasında görevsizlik kararı verildi. Görevsizlik kararının istinaf edilmesi halinde, BAM'da ortalama ne kadar sürede dosya karara çıkar
|
|
|
|
|
Yazan : yasminly,
Tarih : 04-02-2026 16:16
|
|
Merhabalar, iş davası 2018 yılında açılmış, ilk derece mahkemesince verilen kısmen kabul – kısmen ret kararı sonrasında davacı vekili tarafından ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine karar bozulmuş, dosya yeniden ilk derece mahkemesine dönmüştür. Birkaç duruşmaya girildikten sonra davacı vekili vefat etmiştir. Duruşmaya katılım sağlanamaması nedeniyle dosya karşı taraf talebiyle işlemden kaldırılmıştır. Daha sonra müvekkilin durumu fark etmesi üzerine yeni vekâletname alınarak yargılamaya devam edilmiş, yapılan yargılama neticesinde tekrar kısmen kabul – kısmen ret kararı verilmiş ve bu karar hakkında davalı tarafça yapılan istinaf başvurusu kesin olarak reddedilmiştir. Bu durumda vekalet ücreti açısından vefat eden meslektaşın kazanılmış hakkı bulunmakta mıdır?
|
|
|
|
|
|
|
merhabalar, alacaklı olarak ortaklığın giderilmesi açtık. arabuluculuk sürecinde borçlumuz taşınmazın ortağıydı. dava açmadan önce hissesini aynı taşınmazdaki bir diğer hissedara bağış yoluyla devretmiş.
davayı iik 121.m yetki belgesi ve icra dosyasındaki takyidat raporu ile açtığımız için, borçlunun güncel olarak ortak olmadığını gözden kaçırmış olduk. ancak diğer davalılar taşınmazın güncel ortaklarıdır. Netice olarak biz borçluyu davalı olarak ekleyerek fazladan davalı göstermiş olduk. bu durumda taraf teşkili yanlış sağlandığı için dava usulden ret mi edilir yoksa yalnız borçlu açısından reddedilerek diğer ortaklar açısından devam mı eder?
ayrıca borçlu haczimiz ile birlikte devrettiği için davanın devam etmesinde de herhangi bir sakınca olmadığını düşünmekteyim. Yardımlarınız için teşekkürler
|
|
|
|
|
Yazan : avukat57,
Tarih : 03-02-2026 13:11
|
|
Herkese kolay gelsin, arsa sahibi olan müvekkillerin yaklaşık 4 yıl önce oturma ruhsatlarını aldığı arsa payı inşaat sözleşmesi sonucu yapılan binada yağmur yağması sonucu ortak alan olan sığınak duvarlarından yağmur suyu girerek yoğun su birikimine sebep olmakta. Bu durum müteaahide iletilmiş ancak müteaahhit her seferinde geçici çözümler sunmuş ve günümüze kadar bu sorun çözülememiştir. Müvekkiller sorunun ücretsiz bir şekilde onarılarak kalıcı olarak çözülmesini istiyor. Ancak sığınak ortak olan olduğu için sadece müvekkiller yönünden ücretsiz onarım talepli şekilde dava açılabilir mi, bir de dava sürecinde zamanaşımından dolayı sıkıntı yaşayabilir miyiz?
|
|
|
|
|
Yazan : ardkr71,
Tarih : 02-02-2026 17:06
|
İyi günler çalışmalar meslektaşlarım
Müvekkil beraat etmiş olduğu neticesinde 11 ay boyunca tutuklu kaldı. Bu tutukluluğa binaen maddi ve manevi tazminat için başvuruda bulunmak istiyoruz.
Bilindiği üzere haksız tutuklamaya ilişkin istemler CMK 141-143-144 gereğince artık Tazminat Komisyonundan isteniyor. Komisyona hiç başvuru yapmadım. Sorum ise şu maddi tazminat istemlerinin kısmi reddi halinde bir karşı vekalet ücreti çıkıyor mu? ıslah müessesi burada var mı? Daha önce başvuru yapmış meslektaşlarım dönüş sağlarsa sevinirim iyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
|
|
|
Herkese merhabalar, bir konuda desteklerinizi bekliyorum. Konut kira sözleşmesinin tarafı kiracının vefatı sonrası mirasçıları sözleşmeyi devam ettiriyor ancak kiraları ödemiyor. Muris kiracı adına icra takibi başlattım ve hemen sonra vefat ettiği gerekçesiyle icradan yetki alıp sonrasında da noterden mirasçılık belgesi aldım. Müteveffa kiracının yasal mirasçılarına(3 kişi) kira alacakları için yeni bir icra takibi başlattım. Bir tanesi ödeme emrine basitçe ilişkim ve borcum yok diye itiraz ederek takibi durdurdu(itirazın kaldırılması). Diğer iki mirasçının ise mernis adresi yoktu ve ödeme emirlerini kiralanan eve gönderdim. Ödeme emri bu iki mirasçıya usulsüz şekilde tebliğ oldu(mazbatada sadece borçluların sorulduğu imzası olmayan komşu ismi var, neden evde olmadıkları ve takibin haber verildiği komşu bilgileri yok). Sonrasında takibi bu iki borçlu mirasçı yönünden kesinleştirdim. İkisinin de banka hesapları ve bir tanesinin alacaklı olduğu icra dosyaları var. Bunlara haciz işlemi yapıp takipten haberdar olmalarını ve usulsüz tebligat şikayeti yapmalarını bekleyeceğim. Sonrasında icra hukukta tek dava ile itiraz eden yönünden itirazın kaldırılması ve tahliye, diğer ikisi yönünden temerrüt sebebiyle tahliye davası açacağım. Dava aşamasında bu iki borçlu yönünden usulsüz tebligat gerekçesi ile davanın zarar görmemesi için önerebileceğiniz yöntem var mıdır? Dava aşamasında gelebilecek olası bir usulsüz tebligat gerekçesi ile itiraz eden yönünden takibin devamına ve tahliye, diğer ikisi yönünden ise ret kararı çıkması olası mıdır? Bu konudaki öneri ve yorumlarınız için şimdiden çok teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
|
|
Sayın Meslektaşlarım,
Velayetin değiştirilmesi davası açtık. Dava aşamasında velayet tedbiren müvekkile verildi. Akabinde talep dilekçesi gönderdik. Talep dilekçemizde davalıya ödenen iştirak nafakasının kaldırılmasına ve çocuğun velayeti tedbiren bize verildiği için tedbir nafakası talep ettik. Mahkeme davalının aldığı iştirak nafakasını kaldırdı fakat bizim istediğimiz tedbir nafakasını reddetti. Tedbir nafakasını reddetmesine gerekçe olarak da ; dava dilekçesinde nafaka talebimizin olmamasından kaynaklı olduğunu belirtti. Mahkeme gerekçeli kararında da iştirak nafakası hükmetmedi.
İştirak nafakası velayetin düzenlenmesine yönelik davalarda bu davaların ferisi
niteliğindedir. Bilindiği üzere feri talepler asıl talebin sonucuna bağlıdır. Ayrıca iştirak nafakası, çocuğun
korunmasına yönelik olup kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle dava dilekçesinde iştirak nafakası
talebinde bulunulmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmedilmelidir. (Yargıtay HGK
2017/2444 E. , 2019/51 K.)
Talep dilekçemizde bu üstteki karara dayanmıştık. Şimdi böyle bir durumda dava dilekçesinde olmaması halinde istinaf yoluna mı gitmeliyiz ? Yoksa ayrı olarak iştirak nafakası için dava mı açmalıyım ?
Ayrı olarak dava açarsam ilgili mahkeme velayetin değiştirilmesi davasında bu yönde karar verilmeliydi diyerek hukuki yarar yokluğundan red kararı verebilir mi ?
Tecrübesi olan meslektaşlarımdan yardım rica ediyorum. İyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
|
|
Bize tapu iptal tescil davası açmamız için süre ve yetki verildi. Son tahlilde tapuda 1/10 paylı malik, 9/10 paylı hatalı kayıtlı müteveffa bulunmakta. biz tapu iptal tescil davasında kimi davalı göstermeliyiz?
Şimdiden herkese çok teşekkür ediyorum.
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba. Ceza muhakemesinde sanığın sorgusu yapıldıktan sonra görevsizlik/yetkisizlik/birleştirme kararı verilerek dosya başka ceza mahkemesine gönderildiğinde dosya kendisine gelen mahkeme sanığı tekrar dinlemek ve savunmasını almak zorunda mıdır bu 3 halde de? Teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : measfuyu,
Tarih : 28-01-2026 10:56
|
Meslektaşlarım merhaba, Müvekkil hakkında şikayetçi olundu. Ceza hukuku alanıyla ilgili bir miktar karışık bir olaya dair sorum mevcuttur. Şimdiden teşekkürler.
1-Müvekkil galerici olup, şikayetçilerin 150.000 TL değerindeki eski aracını almış, karşılığında mülkiyeti muhafaza kaydıyla bir Seat marka araç verilmiştir. Bu işlem için müvekkil elden 50.000 TL almış, kalan bakiye için aylık 25.000 TL tutarında taksit planlanmıştır.
2- 3-4 ay sonra şikayetçiler aracı geri getirerek 2018 model Corolla talep etmiştir. Bu değişimle birlikte ek 50.000 TL ödeme öngörülmüş ve aylık taksit tutarı 75.000 TL’ye yükselmiştir. Aracın teslimi yapılmış ancak devrin borç bitiminde gerçekleşmesi kararlaştırılmıştır.
3- Yaklaşık 1-2 ay sonra şikayetçiler bu kez Transporter marka araç istemiş ve teslim almışlardır; bu aşamada da henüz bir devir işlemi yapılmamıştır. Transporter için 470.000 TL eksik bakiye kalmış ve bu tutarın aylık 50.000 TL taksitlerle ödenmesi konusunda anlaşılmıştır.
4-Şikayetçiler 3 ay boyunca ödeme yapmamışlardır. Ayrıca Transporter onlardayken şikayetçiler yaklaşık 160.000 - 170.000 TL tutarında trafik cezası yapmıştır.
5- Şikayetçilerin ilk arabalarını geri istemeleri üzerine taraflar yeniden anlaşmıştır. Müvekkil bu aşamada iki araç vermiştir. Birinin tescili yapılmış, ancak diğerinin satışı şikayetçiler tarafından alınmamıştır.
6-Şikayetçilerin kullanımındaki devri yapılmayan araca trafik cezaları nedeniyle haciz gelmiştir. Şikayetçiler cezaları ödemeyi ve aracı teslim almayı reddetmiştir.
Bu konuyla ilgili taraflar yazılı sözleşme yapmamış, şikayetçilerin ödeme dekontları var, müvekkil yönünden ise 3 adet tanık tüm sürece vakıf.
Bu olayda suç kapsamına girecek bir durum var mıdır ? İspat hukuku bağlamında ne gibi delillerin toplanması talep edilebilir. Şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|