| Kanallar : Lütfen
Seçiniz |
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba meslektaşlarım, Müvekkil üzerinde ipotek olan bir arsa tarla satın alıyor, akabinde banka ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başlıyor, müvekkil tarlanın satılmaması için borcu ödüyor ve dosya kapanıyor. Ancak banka ipoteği kaldırmıyor, ipoteğin fekki davası açmayı düşünüyoruz, bu davada asliye hukuk mahkemesi mi yoksa asliye ticaret mahkemesi mi görevlidir, arabulucuya başvurmak gerekli midir ? iyi çalışmalar dilerim
|
|
|
|
|
|
|
|
Okumadan bir kitap satışı sözleşmesine imza atan kişiye icra yollandı. Satıcı kişi aslında bir satış olmadığını, 15 gün içerisinde herhangi bir işlem yapmazsa tüm işlemlerin iptal olacağını söyleyerek, imza atılmadan önce yalan söylemiştir. İddia ettikleri kitapları da yollamamış bulunuyorlar. Açık olan bir icra dosyası olduğunu da göz önünde bulundurarak gidilmesi gereken en doğru yol nedir?
|
|
|
|
|
|
|
Öncelikle herkesin 2026 yılını kutlarım.
Ceza alanında çalışmayan bir avukat olarak, karşılaştığım bir dosya hakkında siz değerli meslektaşlarımın görüşlerine başvurmak istedim.
Müvekkilim, alkolün etkisi altındayken, evinde ruhsatsız olarak bulundurduğu silah ile balkona çıkarak 4 el havaya ateş etmiştir. Olay üzerine yapılan ihbar sonucunda kolluk kuvvetleri müvekkilin ikametini tespit etmiş, arama kararı alınarak eve girilmiştir.
Arama neticesinde müvekkilin evinde 1 adet Glock marka tabanca ve mutat sayıda mermi ele geçirilmiş, ayrıca olay yerinde 4 adet boş kovan bulunmuştur.
Müvekkil, gerek kolluk ifadesinde gerekse Sulh Ceza Hâkimliği huzurunda; söz konusu ruhsatsız silahın kendisine ait olduğunu, yaklaşık 5 yıl önce tanımadığı bir şahıstan satın aldığını, silahla herhangi bir kişiyi hedef almadan havaya ateş ettiğini beyan etmiştir. Müvekkilin adli sicil kaydı bulunmamaktadır.
Tüm bu hususlara rağmen müvekkil hakkında tutuklama kararı verilmiştir.
Bu aşamada siz değerli meslektaşlara sorularım şunlardır:
Somut olayda, müvekkilin hukuki durumunun;
6136 sayılı Kanun’un 13/1. maddesi kapsamında
“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahları (…) satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”
olarak mı,
yoksa
Aynı Kanun’un 13/3. maddesi kapsamında
“Bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin ev veya işyerinde bulundurulması hâlinde verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır.”
olarak mı değerlendirilir.
Müvekkile isnat edilen iki suç da katalog suç niteliğinde değildir.
TCK m.170 uyarınca genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunun 24.12.2025 tarihinde gelen yargı paketiyle ağırlaştırıldığını biliyorsunuz. Ancak somut olay 19.12.2025 tarihinde gerçekleştiğinden, lehe olan eski hükümlerin uygulanmak zorunda.
Bu çerçevede, balistik raporunun dosyaya girmesinden sonra, müvekkil yönünden tutuklu yargılamayı gerektirir bir durum kalmayacağı, en azından tutukluluğun gözden geçirilmesi aşamasında tahliye kararı verilmesi ihtimalinin yüksek olup olmadığı hususundaki görüşlerinizi rica ederim. Son olarak TCK m.170 genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu, seri muhakemeye tabi bunun için seri muhakeme yapılması zorunlu değil mi?
|
|
|
|
|
|
|
Kolay gelsin
Vefat eden eşine ait dükkan vasıflı daire için
Katılma alacağına mahsuben intifa hakkı tesis talepli dava açacağım.tmk 240
1- emsal davalarda mahkemenin dava konusu taşınmazın aile konutu olduğuna ilişkin tespit davası acmak üzere süre verdiğini gördüm.ayni dava içerisinde hem tespit hem özgülenme ( intifa hakkı tanınması)talepli dava acamazmıyım?
2- tapuda dükkan vasfinda ( eşler vefat öncesi buraya aile konutu olarak kullanmış sağ kalan eş hala bu evde oturuyor.) daire hakkında aile.konutu tespit davasında sorun yaşar mıyım?
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım,
Satış memurluğu ihale günü verdi. Fakat ihale evrak listesinde bilirkişi raporları yüklenmemiştir. Bu durum ihale yönünden problem teşkil eder mi ?
Saygılarımla, iyi çalışmalar
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım,
Ortaklığın giderilmesine konu bir dosyamızda karar verildi. Satış memurluğu ihale günü verdi. Fakat memurluk tarafından dosyadaki kıymet takdir raporu sisteme yüklenmediği görülmektedir. Bu durum ihale yönünden problem teşkil eder mi ?
Saygılarımla, iyi çalışmalar.
|
|
|
|
|
|
|
Açtığımız tapu iptal tescil davasında, dava konusu tapu yargılama sırasında tarafımıza davalı tarafından geri iade edildi, mahkeme konusuz kalan dava hakkında "karar verilmesine yer olmadığına karar verdi" davalıyı davanın açılmasına sebebiyet verdiği için yargılama giderlerine mahkum etti. karar henüz yeni tarihli
İşbu ilamda lehimize takdir edilen Yargılama giderlerini karar kesinleşmeden icraya koyabilir miyim?
Bana göre ilam gayrimenkulun aynına ilişkin değil, görüşlerinize sunuyorum.
|
|
|
|
|
Yazan : Av.OHD,
Tarih : 30-12-2025 15:27
|
Sayın ÜSTADLAR;
Usulsüz tebligat nedeniyle borçlu yan tarafından icra mahkemesine şikayet yapılmış, neticeten süresinde içinde tarafımızca (alacaklı tarafız-şikayet dosyasında davalı yanız) usulen cevap dilekçesi sunulmuş akabinde mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmiş ayrıca aleyhimize yargılama giderlerine hükmedilmiştir.
Dava açılmasına kusurumuz ile sebebiyet vermememiz, davanın konusu ve duruşma açılmadan dosya üzerinden hüküm kurulması nedenleriyle aleyhimize karşı vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi kanımca hukuka uygun değil bu nedenle açıkladığım hususta yeni tarihli bir yargıtay kararı ve tecrübeniz ile desteğinizi talep etmekteyim.
Saygılarımla...
|
|
|
|
|
Yazan : ayseozer,
Tarih : 29-12-2025 22:44
|
|
Merhaba, davacı vekili boşanma davasında ara karar ile çocuğa verilen verilen 2000 tl tedbir nafakası için ilamsız icra ile takip başlattı. Daha sonra boşanma davası bitti ve taraflar istinaf etmedi dosya kesinleşti. Dosyada hükmedilen maddi tazminat, manevi tazminat, 3500 tl iştirak nafakası , ve vekalet ücretini de aynı ilamsız icra dosyasında talep ederek ilama dayalı alacak kalemlerini, tedbir nafakası için açtığı ilamsız icra dosyasından talep etti. Ben de ilama dayalı alacak kalemlerini ilamsız icra dosyasından talep edemeyeceğine yönelik takibin iptali için dava açtım ama reddedildi. Meslektaşlarım yanlış biliyorsam da öğrenmek istiyorum. Davacı vekilinin yaptığının bir dayanağı var mıdır bu şekilde ilamsız takibe ilama dayalı alacak kalemleri ile devam edilebiliyor mu, yardımcı olabilirseniz çok sevinirim
|
|
|
|
|
|
|
MERHABA SAYIN MESLEKTAŞLARIM
Müvekkilim uzun süreli kiralanan bir araç şöförünün trafik kazası sonucunda zarar görmüştür.
Dava açarken zararının teminat altına alınması için bence İhtiyati Tedbir talep edilmeli.Ama bu tedbir talebini neye ve kimden talep edebilirim.
Veya müvekkilimin alacağını teminat altına almak için ne yapabilirim
şimdiden teşekkürler ve iyi günler
|
|
|
|
|
Yazan : öz87,
Tarih : 26-12-2025 23:29
|
Merhaba üstadlar;
Yerel mahkemede kazanmış olduğumuz hukuk davamızda vekalet ücretine hak kazanıldı . Karşı taraf istinafa gitti ve karar aleyhemize geldi. Müvekkil tarafınca azledilmedik ancak yargıtay aşamasında dilekçeyide biz yazmadık açıkça davadan çekilmedik. Müvekkilde başka bir avukata sadece temyiz dilekçesini yazdırdı. Dosya henüz yargıtay da sormak istediğim konu da dava kazanılırsa çıkacak vekalet ücretine kim hak kazanır? Davayı uzunca bir süre takip eden biz mi? Yoksa temyiz dilekçesi yazan ikinci avukat meslektaşım mı? Farklı görüşler olduğu için sizlere sormak istedim.
İkinci sorum ise yerel mahkemede çıkan vekalet ücreti sonrası yargıtayda da vekalet ücreti çıkınca iki vekalet ücreti mi alınır? Yoksa son aşama yargıtayda ki vekalet ücretimi yalnızca alınabilir?
|
|
|
|
|
|
|
|
Merhaba, müvekkil şirketin bir idari kurum ile karşılıklı olduğu bir davada idare lehine vekalet ücretine hükmedildi. Şirket tarafından hükmedilen ödeme yapıldı ancak idari kurumun müşavirliği yapılan ödemelere ilişkin makbuz kesme uygulamalarının olmadığını beyan etti. Başkaca bir açıklamada bulunmadı. Bu uygulama doğru mu ? Hukuki bir dayanağı var mıdır ? Müvekkilim bir şirket olduğu için onlar da yaptıkları ödemelere karşılık bir makbuz talep ediyorlar. Bu konuda ne yapılabilir ?
|
|
|
|
|
|
|
|
Türk Medeni Kanun'da 216.madde de envanter talebinden bahseder, lakin uygulamada envanter talebi nasıl yapılmalı, ihtar yolu ile mi olmalı aile mahkemesinden mi talep edilmeli? yardımcı olabilirseniz çok memnun olurum. Taşrada avukatlık yapmaktayım burada olan hakimlerden yardım istedim en son Ankara'da var olan dosyam sebebi ile Ankara' daki bir hakime danıştım lakin cevap bulamadım. Yardımcı olabilen olur ise çok sevinirim.
|
|
|
|
|
|
|
Saygıdeğer meslektaşlarım;
Müteahhit müvekkilimin yapmış olduğu bir binada açık teraslıdır. Binanın iskanı alınmış açık terasla alakalı olarak ilgili daire sahibi tarafından sonradan imar barışı ile imarı da sağlanmıştır.
Bu açık terasın alt katında bulunan daireyi 2018 yılında satın alan kişi dairede tavandan su sızıntısı olduğunu belirtmiş, müvekkil tarafından 2 kez kendi ustasına 3. Kez de daire sahibinin istediği ustaya masraflarının tamamını karşılamak suretiyle tamirat yaptırmıştır.
Son tamirattan itibaren 3-4 yıl geçmiş olup şu an daire sahibi tarafından tüketici mahkemesinde dava açmak üzere arabuluculuğa başvuru yapılarak 120.000 TL zarar ve çatı yapılması talep edilmektedir.
Sizce zamanaşımı gerçekleşmiş midir?
Tamirat yapılması borç ikrarı anlamına gelir mi?
Borç İkrarı anlamına geliyorsa daire sahibinin seçimlik hakkını kullanmış olması nedeniyle tekrar talepte bulunma hakkı var mıdır?
Yardımcı olacak olan meslektaşlara şimdiden teşekkür ederim.
|
|
|
|
|
Yazan : avukat57,
Tarih : 25-12-2025 15:42
|
|
Merhabalar, bir müvekkilin dijital bir banka üzerinden üvekkilin bilgisi olmadan kişisel verileri kullanılarak kredi çekilmiş ve bu şekilde haksız menfaat sağlanmış. Müvekkil de banka tarafından gönderilen ihtarnameyle bu durumdan haberdar oluyor. Savcılığa konu hakkında suç duyurusunda bulunuldu ancak devam eden süreçte bankanın KREDİ alacağını müvekkilden tahsil etmesini önlemek için savcılık tarafından tedbir vb. bir karar çıkartılabilir mi?
|
|
|
|
|
|
|
Meslektaşlarım merhaba.
Müvekkil bir işletmenin devri için karşı tarafla uzun süren görüşme ve sözleşme hazırlığı sürecine giriyor (ancak sözleşme imzalanmıyor ama elimizde ödeme planına dair taraflarca hazırlanmış ve altında karşı tarafın imzasının yer aldığı el yazılı bir kağıt - müsvette mevcut.). Bu süreçte müvekkil karşı tarafa detaylı bir dekont açıklaması ile 50.000 TL kapora bedeli gönderiyor. Ancak karşı taraf sebepsiz olarak işi bozuyor devir gerçeklemiyor, kapora bedelini iade etmiyor. Bu bedele ilişkin ilamsız icra takibi başlatıldı ve itiraz geldi. İtirazın iptali davası açacağız ancak öncesinde arabuluculuk gerekir mi? Her iki taraf da şahıs ancak kapora konusu şey işyeri devri olduğu için emin olamadım. Ya da direkt olarak sebepsiz zenginleşme davası açılması daha mı uygun olur? Birde ilamsız takibi alacaklı yerleşim yerinde açtık, itirazın iptalinde de para borcu olmasından dolayı alacaklı yerleşim yerinde açmayı düşünüyoruz ancak bir problem yaşanır mı?
|
|
|
|
|
Yazan : akrd61,
Tarih : 25-12-2025 12:30
|
Değerli meslektaşlar
-Aracı 10.6.2024 tarihinde servise bıraktık
-Ayıplı mal ve Zamanında onarılmaması nedeni SATICI ve İTHALATÇI ile misli ile değişim yada bedel iadesi talepli zorunlu ARABULUCULUK başvurumuzu yaptık, ve görüşmeler anlaşamama ile sonuçlandı.24.11.2025
- Yani Araç 10.6.2024 tarihinden beri serviste, servis kaydı ve ithalatçı ile yapılan yazışmalar ile sabit.
- Henüz davamızı açmadık, açma arifesindeyiz
Bugün elimize SATICI tarafından ihtarname yollandı “aracınız süresinde onarıldı, 2 gün İçinde teslim alınız, aksi halde zamanında onarılan araçınız ile ilgili her hangi bir hukuki sorumluluk kabul etmiyoruz”
diye
Ortada ARABULUCULUK TALEBİ , GÖRÜŞMELERİ, ANLAŞAMAMA TUTATANAĞI varken ve bu ihtarnamenin davamıza her hangi bir etkisini olacağını düşünmüyoruz ancak her hangi bir cevap göndermeye lüzum olup olmadığı hususunu sormak istedim?
Kolay gelsin…
|
|
|
|
|
|
|
Merhabalar. Hukuk camiasında yeniyim ;Türk Hukuk Sitesi camiasında ise çok daha yeniyim ( ilk konum )
Staj sürecimi verimli tamamlamak ve meslek haysiyet, onur ve şerefine yakışır bir insan, hukukçu, avukat olmak amacıyla hukuki bilgimi arttırmak için farklı çalışma planları oluşturdum. İşe başlamak kadar doğru metod ile planlanmış işe başlamak da önemli. Bu sebeple her iki çalışma planım arasında hangisine karar vermem gerekir bu hususta değerli sizlerden yorumunuzu rica ediyorum. Planlarım şu şekilde:
1) Günde hafta içleri 4 hafta sonları 7 saat bilimsel ders kitaplarını okumak. Her bir alan nezdinde ( icra, miras gibi temel alanlar ) klasik doktrin eserlerinden 3 tanesini bitirmek.
2) Doktrine fazla odaklanmak yerine içtihat okumasına ve günlük pratiğe ağırlık vermek. Yoğun ofis bürosuna tenefüs edip oradaki pratik üzerinden deneyim kazanmak. Ayrıca doktrin okumalarını sistematik yapmak yerine karşılaştığım kavramlar üzerine spesifik olarak yapmak. Asıl odağı içtihat ve pratiğe yaymak.
Şimdiden Teşekkürler.
|
|
|
|
|
|
|
|
Sayın meslektaşlarım, borçlunun usulsüz tebligat iddiasıyla başvurduğu şikayet yolunda mahkemece verilen geçici tedbiren durmuş olan bir takipte, daha evvel konulan hacizler düşer mi yenilemek gerekir mi? Ben her halükarda yenileme talebinde bulundum müdürlük ise durdurulmuş takipte işlem yapılamayacağından dolayı talebimi reddetti. Bu karar hukuken uygun mu yoksa şikayet yoluna gitmeli miyim ? Teşekkür ederim
|
|
|
|
|
|
|
Herkese merhabalar, işin içinden çıkamadığım bir konu mevcut.
Müvekkil 10 ay çalışıyor sonra istifa dilekçesi yazdırılıyor. İşten çıkartılıp 6 gün sonra geri işe alınıyor. Biz fazla mesai ve ubgt'ye dayalı haklı fesih yapmıştık, raporda ilk 10 aylık döneme ilişkin fazla mesai ve ubgt çıktı.
Bu durumda ilk dönemde çıkan fazla mesai ve ubgt tüm dönemler için haklı fesih sebebi sayılır mı? Yoksa ilk dönem istifa olduğu için bu alacaklar artık ikinci dönem bakımından haklı fesih sayılamaz mı? İstifa ile ilgili herhangi bir irade fesadı iddiamız bulunmamakta.
Hiçbir karar vs. bulamadım, görüşlerinizi bekliyorum.
|
|
|
|