Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yanıt Bekleyen Hukukçu Meslektaşların Soruları
Kanallar : Lütfen Seçiniz

Hukuk Haberleri :
Haber Ekleyin

Yazan : Av. Fuat TEZCAN, Tarih : Bugün 11:16
Meslektaşlarım merhabalar, açtığımız işe iade davasında işçinin işe iadesine karar verildi ve bu karar istinaftan geçerek kesinleşti. Bunun ardından istinaf ilamı tebliğ edildi ama kesinleşme şerhi tebliğ edilmedi, sadece dosyaya eklemişler. Kesinleşme şerhinin tebliğ edilmemesi 10 günlük başvuru süresini etkiler mi? Kesinleşme şerhi dosya var fakat taraflara tebliğ edilmedi, bu durumda başvuru yaparsak 10 günlük süre başlamadan başvuru yaptığımızdan reddi söz konusu olur mu? Taraflara kesinleşme şerhini ayrıca tebliğ ettirmek gerekir mi? Eğer bu sorunun cevabı evetse ve kesinleşme şerhinin taraflara tebliği gerekiyorsa bu 10 günlük başvuru süresi yeni tebliğden mi başlar?

Bir de sayın meslektaşlarım; söz konusu 10 gün içerisinde yapılması gereken bu başvuruda hem asıl işveren hem alt işveren varsa ikisine birden mi noterden ihtar göndermemiz gerekiyor? Yoksa sadece alt işverene başvuru yapılması yeterli mi? (Yerel mahkeme gerekçesinde alt işveren nezdinde işe iadesine demiş)

İlginize şimdiden teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :10, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : avccyilmaz, Tarih : 10-01-2026 22:49
Merhabalar.
Tapuya güven ilkesine dayalı tazminat davalarında tamamlama harcı ile ilgili bir konuda fikirlerinize ihtiyaç duyuyorum.
Müvekkil mühendis ve kazancı iyi. Büyük bir yatırım yaparak 100 dönümü aşkın bir tarla satın alıyor ancak bu taşınmaz orman sınırları içerisinde bırakılarak müvekkil mağdur ediliyor. İdare hiçbir şekilde harekete geçmediği için de tarafımızca tapuya güven ilkesi nedeniyle tazminat davası açılıyor. Bu konu kamulaştırmasız el atma davası olarak görülürken güncel davalarda tapuya güven ilkesi nedeniyle tazminat davası olarak görülüyor. Bu konuda bir tereddüt yok. Sorunumuz ise şurda başlıyor.
Değer belirlendi ve müvekkilin 1 milyona yakın tamamlama harcı yatırması gerekiyor. Müvekkilim üzerine ev araba var ancak zaten ciddi yatırım yaptığı taşınmaz haksız şekilde elinden aldığı için maddi olarak daha da yıpratılmasinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı düşüncesindeyim. Bu konuyu araştırdığımda 2 çözüm yolu olabileceği kanaatindeyim
1- Kamulaştırmasız el atma davalarında maktu harç uygulanıyor. Kıyasen bu davada da harcın maktu olması gerektiğini savunabilir miyiz?
2- Müvekkil her ne kadar varlıklı da olsa harç tamamlaması için arabasını vs satması beklenemeyeceği için ve bu kamulaştırma davası yollara başvurmayarak davanın açılmasına sebebiyet veren de İdare olduğu için tamamlama harcı yönünden adli yardım talep edebilir miyiz?

İdareler, vatandaşın ciddi yatırım yaparak satın aldığı taşınmazlara el atıp kamulaştırma davaları da acmamaları nedeniyle büyük mağduriyetlere sebep oluyor. Bu nedenle bu konuda bir aksiyon alınana kadar biz ne gibi bir hukuki yol izleyebiliriz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :259, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Adalet1903, Tarih : 09-01-2026 15:19
Merhaba sayın meslektaşlarım
müvekkillerimin vefat eden babalarıyla kiracıları arasında bir kira sözleşmesi düzenlenmiş ancak kira sözleşmesinin başlangıç tarihi sözleşmeden belli olmuyor. Kira ü ücretinin ödeneceğinin belirtilen hesaplara da baktığımda bu tarihi net olarak çıkaramıyoruz. Çünkü kiracı ilk olarak 2016 yılının temmuz ayında banka yoluyla kira ücretini göndermiş. Kiracı bütün su elektrik ve doğalgaz aboneliklerini 11.01.2016 tarihinde üzerine almış. Bu durumda açacağımız kira tespit davasında kira sözleşmesinin başlangıç tarihi olarak bu tarihi belirtsek ve kiracı bu duruma itiraz etmese acaba mahkeme bunu nasıl değerlendirir. sözleşmede kira artış oranı bulunması nedeniyle bugün açacağımız dava da 11.01.2025 tarihinden itirbaren yeni kira ücretinin tespitini talep edeceğiz.

Değerli görüşleriniz için şimdiden teşekkür ederim
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :448, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : norrinradd, Tarih : 08-01-2026 16:34
Merhaba herkese. Tahliye taahhütnamesine dayalı örnek 14 icra takibi başlattık ve kiracı imzaya itiraz edince itirazın iptali davası açtık. Mahkeme ön incelemede davalı kiracıya mahkeme huzurunda imza örneği vermesi aksi takdirde imza inkarından vazgeçmiş sayılacağı ihtaratlı süre verdi ve davalı kiracı süresinde imza örneği vermediği için bu husus kesinleşti ancak davalı süreyi kaçırdığını fark edince bu sefer sırf imza incelemesi yaptırıp hukuk mahkemesine bu dosya gelebilsin diye savcılığa sahtecilikten suç duyurusunda bulundu ve bunun bekletici mesele yapılmasını istedi, açık bir iftira attı davacı müvekkile yani müvekkil bu konuda iftira hakkını kullanacak zaten. Hukuk mahkemesinden imza inkarından vazgeçmiş bir davalının aynı hususta savcılığa sahtecilikten suç duyurusu hukuk mahkemesinde artık bekletici mesele yapılabilir mi ki? Zaten savcılık dosyasında şüpheli görünen müvekkilin sahtecilik yapmadığı bilirkişi raporuyla ortaya çıkacak müvekkilin el ürünü olmadığı ortaya çıkacak, davalı kiracının el ürünü mü değil mi diye araştırılmayacak çünkü sadece şüpheli gözüken müvekkil sahtecilik yaptı mı yapmadı mı diye imza incelemesi yapılacak (iftiradan suç duyurusunda bulunacak sonra da müvekkil gerçek ortaya çıkınca). Bu konuda emsal veya bilgisi olan var mı? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :607, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Matrix, Tarih : 08-01-2026 16:08
Merhaba.... 2021 Yılındaki 7343 Sayılı kanun ile İİK. 115. maddesi tamamen değişmiştir. 115/5 mad. göre ; " Satış talebi teklif verme başladıktan sonra geri alınamaz. Teklif verme süresinin bitimine kadar borcun tamamen ödenmesi halinde satış durdurulur. " hükmünü havidir.
Peki; Ortaklığın Giderilmesine ilişkin İHALE AŞAMASINDA ;tüm taraflarının ihale başladıktan sonra ( teklif verildikten fakat ihale bitmeden evvel ) VAZGEÇMESİ HALİNDE satış düşürülecek midir ?
Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :597, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : measfuyu, Tarih : 08-01-2026 11:24
Meslektaşlarım merhaba,

Bir asliye ticaret dosyasında avukatın hem iki kefilin hem de asıl alacaklının vekilliği yapması noktasında menfaat çatışması durumunu sormak istedim. Tarafların birbirlerine yönelik aksi bir talepleri bulunmuyor. Burada menfaat çatışması durumunu nasıl değerlendirirsiniz. Emsal bir karar bilginiz mevcut mudur ? Şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :612, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Berfin, Tarih : 06-01-2026 17:20
Sayın meslektaşlarım öncelikle herkese iyi çalışmalar dilerim.
Müvekkillerime miras yolu ile geçen bir işyerine ilişkin kira alacağı sebebi ile örnek13 icra takibi başlatmış bulunmaktayım. Ve fakat aşağıda belirteceğim üzere bazı sorularım bulunmaktadır. Şimdiden herkese teşekkür ederim.

1-Başlatmış olduğum icra takibinde 1/7'yi ayrıntılı şekilde doldurdum (Sözleşme bilgileri, taşınmaz adresi vs.) ve fakat ayrıca 1/8'e(..borcun sebebi)kısmına herhangi bir şey yazmadım. Yarın dava açtığım zaman borcun sebebi belirtilmemiştir diye açacağım davada veyahut başkaca bir problem olur mu?

2-1/9'a haciz ve tahliye yolu olarak belirttim fakat 1/7'de ayrıca bu husustan bahsetmedim. Bu durum problem yaratır mı?

3-Söz konusu sözleşme 2013 yılına ait. O zamanki adresle mevcutta ki adres farklı(büyükşehire geçme vb.durumlardan ötürü) ben hem sözleşmede ki adresi hem de zabıtada bulunan işyeri ruhsat güncel adresini yazdım. Tahliye davasında bu durum sıkıntı yaratır mı?

Şimdiden herkese teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :876, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Mert Bayram, Tarih : 06-01-2026 16:21
Merhabalar meslektaşlarım,
İdare Mahkemesi nezdinde açtığımız destekten yoksun kalma talepli tam yargı davamız tam kabul ile sonuçlandı ve idare tarafından alacağımız ödendi. Akabinde Bölge İdare Mahkemesi tarafından İYUK m.15/1-a uyarınca tekrar istinaf yolu açık olmak üzere görevsizlik kararı verilmiştir. İncelediğim yargıtay kararlarında HUMK hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağı, kesin kararın tebliğine müteakip 10 gün içerisinde doğru yargı yerinde dava açılması gerektiği, açılacak davanın ilk davanın devamı niteliğinde olduğu belirtilmiştir.

Bu kapsamda ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyi, kesinleştikten sonra adli yargıda dava açmayı düşünüyorum. Fakat bu arada müvekkilim vefat etti. İşler iyice sarpa sardı, anlamadığım çok husus mevcut. Talep destekten yoksun kalma fakat talep ettiğim kişi vefat etti. Bu alacağı mirasçılar yoluyla hala talep etme şansım var mı? Ben davayı ıslah etmiştim. Yeni açacağım dava da ıslah edilen tutar üzerinden mi harçlanacak, ödediğim harçlar ne olacak, alacağımın zamanaşımına uğrama durumu var mı, idare yaptığı ödemeyi ne zaman geri isteyebilir? Bu süreci deneyimlemiş meslektaşlardan yardım istiyorum. Teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :881, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Marangoz Hatası, Tarih : 06-01-2026 10:50
Kıymetli meslektaşlarım merhaba. Elimde özeti şu şekilde olan bir olay mevcut.

2008 tarihli vasiyetname ile davacı ve davalıların murisi kendi adına kayıtlı taşınmazlar bakımından belirli mal bırakma vasiyetinde bulunmuştur. Murisin ölümü sonrası vasiyetnamenin açılması üzerine davacı davalılara karşı vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis ve davalılardan A’nın muristen aldığı vekâlete dayalı yaptığı satışlardan doğan bedelden miras hissesine düşen kısmın kendisine verilmesi, olmadığı takdirde tenkisi yönünde talepte bulunmuştur.

Yerel mahkemece vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan alacak dâvası tefrik edilmiş ve tefrik edilen dâva vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemli dâva yönünden bekletici mesele kabul edilmiştir.

Yerel mahkemece vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan alacak dâvası bakımından kısmen kabul ile davalı A'nın davacıya bir miktar para ödemesine hükmedilmiştir.

Derece mahkemesinin kararı BAM tarafından “(…) dava konusu taşınmazların miras bırakan M tarafından vasiyetnameye konu edildiği ve bu vasiyetnamenin iptaline ilişkin olarak ve Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılmıştır. Vasiyetnamenin iptaline yönelik verilebilecek bir kararın taşınmazların mülkiyet durumlarını doğrudan etkileyeceği açıktır. Bu durumda mahkemece ilgili dava dosyasının karara bağlanıp bağlanmadığı, karara bağlanmış ise kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeli, dava kesin olarak sonuçlanmamış ise işbu bu dava yönünden HMK’nun 165/1. maddesi uyarınca bekletici mesele yapılıp sonucu beklenildikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken (…)” şeklindeki gerekçe ile kaldırılmıştır.

Şahsi kanaatim şu şekilde:

Tenkis saklı paylı mirasçılar bakımından saklı paylarının ihlâl edilmesi sebebiyle tenkisi kabil kazandırmaların saklı payı ihlâl etmeyecek düzeye indirilmesidir. Saklı payın ihlâlinden bahsedebilmek için öncelikle murisin fiktif terekesi tespit olunarak tasarruf nisabı belirlenmeli ve buna göre belirleme yapılmalıdır.

BAM kararındaki vasiyetnamenin iptalinin mülkiyet durumunu değiştireceği yönündeki tespite şüpheyle yaklaşılmalıdır. Zira vasiyetname ile doğrudan mülkiyetin geçmesi söz konusu olmayacağı gibi vasiyetnamenin iptali ancak vasiyetnamenin tenfizi ile gerçekleşen mülkiyet devirlerine etki edebilir. Dâva konusu olayda vasiyetnameye konu 18 adet taşınmazın 14’ü hâlâ terekede yer almaktadır. Kalan 4 adet taşınmaz ise murisin ölümünden evvel başkalarına devredilmiş olup vasiyetnamenin tenfizi kapsamında bir mülkiyet devri olmamıştır. O hâlde vasiyetnamenin iptali ancak vasiyet alacaklarının alacak hakkına etki edebilecektir. Görüldüğü üzere BAM kararındaki mülkiyet durumunun etkileneceğine yönelik gerekçe isabetli değildir.

Davacının talep ettiği alacak hakkının murisin terekesinden kaynaklandığı açıktır. Davacının vekâlet görevinin kötüye kullanılması dâvası neticesinde elde edeceği alacak mirastan aldığı bir değer olup bu kısmın saklı payının zedelenip zedelenmediğine yönelik incelemede gözetilmesi gerektiği açıktır. Tenkis için mutlak surette saklı payın zedelenmesi gerekmekte olup örneğin söz konusu alacak gözetilerek yapılacak hesapta davacının saklı payını karşılar şekilde bir alacak elde ettiği anlaşılırsa artık tenkise yönelik talepte bulunması mümkün olmayacaktır. Bu sebeple öncelikle bu dâvanın neticelenmesi ve buna göre işlem yapılması gerekirken tam tersinin yapılması gerektiği iddiası doğru değildir.

Sizlerin de fikirlerini almak isterim. Önce ÖBT iptal ve tenkis talebi mi incelenmeli? Bana çok isabetli gelmiyor bu durum. Benzer karar da bulamadım. Muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil bakımından karar mevcut, tenkisten önce iptal ve tescil incelenmeli diyor Yargıtay, bu durum da esasen çok farklı değil.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :929, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : milatsu, Tarih : 05-01-2026 20:05
Sevgili meslektaşlarım, hepimize işlerin kolaylaştığı bol kazançlı bir 2026 diliyorum
Bir hususta tecrübelerinize ihtiyacım var.
Müvekkilin alacağına istinaden borçlunun alacaklı olduğu dosyaya haciz koyduk.
Dosyada haciz konan taşınır ve taşınmazların satışını talep edebilirmiyiz. Önce yetki mi istemeliyiz icra mahkemesinden. Daha önce yapmadığım bir işlem, aşamalar hakkında bilgilendirirseniz çok sevinirim. Teşekkürler şimdiden.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :966, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : av.batuhankarabicak, Tarih : 05-01-2026 16:54
Merhaba, cmk dan atandığım dosyada sanık lehine hükmedilen beraat vekalet ücretinin tahsili için icra takibi yoluna başvurdum fakat tahsil edilen cmk görevlendirme ücretini düşerek icra takibi başlatmak gerekiyormuş bunu sonradan öğrendim, bunun düzeltilmesi hangi yolla olur miktarın düzeltilmesi için ilgili icra dairesine nasıl bir dilekçe ile başvurmalıyım? Teşekkürler.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1015, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Zkorgluu144, Tarih : 05-01-2026 16:45
Meslektaşlarım merhaba daha önce de forumda bu konunun tartışmaya açıldığını görmüştüm ama yine de sormak isterim. Yakın bir tarihte ceza infaz kurumuna girişim sırasında cebimde günlük kullanım için bulundurduğum Bluetooth kulaklığımı unuttum. Hemen orada hakkımda tutanak tanzim edildi. Sizce bu olay sonucunda ne olur? Adalet bakanlığı bu tarz dosyalar için soruşturma izni veriyor mu? Benzer durumu yaşayan meslektaşım varsa cevaplandirmasi beni çok mutlu edecek çünkü aşırı stres altındayim bu konudan kaynaklı
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :984, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Müptedi Avukat, Tarih : 05-01-2026 14:51
Merhabalar. Ceza yargılamasında yasal temsilcinin kanun yoluna başvurma süresi ne zaman başlar ? Süre gerekçeli kararın sanığa tebliği ile başlar mı yoksa yasal temsilciye ayrıca tebligat çıkarılması gerekir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :969, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.melke, Tarih : 05-01-2026 11:50
Herkese merhaba, müvekkilin aracının üstüne medaşın elektrik direği devriliyor. Böyle bir durumda nasıl bir hukuki yol izleyebiliriz?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :992, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av.duygusimsek, Tarih : 04-01-2026 11:36
Merhabalar, bir ortaklığın giderilmesi davası açacağım. Babalarından miras kalan taşınmazı olan 5 kardeş var. Bunlardan 3 ü benim müvekkillerim ve taşınmazın satılmasını istiyorlar. Diğer iki kardeşten birisi yakın zamanda payını eşine devretmiş. (Bu durumda miras ortaklığı da son bulmuş oluyor sanırım?) Buradaki asıl ve daha büyük sorun şu. Mirasçıların satılarak ortaklığın giderilmesini istediği taşınmaz belediye tarafından tevhit edilerek mahalledeki diğer bütün taşınmazlar ile birleştirilmiş. Yani tapuda bizim davamızın konusu olacak taşınmaz için oluşturulan parselde neredeyse 100 tane taşınmaz ve bunların paydaşları var. Ortaklığın giderilmesi için bütün bu taşınmazların sahiplerine (yani tapuda paydaş görünen herkese) dava açmam mı gerekecek? (Ki öncesinde arabuluculuk yapılacak, belki de tapuda paydaş görünenlerden ölenler ve henüz mirasçılarının intikal yaptırmadığı için görünmeyenler de olacak) Bu durumda aynı parselde olan bütün taşınmazlar satılacak mı? Yoksa sadece müvekkillerim ve kardeşlerinin kendi aralarında hissedar oldukları taşınmaz mı satılacak?

Bunun haricinde aynı taşınmaz için taşınmazı kullanmakta olan iki kardeşe ecrimisil davası açmayı düşünüyoruz ancak kardeşlerden birisi yukarıda bahsettiğim üzere payını çok yakın zamanda eşine devretmiş. Bununla ilgili nasıl bir yol izleyebilirim?

İşin içinden çıkamıyoruz, yardımlarınızı bekler şimdiden teşekkür ederiz.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1137, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Av. Kadir ŞİMŞEK, Tarih : 03-01-2026 20:21
Merhaba meslektaşlarım,

Müvekkil aracıyla birlikte İdo'ya biniyor. Daha sonra dalga müvekkilin aracına vurup araçta büyük bir hasar meydana getiriyor. Müvekkilin telefonu da bozulduğundan fotoğraf çekemeyip, tutanakta tutmamış. Kamera kayıtlarının alınabilmesi için delil tespitine başvuracağım.
Bundan sonra İdo'nun sigortacısına mı yoksa direkt arabuluculuk ve dava yoluna mı başvurmam lazım?

Görüş ve önerileriniz şimdiden teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1235, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : sebastian, Tarih : 03-01-2026 11:52
Merhaba meslektaşlarım;

Tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlattığımız icra takibine, kiracı tarafından imzaya itiraz edilmesi üzerine, Sulh Hukuk Mahkemesinde, itirazın iptaline, takibin devamına, tahliyeye karar verilmesini talep ettim. Mahkeme tarafından, takibin devamına, tahliyeye ve tarafımıza vekalet ücreti ödenmesine karar verildi.
Kararı icra takibine sundum ancak icra müdürlüğü, hem tahliye hem de vekalet ücreti yönünden mehil verildiğinden ve takibin tehiri icra kararı ile durdurulduğundan, dosyaya yatan ilam vekalet ücretinin tarafıma ödenmesi talebimi red etti.

İcra Müdürlüğü, sadece tahliye yönünden tehiri icra kararı getirmek üzere mehil vermesi gerekmezmiydi?, Alınan tehiri icra kararı ve mehil vesikası, İlam vekalet ücretinin ödenmesini de durdurur mu?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1277, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Annalise, Tarih : 03-01-2026 00:02
Merbaha Sayın Meslektaşlarım,
Müteahhitin sözleşmede belirlenen sürede inşaatı bitirmemesi ve daireleri teslim etmemesi sebebiyle kira geliri kaybı için dava açacağım ancak meslekte yeni olmam sebebiyle bir husustan emin olamadım. Sözleşmede ruhsat alındıktan sonra başlayan süre için benzer davalar var fakat müteahhit yapı ruhsatını bina yıkıldıktan çok sonra almış. Sürenin asıl önemli kısmı yapının yıkılması ve yapı ruhsatının alınması arasındaki zaman dilimi ancak bununla ilgili Yargıtay kararı bulamadım. Merak ettiğim husus yapının yıkılması ve yapı ruhsatının alınması arasındaki zaman için tazminat talep edilebilir mi?
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1338, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : denizizm, Tarih : 02-01-2026 19:16
Merhabalar acilmis ise iade davasinda ilk derece mahkemesi feshin gecersizligine ise iadeye boşta geçen süre ve diğer haklar ile ise baslatmama tazminatını hükmetti işçi istinaf aşamasında vefat etti istinaf kararı onadı. Bu durumda mirasçılara kıdem tazminatı ve ilamda hukmolunan boşta geçen süre ücreti ve diger haklar ödenir mi tesekkurler
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1336, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]

Yazan : Brise, Tarih : 02-01-2026 00:35
Herkese merhaba
Kiralanan araç ile kaza yapıldı. Bunun neticesinde araç tamir bedeli, değer kaybı ve ticari kazanç kaybı gibi alacaklar için icra takibi başlatılmış.(Kazada kusurumuz yok ancak takip kesinleşti) Menfi tespit davası açacağım ancak görevli mahkeme konusunda kararsız kaldım. Kira ilişkisinden kaynaklandığı için Sulh Hukuk mahkemeleri mi görevli? Şimdiden yanıtlarınız için teşekkür ederim.
[Konunun Forumdaki Yeri]  Okuyucu :1403, Yanıtlar : 0   [Yanıtlayın]


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05108309 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.