Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Temyİz Etmemeden Sorumluluk

Yanıt
Old 25-05-2012, 08:20   #1
avismailhdr

 
Mutsuz Temyİz Etmemeden Sorumluluk

Sorum şu :

Bir tazminat davasında müştereken müteselsilen sorumlu davalıların bir kısmı kararı temyiz ediyor bir kısmı ise temyiz etmiyor. Temyiz edenlerin kararı bozuluyor. Temyiz etmeyenler bozmadan önceki borçtan kendi sorumlulukları nisbetinde mi sorumlular yoksa tamamından mı sorumlu olurlar ?

Örnek: borçlular yerel mahkeme kararına göre A=10 tl B=10 tl C=10 tl ödemesi gerekirken temyiz eden A ve B temyiz sonunda A=7 tl B=7 tl olarak hüküm kesiliyor. C'nin sorumluluğu 10 tl mu yoksa 16 tl mi ?
Old 25-05-2012, 08:27   #2
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avismailhdr
Sorum şu :

Bir tazminat davasında müştereken müteselsilen sorumlu davalıların bir kısmı kararı temyiz ediyor bir kısmı ise temyiz etmiyor. Temyiz edenlerin kararı bozuluyor. Temyiz etmeyenler bozmadan önceki borçtan kendi sorumlulukları nisbetinde mi sorumlular yoksa tamamından mı sorumlu olurlar ?

Örnek: borçlular yerel mahkeme kararına göre A=10 tl B=10 tl C=10 tl ödemesi gerekirken temyiz eden A ve B temyiz sonunda A=7 tl B=7 tl olarak hüküm kesiliyor. C'nin sorumluluğu 10 tl mu yoksa 16 tl mi ?

Temyiz etmeyen davalılar yönünden hüküm bozmadan önceki şekli ile yani Mahkeme kararında hükmedilen tutar üzerinden kesinleşmiştir. C'nin sorumluluğu 10 TL'dir.
Old 25-05-2012, 08:36   #3
avismailhdr

 
Varsayılan

yerel mahkeme borçluları müştereken müteselsilen sorumlu tutmuş (tabi herkes kusuru oranında) yine de söylediğiniz gibi mi olur sayın özfn_34
Old 25-05-2012, 08:45   #4
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avismailhdr
yerel mahkeme borçluları müştereken müteselsilen sorumlu tutmuş (tabi herkes kusuru oranında) yine de söylediğiniz gibi mi olur sayın özfn_34

Elbette, söylediğimin daha ikna edici olması bakımından:

Yargıtay
1. Hukuk Dairesi
Esas : 2009/5627
Karar : 2009/6479
Tarih : 08.06.2009

...
Ancak, davalı-karşı davacıların açtıkları meni müdahale ve yıkım ile temliken tescil istemli davanın reddine ilişkin olarak 17.10.2007 tarihinde verilen ilk hüküm davalı-karşı davacılar tarafından temyiz edilmemiştir. Bu nedenle karşı davanın reddine dair verilen hüküm kesinleşmiş ve davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur.
Hal böyle iken mahkemece bozma kararına uyularak tamamlanan yargılama sonunda karşı davalarının reddine ilişkin olarak verilen ilk hükmü temyiz etmeyen davalı-karşı davacıların davasının bu kez kabulüne dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır."
Old 25-05-2012, 08:53   #5
avismailhdr

 
Varsayılan

Teşekkür ederim ama yine de ikna olamadım bu karardan çünkü benim anlayamadığım temyiz etmeyen müştereken müteselsilen sorumlu borçu temyizden önceki karardan kendi nisbetine düşen orandan mı sorumlu oluyor yoksa temyiz etmediği için azalan miktardan kendisi mi sorumlu oluyor ?
Old 25-05-2012, 09:10   #6
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avismailhdr
Teşekkür ederim ama yine de ikna olamadım bu karardan çünkü benim anlayamadığım temyiz etmeyen müştereken müteselsilen sorumlu borçu temyizden önceki karardan kendi nisbetine düşen orandan mı sorumlu oluyor yoksa temyiz etmediği için azalan miktardan kendisi mi sorumlu oluyor ?

Davalının temyiz etmediği için azalan miktardan sorumlu olması demek, hakkında bilgi sahibi olmadığı dolayısıyla bu durumu bilmiş olsaydı belki de kararı temyiz edeceği halde bu hakkın elinden alınması anlamına gelecekti ki böyle birşey mümkün değil.

Davalı sadece ilk kararda hakkında hükmedilen tutardan sorumludur.(emin olabilirsiniz )
Old 25-05-2012, 16:21   #7
yılmazkan

 
Varsayılan

Arta kalan 6 TL zararı kim karşılayacak? Yargıtay alacağın miktarı konusunda mahkemenin hükmediğinden az olması gerektiği yönünde karar vermiş herhalde :-). Yoksa hesabı ben mi yanlış yapıyorum
Old 25-05-2012, 16:30   #8
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan yılmazkan
Arta kalan 6 TL zararı kim karşılayacak? Yargıtay alacağın miktarı konusunda mahkemenin hükmediğinden az olması gerektiği yönünde karar vermiş herhalde :-). Yoksa hesabı ben mi yanlış yapıyorum
Alıntı:
borçlular yerel mahkeme kararına göre A=10 tl B=10 tl C=10 tl ödemesi gerekirken temyiz eden A ve B temyiz sonunda A=7 tl B=7 tl olarak hüküm kesiliyor. C'nin sorumluluğu 10 tl mu yoksa 16 tl mi ?

Hayır, hesabınızda bir yanlışlık yok, arada 6TL'lik bir açık var. Fakat bu açığın, hakkında karar kesinleşmiş olan davalılardan tahsili gerektiğini söylemiyorsunuz değil mi?
Old 25-05-2012, 16:35   #9
yılmazkan

 
Varsayılan

Hayır öyle söylemiyorum. C hakkında kesinleşen miktar 10 TL. C 'den daha fazlası bu aşamada istenemez. Bu durumda zarar konusunda bir hata var.
Old 25-05-2012, 17:20   #10
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avismailhdr
Sorum şu :

Bir tazminat davasında müştereken müteselsilen sorumlu davalıların bir kısmı kararı temyiz ediyor bir kısmı ise temyiz etmiyor. Temyiz edenlerin kararı bozuluyor. Temyiz etmeyenler bozmadan önceki borçtan kendi sorumlulukları nisbetinde mi sorumlular yoksa tamamından mı sorumlu olurlar ?

Örnek: borçlular yerel mahkeme kararına göre A=10 tl B=10 tl C=10 tl ödemesi gerekirken temyiz eden A ve B temyiz sonunda A=7 tl B=7 tl olarak hüküm kesiliyor. C'nin sorumluluğu 10 tl mu yoksa 16 tl mi ?

Davalılar, müteselsil olarak sorumlu ise hüküm 30 TL tesis edilmişse, borçluların sorumlu oldukları miktarlar;

A=30 TL
B=30 TL
C=30 TL Sorumlulukları vardır.

Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla alacak 90 TL değil, 30 TL olduğunu hatırlatırım.

Müteselsil borçta, borçlular aynı alacaklıya karşı aynı hukuki sebepten borçlanmıştır. Borçluların sorumlulukları birbirlerinden ayrı ancak her bir borçlu borcun tamamından sorumludur.

A ve B temyiz etti C temyiz etmedi ise, C için karar kesinleşmiştir. C'nin sorumlu olacağı borç 30 TL 'dir

Bozma kararı temyiz edenleri etkileyeceğinden, diyelim ki borç 30 değilde 20 TL olarak 2. bir hüküm tesis edildi. Bu durumda;

A = 20
B = 20
C= 30

tekraren; borç toplamı 80 değil; A ve B için 20 TL, C için 30 TL

Diyelim ki, A 20 TL ödedi, A için borç son bulur ancak alacaklı dilerse B ve C'ye 10 TL için gidebilir. A şartları varsa B ve C'ye fazla ödediği kısmı için rücu edebilir. B nasıl olsa 20 TL aldın benim sorumlu olduğum 20 TL borcum ödendi diyemez Zira B, C'nin 30 TL borcundan 20 TL'lik kısma kadar sorumludur.

Diyelim ki, A 10 TL verdi, B ve C hiç vermedi, bu noktada alacaklı A'dan 10 TL B ve C'den 20 TL isteyebilir.

Diyelim ki, C 20 TL ödedi, A ve B hiç ödemedi. Bu durumda alacaklı A ve B'nin sorumlu olduğu 20 TL'yi aldığını varsayarak A ve B'ye gitmeme gibi bir sorun oluşmaz. Zira alacaklı isterse 10 TL için bu noktada 3 borçluya da gidebilir...

Borçluların kendi aralarında rücu hakkı saklıdır.

Kolay Gelsin...
Old 25-05-2012, 19:02   #11
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Selim Balku
Bozma kararı temyiz edenleri etkileyeceğinden, diyelim ki borç 30 değilde 20 TL olarak 2. bir hüküm tesis edildi. Bu durumda;
A = 20
B = 20
C= 30
tekraren; borç toplamı 80 değil; A ve B için 20 TL, C için 30 TL
Diyelim ki, A 20 TL ödedi, A için borç son bulur ancak alacaklı dilerse B ve C'ye 10 TL için gidebilir. A şartları varsa B ve C'ye fazla ödediği kısmı için rücu edebilir. B nasıl olsa 20 TL aldın benim sorumlu olduğum 20 TL borcum ödendi diyemez Zira B, C'nin 30 TL borcundan 20 TL'lik kısma kadar sorumludur.

Karar eğer temyiz eden B ile temyiz etmeyen C arasında bir fark doğurmuyorsa, temyiz etmenin B'ye ne faydası vardır?

Alıntı:
Diyelim ki, A 10 TL verdi, B ve C hiç vermedi, bu noktada alacaklı A'dan 10 TL B ve C'den 20 TL isteyebilir.

B, kararı temyiz etmiş olmasına ve karara göre 20 TL'den sorumlu olmasına rağmen neden 30 TL'den sorumlu tutulsun?

Alıntı:
Diyelim ki, C 20 TL ödedi, A ve B hiç ödemedi. Bu durumda alacaklı A ve B'nin sorumlu olduğu 20 TL'yi aldığını varsayarak A ve B'ye gitmeme gibi bir sorun oluşmaz. Zira alacaklı isterse 10 TL için bu noktada 3 borçluya da gidebilir...

Yine aynı gerekçelerle bunu da anlayabilmiş değilim. Sizin yorumunuza göre, müteselsil sorumluluk demek, kararı temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet veren C'nin-rücu hükümleri saklı kalmak kaydıyla- tamamen işine gelecektir.
Yani davacı, C'nin sorumlu olduğu miktarı her halükarda A ve B'den talep edebilecektir diyorsunuz.

Ben, bu şekilde yorumlamıyorum. Bana göre, A, B ve C sizin verdiğiniz örnek üzerinden gidersek 20 TL'den müşterek ve müteselsilen; C 10 TL'den tek başına sorumludur. Aksi taktirde temyiz etmek ile etmemek arasında-rücu hali hariç- hiçbir fark kalmayacaktır.
Old 28-05-2012, 10:46   #13
avismailhdr

 
Varsayılan

Anlaşılan o ki alacaklı kişi talebini temyiz etmeyen kişiye yöneltirse kendisi yerel mahkeme kararını uygulatacak (temyiz etmeyene giderek ki bu durum onun için daha mantıklı ve yararlı), iç ilişkide (rücu)taraflar arasında yargıtay kararı uygulanacağı için temyiz etmeyenin yükü ağarlaşacak ve yerel mahkeme ile yargıtay kararları arasındaki farkı kendisi yüklenmek zorunda kalacak. Sanırım çözüm böyle oluyor anlattıklarınıza göre.
Old 28-05-2012, 11:17   #14
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan özfn_34
Karar eğer temyiz eden B ile temyiz etmeyen C arasında bir fark doğurmuyorsa, temyiz etmenin B'ye ne faydası vardır?



B, kararı temyiz etmiş olmasına ve karara göre 20 TL'den sorumlu olmasına rağmen neden 30 TL'den sorumlu tutulsun?



Yine aynı gerekçelerle bunu da anlayabilmiş değilim. Sizin yorumunuza göre, müteselsil sorumluluk demek, kararı temyiz etmeyerek kesinleşmesine sebebiyet veren C'nin-rücu hükümleri saklı kalmak kaydıyla- tamamen işine gelecektir.
Yani davacı, C'nin sorumlu olduğu miktarı her halükarda A ve B'den talep edebilecektir diyorsunuz.

Ben, bu şekilde yorumlamıyorum. Bana göre, A, B ve C sizin verdiğiniz örnek üzerinden gidersek 20 TL'den müşterek ve müteselsilen; C 10 TL'den tek başına sorumludur. Aksi taktirde temyiz etmek ile etmemek arasında-rücu hali hariç- hiçbir fark kalmayacaktır.

Sorularınıza yazarak cevap vermek zor. Ancak şunu söylebilirim, siz 30 TL alacaklı olsaydınız ve A size 10 TL verseydi, B size 10 TL verseydi, C ise hiç vermeseydi. Bu durumda 10 TL daha alacaklı olacaktınız. Sonuç olarak 10 TL alacağınızı alabilmek için müteselsil borçluların üçüne de gitme hakkınız vardır.

C'nin bu duruma göre daha avantajlı olabilir ancak siz alacağınız paraya bakın, onlar kendi arasında ne yapıyorlarsa yapsınlar. Zira ne A, ne de B 10 TL'den sorumludur. Onların sorumluluğu 20 TL'ye kadardır. Nihayetinde onların sadece 10 TL ödediğini hatırlatmak isterim.

Kolay Gelsin...
Old 28-05-2012, 11:21   #15
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan avismailhdr
Anlaşılan o ki alacaklı kişi talebini temyiz etmeyen kişiye yöneltirse kendisi yerel mahkeme kararını uygulatacak (temyiz etmeyene giderek ki bu durum onun için daha mantıklı ve yararlı), iç ilişkide (rücu)taraflar arasında yargıtay kararı uygulanacağı için temyiz etmeyenin yükü ağarlaşacak ve yerel mahkeme ile yargıtay kararları arasındaki farkı kendisi yüklenmek zorunda kalacak. Sanırım çözüm böyle oluyor anlattıklarınıza göre.

Katılıyorum, bu noktada alacaklı çoktan tamyiz etmeyene icraya da gitmiş, alacağını da tahsil etmiş olabilir.

Sonuç böyle gerçekleşirse; temyiz etmeyen C rücu davasıyla, temyiz edenlerden ancak 20 TL isteyebilecek.

Kolay Gelsin...
Old 28-05-2012, 12:38   #16
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Selim Balku
Sorularınıza yazarak cevap vermek zor. Ancak şunu söylebilirim, siz 30 TL alacaklı olsaydınız ve A size 10 TL verseydi, B size 10 TL verseydi, C ise hiç vermeseydi. Bu durumda 10 TL daha alacaklı olacaktınız. Sonuç olarak 10 TL alacağınızı alabilmek için müteselsil borçluların üçüne de gitme hakkınız vardır.

C'nin bu duruma göre daha avantajlı olabilir ancak siz alacağınız paraya bakın, onlar kendi arasında ne yapıyorlarsa yapsınlar. Zira ne A, ne de B 10 TL'den sorumludur. Onların sorumluluğu 20 TL'ye kadardır. Nihayetinde onların sadece 10 TL ödediğini hatırlatmak isterim.

Kolay Gelsin...

Yasal dayanağınız nedir?
Old 28-05-2012, 12:42   #17
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan özfn_34
Yasal dayanağınız nedir?

Sayın ÖKSÜZ'ÜN katkısından faydalanabilirsiniz.

Kararda geçen yasa maddeleri yol gösterecektir.

Kolay Gelsin...
Old 28-05-2012, 13:01   #18
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Selim Balku
Sayın ÖKSÜZ'ÜN katkısından faydalanabilirsiniz.

Kararda geçen yasa maddeleri yol gösterecektir.

Kolay Gelsin...

Aynı yasal dayanaktan nasıl farklı sonuçlar çıkarıyoruz anlamadım.

BK. md. 144'te "Hilâfına mukavele olmadıkça müteselsil borçlulardan biri kendi fiili ile diğer borçluların vaziyetlerini ağırlaştıramaz." deniliyor.

Siz bu maddeye dayandığınız halde aksini iddia ediyorsunuz.
Old 28-05-2012, 13:36   #19
Av.Selim Balku

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan özfn_34
Aynı yasal dayanaktan nasıl farklı sonuçlar çıkarıyoruz anlamadım.

BK. md. 144'te "Hilâfına mukavele olmadıkça müteselsil borçlulardan biri kendi fiili ile diğer borçluların vaziyetlerini ağırlaştıramaz." deniliyor.

Siz bu maddeye dayandığınız halde aksini iddia ediyorsunuz.

Kararı aynen aşağıya alıntılıyorum. Yasa maddesinden anlamamız gereken; her koyun kendi bacağından asılır. Kararda yasa maddesi örnek verilerek açıklanmıştır.

Yasayı olaya göre özdeşleştirirsek, C temyiz etmedi diye, A ve B'nin durumu ağırlaşmaz, onlar için de karar kesindir diyemeyiz. Kararda belirtilen benimde altını çizerek ifade ettiğim cümle soruya cevap veriyor.

Şöyle;

Müteselsil borçta, borçlular aynı alacaklıya karşı aynı hukuki sebepten borçlanmıştır. Borçluların sorumlulukları birbirlerinden ayrı ancak her bir borçlu borcun tamamından sorumludur

Yorum farkı uygulama ile çözülecektir. Farklı bakmamız hukuka dinamizm getirecektir.

Alıntı:
T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 2003/9591

K. 2004/848

T. 29.1.2004

• TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI ( Müteselsil Borçluların Borçları Birbirinden Bağımsız Olduğu İçin Borçlulardan Her Birinin Fiili Yalnız Kendisi Hakkında Hüküm ve Sonuç Doğurduğu )

• MÜTESELSİL BORÇ ( Borçluların Borçları Birbirinden Bağımsız Olduğu İçin Borçlulardan Her Birinin Fiili Yalnız Kendisi Hakkında Hüküm ve Sonuç Doğurduğu - Tapu İptali ve Tescil )

• BORÇLUNUN KUSURU ( Müteselsil Borçluların Borçları Birbirinden Bağımsız Olduğu İçin Borçlulardan Her Birinin Fiili Yalnız Kendisi Hakkında Hüküm ve Sonuç Doğurduğu/Borçlunun Kusuru İç İlişkide ve Rücu Sırasında Tartışılacağı - Tapu İptali ve Tescil )

818/m.143,144

4721/m.641


ÖZET :Müteselsil borçluların borçları birbirinden bağımsız olduğu için, borçlulardan her birinin fiili yalnız kendisi hakkında hüküm ve sonuç doğurur. BK'nun 144. maddesi hükmü gereğince de, bir borçlu diğer borçluların durumlarını ağırlaştıramaz. Bunun sonucu olarak, bir örnek vermek gerekirse, bir borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürmez ise, bu yalnız kendisi için sonuç doğurur ve sonuçlarına da katlanır. Bu durumda bu şekilde davranan borçlunun kusuru gerektiğinde iç ilişkide ve rücu sırasında tartışılacaktır.
DAVA : Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan gelen olmadığından incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı, davalıların ortak murisi Yalçın Ejder'den Köyaltı-Aşağı Mah.mevkiinde bulunan 15, 16, 17 ve 19 nolu parselleri satış vaadi sözleşmesi ile 4.3.1998 tarihinde 195.000 DM. bedel ile satın aldığını, murisin ölümünden sonra davalıların tapuda devre yanaşmadıklarını ileri sürerek, tescile, olmadığı taktirde satış bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Sabriye Morika ve Şehnaz Deveci, murislerinin uzun zamandır ağır hasta olup, sözleşmenin muvazaalı olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 195.000 DM.nın 4.3.1998 tarihindeki TL. kur karşılığının tahsiline ilişkin verilen kararın davacı ve davalılardan Şehnaz Deveci, Sabriye Monika Ejder tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce, davacı temyiz itirazları reddedilmiş temyiz eden davalıların itirazları kısmen kabul edilerek, davacının sadece 4000 DM. Kaporayı isteyebileceği gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozmaya uyan yerel mahkemece, 4000 DM.nin 18.3.1997 tarihindeki TL. kur karşılığının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, verilen karar bu defa davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi, davacı, davalıların müşterek murisinin sözleşme gereğince yükümlülüklerini ifa etmediği iddiası ile bu davayı açmış olup, bu haliyle davalıların sorumluluklarının tereke borcundan doğduğu açık ve belirgindir. Tereke borçlarından mirasçıların sorumluluğu ise, ( MK. Nun eski 582, yeni 641. maddesi hükmü gereğince ) müteselsil sorumluluktur. Müteselsil borçta, birden çok borçlu alacaklıya karşı aynı hukuki sebepten dolayı aynı edimi borçlanmış olup, alacaklı, borçluların her birinden ayrı ayrı borcun tamamının ifasını isteyebildiği gibi, borcun tamamı ifa edilinceye kadar her bir borçlu borcun tamamından sorumludur.
Müteselsil borçluların alacaklı karşısındaki hukuki durumuna gelince; Bilindiği gibi, borçluların tümüne ortak bir şekilde tanınmış olan ve müteselsil borcun doğuş sebebinden veya içeriğinden doğan defilere ortak def'iler denir ( BK.143 ). Borcun doğmadığına veya etkili ve geçerli olmadığına ilişkin itirazların da ortak def'ilerden olduğu doktrinde de kabul edilmektedir ( Prf. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.111.Sh.394 ). Müteselsil borçluların borçları birbirinden bağımsız olduğu için, borçlulardan her birinin fiili yalnız kendisi hakkında hüküm ve sonuç doğurur. BK:nun 144. maddesi hükmü gereğince de, bir borçlu diğer borçluların durumlarını ağırlaştıramaz. Bunun sonucu olarak, bir örnek vermek gerekirse, bir borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürmez ise, bu yalnız kendisi için sonuç doğurur ve sonuçlarına da katlanır. Bu durumda bu şekilde davranan borçlunun kusuru gerektiğinde iç ilişkide ve rücu sırasında tartışılacaktır.
Bu açıklamalardan sonra, somut olaya dönecek olursak, mahkemece verilen ilk hükümde dava kısmen kabul edilerek 195.000 DM.nin 4.3.1998 tarihindeki TL. kur karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olup, bu hüküm davalılardan Ayşe Ejder tarafından temyiz edilmemiştir.
Yukarıda da açıklandığı gibi, müteselsil borç ilişkisin de, borçluların sorumluluğu birbirlerinden ayrı olup, her bir borçlu borcun tamamından ayrı ayrı sorumlu olduğuna göre, ilk hüküm davalı Ayşe tarafından temyiz edilmemekle artık bu davalı yönünden kesinleşmiştir. Burada yeri gelmişken önemle belirtilmelidir ki, taşınmaz hukuku yönünden, mirasçılardan birinin temyizinden diğer temyiz etmeyen mirasçılar dahi yararlandırılmakta ise de, iştirak halindeki mülkiyette her bir mirasçı taşınmazın her bir cüzinde mülkiyet sahibi olduğu için bu zorunluluktur. Halbuki, dava konusu para alacağı olup, bu ilkenin uygulanması, bir başka anlatım ile, bir mirasçının temyizinden diğer mirasçının yararlandırılması mümkün değildir. Oysa, mahkemece, hakkında verilen hüküm kesinleşen ve davacı bakımından usuli kazanılmış müktesep hak oluşan Ayşe Ejder yönünden de diğer davalılar yararına yapılan bozmadan yararlandırılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte yazılı nedenlerde davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.1.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi. yarx
Old 28-05-2012, 14:12   #20
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Selim Balku
...
Bunun sonucu olarak, bir örnek vermek gerekirse, bir borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürmez ise, bu yalnız kendisi için sonuç doğurur ve sonuçlarına da katlanır. Bu durumda bu şekilde davranan borçlunun kusuru gerektiğinde iç ilişkide ve rücu sırasında tartışılacaktır.
Alıntı:
Yorum farkı uygulama ile çözülecektir. Farklı bakmamız hukuka dinamizm getirecektir.

Kararın yukarıda alıntıladığım kısmını okumamışım, bu kısım son noktayı koyuyor. Teşekkürler!
Old 16-10-2020, 18:03   #21
Hukukçu12345

 
Varsayılan

İyi günler benim de bir sorum olacaktı.Zorunlu Trafik sigortası ve sürücünün davalı olduğu trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasında en son alınan kusur raporuna göre mahkeme maddi ve manevi tazminata hükmetti ve maddi tazminat bedeli sigorta şirketi tarafından ödendi.Kararı sadece sürücü istinaf etti ve bölge adliye mahkemesi de kusur raporları arasında çelişki olduğu gerekçesiyle yeniden rapor aldırılması için kararı bozdu.Benim sorum şu :Olur da yeni rapor ile kusur durumu değişirse sigorta şirketi bu durumdan yararlanabilir mi yani davacıdan ödediği miktarı isteyebilir mi yoksa kararı istinaf etmediği için artık yeni kararı kullanamaz mı?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Temyİz SÜresİ Dolmadan 2.kez Temyİz Layİhasi Verİlebİlİr Mİ? krizantem Meslektaşların Soruları 5 27-03-2019 12:05
Temyİz eylül Meslektaşların Soruları 4 25-04-2012 10:18
Temyİz hukukcu15 Meslektaşların Soruları 1 09-03-2012 15:39
temyız Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 13-12-2008 21:15
temyız Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 1 03-08-2008 23:04


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06697893 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.