Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Esas: 2003/9591, Karar: 2004/848 İçtihat

Üyemizin Özeti
Müteselsil borçluların her biri para borcunun tamamından ayrı ayrı sorumludur. Bu sebeple müteselsil borçlulardan biri tarafından temyiz edilen kararın bozulması halinde; kararı temyiz etmeyen müteselsil borçlu, temyiz edenin işbu temyizinden yararlandırılamaz.
(Karar Tarihi : 29.01.2004)
"Davacı, davalıların ortak murisi Y. E. den Köyaltı-Aşağı Mah.mevkiinde bulunan 15, 16, 17 ve 19 nolu parselleri satış vaadi sözleşmesi ile 4.3.1998 tarihinde 195.000 DM. bedel ile satın aldığını, murisin ölümünden sonra davalıların tapuda devre yanaşmadıklarını ileri sürerek, tescile, olmadığı taktirde satış bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı S. M. ve Ş. D., murislerinin uzun zamandır ağır hasta olup, sözleşmenin muvazaalı olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 195.000 DM.nın 4.3.1998 tarihindeki TL. kur karşılığının tahsiline ilişkin verilen kararın davacı ve davalılardan Ş. D. ile S. M. tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce, davacı temyiz itirazları reddedilmiş temyiz eden davalıların itirazları kısmen kabul edilerek, davacının sadece 4000 DM. kaporayı isteyebileceği gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozmaya uyan yerel mahkemece, 4000 DM.nin 18.3.1997 tarihindeki TL. kur karşılığının davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, verilen karar bu defa davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi, davacı, davalıların müşterek murisinin sözleşme gereğince yükümlülüklerini ifa etmediği iddiası ile bu davayı açmış olup, bu haliyle davalıların sorumluluklarının tereke borcundan doğduğu açık ve belirgindir. Tereke borçlarından mirasçıların sorumluluğu ise, (MK. un eski 582, yeni 641. maddesi hükmü gereğince) müteselsil sorumluluktur. Müteselsil borçta, birden çok borçlu, alacaklıya karşı aynı hukuki sebepten dolayı aynı edimi borçlanmış olup, alacaklı, borçluların her birinden ayrı ayrı borcun tamamının ifasını isteyebildiği gibi, borcun tamamı ifa edilinceye kadar her bir borçlu borcun tamamından sorumludur.

Müteselsil borçluların, alacaklı karşısındaki hukuki durumuna gelince; bilindiği gibi, borçluların tümüne ortak bir şekilde tanınmış olan ve müteselsil borcun doğuş sebebinden veya içeriğinden doğan def'ilere ortak def'iler denir (BK.143). Borcun doğmadığına veya etkili ve geçerli olmadığına ilişkin itirazların da ortak def'ilerden olduğu doktrinde de kabul edilmektedir (Prf. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.111.Sh.394). Müteselsil borçluların borçları birbirinden bağımsız olduğu için, borçlulardan her birinin fiili yalnız kendisi hakkında hüküm ve sonuç doğurur. BK. nun 144. maddesi hükmü gereğince de, bir borçlu diğer borçluların durumlarını ağırlaştıramaz. Bunun sonucu olarak, bir örnek vermek gerekirse, bir borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürmez ise, bu yalnız kendisi için sonuç doğurur ve sonuçlarına da katlanır. Bu durumda bu şekilde davranan borçlunun kusuru gerektiğinde iç ilişkide ve rücu sırasında tartışılacaktır.

Bu açıklamalardan sonra, somut olaya dönecek olursak, mahkemece verilen ilk hükümde dava kısmen kabul edilerek 195.000 DM.nin 4.3.1998 tarihindeki TL. kur karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olup, bu hüküm davalılardan A. E. tarafından temyiz edilmemiştir.

Yukarıda da açıklandığı gibi, müteselsil borç ilişkisinde, borçluların sorumluluğu birbirlerinden ayrı olup, her bir borçlu borcun tamamından ayrı ayrı sorumlu olduğuna göre, ilk hüküm davalı A. E. tarafından temyiz edilmemekle artık bu davalı yönünden kesinleşmiştir. Burada yeri gelmişken önemle belirtilmelidir ki, taşınmaz hukuku yönünden, mirasçılardan birinin temyizinden diğer temyiz etmeyen mirasçılar dahi yararlandırılmakta ise de, iştirak halindeki mülkiyette her bir mirasçı taşınmazın her bir cüz'ünde mülkiyet sahibi olduğu için bu zorunluluktur. Halbuki, dava konusu para alacağı olup, bu ilkenin uygulanması, bir başka anlatım ile, bir mirasçının temyizinden diğer mirasçının yararlandırılması mümkün değildir. Oysa, mahkemece, hakkında verilen hüküm kesinleşen ve davacı bakımından usuli kazanılmış müktesep hak oluşan A. E. yönünden de diğer davalılar yararına yapılan bozmadan yararlandırılmış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir."
Üye Notu : İşbu kararın özeti tarafımızca yazılmıştır.
İlgili Mevzuat Hükmü : Borçlar Kanunu (Eski) MADDE 144 :Hilâfına mukavele olmadıkça müteselsil borçlulardan biri kendi fiili ile diğer borçluların vaziyetlerini ağırlaştıramaz.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Nevra ÖKSÜZ
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 26-12-2009

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02872801 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.