Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

iş hukukunda zamanaşımı defi'i

Yanıt
Old 17-05-2006, 12:11   #1
meryem kalay

 
Varsayılan iş hukukunda zamanaşımı defi'i

iş davalarında , davalının zamanaşımı definde bulunması süresi dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren 10 gün mü , yoksa duruşma gününde de vereceği bir dilekçe ile zamanaşımı definde bulunulabiliyor mu ?

Ayrıca, fazla çalışma ile ilgili alacakların zamanaşımı süresi 5 yıl mıdır ? örn, 2002 de işinden ayrılmış bir işçi aynı işyerindeki 2000 yılına ait fazla çalışmasını dava edemeyecek midir ?

Yardımlarınız için teşekkür ederim...
Old 17-05-2006, 13:57   #2
Av. Eylem T.K

 
Varsayılan

5521 sayılı İş Mahkemeleri yasası'nın 7. Maddesi'ne göre İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulandığından cevap dilekçesi ile birlikte ilk itirazlar ve def'ilerin ileri sürülmesi gerekir.Borçlar Yasası 126. maddesi 3. Bendine göre işçilerin ücretlerine ilişkin davalar 5 yıllık zamanaşımına bğlıdır. Fazla çalışma ücreti de geniş anlamda ücret kavramı içinde olduğundan 5 yıllık zamanaşımına tabidir.Zamanaşımı başlangıcı her bir ücret için hakkan doğduğu veya önceden kararlaştırıldığı ödeme günüdür.
Old 17-05-2006, 16:06   #3
Rıdvan Ergün

 
Varsayılan

Cevap dilekçesi ile ilk itirazlar ve def'iler ileri sürülmelidir; ama cevap dilekçesi verme süresi duruşma gününe kadardır. Yani ilk duruşmada verilecek cevap dilekçesi ile zamanaşımı savunması ileri sürülebilir.
Old 22-05-2006, 12:59   #4
Mecit Tav

 
Varsayılan Şifahi Yargılama usulünde zamanaşımı def'i

Mutlaka yazılı dilekçe verilmesi gerekmeyip,ilk duruşmada esasa girilmeden önce zapta geçirtmek suretiyle de zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi mümkündür.Şifahi yargılama usulünde dilekçe vermek zorunluluğu yoktur.Dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık ücret alacakları istenebilir.Öncesine ait fazla çalışma ücreti istensede zamanaşımı def'i ile karşılaşılırsa tahsiline hükmedilemez.Kolaylıklar dilerim.
Old 22-05-2006, 16:22   #5
kağanulaş

 
Varsayılan

Bu konuda değerli bir meslektaşımız Türkiye tarafından onaylanıp yürürlüğe sokulan bir İLO protokolünden bahsetmişti bu forum alanlarında. Sanırım "ücretin korunmasına dair 5 nolu protokol"dü. Buna güre işçi ücreti ile ilgili zamanaşımı 10 yıl. Uluslararası antlaşmalar Anayasanın 90. maddesinde yapılan değişiklikle artık kanunlarla çeliştiği takdirde uluslararası antlaşmaya üstünlük tanınıyor. Dolayısıyla işçi ücretleri yönünden zamanaşımı artık 10 yıldır. Ancak açıkcası henüz bu protokolü bulup okumuş değilim.

saygılarımla.
Old 30-11-2007, 21:53   #7
ekinheval

 
Varsayılan

İlk celsede zamanaşımı itirazı yapılmasa bile her duruşmada davalı tarafından zamanaşımı definin ileri sürülme ihtimali bulunmaktadır. Bu durumu hatırda tutarak zamanaşımı itirazının ilk celseden sonra herhangi bir celsede yapılması halinde "zamanaşımı itirazının SÜRESİNDE olmadığı" (dikkat edin yerinde değil süresinde demeniz gerekiyor) ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında kabul edilmediği bildirilmelidir. Aksi halde zamanaşımı itirazı kabul görecektir.
Old 30-11-2007, 22:06   #8
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

9. Hukuk Dairesi 2006/23813 E., 2007/8905 K.

ISLAH YOLUYLA ZAMANAŞIMI DEFİNİN İLERİ SÜRÜLMESİ

1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU [ Madde 83 ]

"ÖZET"

ZAMANAŞIMI DEFİNİN ISLAH YOLU İLE İLERİ SÜRÜLMESİNDE USULE AYKIRI BİR YÖN BULUNMAMAKTADIR.


"İçtihat Metni"

Davacı, fazla mesai ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm, süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup, düşünüldü.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Yargılama sırasında davalı vekili 10.05.2006 tarihli dilekçesi ile savunmasını ıslah ederek dava konusu alacakların bir kısmının zamanaşımına uğradığını belirterek zamanaşımı definin dikkate alınmasını istemiştir. Mahkemece, usulüne uygun olmadığı ve süresi içerisinde yapılmadığı gerekçesi ile davalının zamanaşımı defi nazara alınmamıştır. Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin karşı tarafın oluruna bağlı olmaksızın tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 83 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah müessesesi sadece davacıya hak tanımaz. Usulünce yapılmış davalı ıslahı da geçerlidir. Esasa cevap süresi içinde ileri sürülmediğinden davacı tarafın savunmanın genişletilmesi yönündeki itirazı ile karşılaşması mümkün olan zamanaşımı definin ıslah yoluyla yapılmasında usule aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının ıslah yoluyla zamanaşımı definin kabulü gerekirken bu husus gözetilmeden hüküm kurulmuş olması hatalıdır.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02.04.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 01-12-2007, 00:33   #9
ali ekmekçi

 
Varsayılan

duruşma gününe kadar zamanaşımı def'i mümkün olup zamanaşımı 10 yıldır.
Old 01-12-2007, 10:16   #10
Av. Ö.Erol Yavuz

 
Varsayılan

Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin, esasa cevap süresinden sonra dahi, ıslah yoluyla zamanaşımının ileri sürülebileceğini kararlaştırdığı kararını daha önce eklemiştim.

Aşağıdaki emsal kararda ise, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içindeki fazla çalışma ücretlerinin hesaplanması gerektiği belirtiliyor.

Saygılarımla.

T.C. YARGITAY
9.Hukuk Dairesi

Esas: 2006/10030
Karar: 2006/14954
Karar Tarihi: 22.05.2006

ÖZET: Öncelikle mahkemece bozmadan önce verilen karar sadece davalı tarafından temyiz edilmekle ve davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmemekle artık davalı lehine usulü kazanılmış hak doğmuş olup fazla mesai ücretinin bozma kararından önceki ….-TL'nin üzerindeki bir miktara hükmedilmesi hatalıdır. Ayrıca dava tarihi … olup bu tarihten geriye doğru beş yıllık süre içindeki alacakların hesaplanması gerekir.

(4857 S. K. m. 21, 32, 41)

Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ikramiye ile fazla çalışma parasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dairemizin 21.3.2005 tarihli bozma ilamından önce hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1.1.1993 - 31.3.2003 tarihleri arası için 6. 154.012.901.-TL fazla mesai ücreti hesaplanmış mahkemece takdiren %50 indirim yapılarak 3.077.006.450.-TL olarak hüküm altına alınmıştır. Bozma ilamı üzere alınan bilirkişi raporunda ise zamanaşımı süresi dikkate alınarak 31.3.1998-31.3.2003 tarihleri arası için hesaplama yapıldığı halde yanlış hesaplama yöntemi ile 17.200.575.813.-TL fazla mesai ücreti hesaplanmış, mahkemece yine % 50 hakkaniyet indirimi yapılarak 8.600.29.-YTL fazla mesai ücretine hükmedilmiştir. Öncelikle mahkemece bozmadan önce verilen karar sadece davalı tarafından temyiz edilmekle ve davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmemekle artık davalı lehine usulü kazanılmış hak doğmuş olup fazla mesai ücretinin bozma kararından önceki 3.077.006.450.-TL'nin üzerindeki bir miktara hükmedilmesi hatalıdır. Ayrıca dava tarihi 14.5.2003 olup bu tarihten geriye doğru beş yıllık süre içindeki alacakların hesaplanması gerekirken zamanaşımının fesih tarihinden geriye doğru beş yıllık süre için uygulanmış olması da ayrıca bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine. 22.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)

Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programları
Old 02-03-2009, 15:31   #11
nil-nil

 
Varsayılan

Peki ıslahtan sonra zamanaşımı defi ileri sürülebilir mi? özellikle iş hukukunda ıslah talebinden sonraki ilk duruşmada mı bunların ileri sürülmesi gerekiyor?yoksa davanın genişletilmesine mi giriyor bu durum?
Old 02-03-2009, 18:08   #12
Engin Özoğul

 
Varsayılan

Sayın nil-nil

Islahtan sonra duruşma gününe kadar ya da duruşmada ıslaha karşı zamanaşımı defi ileri sürülebilir.

Yargıtay 9. HD'nin HD kalitesindeki içtihadına göre davaya cevap verirken zamanaşımı definde bulunmayan davalı taraf da cevap dilekçesini ıslah ederek taa en baştan beri zamanaşımı definde bulunabilir.
Old 21-01-2010, 20:56   #13
Uur

 
Varsayılan

Peki zamanaşımı defi ileri sürülmemiş, dosya Yargıtay'a gitmiş başkaca bir nedenle bozularak ilk derece mahkemesine dönmüş ise ve ilk derece mahkemesi bozma ilamına uyulmasına karar vermiş ise...
Bu durumda zamanaşımı defi ileri sürülebilir mi dersiniz?
Old 28-01-2010, 14:17   #14
ali ekmekçi

 
Varsayılan

bence Yargıtay'dan dönmüş dosya eğer zamanaşımı yönünden bir bozma yoksa müktesep hak gereği zamanaşımı ileri sürülemez..
Old 23-01-2012, 14:55   #15
PINAR YILMAZ

 
Varsayılan Fazla Mesaİde ZamanaŞimi

Müvekkil 1995 yılından 2007 yılına kadar çalıştığı işyerinden kasım 2007 de işten çıkarılmış. Kasım 2008 de de geriye dönük fazlma mesai davası açtık. Ancak davayı kısmi olarak 1.000 liralık açtık. dosyamız halen derdest olup bilirkişiden bir türlü gelemedi. Fazla mesai ile ilgili olarak dava tarihinden geriye dönük 5 yıl için yani 2002 ile 2007 arasını talep edebiliyoruz. Ancak kısmi açmış olmam geri kalan alacağımı istememe engel mi? Geri kalan miktarla ilgili zamanaşımı ne zaman dolmuş oluyor. Saygılar...
Old 23-01-2012, 15:46   #16
Mecit Tav

 
Varsayılan Ücret alacaklarında zamanaşımı def'i

Sayın Yılmaz,
şayet aksine bir hüküm yoksa ücret alacakları 5 yılda zamanaşımına uğradığından,2007 yılında açtığınız davada 2002 yılının davayı açtığınız ay ve gününe tekabül eden günden önceki alacaklar zamanaşımına uğramış demektir.Örnek verecek olursak;
2007 Yılı 1 Kasım'ında dava açtı iseniz,ancak 2002 1 Kasım'ından davayı açtığınız tarihe kadarki fazla çalışma ücretlerini isteyebileceksiniz.Tabi karşı taraf davayı takip edip zamanamışı def'ini ileri sürüyorsa.Bazı işverenler davaları da takip etmiyor,savunma da yapmıyorlar.Bu durumda alacaklarınızın tamamını talep etmenize engel yoktur.Bilirkişi raporu geldikten sonra açacağınız ek davada da yine zamanaşımı def'i ile karşılaşmanız güçlü olasılıktır.Bu nedenle bu tür alacakları eğer ispatta sorun yaşamayacağınızı düşünüyorsanız davayı açarken hesaplayıp veya hesaplatıp açmanızda yarar vardır.
Girişte belirttiğim aksine hüküm yoksa konusuna gelince;Örneğin yıllık izinlerde çalışmış işçinin ödenmeyen ücretleri de normalde ücret alacağıdır.Ancak bunlar için kaç yıl geçerse geçsin,"iş akdinin feshinde son ücret üzerinden ücretinin ödeneceği" hükmü gereği bunda zamanaşımı olmayacaktır.
Umarım sorunuza yardımcı olabilmişimdir.Saygılarımla...
Old 24-01-2012, 14:45   #17
PINAR YILMAZ

 
Varsayılan

Dava hizmet tespit davası ile beraber görülüyor. Kaç yıldır derdest dosya ama SGK 'da diğer davalıda müvekkilin 2005 yıında işe girdiğini iddia ediyorlar. Zamanaşımı konusunda hiç bir beyan ve itirazları yok.
Old 20-06-2013, 22:47   #18
Av.Eren Evren

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan PINAR YILMAZ
Müvekkil 1995 yılından 2007 yılına kadar çalıştığı işyerinden kasım 2007 de işten çıkarılmış. Kasım 2008 de de geriye dönük fazlma mesai davası açtık. Ancak davayı kısmi olarak 1.000 liralık açtık. dosyamız halen derdest olup bilirkişiden bir türlü gelemedi. Fazla mesai ile ilgili olarak dava tarihinden geriye dönük 5 yıl için yani 2002 ile 2007 arasını talep edebiliyoruz. Ancak kısmi açmış olmam geri kalan alacağımı istememe engel mi? Geri kalan miktarla ilgili zamanaşımı ne zaman dolmuş oluyor. Saygılar...


Sayın Pınar Yılmaz;

Yargıtay 22.Hukuk Dairesi 26.03.2013 tarih ve 2012/18465 E ve 2013/6488 K sy kararında bu konudan bahsetmiş ve ıslaha karşı zamanaşımı savunması yapılmış ise gerekirse bilirkişi raporundan ek rapor alınması gerektiğine hükmetmiştir.

Kararın tam metnine ve detaylı bilgiye Fazla Çalışma Ücreti Alacağında Zamanaşımı 5 Yıl ! Dikkat başlıklı yazımda bulabilirsiniz
Old 27-05-2014, 18:29   #19
sailor1981

 
Varsayılan

Sayın Pınar Yılmaz kararda esasa cevap dilekçesinde ve ıslaha karşı zamanaşımı beraber söz konusu benzer bir davamda davalının "ne cevap dilekçesine nede bilrkişi raporuna karşı zamanaşımı savunması yok. Bakalım ıslaha karşı zamanaşımı savunması yapması halinde ne olacak bu arada bu hususta aşağıdaki kararı da incelemenizi rica edeceğim.Görüşlerinizi bekliyorum.


T.C YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ
Esas No. 2013/2914 Karar No. 2013/7032 Tarihi: 18.04.2013
• ZAMANAŞIMI DEF’İNİN CEVAP DİLEKÇESİ İLE İLERİ SÜRÜLMESİNİN GEREKMESİ
• ZAMANAŞIMIDEF’İNİN SÜRESİ İÇERİSİNDE İLERİ SÜRÜLMEMESİ HALİNDE DAVACININ AÇIK MUVAFAKATİNİN GEREKMESİ
ÖZETİ: Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı defi ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.
DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine
2- Davacı, 10/08/2005 tarihinden itibaren çalıştığını, mevsim bitimi gerekçe gösterilerek işten çıkışının yapıldığını, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını, mevsimlik döneminin bitimi itibariyle iş sözleşmesinin 30/03/2011 tarihinde askıya alındığını, davacının davayı açmakla iş sözleşmesini kendisinin feshettiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının çalıştığı süre içerisinde Temmuz ayında iş sözleşmesinin askıya alındığı, 31/03/2011 tarihinde yapılan çıkış işleminin mevsimlik dönem içinde olmadığı, ücretsiz izin niteliğindeki bu işlemin davacının da onayına tabi olmasına gerekirken böyle bir onaya rastlanılmadığı anlaşıldığından tek taraflı olarak işverenin ücretsiz izin vermesinin iş sözleşmesinin feshi olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Hemen belirtmelidir ki, gerek İş Kanununda, gerekse Borçlar Kanununda, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir.
Uygulama ve öğretide kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına ilişkin davalar, hakkın doğumundan itibaren, Borçlar Kanununun 125 inci maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ıncı maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir.
Bu noktada, zamanaşımı başlangıcına esas alınan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkının doğumu ise, işçi açısından hizmet aktinin feshedildiği tarihtir.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacaklar, Borçlar Kanununun 126/1 maddesi (6098 Sayılı TBK 147) uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir.
Yıllık izin ücreti iş sözleşmesinin feshi ile muaccel olup dönemsel bir nitelik taşımadığından, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uygulaması yönünden 10 yıllık genel zamanaşımına tabidir.
Kanundaki zamanaşımı süreleri, Borçlar Kanununun 127 nci maddesi (6098 Sayılı TBK 148) gereğince tarafların iradeleri ile değiştirilemez.
İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir (HGK. 05.07.2000 gün ve 2000/9-1079 E, 2000/1103 K).
Borçlar Kanunun 131 inci maddesi gereğince, asıl alacak zaman aşımına uğradığında faiz ve diğer ek haklar da zamanaşımına, uğrar. Diğer bir deyişle faiz alacağı asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olur. Türk Borçlar Kanunu’nun 152 inci maddesi de aynı doğrultudadır.
Borçlar Kanununun 133/2 maddesi (6098 Sayılı TBK 154) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı defi ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.
1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Somut olayda; davacı 10.08.2005 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde zamanaşımı savunmasında bulunmamış, 01/10/2012 tarihli bilirkişi raporuna karşı 1.10.2012 tarihli itiraz dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Dilekçenin verilmesinden sonra yapılan 5.10.2012 tarihli duruşmaya davalı vekili mazeret bildirmiş dilekçe davacıya tebliğ edilmediği gibi duruşmada da verilmemiştir. Mahkemece 05/10/2012 tarihli celsede davalı vekilinin zamanaşımı itirazının iş akdinin sona erdirildiği tarih gözetilerek reddine karar verilmiş, davalı vekili ıslah dilekçesine karşıda zamanaşımı savunmasında bulunmamıştır.
Yapılacak iş; davalının bilirkişi raporuna karşı verdiği itiraz dilekçesini davacıya tebliğ etmek, dava dilekçesine karşı süresinden sonra yapılan zamanaşımı savunmasına açık muvafakatı olup olmadığını sorup çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 18.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

—————–
Old 27-05-2014, 19:42   #20
ekinheval

 
Varsayılan

Islaha karşı zamanaşımı savunmasının, ıslah dilekçenizin tebliğini takiben süresi içinde yapılması halinde zamanaşımı itirazının incelenmesi için ek bilirkişi raporu alınacaktır.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
İş Hukukunda İbraname AV.SERTANn Hukuk Sohbetleri 22 21-01-2013 15:48
İş Hukukunda İbraname ve Feragatname m_kesik Meslektaşların Soruları 13 23-12-2006 13:25
iş hukukunda ıslah meryem kalay Meslektaşların Soruları 7 11-11-2006 21:52
İş Hukukunda İbraname Jackal14 Meslektaşların Soruları 2 25-11-2005 03:05
Ceza Hukukunda Direnme Ve İtiraz Av. Hulusi Metin Meslektaşların Soruları 0 17-03-2005 06:46


THS Sunucusu bu sayfayı 0,16514707 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.