Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

sahte evrakla çek hesabı açılması bankanın sorumluluğu

Yanıt
Old 12-02-2010, 18:55   #1
emrahcevik

 
Varsayılan sahte evrakla çek hesabı açılması bankanın sorumluluğu

merhabalar,

müvekkil, 2007 yılında bir müşterisinden 3 adet toplam 46.000 TL bedelli çek alıyor.

çekler, keşide tarihinde bankaya ibraz edildiğinde banka "işbu çek hesabı sahte evraklar ile açılmış olduğundan çek hakkında işlem yapılamamaktadır" diye şerh düşüp müvekkile teslim ediyor çekleri.

çek hesabı sahibi gerçek kişi, çekleri keşide edip bir limited şirkete vermiş o da bizim müvekkile vermiş. keşideci de lehtar şirket de kayıp.

banka bu şerhle hata yaptığını kabul etmesine rağmen sorumluluk altına girmek istemiyor.

çek hesabı sahibi kişi için şikayette bulunulmuş savcılığa fakat halen soruşturma devam ediyor.

burada bankanın sorumluluğuna gidilebilir mi? bunun için nasıl bir yol izlemek gerekir? bankaya takip yapıp itirazın iptali yolu mu yoksa tazminat davası açma yolu mu daha mantıklı?

yargıtay kararları da sunarak katkı yaparsanız memnun olurum.

teşekkürler.
Old 13-02-2010, 12:51   #2
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Katkı

“dava açıldığı tarihteki duruma göre hükme bağlanır”

2007 yılına ait çek …. ( 3167 s.K.-Mülga)

2010…. 5941 s.Çek Kanunu
GEÇİCİ MADDE
3) Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 nci maddesi hükmü saklıdır.

TTK.m.726/1 - Hâmilin; cirantalarla keşideci ve diğer çek borçlularına karşı haiz olduğu müracaat hakları ibraz müddetinin bitiminden itibaren altı ay geçmekle müruruzamana uğrar.
Old 14-02-2010, 00:12   #3
Av.Kaan

 
Varsayılan

Çek hesabı açmaktan yasaklı kişiye çek defteri veren bankanın bu hatasından sorumlu olduğuna dair Yargıtay kararı okumuştum. Öncelikle borcun asıl borçludan tahsil edilmesinin olanaksız olduğunu (aciz vesikası ile) ispatlanmasını istemekte idi bu içtihat. Ancak bu içtihat da en azından yazılmış/karşılıksız bir çek vardı. Yine de ben bu olayda çekin karşılıksız gibi işlem göreceğini, bir yandan borçludan tahsil edilmeye çalışılması, tahsil edilemiyorsa bankaya dava açılması gerektiği kanaatindeyim. Sonuç olarak bankanın kusurlu davranışı doğan bir zarar söz konusudur.
Old 14-02-2010, 16:58   #4
hakikiavukat

 
Mutlu Yargıtay Kararı

T.C.
YARGITAY
4. Hukuk Dairesi

E:2007/6459
K:2007/8597
T:25.06.2007

BANKANIN ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ
MANEVİ TAZMİNAT
NOTERLERİN ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ

"ÖZET"
İŞLEM YAPILIRKEN İMZA ONAYI YAPILAN KİŞİNİN KİMLİĞİNİ İSPAT İÇİN SUNDUĞU BELGENİN İNCELENMESİNDE KAMU HİZMETİ YAPAN NOTERLERİN GEREKLİ TÜM DİKKAT VE ÖZENİ GÖSTERMELERİ GEREKİR. DAVALI BANKANIN DA ÇEK HESABI AÇTIRAN KİŞİNİN KİMLİK BİLGİLERİNE İLİŞKİN BELGELERİN ASILLARINI İSTEMESİ, SOSYO-EKONOMİK DURUMU HAKKINDA GEREKLİ ARAŞTIRMAYI YAPMASI GEREKİR. AÇIKLANAN NEDENLERLE GEREKLİ ÖZENİN GÖSTERİLMEMESİ SONUCU, DAVACI ADINA DÜZENLENEN KARŞILIKSIZ ÇEKLER NEDENİYLE DAVACI İŞ VE SOSYAL ÇEVRESİNDE ZOR DURUMDA KALMIŞ, ONURU İNCİNMİŞTİR.

818 s. Yasa m. 41
1512 s. Yasa m. 1
3167 s. Yasa m. 2,3

Davacı Övün vekili tarafından, davalı Y... K... Bankası A.Ş. ve diğerleri aleyhine 02.02.1999 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.10.2004 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, kendisine ait sürücü belgesi kullanılarak davalı Necati tarafından düzenlenen sahte belgeler ve A... Üçüncü Noterliği'nde tanzim edilen imza onayı ile davalı Y... K... Bankası A.Ş.'nin A... Şubesinde çek hesabı açtırıldıgını, kullanılan çeklerin karşılıksız çıkması üzerine hakkında Cumhuriyet Savcılığı tarafından kovuşturmalar yapılıp, ceza davaları açıldığını, işyerine gönderilen bildirimler ve çevrede yapılan araştırmalar nedeniyle onurunun incindiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Mahkemece, zararın davalı Necati'nin haksız ve hukuka aykırı eyleminden doğduğu, diğer davalıların olayda kusurları bulunmadığından sorumluluklarının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davalı banka ve noter M.Y. hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacının kaybolan sürücü belgesi davalı Necati tarafından ele geçirilmiş, resmi değiştirilerek ve bu kimlik ile ikametgah ilmühaberi alınarak davalı notere imza onayı için başvurulmuştur. Noter tarafından üzerinde tahrifat yapılmış sürücü kimliği esas alınarak imza onayı düzenlenmiştir. Davalı bu imza onayı ile birlikte kimliğin fotokopisi, ikametgah ilmühaberi ve Nüfus Cüzdan Örneği fotokopisini ibraz ederek davalı banka şubesinden çek hesabı açılması talebinde bulunmuş ve talebi yerinde görülerek açılan çek hesabından 10.07.1998 tarihinde çek karnesi verilmiştir. Davalı Necati'nin imzaladığı çeklerden biri karşılıksız çıkmış ve davacı hakkında karşılıksız çek düzenlemek nedeniyle işlemler yapılmıştır. Davacının bu şekilde durumu öğrenip davalı banka şubesine başvurması üzerine, davalı banka tarafından bu konuda Merkez Bankası'na bildirimde bulunulmuştur.

Davalılardan M.Y., A... Üçüncü Noteridir. 1512 sayılı Noterlik Kanu-nu'nun 1. maddesine göre, noterlik bir kamu hizmeti olup, noterler hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirir ve kanunlarla verilen başka görevleri yaparlar. Anılan Yasa'nın 90. maddesinde, hukuki işlemlerin altındaki imzanın onaylanmasının imzayı atan şahsa ait olduğunun bir şerhle belgelendirilmesi şeklinde yapılacağı, 92. maddesinde ise, onaylama şerhinin işlemin yapıldığı yer ve tarihi, ilgilinin kimliği, adresi ve vergi kimlik numarasını, noter ilgiliyi tanımıyorsa, kimliği hakkında gösterilen ispat belgesini ve işleme katılanların ve noterin imza ve mührünü taşıması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Sahte kimlik ile davalı tarafından imza onayı yapıldığı anlaşılmaktadır. İşlem yapılırken imza onayı yapılan kişinin kimliğini ispat için sunduğu belgenin incelenmesinde kamu hizmeti yapan noterlerin gerekli tüm dikkat ve özeni göstermeleri gerekir. Olayımızda kamu hizmetinin gerektirdiği özenin gösterilmemiş olması sonucu, davacı adına düzenlenen karşılıksız çekler nedeniyle davacı iş ve sosyal çevresinde zor durumda kalmış, onuru incinmiştir.

Davalı Y... K... Bankası A.Ş.'nin durumuna gelince; Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki 3167 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince; bankalar, çek hesabı açmak maksadıyla bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığını, TC. Merkez Bankası'nca 9. maddeye göre bankalara yapılan duyumlar çerçevesinde her birinin kendi nezdinde oluşturduğu kayıtlardan araştırırlar, ayıca bu kişinin ekonomik ve sosyal durumu gibi hususların belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler, aynı Yasa'nın 3. maddesine göre ise; bankalar çek hesabı açtıranların açık kimlik ve adreslerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı örnekleri ile yerleşim yeri belgelerini, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını almak, bunların açık kimliklerini, adreslerini, vergi kimlik numaralarını ve çek hesabının kapatılma hallerini onbeş gün içinde TC. Merkez Bankası'na bildirmek zorundadır. Ayrıca Bankalar Yasası'nda da banka mudi-lerinin kimliklerinin gerçeğe uygun tespit edilmesi konusunda düzenleme mevcuttur. Açıklanan yasal düzenlemeler gözetildiğinde, davalı bankanın, çek hesabı açtıran şahsın kimlik bilgilerine ilişkin belgelerin asıllarını istemeden, sosyo-ekonomik durumu hakkında gerekli araştırmayı yapmadan kendisine çek karnesi verdiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı Necati çek karnesi alarak bu çekleri de kullanmış ve davacı hakkında karşılıksız çek düzenlemekten yasal işlemler yapılmıştır.

Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile olayların gelişimine göre davalılar Y... K... Bankası A.Ş. ve M.Y.'nin dava konusu olayların meydana gelmesine eylemleriyle neden oldukları gözetilerek sorumluluklarına karar verilmesi gerekirken, sorumluluğu gerektirir eylemleri bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.................................................. ................................................
T.C.
YARGITAY
11. Hukuk Dairesi

E:2002/6550
K:2002/10011
T:05.11.2002

Taraflar arasında görülen davada İzmir Aslive 2.Ticaret Mahkemesi#nce verilen 24.01.2002 tarih ve 1998/2173 2002/19 sayılı kararın Yargıtay#ca incelenmesi düruşmalı ölarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.11.2002 günde davacı avukatı Faruk Ölçer ile davalı avukatı Nurdan Batum geliP, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, dava dışı Mehmet C. isimli şahsın müvekkilden aldığı mal bedeline karşılık davalı bankadan aldığı çek karnesinden keşide edilen 3 adet 24.869.574.393.-TL.lık çeklerin karşılıksız çıktığını, keşideci hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını ve aciz belgesi alındığını, bilahare Cumhuriyet Savcılığı#na yapılan suç duyurusundan şahsın sahte hüviyet ile çek karnesi aldığının saptandığını, davalı bankanın 3167 sayılı Yasa#nın 2 ve TTK.nun 20 nci maddesinde öngörülen şekilde basiretli bir tacir gibi davranmayıp sahte kimlikli şahsa çek karnesi vererek müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek, çek bedeli ve munzam zarar ( faizi kaybı ) toplamı 44.715.275.233.-TL.nın reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemistir.
Davalı vekili, çek karnesinin resmi belgelere dayalı olarak verildigini, bankacılık uygulaması acısından muvekkiline yoneltilebılecek kusur bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre davalı bankanın kendinden beklenen özeni göstermeksizin çek karnesi vermesi nedeniyle % 50 kusurlu olduğu gerekçesiyle, 12.324.787.197.-TL tazminat ve 9.947.838.920.-TL munzam zarar olmak üzere 22.382.626.117.-TL.nın dava tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde gorulmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diger temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak,davacının #faiz kaybı nedeniyle munzam zarar# talebinin ceklerın karsılıksız çıktığı tarihten itibaren işlemiş faiz istemi olarak değerlendirilmiş, dava tarihine kadar işlemiş faiz miktarı da 9.947.838.920.-TL olarak hesaplanmıştır. Bu miktar munzam zarar olmayıp, uğranılan faiz kaybı zararıdır. Mahkemece 12.434.787.197.-TL çek bedeli yanında dava tarihine kadar işlemiş faiz miktarı da eklenerek bulunan toplam miktara dava tarihinden itibaren tekrar faiz yürütülmesi BK.nun 104/3 ncü maddesine aykırı görüldüğünden, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.11.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


.................................................. ............................................


T.C.
YARGITAY
11. Hukuk Dairesi

E:2001/8360
K:2002/509
T:28.01.2002

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1.Ticaret Mahkemesince verilen 13.2.2001 tarih ve 1998/1296-2001/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalı bankanın, dava dışı Merkez Telekominikasyon İletişim Tic. Ltd. Şti. müdürü olduğunu söylenen Hacı Demir isimli kişiye gerekli araştırmayı yapmadan, sahte belgelere rağmen çek hesabı açtığını, dava dışı şirkete mal satan müvekkiline verilen iki çekin karşılığı bulunmadığını, çek hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmayan davalının kusurlu eylemi sonrası müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, toplam 6.900 USD.nın 8.9.1998 tarihinden itibaren %98 faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yetkili hamil olmaması nedeniyle dava açma hakkı bulunmadığını, çek hesabı açılırken gereken dikkat ve özenin gösterildiğini, kusurun davacıda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına gore, davalı bankanın çek karnesi verilmesi için gerekli olan belgeleri dava dışı şirketten talep ettiği, ancak bunların sıhhati konusunda yeterli araştırmayı yapmadığı, davalı bankanın gerekli araştırmayı yapmaksızın sahte olduğu anlaşılan ikametgah belgesinden hareketle gerektiğinde Ticaret Sicilinden soruşturma yaparak sahteliğini tespit edebileceği ve çek karnesi vermeyeceği icin davacının zararının doğmasına engel olmasının mümkun olacağı, bununla birlikte davacının da ilk defa ticari ilişkide bulundugu bir firma hakkında gereklı arastırmayı yapmayarak basiretli davranmadığı, dava konusu olayda tarafların %50şer oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, 953.200.500 liranın 28.9.1998 dava tarihinden itibaren %80 ve değişen oranlarda avans işlemlerine uygulanan faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin cevabi temyiz dilekçesinin, temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda davacı vekilinin süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yonunden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince; Dava, davalı muhatap bankanın çek hesabı açarken gerekli araştırmayı yapmaması ve bu hesaptan keşide edilen çekin karşılıksız çıkması nedeniyle, çek hamilinin uğradıgı zararın tazmini istemine iliskindır. Çek hesabı acan muhatap bankanın, hesap sahibinin sadece adresi üzerinde araştırma yapması yeterli değildir. Adına çek hesabı açılan dava dışı şirketin ticari itibarı ve ekonomik durumu konusunda yeterli araştırmayı yapmayan davalı muhatap bankanın kusurlu bulunmasına ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile kararın ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 4.960.000 TL. harcın davacıdan alınmasına, 51.500.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden davalıdan alınmasına, 28.1.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak:YKD - 1999/6 - Sayfa:871

.................................................. .............................................

T.C.
YARGITAY
11. Hukuk Dairesi

E:2000/5855
K:2000/8492
T:02.11.2000

Taraflar arasımbaKi davanın Kadıköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 07.04.2000 tarih ve 1998/930 - 2000/290 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma icin belirlenen 31.10.2000 günde davalı avukatı N. Y. gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ömer Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar,
duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği gorüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı bankanın, sahte kimlikle başvuran dava dışı kişinin çek karnesi almak için ibraz ettiği belgeleri gerektiği gibi incelemeden çek karnesi verdiğini, müvekkilinin sattığı mal karşılığında aldığı cekin sahte olması nedeniyle, davacı şirketin zarara uğradığını ileri sürerek zararın tazminini talep etmiştir.

Davalı vekili, muvekkilinin kusuru bulunmadığını, dava dışı kisinın noter onaylı belgeler
sundugunu savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, dava dışı İsmail 'in kaybettiği
nüfus cüzdanına, meçhul kişi tarafından kendi resmi yapıştırılmak suretiyle, İsmail Aslan adına düzenlenen ve noter tasdikli belgelerle kurulan şirket adına çek karnesi alındığı, davalıya yuklenebilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, degerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yon bulunmamasına ve dava dısı noterlıkce düzenlenen belgelere dayalı şekilde yasa ve genelgelere uygun olarak düzenlenen belgelere göre davalı bankaca işlem yapılmış bulunması karşısında dava dışı 3ncü kişinin sahtecilik eyleminden dolayı bankanın sorumluluğunu gerektiren illiyet bağı kesilmiş bulunduğundan davacının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının REDDİNE, 100.000.000.- lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2.080.000.- lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz edenden alınmasına, 02.11.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


.................................................. ...........................................

T.C.
YARGITAY
11. Hukuk Dairesi

E:1996/853
K:1996/1552
T:08.03.1996

DAVA : TeRaFlar arasındaki davadan dolayı İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen (...) hükmün temyiZen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş (...) olmakla (...) gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Okan Eroğlu'na sattığı mallara karşılık aldığı çeklerin karşılıksız çıktığını, davalı bankanın çek hesabı açtığı bu şahıs hakkında herhangi bir araştırma yapmadan sahte belgelere dayalı olarak çek yaprağı vermesinden dolayı kusurlu olduğunu ileri sürerek 60.250.000 TL zararın 15.03.1992 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının mal sattığı kişi hakkında gerekli araştırma yapmayarak basiretli bir tacir gibi davranmadığından kusurlu olduğunu, zararın mevcut olup olmadığının belli olmadığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre, davacının mal sattığı kişiyi tanıdığı, öncelikle bu şahıs hakkında takip yaparak, sonuç alınamaması halinde bankaya karşı dava açabileceği gibi, dava dışı Okan Eroğlu'nun vergi dairesi mukellefi olup adresinin belli olduğu, bankanın gerekli araştırmayı yapmadığı, iddiasının yerinde olmadıgı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmistir.

3167 sayılı Kanunun 2. maddesine gore; Bankalar, cekle ışleyecek hesap açarken, çek karnesi verirken ve bu kanunla kendilerine verilen görev ve mükellefiyetleri yerine getirirken bu işlemlerin gerektirdiği basiret ve itinayı göstermeye mecburdurlar.

Davaya konu olayda, davalı banka çekle işleyecek hesap müşterisinin kimliği, ikameti konusundaki gerekli araştırma yapmadan hayali bir kişi adam hesap açarak çek karnesi vermiştir. Davalı, bankadan aldığı çeki keşide eden hayali kişi davalının zararına sebebiyet vermiştir. Davalı banka ekonomik durumu, ikamet ve kimlik belgeleri gibi yasanın öngördüğu belgeleri arastırıp incelemeden çek hesabı açıp cek karnesi vermekle özensiz davrandığı, basiretli bir tacirden beklenen ihtimamı gostermediginden birınci derecede ve daha ağır bir biçimde kusurludur.

SONUÇ : Davacı da: ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu, ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Her ne kadar davalı tanık dinletmiş ise de bu tanıkların istihdam ettiği kişiler olması ve davacı tanıklarının mukabil beyanlar karşısında özenli davrandığını kanıtlayamamıştır. Bu sebeple davacının da olayda müterafık kusurunun bulunması sebebiyle, tarafların bu kusur oranlı çerçevesinde davanın esası hakkında bir karar verilmek gerekirken ve davacının zararı gerçekleştiği halde, hükümde yazılı nedenlerle davanın reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir (08.03.1996).
Old 14-02-2010, 20:17   #6
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Katkı _2

“Usul esastan önce gelir”

1)../../2007 tarihli çekler
2)Süresinde ibraz …
3)Bankanın şerh tarihi?
4)Şerh(zarara ve failine ittıla)

3167/m.2 uyarınca bankalar, çekle işleyecek hesap açarken ve çek karnesi verirken, gerekli basiret ve itinayı göstermeye mecburdurlar. Bankanın gerekli basiret ve itinayı göstermesi gerekirdi (TTK.m.20/2).

Banka, Haksız Muamelelerden Doğan Borçlar (BK.m.41) kapsamında sorumlu olsa da ,olayda zamanaşımı (şerh tarihinden itibaren) bir yıldır(BK.m.60).
Old 15-02-2010, 14:26   #7
Av.Kaan

 
Varsayılan

Alıntı:

T.C.
YARGITAY
19. Hukuk Dairesi

E:1992/6584
K:1993/2158
T:19.03.1993

BANKALARIN İTİBAR VE İTİMAT MÜESSESELERİ OLMASI
BASİRETLİ TACİR GİBİ HAREKET ETMEK
YASAKLI ŞAHSA ÇEK KARNESİ VERİLMESİ

Bankalar birer itibar ve itimat müesseseleri olup, 3167 sayılı Kanunun 9. maddesine göre yasaklı şahsa ihmali hareketle çek karnesi vermeleri nedeniyle oluşan zarardan sorumludurlar. Ancak, bu sorumluluk çek bedelinin tüm yasal girişimlere rağmen asıl borçlusundan tahsil edilememesine bağlıdır.

6762 s. TTK. m. 20/f-2
3167 s. Çek K. m. 2, 1/f-2, 9

Taraf1ar arasindaki tazminat davasının yapılan yargılaması sönünda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davacılardan Sadullah'ın dava ehliyeti bulunmadığından bu davacı yönünden davanın reddine, diğer davacının davasının kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Bankalar birer itibar ve itimat müesseseleri olup, tacir olmaları nedeniyle TTK.nun 20/f-2 hükmü icabı olarak her zaman basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olmalarının yanısıra 3167 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmüne göre de çek hesabı açarken, çek karnesi verirken ve bu kanunla kendilerine verilen görev ve mükellefiyetleri yerine getirirken bu işlemlerin gerektirdiği basiret ve itinayı göstermeye mecburdurlar.
Davalı bankanın kendi genel müdürlüğüne yazdığı 25.2.1988 tarihli yazı ile İbrahim'in yasaklılar listesinde adının bulunup bulunmadığını sorduğu, ancak bu yazının cevabını beklemeden 2.3.1988 tarihinde İbrahim'e çek karnesini verdiği, böylece çek kullanılmasına olanak sağladığı, genel müdürlüğün bilahare gelen 7.3.1988 tarihli cevabı yazısında ise, adı geçenin çek kullanmadan yasaklılar listesinde olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, davalı bankanın kendi genel müdürlüğüne yazdığı yazının cevabını beklemeden 3167 sayılı Kanunun 9. maddesine göre bir yıl süreyle yasaklı olan şahsa çek hesabı açmak ve çek karnesi vermek suretiyle bu yasa hükmüne aykırı davrandığı sabit olup, aynı Yasanın 2. ve TTK.nun 20/f-2. maddesinde öngörülen basiret ve itinayı gostermemek suretiyle kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiginin kabulu icap eder. 3167 sayılı Kanunda çek kullanmaktan yasaklı şahsa cek karnesi verilmesi nedenıyle olusan zarardan dolayı bankanın sorumluluğunu düzenleyen açık bir hüküm yoksada anılan Yasanın 1/f-2. hükmünde "bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır" denilmek suretiyle genel hükümlere gönderme yapılmış olduğundan davalı bankanın kusurlu davranışının değerlendirilmesini yapmak gerekir ki, söz konusu ihmali hareketinin haksız fiil oluşturduğunu ve doğmuş bir zarar mevcutsa bu zararla illiyet bağının varlığını kabul etmek icap eder. Ancak, davalı bankanın sorumlu tutulabilmesi için davacının zararının gerçekleşmiş olması gerekir. Bunun için de davacının once dava konusu üç adet çek ile asıl borçlu olanları takip etmesi ve tüm yasal girişimlere rağmen çeklerin bedelini tahsil edememiş olmalıdır. Somut olayda mahkemece davacı Ahmet'in dava konusu olmayan diğer uç adet çek ile çeklerin asıl borcluları İbrahim ve Mustafa hakkında icra takibine giristiği ve fakat alacağın tahsil edilemedigi kabul edılerek zararın gerçekleştiği sonucuna varılmış ise de, İzmir Onbirinci İcra Müdürlüğü'nün 1988/2355 sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde menkul ve gayrimenkul hacizleri yapıldığı, satış işlemlerine girişilmediği, böylece icra takibinin kesin bir sonuca vardırılmadığı ve asıl borçluların aciz halinde olup olmadıklarının belirgin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacı Ahmet'in zararının henüz gerçekleştiği sabit olmadığı ve dolayısı ile davalı bankadan talep edebilme imkanı doğmadığı ve dava zamansız açıldığı halde, mahkemece aksi düşünce ile yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetsiz görülmüştür.
S o n u ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı banka yararına (BOZULMASINA), davalı vekili geldiğinden 250.000.- TL. duruşma vekillik ücretinin davacı Ahmet'ten alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.3.1993 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak:YKD - 1993/6 - Sayfa:917

zamanaşımın dolduğu hususundaki Hulusi bey'in uyarısı dikkate değer, ancak;
Bankanın sorumluluğu yukarıdaki içtihada göre, çek bedelinin tahsili için girişilen yasal yollardan netice alınamamasına bağlanmış olup buradan hareketle zamanaşımının dolmadığı sonucuna varılabilir.

Old 15-02-2010, 17:44   #8
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Katkı _3

Alıntı:
...yukarıdaki içtihada göre, çek bedelinin tahsili için girişilen yasal yollardan netice alınamamasına bağlanmış olup buradan hareketle zamanaşımının dolmadığı sonucuna varılabilir.

1)Karara konu olayla, sorudaki olay farklı...

2)Karara konu olayda; lehtar / hamil müracaat haklarını kullabilecek durumda...
(Çekin karşılıksız olduğu yazılmış olmalı!)
(Yasaklı kişiye çek karnesi verilmiş olması;bu çek karnesinden çek keşide edilmesine,çekin tedavülüne ve ibrazına, sonuçta hamilin müracaat haklarını kullanmasına engel değildir!).

Yargıtay da bu nedenle; "davacının once dava konusu üç adet çek ile asıl borçlu olanları takip etmesi ve tüm yasal girişimlere rağmen çeklerin bedelini tahsil edememiş olmalıdır. " demektedir.

3)Sorudaki olaya gelince...
Süresinde ibraz edilen çekin arkasına "işbu çek hesabı sahte evraklar ile açılmış olduğundan çek hakkında işlem yapılamamaktadır" şerhi düşülmüş, karşılığı olup olmadığı yazılmamıştır.

Olayda,hamil; "şerhin içeriği" nedeniyle, müracaaat haklarını "ibraz / şerh tarihi" itibariyle kullanamaz durumda bırakılmış ve bu tarihte de "zarara ve failine muttali" olmuştur.
Bir yıllık zaman aşımı süresi, ibraz / şerh tarihinde işlemeye başlamıştır, görüşündeyim.
Old 16-02-2010, 12:56   #9
Av.Kaan

 
Varsayılan

Evet olay görünüşte belirtilen yönlerden farklı ancak sonuçta bir farkı var mı?

3167 s. yasada çek hesabının sahte evraklarla açılması durumunda yapılacak özel bir işlem öngörülmemiş. Açılmış bir hesaba (nasıl açıldığı öngörülmemiş) ait çek defterinden keşide edilen çekin ibraz günü karşılığı bulunmaması halinde karşılıksız şerhi verileceği öngörülmüş. Dolayısıyla bankanın "sahte belgelerle açıldığından işlem yapılamamıştır" şerhini doğru bulmuyorum. En azından bunun karşılıksız şerhi ile aynı işleme tabi tutulması gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki, ödemeden men talimatının geçerli olduğu dönemlerde bankanın "ödemen men talimatı vardır" şerhi koymasına rağmen karşılıksız çek gibi işlem yapılıyor idiyse...

Zaman aşımı zararın öğrenilmesi ile başlar. Zarar, hamilin alacağına kavuşamamasıdır. Cevaplanması gereken soru şu: acaba alacaklı "eyvah gitti bu para" diye ne zaman dedi? Bankanın şerh vurduğu gün mü, yoksa icradan da bir sonuç elde edemeyeceğini anladığı gün mü? Kendimi alacaklının yerine koyduğumda, bankanınn şerhi üzerine "eyvah" değil yoğun bir kuşkuyla da olsa "acaba mı? derim ve icradan bir sonuç alıp alamayacağımı düşünmeye başlarım. Benim yorumum bu...
Old 16-02-2010, 13:11   #10
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan

Ekşi sözlük formatında yanıt vereyim;

Bankanın sorumluluğu : Yok böyle bi$ey

Bankalar, cumhurbaşkanından sonra en sorumsuz kurumlardır.
Onlara kusur atfedilemez.
Olsa olsa sahte evraklara dayalı olarak açılmış hesapten keşide edilen çeki alan kişinin sorumluluğu düşünülebilir.

Bence Yargıtay kararını falan boşverin; (yok burada ciddiyim) Ben sizin yerinizde olsam, bu anlattıklarımı hakime de anlatırım ve haksız fiil temeline dayanan tazminat davası açarım. (İcra takibini düşünmeyin bile... "Yargılamayı gerektiren alacak nedir?" diye sorsalar "işte budur" diyebiliriz)

Bankalar, güven kurumu ( ) olmaları sebebi ile kasıt ve ağır ihmalin yanı sıra her türlü kusurdan sorumludur.

Biz de ileride deriz ki Av.Emrah Çevik'in açtığı bir dava vardı; sahte çek hesabı sebebiyle tazminat kazanmıştı, nerdeydi bu karar? deriz.

Selam ve saygılarımla...
Old 18-02-2010, 18:15   #11
emrahcevik

 
Varsayılan

değerli meslektaşlarım,

katkılarınız için teşekkürler.

bankadan, çek hesabı açılması için istenen evrakları istedim. hala bekliyorum. yarın yanıt vereceklerini söylediler.

o evrak da geldikten sonra eğer 3. kişinin -noter vs. gibi- kusuru yoksa çek hesabı açılmasında, daha sonra tazminat davası açmayı düşünüyorum. evraklar geldikten sonra zamanaşımı konusunu ayrıca daha geniş tartışmalıyız.

sonuçları paylaşmaya devam edeceğim.
Old 25-02-2010, 14:51   #12
emrahcevik

 
Varsayılan evrakları aldım

bugün, çek hesabı açılırken istenen evrakları aldım.

olayı tekrar özetleyeyim:

2007 yılında x şahsı, Hasan (örneğin) adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı alıyor. bu cüzdanla muhtarlıktan ikamet belgesi ve noterden imza beyannamesi çıkarıyor. işyeri açıp vergi dairesine bildirimde bulunuyor. son olarak da bankaya başvurup tüm bu resmi evraklarla çek hesabı açtırıyor.

konuyla ilgili daha önce sunulan yargıtay kararları 3. kişinin kusuru nedeniyle illiyet bağınn kesileceği yönündeydi. olayda noter, vergi dairesi vs.

bu durumda bankanın sorumluluğu cihetine gidilebilir mi? hiç olmazsa bankadan ödemekle yükümlü olduğu asgari tutarı talep edebilir miyiz?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
sahte kimlik ile kredi kartı alımında bankanın sorumluluğu günseligonca Meslektaşların Soruları 6 07-06-2010 16:00
çekte sahte imza, bankanın yükümlülüğü justine Meslektaşların Soruları 4 15-12-2009 16:25
Sahte kimlikle banka tarafından verilen Çek,Bankanın sorumluluğu Av.mdogan Meslektaşların Soruları 2 28-10-2009 10:53
Sahte İmza Ile Kredi Kullandıran Bankanın Sorumluluğu nemesis34 Meslektaşların Soruları 2 29-04-2009 18:32


THS Sunucusu bu sayfayı 0,13515902 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.