Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Soruları Arşivi THS Hukuk Soruları alanına 2000-2007 yılları arasında gönderilmiş eski soruların arşivlendiği forum alanımız. Bu alan yeni mesajlara ve yanıtlara kapalıdır ve sadece arşiv amaçlı olarak yayında tutulmaktadır.

Bilişim Yazılım Ürünleri Telif Hakları İle Ürünü Kullanamamadan Doğacak Zararlar...

 
Old 15-03-2005, 17:47   #1
DenizSu

 
Varsayılan Bilişim Yazılım Ürünleri Telif Hakları İle Ürünü Kullanamamadan Doğacak Zararlar...

Konuyu öncelikle kavramlar düzeyinde açıklayacağım. Sonra telif hakkı sahibi ile, yazılımı kullananın arasında doğan çelişkiyi gösterip, yazılımı kullananın haklarını koruma yönündeki yasal dayanakları soracağım. Bu arada bilişim alanındaki konuya ilişkin genel işahlakı kurallarını da söyleyeceğim.

Yazılım , bilgisayar üzerinde çalışan kimi işlevsellikleri olan bir düşünce ürünü.

Sürüm: Aynı yazılım ürünü üzerinde yapılmış kimi ekleme, değişiklik v.b. izleyen sıra sayıları.

Veri tabanı: Özel veya tüzel kişiye ait veri, bilgilerin saklandığı bir başka yazılım ürünü. Veriler, ihtiyaca uygun tasarımla içinde çeşitli tablolarda saklanır. Veri yapılandırma tasarımı da yazılımcı tarafından yapılır.

Yazılım, işi yapanların da bilgisi ile bilişimci tarafından tasarlanıp, bilgisayarda özel araçlar (veri tabanı, geliştirme dili) kullanılarak geliştirilir. (Ör: Hukukçu olarak davalarınızı takip etmede kolaylık, hız kazanmak istersiniz. Bilişimci olarak ben de sizi dinler, ihtiyaçlarınızı anlar ve bilgisayarda kullanacağınız bir ürün geliştirir kullanımınıza sunarım. Burada dava takibi ile ilgili iş bilgisi sizdedir, bunu bilgisayarda bir ürünle takip edilebilir kılma bilgisi bende. Aslında her iki bilgi de bizim tekelimizde değildir.
Verimlilik bağlamında, Yargıtay içtihatlarını arama kolaylığını düşünün bilgisayarla. Eskiden kitaplarda tırmalarken, şimdi, PARASINI ÖDEDİYSENİZ :-), ilgili sitede ilgili sözcüklerle sorgulayıp hiç bilmediğiniz içtihatlara bile erişebiliyorsunuz kolayca. Bunun işinize katkısını düşünün...)

Yazılım ürünleri, bilgisayara uyarlamadaki tasarım nedeniyle telif hakkına konudurlar (yasayı bilerek söylemiyorum, işin özü bu. ). Yazılım ürünü kullanılarak oluşan veri, bilgi ise kullanıcısına aittir.

Yazılım özel araçlarla geliştirilir. Bu araçlar bir tür bilgisayar dili olarak düşünülebilir. Geliştirme sürecinde, o ürünün yapacakları seçilen "bilgisayar dilinde" apaçık yazılır önce. Bu apaçık yazılışı , o dili bilen herkes okuyup anlayabilir. Bu apaçık deyimler, daha verimli çalışması için bilgisayarın anlayabileceği özel bir şekle çevrilir ve kullanıcıya bu son şekli verilir. Kimse bu son şekle bakıp apaçık deyimleri göremez artık.

Yazılımda bir ekleme, değişiklik v.b gerekirse ancak apaçık deyimlere sahip olan bunu yapabilir. Yasalar değişir, genel geçer iş kuralları değişir v.b , yazılım ürününde ilgili değişikliğin yapılması gerekir.

Bir de işin veri tarafı var. Yazılım ürünü bir bakıma kullanıcıya ait veri, bilgiyi işlerken bilgisayar ekranındaki arayüz durumundadır. Bu arayüzün kimi ön denetim yetenekleri olabilir (para yazılacak yere sadece sayı girilmesine izin vermek gibi) ama asıl veri, bilgi bilgisayarda bir veri tabanı içinde saklanır. O veri tabanı da bir başka yazılım ürünüdür ve kullanıcının gereksinimlerine özgü bir iç yapıda kurgulanmıştır geliştirmeci tarafından. Yani kullanıcı, veri tabanına erişip, tamamen kendine ait verileri görse de anlamlı sonuçlar, dökümler üretemeyebilir, veriyi hiç kullanamayabilir.


Yazılım geliştirici verinin bu özgün iç tasarımını da telif hakkı kapsamında elinde tutmaktadır (Bu yasal mı bilmiyorum ama adet böyle).

Şimdi gelelim işin can damarına. Örneğimize dönelim.
Size bir dava takip yazılımı geliştirdim, ücreti karşılığında verdim. Bana göre, yazılımımı kullanma hakkını size sattım (adet böyle ürünü satmam, kullanım hakkını satarım. Lisans diyor kimi buna)

Siz başladınız davalarınızı benim yazılımımla izlemeye. Yıllar geçti, onlarca bilgi, belge birikti veri olarak arkada. Onlar tamamen sizin. Kaybederseniz işinizde ciddi zarara uğrarsınız.
Derken yasa veya iş kuralları gereği bir ekleme, değişiklik gereği doğdu diyelim.

Eldeki onca verinizi atmaya katlanamazsınız (hatta yasal saklama zorunluluğunuz da olabilir), yeni eşdeğer yazılım ürünleri var ama alsanız eskisinde biriken verilerin yeninin anlayacağı yapıya dönüştürülmesi gerekir en azından. Yeni alacağınız ürünün kurgulanması, kullanım eğitimi de üstüne ek...
Bunlar öyle şıpınişi olmaz yazık ki. Kimi zaman kapsamına göre başlıbaşına bir iş haline gelir, zaman alır, kaynak, uzman , para gerektirir falan... Kısaca, öncelikle çalarsınız yazılım geliştirmeciin kapısını...

Kimi zaman yazılım sahibi zaten kendi pazarını korumak için butür geliştirmeleri kendiliğinden de yapar ama bedava değildir.

Yazılım ürünleri bu tür değişiklikleri , temel olarak bakım, güncelleme bağlamında yıllık bir ücret isteyerek karşılamayı taahhüt ederler. Veya ek ücret isterler.

Ancak yazılım geliştirmeci ile bir nedenle anlaşamazsanız, çözümsüz kalakalırsınız. Elinizdeki yazılım kullanılamaz durumdadır, ortada suçlu yok. Yeni bir yazılım satıcısı ile anlaşmanıza "güya" engel yoktur ama elinizdeki geçmiş veriyi tekrar erişilebilir, kulanılabilir hale getirmek, yeni yazılımı anlamak, kurmak, kurgulamak öğrenmek ayrıca bir yüktür. Eski verinin yeniye taşınması ise, çoğu zaman o veriyi biriktiren geliştirmecinin desteği , hizmeti alınmadan yapılamayabilir de...


Bir başka boyut ise sizleri şaşırtabilir hukukcu olarak. Yazılım sahibi, iş alanının korumak için yazılımını geliştirir. Bu geliştirmeler işinize yarayabilir, yaramayabilir. Yazılımcılar olarak eski ürün tutmak istemeyiz elimizde. Çünki müşteri sayısı kadar çeşitlenirse ürünümüz, bakım güncelleme anlaşması yapsak da , destekleyeceğimiz ürün sayısı müşteri sayısınca artabilir ve maliyetler karşılanamaz, değişiklikler yönetilemez olur. Dolayısı ile müşterilerimizin en son yazılımımızı kullanması işimize gelir. Büyüklüğümüze göre geçmiş birkaç sürümü destekleyebiliriz.

Bilişim dünyasında eğer bir yazlılım sahibi ortadan kalkarsa (iflas v.b.) yazılımının apaçık deyimlerini kullanıcılara vermek durumundadır. Bu bilişim ahlakından doğan bir uygulama. Yasa olmayabilir ama gelenek böyle... (Yazılı sahibi çekip gitti, sen nereden bulacaksın o ayrı bir sorun. Yedi emin falan düzeni yok bizde)


Bunca uzun bir bilgi verişten sonra geleyim kullanıcı hakları yönünden çelişkili duruma.

Kullanıcı işinin devamı için hayati olan kendi verisini bir bakıma ipotek altına sokmuştur. Buna rızası olup olmaması söz konusu değildir, durum işin doğasından gelen zorunlu kabullenmedir.
Yazılımcı bir nedenle o kullanıcıyla anlaşmasını sürdürmezse, kullanıcı elindeki yazılımı işlerini yürütecek şekilde geliştirme ve kullanma imkanından tamamen yoksundur. Yeni bir yazılıma geçmesi ise ayrıca iş, zaman ,kaynak ve para kaybına sebeb olacaktır.

Bu gerçekler nedeniyle yazılım sahibi anlaşma yapmamak yönünde açıkca güçlü konumdadır ve anlaşma koşullarında dayatma yapabilmektedir (bizzat yaşıyorum).

Yazılım sahibinin, hakkaniyet dışı ederler istemesi de mümkündür. Emsal yok, tarife yok...

Anlaşma sağlanamaması durumunda, kullanıcının haklarını nasıl koruyacağız?

Ben çözüm olarak yazılımın apaçık deyimlerinin, telif hakları saklı tutularak, hiçbir şekilde deşifre edilmemek, ticari olarak kullanılmamak ama yalnızca kullanıcının işinin devamı amacıyla, yazılım sahibine teslim sonrasında, yazılımda oluşacak bir hata sorumluluğu yüklemeksizin kullanıcıya teslimini doğru buluyorum.
Bunu sözleşmelere ekletemiyoruz, yasal dayanak bulabilir miyim?

Kısaca dayatma altında kalıyoruz, yazılım sahibi, canınn istediği şartı dayatıyor ... İş pazarlığa kalıyor.

Oysa kurum olarak işimizi aksatmak sadece bizi değil, çalışanlarımızı , müşterimizi de zarara (maddi, manevi) uğratabilecek. Özellikle artık işlerin elle kağıt üstünde izlenemeyeceği bir hız, hacim ve karmaşaya ulaştığı bu günlerde....

Kullanıcı tarafı olarak yasal dayanaklarım neler olabilir?

Teşekkürler.
Old 23-03-2005, 10:27   #2
DenizSu

 
Varsayılan

Değerli hukukçular,

Konuya ilgi hiç yok değil, 13 kişi okumuş yazımı, ama hiç yorum, soru gelmedi.

Yazılım sahibi kurum, sözleşmeye kendisinin de "tek başına fesih" hakkını ekliyor. Bu hakkını kullandığında, yazılımını kullanan diğer tarafın (müşteri) düşeceği zararı biliyor ama umursamıyor; Tersine bu durumu kendi lehinde kullanıyor açıkca...

Yasa açısından bir müzik de eseri telif hakkına konudur, ama notaları gizlenmemektedir. Ancak izinsiz çoğaltılamaz, kullanılamaz v.b.

Yasalarımız bilişim yazılımlarını ayırmamaktadır bildiğim kadarıyla. Ama yazılım üreticileri, müşterilerini mağdur etmek pahasına, çoğaltılmayacağı, ticari olarak kullanılmayacağı garantisini verse de müşterisi, onu terk edecekleri zaman bile ama apaçık deyimleri vermeme eğilimindedir.
Örnek olarak bir müzik eseri notaları CD'nin yanında verilmeyebilir, ama dinleyen çıkarır notaları... Bu engellenemez. Kimse de notaları çıkardı, çözdü diye dava açamaz.
Oysa bilişim yazılımlarını çözmek mümkün bile olmayabilir. Zaten apaçık deyimler verilse bile, onları anlamak için epey çalışmak gerekir. Buna razı gelir bir çok "müşteri", yeter ki eli kolu bağlı kalmasın. Yazılım üreticilerine, müşterinin kaderine terk edildiği durumda dahi kullanılmak üzere, apaçık deyimleri asla vermemek, parayla satmak yönünde özel bir ayrıcalık bilinerek, fakında olunarak tanınmış mıdır yasalarımızda ?

Yazılım Ürününün sahibi kurum (üretici) sözleşmeyi tak taraflı fesh edip, hoşçakal diyebilir. Bu durumda Yazılım Ürününü kullanan müşteri (tüketici) zor durumda kalacaktır. Apaçık deyimleri de alamazsa iyice çıkmaza girecektir. (Kimi açıköz yazılım firmaları bu durum oluştuğunda apaçık deyimleri de satmayı önermektedirler.
Yani, telif hakkı var diye, müşteriyi istediği gibi oynatabilmektedir, dedim ya emsal yok, tarife yok...)

Sorumu becerebildiğimce basite indirgeyerek değiştiriyorum.
Uzunca açıklamaya çalıştığım gibi, müşteri (tüketici) açısından telafisi zor ve başka özel , tüzel kişileri de zarara uğratabileceği kesin olan bu durumda, yazılım ürünü sahibinin (üretici) tek taraflı fesih hakkını kullanmasının veya müşteri (tüketici) olarak doğacak zararların önüne geçebileceğim dayanaklar nelerdir. Yasalarımız tüketici durumunda olan "müşteri"nin haklarını nasıl güvence altına alıyor?

Sorularınızla açık kalmış boyutlar varsa açabilirim. İlginizi bekliyorum.
Saygılarımı sunarım.
Old 23-03-2005, 11:21   #3
Admin

 
Varsayılan

Anlattığınız olayda yasaların müşteriye özel bir hak verdiğini düşünmüyorum. Evet belki Tüketiciyi Koruma Kanununun bazı hükümlerine zorlama yorumlar yaparak yazılım ürünü müşterisini korumak mümkün olabilir ama bunun önünde de iki engel var:
1- TTK yazılım ürünleri konusunda özel bir hüküm içermiyor, dolayısıyla yorumların oldukça zorlama olması gerekecek.
2- Yazılım ürünleri FSEK kapsamında "eser" sayıldığından pek çok TTK hükmünden muafiyet kazanacaktır.

Uzun lafın kısası anlattığınız olayla ilgili olarak müşterinin açık, net, tartışmasız bir hukuki hak sahibi olduğunu söylemek güç bence. Bunun hukuki özü de aslında konuyu düzenleyen uluslararası sözleşmeler. Bu sözleşmelerin şekillenmesinde güçlü yazılım şirketlerinin dünya pazarında elde edeceği karı arttırmayı hedefleyen ABD'nin büyük payı vardır ve bu nedenle de müşteriyi değil, yazılım şirketini korumayı hedefleyen bir yapıya sahiptirler. Bu uluslararası sözleşmeleri hemen her ülke imzalamıştır ve kendi iç yasal düzenlemelerini de buna göre yapma yükümlüğü altına girmiştir. Bu sözleşmeyi halen imzalamayan Çin gibi ülkeler üzerinde de halen ABD'nin büyük bir baskısı vardır.

Netice olarak bu konuda yazılım şirketini zorlayan bir yasa hükmü arıyorsanız, bunu bulmanız güç olacak. Ancak mutlaka bir yasal dayanaktan hareket etmek isterseniz, bence Borçlar Kanunu kapsamında "Genel İşlem Şartları" iyi bir başlangıç olacaktır. Genel İşlem şartlarının iptali müessesesi müşterinin önüne dayatma şekilde konan sözleşmelerin bazı hükümlerinin bazı durumlarda geçersiz kılınmasını esas alır ve bu anlamda aradığınız ilaç olabilir. Yine de Türk Borçlar Kanununda bu konunun çok net düzenlenmediğini ve doktrinde şekillendiğini hatırlamakta fayda var. Konuyla ilgili bilgi edinmek isterseniz İstanbul Üniversitesinde 5-6 yıl kadar önce hazırlanmış güzel bir doktora tezi var, üniversite kütüphanesinden yararlanabilirsiniz.

Pratikte ne yapabilirim diye düşünüyorsanız, dava açacaksınız ve davanızın bu konuda bilinçli ve duyarlı bir yazılım uzmanı bilirkişiye düşmesi için dua edeceksiniz.
Old 23-03-2005, 13:34   #4
KONUK1

 
Varsayılan

Farklı biçim ve yoğunlukta da olsa, her yazılım bir şekilde veri işler. İşlenen veri yazılımın her kullanılışında geçici olarak bellekte tutulup sonra atılan, o kullanım oturumuna ait bir veri de olabilir; ya da yazılımın gelecekteki kullanımlarında da yararlanmak üzere kısmen ya da tamamen kalıcı olarak saklanabilir de. Birden çok yazılımın, bu şekilde saklanmış verileri ortak olarak kullanabildiği durumlar da sık rastlanır. Bu nedenle, akla gelebilecek her türlü verinin (ister ham olsun, ister belli bir amaç için işlenmiş olsun) bilişim dünyasında genel kabul gören standartlaşmış formatları vardır.

Bu standart, verinin en ham haliyle saklandığı ve platformdan bağımsız bir format olabilir; ya da verinin kullanım amacına hizmet eden pazardaki en yaygın yazılımın veri saklama formatı standart kabul edilir. Pratikde her veri türünün bu şekilde birden çok genel kabul gören standartı vardır. Resim, ses, metin vs. gibi tüm bilgisayar kullanıcılarının aşina olduğu veriler için de böyledir, ilişkilendirilmiş bir veritabanı uygulaması, üç boyutlu modelleme tasarımları, ağ güvenliği yapılandırmaları vs. gibi daha spesifik veri grupları için de böyledir.

Bence bahsedilen soruna en sağlıklı çözüm, daha işin başında bir yazılım geliştirici ile anlaşırken, yazılımın üreteceği verileri o alandaki standartlaşmış formatların birinde kaydetmesini; ya da en azından yazılımın kendi formatı ile standart format arasında veri tercümesi yapabilecek bir yardımcı program talep etmektir. Her iki durumda da bu yazılımcı açısından külfet verici bir durum değildir, aksine, ne yaptığını bilen ve açık görüşlü bir yazılımcı bu iki çözümden birini zaten uygulamasına koymak zorundadır bence.

Eğer iş işten geçmişse ve elinizde artık yazılımcı tarafından sürdürülmeyen bir ürün ve standart dışı bir veri ile kalakaldıysanız, yine de bu verilerin kurtarılması olasılığı oldukça yüksektir. Eğer orjinal programcı, kasten verilerin başkasınca kullanılmaması için özel bir girişimde bulunmadıysa, veri kurtarılması ya da dönüştürülmesi için orjinal yazılımın kaynak koduna da ihtiyaç yoktur. Bu proses, veri grubunun karmaşıklığına (boyutuna değil) bağlı olarak çok basit de olabilir, uğraştırıcı da olabilir. Ama orjinal programın da hala kullanıcıda mevcut olduğu (yalnız çalışır kod olarak), orjinal programcının verileri kasten saklamadığı, ve veri grubunun çok kompleks yapıda olmadığı (yine tekrarlamakta fayda görüyorum: boyut olarak değil) varsayılırsa; bu veri kurtarma işlemi gerçekleştirilebilir.

Yazılımların kaynak kodunun ürünle birlikte dağılmaması, yukarıda bahsedilen veri kurtarma operasyonundan çok daha zararlı sonuçlar doğurabilmektedir. Yazılım firmaları, yazılımın içine, kendi ticari amaçlarına hizmet edecek yan özellikler koyabilmekte, bu programcıklar siz yazılımı her kullandığınızda çalışarak çok çeşitli işlemleri siz farkında olmadan gerçekleştirebilmektedir. Ayrıca kaynak kodu açık olmayan bir yazılımın güvenliği de her zaman tartışmalıdır. Özellikle microsoftun tekelleşmesi ve Linux'un tanınmaya başlamasıyla hız kazanan "açık kaynak" hareketi de, diğer avantajlarının yanında, bu ve benzeri durumları kaldırmak içi n uğraşan bir topluluktur.
Old 24-03-2005, 14:33   #5
Gemici

 
Varsayılan

Sayın DenizSu,

Anlattıklarınızdan bir yazılım ürününü sadece tüketici olarak değil, işletmeci olarak kullandığınız anlaşılıyor. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun tüketiciyi ‘bir mal veya hizmeti nihai olarak kullanan kimse’ olarak tanımlıyor. Tüketicinin korunması hakkında kanun zorlansa bile olayınıza uygulanmaz. Çünkü nihai olarak kullanan kimse değilsiniz. Yazılımı ticari amaçla kullanıyorsunuz, şahsi ihtiyaç için değil.

Olayınıza uygulanacak kanun Sayın Admin’in de belirttiğigibi Fikir ve Sanat Eserleri Kanunudur. Bilgisayar Programları FSEK kapsamına girer.

Alıntı:
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu:
Madde 18. – Mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir.

MADDE 13. – 5846 sayılı Kanunun değişik 22 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Madde 23. – Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak hakkı münhasıran eser sahibine aittir


Mali hakları kullanma yetkisi mğünhasıran kendisine ait olan yazılım Ürününün Sahibi kurum veya kişi ürününü istediği koşullarda istediği kimseye kullandırabilir(bazı durumlarda toplum menfaatine bu hakkın kısıtlanması söz konusu olabilir) Eser sahibi kullanımı hakkını başka kimselere bırakabilir.

Bir ürünün kullanılmasının başka kimselere bırakılması değişik şekillerde olabilir.

En yaygın yol ürünün kullanılmasının belirli bir ücret karşılığı lisans vermek sureti ile sağlanmasıdır. Bu durumda kaynak kodu’nun devri veya açıklanması söz konusu değildir.

Diğer bir yol eserin kullanılmasının bütün hakları ile devredilmesidir. Eseri bütün hakları ile devralan kimse veya kurum eseri kaynak kodu ile birlikte alır ve istediği gibi kullanır. Eserlerini kendi başlarına piyasaya sürme imkanı olmayan birçok eser sahibi, belirli bir meblağ karşılığı eserlerini uluslararası büyük firmalara satar. Eseri/ürünü satın alan firma gerekirse o ürünü piyasaya hiç sürmez, kendisine ait diğer eserlere rekabet olmasın diye. Bü tür ürünler bazı durumlarda sırf rakiplerin eline geçmesin diye satın alınır.

Eser sahiplerini veya diğer küçük firmaları bu suretle yutan ve dünya piyasalarını ellerinde tutan uluslararası firmalar belirli bir tekele sahip olduklarından ellerindeki kaynak kodlarını kimseye kaptırmazlar.

Uluslararası faaliyet gösteren bu tür firmalarla yapılan sözleşmelerde normal sözleşmelerde söz konusu olan tarafların eşitliği ilkesi ortadan kaldırılmış olur, çünkü bu tür firmalar zayıf olan karşı tarafa her istediğini kabul ettirebilecek güçtedir. İsterse sözleşmeyi tek taraflı olarak bozma hakkını sözleşmeye koyar.

Microsoft birkaç üniversite dışında hiçbir kullanıcıya kaynak kodlarını vermez örneğin. Milyonlarca diğer kullanıcının bu tür kodlara ulaşma şansı sıfırdır. Tesadüfen bu kodlara ulaşan veya bu kodları deşifre eden kimseler büyük ceza ve tazminat tehditleri ile yola getirilir.

Yazılımcı küçük firmalarla veya eser sahibi yazılımcı şahıslarla yapılan anlaşmalarda durum değişiktir. Bunlardan yazılımı kullanmak için lisans alabileceğiniz gibi, eseri tüm hakları ilede alabilirsiniz. Bütün mesele, gerekirse konuya vakıf bir avukat aracılığı ile, anlaşma sırasında birtakım hakları pazarlık yolu ile sağlama bağlamak ve gerekirse kaynak kodunu almak.

Sözleşme yapılırken gereken önlemleri almadı iseniz, karşı tarafın isteklerine boyun eğmek zorunda kalırsınız çoğu zaman.


Alıntı:
Örnek olarak bir müzik eseri notaları CD'nin yanında verilmeyebilir, ama dinleyen çıkarır notaları... Bu engellenemez. Kimse de notaları çıkardı, çözdü diye dava açamaz.

Örnek ilk bakışta çarpıcı olsa bile gerçekleri yansıtmıyor.

Şöyleki:
Gerek yazılımı gerekse CD’yi şahsen kullandığınız sürece mesele yok. CD’deki bestenin notalarını siz veya müzik eğitimi almış olan birisi çıkarabilir, ben çıkaramam örneğin; Müzikten anlamıyorum çünkü. Bir yazılımın kaynak kodunda da durum aynı bence, konuyu bilmediğim için kesin bieşey diyemem ama bana öyle geliyorki kaynak kodunuda çözebilecek birileri vardır.

Önemli olan notayı veya kaynak kodunu ortaya çıkarmak değil, onların piyasaya sürülmesi ve onlardan kazanç elde etmeye çalışmak. Bunu yaptığınız andan itibaren de, ister CD olsun ister yazılım olsun, her ikisindede tazminat veya ceza davası ile karşılaşmanız büyük ihtimal.

Saygılarımla
Old 28-03-2005, 17:28   #6
DenizSu

 
Varsayılan

Değerli üyeler,

Konuya ilgi uyanmış olmasına teşekkürlerimi iletiyorum.
Yanıtlarda farkettiğim temel konulara açıklık getirmek istiyorum.

Sayın Admin,

Uluslararası kimi anlaşmalar sonucu yazılım geliştirme , kullanma konusunda TC'i bağlayıcı hükümlerin varlığını , varsa neler olduklarını bilmiyorum. Bunu mesleki ortamlarda pek duymadım, ama muhtemeldir. Bu yönden araştıracağım...

Ancak uluslararası kurumların kendi tekdüze sözleşmelerini önümüze koydukları doğrudur. Kişisel deneyimlerim çerçevesinde söylüyorum, onlarla özel şartlar eklemede çok daha hızlı ve karşılıklı hakkaniyete uygun çözümler geliştirebildik.

Microsoft'u burada ayırıyorum, çok ince dokunmuş, hırslı bir pazarlama anlayışı vardır. Yine de, O kurum ABD'de savcılık tarafından antitröst yasaları gereği açılan davalarda, ayrı şirketlere bölündü...

Sayın Konuk,

Bilişim alanında, yazılımın işlediği veriler , söylediğiniz gibi yazılımcı tarafından geliştirilmiş çok özgün yapılarda uzun yıllardır tutulmuyor. Çok az kimi yerli yazılımımız bu durumda kalmış olabilir, onları ayırıyorum. Genel olarak veriler, görünebilecek okunabilecek, ilişkisel veri tabanlarında tutulmaktadır (ürün adları ile Oracle, Sybase, IBM DB2, Microsft SQL Server,....).

Bilişimci olmayan üyelerimiz için ek: Bu veri tabanları denen şeyler de aslında bir yazılım ürünüdür ve kullanımları lisanslıdır. Bir uygulamanın verileri bu yazılımların marifeti ile, çeşitli tablolarda tutulur. Bu tabloların kolonları ve satırları arasında kimi bağlantılar, kimi alanların değerleri ise geliştirmecinin tasarımına bağlıdır. Görünür, okunur ama anlaşılmayabilir, içerik ve nerede nasıl kullanıldığı bağlamında...

Bu olaydaki yazılım, TC yasalarına uygun olarak, çalışanlar için maaş hesaplama, yani BORDRO yazılımıdır. Yerli bir firma tarafından geliştirilmiştir. Bilinen ilişkisel veri tabanlarını kullanmaktadır. (biz veri tabanını, tabloların içinde neler yazıldığını, tabii ki görüyoruz.) Ancak görülen tabloların içeriğinin yorumlanması, genel kural olarak, basit değildir, çoğu zaman bütünüyle anlaşılması mümkün de değildir.
Yani tabloların tamamen apaçık görebilmesine rağmen, kişinin adını soyadınının yazıldığı alanlar gibi, her görülen bilgi anlamlı değildir ayrıca anlamlandırılması gerekir. Dolayısı ile kurum, tamamen kendisine ait olan (hatta bu olayda daha da öte, çalışanlara ait olan) verinin yapılandırılmasını çözemediği sürece o veriden yararlanamaz. Bilişim tekniği açısından bu yapılandırma tam olarak çözülemeyebilir. (Müzisyen dinlediği müziğin notalarını kaleme alabilir ama bir bilişimci önüne konan eseri deşifre edemez)


Yazılım, kullanan kurumun çalışanlarını, aylık ücretleri, maaşdan doğan kesinti, hakediş, vergi v.b bağlamında diğer kuruluşlara verilecek bilgiler çerçevesinde ilgilendirmektedir yazılımın çalışması. Dolayısı ile yazılımın çalışmaması, aksaması , yazılımı kullanan kurumdan daha fazla , çalışanlara da zarar verebilecektir.


Sayın Gemici,

Yazılım ürününü işletmeci olarak kullanmaktan kastınızı ürünü kullanan tüketicinin tüzel kişilik olması nedeniyle "tüketici" sayılmayacağı mıdır?

Ben kendi aklımca, özel veya tüzel kişi olmayı, mal veya hizmet tüketicisi olmak bağlamında farklı yorumlatan bir unsur olarak düşünmemiştim. Yasalarımız bunu açıkca söylüyor mu doğrusu bilmiyorum.

Yine bahsettiğim gibi, bilgisayar yazılımları, özel kimi diller (aslında onlarda yazılım ürünü) ile geliştirilirler. Geliştirildikleri halleri ile önünüze konulmuşlarsa bile ancak o dili biliyorsanız anlarsınız. Ha bilmiyorsanız, önce o dili öğrenir, sonra okur anlarsınız. Tıpkı önce müzik eğitimi alıp, ardından duyduğunuz eseri notaya alabilmeniz gibi. Engel yok, gerekli eğitime sahip olmanız yeter.


Bilişim ürünleri açısından faklılık şuradadır, bilgisayar dilinde yazılmış apaçık deyimler, bilgisayarda çalışmazlar. O deyimler bir tür dönüştürücü işlemden geçirilir , derlenir ve artık hiçbirşekilde okunamaz hale gelmiş ,ancak çalışabilir şekilleri kullanılır. Bu dönüştürme işlemi yapılmak zorundadır. Böylece yazılım geliştirmeciler, bilgisayardaki bu teknik zorunluluğun sonucunda doğal olarak oluşan maskelemeyi kullanarak apaçık deyimleri (kaynak kodlar) vermemenin yolunu bulmuş olurlar.

Tabii ki, bu kodları satın almak denenebilir, ama ederi için emsal yoktur, tarife yoktur TC'de....

Yukarıda ürünün niteliklerini ve aksamasından doğacak zararın etkileyebileceği diğer tarafı ifade ettim.

Bu açıklamalardan sonra, yazılım sahibinin dayatma gücünü, yazılımı değiştirmenin, verileri yeni yazılım için kullanılacak hale dönüştürme zorlukları ve bunları aşmak için gereken zaman , emek ve para külfeti yanısıra, çalışanların uğrayabileceği mağduriyetten de aldığı ortadadır.

Bugünkü dünya gerçeklerinde, 100'den fazla insanın çalıştığı bir işletmenin, çalışanların ücret tahakkuklarına ait aylık ve diğer dönemsel işlemleri elle yetiştirmesinin neredeyse imkansız olduğu gerçeği de dikkate alınarak, yazılımın , bana göre, tüketicisi (illa tüketici haklarını koruma yasası bağlamında düşünelim diye söylemiyorum) durumundaki kurumu kollayıcı dayanak yok mudur?
Old 28-03-2005, 17:35   #7
DenizSu

 
Varsayılan

Değerli üyeler,

Konuyla ilgili ek bilgi vermek istiyorum.

Kimi yazılım ürünleri , sonsuza kadar çalışabilirler. Tıpkı bir müzik eserinin sonsuza kadar yeniden icra edilebilmesi gibi.

Bu tür yazılımlar çok genel amaçlıdırlar ve çalışma koşulları bozulmadığı sürece, bozulmaları da söz konusu değildir. Örneğin metin düzenleme ( Microsoft Word, IBM Lotus WordPro ,....), bilgisayarla tablolama (MS Excel, IBM Lotus 1-2-3,....), ya da çizim yazılımları (mimari ve mühendislik amaçlı AutoCAD v.b.), sonsuza kadar çalışabilir yazılımlardır. Onların da yeni geliştirmeler eklenmiş yeni sürümleri çıkar ama, siz elinizdekini kullanmaya devam edebilirsiniz, değiştirmeniz gerekmez.

---------------------------------------------------------------------------------
Bu arada, konudan bağımsız olarak, MS Windows 9x/200/XP yerine ücretsiz ve açık kaynak kodlu Linux türevi olarak Türkçe ulusal işletim sistemimizin geliştirildiği (TUBİTAK) ve Microsoft Office yerine ücretsiz olan Open Office yazılımlarının varlığını da vurguluyorum.

Lütfen kullanalım.
-------------------------------------------------------------------------------


Kimi yazılımlar ise yasal düzenlemelere veya genel geçer iş kurallarına bağlı olarak değişmesi gerekir niteliktedir.
Ör. 1-Bordro tahakkuku yasal esasları değişirse, elinizdeki artık işinize yaramaz.
Ör. 2- TC'de çek nakit bir ödeme aracıdır ama vadeli bir ödeme aracı olarak işlem görür piyasalarımızda.

Bu yasalara bağımlılık işin başından bellidir de...



Dolayısı ile yazılımların telif hakları bağlamında korunması nasıl doğru ise, yasal ve genel geçer iş kurallarına uydurulmadığı halde kullanılamaz duruma geleceği belliyse, yazılımı kullananın bu dönüşümü sağlayamayıp mağdur olacağı da dikkate alınmalı diye düşünüyorum. Aksi halde yazılım sahibi, bu durumu kendi lehine hakkaniyete uymayacak şekilde kullanıp, güclü konumuna dayanarak dayatma yapabilmektedir.

Başka yorumlar gelinceye kadar ekleyeceğim bunlar.

Saygılar sunarım.
 


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Yazılım Bakım Sözleşmesi ve kapsamı... ibreti Meslektaşların Soruları 1 15-11-2006 12:57
Araçtaki diğer zararlar Av. Çetin Meslektaşların Soruları 2 24-09-2006 15:03
Evlilik Dışı Yeni Doğacak Bebeğin Baba Nüfusuna Kaydı Daruma Hukuk Soruları Arşivi 4 20-05-2005 13:05
Yazılım Programları İle İlgili??? ziyaretci Hukuk Soruları Arşivi 1 25-05-2004 15:55
Bilişim Sözleşmeleri Ve Tüketici Hakları DenizSu Hukuk Soruları Arşivi 4 30-10-2002 16:01


THS Sunucusu bu sayfayı 0,10190010 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.