Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

5252 S.kanun ile Çek Kanunu 16/3 uygulaması (İnfazlar Durduruluyor)

Yanıt
Old 16-01-2009, 15:48   #1
Gamze Dülger

 
Varsayılan 5252 S.kanun ile Çek Kanunu 16/3 uygulaması (İnfazlar Durduruluyor)

Sayın Meslektaşlarım,

5252 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gereğince özel ceza kanunlarındaki suçların 5237 sayılı yasanın genel hükümlerine uydurulması için 31.12.2008 tarihine kadar süre verildiği ancak bu süre içinde yeni bir yasa yapılmadığı, bu nedenle 1.1.2009 tarihinden itibaren 5237 sa.Y.'nın genel hükümlerinin özel ceza yasalarına da uygulanması gerektiği,3167 Sk.16. maddesindeki düzenlemenin5237 SK 52. maddesindeki sisteme aykırı olduğu bu nedenle Anayasa ve 5237 SK2. maddesinin 1/2 cümlesi gereğince 3167/16-3 maddesindeki cezayı uygulama kabiliyeti kalmadığı için tüm karşılıksız çek keşide etmek suçlarından,bir kısım adliye savcılıklarda takipsizlik yine bir kısım mahkemeler de ise davanın ortadan kaldırılmasına dair kararlar verilmektedir.

Yine aynı kanun gereğince ,tüzel kişiler hakkındaki sorumluluğun ortadan kalktığı ve cezanın kesinleşmesinden sonra şikayetten vazgeçmenin sonuç doğurmayacağına ilişkin kanun maddeleri sebebiyle "Cezaların infazları durdurulmaktadır".

Bu konuda site üyelerinin uygulamalar hakkındaki bilgilerini ve konu ile ilgili görüşlerini paylaşmalarını rica ediyorum.
Old 17-01-2009, 11:36   #2
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan Aksi yönde kararlar da var...

Sayın meslaktaşım,

Aksi yönde kararlar da var; örneğin adalet.org sitesinden Yargıç Akın DOMBAYCI'nın konu ile ilgili vermiş olduğu ve sitede bizlerle paylaştığı bir karar var.

Bence gerekçeleri oldukça doyurucu... Faydalı olması dileğiyle...

NOT: Tüzel kişilerle ilgili kararlar açık yasal düzenleme karşısında doğrudur.




Alıntı:

T.C.
TAVAS
ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
EK KARAR

DOSYA NO : 2007/150
KARAR NO : 2008/37

HAKİM : AKIN DOMBAYCI 42034
KATİP : MEHTAP ÇELİK 54439

DAVACI : K.H.
KATILAN : ….. , Altınova Köyü Tavas/ DENİZLİ
VEKİLİ : Av. ….., TAVAS
SANIK : …..
SUÇ : Karşılıksız çek keşide etme
SUÇ TARİHİ : 21/04/2007
KARAR TARİHİ : 14/02/2008
EK KARAR TARİHİ : 16/01/2009

Yukarıda açık kimliği yazılı bulunan sanık hakkında Mahkememizce verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesine müteakip infazı için Tavas C.Başsavcılığına verildiği, hükümlü …’ ın cezasının Yatağan C.Başsavcılığı tarafından infaz edildiği sırada 5252 sayılı TCK nun yürürlük ve uygulama şekli hakkında kanunun geçici 1. maddesi gereğince 3167 sayılı Çek kanunun 5237 sayılı TCK nun genel hükümlerine aykırı hükümlerinin en geç 31/12/2008 tarihine kadar uygulanacak olması ve bu sürenin dolması nedeni ile 5237 sayılı TCK nun 2, 5,7/2,45/1 ve 52/1 maddeleri de göz önünde bulundurularak kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi çerçevesinde 5237 sayılı TCK nun yukarıda sayılı maddelerine uygun bulunmayan mahkememizce verilen ilama konu para cezasının ortadan kaldırılması ve infazının durdurulması konusunda bir karar verilmesi talep edilmiş olmakla dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Sanık hakkında Tavas C.Başsavcılığının 2007/107 sayılı iddianamesi ile 3167 sayılı kanunun 16/1-3 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış, mahkememizce yapılan yargılama sonunda sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, söz konusu kararın kesinleşmesine müteakip infazı için Tavas C.Başsavcılığına, buradan da sanığın ikametgah adresi olan Yatağan C.Başsavcılığına gönderilmiştir. Bu sırada 5252 sayılı kanunun geçici 1. maddesinde öngörülen sürenin (31/12/2008) dolması sebebi ile 3167 sayılı çek kanunun 5237 sayılı TCK nun genel hükümlerine aykırı hükümler içerdiği ve bu aykırı hükümlerin uygulanmaması gerektiği gerekçesi ile mahkememizden ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere karar verilmesi talep edilmiştir.
Öncelikle TCK nun 5. Maddesinin diğer kanunlar tarafından TCK nun genel hükümlerine aykırı düzenlemeler yapılmasına engel olmadığını belirtmek gerekmektedir. Zira kanunlar hiyerarşisinde kanunların tümü eşit kuvvettedir. Ancak Anayasa diğer kanunların üstündedir ve onlar için bağlayıcıdır. TCK nun 5. maddesi ile öngörülen özel ceza kanunları ve ceza içeren diğer kanunlardaki düzenlemelerin eksik kalan hususlarının TCK nu ile doldurulacağıdır. Yoksa TCK. kendisinden önce yürürlüğe giren ve bundan sonra yürürlüğe girecek ceza normu içeren kanunlar açısından Anayasa niteliğinde değildir. Bu itibarla 3167 sayılı Çek kanunu da halen bütün maddeleri ile birlikte yürürlüktedir. Anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmediği veya TBMM tarafından yürürlükten kaldırılmadığı sürece de varlığını koruyacaktır. Çözülmesi gereken sorun 5252 sayılı kanunun 5/2 ve geçici 1.maddesinin ne şekilde yorumlanacağı ile ilgilidir. Söz konusu kanunun 1. Maddesinde, diğer kanunların 5237 sayılı TCK nun 1. Kitabında yer alan düzenlemelere AYKIRI hükümlerinin ilgili kanunlarla gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanacağı belirtilmiştir. 3167 sayılı kanunun 16/1 maddesinde öngörülen düzenleme bu anlamda 5237 sayılı TCK nun 1. kitabında yer alan genel hükümlerine AYKIRI bir hüküm değil, FARKLI bir hüküm içermektedir. Netice itibarı ile 3167 sayılı kanunun 16/1 maddesinde de yaptırım olarak adli para cezası öngörülmüştür ve adli para cezası TCK nun genel hükümlerinde yer alan bir yaptırımdır. TCK nun 45. Maddesinin anlatımından da bu husus açıkça anlaşılmaktadır. Zira söz konusu maddede "suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adli para cezalarıdır" denilmiştir. Adli para cezasının TCK nun 52/1 maddesinde de belirtildiği şekilde gün olarak belirtilmemesi onun TCK nun genel hükümlerine aykırı olduğu sonucuna varmayı gerektirmez.
Diğer yandan 3167 sayılı çek kanundaki "ağır para cezası" ibaresi 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı yasanın 5/2 maddesi gereğince TCK da düzenlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar "adli para" cezasına dönüştürülmüştür. Dolayısı ile yapılan bu değişiklik 5237 sayılı TCK nun yürürlük tarihi ile aynı tarihtir. Yapılan bu değişiklik TCK nun 5. Maddesine RAĞMEN yapılmış bir değişikliktir. Bu nedenle de ağır para cezasından dönüşen adli para cezaları TCK nun 52/2 maddesindeki düzenlemeye aykırı gibi görünse dahi uygulanması gerekir. Ayrıca 5252 sayılı kanunun 5/2 maddesinde TCK da belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılması için herhangi bir süre sınırlaması getirilmemiştir. Kısaca anlatılmak istenilen ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezalarının 5252 sayılı yasanın geçici 1. Maddesi kapsamında olmadığıdır. Söz konusu madde TCK nun diğer genel hükümlerine aykırılıklar bakımından kabul edilmiştir. Bu nedenle 3167 sayılı çek kanunundaki çek bedeli kadar adli para cezası verilmesi yaptırımı halen yürürlüktedir ve uygulanmasına devam edilmelidir.
Ayrıca 5275 sayılı kanunun geçici 1. Maddesinin halen yürürlükte olması göz önüne alındığında da 3167 sayılı yasanın 16/1 maddesinde belirtilen ve gün karşılığı olmayan adli para cezalarının halen yürürlükte oldukları ve infaz kabiliyetlerinin bulunduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Tüm bu nedenlerle ve konunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmemesi göz önünde bulundurularak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Mahkememizin yukarıda esas ve karar numarası belirtilen 14/02/2008 tarihli ilamında herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek görülmemiş ve aşağıdaki şekilde ek karar tesis edilmiştir.
H Ü KÜ M : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1- Hükümlü ….. hakkında mahkememizce verilen 2007/150 Esas, 2008/37 Karar sayılı, 14/02/2008 tarihli ilamın AYNEN İNFAZINA
2- İnfazın durdurulmasına yer olmadığına
3- Ek kararın hükümlüye ve katılan vekiline tebliğine
4- Karar kesinleştikten sonra bir suretin Yatağan C.Başsavcılığı ilamat şubesine gönderilmesine,
Dair; hükümlünün yokluğunda C.Savcısının mütalaasına uygun kararın hükümlüye tebliğinden itibaren 7 gün içinde Denizli Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/01/2009

Katip 54439 Hakim 42034

Old 18-01-2009, 12:35   #3
alperyldrm

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gamze Dülger
Sayın Meslektaşlarım,

5252 sayılı Yasanın geçici 1. maddesi gereğince özel ceza kanunlarındaki suçların 5237 sayılı yasanın genel hükümlerine uydurulması için 31.12.2008 tarihine kadar süre verildiği ancak bu süre içinde yeni bir yasa yapılmadığı, bu nedenle 1.1.2009 tarihinden itibaren 5237 sa.Y.'nın genel hükümlerinin özel ceza yasalarına da uygulanması gerektiği,3167 Sk.16. maddesindeki düzenlemenin5237 SK 52. maddesindeki sisteme aykırı olduğu bu nedenle Anayasa ve 5237 SK2. maddesinin 1/2 cümlesi gereğince 3167/16-3 maddesindeki cezayı uygulama kabiliyeti kalmadığı için tüm karşılıksız çek keşide etmek suçlarından,bir kısım adliye savcılıklarda takipsizlik yine bir kısım mahkemeler de ise davanın ortadan kaldırılmasına dair kararlar verilmektedir.

Yine aynı kanun gereğince ,tüzel kişiler hakkındaki sorumluluğun ortadan kalktığı ve cezanın kesinleşmesinden sonra şikayetten vazgeçmenin sonuç doğurmayacağına ilişkin kanun maddeleri sebebiyle "Cezaların infazları durdurulmaktadır".

Bu konuda site üyelerinin uygulamalar hakkındaki bilgilerini ve konu ile ilgili görüşlerini paylaşmalarını rica ediyorum.

Bu yönde yeni verilmiş örnek bir karar varmı elinde?

ayrıca çok önemli bir konu ama kimse yorum yazmamış ilginç =)
Old 18-01-2009, 13:52   #4
Av. Dr. V. SEVEN

 
Varsayılan

31.12.2008 TARİHİ SONRASINDA, KARŞILIKSIZ ÇEK KEŞİDE ETME SUÇUNA UYGULANACAK OLAN TÜRK CEZA KANUNU HÜKÜMLERİNİN KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ

5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Geçici 1. Maddesine göre;
“Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.”
Bu hüküm çerçevesinde, belirtilen tarihten sonra, Türk Ceza Kanunu (TCK) dışındaki ceza hükmü getiren tüm ceza kanunları hükümlerinin, TCK’da öngörülen şekle uydurulması çerçevesinde, 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’unun (Çek Kanunu) uygulanma şartlarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Belirtmek gerekir ki, 31.12.2008 tarihine dek, ceza hükmü getiren diğer özel kanunlardan olan 3167 Sayılı Çek Kanununun cezai hükümleri, TCK’nun genel hükümlerine aykırı olsa da uygulanabilmekteydi. Ancak 31.12.2008 tarihine kadar, Çek Kanun’unda gerekli değişiklikler yapılmadığından, artık 01.01.2009 tarihi itibariyle TCK’nun genel hükümlerinin (1-75. maddeleri) uygulama alanı bulması söz konusudur.
Ayrıca, 5252 Sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Dolayısıyla, aynı kanunun geçici 1. maddesi yanında, yargılamada, 9. maddenin de göz önünde bulundurulmasıyla sanığın en lehine olan hükümlerin araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede aşağıda, Çek Kanunu’ndaki karşılıksız çek keşide etme suçunu düzenleyen hükümler yerine uygulanması gerektiği düşünülen TCK hükümlerinin kısa ve acil bir değerlendirilmesi yapılmıştır.
1. 3167 SK. m. 16/1’de karşılıksız çek keşide etme suçu,
“Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” Şeklinde olmak üzere, karşılıksız çek keşide etme suçu, “şekli suç” niteliğinde düzenlenmiştir.
Ancak, TCK’nın genel hükümleri uyarınca, bir suçun oluşumu kastın varlığına bağlıdır (TCK m. 21). Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu nedenle, bir kişinin karşılıksız çek nedeniyle cezlandırılabilmesi için, bu kişinin çeki keşide ederken, çekin karşılıksız kalacağı kastıyla hareket etmiş olması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bunu bilmeli ve istemelidir. Dolayısıyla, yapılan yargılamada, artık kastın varlığı mutlak olarak araştırılmalı ve bunun sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Bunun yanı sıra belirtmek gerekir ki; TCK m. 21/2’ye göre, somut olayda karşılıksız çek keşide eden kişide “olası kast”ın varlığı da ayrıca değerlendirilerek, maddede öngörülen hafifletici durumların dikkate alınması gerekir.
2. TCK m. 20
TCK m. 20 uyarınca, ceza sorumluluğu şahsidir ve kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Ancak bu maddenin 2. fıkrasında, tüzel kişiler açısından ayrı bir düzenleme yapılmış ve tüzel kişiler bakımından –hiçbir suretle- ceza yaptırımı uygulanamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, bir tüzel kişi çek keşide ettiği takdirde, bu tüzel kişi hakkında artık ceza yaptırımı uygulanamayacaktır.
3. TCK m. 22
Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır. Bu nedenle, taksirle işlenen bir fiilin cezandırılabilmesi için, açıkça düzenlenmiş olması gerekir. Oysa ki, karşılıksız çek keşide etme suçu için, taksirle işlenebileceği yönünde özel bir düzenleme kanunda yer almamaktadır. Dolayısıyla, karşılıksız çek keşide etme fiilini taksirle işlemek mümkün olmadığından, ceza yaptırımı da uygulanamaz.
4. TCK. m. 43
Bu hüküm, zincirleme suçu düzenlemektedir. Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Bu nedenle, karşılıksız çek keşide etme suçu bakımından, bir tek kişiye karşı (sıralı çek) işlenmiş birden fazla karşılıksız çek keşide etme suçunun “zincirleme suç” kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir.
Bunun sonucu olarak da, Çek Kanunu’nun 16. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen “Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur” hükmünün artık her durumda uygulanabilmesi mümkün değildir. Yapılan yargılamada, bu hükmün de değerlendirilmesi gerekmektedir.
5. TCK m. 52 – 61/8
Çek Kanunu’na göre, karşılıksız çek keşide etme suçunun cezası, çek bedeli tütarı kadar “adli para cezası” olarak belirlenmekteydi. Verilecek para cezasının üst sınırı her yıl 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre artırılan miktarla sınırlıdır.
Ancak, TCK’nın adli para cezalarına ilişkin 52. maddesi uygulama alanı bulacağından, ceza miktarının ve niteliğinin belirlenmesi farklılaşacaktır.
Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. Yargılama sonucunda verilen kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilmelidir. Adli para cezasının miktarının tespiti artık, sadece bu yolla gerçekleştirilebilecektir.
Bu noktada, yargılamada sanığın lehine olan hafifletici hükmün de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adli para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği belirtilir. Dolayısıyla, karşılıksız çek keşide etme suçuna karşılık verilecek cezanın tayininde bu hükmün uygulanması gerekmektedir.
Burada karşılaşılacak bir başka sorun, karşılıksız çek keşide etme suçuna tayin edilecek cezanın tam gün karşılığının neye göre belirleneceğidir. Çek Kanunu’nun uygulamasında, ceza, karşılıksız çıkan çek miktarına göre belirlenmekteyken, TCK’nın 52. maddesinin uygulanmasıyla, öncelikle tamgün hesabının yapılması ve bir güne karşılık gelen parasal miktarın belirlenmesi üzerine karar verilmesi gerekmektedir.
TCK m. 61/8 hükmüne göre, adli para cezasının hesaplanması ise, adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılmalıdır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunacaktır. Bu itibarla, yargılama sonucunda verilecek adli para cezasının tayini usulü de tümden değişmektedir.
6. TCK m. 73
Çek kanunu’na göre, karşılıksız çek suçundan dolayı kovuşturma yapılması şikayete bağlı tutulmuştur. Ancak bu şikayet hakkının kullanılma süresi Çek Kanunu’nun 16b maddesinin ikinci fıkrasında; “Çekin karşılığının bulunmaması nedeniyle şikayet hakkı, 8 inci maddede belirtilen miktarın yatırılması için öngörülen sürenin dolduğu tarihte; ihtiyati tedbir kararı veya ödeme yasağı nedeniyle süresi içinde ibrazında çek hakkında işlem yapılmaması halinde ise, ihtiyati tedbir kararının veya ödeme yasağının kalktığı tarihte doğar” olarak belirtilmiştir.
Fakat, TCK’nın genel hükümlerinden şikayet’i düzenleyen 73. maddesinin uygulamasıyla, karşılıksız çek suçunun kovuşturulmasına ilişkin usul de değişmektedir. Bu çerçevede, TCK’ya göre süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlayacak şekilde hesap edilmek üzere, 6 ay olarak belirlenecektir. Bu durumda, şikayetçinin fiili ve faili öğrenme tarihi, çekin ibraz tarihi olacağından (Çekin karşılıksız olduğunun öğrenildiği, bankaya ibraz tarihinde), şikayet hakkının başlangıcı daha geriye çekilmiş olacaktır. Kovuşturma ve yargılamada, bu durumun da dikkate alınması ve şikayet süresinin buna göre hesaplanması gerekmektedir.
7. 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
5252 Sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Dolayısıyla, aynı kanunun geçici 1. maddesi yanında, yargılamada, 9. maddenin de göz önünde bulundurulmasıyla sanığın en lehine olan hükümlerin araştırılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Old 18-01-2009, 14:04   #5
Av. Dr. V. SEVEN

 
Varsayılan

Yukarıdaki kararda belirtilen "...Öncelikle TCK nun 5. Maddesinin diğer kanunlar tarafından TCK nun genel hükümlerine aykırı düzenlemeler yapılmasına engel olmadığını belirtmek gerekmektedir. Zira kanunlar hiyerarşisinde kanunların tümü eşit kuvvettedir. Ancak Anayasa diğer kanunların üstündedir ve onlar için bağlayıcıdır. TCK nun 5. maddesi ile öngörülen özel ceza kanunları ve ceza içeren diğer kanunlardaki düzenlemelerin eksik kalan hususlarının TCK nu ile doldurulacağıdır. Yoksa TCK. kendisinden önce yürürlüğe giren ve bundan sonra yürürlüğe girecek ceza normu içeren kanunlar açısından Anayasa niteliğinde değildir. Bu itibarla 3167 sayılı Çek kanunu da halen bütün maddeleri ile birlikte yürürlüktedir..." ifadesinde normlar hiyerarşisine dayananılmıştır. Bu gerekçe olay bakımından doğru değildir. Çünkü, TCK m. 5 ile yapılan, sonra yürürlüğe giren genel kanunun (TCK), önceki özel kanun (3167 SK) hükümlerini yürürlükten kaldırmasıdır.
Old 19-01-2009, 12:26   #6
Gamze Dülger

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım,

Şikayetçi vekili yada sanık müdafii olarak bu konuda pek çok davam var.

Eğer sanık müdafii iseniz ve sanık bir tüzel kişilik ise bu takdirde "TCK 20.madde gereği tüzel kişiler hakkında ceza mahkumiyeti verilemeyeceği ve sadece güvenlik tedbiri uygulanabileceğinden infazların durdurulması hususunda tereddüt yoktur".

Eğer katılan iseniz,"Ben cuma günü itibarıyla Savcılık mütalaasına aykırı olarak bir mahkumiyet kararı aldım."Cumhuriyet Savcısı kararı temyiz edebilmek için dosya numaralarını ajandasına not etti.Yani dosya Yargıtay'ı ziyaret edecek..!

Bir kısım hakimlerimiz ise "Dosyaları Nisan-Mayıs aylarına talik ediyor" ve uygulamadaki terüddütler giderilene kadar karar vermekten kaçınıyor.

Savcılarımız ise takipsizlik kararları vermeye başladı.

Ben yarın sanık müdafii olarak tüzel kişi aleyhine verilen mahkumiyeti ortadan kaldırılması için talepte bulunacağım.Talebimin sonucu hakkında bu sayfada bilgi vereceğim.

Saygılarımla
Old 19-01-2009, 13:54   #7
alperyldrm

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gamze Dülger

Eğer katılan iseniz,"Ben cuma günü itibarıyla Savcılık mütalaasına aykırı olarak bir mahkumiyet kararı aldım."Cumhuriyet Savcısı kararı temyiz edebilmek için dosya numaralarını ajandasına not etti.Yani dosya Yargıtay'ı ziyaret edecek..!

Bir kısım hakimlerimiz ise "Dosyaları Nisan-Mayıs aylarına talik ediyor" ve uygulamadaki terüddütler giderilene kadar karar vermekten kaçınıyor.

Savcılarımız ise takipsizlik kararları vermeye başladı.

Saygılarımla

1 - savcı mütalasında yukarda belirtilen sebepler nedeniyle mi beraat istedi?

2- Mahkemeler dosyaları talik ederken ( dosyalardaki tüm işlemler tamamlanmış ancak talik ediyor varsayımıyla ) hangi gerekçeyi öne sürüyor

3-Elinizde savcılığın takipsizlik vermiş olduğu bir takipsizlik kararı varmı

4-Bunlarla ilgili elinizde belge varmı acaba ?

5-Çok şey istedim galiba =)) ama insan onlarca karşılıksız çek davalarında sanık vekili olunca konu çok önemlide benim için =)
Old 19-01-2009, 15:18   #8
Gamze Dülger

 
Varsayılan

Sayın alperyldrm,

Elimde savcılık mütalaasına rağmen verilmiş bir mahkumiyet kararı var..Ancak bir işe yarayacağını sanmıyorum.

Görev yaptığım ilçedeki pek çok avukatın elinde takipsizlik kararları var.Verilen kararlar,savcıların uygulamalarına göre değişiyor.Bazı savcılar ellerindeki dosyaları beklemeyi tercih ederken,bazıları takipsizlik kararları veriyor.

Mütalaa ve karar dayanağı ise aynen şu şekilde :
"Sanık hakkında 3167 Sk 16 maddesindeki suç sebebiyle hakkında kamu davası açılmış ve yargılama aşamasında suçun oluştuğu anlaşılmış ise de 5252 sayılı Yasa'nın geçici 1. maddesi gereğince özel ceza yasalarındaki suçların 5237 sayılı Yasanın genel hükümlerine uydurulması için 31.12.2008 tarihine kadar süre verildiği ,bu süre içinde 3167 sayılı Yasa'da değişiklik yapacak bir kanun tasarısının hazırlandığı ancak henüz kanunlaşmadığı anlaşılmış olup,1.1.2009 tarihinden itibaren 5237 sayılı Yasanın genel hükümlerinin özel ceza yasalarına da uyulanması gerektiği,3167 sayılı yasının 16. maddesindeki düzenlemenin 5237 sayılı Yasanın 52. maddesindeki sisteme aykırı olduğu bu nedenle "Kanunsuz ceza olmaz " anayasa kuralı ve 5237 S.Yasanın 2. maddesi 1 fıkrası ve 2. cümlesi gereğince 3167 S.Yasanın 16. maddesindeki cezanın uygulanma kabiliyeti kalmadıı için var olan suçun kanunlarımızda cezasız kaldığı ve bu nedenle sanığın beraatine karar verilmesi kau adına talep ve mütalaa olunur"


Avukatlık zor zanaat..

Bir dosyanızda bir kanun boşluğu sebebiyle sevinirken,başka bir dosyanızda aynı kanun boşluğu sebebiyle saçınızı yolabiliyorsunuz...


Bu konuda ayrıntılı inceleme yapılan adalet.org sitesindeki meslektaşlarımızın beyanlarını ve tartışmalarını izlemenizi de tavsiye ederim.

Saygılarımla
Old 19-01-2009, 17:53   #9
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan 10. Ceza Dairesi'nin görüşü

Henüz teyit etmemiş olmakla beraber, bir meslektaşımız, Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nden bir üye ile görüştüğü bilgisini ve varılan sonucu adalet.org sitesinde aynen şu şekilde yayımladı...

Faydalı olması dileğiyle...

http://www.adalet.org/forum2/goster.php?konu=3167%20SY%20-%20Yargıtay%2010.%20CD.%20Görüşü&fid=212704&oturum no=cbc6009a9864545&id=7302&alan=Mesleki%20Konular

Cihan Şahin
Merhaba Arkadaşlar,
Az önce Yargıtay 10. Ceza Dairesi Üyesi Sn. Osman BAŞ ile yaptığım görüşmede, sayın üyemiz konuyu bugün görüştüklerini ve oyçokluğu ile karara bağladıklarını söyledi. Buna göre, 3167 sayılı yasanın 16. maddesi yönünden ikili bir ayrım yaptıklarını; tüzelkişiler yönünden TCK'nun 5, 20 ve 60. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde tüzelkişileri cezaen sorumlu tutmanın mümkün olamayacağını, bunlar hakkında açılan davalarda BERAAT kararı verilmesi gerektiğini; gerçek kişiler yönünden de eski uygulamanın devam edeceğini söyledi. Yine aynı şekilde 3167 sayılı yasanın 13. maddesi yönünden eski uygulamaya devam edileceğini bu kararın da oyçokluğuy ile alındığını, muhalif görüşlerin de bulunduğunu söyledi.
Selam ve saygılarımla...
Old 20-01-2009, 08:43   #10
Gamze Dülger

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Hakan EREN
Henüz teyit etmemiş olmakla beraber, bir meslektaşımız, Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nden bir üye ile görüştüğü bilgisini ve varılan sonucu adalet.org sitesinde aynen şu şekilde yayımladı...

Faydalı olması dileğiyle...

http://www.adalet.org/forum2/goster.php?konu=3167%20SY%20-%20Yargıtay%2010.%20CD.%20Görüşü&fid=212704&oturum no=cbc6009a9864545&id=7302&alan=Mesleki%20Konular

Cihan Şahin
Merhaba Arkadaşlar,
Az önce Yargıtay 10. Ceza Dairesi Üyesi Sn. Osman BAŞ ile yaptığım görüşmede, sayın üyemiz konuyu bugün görüştüklerini ve oyçokluğu ile karara bağladıklarını söyledi. Buna göre, 3167 sayılı yasanın 16. maddesi yönünden ikili bir ayrım yaptıklarını; tüzelkişiler yönünden TCK'nun 5, 20 ve 60. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde tüzelkişileri cezaen sorumlu tutmanın mümkün olamayacağını, bunlar hakkında açılan davalarda BERAAT kararı verilmesi gerektiğini; gerçek kişiler yönünden de eski uygulamanın devam edeceğini söyledi. Yine aynı şekilde 3167 sayılı yasanın 13. maddesi yönünden eski uygulamaya devam edileceğini bu kararın da oyçokluğuy ile alındığını, muhalif görüşlerin de bulunduğunu söyledi.
Selam ve saygılarımla...


Sayın Hakan EREN,

Siteye yazdım ancak konular çok çabuk geçtiği için ortadan kay.oldu.

Bir müvekkilim şirket temsilcisi olarak 3167 16/1 gereği ceza aldı.Bu cezayı da TCK 20 anlamında kabul etmek mümkün mü?

Şikayetçi doğrudan tüzel kişiden şikayetçi olmuş bu sebeble müvekkilim şirket yetkilisi olarak ceza almış...

Bana biraz zorlama gibi geliyor ama kafam karışmıyor da değil?...

Saygılarımla
Old 20-01-2009, 09:27   #11
alperyldrm

 
Varsayılan

bu konuda o kadar çok birbiriyle çelişen yorum varki
bence şu an infaz aşamasında olan yada halen devam eden yada yeni açılan davalar la ilgili mahkemelerden talep edilmeli artık mahkeme ne verirse gibi bişey olacak
Old 20-01-2009, 10:31   #12
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Gamze Dülger
Sayın Hakan EREN,

Siteye yazdım ancak konular çok çabuk geçtiği için ortadan kay.oldu.

Bir müvekkilim şirket temsilcisi olarak 3167 16/1 gereği ceza aldı.Bu cezayı da TCK 20 anlamında kabul etmek mümkün mü?

Şikayetçi doğrudan tüzel kişiden şikayetçi olmuş bu sebeble müvekkilim şirket yetkilisi olarak ceza almış...

Bana biraz zorlama gibi geliyor ama kafam karışmıyor da değil?...

Saygılarımla

Sayın Dülger,
Bahsettiğiniz karar bütünü ile yanlıştır. (31.12.2008 tarihi itibairyle) artık uygulama imkanı kalmayan "karşılıksız çeklerde, çekte imzası bulunan gerçek kişi ile beraber tüzel kişi hakkında da ceza verilmesi" uygulaması bu şekilde değildir; "bonus" ceza şirket yetkilisine değil şirkete verilmelidir.

Yasanın açık hükmüne rağmen, bahsettiğiniz kararda gerçek kişiden sonra bir de ayrıca şirket yetkilisine ceza verilmesi hukuka aykırıdır.

Neyse ki artık "tüzel kişilere" ceza tartışması son buldu. Selam ve saygılarımla...
Old 20-01-2009, 20:08   #13
elitra

 
Varsayılan Çekte Af

Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesi 15.01.2009 tarihinde kesinleşmiş bir karşılıksız çek davasında "ek karar" alarak infazı durdurdu. Gerekçe 5237 sy TCK genel hükümlerine uyarlama zorunlu iken 31.12.2008 tarihine kadar yasal düzenleme yapılmadığından çek yasasındaki müeyyidenin UYGULAMA KABİLİYETİNİN KALMAMASI. Detayı merak edenlerin sorularını yanıtlayabilirim.
Old 21-01-2009, 08:52   #14
Av.BahadırDoğancı

 
Varsayılan

Sayın Elitra,

Bahsettiğiniz kararın örneğini paylaşabilir misiniz? Dün görüştüşüm bazı hakim ve savcılar, belirsizlikten kaynaklanan tedirginlikle örnek bir karar aradıklarını bildirdiler. Aslında heşey çok açık ama karar vermekten çekiniyorlar.

Saygılarımla
Old 21-01-2009, 09:21   #15
elitra

 
Varsayılan

AŞAĞIDA AKTARIYORUM:

5252 saylı TCK nun yürürlük ve uygulama şeklindeki geçici 1. maddesi 5237 sy TCK nun 2,5,7/2,45/1 ve 52 maddelderinden anlaşılacağı üzere özel yasalardaki aykırı hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabileceği bu tarihten sonra 5237 sy TCK nun yukarıda bahsedilen maddelerinde ve genel hükümlerinde ceza nevi olarak hapis cezası ve gün para sistemi öngörüldüğü, bu durumda çek cezaları için düzenlenen para cezalarının uygulama kabiliyetinin kalmadığı, 5728 sy Temel Ceza Kanunlarına uyum amacı ile çeşitli kanunlarda ve diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda yapılan değişiklik ile çek yasasında değişiklik yapılmadığı, bu durumda çek yasasındaki müeyyidenin uygulama kabiliyetinin kalmadığı anlaşıldığından cezanın durdurulmasına kara vermek gerekmiştir.
Ancak 1999 yılından bu yana çıkarılan af yasaları ve TCK ile CMK nun tümü ile değiştirilmesi, uyarlama çalışmaları yapılması esnasında geriue yönelik olarak kanun haricinde Yargıtay kararları ve uyum asaları ile uygulama yapıldığından bu aşamada ortadan kaldırma kararı vermenin mevcut uygulmayaya aykırı düşeceği kanısı ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1) Hükümlü ........... ve ............ A.Ş. hakkında mahkememizden verilen ......... tarih ve .............. esas ve karar ile ilamatın ......... sırasında işlem gören İNFAZIN DURDURULMASINA
2) Bu aşamada ORTADAN KALDIRMA TALEBİNİN REDDİNE,
3) Karardan bir suretin Konya C. Başsavcılığı' na gönderilmesine
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu itirazı kabil olmak üzere karar verildi. 15.01.2009
Old 21-01-2009, 09:23   #16
elitra

 
Varsayılan

KONYA 6. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
2007 / 866 E., 2008 / 211 K. Ek karar tarihi 15.01.2009
Old 21-01-2009, 09:29   #17
Av.BahadırDoğancı

 
Varsayılan

Sayın Elitra,

Çok Teşekkür Ederim.

Esenlikler.
Old 21-01-2009, 09:35   #18
elitra

 
Varsayılan

Yeni bir karara ulaşırsam bu başlığa ekleyeceğim. Sizden de aynı ilgiyi bekliyorum. Konunun pek çok kişiyi etkileyeceğini düşündüğümüzde bir an önce netleşmesini diliyorum.
Old 21-01-2009, 09:51   #19
damista

 
Varsayılan

konya 6. asliye cezadan 16 ocakta bende böyle bir karar aldım.
Old 21-01-2009, 09:53   #20
damista

 
Varsayılan

bu konu tahsilatları zorlaştıracağı için bizi vuracak gibi geliyor. aynen mbb'dan disiplin hapsinin kalkmış olduğu gibi
Old 21-01-2009, 10:26   #21
Av.BahadırDoğancı

 
Varsayılan

Sayın ilgililer,

Bu konuda aldığınız kararları paylaşabilirseniz çok iyi olur. Her hakim ve savcı karar vermek için bu yöndeki kararları bekliyor. Böylelikle yayılmasını sağlayabiliriz.

Teşekkürler. Esenlikler.
Old 21-01-2009, 10:39   #22
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Üstad sizin çek alacaklısı müvekkiliniz yok galiba. Arkadaşlar hukukçu kimliğimize ters düşecek uygulamaları savunmak veya yanında yer almak gibi bir gaflete düşmekten uzak duralım. Biz hakkın, adaletin sağlanmasını çalışırken, fiili olayda olduğu gibi çek keserek borçlandığı parayı ödemeyerek pişkin pişkin (söz meclisten dışarı) ortalıkta gezinen kişilerin bir de cezai yaptırımdan soyutlanması ne kadar hukukidir? Bu konuyu da kendi içinizde tartışmanızı rica ediyorum.

Diğer taraftan, evet sırf alacak-borç ilişkisinden insanların hürriyetinden yoksun bırakılması doğru değildir. Ancak taraflar arasındaki teraziyi iyi ayarlamak lazım. İlginize teşekkürler.
Old 21-01-2009, 11:14   #23
Av.BahadırDoğancı

 
Varsayılan

Sayin yeshilim,

Beyan etmeye çalıştığınız üzere bizler hukukçuyuz. Kanun koyucunun bilerek ya da bilmeyerek uygulanmasına son verdiği bir kanundan ötürü mahkum olmanın eşiğinde olan kişileri, hukuk sistemimizin işleyişi içinde yaratılan lehe durumdan yararlandırmaya çalışmak adaletin sağlanmasının neresine ters düşecek. Bu ne alacaklının ne de borçlunun üzerine yüklenebilecek bir durum değil. Ceza hukukukunda, lehe kanunun uygulanması ilkesini hatırlatmak isterim. Lütfen bu konu başlığı altındaki Sayın Av. Dr. V. SEVEN'in bilimsel değerlendirmesini okuyunuz. Bu hükümler yürürlüğe girdikten sonra, hukuki durum gayet nettir. Alacaklı ya da borçlu vekili olmakla saf tutulacak bir durum söz konusu değildir. Hukukçu olarak, kanun hükümleri ve ilkelerle diyalog kurmamız en sağlıklı olanıdır.

Saygılarımla.
Old 22-01-2009, 00:41   #24
elitra

 
Varsayılan

Sayın Yeshilim, görüşlerinize katılmıyorum. Çekten alacaklı olan müvekkilimin davasına çıkıp cezalandırma talep ettikten sonra aynı mahkemede bir sonraki davada sanık müvekkilimin mevcut yasal düzenlemedeki boşluktan yararlanması konusunda talebimi dile getiririm. İki dava arasındaki tek fark duruşma salonunda sağdan sola geçmemden ibarettir. Vicdanım rahat bir şekilde salondan çıktıktan sonra cübbemi çıkarır ve sohbet ortamında çelişkiyi dile getiririm. Bizler taraf değiliz.
Size bir anımı anlatayım. 2003 yılında haciz mahallinde ben ve icra müdüresine borçlunun babası tarafından saldırıda bulunuldu. Sanık yakalandı ve tutuklandı. Sanık yakınları birkaç gün sonra büroma geldiler ve özür dilediler. Ziyaretlerinde sanığı savunmaları için pek çok avukat arkadaş ile görüşmelerine rağmen hiçbir meslekaşın müdafiliği kabul etmediğini de dile getirdiler. Onlara dilediğiniz bir avukata gidin, konuyu anlatın, beni aramasını rica edin dedim. Aynı gün bir avukat arkadaş aradı beni. Ondan bu görevi kabul etmesini rica ettim; bu konuda icra müdüresinin de benimle aynı görüşte olduğunu da söyledim. Biz cezalandırılmasını talep ederken meslektaşımız sanığın savunmasını yaptı. Bu olgunluğu biz gösteremez isek başkalarının göstermesini nasıl bekleyebiliriz.
Old 22-01-2009, 16:10   #25
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Bugün Kartal Adliyesindeydim. 6.Asliye Ceza Mahkemesindeki bir dosyayı da incelemek istedim. O sırada masa üstünde duran karar gözüme ilişti. Karşılıksız çek keşide etmekten mahkumiyet verilmişti. Gerekçenin aklımda kalan bölümü;

" Her ne kadar 31.12.2008 tarihine kadar yasal düzenleme yapılmadıysa da, Mecliste bu konuda hazırlığın olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, mahkumiyetine..."

Gerekçe açısından değil, uygulamada mahkumiyet kararı veren mahkemelere örnek olması açısından anlattım.
Old 22-01-2009, 16:41   #26
elitra

 
Varsayılan

Hakimin kararını tartışabiliriz ama kesin olan gerekçe mükemmel. Elimin boş olduğu bir gün "ceza hukuku genel hükümler" ile ilgili ders notlarımın fotokopisini Sayın Hakime göndermeyi düşünüyorum. Allah avukatları korusun.
Old 23-01-2009, 14:08   #27
Gamze Dülger

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan yeshilim
Üstad sizin çek alacaklısı müvekkiliniz yok galiba. Arkadaşlar hukukçu kimliğimize ters düşecek uygulamaları savunmak veya yanında yer almak gibi bir gaflete düşmekten uzak duralım. Biz hakkın, adaletin sağlanmasını çalışırken, fiili olayda olduğu gibi çek keserek borçlandığı parayı ödemeyerek pişkin pişkin (söz meclisten dışarı) ortalıkta gezinen kişilerin bir de cezai yaptırımdan soyutlanması ne kadar hukukidir? Bu konuyu da kendi içinizde tartışmanızı rica ediyorum.

Diğer taraftan, evet sırf alacak-borç ilişkisinden insanların hürriyetinden yoksun bırakılması doğru değildir. Ancak taraflar arasındaki teraziyi iyi ayarlamak lazım. İlginize teşekkürler.

Sayın yeshilim,

"Hukukçu kimliğimize ters düşecek uygulamaları savunmak " gibi kimsenin bir niyeti olduğunu zannetmiyorum.

Tam tersine "Hukukçu,kanun ve kanun boşluklarından doğan uygulamalarda müvekkili lehine savunmalarda bulunmak,yargı kararlarını güncel olarak takip etmek,hukuku sonuna kadar müvekkili lehine uygulamak hususunda hem görev hem de sorumluluk yüklenmiştir"..

Yasama erki, görevini ihmal ederek,bir kanunun yürürlüğü hususunda bir tarih vermiş ve bu tarihten sonra ihmali sebebiyle yasalarda boşluk doğmuş ise pek tabiki avukatlar bu boşluğu müvekkilleri yararına sonuna kadar araştıracak ve hatta müvekkilinin bu boşluktan "Özgür çıkması " için elinden geleni yapacaktır.

Bir dosyada alacaklı vekili diğer dosyada sanık müdafii olmak durumu değiştirmez.Siz sanık müdafii olarak "Kanunda boşluk doğduğu ve bunun sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğini " iddia ediyorken,diğer dosyanızda "Hayır bir boşluk doğmamıştır,ceza ertelenmemelidir" diye iddiada bulunabilirsiniz...

Üstelik böyle bir durumda dayandığınız gerekçelerin muhatabını ikna etmesi ve sanık müdafii iken"İnfazın ertelenmesi ",katılan iken "Ertelenme talebinin reddi " hususunda kararlar almanız dahi mümkündür.

İşte siz (biz) ozaman görevini layıkı ile kanunlar ve hukukla bağlı kalarak yapmış avukatlar olursunuz(oluruz)..

Bu nedenle var olan durumu bu şekilde değerlendirmeniz gerektiği inancındayım.

Şahsen benim fikrime göre "Kimse ekonomik bir gerekliliği yerine getirmediği için sonuç itibarıyla hürriyeti bağlayıcı ceza ile karşılaşmamalı!".

Bu da bir bakış açısı...

Saygılarımla
Old 29-01-2009, 13:27   #28
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesi de mahkumiyet kararı vermeye devam ediyormuş.
Old 29-01-2009, 15:38   #29
Gamze Dülger

 
Varsayılan

Aydın Asliye Ceza Mahkemeleri "İnfazların durdurulmasına " ilişkin Savcılık taleplerini reddetmektedir.

Saygılarımla
Old 30-01-2009, 15:25   #30
S.Orhan

 
Varsayılan yargıtay kararı

Yargıtay 10.Ceza Dairesi 19.01.2009 tarih 2007/7947 esas,2009/54 karar sayılı kararı ile karşılıksız çek düzenlemek suçundan gerçek kişiye verilen cezanın bir üyenin muhafeleti ile onanmasına karar verdi.
Bilgilerinize.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
resmi evrakta sahtekarlıkta lehe kanun uygulaması ve zamanaşımı LEVENT OSMAN Meslektaşların Soruları 11 04-01-2011 17:12
3239 sayılı kanun (Bir çok kanunu değiştiren bir kanun) ibreti Meslektaşların Soruları 7 24-09-2010 13:01
İmar Kanunu 18- hamur uygulaması Av. Rahşan AYDIN Meslektaşların Soruları 4 19-04-2008 20:19
3914s kanun 18. madde uygulaması Av. Emrah GELEŞ Anayasa ve İdare Hukuku Çalışma Grubu 0 01-03-2008 12:58
Kabahatler Kanunu Uygulaması oceans17 Hukuk Soruları Arşivi 1 23-12-2006 11:41


THS Sunucusu bu sayfayı 0,21794200 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.