Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Açığa İmza Ve İcra Takibi

Yanıt
Old 03-02-2007, 03:14   #1
Av. D. N.

 
Varsayılan Açığa İmza Ve İcra Takibi

merhabalar,

2 şahıs biri borçlu diğeri kefil sıfatı ile boş senede imza atıyorlar. Bir süre sonra bu senet, (bedeli, tanzim tarihi,v.s.) oldukça fahiş bir rakam yazılarak icra takibine konu ediliyor. Takip konusu Açılacak olan menfi tespit davasında ibraz edilecek hiçbir yazılı delil yok. Nasıl bir yol izlemek lazım. Şimdiden teşekkürler.
Old 03-02-2007, 11:19   #2
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

boş kağıda ve açığa atılan imza kağıdın doldurulması veya senedin rakam ve boşlukların doldurulması ile ilgili tüm olumsuzlukları göze almanın verdiği bir durumdur. Bu sebeple ileride oluşacak gelişmeleri peşinen kabul anlamına gelir. Aradaki sözleşmeye aykırı olarak doldurulduğunun ispatı gerekir. Bu da sizin de dediğiniz gibi menfi tespit davası ile olur. Sözleşmenin illa yazılı olması gerekmediğini söylememe gerek yok sanırım. Ayrıca bu davada deliller serbestçe değerlendirildiğinden ve genel prosedür uygulandığından tanık delilini kullanabilirsiniz.
Bir nokta daha var. Menfi tespit davalarının ispatında delil bakımından iki farklı seçenek var ki, bu davacının iddiasına bağlı olarak değişir. Senet dolayısı ile hiç borcu olmadığını, davalı ile aralarında hiçbir ilişki bulunmadığını vs. iddia eden davacının bu iddiası soyut olduğundan ispat yükü davalı da iken, borcun varlığını kabul ile o kadar borcu olmadığını veya sair ödeme, zamanaşımı vs. iddia edildiğinde ispat yükü davcıdadır. Teknik konu, iyi inceleyin. Saygılarımla
Old 03-02-2007, 14:15   #3
Noyan Yiğit

 
Varsayılan

TTK.'nun 690.maddesi yoluyla uygulanması gerekli 592.maddeye göre tamamen doldurulmadan bono düzenlenmesi mümkündür.Boş bırakılan kısımların sonradan aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu hususu ancak YAZILI BELGE İLE İSPATLANABİLİNİR.Sayın "yeshilim"in delillerin serbestçe değerlendirileceği ve tanık dinleneceği şeklindeki beyanına katılmıyorum.Talih Uyar'ın İcra Hukukunda Kambiyo senetleri isimli kitabının sayfa 365 ve devamında bu hususa ilişkin yargıtay içtihatları mevcuttur.
Old 03-02-2007, 18:28   #4
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. D. N.
merhabalar,

2 şahıs biri borçlu diğeri kefil sıfatı ile boş senede imza atıyorlar. Bir süre sonra bu senet, (bedeli, tanzim tarihi,v.s.) oldukça fahiş bir rakam yazılarak icra takibine konu ediliyor. Takip konusu Açılacak olan menfi tespit davasında ibraz edilecek hiçbir yazılı delil yok. Nasıl bir yol izlemek lazım. Şimdiden teşekkürler.


Sayın Av.D.N.

Ayrıntı vermezseniz alacağınız yanıtlar Sayın Noyan Yiğit'inki gibi olacaktır. Menfi tespit davası bakımından yapılacak pek şey yok gibi...Ancak aşağıdaki sorulara yanıt verirseniz farklı yanıtlar gelebilir.

1- Aradaki temel iliki nedir? Ben faizle para alınması kokusu alıyorum.

2- Yukarıdaki soruya evet derseniz lehdarın, ikiden fazla kişiye faizle para verdiğini kanıtlayabilir misiniz?

3-Eğer durum buna benziyorsa, basından öğrendiğim kadarıyla Muğla-Bodrum civarında yakalanıp haklarında yasal işlem yapılan çete ile ilişkilendirilebilir mi?

4-Senetteki kayıt malen mi nakden midir?

5- Gerçek borç ne kadar senette yazan tutar ne kadar? Lehdar ne iş yapar?

Saygılarımla
Old 04-02-2007, 16:41   #5
icra20

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
E. 1984/6-16
K. 1984/203
T. 4.6.1984
• AÇIĞA İMZANIN KÖTÜYE KULLANILMASI ( İmza Dışında Boş Olarak ve Teminat Amacıyla Verilen Kağıdın Ödenen Borçtan Daha Yüksek Bir Meblağla Doldurulup Takibe Konması-Senette Sahtecilik Oluşmaması )
• SADECE İMZA ATILIP VERİLEN SENEDİN BORÇ ÖDENDİĞİ HALDE DOLDURULUP TAKİBE KONMASI ( Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması-Senet Boş Verildiğinden Senette Sahtecilik Oluşmaması )
• SENETTE SAHTECİLİK ( Sadece İmzayla Verilen Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulup Takibe Konmasının Senette Sahtecilik Değil Açığa İmzanın Kötüye Kullanılması Suçunu Oluşturduğu )
765/m.509
ÖZET : 500.000 liralık bir borca karşılık teminat olarak verilen ve sadece katılanın imzasını taşıyan bir kağıdın, sonradan borç ödendiği halde, boş kısımlarının doldurularak 600.000 liralık bir bono haline getirilip takip edilmesi eylemine TCK.nun 509. Maddesinin uygulanması gerekir.

DAVA : Emniyeti suistimalden sanık Ömer'in hükümlülüğüne dair Denizli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen 15.10.1982 gün ve 527-372 sayılı hüküm, müdahil ve sanık vekillerinin temyizi üzerine; Yargıtay Altıncı Ceza Dairesi'nce incelenerek, 7.12.1983 gün ve 5449-9326 sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir.

C. Başsavcılığı'nın CMUK.nun 322. maddesi uyarınca Özel Daire kararının kaldırılarak hükmün bozulması istemini bildiren 3.1.1984 gün ve 6 sayılı itiraznamesiyle dosyanın Birinci Başkanlığa gönderilmesi üzerine; Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : İnancı kötüye kullanmak suçundan sanık Ömer'in, TCK.nun 509, 522, 647 sayılı Yasanın 4. maddelerinin uygulanması suretiyle sonuç olarak 32.400 lira ağır para cezasıyla tecziyesine ilişkin hüküm, Özel Dairece incelenerek onanmasına karar verilmiştir.

Bu karara karşı itiraz yoluna başvuran C. Başsavcılığı'nca;

Subutu kabul edilen olaya göre; müdahilin çalıştığı şirket adına sanıktan alınan 500.000 liralık borç karşılığı, teminat olarak boş bir bono imzalanarak kendisine verilmiş, sonradan teminat mektubu verilip bilahare de borç ödendiği halde sanık senedi iade etmeyip boş kısımlarını 600.000 lira olarak doldurmak suretiyle tahsile koymuş olmasından ibarettir.

Böylece sanık sadece TCK.nun 509. maddesine göre elinde bedelsiz olarak kalan bir senedi kullanmakla kalmamış senedin karşılığı olan miktardan 100.000 lira fazla bulunan 600.000 lira olarak doldurmak suretiyle senet borçlusunun iradesi dışında hareket etmiştir. Bu ise gerek yasada gösterilen unsurlar ve gerekse Yüksek dairenin yerleşmiş içtihatlarına göre senette sahtecilik suçunu oluşturmuş bulunmasına, bu davaya bakmanın ve kanıtları takdir etmenin de Ağır Ceza Mahkemesinin görevi içinde bulunduğunun gözetilmemesi yasaya aykırı olduğundan Yüksek Özel Dairenin onama kararının kaldırılarak hükmün bu nedenlerle bozulması talep olunmuştur.

Oluşa ve subutta Özel Daire ile C. Başsavcılığı arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Uyuşmazlık konusu olan husus: 500.000 liralık bir borca karşılık teminat olarak verilen ve sadece müdahilin imzasını taşıyan bir kağıdın, sonradan borç ödendiği halde, boş kısımlarının doldurularak 600.000 liralık bir bono haline getirilip takibe geçilmesi halinde, sanığın eyleminin senette sahtekarlık suçunu mu, yoksa TCK.nun 509. maddesinde müeyyideye bağlanmış açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu mu oluşturacağı hususudur.

TCK.nun 509/1. maddesinde : ( Bir kimse iade veya muayyen bir suretle istimal etmek üzere kendisine tevdi olunan imzalı ve yazısız bir kağıda sahibinin zararına olarak, hukukça hükmü haiz bir muamele yazar yahut elinde bedelsiz kalmış olan bir senedi istimal ederse, mutazarrır olan kimsenin şikayeti üzerine üç aydan üç seneye kadar hapis ve yüzelli liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezasına mahkum olur hükmüne yer verilmiştir.

Ticaret hayatında, ticaret yapanlar arasında açığa imzalı fakat yazısız kağıt verilmesi, ticari faaliyetin bir gereği olarak kabul edilmektedir. İşte bu ihtiyacı karşılamak üzere açığa imzalı senet alacaklıya verilmekle, alacaklı alacağını aşmamak şartıyla bu senedi doldurmaktadır. Suç olan, senedi alacağından fazla bir miktarı kapsayacak suretle doldurmak Garraud, VI no, 2607, P-477; A.P. Gözübüyük - Türk Ceza Kanunu Açıklaması, Üçüncü Bası, Cilt. 4, S. 607 veya sanığın elinde bedelsiz kalmış olan bir senedin kullanılmasıdır.

Açığa imzanın kötüye kullanılması suçu da aslında bir tür sahtekarlıktır; fakat fiilin işlenmesinde, imzalı kağıdın faile verilmesi, nedeniyle, failin de adeta teşvik edici bir payı bulunduğundan, kanun bu suç için sahtekarlığa nazaran daha az bir ceza vermeyi uygun saymış ve bu sebeple müstakil bir suç koymuştur Dönmezer-Kişilere ve Mala Karşı Cürümler Onuncu Bası, 5.372 ).

Eğer sanık, üzerinde borç miktarı olarak 500.000 lira yazılı bir bonoyu 600.000 liralık bir senet haline getirseydi elbetteki senette sahtecilik suçunu işlemiş sayılacaktı; olayımızda ise sanık, müdahilin imzasını taşıyan yazısız bir kağıdı 600.000 liralık bir bono haline getirmiştir. Bu çeşit bir eylem, TCK.nun 509. maddesinde müeyyideye bağlamış açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğundan, C. Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle C. Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 4.6.1984 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ
E. 1985/5422
K. 1986/6629
T. 25.12.1986
• AÇIĞA İMZA ( Senedin Geçerliliği )
• SENEDİN ANLAŞMAYA AYKIRI DOLDURULMASI ( İspat Edilmedikçe Senedin Geçerli Olması )
• TANIK BEYANI ( Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğunun İspatı )
818/m.289,290
ÖZET : Açığa imza atılması yoluyla düzenlenen senedin anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu kanıtlanamazsa bu senet hukuken geçerlidir. Yazılı delil karşısında tanık dinletilmesi istemi karşı tarafın açık onayı olmadan kabul edilemez.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, davalıya kuracağı sermaye şirketinde kullanılmak üzere 3.12.1982 tarihli taahhütname ve borç senedi başlıklı bege ile 5.000.000 TL. para verdiğini 10.4.1984 tarihinde ödenmemesi halinde 1.000.000 TL. ceza koşulunun kararlaştırlıdığını, yaptığı icra takibine itiraz edildiğini söz ederek 6.000.000 TL.`sının % 15 icra inkar tazminatı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, taahütname ve borç senedindeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş, bu belgeyi B. isimli şahsa boş olarak imzalayıp verdiğini sonradan üzerinin doldurulduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece belgedeki metin aralıklarının imzaya denk düşürülmek için birer satır atlanarak sayfanın doldurulduğu satırların metinde muntazam ve aynı çizgi üzerinde gibi yazılmasına rağmen isimlerin aynı çizgi üzerinde kalmadıkları bu nedenle metnin imzadan sonra yazılmıs olabileceği şeklindeki bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı boş kağıda attığı imzanın üst tarafının aleyhine doldurulup, borçlandarıldığını savunmuştur. Bu durum itibariyle uyuşmazlık itimadi muameleden doğduğu açıktır. Açığa imza atılmak suretiyle tanzim olunan senet anlaşmalara aykırı biçimde doldurulduğu usulen ve yasal delillerle kanıtlanmadığı takdirde hukuken geçerlidir.

Yazılı delil karşısında tanık dinletilmesine ilişkin istem karşı tarafın açık muvafakatı olmaksızın kabul edilemez.

İmzalı boş kağıdı karşısındakine veren kimse onun üzerine kendisini zararlandırıcı mahiyette ilaveler yapılabileceğini bilir. Bu nedenle doğacak tehike ve rizikoları ilk başta kabul etmiş sayılır. Mahkemenin bu yönü gözden kaçırarak hukuken geçerli senede rağmen bilirkişi görüşüne dayanarak davanın reddetmesi usule ve yasaya aykırıdır, hükmün bozulması gerekir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nederlerle davacı yararına BOZULMASINA, 25.12.1986 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 04-02-2007, 16:44   #6
icra20

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2002/4074
K. 2003/6530
T. 18.6.2003
• MENFİ TESBİT DAVASI ( Boş Senede İmza Atıldığı ve Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğu İddiasıyla - Taraf Yemininin Kesin Delil Niteliği )
• TARAF YEMİNİNİN KESİN DELİL NİTELİĞİ ( Boş Senede İmza Atıldığı ve Senedin Anlaşmaya Aykırı Doldurulduğu İddiasına Dayalı Menfi Tesbit Davası )
• BOŞ SENEDE İMZA ATILDIĞI VE SENEDİN AKDE AYKIRI DOLDURULDUĞU İDDİASINA DAYALI MENFİ TESBİT DAVASI ( Taraf Yemininin Kesin Delil Niteliği )
• YEMİNİN KESİN DELİL NİTELİĞİ ( Boş Senede İmza Atıldığı ve Senedin Akde Aykırı Doldurulduğu İddiasına Dayalı Menfi Tesbit Talebi )
2004/m.72
1086/m.344
ÖZET avacı davalıdan borç para aldığını, karşılığında süt vererek borcunu ödediğini, parayı alırken davalıya boş bono imzalayarak verdiğini, daha sonra davalının bonoyu doldurarak icra takibine konu yaptığını, borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, takip konusu senet karşılığının nakten borçluya verildiğini, boş senede imza attığı iddialarının ve senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, davacının tanık dinletmesine muvafakatlarının olmadığını savunmuştur. Mahkemece, davacının davalı tarafa yemin teklif ettiği ve davalının da yemini eda ettiği, taraf yeminin kati delil olduğu, davalının icra takibini davacının imzasını taşıyan bono gereği yaptığını, davacının bononun bedelsiz kaldığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun olup onanması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı davalıdan 600.000.000.TL aldığını, karşılığında süt vererek borcunu ödediğini, parayı alırken davalıya boş bono imzalayarak verdiğini, daha sonra davalının bonoyu doldurarak icra takibine konu yaptığını, borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, takip konusu senet karşılığının nakten borçluya verildiğini, boş senede imza attığı iddialarının ve senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, davacının tanık dinletmesine muvafakatlarının olmadığını savunarak davanın reddine ve alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi istenmiştir.

Mahkemece, davacının davalı tarafa yemin teklif ettiği ve davalının da yemini eda ettiği, taraf yeminin kati delil olduğu, davalının icra takibini davacının imzasını taşıyan bono gereği yaptığını, davacının bononun bedelsiz kaldığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 18.6.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 25-01-2008, 13:06   #7
Av.Aylâ Çağlartuna

 
Varsayılan

açığa imzalı senet ,3.bir şahıs tarafından fahiş miktarda doldurularak icraya konuluyor.3.şahıs ile borçlu arasında hiç bir akdi ilişki yok.Senet borçlusu 3.şahsı tanımıyor.
Savcılıkta 3.şahıs 1996 senesinde" ben bu şahsa 19.500,00 ytl.vermiştim.".diyor. Bu şahıs O tarihte milyon borçları dolayısıyla icra takiplerine maruz kalan bir oto tamircisi.Borçlu ise asgari ücretle çalışan bir işçi yani 3.şahsın müvekkilime o tarihte bu miktarda borç vermesi hayatın olağan akışına da aykırı. Savcılık 3.şahıs ve senedi boş olarak bu şahsa veren senet maliki hakkında kamu davası açtı.Şimdilik ceza davası iyi gidiyor.Ancak menfi tesbit davası ceza davasını bekliyor.İş çok uzayacak.Menfi tesbit davasını lehime sona erdirebilmek ,ceza davasını beklemeden sonuçlandırabılmek
mümkün mü?
Old 25-01-2008, 13:17   #8
Av.Aylâ Çağlartuna

 
Varsayılan

yeshilim; senet tarafları arasında akdi bir ilişki yoksa tanık dinlenebilir iddiasında bulunmakta.Bana benzer bir içtihat gönderebilirseniz çok memnun olurum.
Old 25-01-2008, 13:18   #9
Av.Ergün Vardar

 
Varsayılan

Bono sebebi olarak ne olarak belirtilmiştir?
Old 28-01-2008, 10:30   #10
Av.Ufuk

 
Varsayılan

Ceza hukukunda tanıkla ispat sorunu olmadığı gibi ceza hakiminin tespit kararı hukuk mahkemesini bağlar.Zannedersem en mantıklı yol ceza sürecini işletmek.
Old 29-01-2008, 22:32   #11
masimo

 
Varsayılan

senedin neden kısmı boş bırakılmış ise ve lehdar kefil ve keşideci birbirlerini tanıyor ve ticari münasebeti varsa
hatır için verildiği hususu ileri sürülebilir. fakat senet ciro yapılmışsa bu husus ileri sürülmez. (uçukta olsa bi yöntem) bu tür davalrda en önemli husus ceza davası aracılığıyla delil elde etme yöntemi
Old 24-12-2009, 15:41   #12
Av. Özlem Özmen

 
Varsayılan

Sayın meslektaşlarım forumda çok kez tartışılan bir konu olduğunu biliyorum ancak tam elimdeki duruma uygun bir örnek bulamıyorum. Müvekkilim bir dijital tv kullanım sözleşmesi imzalamış ancak bu sözleşme asıl kuruluşa aracılık eden bir firma tarafından imzalatılmış ve müvekkilime boş bir senet de imzalatılmış. Ama senedin teminat olduğuna ilişkin hiç bir kayıt yok. Yanlızca malen ahzolunduğu yazıyor.Ayrıca bu sözleşmeye göre de hizmetin bedeli peşin alınıp ödenmediği ay online olarak yayın kapatılıyor. Yani müvekkilin şu an hiç borcu olmamasına rağmen yanlızca imzası ve adres kısmındaki yazının kendisine ait olduğu bir senet fahiş bir rakamla doldurulup icra takibi başlatılıyor. Bu arada imzalanan sözleşmeye aracı kuruluş kesinlikle taraf değil. Benim merak ettiğim şu; menfi tespit davası mı açmalıyım yoksa borca itiraz yolunu mu denemeliyim? yazılı delil olarak sizce bu elimizdeki söz. menfi tespitte işe yarar mı?
Old 29-04-2010, 21:33   #13
Emir AKTAŞ

 
Varsayılan

Değerli üstadım mesajınızın üzerinden epey süre geçmiş gerçi ancak, müvekkilinize dijital tv kullanım sözleşmesi yanında senet imzalatıldığını belirtmişsiniz bu çok enteresan bir durum taahhütname yerine yanılgıya düşürülerek mi bu yola gidilmiş, yoksa satışı yapan aracı kurum veya acente ile müvekkiliniz arasında başka ticari ilişkiler de söz konusu mu? Olaya netlik kazandıracak kısım bu sanırım menfi tespit davasında bunlar somut deliller ile desteklendiği müddetçe ben olumlu bir sonuca varabileceğinizi düşünüyorum. Ayrıca bunu bir ceza davasına konu etmenizin de fayda getireceği kanaatindeyim. Bahsettiğiniz konu, çok nadir karşılaşılabilecek bir durum olduğu için bu konudaki tecrübelerinizi paylaşmanızdan şahsım adına memnuniyet duyarım.
Old 04-05-2010, 13:00   #14
Av. Özlem Özmen

 
Varsayılan

Meslektaşım,menfi tesbit davası açtık,ben de durumu karşı tarafın cevap dilekçesinden daha net anladım. Şöyle ki aracı firma müvekkile taksitle üyelik yapacağını söylüyor ve senedi teminat adı altında imzalatıyor.Aracı firmanın iddiasına göre müvekkilin üyelik bedelinin tamamını digitürke o ödemiş bu nedenle ben borç bilgisi için aradığımda müvekkilin borcu görünmüyor.Yani Onların peşin yapığı ödemeyi durumdan habersiz olarak müvekkil taksitler halinde ödüyor.Bir taksit aksatılınca da taraf olmadıkları sözleşmeye dayanarak ileri tarihli taksitlerin de muaccel olduğundan bahisle senedi kalan meblağ üzerinden doldurup takibe koyuyorlar.Tabi müvekkil 2 sene önce ilk yaptığı sözleşme için verdiği senedin bu yolda kullanacağından habersiz.Kaldı ki digi kutuyu iade ediyor, hizmet almıyor ama geri kalan 8 ayı ödemek zorunda bırakılıyor.Başkaca bir ticari ilişkileri mevcut değil. Ayrıca ilginize teşekkürler, sahtecilik bürosunda soruşturma dosyamız devam etmekte, cezai başvuruda da bulundum.
Old 06-05-2010, 11:30   #15
Emir AKTAŞ

 
Varsayılan

Rica ederim sayın meslektaşım. Umarım arzu ettiğiniz neticeye en kısa sürede ulaşırsınız. Ancak benim size nacizane önerim yayın kuruluşunu da bu olaydan haberdar edin ki daha çok kişinin benzer şekilde canının yanmasına engel olunsun. Maalesef kişiler attıkları imzanın hangi olaylara sebebiyet verebileceğini kestiremiyorlar. Müşteriye taahhütname sunmak dururken parayı peşin ödeyip senetle ödeme almanın ticari mantığı ne olabilir? Anlaşılacak gibi değil. Bu karmaşık durum içerisinde size kolaylıklar diliyorum...
Old 03-08-2011, 12:53   #16
av_ayşe

 
Varsayılan

Merhabalar ,

Müvekkil A.Ş.yetkilisi , ticari ilişki içerisinde bulunduğu 3.kişiye ihaleye katılmak amacıyla güven ilişkisi içerisinde tek imzalı boş bir kağıt veriyor. Normalde işlemlerde iki kişinin imzası gerektiğinden , kendince kendini garantiye alıyor ve tek imza ile kağıdı veriyor.

3.kişi bu kağıdın üzerini ANONİM ŞİRKET HİSSE DEVRİ başlığı altında gerekli şekilde dolduruyor.Ve aradan 10 ay geçtikten sonra , hisse devri için dava açıyor.

Ödemeyi nakden yaptığını söylüyor, 450.000 adet hissenin bedeli 10 trilyona yakınken, 450 milyar ödediğini söylemiş. Müvekkil şirket yetkilisi kaşe basılmış ve onun üzerini imzalamış. Ve daha önce yaptığı pek çok sahtekarlığa ilişkin dava dosyalarının numaralarını da tespit ettik. Bu duruma ilişkin Yargıtay kararı olan var mıdır?

Yardımlarınız için teşekkür ederim.
Old 02-09-2014, 16:44   #17
referans_onur

 
Varsayılan Senedin keşidecisi ve lehdar arasında herhangi bir ilişki yok.

Sayın meslektaşlarım bende size yukarıdaki konulara benzeyen yaşadığım bir olayı sormak istiyorum. Müvekkilime hiç tanımadığı biri tarafından icra takibi yapıldı. Takibe konu senet üzerinde nakden yada malen kaydı yok. Mercide yapılan imza incelemesinde senet üzerindeki imzanın müvekkile ait olduğu şeklinde. Keşideci ve lehdar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı gibi birbirlerini tanımıyorlarda. Suç duyurusunda bulunduk ancak elimizde hiç bir yazılı delil yok. İşin içinden çıkamıyorum. Takibe konu senet tutarı fahiş bir rakam. Yapılabileceğim şeyler konusunda desteklerinizi rica ediyorum.
Old Bugün  
Site Mübaşiri

 
 
Web www.turkhukuksitesi.com
 
 
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Borçlu ölü hakkında icra takibi isaaydogan Meslektaşların Soruları 38 23-05-2013 15:08
kefil nasıl icra takibi yapar Av. Çetin Meslektaşların Soruları 22 25-04-2012 16:00
icra takibi, ceza mahkumiyeti, takip ve satışın durdurulması ayyıldız Meslektaşların Soruları 9 04-08-2010 21:49
Alacak Davaları,icra Takibi feyza Hukuk Soruları Arşivi 3 30-07-2002 14:11
icra takibi-ACİL!!!!!!! nermin ömeroğlu Hukuk Soruları Arşivi 1 11-02-2002 01:24


THS Sunucusu bu sayfayı 0,14181590 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.