Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Yazılı olmayan kira sözleşmesinde yeni malikin kira alacağını ispatı - temerrüt ve ihtiyaç sebebiyle tahliye davası

Yanıt
Old 05-04-2011, 13:04   #1
Av.Özlem Ay Bilgin

 
Varsayılan Yazılı olmayan kira sözleşmesinde yeni malikin kira alacağını ispatı - temerrüt ve ihtiyaç sebebiyle tahliye davası

Değerli Meslektaşlarım,
Müvekkilim, Sanayi Sitesi'nde bulunan bir işyerini 28.05.2010 tarihinde satın almış, 01.06.2010 tarihinde de işyerindeki kiracıya noterden ihtarname çekerek, (yasal süre olan 6 ay sonunda değil de) 30 gün içinde işyerinin tahliyesi, kira sözleşmesinin yenilenmeyeceği ve aylık 1.000-TL kira bedelinin ihtar tarihinden itibaren yeni maliğe ödenmesini ihtar etmiş, ihtarname de 14.06.2010 tarihinde karşı tarafa tebliğ edilmiştir.
Kiracının yasal süre içinde tahliye etmemesi ve kira bedelini de ödememesi nedenleriyle, Şubat ayında yeni malik sıfatıyla ihtiyaç sebebiyle tahliye davasının yanı sıra, ayrıca birikmiş 9 aylık kira alacağı için de ihtarlı ödeme emri göndererek icra takibi başlatılmıştır.
Tahliye davasının duruşması Nisan ayının sonunda, ancak, kiracı ile anlaşma yoluna gitmek hususunda yapılan görüşmelerde tahliye etme niyetinde olmadığı anlaşılmıştır. Hatta müvekkiliminin iktisabının muvazaalı olduğu iddiasını ileri süreceği muhakkak görünüyor. Çünkü müvekkilim bu gayrimenkulü, eski malikten satın alan kayınbabasından birkaç ay sonra satın almıştır. Aslında müvekkilimin bu işyerine ihtiyacı vardır, kendisi kaynak atölyesinde biri ile ortak çalışmakta, ancak bağımsız bir işyeri bulunmamaktadır.
Kira alacağına dayanarak başlattığımız icra takibinde kiracı, "Söz konusu işyerinde 01.02.2000 tarihinden beri kiracı bulunduğunu, kira bedelinin aylık 50, yıllık 600-TL olduğunu belirterek, bu kısmı aşan takip miktarına itiraz ettiğini bildirerek, kısmi itirazda bulunmuş ve 600-TL ile bu kısma isabet eden yargılama giderlerini dosyaya yatırmıştır.
Elimizde yazılı bir belge olmadığı için, icra mahkemesine başvurarak sonuç almamız pek mümkün görünmemektedir. Yaptığım araştırmalar neticesinde, sulh hukuk mahkemesi'nden itirazın iptali ve temmürrüd sebebiyle tahliye talebinde bulunmanın en uygun yol olacağı düşüncesindeyim. Ancak, bu davada nasıl bir yol izlemem gerektiği konusunda bir karara varamadım.
Müvekkilimin verdiği bilgilere göre, kiracı ile eski malik ilk kira sözleşmesini 10 yıl önce yapmış, 600-TL'lik kira bedeli de o döneme ait, fakat yazılı kira sözleşmesini her iki taraf da kaybetmiş. Ancak siz de takdir edersiniz ki, 10 yıl önceki kira bedelini hiçbir arttırıma gitmeden bugün de geçerli saymak hayatın olağan akışına aykırı. Kaldı ki, bu dönemde yıllık 600-TL bedelle, işyerinin bulunduğu sanayi sitesinde değil, köy yerlerinde bile kiralamak mümkün değil. Açacağım davada nasıl bir yol izlemem gerektiği konusunda değerli meslektaşlarımın bilgi ve tecrübelerini paylaşmalarını rica ediyorum.
Müvekkilimin kiracıya gönderdiği ihtarnamede aylık 1.000-TL kira alacağının kendisine ödenmesini ihtar etmesine rağmen, kiracının zamanında buna hiçbir cevap vermemesi ve itiraz etmemesine dayanmayı düşünüyorum.
Bilindiği üzere uygulamada pek çok kiracı stopajı daha düşük ödemek için kira bedelini daha düşük göstermektedir. Mahkeme bu tarz davalarda kira bedeli konusundaki ihtilafları neye göre karar bağlıyor? Elimizde yazılı bir kira sözleşmesi olmadığı için, kiracının beyanını mı esas alıyor, rayiç kira bedellerini mi araştıyor, yoksa kiracının vergi dairesi ve resmi kurumlara bildirmiş olduğu bir kira bedeli varsa onu mu esas alıyor?
Şimdiden herkese teşşükkür eder, iyi çalışmalar dilerim.
Old 06-04-2011, 00:47   #2
TABUOSMAN

 
Varsayılan

Kira bedelinin aylık bin TL olduğunu yazılı belge olmadan ne icra mahkemesinde ne de sulh mahkemesinde ispat edemezsiniz. İhtara karşı sukut edimesi ikrar değil, inkar anlamına gelir. Mecur, işyeri olduğu için kiracı bu yerin kira bedelini vergi dairesine düşük de olsa bildirmiştir. Buralarda lehinize olacabilecek bir beyanı varsa o beyan doğrultusunda harici ikrar olarak tanık dinletebilirsiniz. Bana kalırsa elinizdeki ihtiyaç sebebiyle tahliye davası en muhtemel çözüm yolu gibi görünüyor.
Old 06-04-2011, 04:22   #3
serhatçetin

 
Varsayılan

Kira sözleşmeleri gerek yazılı gerek sözlü olarak yapılabildiği halde "senetle ispat sınırının" günümüz koşullarına göre çok düşük olması sebebiyle yazılı kira kontratosu, kira tutarının tespitinde tek ispat aracı haline gelmiş durumda... Olayınızdaki gibi kötüniyetli şahıslar da yazılı delille ispat sınırının düşük olmasının kaymağını yer hale gelmiş maalesef.
Maalesef ki yazılı sözleşme olmadıkça kiracının ortaya koyduğu miktarı esas alıyor mahkemeler.
"Kira tespit davası" gündeme gelmedi mi hiç ihtimalleriniz arasında? Emsal kira bedelleri yüksek olduğuna göre; civar esnafın emsal teşkil edecek kira kontratoları , bilirkişi raporları ve hakimin takdiri doğrultusunda mahkeme emsal kira bedelini rahatça tayin edecektir?
"İhtiyaç nedeniyle tahliye" talebinizin olumsuz sonuçlanması halinde bir başka çarenizin de bu olacağını sanıyorum. Kaldı ki çok düşük bir kira bedeli ile işyerini kullanmakta olan kiracı, hem evsahibi ile husumet içine girdiğinden, hem de kira bedeli bir anda emsalleri ile aynı tutara yükseldiğinden tahliye yolunu en uygun çare olarak görebiliyor Yakın zamanda yaşadığım bir tecrübedir bu önerimin sebebi. İyi çalışmalar diliyorum.
Old 06-04-2011, 16:06   #4
Av.Özlem Ay Bilgin

 
Varsayılan

Zaman ayırıp, cevap veren meslektaşlarıma çok teşekkür ederim.
Sayın Tabuosman'ın belirttiği gibi kiralanan işyeri olduğu için, kira stopajı açasından vergi dairesine bildirilen kira bedelini araştırıyorum. Ancak vergi dairesi kayıtları gizli olduğu için bilgi alabilme imkanım çok zor görünüyor. Kaldı ki, edineceğim bilgilerin de pek işimize yarayacağını pek sanmıyorum. Çünkü, genelde kiracılar stopajı düşük ödemek adına kira bedellerini olduğundan daha düşük göstermektedir.
Sayın Serhat Çetin'in önerdiği "kira tespit davası" açma yolu da, müvekkilimin asıl amacı tahliye olduğundan "ihtiyaç sebebiyle açılan tahliye davası"ndaki irade ve amacımız ile çelişir diye düşünüyorum.
Acaba açmayı düşündüğümüz "itirazın iptali ve tahliye davası"nda mahkeme tarafların ikisinin de beyanları ile bağlı kalmadan kiralananın rayiç kira bedelini araştırıp, ona göre mi karar verir? Yoksa sayın Tabuosman'ın belirttiği gibi kiracının beyanını mı esas alır?
Old 06-04-2011, 17:06   #5
Admin

 
Varsayılan

Alıntı:
Acaba açmayı düşündüğümüz "itirazın iptali ve tahliye davası"nda mahkeme tarafların ikisinin de beyanları ile bağlı kalmadan kiralananın rayiç kira bedelini araştırıp, ona göre mi karar verir? Yoksa sayın Tabuosman'ın belirttiği gibi kiracının beyanını mı esas alır?
İcra takibi ile kiracının kirasının X-TL olduğunu iddia eden taraf sizsiniz. İtiraz ile bunu inkar eden de kiracı. Bu durumda itirazın iptali davasında iddianızı ispat külfetinin davacı olarak sizde olacağı ve bunu yaparken de yeni HMK 200, eski HUMK 288. maddelerle bağlı olduğunuz muhakkak.

Dolayısıyla davacı olarak iddianızı bu şekilde yazılı bir belge ile ispat edemediğiniz takdirde, davanız doğal olarak reddedilecektir.

İtirazın iptali davasının kiracı ile kiralayan arasındaki kira bedelini tesbit etmeye yönelik bir tesbit davası niteliğinde olmadığınınıza dikkatinizi çekmek isterim. İtirazın iptali İİK 67. maddeden kaynaklanır ve bu maddenin 1. fıkrası gereğince de "alacaklı ... genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini.." talep eder. Bu açıdan adalete uygun kira bedelinin ne olması gerektiği, rayiç bedel vs. hiçbir şekilde bu davada tartışılamaz. Bu davada sizden beklenen icrada alacaklı olduğunuzu iddia ettiğiniz miktarı HMK ve İİK'deki ilgili hükümlere uygun olarak ispatlamanızdır.

Rayiç bedelinin ne olması gerektiğine ilişkin tartışmalar, ayrıca açacağınız bir kira tesbit davasının konusudur ve bu davanın da hangi dönem için hangi tarihlerde açılacağı vs. davanın şartlarının olup olmadığı ayrıca irdelenmesi gereken konulardır.

Alıntı:
Sayın Serhat Çetin'in önerdiği "kira tespit davası" açma yolu da, müvekkilimin asıl amacı tahliye olduğundan "ihtiyaç sebebiyle açılan tahliye davası"ndaki irade ve amacımız ile çelişir diye düşünüyorum.
Kira tesbit davası ile tahliye davası birbiriyle çelişmez, zira tahliye davasının nasıl sonuçlanacağını önceden kestirmek mümkün değil. Ancak bu konuda kendinizi daha güvende hissetmek açısından yapılacak hukuki işlemlerde -ihtar keşidesi, dava açılması vs.- tahliye haklarınız mahfuz tuttulduğunun belirtilmesine uygulamada sıkça rastlanır.
Old 07-04-2011, 15:59   #6
serhatçetin

 
Varsayılan

Olayı tekrar okuyunca T.M.K'nın 2 - 3. maddeleri geldi aklıma.
"Hakların kazanılmasında" iyiniyet esas ise; bu devirde 50 TL'lik kira bedeli iddiası, iyiniyet ile bağdaşmaz.
Yok 50 TL'den kiralandı ama yazılı kontrato bulunamadığından aylık 50 TL'den yıllık 600 TL kira bedeli ödenmek isteniyor ise de "hakların kullanılmasında" esas olan dürüstlük ilkesi ile bağdaşmaz bu durum.
Her ne kadar kira hukuku, sözleşme serbestisinin mevcut olduğu bir alan olsa da, iyiniyet ve dürüstlük ilkeleri hakkın kazanılması ve kullanılması hususunda üstte tutulacaktır.
Kira tespit davası gundeme gelecek olursa (umarım gerek kalmaz) en temel dayanagınız TMK'nın bu 2 maddesi olacaktır sanıyorum.
Old 08-04-2011, 10:57   #7
Av.Özlem Ay Bilgin

 
Varsayılan

Sayın Admin'in cevabından anladığım kadarıyla, elimizde yazılı bir belge olmadığı için, kira alacağımızı ıspatlamamız mümkün görünmüyor, dolayısıyla davayı kaybetme ihtimalimiz de kaçınılmaz.
Bu durumda kiracının iddia ettiği miktarı kabul etmekten başka bir çare yok mu yani? Kötüniyetli bu kiracıya karşı yapılabilecek bir şey yok mu?
İhtiyaç nedeniyle tahliye davasından olumlu sonuç almayı umuyorum, ama ya o dava da reddedilirse.Daha sonra kira tespit davası açma imkanı var,ama aradaki süreç yine kiracının lehine işleyecek.
Kaldı ki, ihtiyaç sebebiyle tahliye davası kabul edilse bile, yargılama süreci dikkate alındığında, kiracı uzunca bir süre kiralananı neredeyse bedava kullanacak.
Sıradan vatandaş zihniyetindeki müvekkile, avukat olarak bu durumları izah etmek o kadar zor ki
Old 08-04-2011, 13:34   #8
Admin

 
Varsayılan

Sayın Av.Özlem Ay Bilgin,
Alıntı:
Sıradan vatandaş zihniyetindeki müvekkile, avukat olarak bu durumları izah etmek o kadar zor ki
Müvekkilinizin bu olayda mağdur olduğunu kabul ediyorum ancak izin verirseniz mağduriyetinin büyük ölçüde kendi bilinçsizliğinden kaynaklandığını düşündüğüme de izin veriniz.

Sanayi sitesinde bir gayrımenkul aldığınıza göre büyük ihtimalle orayı işyeri yapacaksınız demektir ve yine büyük ihtimalle ihtiyacınız da acildir. İşinizle ilgili böyle önemli bir yatırım da böyle bir gayrımenkule belki de birkaç yüz binlirayı bulan gayet ciddi bir rakam ödediyseniz ve yine ihtimal dahilinde olmak üzere emlakçınıza bu iş için bu rakamın %3'ünü ödediyseniz, bir daha sefere bir zahmet "birkaç yüz" lira daha ödeyiniz ve bir avukattan da gayrımenkulu almadan önce hukuki görüş alınız.

Herşey bittikten sona içine düştüğünüz çıkmazdan kurtulmak için avukata giderseniz, avukatın sizin için yapacakları da sınırlı olacaktır. Oysa gayrımenkulü almadan önce müvekkiliniz bir avukata danışsaydı, onun bu duruma düşmesi kolaylıkla engellenebilirdi. Örneğin satıştan önce kiracıdan tahliye taaahüdü istenebilirdi, kira kontratının yazılı hale gelmesi veya son kira bedelinin bankaya yatırılması istenebilirdi (böylece kira miktarı yazılı ve tartışmasız hale gelirdi), satış için bunlar şart koşulabilir böylece eski malikin kiracı üzerinde baskı unsuru oluşturması sağlanabilirdi, hiçbir fayda etmiyorsa, burası satın alınmaz, daha sorunsuz bir yer satın alınırdı böylece mağduriyette gerçekleşmezdi.

Üstelik bırakınız avukattan görüş almayı, bir tacirin içinde kiracı olan bir gayrımenkul satın almanın "riskleri olduğunu" bilmemesi anlaşılır gibi değil, bunu çocuklar bile biliyor, o yüzden gazete ilanlarında satılık yerler "kiracısız, boş" diye özellikle öne çıkarılıyor veya kiracılı yerlerin fiyatı düşük oluyor.

Müvekkiliniz 1-2 yıl bu kiracıyla uğraşacak ve bu süre içinde de rayiçten düşük kira alacak ve üstelik bir sürü masraf (davalar, vekalet ücreti vs.) yapacak da olabilir. Yine de bu bana sorarsanız işiyle ilgili bir daha yatırım yaparken, herşey bittikten sonra değil, yatırımı yapmadan önce bir avukkattan görüş almayı öğrendiği oldukça "ucuz" bir hayat dersidir,zira bundan sonraki daha önemli hukuki işlemlerinde daha büyük zararlara uğramasını engelleyecektir.

Alıntı:
Kötüniyetli bu kiracıya karşı yapılabilecek bir şey yok mu?
Sorunuza dönecek olursak, kiracıya yapabileceğiniz başkaca bir işlem olduğunu düşünmüyorum. Eski malikle temas kurup, kiranın yazılı hale geldiği bir işlem olup olmadığını araştırabilirsiniz (bankaya yatırılan bir ay vs.), bu davada kullanabileceğiniz kiranın daha yüksek olduğunu gösterir kiracının inkar edemeyeceği bir belge bulmaya çalışabilirsiniz (mesela bkz. bu konu) veya kiracıyla onun şartlarında "anlaşmayı" tercih edebilirsiniz.

Alıntı:
Kira tespit davası gundeme gelecek olursa (umarım gerek kalmaz) en temel dayanagınız TMK'nın bu 2 maddesi olacaktır sanıyorum.
@Sn.serhatçetin: Kira tesbit davası açtığınızda, TMK'nın 2. maddesine dayanmanıza ihtiyaç kalmayacak, zira zaten bu olayda hakim "hakkaniyete göre" yani buranın rayiç değeri ne ise ona göre bir kira bedeline hükmedecek. (Duruma ve sözleşme tarihine göre değişebilir ancak büyük ihtimalle!)

Öte yandan bu olayda bu durumun konuyu çözümleyememesinin sebebi, kira tesbit davası ile geçmişe ait kira bedelini belirlemenizin mümkün olmaması, kira tesbit davası ile sadece mevcut dönemin kirasının belirlenmesinin talep edilebilmesi ve bundan da önemlisi bu davayı açmak için izlemeniz gereken şartlar, uymanız gereken süreler vs. olması.

Dolayısıyla yukarıda önerdiğim gibi kira tesbit davası bu olayda zaten açılacaktır (açılmalıdır!), ama bu açacağınız dava ile bir sonraki dönemin kirasını belirleyeceğiniz için, hali hazırda kiracının ödediği düşük kira anlamında bu davanın size bir faydası olmayacaktır.
Old 08-04-2011, 13:44   #9
Av.Özlem Ay Bilgin

 
Varsayılan

Sayın Admin,
Söylediklerinizde çok haklısınız, size katılmamak mümkün değil. Vatandaş çoğu zaman iş işten geçtikten sonra avukata müracaat ediyor, tabir yerinde ise, ölmüş adama sun'i teneffüs yapmanız bekleniyor.
Ancak, sonuçtan kendilerini değil, ilk ve en kolay suçlanabilecek kişi olarak avukatı sorumlu tutuyorlar.
Bahsettiğiniz gibi diğer hususları da araştırıp, mesleki olarak yapabileceklerimi yapacağım, öncelikli olarak açmış olduğumuz tahliye davasına odaklanıp sonuç almaya çalışacağım. Şimdilik en uygun yol bu gibi görünüyor.
Old 08-04-2011, 13:46   #10
Av.Özlem Ay Bilgin

 
Varsayılan

Bu arada müvekkilin talebi halinde, itirazın iptalı davası açmamız ve davanın reddedilmesi söz konusu olursa, aleyhimize %40 icra inkar tazminatına da hükmedilir mi?
Old 08-04-2011, 13:52   #11
Admin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Özlem Ay Bilgin
Bu arada müvekkilin talebi halinde, itirazın iptalı davası açmamız ve davanın reddedilmesi söz konusu olursa, aleyhimize %40 icra inkar tazminatına da hükmedilir mi?
Bir kişiden X-TL alacaklı olduğunuz iddiasıyla onu icraya veriyorsunuz. O kişi "benim böyle bir borcum yok" diye icraya itiraz ediyor. Siz onun bu itirazını da kabul etmiyorsunuz ve "hayır borcun var" diye ona itirazın iptali davası açıyorsunuz. Bu kadar ısrarınıza ve onu bir sürü hukuki prosedürle uğraştırmanıza rağmen, sonuçta o haklı çıkar ve siz davayı kaybederseniz niçin inkar tazminatına hükmedilmesin?

İlgili maddede ben sizi inkar tazminatından kurtaracak bir bölüm göremiyorum ama takdir sizin:
Alıntı:
A) İTİRAZIN İPTALİ : MADDE 67. (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/37 md.)

(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir
Old 08-04-2011, 14:12   #12
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Özlem Ay Bilgin
Bu arada müvekkilin talebi halinde, itirazın iptalı davası açmamız ve davanın reddedilmesi söz konusu olursa, aleyhimize %40 icra inkar tazminatına da hükmedilir mi?

Takip açmakta "haksız ve kötüniyetli" sayılmazsınız. Çünkü borçlu "kiracınız" olup, kira parasının miktarını ispat edememiş olacaksınız. Bu nedenle kötüniyet tazminatına mahkum olmazsınız.
Old 08-04-2011, 14:22   #13
Av.Özlem Ay Bilgin

 
Varsayılan

Sayın Admin ve sayın Av.Suat Ergin, ben de alacaklının icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için, kötüniyetli olması gerektiğini biliyorum. Ancak bizim olaydakine benzer ihtilaflı kira alacakları ile ilgili davalarda uygulamanın nasıl olduğundan emin olamadığım için bu soruyu sordum, fakat iki farklı görüş var. Dayanak veya Yargıtay içtihadı sunmanız mümkün mü acaba?
Old 08-04-2011, 14:38   #14
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Özlem Ay Bilgin
Sayın Admin ve sayın Av.Suat Ergin, ben de alacaklının icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için, kötüniyetli olması gerektiğini biliyorum. Ancak bizim olaydakine benzer ihtilaflı kira alacakları ile ilgili davalarda uygulamanın nasıl olduğundan emin olamadığım için bu soruyu sordum, fakat iki farklı görüş var. Dayanak veya Yargıtay içtihadı sunmanız mümkün mü acaba?

İlle de karar olsun.

Alıntı:
T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/11876
K. 2005/6348
T. 7.6.2005
• İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ( Alacaklının Takibinde Haksız ve Kötüniyetli Görülmesi Halinde Aleyhine Kötüniyet Tazminatına Hükmedileceği )
• KÖTÜNİYET TAZMİNATI ( İtirazın İptali Davası - Alacaklının Takibinde Haksız ve Kötüniyetli Görülmesi Halinde Aleyhine Kötüniyet Tazminatına Hükmedileceği )
• HAKSIZ TAKİP ( İtirazın İptali Davası - Alacaklının Takibinde Haksız ve Kötüniyetli Görülmesi Halinde Aleyhine Kötüniyet Tazminatına Hükmedileceği )
2004/m.67
ÖZET : İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi halinde aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilir. Ancak somut olayda davacının alacak iddiasını usul kuralları gereğince kanıtlayamamış olması karşısında takibinde kötüniyetli olduğu kabul edilemez.

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin taşınmazını davalıya 2000 yılının Eylül ayında kiraya verdiğini, yazılı kira sözleşmesi yapılmadığını, davalının dört aylık kira bedeli ile su ve elektrik borçlarını ödemeden taşınmazı tahliye ettiğini, müvekkilinin elektrik ve su borçlarını ödediğini, kira alacağı ile elektrik ve su borcundan kaynaklanan alacakların tahsili için yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında kira sözleşmesi bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece davacının davalı ile arasında kira sözleşmesi bulunduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, asıl alacağın % 40'ı oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle akdi ilişkinin HUMK.nun 288 ve devamı maddeleri uyarınca usulen kanıtlanamamış bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca alacaklının takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi halinde aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilir. Ancak somut olayda davacının alacak iddiasını usul kuralları gereğince kanıtlayamamış olması karşısında takibinde kötüniyetli olduğu kabul edilemez. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin davacının tazminatla sorumlu tutulması doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.06.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Eski malikle danışıklı düzenlenen kira sözleşmesi, yeni malikin tahliye hakkı? Avk.Cfr Meslektaşların Soruları 6 27-01-2011 14:53
Kiralayan olmayan (kira sözleşmesi tarafı olmayan) malikin kira ücretini talep etmesi serdarserdar Meslektaşların Soruları 2 04-12-2008 13:14
Yazılı kira sözleşmesi olmaması hali ve Yeni Malikin Tahliye Talebi nefise Meslektaşların Soruları 5 17-09-2008 13:53


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06388307 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.