Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Avukat olup ne yapacaksınız, boşverin..

Yanıt
Old 15-11-2006, 16:20   #1
nfb

 
Varsayılan Avukat olup ne yapacaksınız, boşverin..

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/60 Karar Sayısı: 2006/51

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen 168. maddesinin ve bu maddeye dayanılarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa’nın 7., 10., 55., 73., 128. ve 161. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun gereğince maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle Hazine’ye karşı açılan davada, 1136 sayılı Yasa’nın 168. maddesi ile bu maddeye dayanılarak hazırlanan ve 4.12.2005 günlü, 26013 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“1- Kararda belirtilen Anayasa ve yasa maddelerine göre Devletin çalışanların (Gerek kamu çalışanları ve gerekse özel sektörde çalışanların) yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirleri alması gerektiği, ancak bu tür davalarda talepte bulunanların veya avukatların yaptıkları iş dilekçe vermekten ibaret olmasına rağmen (Gerek mülga 466 sayılı Yasada ve gerekse CMK’nun 141-144. maddelerinde yapılacak işlemin subut delillerini ekleyerek dava dilekçesini vermekten ibaret olduğu, tüm inceleme ve araştırmayı mahkemenin yapacağı, CMK’ya göre duruşmalı olarak karar verilecek ise de tarafların duruşmaya gelme zorunlulukları dahi bulunmamaktadır.) 380,46 YTL olan asgari ücretin yaklaşık 3 katı olan 900 YTL vekalet ücretine hükmedilmesi, yapılan işe uygun adaletli bir ücret değildir. Aynı ücreti asgari ücretle çalışan bir kişi yaklaşık 3 ay çalışması gerektiği halde dilekçe yazım karşılığı vekalet ücreti olarak hükmedilmesi adalet ve eşitlik ilkelerine aykırıdır.

Ayrıca bu uygulama işi gücü olmayan suçluluğu ihtiyat haline getirenler için şüpheli tavırlarla bir günlük ya da birkaç günlük gözaltına alınmalarına, tutuklanmalarına sebebiyet verip akabinde tazminata neden olabilecek sonuçlar doğuracak; yine beraat eden sanıkları avukatların araştırıp bularak kendi düşünceleri olmadığı halde tazminat davası açmaya yönlendirilmelerine sebebiyet verecek niteliktedir. Belki de sebebiyet vermektedir.

Ve yine 5320 sayılı Yasa’nın 6. maddesine göre 1 Haziran 2005 tarihinden önceki haksız işlemler nedeniyle 466 sayılı Yasa uygulanmaya devam olunacağından, maddi ve manevi tazminat miktarlarından çok fazla miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi de hakkaniyete ve Yasa’nın amaç ve ruhuna aykırıdır.
2- Yine Anayasa’ya göre kamu gelir ve giderlerinin kanun ve bütçe kanunları ile yapılması, kamu çalışanlarının ödeneklerinin kanunla düzenlenmesi, Anayasal zorunluluk olmasına, Hazine aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin de Devlet Hazinesi’nden ödenecek olmasına rağmen, ödenecek bu miktarı meslek kuruluşu olan Barolar Birliği’nin belirlemesi Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.

3- Kamu gelirleri ve giderlerinin kanunla yapılması zorunlu olmasına ve Anayasa’nın 7. maddesine göre kanun yapma yetkisi sadece TBMM’ye ait olup bu yetkinin devredilemez olmasına rağmen, Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesi ile bir nevi yasama yetkisi devri mahiyetinde Hazine’den ödenecek miktarları belirleme yetkisi Barolar Birliği’ne devredilmiş, Adalet Bakanlığı’na sadece onama yetkisi verilmiş, iade edilmesi üzerine 2/3 oranında çoğunlukla kabul edilmesi halinde kesinleşeceği hükmü getirilmiştir ki, bu da Anayasa’ya aykırıdır.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Anayasa’ya aykırı olan Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesi ile kamu giderlerinin kanunla yapılması ilkesine ters düşecek şekilde harcama yapılması sonucunu doğuran asgari ücret tarifesini düzenleme yetkisini barolara devreden hükmü ile buna dayanarak düzenlenen avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/3. maddesinin iptaline karar verilmesi arz ve talep olunur.15.3.2006”

III- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun, 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen itiraz konusu 168. maddesi şöyledir:
“Madde 168.- Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.”
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu Yasa kuralı, ilgili Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Anayasa Mahkemesi’nin Görevi Sorunu
Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerinin belirtildiği Anayasa’nın 148. maddesinde “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.” denilmiştir.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre de, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir yasa veya yasa hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse, bu konuda karar verilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir.
Bu nedenle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin iptali istemini incelemek Anayasa Mahkemesi’nin görevine girmediğinden, bu yöndeki başvurunun, başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
B- Davada Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesine göre mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları bir yasa veya yasa hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir dava bulunması ve iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme’de bakılmakta olan dava, davacıların 1999 yılında tutuklandıktan sonra yargılanmaları sonucunda beraat etmeleri nedeniyle, haksız olarak tutuklandıklarından bahisle 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen 168. maddesinin birinci fıkrasında, baronun yönetim kurullarının, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderecekleri; ikinci fıkrasında, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de gözönüne alınmak suretiyle uygulanacak tarifenin o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderileceği, bu tarifenin, Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya onaylandığı takdirde kesinleşeceği, ancak Adalet Bakanlığının uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri göndereceği, geri gönderilen bu tarifenin, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılayacağı, sonucun Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığı’na bildirileceği, 8. maddenin altıncı fıkrası hükümlerinin kıyasen uygulanacağı ve üçüncü fıkrasında da, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin hazırlanma, onaylanma ve kesinleşme sürecini düzenleyen birinci ve ikinci fıkralarının bakılmakta olan davada uygulanacak kural kabul edilebilmesi için, doğrudan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın bulunması ve sözkonusu kuralların da uyuşmazlığın sona erdirilmesine olumlu ya da olumsuz katkı sağlayacak nitelikte olması gerekir. Mahkeme’de görülmekte olan dava ise, 466 sayılı Yasa’dan kaynaklanmış olup, davanın kabulü halinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin üçüncü fıkrasına göre hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilecek olmasının, bu Tarifenin hazırlanma, onaylanma ve kesinleşme sürecini düzenleyen birinci ve ikinci fıkralarını, davada uygulanacak kural haline getirmeyeceği açıktır.
Bu durumda, 1136 sayılı Yasa’nın 168. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara yönelik başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
C- On Yıllık Süre Sorunu
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin iptali istenen üçüncü fıkrasına yönelik olarak daha önce yapılan başvuru 3.3.2004 günlü, E.2002/126, K.2004/27 sayılı kararla esastan incelenerek reddedilmiş ve bu karar 19.2.2005 günlü, 25732 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’nin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı yasa hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz.
Anayasa Mahkemesi’nce işin esasına girilerek, hakkında ret kararı verilen itiraz konusu kuralla ilgili yeni bir başvurunun yapılabilmesi için, önceki kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 19.2.2005 gününden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz geçmemiştir.
Bu nedenle belirtilen fıkraya yönelik başvurunun, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesi uyarınca reddi gerekir.
V- SONUÇ
A- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin üçüncü fıkrasının iptaline ilişkin başvurunun, başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı “Avukatlık Kanunu”nun 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen 168. maddesinin;
1- Birinci ve ikinci fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2- Üçüncü fıkrasının iptaline ilişkin itirazın, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddelerinin son fıkraları gereğince REDDİNE,
17.4.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Old 15-11-2006, 18:20   #3
Av.Elvan Akkaya

 
Varsayılan

öyle görünüyor.
ama bu itirazı yapan hakkari ağır ceza mahkemesinde hakimlik yapan meslektaşlarımızın hangisinin aklına gelmiş bu yola başvurmak merak ettim doğrusu.
asgari ücret tarifesine kafayı takıp ilgili hükmün iptali için anayasa mahkemesine kadar giden bu meslektaşlarımız emekli olduktan sonra herhangi bir baroya avukatlık yapmak için başvuracaklardır mutlaka.
işte o zaman asgari ücret tarifesi hakkında aynı şeyi düşünecekler mi acaba
Old 16-11-2006, 03:10   #4
ibreti

 
Varsayılan

Halk arasında "Beyni sulanmış bunun!" derler. Hekimler de teyit ediyor bu durumu. Tıp dilindeki adı HİDROSEFALİ adıyla anılan bir rahatsızlıkmış. İnsanın yaşı ilerledikçe ya da başka sebeplerle beyninde büzülmeler meydana geldikçe ortaya çıkan boşluk bir sıvı ile doluyormuş. Bu sıvı zaman zaman beyine baskı oluşturuyor, tüm vücut fonksiyonlarını etkiliyormuş.

O yargıçların acilen tedavi edilmesi gerekiyor. Hidrosefalinin semptomları bunlar
Old 16-11-2006, 10:08   #5
av.zuhala

 
Varsayılan

Halk arasında bedavaya kendi işini yapmayan avukatlar için söylenen "bir dilekçe yazıverse eline mi yapışır" düşüncesi demekki Sayın Hakimlerimizde de mevcut.Zaten bizlere duruşmalarda ve bir konu konuşmak için binbir müsaade ile girdiğimiz odalarında davranış tarzları bunu teyit ediyor.Ama arkadaşımın söylediği gibi hakimlikten emekli olunca bizi anlayacaklar.Neticede onlar hakim biz avukatız fakat hepimiz hukukçuyuz.-Tabii avukatların da hukukçu kimliğini unutmayan hakimlerimizi tenzih ederim-
Old 16-11-2006, 13:36   #6
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Baroların emekli hakimlerin avukat olma taleplerini (istisnaları, bizlerle aynı sıraları paylaştığını asla unutmayan değerli yargıç arkadaş ve meslektaşlarımızı tabiiki mahfuz tutuyoruz) neden genellikle reddettiğini ve red kararının her seferinde neden adalet bakanlığından döndüğünü soruyordu birileri..!

Asgari tarifeden rahatsız olan hakimlere avukatlık yapmaya başladıklarında "emekli hakim-avukat tarifesi"
değil, iptal ettirmeye çalıştıkları, avukatların almakta ne kadar zorluk çektiği vekalet ücretini biraz olsun korumaya çalışan bu tarife uygulanacaktır.!
Old 16-11-2006, 15:56   #7
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
V- SONUÇ
A- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin üçüncü fıkrasının iptaline ilişkin başvurunun, başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı “Avukatlık Kanunu”nun 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen 168. maddesinin;
1- Birinci ve ikinci fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2- Üçüncü fıkrasının iptaline ilişkin itirazın, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddelerinin son fıkraları gereğince REDDİNE,
17.4.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Bu kararın en güzel bölümü sanıyorum yukarıya alıntıladığım sonuç bölümüdür. Sayın iptal isteyen mahkemenin canını bir avukat sıkmış olmalı ki bu şekilde hissi bir başvuruda bulunulmuş.

Hakkari'de mahkemelerin iş yükü çok mu az acaba demekten kendimi alamıyorum. Üşenmeden uzun uzun da dava gerekçesi yazılmış.

Hukuk tarihine geçtiklerini düşünüyorum. Bu nedenle tebrik etmek lazım.
Old 16-11-2006, 21:52   #8
ALTINCABA

 
Varsayılan

Ayrıca bu uygulama işi gücü olmayan suçluluğu ihtiyat haline getirenler için şüpheli tavırlarla bir günlük ya da birkaç günlük gözaltına alınmalarına, tutuklanmalarına sebebiyet verip akabinde tazminata neden olabilecek sonuçlar doğuracak; yine beraat eden sanıkları avukatların araştırıp bularak kendi düşünceleri olmadığı halde tazminat davası açmaya yönlendirilmelerine sebebiyet verecek niteliktedir. Belki de sebebiyet vermektedir. YANİ BEN İŞİ GÜCÜ OLMAYANI YAKALARIM TAZMİNAT VERMEM.
Old 16-11-2006, 21:59   #9
ALTINCABA

 
Varsayılan

Ayrıca bir dilekçeyi 7 günde yazıveriyoruz da acaba onca emeğimize rağmen neden bir kararı iki günde yazıveremiyorsunuz. Acaba bazıları 7 günde yazdığımızı 6 ayda anlamıyormuuuuuuu yoksa acaba yazı da mı bi yavaşlık var. Şimdi bir hakim de bunu derse bırakalım o hakim beyimiz i sanıklara kendisi anlatsın karar ne oldu sonuç nedir ne yapılmalıdır. Değilmi. Çokta duyulan bir serzeniştir aslında hakimlerin dilinden "anladınmı amcaaaaaaa tamammmııııııııı...! Bundan sonra şöyle yapacaksııııın.... Zabıt: düş karar yüzüne karşı okundu...!!!
Old 16-11-2006, 23:53   #10
avsoner

 
Varsayılan

hey allahım yaa..( bu cümle yaklaşık 10 ytl ) adamlar haklı.. taş atıp da kolum mu yoruldu? ( bu cümle ile 30 ytl tuttu..)
Old 17-11-2006, 01:41   #12
Av. Muzaffer ERDOĞAN

 
Varsayılan Avukat olup ne yapacaksınız, boşverin..

Bence bu hakim hiç bir baro tarafından avukatlığa kabul edilmemeli.

Asgari ücret tarifesinin dışına çıkacağını şimdiden beyan etmiş.

Saygılar
Old 17-11-2006, 09:59   #13
papoose

 
Varsayılan Sayin Hakİm

şu SAYIN HAKİMİN adını soyadını yazsanızda bir mektuplaşsak... ben kazanamıyorum başkasıda kazanamsın diye düşünen zihniyetin ürünü olduğu belli talep kimden gelmiş merak ettim
Old 31-01-2008, 01:08   #14
Av.Ömer KAVİLİ

 
Varsayılan Avukata KORKUNÇ bakış açısı

Alıntı:
Yazan nfb
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2006/60 Karar Sayısı: 2006/51

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen 168. maddesinin ve bu maddeye dayanılarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa’nın 7., 10., 55., 73., 128. ve 161. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun gereğince maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle Hazine’ye karşı açılan davada, 1136 sayılı Yasa’nın 168. maddesi ile bu maddeye dayanılarak hazırlanan ve 4.12.2005 günlü, 26013 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“1- Kararda belirtilen Anayasa ve yasa maddelerine göre Devletin çalışanların (Gerek kamu çalışanları ve gerekse özel sektörde çalışanların) yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirleri alması gerektiği, ancak bu tür davalarda talepte bulunanların veya avukatların yaptıkları iş dilekçe vermekten ibaret olmasına rağmen (Gerek mülga 466 sayılı Yasada ve gerekse CMK’nun 141-144. maddelerinde yapılacak işlemin subut delillerini ekleyerek dava dilekçesini vermekten ibaret olduğu, tüm inceleme ve araştırmayı mahkemenin yapacağı, CMK’ya göre duruşmalı olarak karar verilecek ise de tarafların duruşmaya gelme zorunlulukları dahi bulunmamaktadır.) 380,46 YTL olan asgari ücretin yaklaşık 3 katı olan 900 YTL vekalet ücretine hükmedilmesi, yapılan işe uygun adaletli bir ücret değildir. Aynı ücreti asgari ücretle çalışan bir kişi yaklaşık 3 ay çalışması gerektiği halde dilekçe yazım karşılığı vekalet ücreti olarak hükmedilmesi adalet ve eşitlik ilkelerine aykırıdır.

Ayrıca bu uygulama işi gücü olmayan suçluluğu ihtiyat haline getirenler için şüpheli tavırlarla bir günlük ya da birkaç günlük gözaltına alınmalarına, tutuklanmalarına sebebiyet verip akabinde tazminata neden olabilecek sonuçlar doğuracak; yine beraat eden sanıkları avukatların araştırıp bularak kendi düşünceleri olmadığı halde tazminat davası açmaya yönlendirilmelerine sebebiyet verecek niteliktedir. Belki de sebebiyet vermektedir.

Ve yine 5320 sayılı Yasa’nın 6. maddesine göre 1 Haziran 2005 tarihinden önceki haksız işlemler nedeniyle 466 sayılı Yasa uygulanmaya devam olunacağından, maddi ve manevi tazminat miktarlarından çok fazla miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi de hakkaniyete ve Yasa’nın amaç ve ruhuna aykırıdır.
2- Yine Anayasa’ya göre kamu gelir ve giderlerinin kanun ve bütçe kanunları ile yapılması, kamu çalışanlarının ödeneklerinin kanunla düzenlenmesi, Anayasal zorunluluk olmasına, Hazine aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin de Devlet Hazinesi’nden ödenecek olmasına rağmen, ödenecek bu miktarı meslek kuruluşu olan Barolar Birliği’nin belirlemesi Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.

3- Kamu gelirleri ve giderlerinin kanunla yapılması zorunlu olmasına ve Anayasa’nın 7. maddesine göre kanun yapma yetkisi sadece TBMM’ye ait olup bu yetkinin devredilemez olmasına rağmen, Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesi ile bir nevi yasama yetkisi devri mahiyetinde Hazine’den ödenecek miktarları belirleme yetkisi Barolar Birliği’ne devredilmiş, Adalet Bakanlığı’na sadece onama yetkisi verilmiş, iade edilmesi üzerine 2/3 oranında çoğunlukla kabul edilmesi halinde kesinleşeceği hükmü getirilmiştir ki, bu da Anayasa’ya aykırıdır.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Anayasa’ya aykırı olan Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesi ile kamu giderlerinin kanunla yapılması ilkesine ters düşecek şekilde harcama yapılması sonucunu doğuran asgari ücret tarifesini düzenleme yetkisini barolara devreden hükmü ile buna dayanarak düzenlenen avukatlık asgari ücret tarifesinin 13/3. maddesinin iptaline karar verilmesi arz ve talep olunur.15.3.2006”

III- İTİRAZ KONUSU YASA KURALI
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun, 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen itiraz konusu 168. maddesi şöyledir:
“Madde 168.- Baronun yönetim kurulları, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgarî hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderirler.
Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de göz önüne alınmak suretiyle uygulanacak tarife o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir. Bu tarife Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya tarife onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu tarife, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. 8 inci maddenin altıncı fıkrası hükümleri kıyasen uygulanır.
Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.”
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, ilk inceleme raporu, itiraz konusu Yasa kuralı, ilgili Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Anayasa Mahkemesi’nin Görevi Sorunu
Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerinin belirtildiği Anayasa’nın 148. maddesinde “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Ancak, olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde dava açılamaz.” denilmiştir.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 28. maddesine göre de, bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir yasa veya yasa hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse, bu konuda karar verilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir.
Bu nedenle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin iptali istemini incelemek Anayasa Mahkemesi’nin görevine girmediğinden, bu yöndeki başvurunun, başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
B- Davada Uygulanacak Kural Sorunu
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesine göre mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları bir yasa veya yasa hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve görevine giren bir dava bulunması ve iptali istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme’de bakılmakta olan dava, davacıların 1999 yılında tutuklandıktan sonra yargılanmaları sonucunda beraat etmeleri nedeniyle, haksız olarak tutuklandıklarından bahisle 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümleri gereğince maddi ve manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen 168. maddesinin birinci fıkrasında, baronun yönetim kurullarının, her yıl Eylül ayı içerisinde, yargı yerlerindeki işlemler ile diğer işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari hadlerini gösteren birer tarife hazırlayarak Türkiye Barolar Birliğine gönderecekleri; ikinci fıkrasında, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca, baro yönetim kurullarının teklifleri de gözönüne alınmak suretiyle uygulanacak tarifenin o yılın Ekim ayı sonuna kadar hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderileceği, bu tarifenin, Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya onaylandığı takdirde kesinleşeceği, ancak Adalet Bakanlığının uygun bulmadığı tarifeyi bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri göndereceği, geri gönderilen bu tarifenin, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılayacağı, sonucun Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığı’na bildirileceği, 8. maddenin altıncı fıkrası hükümlerinin kıyasen uygulanacağı ve üçüncü fıkrasında da, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı belirtilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin hazırlanma, onaylanma ve kesinleşme sürecini düzenleyen birinci ve ikinci fıkralarının bakılmakta olan davada uygulanacak kural kabul edilebilmesi için, doğrudan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden kaynaklanan bir uyuşmazlığın bulunması ve sözkonusu kuralların da uyuşmazlığın sona erdirilmesine olumlu ya da olumsuz katkı sağlayacak nitelikte olması gerekir. Mahkeme’de görülmekte olan dava ise, 466 sayılı Yasa’dan kaynaklanmış olup, davanın kabulü halinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin üçüncü fıkrasına göre hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilecek olmasının, bu Tarifenin hazırlanma, onaylanma ve kesinleşme sürecini düzenleyen birinci ve ikinci fıkralarını, davada uygulanacak kural haline getirmeyeceği açıktır.
Bu durumda, 1136 sayılı Yasa’nın 168. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara yönelik başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
C- On Yıllık Süre Sorunu
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin iptali istenen üçüncü fıkrasına yönelik olarak daha önce yapılan başvuru 3.3.2004 günlü, E.2002/126, K.2004/27 sayılı kararla esastan incelenerek reddedilmiş ve bu karar 19.2.2005 günlü, 25732 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi’nin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı yasa hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla tekrar Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz.
Anayasa Mahkemesi’nce işin esasına girilerek, hakkında ret kararı verilen itiraz konusu kuralla ilgili yeni bir başvurunun yapılabilmesi için, önceki kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 19.2.2005 gününden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz geçmemiştir.
Bu nedenle belirtilen fıkraya yönelik başvurunun, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddesi uyarınca reddi gerekir.
V- SONUÇ
A- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin üçüncü fıkrasının iptaline ilişkin başvurunun, başvuran Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B- 19.3.1969 günlü, 1136 sayılı “Avukatlık Kanunu”nun 2.5.2001 günlü, 4667 sayılı Yasa ile değiştirilen 168. maddesinin;
1- Birinci ve ikinci fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme’nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2- Üçüncü fıkrasının iptaline ilişkin itirazın, Anayasa’nın 152. ve 2949 sayılı Yasa’nın 28. maddelerinin son fıkraları gereğince REDDİNE,
17.4.2006 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Kararda, Başvuruda bulunan olarak Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi olarak yazılmış ise de, o mahkeme makamında görev yapan kamu memurlarının adının bilinmesi ve Baro Odalarında liste olarak arşivlenmesi gerekir. Emekli olduklarında avukat olabilmek için Baroya başvurduklarında, mesleğin vakarına uygun olmayan davranış örneği olarak sunulması için.

Ret Kararı veren kamu görevlilerindeki bakış açısını yeğliyorum.

Ömer KAVİLİ
Hukukçu

" Hak, huk, HUKUK; gak, guk, GUGUK!!! "
Old 31-01-2008, 19:35   #15
agah

 
Varsayılan

Alıntı:
Anayasa Mahkemesi’nce işin esasına girilerek, hakkında ret kararı verilen itiraz konusu kuralla ilgili yeni bir başvurunun yapılabilmesi için, önceki kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 19.2.2005 gününden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz geçmemiştir
Alıntı:

Bu durumda, 1136 sayılı Yasa’nın 168. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının bakılmakta olan davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara yönelik başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir

Çok iyi yetişmiş bir hakimmiş. Hiç üşenmeden böyle bir dava açmış ama Hukuk fakültesi 1. sınıfı geçmiş bir öğrencinin yapmayacağı hataları yapmış.Resmen Anayasa Mahkemesinden Hukuk dersi almış.Neyse bilmediği birşeyleri öğrenmiş oldu en azından.
Old 31-01-2008, 20:31   #16
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Ayrıca bu uygulama işi gücü olmayan suçluluğu ihtiyat haline getirenler için şüpheli tavırlarla bir günlük ya da birkaç günlük gözaltına alınmalarına, tutuklanmalarına sebebiyet verip akabinde tazminata neden olabilecek sonuçlar doğuracak; yine beraat eden sanıkları avukatların araştırıp bularak kendi düşünceleri olmadığı halde tazminat davası açmaya yönlendirilmelerine sebebiyet verecek niteliktedir. Belki de sebebiyet vermektedir.


Bu gerekçeye şapka çıkarmak gerekir. Tebrikler.
Old 02-02-2008, 13:33   #17
Avukat Hakan Eren

 
Varsayılan

Avukatlık Yasası

AVUKATLIĞA KABULDE ENGELLER
Madde 5-
...
c) Avukatlık mesleğine yaraşmayacak tutum ve davranışları çevresince bilinmiş olmak,



Avukatlık mesleğine böyle bir bakış açısı taşımak, mesleğe kabulde engeldir.
Old 02-02-2008, 16:51   #18
Avukat Nedim

 
Varsayılan

Acaba kendi maaşları kaç asgari ücrete tekabül etmektedir.Gariban vatandaş,onların bir aylık maaşını kaç ayda çalışıp kazanmaktadır?
Old 02-02-2008, 18:39   #19
Av.YBayrak

 
Varsayılan

Sayın Meslektaşlarım;
Tesadüfen bu sayfayı açtım. Bu kararı veren ve Anayasa Mahkemesine başvuran yargıçların isimleri nin yer aldığı kararın bir suretinin bu sitede yayınlanmasını talep ediyorum. Bunu elde ederek yayınlayabilecek meslektaşlarım öncelikle mesleki bir hizmette bulunacaklardır. Aynı zamanda avukatlara karşı ön yargılı yargıçlar olduklarının, karşı kanıtı olan bu başvuru ile, avukatların katıldıkları davalarda kararlarında bu hissiyat ve düşünce ile hareket ettiklerinin ve yargıç olarak güvenilir olmadıklarının, avukatları ön yargısız olarak dinlemediklerinin dile getirilmesi gerektiği düşüncesindeyim. Bu yargıçların avukatlara karşı olan zihniyetlerinin, avukatların mahkemeye sundukları bilgi ve belgeyi de zobjektif değerlendirmeyeceği açıktır. Maalesef bu davranışlarını devam ettireceklerdir. O nedenle, avukatlara karşı böylesine kabul edilemez bir hissiyat ve yargı içindeki kişiler ismen belirlenerek sitede ilan edilmesini ve TBB ne yazılmasını, bu kişilerin avukatlık mesleğine olan bakışının, avukat olarak vatandaşa verebileceklerinin de kanıtı olduğu, yani avukatlık yaparsa vatandaşın hakkını ne derece üstlenebileceğinin, mesleki saygınlık ve sorumluluk taşıyamayacağının kanıtı olduğu açıktır.
Bu yargıçların objektif karar veremeyecekleri hususunda ayrıca HSYK na da başvurmak gerek.
Avukatları objektif dinleyip değerlendiremeyeceklerini belirterek karşılaştığımız her duruşmada çekilmelerini talep etmek gerek.
Sayın meslektaşlarım, bu başvuru kararının, yani yargıçların isminin olduğu kararın bu sitede yayınlanmasını talep ediyorum. Mümkünse bir suretini (0212)2348791 no lu faksa fakslanmasını rica ediyorum.

Ayrıca Sagıdeğer meslektaşım Ömer Kavili; Site'ye yakın bir zamanda üye oldum ve karşılaştığın, mücadele ettiğin sorunları biraz öğrendim.
Hepimiz biliyoruz ki, kale içinden çökertilir. Eğer avukatlar hızla kıskaca alınarak, yalnızlaştırılarak eritiliyorsa; hepimiz biliyoruz ki bu faaliyetin asıl dayanağı, karşısına örgütlü bir güç'ün, yani Baroların ve TBB nin çıkma ması ile bunu başarıyor. Birkaç yıl önce baro seçimleri döneminde birileri "mevcut yönetim avukatlarla devlet kurumlarını karşı karşıya getirdi, biz bunu aşacağız" diyorlardı. Aştılar. Nasıl aştılar, kendi meslektaşlarının önünü açarak değil, tam aksine, toplumun hak ve özgürlüklerinin tek başvuru makamı olan, tek savunucusu olan ve kendilerinin de aralarında bulunduğu avukatların örgütlenmelerini ortadan kaldıracak şekilde etkisizleştirerek, yalnızlaştırarak.

Ve yine Sayın meslektaşım Ömer Kavili nezdinde tüm meslektaşlarımı da aleyhlerine açılan takibatlar ile ilgili olarak ve açılan dava var ise duruşma günlerini, mahkeme ve esas numaralarını sitede açıklamada bulunmaya davet ediyorum. Meslektaşlarıma karşı mesleki yıldırmaya yönelik açılan davalarda hep birlikte katılarak ileri adım atmalıyız. Ben buna hazırım.
Hepinize saygılar ve sevgiler. Çalışmalarınızda başarıların devamını ve mutluluklar dilerim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı Av.Mehmet Saim Dikici Hukuk Sohbetleri 71 05-04-2016 16:17
Avukat Kıvılcım Hukuk Sohbetleri 8 10-12-2008 15:15
stj. avukat arıyoruz. gursan Adliye Duvarı 5 08-06-2007 16:08
banka dekontunun delil olup olamayacağı, sebepsiz zenginleşme tarnation Hukuk Soruları Arşivi 4 09-09-2006 13:39
Ssk'dan Emekli Olup Aynı İşyerinde Çalışmaya Devam mehmet Hukuk Soruları Arşivi 2 27-02-2002 18:03


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06358695 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.