Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Sohbetleri Hukuki yorumlar, görüşler ve tartışmalar.. Soru niteliği taşımayan her türlü hukuki sohbet için.

Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı

Yanıt
Old 17-05-2003, 13:03   #1
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı

Alıntı:
Görevimizi yaparken “kimseye, ne müvekkile, ne hakime hele ne iktidara tabiiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiç bir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı”


Çok iddialı olduğunu düşündüğüm yukarıdaki ''iç okşayıcı'' söz Türkiye'de ne derece geçerlidir?

Sizce biz avukatlar böyle miyiz?
Old 18-05-2003, 19:18   #2
hukukbilgisi

 
Varsayılan Molierac

Sanıyorum Molierac, bu sözü bir dilek olarak söyledi. belki de olması gereken olarak.... Yalnızca Türkiye' de değil, tüm dünya hukukçuları için iddialı bir söz olsa gerek.

Sorunun çok kısa cevabı şu olsa gerek: Genelleme yapmak yanlış olur. Her meslektaş bu soruya cevabın ancak kendisi için verebilir...

Soruyu şöyle genişletsek, biz ne yaptığımız zaman avukat olmaya yaklaşıyor ve ne yapmadığımız zaman uzaklaşıyoruz?

Saygılarımla...
Old 19-05-2003, 00:34   #3
Emin GÜNEŞ

 
Varsayılan

Molierac'a göre öyle, hakime göre, savcıya göre vatandaşa göre Avukat kimdir? bence bu çok önemli bunu tartışmak gerekir.
Örneğin beni çok seven toplumda saygınlığı olan birisi Avukat olduğumu duyunca inanmamış o öyle bir şey yapmaz demiş. Neden acaba?
isitsnalar hariç hakimlerin çoğu avukatları adalete yardımcı olarak değilde delilleri karatmaya çalışan adeta her savunulan suçta sanığın ortağı gibi görüyorlar. Cesaret etseler sanıkla birlikte avukata da ceza vermek isterler. Bizim adliyede bir hakim için "sanık avukat tutmuş ise zaten %50 oranında suçu sübuta ermiştir." Bu hakime göre masum insanlar avukata ihtiyaç duymazlar. Avukatlar da zaten masum insanları değil sadece suçluları savunurlar. Bu yaklaşımından dolayı ben şahsen bu hakimin baktığı mahkemede dava tutmayarak kendimce sanıklara (adalete) yardımcı oluyorum.
Savcıları da sonra anlatırım. İstisnalar kaideyi bozmasın kimse de alınmasın

saygılarımla
Av. Emin Güneş
Old 21-05-2003, 15:33   #4
mehmet.goker

 
Varsayılan

Sayın Güneş,
Savcıların avukatlara yaklaşımı hakkındaki düşüncelerinizi bekliyoruz.
Old 21-05-2003, 20:30   #5
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Değerli Meslektaşım Tikici;

Güzel bir konu başlatmıştınız. Gündemi o zaman yakalayamamış idim. Şimdi yeniden gündeme geldi. İzniniz ile katılıyorum.

THS de yer alan konularda katılımcıların olayları kişiselleştirmemesi lazım. Bu konuda da böylesine güzel bir konuyu KİŞİSELLEŞTİRECEKLERİN özellikle ve güzellikle uyarılmasından yanayım.

Afaki, iddialı, canlı ve heyecanlı iletiler yerine yanıtları tarih ve ustalar versin........

Alıntı:
Roma İmparatorluğunun sonlarına doğru Ilirya Valisi Callicratusa gönderilen Justin Kanunnamesinde Avukatlar hakkında şu değerlendirmeler yapılıyor."Davaların şüpheli noktalarını çözen, savunmadaki güçleri sayesinde gerek ceza ve gerek hukuk davalarında çiğnenmiş hakları koruyan, kaybolmuş haklara destek olan Avukatların gördükleri iş kavgaya gitmek ve yaralar almak sureti ile ailelerini ve vatanlarını kurtarmak için yapabilecekleri hizmetten faydalıdır. İmparatorluğumuz için savaş yapanların yalnız zırh gömlek giyen ve kalkan taşıyanlardan ibaret olmadığını taktir ediyoruz. Bu işi Avukatlarda yapıyorlar. Zira acı çekenlerin ümidini, hayatını ve çocuklarını savunan, ve şanlı seslerinin kudretine inanan bu ustalarda aynı işi yapıyorlar."


Gerektikce devam edecek.

Selam ve saygılarımla
Av. Adil Giray Çelik
Old 21-05-2003, 21:06   #6
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Konuyla doğrudan bir ilgisi olmasa da Victor Hugo ''sefiller'' den bir alıntı:
'' Hukukçular(hakimler) adalete göre, din adamları vicdanlarına göre karar verirler..''

Bu da ayrı bir yaklaşım..
Old 22-05-2003, 08:33   #7
hukukbilgisi

 
Varsayılan Avukat ve Yalan

Hoşumuza gitse de gitmese de, avukatların yalancı ve biraz da konuşmayı seven insanlar olarak algılandığı bir gerçek.

Birkaç ay önce bir söz okumuştum. Söyleyenini anımsamıyorum. Ancak şaka yollu da olsa bu çeşit imalarda bulunanlara o sözü söylüyorum:

Bir avukatın ağzından çıkan her cümle gerçek olmalıdırı. Ancak, avukat herşeyi söylemek zorunda değildir!..

Gazetelerde bir haber yayınlanmıştı. Doğruluk derecesini bilemiyorum. Irza geçmeden yargılanan müvekkili için meslektaşımız şöyle diyor: Mevzuatta yeri olsa hadım edin diyeceğim ama maalesef yok..

Ne dersiniz, bizler her şeyi söylemek zorunda mıyız?


Tekil olarak herkesin iyi ya da kötü diyeceği hakimler, savcılar, avukatlar, mühendisler, bakkalarlar, kasaplar olabilir. Bu tarafına girersek işin içinden çıkmak mümkün değil ve eninde sonunda açmaz' a girer.

Bana kalırsa ülkemizdeki hukuk ve yargı sisteminin, avukatlığı, savcılığı ya da hakimliği bozucu etkilerini tartışmamız gerekir.

Saygılarımla
Old 22-05-2003, 15:54   #8
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Esir kullanmadılar ama efendileri de olmadı..
Gerçekten kulağa çok hoş geliyor, idealizm de bunu gerektiriyor. Esir kullanmamak kişiselliğe tabi olduğu için bu konuda iddialı olmak kolay, ama efendileri olamdı sözü, uzun ve acıklı biçimde düşündürüyor insanı..
Düşünüyorum da, zaman zaman kendimizi bu mesleği icra ederken hiç esir gibi hissettiğiniz olmuyor mu? Özgürlüğümüzün bu mesleğe adım atar atmaz sık sık darbelenmeye çalışıldığı, mesleki kimliğimiz nedeniyle artık bilmem hangi psikolojik bozukluk ya da düşüncelerle tutsak edilmek istendiğimiz durumlar yaşamadık mı? Yaşanmıyor mu? paranın esiri olunmadığı sürece, bizlerin, kölesi olduğu yanılgısını zaman zaman taşıyan müvekkillerden korumak rahatlıkla mümkün. En kötümser ifade ile sözden anlamayanın yolu açık olsun diyebilirsiniz. Ama mesleğinizi layıkıyla icra etmeye çalışırken, kamunun her kesiminde ayrık olaylarda karşılaştığımız ve adına temel nedenleri ne olursa olsun avukat düşmanlığı denen olguyla karşılaştığınızda, özgürlüğünüzü dile getirmeye çalışmanız daha şiddetli çarpışmalara sahne olabiliyor. Kararları elbette yargıçlar verir, davaları elbette savcılar açar, ama iddianın ortaya konması da, kararın oluşmasına sebep olacak vakıalar da avukatlar tarafından dile getirilir. Avukatlar, hakları ya da haksızlıkları temsil eder. Ama bizatihi haklı ya da haksız olan avukatlar değildir. Buna süreç sonunda yargı adına yargıç karar verecektir. Tarafları temsil ederken, kimin doğru ya da yanlış olduğuna da peşin hükümlülükle karar verilemeyeceğine, yargının amacının da gerçeği araştırmak olduğuna göre; her iki yanı temsil eden avukatların ve hele usul de aşılmadığı sürece susturulmaya çalışılması, kararı nasıl olsa biz vereceğiz düşüncesiyle son açıklamaların sunulduğu duruşmalarda çoğu kez yazılı diekçelerin okunmadan ÖNCEDEN HAZIRLANMIS kararların tefhim edilmesi, avukatların efendileri de olmadı sözünü bugünkü reel gerçeklikte karar çıkarmaktadır. Avukatın MAHKEMEYE KARŞI BAĞIMSIZLIĞI belki de çoğu kez kürsünün ardındakilere gülünç ötesi gelebilmektedir.

Yaralar çok, örnekler çoğaltmakla tükenmez. Bize düşen, molierac ın sözünü sonuna kadar önce kendi içimizde özümseyip benimsememiz diyorum. Ne de olsa; karşınızdakiler size, siz neye ne kadar izin veriyorsanız ancak o kadar yaklaşabileceklerdir.
Old 23-05-2003, 15:06   #9
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Kim, kime ne kadar tabidir.

Yanıtını yine tarihten bir yaprak veriyor...

Selam ve Saygılarımla
Av. Adil Giray Çelik


"Her ne kadar ben hukukçu değilsem de, tayin olunan bir savunucunun sanıktan talimat almaya mecbur olmadığını bilmekteyim. Ve tabii ki benim böyle bir niyetim yoktur. Ama buna karşılık, avukatlık meslek kurallarına göre tayin olunan savunucu sanığın üstü değildir ve bu bakımdan karşılıklı bir mutabakat zorunlu görünmektedir. Yoksa sanık, inatçı bir avukatın sağlayacağı nimetlerden kendini yoksun bırakmayı ne kadar yetersiz olursa olsun savunmasını kendisi yapmayı tercih edebilir"

Georgi Mihailoviç Dimitrov'un Alman Parlamentosu'nun yangını nedeniyle sanık olarak yargılandığı davada avukatına gönderdiği not.
Old 27-05-2003, 00:13   #10
ege

 
Varsayılan

Sayın Çelik'in örneklemesi avukatlık mesleğinin kimliğini oluşturuyor.
"vekil" olmak kavramı bence de bu işte..
Müvekkilin tercihlerine saygı duymak ve bu tercihlerle görevini yapıp yapmamaya karar vermek avukatlık mesleğidir.
hem vicdanı ile
hemde yasalarla davranma tercihidir "avukatlık".

kimseye tabi olmamak ,esir kullanmamak,esir de olmamak..

Diğer yandan;
Olması gerekenleri tartışırken ayrıca yaşadıklarımız da var..
Sayın Göker ;
Kürsünün yanında yer almak önemli bir ayrıcalık.
Bu ayrıcalıkla savcıların avukatlara nasıl baktığını da sizin anlatmanız gerekir.
Aynı dava hakkında hakimle savcının görüş alışverişinde bulunabilmesi ,dirsek temasında bulunması,ayrıcalıklı bir konumda adliyedelerde yerlerinin olması,avukatın ise dışarda tutulması
sizce nasıldır?
Old 28-05-2003, 00:12   #11
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Kanımca, sn.Çelik'in verdiği tarihi örnekte eleştirilecek bir yan göremiyorum, meslek açısından bir müvekkilin bakış açısıdır ve avukatlık mesleği yalnızca "temsil etmekle" dar yorumlandığı takdirde, bu anlamda "inatçı" bir avukatın nimetlerinden yoksun kalmayı tercih etmek, neticeleri ne olursa olsun savunmasını bizzat yapmayı tercih etmek, bir tercihtir-tahminen gerçeği değiştirerek ya da farklı yorumlayarak diyelim bir savunma aktarımından duyulan bir müvekkil rahatsızlığı olabilir diye düşünüyorum- ve vekilin yapacağı, özellikle tahmin isabetli ise, saygı duyarak çekilmektir.
Ama; sayın ege nin belirttiği "..vekil" olmak kavramı bence de bu işte..
Müvekkilin tercihlerine saygı duymak ve bu tercihlerle görevini yapıp yapmamaya karar vermek avukatlık mesleğidir.." sözlerine katılamadığımı belirtmeliyim. Elbette katılmayışım; müvekkilin tercihlerine saygı duymamak ya da önemsememek, kayıtsız kalmak, ciddi bulmamak gibi değer yargılarını içermiyor. Vekalet akdinde her ne kadar vekil "talimatlarla" bir işe başlar ve zaman zaman yine farklı talimatlarla olayların seyri değiştirilmek durumunda kalınabilirse dahi; tamamen müvekkil istemleri doğrultusunda bir yargılama seyrinin kabulm edilemez olduğunu düşünüyorum. Müvekkil isteklerini bildirmeli, nihai amacı ve bu amacıyla ilgili geçmiş ve yaşanan tüm gerçekler vekile aktarılmış olmalı, bu aşamadan sonra mümkünse müvekkil sonsuzakadar susmalıdır.. şaka bir yana, elbette abartı var sözümde ama fiilen de düşüncelerimin de , uygulamalarımın da buna yakın olduğunu belirtmeliyim. nihayetinde, müvekkiliniz -istisnai durumlar hariç- hukuk fakültesi mezunu değildir, pek çok durumda haklarını , önündeki seçenekleri bilmez, nasıl bir dava açacağınızı anlatsanız da anlayamayacak durumda olan, dava açma hakkı olup olmadığından dahi bilgisi olmayan kişiler olabilir, kimi zaman açılan bir davadan sonra haricen davanın diğer tarafının baskısı ile , korkutması , tehditleri ile size bile ifade edemeyerek davasından nedensiz yere vazgeçmek isteyen insanlarla karşılaşılabilmektedir. Böylesi durumlarda; müvekkilin tercihlerine saygı duyarak işlem yapmak mı avukatlık ya da hukukçuluktur, yoksa gerekirse müvekkilinizin dahi üzerine giderek gerçek anlamda vekaletini üstenerek hakkını savunmak, korumaya çalışmak ve davasına devam etmek mi? Her iki seçeneğin de neticede birtakım zorluklar barındırdığı muhakkak, ama bundan ötesi vekil-müvekkil ilişkisinin de sınırlarını zorladığı için bu çerçevede değinmeye gerek yok
Old 01-06-2003, 11:39   #12
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Ve.
Bir teşekkür....

Ankara 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinin idam kararı uyarınca, kararın infaz edildiği 6 Mayıs 1972 günü sabaha karşı
Yusuf Aslan, infazına birkaç dakika kala, infazda hazır bulunmak üzere cezaevine gelen avukatı Av. Halit Çelenk'e olan duygularını şöyle ifade ediyor.

“Bu saatte bizim için sizler de yoruldunuz.
Bizim için çok çalıştınız.
Hepsi için teşekkür ederiz....”


Selam ve Saygılarımla
Av. Adil Giray Çelik
Old 05-06-2003, 00:45   #13
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

hepimize bu bakış açısında müvekkiller ve yine hepimize aldığımız olumsuz neticelerde de yapabileceğimiz her şeyi yapmış olduğumuza sonuna kadar inanç tamlığı diliyorum
Old 05-06-2003, 01:14   #14
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın Avukatlar,

Bu konu üzerinde durulması gereken önemde bence. Yeterince tartışmadan, hatta bir örnek üzerinde çalışmadan kapatmayalım:

Elbette avukatı ile müvekkili arasındaki anlaşmazlık hukuki olamaz.
Ancak fiili olabilir. Hukuki konularda avukatın karar vereceği tartışmasızdır. Bir örnek vermek gerekirse:

İcra takibinde avukatın hedefi bir an önce müvekkiinin alacağına kavuşmasıdır. Halbuki müvekkilinin hedefi, alacağın tahsili değil, borçlunun aşağılanması olabilir. Bu nedenle haciz ve muhafaza yapılmasını, böylelikle borçlunun ticari ve toplumsal itibarını yitirmesini istiyor olabilir. Bu hukuki bir anlaşmazlık değildir.

Avukat bu durumda ne yapmalı? Kaprisli bir müvekkilin duygularını tatmin etmek için haciz ve muhafaza yapmalı mı?

Yoksa borçlu ile pazarlığa girişerek, haczettiği malı kaldırmadan, satış işlemleri ile geçecek süreden daha kısa sürede karşı tarafın borcunu ödemesini sağlamak yoluna gitmeli mi?

Kendi yoluna giderse, müvekkili, talimatlara aykırı olarak avukatın görevini yapmadığı iddiasını şikayet yolu ile ileri sürer mi?

Müvekkilinin istediğini yaparsa, hukuk fakültesindeki hocalarının kemikleri sızlar mı?

Saygılarımla

Bir Dost
Old 12-06-2003, 11:33   #15
tiny lady

 
Varsayılan

pardon, molierac'dan çok bahsedildi. ancak ben sadece onun bir avukat olduğunu biliyorum.eski yunan döneminde mi yaşıyordu? kimdir?mümkünse hakkında biraz bilgi rica edebilir miyim? her baro, hukuk sitesinde adı geçiyor ancak, kimliği hakkında pek bilgi yok.şimdiden teşekkürler.
Old 20-01-2007, 15:01   #16
cLaW

 
Varsayılan

Korkarım bu güzel söz yalnızca söylemde kalıyor..
Köle olarak görülmek istemiyoruz ama insanlar efendilik tasladıklarında bize ne yapmak kalıyor?
Gütmek zorunda olduğumuz yada güttüğümüzü sandığımız devenin nesiyiz?
Muktedir olanlar bizi diyarlara sürüklerken güdülmüyor muyuz bizde?
Old 23-01-2007, 12:33   #17
Gamze Dülger

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Armağan Konyalı
Sayın Avukatlar,

Bu konu üzerinde durulması gereken önemde bence. Yeterince tartışmadan, hatta bir örnek üzerinde çalışmadan kapatmayalım:

Elbette avukatı ile müvekkili arasındaki anlaşmazlık hukuki olamaz.
Ancak fiili olabilir. Hukuki konularda avukatın karar vereceği tartışmasızdır. Bir örnek vermek gerekirse:

İcra takibinde avukatın hedefi bir an önce müvekkiinin alacağına kavuşmasıdır. Halbuki müvekkilinin hedefi, alacağın tahsili değil, borçlunun aşağılanması olabilir. Bu nedenle haciz ve muhafaza yapılmasını, böylelikle borçlunun ticari ve toplumsal itibarını yitirmesini istiyor olabilir. Bu hukuki bir anlaşmazlık değildir.

Avukat bu durumda ne yapmalı? Kaprisli bir müvekkilin duygularını tatmin etmek için haciz ve muhafaza yapmalı mı?

Yoksa borçlu ile pazarlığa girişerek, haczettiği malı kaldırmadan, satış işlemleri ile geçecek süreden daha kısa sürede karşı tarafın borcunu ödemesini sağlamak yoluna gitmeli mi?

Kendi yoluna giderse, müvekkili, talimatlara aykırı olarak avukatın görevini yapmadığı iddiasını şikayet yolu ile ileri sürer mi?

Müvekkilinin istediğini yaparsa, hukuk fakültesindeki hocalarının kemikleri sızlar mı?

Saygılarımla

Bir Dost



Üzüm yemek için aracılığı kabul etmek,bağcıyı dövmek için kabul etmemek midir avukatlık?Asıl alacak bağcının dövülmesi ise avukata düşen görev de bağcıyı dövmek ise ne yapılmalıdır?Müvekkilin alacağını-sınırlarını belirleme yetkiniz var mıdır?

Acaba avukat icra takibinde tahsilat yaparken vicdan muhasebesini de yapmak zorunda mıdır?

Avukat müvekkilden iş alırken hukuku ön plana alıp, duygularını evde bırakmalı mıdır?

Peki hani derler ya "Cüzdanı ile vicdanı arasına sıkışan avukat " ne yapmalıdır?

Avukatın görevi nedir?Müvekkilin alacağını alması mı?Davasının kazanılması mı?
Yoksa hukukun-kanunun doğru ve iyiye yönelik uygulanması temin etmek mi?

Avukat yalancı mıdır?Yalancının yalancısı mı?Ne kolay değil mi?Yalancının yalancısı kisvesine sığındığınızda sorumluluk yok-vidani rahatsızlık yok-...

Eh kim davası kaybedilsin diye avukata gelir ki?Demekki kullandığın araçlar değil sonuç önemlidir.Sonuca ulaşmana yardım ediyorsa cüzdan-vicdan-emek-hak-hukuk önemlidir.Senin kendine hak olarakgördüğüne ulaşmana yardım edemiyorsa, avukat ne işe yarar?

Bütün bu gelgitler her avukatın sık sık kendisini-mesleğini-meslekteki yerini sorgulama dönemi yaşadığında hissettikleridir.(Hissetmeyenleri tenzih ederim)

Sorulara nasıl cevap verilse verilsin her avukatın kendine zırh kabul edebileceği pek çok ünlü söz defalarca dile getirilmiştir.

Bir düşünün müvekkiliniz geldi.Aslında size verdiği senet bedelini tahsil ettiğini ve fakat açık hesap alacağını kaldığını,yazılı belgesi olmadığını bu nedenle bu senet bedelinin tahsil edilmesi gerektiğini söyledi.

Ne yapmalısınız?........Ne yapmalısınız da hem insanlığınızdan hem avukatlığınızdan hem hukukçuluğunuzdan utanmadan sonuca ulaşmalısınız?


Ya da bu soruyu dahi sormamalı mısınız kendinize ?

Düşünün bir...
Avukat meslek sırrı olan hususlarda tanıklık yapmaktan (doğruyu-gerçeği bildiği halde) çekinmek hakkı kendisine tanınan bir kişidir.

Hukuk düzeni doğruyu gerçeği bildiği halde bu gerçeğe aykırı davranan avukatı ve hatta gerçeğe aykırı davranan müvekkilini koruma altına almıştır.Yada ben mi yanlış yorumluyorum bu kuralı bilemiyorum.

Kanunların dahi kabul ettiği bu durumu uygulayan avukat niçin vicdanlarda yargılanır?

Avukat ne yapmalıdır da hem kendine hem de insanlara karşı kendini aklamalıdır?Bu aklanmaya ihtiyacı varmıdır ki?

Tüm meslek arasında kendi mesleğini yapış biçiminin sık sık sorgulandığı ve hatta kendi mesleğini kendine karşı savunmak zorunda kalan bir gruptur avukatlar...

Değerli meslektaşlarım,

Bana göre bu soruların cevabı mesleği yapış şeklinizle ilgili olup kişiden kişiye,karakterden karaktere,olaydan olaya değişkenlik gösterir.Bir olayda bağcıyı dövmek size göre artık farz olmuşken diğer bir olayda "derdimiz üzüm yemek bağcı dövmek değil" dersiniz.Bu nedenle bana göre tüm bu soruların net-tek doğru bir cevabı yoktur.

Bulursanız lütfen yazın.Ben de kızıma bu mesleği neden bu kadar çok sevdiğimi açıklayacak net bir cevap bulmuş olayım.

Saygılarımla
Old 23-01-2007, 17:45   #18
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Ben de kızıma bu mesleği neden bu kadar çok sevdiğimi açıklayacak net bir cevap bulmuş olayım.

Sayın Dülger,

Kızınıza mesleğinizi sevdiğinizi "sadece" söylemeniz bile bence yeterli. Ben bu konuda şu şekilde düşünüyorum: Mesleğimi ben icra ediyorum o halde benim sevmem kafidir. Bir başkasına neden sevdiğimi açıklamama ne gerek var? Kızımız, mesleğimizi sevme nedenimizi beğenmezse, "mesleğimizi sevmekten" vaz mı geçeceğiz? Tabi ki değil. Haa ona da mesleğimizi sevdirmek istiorsanız hemen aşağıda Sn.Giray Çelik beyden alıntıladığım bir kaç cümle yeter bence.

Ben de kızıma avukat ne iş yaparı anlatırken çok sıkıntı çekiyorum. Onlar sadece hırsızları yakalattığımızı kavrayabiliyor ama ardından soruyor: Peki polis var ya. Avukat hırsızla eden uğraşıyor? )




Alıntı:
Ankara 1 Numaralı Sıkıyönetim Mahkemesinin idam kararı uyarınca, kararın infaz edildiği 6 Mayıs 1972 günü sabaha karşı
Yusuf Aslan, infazına birkaç dakika kala, infazda hazır bulunmak üzere cezaevine gelen avukatı Av. Halit Çelenk'e olan duygularını şöyle ifade ediyor.

“[b]Bu saatte bizim için sizler de yoruldunuz.
Bizim için çok çalıştınız.
Hepsi için teşekkür ederiz....”
Old 23-01-2007, 18:17   #19
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Alıntı:
Ben de kızıma avukat ne iş yaparı anlatırken çok sıkıntı çekiyorum. Onlar sadece hırsızları yakalattığımızı kavrayabiliyor ama ardından soruyor: Peki polis var ya. Avukat hırsızla eden uğraşıyor? )

Ki genellikle avukat hırsızı savunmak durumunda kalandır. Yanlış mıyım?

Avukat yalancı mı? Daha neler!
Old 23-01-2007, 18:20   #20
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Sevgili Meslektaşlarım;
1950 li yıllarda ABD de yargılanan Rosenberglerler idam kararından sonra duygu dolu son mektuplarını birkaç yıldır hayatı, yaşamı paylaştıkları avukatlarına gönderirler. Çocuklarının velayetini avukatlarına bırakırlar.

Julius Rosenberg infazdan birkaç gün önce Avukatı Manny Bloch’a teşekkürlerini ve duygularını ifade eden bir mektup yazar

Alıntı:
Sen Manny, yalnızca aileden biri sayılmakla kalmıyorsun, en sevgili, en değerli dostumuzsun da. Aramızdaki kardeşlik ve sevgi, yaşam savaşımı içinde büsbütün perçinleşti, bize daima güç verdin. Güçlü ol sevgili dostum, sana uzun bir yaşam dileriz, değerli çalışmalarını mutluluk ve sağlık içinde sürdürmeni dileriz, çünkü sen eşsiz bir insansın, sevgili dost ve halkın savunucususun. Seni selamlıyor, sonsuz sevgilerimi sunuyorum.
Old 23-01-2007, 18:32   #21
Av. Adil Giray ÇELİK

 
Varsayılan

Sevgili Dikici Meslektaş'a

Satırlarınızda hatırlanmanın sevincini yaşadım.

Bu satırlarla 18 yaşını dahi doldurmadan idam edilen Erdal Eren'i ve avukatı Nihat Toktay'ı saygı ile anıyorum.

Alıntı:
Erda1 Eren’i 3 Aralık 1980 günü infaz için aylardır kaldığı daracık hücreden çıkartırlar. Erdal, gençlik ve çocukluk duygularıyla avukatlarına sarılıp, öpüşür. Avukatı Erdal’ın öpüşürken göz kırptığını ve yürüyüp gittiğini anlatır. Sonradan….

Bu duygular başka hangi meslekte yaşanır bilemiyorum...
Old 23-01-2007, 20:21   #22
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Avukat yalancı mı? Daha neler!

Değil mi ama? ) Hakikaten çocuğa avukatın yaptığı işi anlatmak çok zor. Düşünsenize :

Çocuk: Baba Avukat ne iş yapar?

Avukat Baba: İhtimal 1) - Kem kümmm, (çocuğun anlayacağı şekilde aceleyle <. <hırsızları, kötüleri yakalatır>

Avukat Baba: İhtimal 2) - Kem kümmm, <. <hırsızları, savunur>

İhtimal 2'de Baba, çocuğun gözünde artık bir hırsız dostudur.

Kısaca, avukat istemeden yalancı da olabilir.
Old 23-01-2007, 20:28   #23
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Saygıdeğer üstadım,

Sizin gibi değerli bir meslektaşımızı unutmamız mümkün olabilir mi? Yazılarınızı zevkle ve öğrenerek okuyoruz.
Old 24-01-2007, 08:58   #24
av.sevdacan

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Mehmet Saim Dikici
Değil mi ama? ) Hakikaten çocuğa avukatın yaptığı işi anlatmak çok zor. Düşünsenize :

Çocuk: Baba Avukat ne iş yapar?

Avukat Baba: İhtimal 1) - Kem kümmm, (çocuğun anlayacağı şekilde aceleyle <. <hırsızları, kötüleri yakalatır>

Avukat Baba: İhtimal 2) - Kem kümmm, <. <hırsızları, savunur>

İhtimal 2'de Baba, çocuğun gözünde artık bir hırsız dostudur.

Kısaca, avukat istemeden yalancı da olabilir.

çok güldüm)) ikinci ihtimali bizzat yaşadım. oğlumun "? sen hiç kapkaççı savundun mu anne" (o sırada kapkaççılarla ilgili haber vardı) aklıma serbest avukatlık yaptığım dönemde vekilliğini yaptığım yaşı küçük 5 gaspçıyı anlattım. aynen yorumu;

"ben de gasp yaparım o zaman! sen de savunursun "

oğlum 11 yaşında
Old 24-01-2007, 12:32   #25
Gamze Dülger

 
Varsayılan

" Sayın Dülger,

Kızınıza mesleğinizi sevdiğinizi "sadece" söylemeniz bile bence yeterli "


Saygıdeğer meslektaşım,
Sn.Çelik ve diğer meslektaşlarımın TARİHTEN verdiği avukat-müvekkil diyaloglarını yansıtan cümlelere baktım da!!!!
Sanırım o tarihte anne-babalar,bu mesleği neden sevdikleri ve yaptıkları konusunda çocuklarını daha kolay ikna edebiliyorlardı herhalde...

Bu diyalogların kolay kolay artık yaşanmadığı düşünüyorum.Avukatlık mesleğine duyulan güven ve inancın ne kadar tehlikeli boyutta azaldığının da bir göstergesi bu cümleler...

Bir gün televizyonda hırsızın tahliye olduğu ve avukatıyla beraber adliyeyi terkettiği haberi yayınlandı.Kızım "sen hep böyle işler yaparak mı para kazanıyorsun!" dedi.(Ne enteresan örnekler hemen hemen aynı)
O tarihe kadar avukat olmak isteyen kızım (henüz 10 yaşında) ben daha yararlı şeyler yapacağım öğretmen olacağım yada bilim adamı " dedi.

Saygılarımla
Old 24-01-2007, 13:09   #26
Av. Şehper Ferda DEMİREL

 
Varsayılan

Sayın Dülger,

Savunulmanın en doğal hak olduğunu, hak aramanın yaşamsal bir duruş olduğunu, avukatların bunu zaman zaman gereksinim duyanlara bilvekale yaptığını, insanların zaman zaman hata yapabileceğini, önemli olanın makul yaptırımlara tabi tutularak hürriyetten yoksun olmayan yaşama dönmek olduğunu ve bu süreçte avukatın insanların yasal haklarını savunduklarını, bu nedenle yaşamsal önemde bir görev olduğunu söylediğinizde, kızınız önceleri anlamakta zorlansa da, eminim saygı duyacaktır.

Sevgiye gelince. Severse sever, sevmezse sevmez. Zaten tüm çocuklar, sevdikleri işi yapsın.

Saygılarımla...
Old 24-01-2007, 15:43   #27
av.adnanyilmaz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Mehmet Saim Dikici
Alıntı:
Görevimizi yaparken “kimseye, ne müvekkile, ne hakime hele ne iktidara tabiiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiç bir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı”


Çok iddialı olduğunu düşündüğüm yukarıdaki ''iç okşayıcı'' söz Türkiye'de ne derece geçerlidir?

Sizce biz avukatlar böyle miyiz?

Sayın Dikici, Molierac'a ait bu söz malesef günümüz Türkiyesi için pek geçerli değil. Çünkü hergün karşılaştığım meslektaşlarımdan (mesleğinin hakkını verenleri tenzih ederim) edindiğim kanaat ve kendim staj süresince edindiğim deneyime göre avukatın efendisinin para ve kölelerinin de stajyer ve katipler olduğu ortadadır. Bu olgu Ankara, İstanbul, İzmir gibi kapitalizmin hukuku satın aldığı büyük şehirlerde çok açık bir şekilde ortadadır. Bence TBB ve barolar kanun tasarısı hazırlayıp avukatları çeşitli sınıflara ayıracaklarına oturup meslek etiğini nasıl daha iyi seviyelere çıkaracaklarını düşünsünler. Tabii olay bu kadar basit değil; asıl iş bize düşüyor. Biz avukatlar müvekkili müşteri ve karşı tarafı düşman gibi görmeye devam ettikçe bu yozlaşma devam edecektir. Bir gün dürüstlüğü paraya tercih etmeye başlarsak işte o gün birşeyler değişmeye başlayacak. Bence "dürüstlük herkes için erdem olabilir ama hukukçu için dürüstlük ön koşul" olmalı. Saygılar
Old 24-10-2010, 03:49   #28
av.13

 
Varsayılan

Avukatlar esir kullanmadılar, çünkü stajyerleri vardı.
Old 24-10-2010, 10:53   #29
Av.Cengiz Aladağ

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.13
Avukatlar esir kullanmadılar, çünkü stajyerleri vardı.

Açlık sınırının (*) biraz üstünde, yoksulluk sınırının (*) yarısı bir ücretle çalıştırdıkları genç avukatları varken esire zaten gerek yoktu.

Not: Daha önce de başka forumlarda belirttiğim gibi, staj sırasında ücretli çalışmaya karşıyım. Zira bu durumda staj değil iş yapılıyor ve staj amacına ulaşmıyor.

(*) Kaynak: http://www.turkis.org.tr/source.cms....likeylul10.pdf
Old 24-10-2010, 12:21   #30
Gemici

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.13
Avukatlar esir kullanmadılar, çünkü stajyerleri vardı.

Sayın av.13,

benzetme tam olarak oturmuyor, çünkü esirlerin günün birinde özgür olabilme hayalleri yoktu, bir stajyer avukat olarak siz özgürlük hayalleri kurabilir ve özgürlük rüyaları görebilirsiniz.

Kendinizi neden çırak olarak değil de esir olarak gördüğünüzü merak ettim.

Saygılarımla
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Avukatlar Günü Av. Hulusi Metin Hukuk Sohbetleri 4 07-04-2014 13:42
Avukatlar Sendikası Av. Hacı Ali Özhan Hukuk Sohbetleri 18 05-04-2010 17:04
İntihar etmeyi deneyen fakat ölmeyen kişinin ceza hukuku açısından durumu QUELLE Hukuk Sohbetleri 12 23-09-2007 00:40
evliliğin iptali kabul olmadı,peki boşanmada neler yapmalı? gülgüzeli Hukuk Soruları Arşivi 7 15-10-2006 01:31
Stajer Avukatlar cigdem Hukuk Soruları Arşivi 1 27-02-2002 19:20


THS Sunucusu bu sayfayı 0,06413889 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.