Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2008/9-20E. 2008/105K. İçtihat

Üyemizin Özeti
Mahkemece olumlu veya olumsuz karara bağlanmamış bir iddia , yeni bir dava konusu yapılabileceğinden; kesin hükmün varlığından söz etme imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece bu tip taleplerin karar dışında bırakılmış olması isteğin zımnen reddi anlamına da gelmez. Taraflarca açıkça vazgeçilmeyen bu isteğin yeni bir davada terkar edilmesi mümkündür.
(Karar Tarihi : 06/02/2008)
DAVA : Taraflar arasındaki "faiz alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 19.10.2006 gün ve 1111-587 sayılı kararın incelenmesi taraflar vekil tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 27.03.2007 gün ve 537-8594 sayılı ilamı ile;

(... 1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalıların temyizine gelince:

Davacı gazeteci daha önce davalı işverenler hakkında açmış olduğu davada bir kısım işçilik alacaklarının faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiş, mahkemece isteklerin kısmen kabul kısmen reddine dair hüküm kurulduğu belirtilmiş ve yüzde beş fazlaya dair alacaklar için faize karar verilmemiştir. Söz konusu kararı davacı taraf temyiz etmemiş, davalıların temyizi üzerine hüküm, Dairemiz tarafından onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Davacı vekili tarafından daha sonra açılan bu davada ise, hüküm altına alınan ve tahsil edilen günlük yüzde beş fazlaya dair istekler yönünden faiz alacağına karar verilmesi talep edilmiştir.

Mahkemece isteğin kabulüne dair hüküm kurulmuş, hükmü taraflar temyiz etmiştir.

Faiz isteği daha önceki davada mevcut olduğu halde, Ankara 15. İş Mahkemesince verilen kararda günlük yüzde beş fazlaya dair istekler bakımından faiz yürütülmemiş ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği hüküm fıkrasında açıklanmıştır. Anılan hüküm günlük yüzde beş fazla ödemeye dair alacaklara faiz yürütülmesi talebinin reddi niteliğindedir. Davacı tarafından temyiz edilmeksizin kesinleşen Ankara 15. İş Mahkemesi kararı uyarınca kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerekir. Mahkemece davanın yazılı şekilde isteğin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Davacı vekilince, davalıların temyizi üzerine onanarak kesinleşen işçilik alacakları hakkındaki davada, Basın İş Kanunundan kaynaklanan yüzde beş fazla ödeme alacakları yönünden faiz istemine karar verilmediği belirtilerek, o davada hüküm altına alınmayan faiz alacağının tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Yerel mahkemece, önceki davada faiz isteminin "sehven" hüküm altına alınmadığı belirtilerek "istemin kabulüne" karar verilmiş; Özel Dairece, yukarıda yazılı gerekçelerle hüküm bozulmuştur.

Uyuşmazlık, "kısmen kabul, kısmen redde" dair kesinleşen bir kararın hüküm fıkrasında açıkça yer verilmeyen faiz isteminin de "kısmi red" kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece verilen hüküm, davayı esastan çözümleyen, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdiren nihai karardır.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388.maddesine göre; Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

Mahkemece, olumlu veya olumsuz olarak karara bağlanmamış bir iddia, yeni bir dava konusu yapılabileceğinden; kesin hükmün varlığından söz etme imkanı da bulunmamaktadır.

Kesin hüküm ancak konusunu teşkil eden iddia hakkında geçerli olabilir; bu nitelikte bir hüküm nedeniyle yeniden söz konusu edilemeyecek olan, hüküm fıkrasında karara bağlanan husustur. Zira, hüküm olmayan yerde kesinlikte olmaz. Bu nedenle, olumlu veya olumsuz olarak karara bağlanmamış olan her iddia, yeni bir dava konusu yapılabilir.

Belirtilmelidir ki, açılan bir davada faiz isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş ise, hükmü temyiz etmeyen davacının sonradan faiz istemiyle dava açmasına engel bir durum yoktur. Davada, faiz bölümü, asıl alacaktan ayrı bir nitelik taşıdığı için, bu haktan açıkça vazgeçilmedikçe ileride yeni bir dava ile isteğin tekrarlanması mümkündür.

Mahkemece faiz isteğinin karar dışında bırakılmış olması, bu isteğin zımnen reddedildiği anlamına da gelmez. Her şeyden önce, aksi düşünce tarzının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesine aykırı düşeceği açıktır.

Davacı, istemlerinden birisi hakkında karar verilmemiş olması nedeniyle temyiz yoluna başvurmazsa, hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olan bu talebi zımnen reddedilmiş sayılamaz. Bu konuda yeni bir dava açılabilir. Açılacak böyle bir davada, davaya konu istemin önceki davada zımnen reddedildiğinden bahisle kesin hüküm itirazı öne sürülemez.

Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.11.1973 gün ve E:1971/9-762, K:1973/901, 12.06.1991 gün ve E:1991/4-234, K:1991/352 ve 03.11.2004 gün, E:2004/18-545 ve 573 sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir.

Somut olayda; davacı tarafından açılarak kesinleşen önceki davada yüzde beş fazla ödeme alacaklarına yönelik faiz istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.

Yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgular karşısında kesin hükmün varlığından söz edilemez. Yerel mahkemenin bu yönlere ilişkin değerlendirmesi isabetli bulunmaktadır.

Ne var ki, Özel Dairece işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmemiş olup, dosyanın bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnme kararı isabetli bulunduğundan, dosyanın işin esasına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için 9.HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine, 06.02.2008 günü yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : (Eski) Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu - Mülga MADDE 388 :(Değişik: 3156 - 26.02.1985) Karar aşağıdaki hususları kapsar:

1. Kararı veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve tutanak kâtibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,

2. Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,

3. İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebep,

4. Hüküm sonucu ile varsa (Değişik ibare: 5236 - 26.9.2004 / m.14 - Yürürlük m.22) "kanun yolu ve süresi",

5. Kararın verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve tutanak kâtibinin imzaları,

Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Can DOĞANEL
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 12-08-2010

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02110696 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.