Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

YARGITAY 9. HD. 2016/4484 E., 2019/13047 K. İçtihat

Üyemizin Özeti
Davacı vekiline Yargıtay onama kararının 10.03.2014 tarihinde “muhatabın sekreterine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve 31.3.2014 tarihinde davacı asilin yaptığı işe iade başvurusunun hak düşürücü süre olan on iş günü içinde olmadığı kabul edilerek davanın reddi yönünde karar verilmesi gerekirken, hatalı karar verilmesi bozma gerekçesi olarak kabul edilmiştir.
(Karar Tarihi : 11/06/2019)
Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davalı şirkette kabin amiri olarak çalışmakta iken 13.07.2010 tarihinde herhangi bir haklı ve geçerli sebep olmaksızın iş sözleşmesi feshedilen müvekkilinin _____ İş Mahkemesinde 2013/769 E. sayılı dosyası ile açtığı işe iade davasının yargılaması sonunda feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verildiğini, hükmün Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2013/14891 E. sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiğini ve müvekkilinin kararın kesinleştiğini öğrendikten sonra yasal süresi içinde ____Noterliğinden davalı işverenliğe gönderdiği ihtarname ile işe başlatılması konusunda talepte bulunduğunu, söz konusu ihtarnamenin 02.04.2014 tarihinde işverenliğe tebliğ edilmesine rağmen müvekkilinin yasal 30 günlük süre içinde işe davet edilmediğini ve kendisine bir tazminat da ödenmediğini, müvekkilinin işten ayrıldığı tarihte 3.700,00 TL. maaş aldığını, ayrıca her 3 ayda bir çift maaş ve kreş yardımından yararlandığını, fesih tarihi itibariyle aylık ücretinin 3 ayda bir aldığı primlerle birlikte 10.900,00 TL. olduğunu, davalı şirketteki ücret ve primlere ilişkin uygulamaların işe başlatmama tarihinde nasıl olduğuna ilişkin bilgileri bulunmadığından emsal ücretlerin tespiti gerektiğini ileri sürerek, 4 aylık boşta geçen süre ücreti, 4 aylık işe başlatmama tazminatı ile ihbar ve kıdem tazminatı fark alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.

Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, müvekkili ortaklıkta kabin amiri olarak görev yapmakta iken uçuşa elverişliliğini ve istihdam gerekçesini yitiren davacının iş sözleşmesinin 13.07.2010 tarihinde ihbar ve kıdem tazminatları ödenmek suretiyle feshedilmesi üzerine ____İş Mahkemesinde 2013/769 E. ile açtığı işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda davanın kabulüyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verildiğini, hükmün Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 20.01.2014 tarihli ilamı ile onanmak suretiyle kesinleştiğini, söz konusu onama ilamının davacı vekiline 10.03.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, yasal düzenleme gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligat vekile yapılıp sürelerin tebliğ tarihinden itibaren başlayacağı gibi İş Kanunu'nun 21/5. maddesinde öngörülen 10 iş günlük süre içerisinde işe başlatılma başvurusu başlangıcının da Yargıtay onama kararının davacı vekiline tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacağını, buna göre 10 günlük sürenin 20.03.2014 Cuma günü mesai bitiminde dolmuş olmasına rağmen davacı ve vekili tarafından kesinleşen mahkeme kararı gereğince işe başlatılma yönünden herhangi bir başvuru yapılmadığını, bu nedenle müvekkili ortaklıkça yapılan feshin geçerli hale geldiğini, müvekkili ortaklıkça yapılan fesih geçerli olduğundan ve fesih ile birlikte davacıya 07.06.2000-13.07.2010 dönemine ilişkin kıdem ve ihbar tazminatları da ödenmiş olduğundan davacının müvekkili ortaklıktan herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Yerel Mahkeme Kararının Özeti

Mahkemece, davacının yasal süresi içinde davalı işverene işe iade başvurusunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-)Taraflar arasında davacının yasal süresi içinde davalı işverene işe iade başvurusunda bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusudur.

4857 Sayılı İş Kanununun 21. maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur.

Yasada işçinin şahsen başvurması gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İşçi, işe başlatılma konusundaki iradesini bizzat işverene iletebileceği gibi vekili ya da üyesi olduğu sendika aracılığı ile de ulaştırabilecektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen görüşü bu yöndedir (Yargıtay HGK 17.6.2009 gün ve 2009/9-232E, 2009/278K.).

İşveren işe iade için başvuran işçiyi (1) ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.

İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 Sayılı Kanun'un 21. maddesinin beşinci fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen s-üreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir (Yargıtay 9.HD. 14.10.2008 gün 2008/29383 E, 2008/27243 K.).

İşe iade yönündeki başvurunun on iş günü içinde işverene bildirmesi gerekmekle birlikte, tebligatın postada gecikmesinden işçinin sorumlu olması düşünülemez.

İşverenin de işçinin işe başlama isteğinin kabul edildiğini (1) ay içinde işçiye bildirmesi gerekir. Tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde, bundan işveren sorumlu tutulamaz. İşverence yasal süre içinde gönderilmiş olsa dahi, işçinin bir aylık işe başlatma süresi aşıldıktan sonra eline geçen bildirim üzerine makul bir süre içinde işe başlaması gerekir. Burada makul süre işçinin işe daveti içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir. İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, 4857 Sayılı Kanun'un 56. maddesinin son fıkrasındaki izinler için öngörülen en çok dört güne kadar yol süresi makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçinin en fazla dört gün içinde işe başlaması beklenmelidir.

İşverenin işe davete dair beyanının da ciddî olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.

İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır.

Somut uyuşmazlıkta; davacının iş akdinin 12.07.2010 tarihli fesih bildirimi ile İşk.'nun 17-18. maddelerine göre kıdem ve ihbar tazminatları ödenmek suretiyle feshedildiği, bu fesih işlemi üzerine davacı tarafından Bakırköy 19.İş Mahkemesinde işe iade talebi ile açılan 2013/769 E. sayılı davanın yargılaması sonunda 07.10.2013 tarihli karar ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilerek, yasal süresi içinde işe iadesi için işverene müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar geçecek en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının ödenmesi gerektiğinin tespitine ve yasal süresi içinde yaptığı başvuruya rağmen davalı işverenlikçe süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının 4 aylık brüt ücreti olarak belirlenmesine karar verildiği, hükmün Dairemizin 20.01.2014 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, davacı vekiline PTT aracılığı ile gönderilen Yargıtay onama kararının 10.03.2014 tarihinde "muhatabın sekreteri ____ imzasına" şerhi ile tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekili müvekkilinin işe iade kararının kesinleşmesini öğrendikten sonra yasal süresi içinde B____ 9. Noterliği'nin 31.03.2014 tarihli ihtarnamesiyle işe iade başvurusunda bulunduğunu, Dairemiz onama kararının 10.03.2014 tarihinde "muhatabın sekreteri ____ imzasına" şerhi ile kendisine yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığını ve bu isimle bir çalışanının bulunmadığını iddia etmiştir.

Davalı işveren ise 10.03.2014 tarihinde yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu ve buna göre işe iade başvurusunun süresinde olmadığını savunmuştur.

Mahkemece, Dairemiz onama kararının davacı vekilinin sekreteri ____imzasına 10.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği şerhi bulunmasına rağmen, yaptırılan kolluk araştırmasında ____'nın davacı vekilinin sekreteri olmadığının tespit edildiği, bu şahsın davacı vekilinin değil başka bir avukatın sekreteri olduğunun hizmet döküm cetvelinden anlaşıldığı gerekçesiyle ve davacı asilin 31.03.2014 tarihinde yaptığı işe iade başvurusunun süresinde olduğu, davalı işverenin yasal süresi içinde davacıyı işe başlatmadığı kabul edilerek sonuca gidilmiştir.

Dosya kapsamında bulunan işe iade talepli ____İş Mahkemesi'nin 2013/769 E. sayılı dosyasının incelenmesinde, hükmün Dairemizin 20.01.2014 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, davacı vekili Av.____'ya PTT aracılığı ile gönderilen Yargıtay onama kararının 10.03.2014 tarihinde "muhatabın sekreteri ____imzasına" şerhi ile tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılan kolluk araştırmasında tebligatta bahsi geçen "____" isimli şahsın davacı vekili Av. _____ ile aynı adreste bulunan Av. İ_____'ın yanında çalıştığı tutanak altına alınmış olup, işe talepli _____İş Mahkemesi'nin 2013/769 E. sayılı dosyasında mevcut yetki belgesinde de davacı vekili Av. ____ tarafından Av._____'a davacı adına yetki verildiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan işe iade talepli dosyada verilen gerekçeli kararın davacı vekili Av. _____ adına "____" isimli aynı şahsa 13.11.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı vekilinin bu tebligata herhangi bir itirazının mevcut olmadığı görülmüştür.

Yukarıda belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili Av.____'ya Dairemiz onama kararının 10.03.2014 tarihinde "muhatabın sekreteri ____imzasına" şerhi ile usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve 31.3.2014 tarihinde davacı asil tarafından yapılan işe iade başvurusunun süresinde olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Üye Notu : İşe iade davası kabul edilen işçi açısından, işverene başvuru süresinin hangi aşamadan sonra başlayacağı konusunda halen yeknesak kararlar verilmemektedir. Örneğin paylaşımını yaptığımız işbu karar, onama kararının tebliğinden itibaren başladığı yönündedir. Oysa aynı dairenin ve 22. HD'nin kesinleşme şerhli kararın tebliğinden itibaren sürenin başlaması gerektiği yönünde kararlarda mevcuttur. Bu çelişkinin yasa koyucu tarafından giderilmesi elzemdir.
İlgili Mevzuat Hükmü : İş Kanunu MADDE 21 :GEÇERSİZ SEBEPLE YAPILAN FESHİN SONUÇLARI

İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

       Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.

       Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.

       (EKLENMİŞ FIKRA RGT: 25.10.2017 RG NO: 30221 KANUN NO: 7036/12) (YÜR. TAR.: 01.01.2018)
Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler.

İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.

İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

(EKLENMİŞ FIKRA RGT: 25.10.2017 RG NO: 30221 KANUN NO: 7036/12) (YÜR. TAR.: 01.01.2018)
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları halinde;

a) İşe başlatma tarihini,

b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını,

c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını,

belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması halinde fesih geçerli hale gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Bülent AKÇADAĞ
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 09-06-2020

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02802896 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.