06-01-2026, 10:50
|
#1
|
|
|
Vekaletin Kötüye Kullanılması ve Tenkis Bakımından Hangisi Önce Çözülmelidir?
Kıymetli meslektaşlarım merhaba. Elimde özeti şu şekilde olan bir olay mevcut.
2008 tarihli vasiyetname ile davacı ve davalıların murisi kendi adına kayıtlı taşınmazlar bakımından belirli mal bırakma vasiyetinde bulunmuştur. Murisin ölümü sonrası vasiyetnamenin açılması üzerine davacı davalılara karşı vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis ve davalılardan A’nın muristen aldığı vekâlete dayalı yaptığı satışlardan doğan bedelden miras hissesine düşen kısmın kendisine verilmesi, olmadığı takdirde tenkisi yönünde talepte bulunmuştur.
Yerel mahkemece vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan alacak dâvası tefrik edilmiş ve tefrik edilen dâva vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis istemli dâva yönünden bekletici mesele kabul edilmiştir.
Yerel mahkemece vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan alacak dâvası bakımından kısmen kabul ile davalı A'nın davacıya bir miktar para ödemesine hükmedilmiştir.
Derece mahkemesinin kararı BAM tarafından “(…) dava konusu taşınmazların miras bırakan M tarafından vasiyetnameye konu edildiği ve bu vasiyetnamenin iptaline ilişkin olarak ve Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılmıştır. Vasiyetnamenin iptaline yönelik verilebilecek bir kararın taşınmazların mülkiyet durumlarını doğrudan etkileyeceği açıktır. Bu durumda mahkemece ilgili dava dosyasının karara bağlanıp bağlanmadığı, karara bağlanmış ise kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeli, dava kesin olarak sonuçlanmamış ise işbu bu dava yönünden HMK’nun 165/1. maddesi uyarınca bekletici mesele yapılıp sonucu beklenildikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken (…)” şeklindeki gerekçe ile kaldırılmıştır.
Şahsi kanaatim şu şekilde:
Tenkis saklı paylı mirasçılar bakımından saklı paylarının ihlâl edilmesi sebebiyle tenkisi kabil kazandırmaların saklı payı ihlâl etmeyecek düzeye indirilmesidir. Saklı payın ihlâlinden bahsedebilmek için öncelikle murisin fiktif terekesi tespit olunarak tasarruf nisabı belirlenmeli ve buna göre belirleme yapılmalıdır.
BAM kararındaki vasiyetnamenin iptalinin mülkiyet durumunu değiştireceği yönündeki tespite şüpheyle yaklaşılmalıdır. Zira vasiyetname ile doğrudan mülkiyetin geçmesi söz konusu olmayacağı gibi vasiyetnamenin iptali ancak vasiyetnamenin tenfizi ile gerçekleşen mülkiyet devirlerine etki edebilir. Dâva konusu olayda vasiyetnameye konu 18 adet taşınmazın 14’ü hâlâ terekede yer almaktadır. Kalan 4 adet taşınmaz ise murisin ölümünden evvel başkalarına devredilmiş olup vasiyetnamenin tenfizi kapsamında bir mülkiyet devri olmamıştır. O hâlde vasiyetnamenin iptali ancak vasiyet alacaklarının alacak hakkına etki edebilecektir. Görüldüğü üzere BAM kararındaki mülkiyet durumunun etkileneceğine yönelik gerekçe isabetli değildir.
Davacının talep ettiği alacak hakkının murisin terekesinden kaynaklandığı açıktır. Davacının vekâlet görevinin kötüye kullanılması dâvası neticesinde elde edeceği alacak mirastan aldığı bir değer olup bu kısmın saklı payının zedelenip zedelenmediğine yönelik incelemede gözetilmesi gerektiği açıktır. Tenkis için mutlak surette saklı payın zedelenmesi gerekmekte olup örneğin söz konusu alacak gözetilerek yapılacak hesapta davacının saklı payını karşılar şekilde bir alacak elde ettiği anlaşılırsa artık tenkise yönelik talepte bulunması mümkün olmayacaktır. Bu sebeple öncelikle bu dâvanın neticelenmesi ve buna göre işlem yapılması gerekirken tam tersinin yapılması gerektiği iddiası doğru değildir.
Sizlerin de fikirlerini almak isterim. Önce ÖBT iptal ve tenkis talebi mi incelenmeli? Bana çok isabetli gelmiyor bu durum. Benzer karar da bulamadım. Muris muvazaası sebebiyle tapu iptal ve tescil bakımından karar mevcut, tenkisten önce iptal ve tescil incelenmeli diyor Yargıtay, bu durum da esasen çok farklı değil.
|