Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

bedelsiz senet gerekçesiyle menfi tespit davası

Yanıt
Old 31-10-2009, 19:48   #1
av.necla

 
Mutlu bedelsiz senet gerekçesiyle menfi tespit davası

Müvekkil eşinin kendisine ciro ettiği senedi takibe koyduk, takibimiz kesinleşti, borçlu müvekkilin eşinin kardeşidir. Borçlu tarafından bu gerekçeyle menfi tespit davası açıldı. Gerekçelerinden biri senedi müevekkilim olan eşine ciro eden kişi kardeşi olduğunu ve bu senedin bedelsiz olduğu senedin düzenlenme tarihinin sonradan düzenlendiği kardeşi ile arasında senet tarihinden önce yapılan bir protokolü sunmuştur. Sadece bu protokole göre borçlandığını kabul ediyor.
Benim merak ettiğim müvekkil eş borçlu açısından 3. şahıs konumundadır. Böyle bir durumda şahit deliline müvekkil açısından dayanıp dayanmayabileceği, ayrıca senet kambiyo senedi ve temel ilişkiden bağımsız ve tedavülü kabildir, olaki bedelsizlik iddiası doğru olsa bile müvekkilden senedin bedelsiz olduğunu bilmesinin beklenemeyeceği yönünde olduğunu düşünüyorum. (ayrıca senedin bedelsizliğini teyid edici bir yazılı belge yok)Bu konuda elinde yargıtay kararı ve benzeri dayanak olan arkadaşlar yardımcı olursa memnun olurum.. Teşekkür ederim
Old 31-10-2009, 21:52   #2
LEVENTDAĞDEVİREN

 
Varsayılan

Kambiyo senetleri ile ilgili bedelsizlik def'i senet lehdarına karşı ileri sürülebilecek bir def'idir. Senedi ciro yoluyla devralanlara karşı ileri sürülebilmesi için devralan hamilin senedi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması gerekir. (YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ E.2008/1677 K.2008/3416 T.3.4.2008)

Bonoların bedelsiz olduğunu iddia eden davacı bu iddiasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Yazılı delil sunulamaması halinde, her türlü delil denmek suretiyle yemin deliline dayanılmış olunduğundan yemin hakkı hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmelidir. (YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E.2007/19-918 K.2007/960 T.12.12.2007)

Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalılardan İlhami'nin bu davalı tarafından inşa edilecek apartmanda bulunan bir dairenin müvekillerinden Ziyaettin'e satılması hususunda anlaştıklarını ve bu amaçla davalı İlhami'ye bonolar verdiklerini, ancak İlhami'nin yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine yapılan 18.2.1987 protokolle akdin fesh edilerek bonoların iadesinin kararlaştırıldığını, İlhami'nin müvekkillerini oyalayarak bonoları iade etmediğini ve bu bonolardan 3 adedini oğlu olan diğer davalıya ciro ettiğini ve bu davalının da karşılıksız olduğunu bildiği bonolardan 3 adedini takibe koyduğunu ileri sürerek, toplam ( 900.000 ) TL bedeli bonolar nedeniyle borçlu bulunulmadığının tesbitine ve bonoları iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı İlhami, davaya cevap vermediği gibi, duruşmaya da gelmemiştir.
Diğer davalı vekili ise, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu, diğer davalının oğlu olmasının kötü niyetli olmasına delalet etmeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya ve toplanan delillere göre, davacılar ile davalı İlhami arasındaki 22.9.1985 tarihli protokol içeriğinden takip konusu bonoların daire satımı için düzenlendiğinin anlaşıldığı ve yine davacılar ile İlhami arasında imzalanan 13.2.1985 tarihli protokolle akdin fesh edilerek bonoların iadesinin kararlaştırıldığını, takip konusu bonoların buna rağmen iade edilmeyerek davalı İlhami'nin oğlu bulunan diğer davalı Turgut ciro edildiği, davalı Turgut'un bonoların iyi niyetli hamili bulunduğunu kanıtlayamadığını, konuda herhangi bir delil ibraz etmediği, kötü niyeti bulunduğu gerekçesiyle bonoların iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Turgut vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacılarla bonoların lehtarı İlhami arasında tarihsiz ve bonoları karşılıksız kılan sözleşme ile bonoların geçersiz olduğunun lehtar İlhami tarafından kabul edilmiş bulunmasına, bonoların ilhami'nin oğlu olan Turgut'a ciro edilmiş olmasına ve dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre TTK. 599. maddesi hükmü yönünden hamil Turgut'un iyiniyetli sayılmasının mümkün olmamasına göre hükmün onanması gerekmiştir. (YARGITAY 11.HUKUK DAİRESİ E.1990/212 K.1991/1253 T.25.2.1991)
Old 31-10-2009, 22:23   #3
av.necla

 
Varsayılan

Burada benim merak ettiğim husus, senedi veren borçlu senedi takibe koyan müvekkilin eşinin kardeşidir. Senet müvekkilin eşinden bize geçiyor. Burada şahit deliline bize karşı dayanabilirmi diye merak ettim. Biz 3. şahıs konumundayız yani kardeş değil ama kerdeşinin eşiyiz..bu usule ilişkin bir husus Açıklamalarınız için çok teşekkür ederim.
Old 31-10-2009, 23:21   #4
LEVENTDAĞDEVİREN

 
Varsayılan

HUMK md 290 ‘‘Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler 540,00 liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz’’ şeklindeki yasa maddesi uyarınca bırakınız müvekkilinize müvekkilinizin eşine karşı dahi tanık deliline başvuramayacağını düşünüyorum.
Bu görüşümü destekler mahiyetteki Yargıtay Kararı da aşağıdadır:
Dava, davacının keşidecisi, davalının lehdarı bulunduğu 6.2.2001 keşide, 6.6.2001 vadeli 9.000.000.000.- TL' lık bono ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı vekili, bononun davacıya verilen borç para karşılığı alındığını, tanık dinlenmesine muvafakat etmediğini, davacının icrada da borcu kabul ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında akrabalık ilişkisi bulunduğundan, tanık dinlemiş ve davacı tarafından ibraz edilen kasetin çözümü de gözetilerek davanın kabulüne bononun iptaline, davacının borçlu olmadığının tespitine, % 40 kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Senede bağlanan hususlarda taraflar akraba olsa bile tanık dinlenemez ( HUMK. 293/4 ). Bu durumda iddianın yazılı delille kanıtlanması gerekir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek tanık beyanlarına göre hüküm kurulması ve davacının İcra dosyasındaki borcu kabul beyanı dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. (YARGITAY 19.HUKUK DAİRESİ E.2004/11407 K.2005/7991 T.14.7.2005)
Old 01-11-2009, 11:17   #5
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.necla
Burada benim merak ettiğim husus, senedi veren borçlu senedi takibe koyan müvekkilin eşinin kardeşidir. Senet müvekkilin eşinden bize geçiyor. Burada şahit deliline bize karşı dayanabilirmi diye merak ettim. Biz 3. şahıs konumundayız yani kardeş değil ama kerdeşinin eşiyiz..bu usule ilişkin bir husus Açıklamalarınız için çok teşekkür ederim.

Sayın LEVENTDAĞDEVİREN' in somut olaydaki akrabalık-tanık ilişkisine dair açıklamaya katılmakla birlikte ek olarak;
HUMK 293/5. maddesi uyraınca hata, hile, gabin, cebir ve ikrah vukuunda tanık dinlenebilir. Yine muvazaa iddiası söz konusu ise muvazaalı olduğu iddia olunan işlemin tarafı olmayan kişi de iddiasını, tanıkla ispat edebilir.

Saygılarımla...
Old 10-06-2021, 14:04   #6
Av. Can Yıldırım

 
Varsayılan

Merhaba sevgili meslektaşlarım. Bahsedeceğim olay bedelsiz senedin icra takibine konu edilmesidir. Elimden geldiğince kısa izah edeceğim. İlgilenen ve zamanını ayıran herkese teşekkür ederim.

A, B'den 25.000 TL borç ister. B ay sonunda 27.500 TL olarak almak şartıyla parayı A'ya elden teslim eder ve 09.11.2018 tarihinde çek tanzim edilir. Devamında B çeki C'ye ciro eder. C, A ile B aleyhine 03.12.2018 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatır. Bu sürede A, B'ye hem şirket sicilinin bozulmaması hem de şirket müdürünün başkası olması ve karşılıksız çek şikayetine o kişinin muhatap olmaması için 28.02.2019 vade tarihli şahsı adına düzenleyeceği bono teklif eder. B bonoyu, 35.000 TL olarak düzenlenmesi ve kefil de bulunması halinde kabul edeceğini söyler. A şartları sağlar ve alacaklı B olsa da bono C lehine tanzim edilir. A bono düzenler ve teslim eder ancak çeki C'den almaz. Akabinde öğrenir ki C konusu aynı alacağı ihtiva eden bonoyu da ayrı bir alacakmış gibi kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe koyar. Çek alacaklı vekiline elden ödenir ve makbuz alınır. Buraya kadar ki süreçte belirtme gereği duyduğum ayrıca iki mesele var. Birincisi çekin tahsili için açılan takipte B, A ile birlikte borçlu olmasına rağmen gerçekleştirilen her türlü haciz işlemi sadece A aleyhine gerçekleştirilmiş ve B'ye ödeme emri bile tebliğ edilmemiştir. Bu husus B ile C'nin danışıklı hareket ettiğini açacağımız menfi tespit davasında ispata elverişli midir? İkinci husus ise alacaklı vekili yapılan ödemeyi icra dosyasına bildirmemiştir. Baroya yapılacak bir şikayetin nasıl neticeleneceği hakkındaki görüşlerinizi merak etmekteyim.

Devam edecek olursam, B ve C hakkında savcılığa tefecilik ve dolandırıcılık suçlarından şikayette bulunulur. B'nin daha önce tefecilikten ve bir çok suçtan sabıkası bulunmakta. Ayrıca halk arasında polisin araştırma tutanağında da yazılı olduğu üzere B'nin tefeciliği meslek haline getirdiği, ancak bir suç isnadı ile karşılaşmamak için kambiyo senetlerini üçüncü kişilere ciroladığı ve dikkat çekmemek adına yaptığı ciro işlemi sayesinde kendisini de icra dosyalarında borçlu olarak gösterdiği bilinmektedir. Sonuç olarak, savcılığa yapılan şikayet bono için başlatılan icra takibinde bir müddet durgunluğa sebep olsa da bugün görülmektedir ki A'nın taşınmazlarının kıymet takdiri yapılmış ve kıymet takdirinin tebliği istenmiştir.

Bu paragrafta alacaklı vekili ile yaşanan süreci ayrıntılı olarak izah etme gereği duyuyorum. Alacaklı vekiline çek takibi için yukarıda bahsettiğim ödeme yapılırken dosyanın kapak hesabı 38.000 TL'dir. Alacaklı vekili ilk dosya için 45.000 TL alacağını bunu müvekkiline vereceğini ve ödenmesi halinde borçluya borcu yoktur kağıdı vereceğini, o dönemde takip açılışı 36.000 TL civarında olan bono takibi için ise ikinci taksit olarak 15.000 TL alacağını, bunun kendisinin avukatlık ücreti olduğunu, ödenmesi halinde de dosyaya haricen tahsil talebinde bulunacağı söylemiş ve bu yönde düzenlenen protokolde ödenen tutarların yanlarına tahsil harcı borçluya aittir şerhi düşmüştür. Burada merak ettiğim husus bir menfi tespit davasında yukarıda anlatılan tüm hususların izahının yanında alacaklının 35.000 TL'lik alacağının sebepsiz yere 20.000 TL'sinden feragat etmesi mahkemece hayatın olağan akışına uygunluk ölçütü ile değerlendirmeye alınacak mıdır? Bu konu hakkındaki görüşleriniz benim için oldukça değerlidir.

1- Açılacak bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası bir zamanaşımı süresine tabi midir?

2- Yukarıda anlatılan olay örgüsünden de anlaşılacağı üzere olaylar ile ilgili dinletebilecek bir tanık bulunmamakta. Yazılı delil sadece ilk dosyanın ödendiğini belirten bir makbuz ile protokolün devamı niteliğinde olan ikinci dosya için 15.000 TL ödenecektir vs. diye yazılı olan bir protokol metni. Bu haliyle bu tip bir davayı kazanmak ne kadar mümkün?

3- Açılan soruşturma dosyası menfi tespit davası için bekletici mesele yapılabilecek midir? Ayrıca menfi tespit davasının ispatında ceza davası ne kadar etkili olacaktır?

Uzun yazdığımın farkındayım. Sabırla okuyan ve cevaplayan meslektaşlarıma şimdiden teşekkür ederim.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Menfi Tespit - Bedelsiz Çek-Tedbir Avukat Canip Kazan Meslektaşların Soruları 14 13-01-2017 14:57
karşılığı olamayan senet - menfi tespit davası AV.FATİH Meslektaşların Soruları 4 29-11-2011 15:31
Bedelsiz kalan teminat senedi-menfi tespit davası Av.Hicran Danışman Meslektaşların Soruları 4 28-01-2009 18:18
menfi tespit davası, bedelsiz senet avturker Meslektaşların Soruları 2 06-01-2009 15:40
bedelsiz senet-menfi tespit davası!!! su. Meslektaşların Soruları 5 13-05-2008 13:40


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04205799 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.