Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yazdıklarımız - Yazdıklarınız. Üyelerimizin yazdığı ve bizlerle paylaştığı şiir, öykü, deneme ve diğer yazınsal türler.

Aşkın Büyüklüğü

Yanıt
Old 22-09-2006, 14:51   #1
PINAR YILMAZ

 
Varsayılan Aşkın Büyüklüğü

Görme engelli genç kız hastahane odasındaydı. Çok sıkılıyordu.Bir gün odasına biri girdi.''Merhaba ben doktor Fırat''dedi.Kız da ''Bende Ayşe,memnun oldum diye cevap verdi.Fırat Ayşe'ye şöyle dedi; ''Bu oda çok güzel.Yatak örtün ve koltukların pembe,duvar rengin ise cıvıl cıvıl,çok şanslısın.'' Ayşe heyecanla ''gerçekten mi?''dedi.Fırat da ''evet'' diye cevapladı.Birlikte çok güzel muhabbet ettiler.Ayşe'nin sıkıntısı aklına bile gelmiyordu.Fırat'a bağlanmıştı.Birbirlerinden bahsettiler.İyice tanışmış oldular.Sonra Fırat Ayşe'yi pencerenin önüne getirdi. ''Tam aşağıda bir park var.Çocuklar oynuyor.Kimi pamuk helva yiyor.Sevgililer birbirlerine sarılıp,yürüyorlar. Birbirlerini öpüyorlar.Her yerde renk renk çiçek var.Kuşlar ötüyor.''dedi Fırat.Ayşe; ''gözlerimin bir an önce açılmasını istiyorum,bu güzellikleri görmek istiyorum''dedi. Birbirlerine sıkıca sarıldılar.Akşam Ayşe uyurken Fırat odaya girdi.Ayşe uyandı.''Gel seni bir yere götürücem,çok eğleneceğiz''dedi.Ayşe itiraz etmedi.Hastahanenin bir yerinde sabaha kadar dans ettiler. O kadar mutlulardı ki, yüzleri gülümsüyordu.Ayşe Fırat'ı çok merak ediyordu.Bir an önce gözünün açılmasını istiyordu.Sonra yorulup koltuğa oturdular.Ateşli dudaklarıyla öpüştüler.Birbirlerini çok seviyorlardı. Ayşe;''evlenirsek sabaha kadar öpüşürüz çocuklarımız olur demi?''dedi. Fırat da ''Allah isterse neden olmasın''dedi.Ertesi gün Ayşe ameliyat oldu.Ve sonunda gözleri görüyordu.Ama odası Fırat'ın anlattığı gibi değildi. Pencereden baktı. Ne bir park,ne de bir güzellik vardı.Şaşırmıştı. Hemen Fırat'ı görmek istiyordu. Onu çok merak ediyordu.Hemşirelere sordu.Fırat diye bir doktor yoktu.Ölümcül hastalığa yakalanan bir hastanın adı Fırattı.Meğer Fırat 4-5 günlük ömrü kalan biriymiş.Ayşe bunu duyunca yıkılmıştı. Ne güzel hayaller kurmuşlardı.Fırat'ın Allah isterse neden olmasın sözünü şimdi anlamıştı.Öleceğini Ayşe'ye neden söylememişti.Bunu söyleseydi Ayşe yine hayattan zevk almazdı, şimdi anladı. Bir kere olsun Fırat'ı görememişti.Ama Fırat son günlerinde bile Ayşe'yi mutlu etmeyi başarmıştı...
Old 22-09-2006, 14:52   #2
PINAR YILMAZ

 
Varsayılan

Sizcede insan aşkla ve aşkıyla(aşık olduğu kişiyle) her engeli aşabilir mi?
Old 03-01-2007, 17:09   #3
ORHAN DUMAN

 
Varsayılan

Sorunları aşarlar aşarlar da.. Aştıkları anda, Aşk denen bir şey kalmaz ortada..
Old 03-01-2007, 17:46   #4
PINAR YILMAZ

 
Mutlu

Neden kalmasın ki..İnsan sadece sorunları olduğu zaman mı aşık olur.Sorunlar aşıldığı zaman aşk biter mi.Bence bitmez.Evlilkten önce aşk vardır.Evlenince aşk biter sevgi kalır sözünede inanmıyorum ben mesela..İnsan sorunları varkende yokkende yada evli olduğunda veya olmadığında her durumda aşık olabilir.Daha doğrusu aşık kalabilir.Gerçekten aşık olmuşsa tabi.....
Old 03-01-2007, 17:50   #5
üye13144

 
Mesaj

Aşık olduğu kişi insana en önemli engel olmazssa aşarlar her türlü zorlugu...
Old 22-01-2007, 11:13   #6
yağmurdamlası

 
Varsayılan AŞk Var Mi Bİlemem Ama Kiymetİnİ De Bİlen Yok..

Vallaha aşkı yaşayanlara karşı bir sözümüz olamaz onlara sadece mutluluklarının devamını dilemek düşer bizlere.Ama aşkı bulupta ya da kıymet vereni bulunca da kıymet bilinmiyor ki arkadaşlar.Aman aşkın ne kadar yalan olduğunu çevremizde de görüyoruz salla gitsin diyesin geliyor ama silemeyenleri görüyoruz ne yazık ki...Aşk anlatılmasına izin vermiyor sadece yaşıyorsun ama ne kadar sürer bu açıdab bir yorum yapamayız.Her şeyin hayırlısı ama aşklar bitmesin....
Güzel aşklar vardır elbettt.....
Old 18-02-2007, 22:34   #7
Envanter

 
Varsayılan

sorunları aşmak için aşık olmak mı gerekiyor.
ben bu olayı biliyorum daha önce bir yerde okumuştum çok uzun zaman önce.
aşk nedir. kız aslında hayata bağlılığını mutlu olmayı arzuladığını istemiş.
fıratın niyeti belkide bu kızın hiç bir zaman göremeyeceğini düşünerek kıza biraz olsun mutluluk yaşatmayı istemiş olabilir.
Old 18-02-2007, 22:49   #8
Envanter

 
Varsayılan

psikoloji kitaplarına meraklı olanlar bu olaya daha objektif bakabilirler. bu iki kişinin hissettiklerini psikolojilerini umutlarını algılamalarını duygusal yönlerini ele aldığımızda ortada aşk değilde duygusal yığılmalar olduğunu görürsünüz. duygu demek aşk demek değilmidir diye sorduğunuzda. bende size aşk nedir diye sorarım. bu iki kişinin beklentisi var birbirine karşı. kız zaten umutla hayata bağlanmak için bir sebeb arıyor olabilir. bu umudu canladıran bir başkasıda olsaydı aynı şeyleri hissedecekti. çünkü kendi beklentilerini harekete geçiren tetikleyen kişiye fazlaca minnet besleyecekti.
fıratın beklentiside hayata bağlılık ancak bunu ayşenin duygularını tetikleyerek telafi ediyor. fedakarca bir davranış.
aşk ile bir problem çözmek bana garip geliyor. bu işin içine mantığı koyduğumuzda duygusal düşünenler bana sitem edebilirler.
evet aşk bazı şeyleri aşmada sadece yardımcı bir unsur olabilir. aşk tek başına yeterli değildir.
Old 19-02-2007, 00:01   #9
Procurement Law

 
Varsayılan Aşktan Ne Anlaşıldığına Dair

Sayın Pınar Yılmaz,
Önemli bir soru sormuşsunuz. Şimdi bu soruya insanların büyük çoğunluğı iddialı yanıtlar verecek, "Aşk her engeli aşar!" diyecektir. Aslında buna inanmadığımı söylemek istemiyorum, ancak verilen bu tür yanıtların samimi olduğuna inanmakta biraz güçlük çekebilirim. Zira bu, olması gerekeni ifade ediyor. Oysa ki gerçek yaşamda, "her engel" şöyle dursun, en küçük sorunların dahi, sizin "aşkınız", "sevdiğiniz" olduğunu iddia edenler tarafından büyütülmesi, hislerinizin ölmesine neden olabilmektedir.
Ayrıca Oğuzhan Özgür Beyin söylediğine de tamamen katıldığımı belirtmeden geçemiyeceğim.
Son olarak altını çizmek istediğim bir husus var:
Aşk, ancak engeller çıktığında bitmediği, engeller çıktıkça güçlendiği ve bu engellere karşı dayanıklı olabildiği ölçüde büyür ve gene bu oranda "gerçek aşk" olarak adlandırılmayı hak eder!...
Old 19-02-2007, 00:10   #10
av.sgenc

 
Varsayılan

Aşık olmayacaksın ama çok derinden seveceksin...
Old 19-02-2007, 00:20   #12
av.sgenc

 
Varsayılan

Hayır kesinlikle aşık olmayacaksınız. O sınırı da koymayı bileceksiniz. Aşk bir gün biter ama sevgi bitmez...Aşık olmak insana da zarar veriyor zaten.
Old 21-02-2007, 23:28   #13
Envanter

 
Varsayılan

aşık olmak yasakmı yahu arkadaşlar. gerçi duygular kişiye hastır. iyi bir biçimde empati kurulsa dahi karşımızdaki kişinin bize beslemiş olduğu bizim ona beslemiş olduğumuz sevgimizden fazla yada az olabilir. yani bir taraf fazla seviyordur.
derinden seveceksin. BAŞÜSTÜNE
kesinlikle aşık olmayacaksın. BAŞÜSTÜNE
sevgide aşkta insani duygulardır arkadaşlar. ancak cahilin sevgisi ve aşkı kültürlü bir kişiden kesinlikle farklıdır. duygu yükü bakımınıdan söylemiyorum. sevgi ve aşkın vermiş olduğu atmosferde bizim karşımızdaki şahsa olan tavırlarımızın bir çıktısıdır. bu çıktı her insanda farklıdır.
aşkı belirleyen gerçek unsur biz daha bebekken anne ve babamızın bizlere vermiş olduğu sevgi ve ilginin hoşgörünün bir ürünü olabileceğini hiç düşündünüzmü. sağlıksız bir ailede yetişen bir genç diyelim aşık olduğu kızı çok seviyor. kızın yetişme şeklide sağlıksız diyelim. bu iki kişinin aşkı sağlıksız boyutlarda gerçekleşir. çünkü bu insanlar anne ve babaları tarafından sevgi verilmemiş hoşgörü duyulmamış şefkat beslenmemiş oldukları için bu tür duygulara karşı yabancıdırlar ve yabancı oldukları için sevgisini davranışlarında ve aşklarında olumlu bir şekilde yaşayamacaklardır. yani kısacası sağlıksız bir ilişki ve hüsranla biten bir aşk öyküsü yaşanmış olacaktır.
psikolojik etmenler göz önüne alındığında sağlıklı yetişen yani yukarıdaki satırlarda ifade ettiğimin tam tersi şekilde yetiştirilen gençler sağlıklı bir ilişki sağlıklı bir sevgi ve mutlu bir aşk yaşayacaklardır. ancak anne ve baba bu tür sevgi ilgi hoşgörü şefkat gibi duyguları çocuğuna beslere gençliğinde yaşayacakları aşklar muhteşem olur arkadaşlar.
Old 22-02-2007, 14:11   #14
Procurement Law

 
Varsayılan Rasyonelleştirilmiş Aşk Anlayışı

Yazının başlığını okuyunca, "Nasıl olabilir böyle bir şey?" sorusunun zihinlerde canlanması mümkün. "Var olan, varlığının farkına varılan her şeyi söylemek zorunda mısın?" diyenler de çıkabilir. "Olan"ı söylemekte yanlış bir yan göremiyorum...
Evet ne yazık ki başlık doğru. Daha doğru bir anlatımla, "bazı insanların aşkını (eğer buna aşk denirse) rasyonelleştirdikleri", ya da en azından dönem dönem de olsa rasyonelleştirmeye çalıştıkları yadsınamaz bir gerçektir. Böyle düşünenler - sadece düşünürler zaten, hissetmezler hissetseler de hissetmemeye çalışırlar- aşkı, "Diğer duygulardan herhangi bir anlamda üstün olmayan; korku, hüzün, arkadaşlık, acıma gibi duygularla eş değerde olan ve dolayısıyla insan aklıyla kontrol edilebilen, seviyesi ayarlanabilen, yapay ve tamamen kontrol altında bulunan etkilenimler bütünü" şeklinde tanımlarlar. Bu zihniyet, aşk ile mantığın karıştırılması, kombine edilmesi suretiyle doğrunun bulunmasında, kişinin geleceğini ve belki de kaderini etkileyebilecek kararların mantıksal çıkarımlar ve usavurmalar yoluyla alınabilmesinde herhangi bir sakınca da görmez.
Şekli mantık kurallarını hepimiz biliriz: Özdeşlik, çelişmezlik, üçüncü şıkkın imkansızlığı... Bir de mantık bilminin olmazsa olmazı olan önermeler var tabii ki. "Aşkını rasyonelleştirenler", gönül meselesine ilişkin bir konuda tümevarıma gitmede tereddüt etmezler, ancak ısrarla böyle yapmadıklarını iddia ederler. Örneğin; "Bir kadın ve bir erkeğin evlenebilmesi için tüm şartların uygun olması gerekir.(Büyük Önerme) A, kadın; B ise erkektir, ancak A ve B'nin evlenmesi için tüm şartlar uygun değildir. (Küçük Önerme) O halde A ve B evlenemez. (Vargı-Hüküm)" İşte bu kadar...
Bu noktada, Sayın Ahmet Kezer'in www.adalet.org sitesinde "Manuel Akıl" konusunda yazdıkları oldukça dikkat çekicidir. Sanırım rasyonelleştirilmiş aşk anlayışı, Sayın Kezer'in "Manuel Akıl" dediği kavramın bir yansıması olsa gerektir. Sayın Ahmet Kezer bunlar için demektedir ki; "... merkeze kendini ve iğdiş edilmiş,tesir altında kalan, değiştirilmiş iradesini koyduğundan , son derece bencildir ve hatasını kolay kolay kabul etmez. Dış dünyaya yansıyan maddi gerçeklikteki bulunan mevcut iradesinin ne kadarı kendisinin, ne kadarı dış etkinin olduğunu yönündeki tartışmaya da asla ve asla girmez…Tartışmaya girdiği anda da tüm değer ve felsefesinin ters yüz edileceğini, rahatının kaçacağını çok iyi bilir… Statükoyu hakikate tercih ettiğinden her yönüyle katıdır.
Manuel akılda duygu ve hisler tamamen düzleştirilip, köreltilmemiştir. Bireylerin duygusal ve beyinsel sinirleri mevcuttur. Fakat bu duygusal ve beyinsel sinirler kendi doğal ve tabi mecrasından akmaz. Bireyse; duygusal ve beyinsel sinirlerinin var olduğunu, eylem ve söylemlerinde onu kullandığını görür, temas ettiği şeylerin sonuçlarını içselleştirir. Yanlış verilerden doğru sonuç çıkmaz. Kimi zaman bu durum olabildiğince açık kimi zamanda tesir ve etkinin derecesine göre olabildiğince kapalıdır. Manuel akılda bireyin durumu; başkasının yumurtası üzerinde kuluçkaya yatan deve kuşuna benzer! Deve kuşu kuluçka sonucu yumurtadan ne çıkarsa sahiplenir ve benimser! Oysa bazen deve kuşunun sahiplendiği yumurta bir timsah yavrusuna ait olabilir! Timsah yavrusu büyüdüğünde doğası gereği “manuel aklı kullanan” annesini?!” ham ettiğinde, ateşin her zaman yakıcı olduğunu/olacağı anlaşılır; ancak filmin bittikten sonra katilin ismini söylemek marifet değil, bilakis gülüç bir durumdur."

İlginçtir ki, bu tür insanlar, Sayın Kezer'in de belirttiği üzere, gerçek aşkı bilmedikleri, davranış ve tutumlarının kendileri dışındaki kişi ve faktörlerce yönetildiği hatırlatıldığında inanılmaz bir şekilde sert ve güçlü bir savunmaya geçmekte, dışsal süje ve objelerin ya da olayların etkisiyle yaptıklarını akıl almazcasına sahiplenmektedirler. Çünkü kendilerinin değil başkalarının, başka şeylerin istediği yönde davrandıklarını itiraf etmek, doğal olarak hiç de tercih etmeyecekleri, onur kırıcı ve kişiliksizliklerini gözler önüne serecek bir tutumdur.
Fakat daha da ilginç olanı, kendileri gibi olmadıkları için kaybettiklerinde, bir anda, rasyonelleştirilmiş, kendilerince mantıksal sakıncaları seyreltilmiş ve optimum noktada seyreden sui generis aşkları (!) aniden depreşmektedir. Kendileri ile başkalarının, kendileri dışındaki etkenlerin kurduğu bir cenderede sıkışmakta, tıpkı bir sarkaç gibi oradan oraya salınıp durmaktadırlar. Bunlar, hayatı şekillendirmektense, hayatın onları şekillendirmesini daha kolay bulmakta, kendi iradelerinden bağımsız olarak ortaya çıkan ve onları yöneten olayları ısrarla savunmakta, sınırlı zamanlarda da olsa "kendileri oldukları" taktirde bundan büyük pişmanlık duymakta, duyguların kılavuzluğunda hareket etmenin pragmatist açıdan olumlu sonuçlar doğurmayacağını beyan edebilmekte, bu nedenle hissettiğin gibi olmayı, hissettiğin gibi davranmayı mantık bilimine özgü bir deyimle nitelemekte, "yanlış" diyebilmektedirler.
Bunların en büyük yanılgıları ise salt duygusal bir mevzu olan aşkın içerisine enjekte etmeye çalıştıkları mantık bilmini dahi pek iyi bilmemelerinden kaynaklanmaktadır. Zira temel mantık ve sosyoloji bilgisi olanlar kabul edecektir ki; olmayan şeyler mantıksal çıkarımlarla ya da normlarla yaratılmayacağı gibi, var olan şeyler de aynı şekilde yok edilemez. Başka bir anlatımla, "X var ise, X'in olmadığına ilişkin bir sonucu, hükmü ya da vargıyı içeren tüm önermeler yanlıştır."
Sonuç olarak, kişinin bir başkasına karşı hissettikleri, rasyonalite ya da başka ad altında mantıksal paradigmalarla budanmaya ya da yok edilmeye çalışılsa da, yapılan sadece bir kandırmacadan ibarettir. Çünkü, yukarıda bahsi geçen önermelerin sonucu olumsuz olsa da ("X ve Y'nin bir araya gelmesi mümkün değildir" gibi), kişinin iç dünyasından çıkmayan duyguları, bu önermenin yanlışlığını gene kendisi kanıtlarcasına, açığa vurmakta ve kısır döngünün olumlu aşamasına geçmektedir. Sonraki aşama ise; karşısındaki kişiden olumlu tepki alması durumunda, "karşılıklı ve doğal, içten gelen, katıksız aşk olarak adlandırılabilecek duyguların açığa çıkmasından rahatsız olup, yanlışlığını kendisinin de bildiği mantıken sakat önermelere sarılmak ve yine sonradan pişman olacağı davranışlarda bulunmak, hissettiğin gibi olmanın yanlışlığından dem vurmak" olacaktır. Karşısındaki insan bu döngüye son vermedikçe, tenis maçına da benzeyen bu garip olaylar sürüp gidecektir...
Old 22-02-2007, 14:29   #15
av.semire nergiz

 
Varsayılan

Allah herkesi, tüm sevdiklerimizi aşkın gazabından korusun.Aşkı bilenler ne kadar tehlikeli olduğunu da bilirler ve çok rahat duama aminnnnnnnn diyeceklerdir.Aminnnnnnnnn
Old 03-03-2007, 23:38   #16
PINAR YILMAZ

 
Varsayılan

Sevgili Semire evet aşk gerçekten tehlikelidir.Ama yinede ben tüm insanların aşksız yaşamasından değil aşkı yaşamalarından yanayım.Herkesin aşkı yaşamasını diliyorum bende..
Old 26-07-2009, 18:16   #18
suskun_juliette

 
Varsayılan

Semire Hanımın duasına gözüm kapalı amin diyorum,valla çok doğru bir dua etmiş kendisi,tebrik ediyorum
Old 26-07-2009, 20:13   #19
Academic

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan PINAR YILMAZ
Sizcede insan aşkla ve aşkıyla(aşık olduğu kişiyle) her engeli aşabilir mi?

Kısa süre için evet. Aşkın ömrü ve aşkın kimyasına ilişikin pek çok şey yazılıyor ve insanlar aşkın ne kadar sürdüğü ile çok ilgililer biliyorsunuz. Soruya verilen ortak yanıt genellikle aşkın kısa sürdüğü yönünde.

Bir çeşit plesabo etkisi denebilir belki aşkın her tür engeli aştığı yönündeki inanılanlar. Plesabo ilaç süsü verilmiş küçük şekerlerin bunların ilaç olduğuna inanılan hastalarca içildiğinde iyileştirme etkisi olarak kısaca açıklanabilir. Sanırım aşk da böyle bir etki bırakıyor olabilir. En azından engeller karşısında direnci arttırdığı bir gerçek. Yalnız aşkın kavuşulduğunda artık aşk olmaktan çıktığını ve yerini farklı şeylerin doldurduğunu düşünüyorum. Belki aşk ortada engeller olduğunda insanları birbirine bağlayarak direnci artırması ile önünde durulmaz bir set yaratıyor olabilir. Ancak Tipik Türk Filmlerinde genellikle mutlu sonların ardından neler olduğu ile ilgilenilmez. Severler, sonra bir sürü engeller çıkar ama kavuşurlar ve o noktada ekran kararır ve SON yazar. Ardından 3-5 yıl sonra ise ne olduğunu bilmeyiz Bütün büyük aşk masallarına bakarsak sonunda kavuşma yoktur. Aşkın vücutta yarattığı etkinin manik depresiflerin yaşadıkları türde olduğuna dair bir takım araştırma sonuçları var. Aşkın uzun sürmemesi de belki de bizim yararımıza. Tüm yaşamınızı tek bir şeye endeksleyerek yemeyip içmeyerek ve başka bir şey düşünmeyerek geçen zaman diliminin çok fazla sürdüğünü düşünelim o zaman kariyermiş, çalışmaymış, meslekte başarıymış herşey bir kenara atılırdı.. Aşkın kendisi dengesiz bir ruh halidir çünkü..

Old 27-07-2009, 15:34   #20
suskun_juliette

 
Varsayılan

Plesabo teşbihi son derece yerinde bir teşbih olmuş
Old 11-09-2009, 01:16   #21
albertina

 
Varsayılan

Aşk ki; Ferhat'a dağları deldirmiş, aşk ki; pervaneye acımamış mum alevinde yakmış, aşk ki; Kays'ı Mecnun yapmış...Aşkın büyüklüğünü ancak aşkın ateşine düşmüş kişiler anlar...Zaten onlarda tabiri caizse (kusura bakmayın) ya aşkından delirir ya da kendini dine verir...Yoksa bu dünya onlara dar gelir...
Saygılarımla...
Old 06-12-2009, 19:40   #22
ORHAN DUMAN

 
Varsayılan Otuz ay sonra..

Alıntı:
Yazan PINAR YILMAZ
Neden kalmasın ki..İnsan sadece sorunları olduğu zaman mı aşık olur.Sorunlar aşıldığı zaman aşk biter mi.Bence bitmez.Evlilkten önce aşk vardır.Evlenince aşk biter sevgi kalır sözünede inanmıyorum ben mesela..İnsan sorunları varkende yokkende yada evli olduğunda veya olmadığında her durumda aşık olabilir.Daha doğrusu aşık kalabilir.Gerçekten aşık olmuşsa tabi.....


Sevgili Pınar, yaklaşık 30 ay önce bu satırları yazmıştın..Geçen zaman içerisinde ne gibi değişiklikler yaşadın merak ettim? Değişen şartların duygularını da değiştirdi mi mesela?
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Aşkın Hukuki Niteliği ! :))) Sibel Site Lokali 38 20-09-2012 20:54
Aşkın Kanunu suigeneris Site Lokali 6 25-05-2007 13:34
Aşkın Diyalektiği Huzeyfe Kitap 0 22-06-2006 18:17
Aşkın Kanunu suigeneris Site Lokali 4 17-10-2003 12:07


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05906391 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.